Dişler ağız içerisindeki kemikle tam anlamıyla birleşmeden fibril bağlarla kemiğe tutunurlar. Bu yapı sofistike bir düzen içerisinde dişten gelen kuvvetleri kemiğe iletmektedir. Bu olay bir nevi süspansiyon görevi görmektedir. Bazen sistemik rahatsızlıklar ve lokal etkilerle dişin bu bağlantı mekanizmasında bozulmalar oluşur. Oluşan bozulmalar ise diş ile kemik arasında ankiloz denilen tam kaynamalar meydana getirebilir. Böyle durumdaki dişlerin çekilmesi gerektiğinde bir takım komplikasyonlar oluşabilmektedir.

Ankiloz olan dişlerin çekimi normal dişlere göre olabildiğince güç olmaktadır. Normal bir dişin kemik içerisinde hareketlendirilmesi olabildiğince basit olabilirken bu dişlerde kemiğe aşırı travma uygulamak hem de bazen kemik kaldırmak gerekebilmektedir. Bu tür durumlar genel olarak diş çekiminin ardından kalan kemik dokusunun kanlanmasını ve dolayısıyla iyileşmesini güçleştirir.

Diş çekiminin akabinde hastanın bakım yöntemlerine uygun davranması da bu durum üstüne olabildiğince tesirlidir. Yeterli ağız hijyeninin sağlanamaması ve dolayısıyla ilk oluşan kan pıhtısının kaybı ile birlikte bölgenin çıplak kalması kemiğin üstünde iltihabi bir durum başlamasına imkân sağlar. Bu etaba gelen kemik de ileri derecede Ağrı ve koku oluşmaktadır. Kemikteki bu iltihabın nedeni ne olursa olsun temeli kemiği örten kan pıhtısının kaybedilmesine bağlıdır. Bu nedenle genel olarak hekimin o bölgeye bir takım lokal ağrı kesiciler uygulayıp tekrardan kanamanın sağlanıp çıplak kemiğin kan pıhtısı ile örtülmesini sağlaması beklenmektedir.

Yaklaşık olarak 9 - 10 güne kadar varabilen ve giderek azalan tarzda ağrılara sebebiyet veren bu iltihabı önleyecek en mühim şey oluşmasına baştan izin vermemektir. Bu nedenle her türlü cerrahi prosedürden sonra uygun hijyen şartları oluşturulmalıdır. Özellikle sigara Alkol ve sıcak içeceklerden ilk 48 saat uzak durulmalıdır.