Ağrılarınız Yaşam Kalitenizi Düşürmesin

Ağrı ve yaşam kalitemiz arasında görmezden gelinemeyecek bir bağlantı vardır. Kimse dişi ağrırken yediği yemekten zevk alamaz ya da boynu ağrırken güzel bir gecede eğlencenin tadını çıkaramaz. Ağrı hissi, psikolojik ya da fiziksel, mutlaka bir sebebe dayanmaktadır. Ağrılarınızın kaynağını keşfetmezseniz ve holistik bir çözüm bulmazsanız yaşam kalitenizin düşmesi kaçınılmaz.

En önemli tıp alimlerinden İbn-i Sina’nın “Kendini hissettiren organ hastadır” sözünü belki duymuşsunuzdur. Duymadınızsa buna benzer tespitleri yakınlarınızdan, özellikle de güngörmüş büyüklerden sık sık işitirsiniz. Ağrısı olan insan kendisini dış dünyadan yalıtmak ister. Sosyal ve iş yaşamındaki etkinliği azalır. Uyku ve yeme düzeni bozulduğu için ağrı hissinin artması ve sağlığın daha da bozulması mümkündür. Özellikle kronik ağrılarda kişi artık hayattan zevk alamaz noktaya gelebilir.

Ağrı hissi çok çeşitli sebeplerle kendini duyurabilir. Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (IASP) ağrıyı nörofizyolojik açıdan

1-Ağrılı uyaran ile ortaya çıkan (deriden ya da iç organlardan),

2-Sinir sisteminin tutulum yerine göre (merkezi ve periferik),

3-Psikojenik olmak üzere üç türe ayırıyor.

Ağrı, tanım olarak beden hasarını işaret etse de kimilerinde sadece hislerle alakalı olabilir. Özellikle omuz ve sırt bölgelerine yayılan ağrının psikojenik olma ihtimali yüksektir. Stres kaynaklı bu ağrılar hem iş hem de özel yaşamınızı sekteye uğratacaktır. Yaşadığınız probleminiz için bir fizyoterapiste göründüğünüzde sizi multi-disipliner çalışma ilkesiyle ilgili bir başka uzmana yönlendiriyorsa fizyoterapistinizin talimatına uymalısınız. 

Ağrının kaynağı gerek fiziksel gerekse ruhsal olsun holistik yani bütüncül fizyoterapi yöntemi etkin bir çözüm sunacaktır. Ağrının kronikleşmemesi, kanser gibi çok ciddi hastalıklardan kaynaklanıyorsa yaşam kalitesini mümkün olduğunca az etkilemesi için bir çok holistik çalışma kanıta dayalı tıpta mevcut. Nasıl ki bedenimiz her türlü dış etkene karşı fiziksel ve ruhsal savaş verirse holistik fizyoterapi de bu doğrultuda kişinin fiziksel ve ruhsal yapısını bir bütün olarak ele alır.

Ağrı kişiye özeldir, herkesin ağrı eşiği farklıdır ve ağrı hissinin kişide yarattığı sıkıntı özeldir. Bu sebeple de her ağrının değerlendirmesi kişinin özelliklerine bakılarak yapılmalıdır.  Ağrıya anlık olarak odaklanıp, kişiye verdiği somut sıkıntıları gidermektense bütüncül bir bakışla kaynağın derinine inmek ve nedensellik ilkesiyle hastanın tüm yaşamını kapsayacak çözümler sunmak, holistik fizyoterapinin yöntemidir. 

 Fizyoterapist Ahmet Burak Sezgin