22.04.2015 02:30 | Son Güncelleme:
MOR SAYFA - e-posta: kadin@milliyet.com.tr Adres: İzzet Paşa Mahallesi Abide-i Hürriyet Caddesi No:162 Çağlayan-Şişli 34387 - İSTANBUL

Aile Bakanlığı kreşten yoksun

‘Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetleri’ panelinde konuşan, KEİG yetkilisi Gülnur Elçik, Aile Bakanlığı’nın kreşinin olmadığını, Çalışma Bakanlığı’nın ise bir kreşinin olduğunu söyledi...


KEİG Platformu’ndan Gülnur Elçik, çoğu belediyenin kreş hizmeti sunmadığını ama annelik eğitimi verdiğini vurgulayarak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda bile kreş olmadığını ifade etti.
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu önceki gün Eğitim Reformu Girişimi (ERG), Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), UNICEF, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve BM Kalkınma Programı (UNDP) ile birlikte “Erken Çocukluk Bakım ve Eğitim Hizmetleri” adıyla İstanbul’da bir panel düzenledi. KEİG Platformu’ndan Nihal Şirin Pınarcıoğlu, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında 6 yaş altı çocuk bulunan hane sayısı bakımından Meksika’dan sonra yüzde 35 ile ikinci sırada yer aldığını söyledi.

Babalar çocuklarına bakmıyor
Pınarcıoğlu ayrıca, TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 0-5 yaş arası çocukların bakımını annelerin üstlenme oranının yüzde 89.6, bu oranın babalarda ise yalnızca 1.5 olduğunu ifade etti. KEİG yetkilisi, iş hayatını terk eden kadınların gerekçeleri arasında ilk sırada çocuk bakımı ve eğitimi olduğunu dile getirdi.
KEİG Platformu’ndan Gülnur Elçik ise çoğu belediyenin kreş hizmeti sunmadığını ama annelik eğitimi verdiğini vurguladı. Elçik, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bile kreşi olmadığını, Çalışma Bakanlığı’nın ise zemin katın altında, tek penceresi bulunan bir kreşi olduğunu anlattı. Babaların çocuk bakımındaki rollerine de değinen Elçik, “Kadınlar, ‘Adamlar neden bakmıyor bu çocuklara’ diye şikayet ediyor” dedi.
 

‘Erkekliği ıslah etmek gerek’
AÇEV’de 1996 yılından beri yürütülen Baba Destek Programı’nı anlatan Hasan Deniz ise babalık rollerinin erkeklik mitleri sorgulanmadan dönüştürülemeyeceğini vurguladı. İlgili babalığı inşa etmek için öncelikle “Baban gibi ol”, “Baban kızar” gibi söylemlere neden olan ‘erkekliği’ ıslah etmek gerektiğini belirten Deniz, babaların sadece çocuklarıyla oyun oynayarak vakit geçirmesinin babalık görevi açısından yeterli olmadığına, yedek kıyafet alma, çocuk beslenmesinde sorumluluk alma gibi konuların da önemine dikkati çekti. Deniz, “Çocuğun ailede nasıl bir iş bölümü deneyimlediği, çarşafı kim topluyor, yemeği kim ısıtıyor gibi, toplumsal cinsiyet rolleri açısından çok önemli” diye konuştu.

Ünlüler Mor Çatı’ya destek için buluştu

25 yıldır, kadın olmanın gücüyle güvenin, dayanışmanın ve ayakta kalmanın sembolü olan Mor Çatı, iş, sanat ve cemiyet dünyasının isimlerini “Mor Çatı dostları kadına yönelik şiddete karşı 25. yıl dayanışma yemeği”nde biraraya getirdi. Yıllardır kadına yönelik şiddet için mücadele veren Mor Çatı’ya gelir sağlamak amacıyla düzenlenen yemeğe, Türkan Şoray, Beren Saat, Ezgi Mola, Cansu Tosun, Esra Dermancıoğlu, Banu Güven, Deniz Marşan, Tanem Sivar, Ayşe Tolga, Ayşe Deniz Yeğin, Başak Dizer, Ayça Sytmen, Zeynep Tosun, Raissa Sason, Vanessa Sason, Aycan Ece Yörenç, Gülseren Onanç ve Bağış Erten gibi isimler katıldı.
Mor Çatı’nın 25 yıldır kadına yönelik şiddetle mücadele alanında gerçekleştirdiği faaliyetlerine ve bu faaliyetlerin devam edebilmesi için dayanışmanın önemine değinen, Nacide Berber’in yaptığı açılış konuşmasının ardından, Mor Çatı kurucularından avukat Canan Arın, kuruluş sürecini, psikolog Feride Güneri ise şiddete maruz kalan kadınları ve mücadele deneyimlerini anlattı. Gece Şebnem Ferah’ın verdiği mini konserin ardından birlikte söylenen şarkılarla sona erdi. (UMUT ÜNVER)

Kadına karşı açılmış bir savaş söz konusu

Uzun yıllar kadın hakları için çalışmalar yapan Gülsen Ülker, “Meclis’teki çalışma çerçevemi temel insan, doğa ve yaşam hakları oluşturacak” dedi.

HDP’den Ankara’da 2. bölgeden 2. sıra adayı olan Gülsen Ülker, Meclis’e girmesi halinde yapacağı çalışmalara ilişkin olarak  Milliyet’in sorularını yanıtladı:

Uzun yıllar kadın hakları için çalışmalar yapmış bir isim olarak sivil toplumdan siyasete geçişiniz nasıl oldu?
Kadın hareketi içinde yürüttüğüm mücadelenin devamı olarak görüyorum bu geçişi. Kadın politikasını şimdi de Meclis’te sürdürme imkanı olarak bakıyorum adaylığıma. Tabii bu adaylığın HDP’de olması, HDP’nin kadın meselesinde, eşitlik politikalarında bulunduğu yer, bunu içselleştirmiş ve uyguluyor olması büyük etken. Aynı zamanda HDP’den böyle bir teklif gelmesi de partinin kararlılığının bir sonucu diye düşünüyorum.

‘Kazanımlara sahip çıkıyoruz’

Bir feminist olarak, kadın politikalarında gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Siyasi iktidar tarafından çok açık bir biçimde kadınlara karşı bir savaş açılmış durumda. Neredeyse bütün kazanımlarımıza el konmaya çalışılıyor. Cinsiyet farklılığının kadın aleyhine işlemesi, fıtrat kavramı pekiştirilmeye çalışılıyor. Kendi hayatı hakkında söz söylemek isteyen kadınlar bunun bedelini canları ile öder oldu. Kadın cinayetlerinin artmasında, iktidarın eşitliği yok sayan, kadınların gülmesine, kaç çocuk doğuracağını, nasıl doğuracağını, ne giyeceğini belirlemeye yönelik söylemlerinin çok etkili. AKP’nin kadınlara müdahale eden baskıcı politikalarını kürtajın yasaklanması girişiminde, kız ve erkeklerin aynı evlerde yaşamalarına karşı söylenenlerde, 4+4+4 uygulamasında, okulların cinsiyete göre ayrıştırılması girişimlerinde görüyoruz. Ancak kazanımlarımıza sahip çıkıyoruz, çıkmaya devam edeceğiz. Kendi yeni yaşamımızı kuracağız.

‘Mücadelemiz sürecek’

Barış sürecinde Meclis’te yer alacak kadınlar nasıl bir fark yaratabilir?

Kadınların barış mücadelesinde önemli bir yeri var. Bugüne değin farklı platformlarda barış mücadelesini sürdürdük. Barış İçin Kadın Girişimi bunlardan biri. Barış sürecinin kadınlar eliyle Meclis’in de gündeminde yer alması mümkün olacak. HDP’nin kadın adaylarının neredeyse tümü bu mücadelenin içinden gelmiş durumda.  

Kadın meselesi dışında, hangi alanlarda aktif siyaset üretmeyi planlıyorsunuz?
Kadın meselesi hiçbir zaman sadece kadın meselesi olmadı bana göre. Dolayısıyla hayatın her alanı kadın mücadelesinin de alanı. Temel insan, doğa ve yaşam hakları benim çalışma çerçevemi oluşturacak.

(BURCU KARAKAŞ - İstanbul)

 

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0