“Güçlü aileler, iyi iletişimin tedaüfen gerçekleşmediğini, bunun için zaman ve çaba gerektiğini vurgular.”Nick Sitnnnett  ve John Defrain  söylemiş bu sözleri.

İletişimin sözcükler üzerinden yapıldığını düşünürsek, sözcüklerin en önemli olduğu yer belki de ailedir. Ailenin iletişim şekli, kullandığı dil, özen ile çocuğun dünyayı tanıma algılama ve baş etme becerileri şekilleniyor. İletişim sözcükler üzerinden gerçekleşse de, sözcükleri anlamlı kılan ise onları nasıl söylediğimizdir. Bir süre sonra fark edeceksiniz ki siz nasıl konuşuyorsanız, çocuklarınız da öyle konuşacaklar. Çünkü onlar bizi kopyalayarak öğreniyorlar. Bu hem bir öğrenme yolu hem de siz onların hayatındaki en önemli kişi olduğunuz için. Bu ne kadar büyük bir sorumluluk ve acaba ne kadar farkındayız?

Sizin hayatınızda küfür varsa onlarınkinde de olacaktır. Ayıp, yasak, “büyükler söyler ama küçükler söylemez” gibi mantıksız açıklamalar işe yaramayacaktır. Siz “aptal”, “salak”,”manyak” ,”cehennemin dibine git” gibi kelimeler kullanıyorsanız bilin ki o da arkanızdan gelecektir. Sakın sonra kimseye aptal deme, manyak demek çok ayıptır demeyin.

 

Siz   hangi  tür düşüncelerin ürünü olan kelimelerle konuşuyorsanız, o da o tür düşünmeyi öğrenecektir. “Bütün aksilikler beni bulur”, “ Mutlaka bir aksilik çıkar”, “şimdi alamam,yapamam,olmaz..”,”öffff hava ne kadar kötü,bir türlü ısınmadı”,”bu park da hep dolu,hiç doğru dürüst oyuncak yok..”

Dikkat ettiniz mi bu cümlelerin sahibi bir ebeveyn çocuğunun zihnini olumsuz düşüncelerle dolduruyor ve onun düşünme biçiminin negatife odaklı olması için elinden geleni yapıyor. Büyüdüğünde ise” sen ne biçim çocuksun her şeyin kötü  tarafını görüyorsun sıkıldım “diyeceksiniz.

Şikayet , eleştiri ve suçlama kurban zihniyetinin ürünü söylemlerdir ve bulaşıcı etki yaparlar. Aslında tüm duygular bulaşıcı  etkiye sahiptir. Çocuklarımızın sağlıklı, mutlu bireyler olması bizim konuşma içeriğimizle çok ilgilidir.

Aslında bu sizin de daha mutlu ve huzurlu olmanıza da hizmet eder.”

“İnsanlar bir şeyler yüzünden değil, şeylerle ilgili düşünceleri yüzünden acı çeker” der  Epiktetos  yanibizi üzen olaylar değil onlara yüklediğimiz anlamdır.

Başımıza gelen bir olay ya da durum için iki seçeneğimiz vardır, üzülmek, bağırıp çağırmak, kızmak, suçlamak, kavga etmek vb. ya da  bundan ne öğrendim, neyi farklı yapmak bir daha bunun oluşmasını engeller vb sorumluluk alan cümleler kurmaktır.  Sürekli suçlayan, şikayet eden, eleştiren ve bağırıp, çağıran bir  anne ya da babaya hatta ikisine birden sahip bir çocuk için daha kötü ne olabilir?

 Son olarak;Çocuklar yaşadıklarını öğrenirler;eleştiriyle yaşarlarsa, suçlamayı,utançla yaşarlarsa, kendilerini suçlamayı öğrenirler.

Çocuklar teşvik edilerek yaşarlarsa,kendilerine güvenmeyi,övgü alarak yaşarlarsa,takdir etmeyi öğrenirler. Dorothy   Law Nolte