Nedir, nasıl birşeydir aile? İki insanın hayatını birleştirdikten sonra çocuk sahibi olup, onları rastgele büyüttükleri bir ev mi? Kadının temizlikle, yemekle, çamaşırla uğraştığı, adamın ise akşama kadar çalışıp para getirmesi gerektiği bir sınırlar çerçevesi mi? Hayır kesinlikle değil.

Aile, içinde bulunduğu toplumun en güzel özetidir. Bir toplumu ayakta tutabilmek için ne gerekiyorsa bir aileyi ayakta tutabilmek içinde aynı şeyler gereklidir. Çok yönlü ve yaşayan bir kültürün yapı taşı olmakla birlikte aynı zamanda kendi içerisinde de aynı kültürü yaşatan koruyucu bir unsurdur. Aile yapısı ne kadar çok korunuyorsa toplumda o kadar korunuyor demektir. Çünkü toplumda ki bozulmalar ilk olarak ailede başlar.

Aile olma yolunda..
Aile olma yolunda adım atan iki insan, kendilerine has kişilik ve karakter özellikleri ile bu yola başlayacaklardır. Aslında iki farklı dünyanın birleşip, entegre olup, yeniden bir dünya inşa etmesi gibidir bu süreç. Zor ve bir o kadar sancılıdır. Yapılan araştırmalara göre ise evlilikte ilk beş yıl en kritik yıllardır. Çünkü iki insanın birbirini olduğu gibi kabullenmesi kolay olmayacaktır. Her iki tarafta kendi aileleri içerisinde nasıl bir düzende büyüdüler ise o düzeni arayacaklardır. Toplumumuzda klişeleşmiş ''annemin yemeği gibi'' kavramı aslında varolan herşey için geçerlidir. Taraflardan biri diğerini kendi kalıbına uydurmaya çalışırsa tabiri caizse savaş çıkar. Oturmuş olan kişilik yapısı değişime direnç gösteren köklü bir yapıdır. Her ne kadar aile olmak için hayatlar birleşmiş olsada karşıda ki insanın hala kendi başına diğerinden ayrı bir birey olduğu unutulmamalıdır.

Beklentiler
Evlilik öncesinde ve evliliğin ilk zamanlarında iki tarafında ''çok''  mutlu olma beklentileri ne kadar yüksekse hayal kırıklıkları o denli büyük yaşanır. Zaten hayat mutluluğun, acının, sevincin ve hüznün iç içe geçmiş halidir. Evlilik hayattan kopuk, toz pembe bir dünyanın kapılarını aralamaz hiç bir zaman. Zorlukların, mutsuzlukların, hayal kırıklıklarının zaman zaman yaşanabileceğini ama birliktede aşılabileceğini iki tarafında kabullenmesi gerektir. Bu kabulleniş kurulan bağı sağlamlaştırmakla kalmaz iki tarafa da güven aşılar.

Sen, ben ve biz..
''Biz'' olma kavramı, aile olmanın olmazsa olmazıdır. ''Sen''in ve ''Ben''in birleşip ''Biz''i oluşturmadığı müddettçe aile olabilmekten bahsedemeyiz. Aynı zamanda ''Biz'' kavramı içerisinde ki ''Sen'' ve ''Ben''in aileyi oluşturuken sahip oldukları kendilerine has özellikleri süreç içerisinde kaybetmemesi çok önemlidir. Çiftler genelde karşı taraftan değişmesini bekler, ama bu değişim gerçekleştiğinde memnuniyet oluşmayacaktır. Bu yüzden çiftler birbirini değiştirmek için uğraşmamalıdır. İki tarafında birbirini olduğu gibi kabullenmesi ilişki açısından da en sağlıklı olanıdır.

Sağlam ve köklü bir ailenin oluşması
Eşlerin birbirine güvenli bağlanması sağlam bir ailenin kurulmasında çok önemlidir. Güven öylesine kuşatıcı bir duygudur ki aileyi sardığında bireyler huzurun tadını çıkartacaklardır. Eşlerin, en başında birbirlerine güvenip öyle yola çıkması şarttır. Güven duygusu genel anlaşılan manada kolay kazanılan ve kaybedilen basit bir duygu değildir. Bir ömür her koşulda yanında olabileceğini bilmek ve hissettirmek güven duygusunun temelini oluşturur.

Bir sonraki unsur '' Affetmek'' ve ''Bağışlamak''tır. Hatalar her zaman yapılır ve yapılmaya devam edilir. Görmezden gelmek demek değildir ''affetmek''. Aksine sorunlardan kaçmak ve görmezden gelmek ilişkiyi yiyip bitiren bir parazit gibidir. Hata yapan tarafın hata yaptığını kabullenmesi, karşı tarafında bu kabulleniş karşısında insiyatif kullanarak affetmesi, eşleri birbirine yakınlaştıracaktır. İlişkilerde bu tip durumlar kriz olarak adlandırılır. Eğer krizi iyi yönetirse aile, bağlar güçlenir ve bireyler birbirine daha çok yaklaşır.

Bu koşullarda yola çıkan çift, ilerde çocuklarında katıldığı geniş bir aile olduğunda, iki kişi arasında ki bu bağın enerjisi çocuklarada aktarılacaktır. En başında halledilmeyen problemler, çocuklar olduğunda eşlerin birbirlerini daha çok ihmal etmesiyle birlikte artacaktır. O yüzden aile hanüz iki kişiden ibaret iken her iki tarafında birbirinin farkına varması  ve bu yönde adımlar atması sağlam bir aile kurulmasında çok büyük rol oynayacaktır.
 


KAYNAKÇA
1) William M. PINSOF,Jay L. LEBOW, Aile Psikolojisi:Bilimin Sanatı