Bebek ve ÇocukRSS
12.04.2012 - 10:07 | Son Güncelleme: 12.04.2012-10:09

Aileye düşen görevler

Sınavı, hayatın akışı içerisinde normal bir olaymış gibi görmek, hem çocuğun hem de ailenin stresini azaltır. Çocuğun sevdiği aktiviteleri kısıtlamak ya da ev düzenini sınava göre ayarlamak, durumu ‘olağanüstü hal’e getirir.

Sitene Ekle
Aileye düşen görevler

İNDA Çözüm Odaklı Danışmanlık ve Eğitim Merkezi’nden psikolog doktor Serkan Özgün, sınav  dönemlerinin stresini azaltmak için ailelerin alabileceği önlemler hakkında bilgi verdi.

DENGE KURUN: Aile yaşantısı belirli bir denge üzerine kurulur. Her ailede farklılık gösterse de aile üyelerinin üstlendikleri roller ve görevler var. Sağlıklı her sistem, ‘homeostasis’ dediğimiz bu dengeyi koruma eğilimi gösterir. Ancak günlük hayatın içerisinde farklı yaşam olayları bu dengeyi bozar. Bunlar; hastalık, kayıp, iflas gibi olumsuz durumların yanı sıra doğum, terfi, taşınma gibi olumlu da olabilir. Bir sistem olarak gördüğümüz aile, tüm bu değişimleri kendi mevcut dengesini tehdit eden unsurlar gibi yaşar ve stres gözlenir. Çocukların girdiği sınavlar da bazı aileler için böyle bir özellik taşır.
 
HAYATINIZI DEĞİŞTİRMEYİN: Genelleme yapmak mümkün olmasa da, birçok ailede sınav ve hazırlık süreci ciddi değişimle karşılanır. Aile tatilleri ertelenir, misafirler uzaklaştırılır, evdeki ses-aktiviteler çocuğun çalışma düzenine göre değiştirilir. Ailenin hafta, içi  hafta sonu trafiği, eğer çocuk dershaneye gidiyorsa buna göre düzenlenir. Daha da öteye gidilip, aile kutlamaları hatta kararlar ertelenir. Tüm bu değişimler, aslında ailedeki güç merkezini de değiştirir. Sınav, güç merkezi haline gelir. Artık her şey sınava göre planlanmaya başladığında, sınav aileyi yöneten etken haline gelir. 
 
STRESE YENİLMEYİN: Sınavın yönetmeye başladığı ailede stres yaşanır. Başka çocuklar, varsa kardeşler arası denge bozulabilir, kıskançlıklar ya da çatışmalar baş gösterir. Artan yükle eşlerin birbirine toleransı düşer ve çatışma zeminleri çoğalır. Normal yaşantısından uzaklaşan aile, zayıflar ve diğer stresli yaşam olaylarına dair de dirençlerinin düştüğü görülür.
 
‘OLAĞANÜSTÜ HAL’ OLUŞTURMAYIN: Aile, sınavı ne kadar ‘olağanüstü’ bir hal haline getirirse o kadar çok stres yaşar. Çocuğun sınava hazırlanması abartıldıkça ve aile yaşamı normal akışından farklılaştıkça, etki ağırlaşır. Olağanüstü halle karşı karşıya gelmek, yoğun tehdit algısına neden olur. Tehdit varsa zihin de, beden de farklı çalışır ve performans düşer. Bunu sporcularda ve farklı performanslarda engelleyici olarak görürüz. Birçok sporcu, antrenmanda çok daha iyiyken maçta düşük performans gösterir. Öğrenciler de kendi başlarına çalıştıklarında ya da denemelerde daha iyi sonuç alırken, ‘olağanüstü’ halin etkisiyle gerçek sınavda daha düşük notlar alır. 
 
Bunun panzehiriyse, ‘normalizasyon’. Birçok terapinin de önemli parçası normalizasyon,  mevcut yaşam olayına verilen olağan tepkilerin altını çizmekten ibaret.  “Bu son şansımız! X okuluna girerse hayatımız değişecek!”, “Şu sınavı verince hayatımız çok daha güzel olacak!” gibi aşırı vurgulardan kaçınmak önemli. Sadece çocuğun değil neredeyse tüm ailenin kaderi ve geleceği bu sınava bağlı gibi yaşanmamalı. Ayrıca sınavı, çocuğun hayatındaki son sınav gibi ele almamak gerekir. Bu sınav onun hayatında gireceği birçok sınavdan sadece biri.
 
Onunla konuşun: “Bu sınavda istediğini yapamamak hayatın sonu değil, başka fırsatların da olacak” gibi konuşmalar yapmak çocuğu rahatlatır. Bu dili kurmakta zorlanan aileler, çocuklarına bu esnekliği gösterirlerse onların gevşeyeceği ya da çalışmayacağı yönünde duygulara kapılır. Aksine bu dil, çocuklara sadece güven verir ve iyi bir performans için de bu güven gereklidir.
 
Serkan Özgün
Etiketler:
Yorum Yazın
Gönder
"Gece yarısında eski yağmurlar, Şarkı söylüyorlar sessiz usulca" sözleri hangi şarkıya aittir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX