Pazar
19.03.2017 - 02:30

Aklımı yedin akıllı telefon

Müjdeler olsun, sadeleşmeye doğru gidiyoruz! E normal çünkü şu anda her şey basit görünse de aslında çok karışık

Sitene Ekle
İnsallık Halleri  |  Şebnem Burcuoğlu sebnem.burcuoglu@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Akıllı telefonumun içinde böyle küçücük, mor renkte bir kurtçuk yaşıyor. Bu kurtçuk, bütün gece fişten çıkarmadan şarj ettiğim telefonumun şarjını evden çıktığım andan itibaren içten içten kemirmeye başlıyor. Telefonu çılgın gibi kullanmasam bile henüz iki saat geçiyor ki bir bakıyorum, şarjım bitmiş. Hemen bir kafeye oturuyor, mecburen içecek bir şey sipariş ediyor, boş priz bulup mor kurtçuğu besliyorum. Şöyle ki artık aksesuar olarak kolye değil, şarj takıyorum boynuma. Siz de deneyin, hatta şarjın kablosunu uzun tutup çift sıra dolayın. Ucuna da melek kanadı falan asın. Sempatik olur.

Ters açı

Akıllı telefon kullanmaya başladığımdan beri aklımın her geçen gün biraz daha azaldığını düşünüyorum. Bende ters açı yaptı. En başta telefon numarası ezberleme olayım bitti. Zaten sayılarla aram kötüydü, şimdi hepten papaz olduk. An itibarıyla bir tek annemin ve babamın telefonunu ezbere biliyorum, o da uzun yıllardır kendilerinin kızı olduğum için. Telefon rehberim kazara silinse bir banka oturup dizlerime kareli battaniye örttükten sonra beni bulmaları için beklemekten başka yapacak hiçbir şeyim yok.

Zalim Twitter’la vedalaşalı çok oldu. Facebook’ta yapılan hastane paylaşımları beni bu mecradan iyice soğuttu. “Ayağım kırıldı”, “Serum yedim”, “Müjdemi isterim taburcu oluyorum” gibi fotoğraflara yazacak bir şey bulamayınca Facebook’u sadece doğum günlerini takip etmek için kullanmaya başladım. Instagram’da kendi fotoğraflarım dahil olmak üzere hepimiz her gün aynı şeyleri koyuyormuşuz gibi geliyor. Snapchat beni tamamen aşan bir uygulama. Bir WhatsApp’ım vardı, onu da uçtan uca şifreleyip bir şey yapıyorlar ama ne yaptıkları tam bir muamma.

“Sanırım eski cep telefonlarını özledim” diye düşünürken bir de okudum ki Nokia 3310 efsanesi geri dönüyormuş. Ne telefondu be. Şarjı on gün gider, üçüncü katın penceresinden aşağı bırak bir şeycik olmaz, havuza düşür yüzerek çıkar... Yok yoktu. Sonra bu hanım evladı akıllı telefonlar çıkınca “Nokayi” diye dalga geçip bir kenara attık kendisini. Sen misin atan? 2017’nin ikinci yarısında satışa çıkacak olan Nokia’lar şu anda ön sipariş patlaması yaşıyormuş. Sarı, yeşil, lacivert rengi, bir de Snake (Yılan) oyunu varmış. Telefon rehberi ve mesaj kutusu da var. Daha ne isterim?

Filtresiz hayat

Müjdeler olsun, sadeleşmeye doğru gidiyoruz! E normal çünkü şu anda her şey basit görünse de aslında çok karışık. Çünkü çok seçenek var. Hayat biçimi, giyim stili hatta ilişkilerde bile sadeliğin verdiği o tatlı huzuru arar durumdayız. Telefonda nasıl aramayalım ki? Farkına varmaya başlıyoruz hayatımızın filtresiz daha güzel, duygularımızın daha net olacağının. Ne kadar sevilip beğenildiğimizi “like hesabı” yerine bire bir karşımızdakinden duymak eminim ki bizi daha mutlu edecek.

Kararım kesin, benim olacaksın Nokia. Hatta arada bir seni evde unutacağım ve o günü sensiz geçireceğim. Fazlalıklarımdan kurtulacağım. Bana akıllı telefon değil, akıllı Şebnem lazım. 

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.