HEM ERGENLİK HEM DE YETİŞKİNLERDE GÖRÜLEN AKNE DERMATOLOGLAR TARAFINDAN ÖZENLE ELE ALINMALIDIR

Son zamanlarda yetişkin aknesinde gözle görünür bir artış söz konusu. Danışanlarımdan bununla ilgili oldukça fazla soru alıyorum, sorunun çözümü için tedavi alternatifleri arıyorlar. Öncelikle klasik akne nedir, anlatmak isterim. Akne, özellikle ergenlik döneminde gördüğümüz, bu dönemde yükselen hormonların etkisiyle artan cilt yağlanması, buna bağlı olarak gözeneklerin ölü hücreler ve dış ortamın kiri ile tıkanmasıyla gelişen sivilcelerdir. Saydığım bu sebeplere ek olarak, cilt temizleme alışkanlıkları, beslenme ve uyku düzeni, kullanılan cilt ürünleri ve yaşanılan ortam ile ilişkili olarak da akne sorunu tetiklenebilir.
Akne sorunu sadece ergenlerde değil, yetişkinlerde de görülür. Yetişkin dönem aknesi,  25-30’lu yaşlarda yanlış kullanılan, özellikle cildine uygun olmayan kozmetik ürünler ile ilişkili olabilir. 30-35 yaş arasında hormonal sebepler ve insülin direnci ile ilişkili beslenme hataları akneye neden olabilir. 40’lı yaşlarda ise,  yine hormonal özellikle enflamasyonuntiroid hastalıklarına ikincil (Hashimoto), bazen aşırı yapılan spor sonrası, erken menapoz ile de ilişkilendirilebilir

Kendine özel bakterisi olmakla beraber ellerimizden bulaşan bakteriler de akneye neden olabilir. Normalde kadınlarda, reglden 5-10 gün önce başlayarak adet bitiminden 3-4 gün sonrasına kadar çıkar. Yani ayın sadece 15-20 günü sivilcesiz ve ışıldayan bir cildimiz olur.

Unutmayalım ki cilt bir organdır..

Akneyi önlemek ve tedavi etmek için özellikle cilt bakım rutininde dikkat edilmesi gereken hususlara değinecek olursam,öncelikle doğru ürün seçimine dikkat etmek gerekir. Ayrıca, hep altını çizdiğim bir şey var, o da,  cilt temizliğinin çok önemli olduğu. Akşamları eve girer girmez yüzümüzü uygun bir temizleyici ile temizlemeli ve nefes almasını sağlamalıyız. Unutmayalım ki cilt bir organdır. Hücreleri oksijen ile nefes alır, yediklerimizle beslenir ve uykuda tazelenir. Cildi doğru dinlersek; yağlandığı ve ya kuruduğu dönemlerde ne yapacağımızı öğrendiysek, bu sorunu çözdük demektir. Yağlı ciltlerin salisilik asitli yıkama jelleri kullanması, gerekirse tonik ile temizliği desteklemesini öneririm. Arkasından A vitaminli bir ürün veya antibakteriyel bir krem ya da sadece akneli ciltler için üretilmiş anti enflamatuar bir krem kullanılabilir.

Az önce de belirttiğim gibi "cilt bir organ”dır. Doğru beslenmeli, nefes aldırmalı ve diğer organlarımızla iletişimine dikkat etmeliyiz. Aktif akneli dönemde pütürlerden zengin bir peeling yapmak yanlıştır, daha fazla akne oluşmasını tetikleyebilir ya da akneleri kurutacağım diye fazla asitli ürün kullanmak da cildi daha fazla kurutarak tahrişe sebep olur ki bu da aknelerin iz bırakmasına neden olabilir.
Cildinde akne olanlar kesinlikle siyah nokta veya beyaz yağ kistlerini sıkmaya çalışmamalıdır. Sivilce iltihaplı ise mutlaka direne edilmesi yani içinin boşaltılması gerekir. Aslında en doğru olan, böyle bir durumda bir dermatolog tarafından muayene edilmesi,  gereken cilt bakımının belirlenmesi ve uygulanmasıdır.

Akne Tedavisine önemli olan  bütünsel yaklaşımdır ..

Akneyi beslenme alışkanlıkları da etkiliyor demiştim.Yediğimiz içtiğimiz her şey cildimizi olumlu ya da olumsuz etkiler. Özellikle fazla tükettiğimiz besinlere karşı vücut çeşitli tepkiler verebilir. Günümüzde gıda intoleransı olarak bilinen de aslında tam anlamıyla budur. Acılı baharatlı gıdaların kış aylarında tüketimi artan zencefilin kan dolaşımını hızlandırdığını bu nedenle ciltte kızarıklığa ve üzerinde enflamasyona, yani sivilceye neden olduğunu söyleyebilirim. Yine gluten içeren besinler, fazla süt ürünü tüketmek de vücudun enflamasyonuna neden olarak cildin de tepkili, kendini zor onaran bir duruma girmesini tetikler. Az önce saydıklarıma dikkat etmek dışında, faydalı olan besinleri tüketmek hatta varsa eksikleri yerine koyan bir gıda takviyesi ile cildi onarmak yani bağışıklığı düzenleyen bütünsel yaklaşım ile bu durumu çözmek doğru olur.  Böylece tüm beden sağlığının düzelmesini sağlamak da mümkün olur.

Erişkin aknesinin atında yatan sebepleri araştırıyorum; özellikle insülin direnci, demir eksikliği anemisi, tiroidit, vitamin B 12 veya D 3 eksikliği vb daha birçok neden olabilir.

Akne tedavisinde bütünsel yaklaşım çok önemli.  Sadece altına tek bir sebep arayıp, ona göre bir çözüm üretmek yanlış olur. Ben her şeyden önce çok iyi bir dinleyici olmak gerektiğine inanıyorum, yaşam stili, uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları, kullandığı kozmetikler de dahil olmak üzere kişinin hikayesini dinlerim.  Sonrasında hedefe yönelik testler isterim. Kişiye özel reçetelerim dışında, IPL tedavisinden her anlamda çok memnunum. Cildin enflamasyonun kontrol altına alarak kızarıklığını baskılar, yeni akne çıkmasını önler,  kan dolaşımını düzenleyerek cildin bağışıklığını arttırır. Kliniğimiz Cellest’te uyguladığım cilt bakımı tercihim ise,  klasik sıkmalı işlem değil, hücresel tedavidir. Bu tedavi ile amaç cildin kendi oksijenini arttırmak ve basınçlı sistem krem uygulamasıyla cildin yeniden yapılanmasını tetiklemek, derinlemesine temizlerken yeni bir sivilce oluşumunu uyarmamaktadır. Ayrıca hem akne izlerinin hem de aktif akneli dönemdeki problemlerin çözümünde, altın mikro iğneli radyofrekans yöntemi, cildin sebum dediğimiz kendi yağ salgısının kontrolünü sağlamak, gözeneklerin sıkılaşması ile siyah nokta oluşumunu engellemek ve cildin sıkılaşmasını tetiklemek de son dönemde çok sık tercih ettiğim uygulamalar arasında.

Unutmayalım ki cildimiz sağlığımızın aynasıdır,

Herkese sağlıklı ve mutlu günler dilerim.