DünyaRSS
01 Mart 2010 - 00:27

AKP için hayırlı bir İran senaryosu

Kadri Gürsel kgursel@milliyet.com.trkgursel@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

İran krizinde sıra bu bahar aylarında ağırlaştırılmış yaptırımlara gelirse ki bütün göstergeler bu yöndedir; AKP diplomasisinin, BM Güvenlik Konseyi’nde bu yaptırımları desteklemekten başka rasyonel bir seçeneğinin kalmayacağını düşünüyorum.
AKP dış politikasını yönetenler akıllarını peynir ekmekle yemedilerse, sonunda kendilerini Türkiye için doğru olanı yapmaya mecbur hissedeceklerdir.
Türkiye için doğru olan İran’a yaptırımları desteklemek ve uygulamaktır. Ne var ki, bu bahiste Türkiye için doğru olan AKP ideolojisi açısından yanlış olandır.
Çünkü İran’a karşı yaptırımlar desteklendiğinde, AKP diplomasisinin İran’daki İslami rejim ile sürdürdüğü ideolojik tonları da olan “dayanışma” çökecektir.
Öteki “çöken” de ilk bakışta sadece ve sadece romantik bir hedef olmaktan öte başka bir şey değilmiş gibi görünen, “komşularla sıfır sorun” adlı Davutoğlu teorisinin “yumuşak gücü” olacaktır.
Aslında bu görünüm aldatıcıdır... “Komşularla sıfır sorun” teorisi değil midir, İran’da Ahmedinecad hileli seçimleri sözde kazandığında Türkiye’nin adını ilk kutlayanlar arasına yazdırarak lekeleyen? O teorinin kaba bir tatbiki değil midir, İran’da muhalifler darağaçlarında can verirken Türkiye’nin sus pus oturmasına neden olan?
Türkiye’nin Ortadoğululaşmasına hizmet eden bu yanlış teorinin çökmesi “hayırlara vesile” olacaktır.
İran’a yaptırım konusu BM Güvenlik Konseyi’nin gündemine geldiğinde AKP iktidarı ya “evet” diyerek Türkiye’nin “Batı İttifakı” içindeki konumunu teyit edecektir... Ve bu sayede ideolojik yenilgiye uğramak pahasına siyaseten kendisini kurtarmış olacaktır...
Ya da “çekimser” kalarak (Hayır demesi ihtimal dışıdır), ideolojisini kurtarmak uğruna, siyasi intiharının kapısını aralayacaktır.
İçerdeki güç kavgasında önümüzdeki dönemde belki de artan biçimde ihtiyaç duyacağı “dış desteğin” sürmesi, AKP iktidarı için çok önemli...
Aklının bir köşesinde, “Madem benden önemli şeyler isteniyor, o zaman karşılığında biraz İrancılık yapmama göz yumarlar” diye bir beklenti yuva yapmışsa, vay AKP’nin haline...
Zaten AKP, ne Kıbrıs, ne Ermenistan, ne Afganistan, ne Kürt sorununda isteneni verebilmektedir; seçim sath-ı mailindeyken hiç veremez. Ayrıca bu konuların toplamı bile “İran”ın uluslararası değişim değerini karşılamaz.
Türkiye, Hindistan’dan başlayıp, Pakistan, Afganistan, İran ve Irak’ı içine alarak uzanan “tektonik” bir siyasi coğrafya sisteminin batı ucundaki üyesidir...
Bu “sistem”deki hareketlenmeler bir biçimde ve bir yönde mutlaka sistemin tüm üyelerine yansır, buralarda kırılmalara, dönüşümlere ve domino etkilerine yol açar.
Yakın geçmişte bu sistemi “Soğuk Savaş” harekete geçirmişti...
Afganistan’da 1973’teki Sovyet yanlısı darbeyi 1977’de Pakistan’da Ziya ül-Hak’ın anti-komünist, dinci darbesi izledi... 1979’un şubatındaki İran İslam Devrimi’nin ardından, aynı yılın aralığında Sovyetler’in Afganistan’ı işgal etmesiyle oluşan bölgesel konjonktür, Türkiye’de 12 Eylül 1980 darbesinin yapılmasında rol oynadı. 12 Eylül’den 10 gün sonra da Irak, İran’a savaş açtı.
“Tektonik sistem” yine faaliyette... Ama bu kez devindirici, “Soğuk Savaş”ın mirası radikal İslamcılık ve buna tepki olarak gelişen küresel güvenlik ihtiyacıdır.
Afganistan’a müdahale “Afpak” gerçeğini yarattı... Irak’ın işgali istikrarsızlaştırıcı oldu; İran’ı güçlendirdi. Türkiye’nin oynayacağı rolün önemi daha da arttı.
AKP, Türkiye’ye BM’de “İrancılık” oynatırsa marjinalleşir... Dünyada marjinalleşmiş bir AKP içeride kolay yem olur. AKP’nin sonunda İran’ı satacağına bu yüzden inanıyorum.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Cumhuriyetten önce bizde halkı kim yönetiyordu?
Markapon
©Copyright 2010