Yazarlar
07.06.2011 - 02:30
Muhafazakârlık ve liberalizm

AKP otoriter mi?

Sitene Ekle

AK Parti’nin Türkiye’de ekonomiyi ve demokrasiyi geçen dokuz yılda geliştirdiği bir gerçektir. Peki, öyleyse, “AK Parti’nin otoriterleştiği” eleştirileri nereden çıkıyor?
Bunu izah etmek için bir örnek vereceğim...
28 Şubat’ta Çevik Bir “Türk- İş’in konuşma özgürlüğü var da Genelkurmay’ın yok mu? Genelkurmay da görüş açıklama özgürlüğünü kullanıyor” diye konuştuğunda, ben “Hayır, Genelkurmay’ın öyle konuşma özgürlüğü yoktur çünkü sözünün arkasında silah vardır” diye yazmıştım.
Başbakanların konuşmasına gelince...

Kamu gücü kimin elinde?
Aynı değil elbette, başbakanlar tabii ki rakiplerini eleştirirler, gazetecileri, dernekleri eleştirirler...
Fakat, başbakanların sözüyle gazetecilerin yazısı veya bir sivil kuruluşun bildirisi eşit ağırlıkta mıdır? Değildir çünkü başbakanların elinde “kamu gücü” vardır.
Muhalif davranan sivil kuruluşlara, gazetecilere ve bireylere karşı başbakanlar “Bertaraf olurlar... Bedelini öderler... Sonucuna katlanırlar...” diyerek öfkeyle tepki gösterdiği zaman ve bu sözlerin ne gibi sonuçları olabileceği konusunda toplumun muhayyilesi çalışmaya başladığı zaman...
Artık otoriterleşme başlamıştır!
Artık toplumun çeşitli kesimlerinde “otoriter baskı” algısı oluşur; bu gerçekçi de olsa, sırf algı da olsa politik ortamı gerginleştirir ki, bundan en çok sakınması gereken, yine başbakanlardır.

Toplumu yönetmek
AK Parti lideri Erdoğan hiç şüphesiz Türkiye’yi dünyanın 16. büyük ekonomisi seviyesine yükseltti... Resmi ideolojik tabuları aşma konusunda demokrasiyi geliştirdi...
Biraz da bunun verdiği yüksek özgüvenle ve takdir edilme beklentisiyle, gittikçe eleştirilere karşı otoriterleşiyor!
Martin Lipset ve Giovanni Sartori gibi siyaset bilimciler, iktidar süresi uzadıkça iktidar sahiplerinin “ellerindeki kamu gücünü otoriter şekilde kullanma” eğiliminin arttığını yazarlar, işte “otoriterleşme” budur.
Ve bir şey daha yazarlar; toplumun çeşitli kesimlerinde iktidara karşı tepkiler de artar!
İşte bu tepki birikimi, en ölçüsüz eleştirilerden bile daha tahripkâr sonuçlar doğurabilir iktidarlar için: Toplumun yönetilmesi zorlaşır, “yönetilebilirlik” sorunu ortaya çıkar!
Onun için iktidarların ikinci, hele de üçüncü dönemleri daha da zor geçer.

Liberal felsefe...
Otoriterleşme bizde sadece sağ iktidarların sorunu değildir. İttihatçı-Kemalist gelenekte ve solda daha yoğundur.
“Hürriyetin sınırları” bütün tarihimizde hürriyetin kendisinden fazla önemsenmiştir.
Modernleşme tarihimizde liberal felsefeyle tanışmamız 1980’lere kadar gecikmiştir.
AKP’nin muhafazakârlığı beni rahatsız etmiyor, muhafazakâr değerleri kendimce paylaşıyorum da... Fakat iktidarın otoriterleşmesi ve siyasi kültürümüzdeki liberal felsefe eksikliği beni kaygılandırıyor. Otoriterleşmenin tetikleyebileceği tepkileri de kaygıyla tahmin ediyorum.
Nasıl uzlaşmayla anayasa yapacağız?!
Seçimlerden sonra tribün kalabalıkları dağılacak, elektrikli sorunlar iktidarın önüne gelecektir. Başbakan’ın dostları ona toplumda oluşan otoriterlik kaygılarını gidermeyi, ortamı yumuşatmayı tavsiye etmelidir. 


Yazarlarda Ara
Bul
"Mai ve Siyah, Aşk-ı Memnu" adlı romanları ile tanınan yazarımız hangisidir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.