EkonomiRSS
13.08.2011 - 02:30

AKP ve Erdoğan: 10 yıl önce, 10 yıl sonra...

Sitene Ekle

Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 10. kuruluş yıldönümü. Başbakan Erdoğan’ın isteği doğrultusunda tantanalı kutlamalar, havai fişek gösterisi olmayacakmış. Kutlama, 81 ilde kurulacak büyük iftar sofralarında...
Günün mana ve ehemmiyetine binaen 10 yıl geriye gidelim. 14 Ağustos 2001 günü 71 kişinin imzaladığı bir dilekçeyle AKP kuruldu. Aynı gün hâlâ milletvekili olan 53 kişinin partiye katılımıyla Kurucular Kurulu 124 kişiden oluştu.
Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan, partinin kuruluşu nedeniyle 10 yıl önce tam bugün yaptığı tarihi konuşmada, bakın nasıl bir parti ve liderlik vaadinde bulunuyordu. Kendi cümleleriyle aktarıyorum:

Kolektif liderlikmiş!
“-  Bugün Türk Siyaset Tarihi’ne, ‘lider oligarşisinin çöktüğü, tekelci bir anlayışa dayanan liderlik yerine kolektif aklın temsilcisi olan bir liderlik anlayışının yerleştiği gün’ olarak geçecek.
-  Bugün Türk Siyaset Tarihi’ne her yönüyle şeffaf, seçmenin sorgulamasına ve denetimine açık, yepyeni bir siyasal örgütlenme modelinin kurulduğu gün olarak geçecek.
-  Bugün Türk Siyaset Tarihi’ne koltuğa değil, hizmete sevdalı insanların kurduğu AK PARTİ’nin doğum günü olarak geçecek.

Kutlu olsun!
Ve bugünden sonra Türk Siyaseti’nde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Buna inanın.”
Tek adam siyaseti
Son cümleden geriye gidersek sadece Türk siyasetinde değil, Türkiye’de de artık hiçbir şey eskisi gibi değil.
-  Halka götürülen hizmetlerin kalitesi arttı; ancak en tepedekilerin koltuk aşkı azaldı mı? Hiç sanmıyorum.
-  Tekelci anlayışa dayanan liderlikten uzaklaşmak ne kelime, tam tersine pekişmiş durumda. AKP içinden ya da dışından, artık Türkiye’de herkes ağzını açmaya çekiniyor. Kolektif akıl şöyle dursun, herkes sadece Tayyip Bey’in aklında ne olduğunu merak ediyor artık.

Voltaire mi dediniz?
Başbakan Erdoğan’ın 10 yıl önceki tarihi konuşmasını aktarmaya devam ediyorum:
“-  Daha en baştan söylemeliyim ki partimiz, kişilikleri hedef alan çirkin polemiklere dayalı bir siyaset anlayışının şiddetle karşısında olacaktır.
-  Diyaloğa ve hoşgörüye açık, uzlaşmacı ve birleştirici bir dil kullanmayı kendisine ilke edinen partimiz, ülkemizin siyaset ikliminde bugüne kadar yeterince güçlü bir biçimde kök sa-la-ma-mış bir kavram olan ‘dinleme-anlama geleneği’ni hayata geçirecektir.
-  Demokrasi adını verdiğimiz siyasal sistemin uzun ve sancılı doğuş sürecine, çağını aşan görüşleriyle değerli katkılarda bulunmuş bir düşünür olan Voltaire’in şu etkileyici deyişi, bu zorlu yolda ciddi kılavuzlarımızdan biri olmaya adaydır:
‘Sevgili dostum, sizin görüşlerinize katılmıyorum. Ancak bu görüşlerinizi rahatlıkla ifade edebilmeniz için canımı bile vermeye hazırım.”

Kemikleri sızlıyordur
Zavallı Voltaire, bugün Türkiye’de başta gazeteciler olmak üzere muhalif her sesin nasıl bastırıldığını görse, kemikleri sızlar. Başbakan Erdoğan’ın her gün emin adımlarla ilerlediği tek adamlık yolunda diyalog, hoşgörü ve uzlaşma dilinden maalesef ne denli uzaklaştığı ise hepimizin malumu.
Erdoğan’ın konuşmasından aktaracağım şu son 2 cümlenin yorumunu ise sizlere bırakıyorum:
“-  Kurmuş olduğumuz bu yeni siyasi partide asla bir LİDER DİKTATORYASI oluşmayacaktır. Lider, katılımı ve kolektif düşünmeyi esas alan ve sonucuna uyan bir liderlik anlayışı içinde hareket edecektir.
-  Partimizin Türk siyasi hayatına getireceği diğer öncü bir tavır ise siyasetçilik makamını bir kolay servet ve imtiyaz elde etme aracı olarak görme hevesine son verecek oluşudur.” 


Yazarlarda Ara
Bul
Shakespeare'in ünlü karakteri Hamlet'in sevgilisinin adı nedir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.