YaşamRSS
09 Eylül 2010 - 22:47

Alabanda sancak, alabanda iskele

Çetin Altan Şeytanın gör dediğic.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Zamanın nasıl geçtiğini unutma olanakları arasında, film izlemek de var, maç izlemek de...  Ancak artık “suyuna tirit olan” bayram ziyaretlerinde bile toplumsal merak, referandum sonuçlarının çengeline takılı.
*  *  *
Bir mizahçıya göre, referandumlar sade “evet”çilerle, “hayır”cılar arasında 2’ye değil, bir de “referandumun metnini okuyanlar” arasında 3’e ayrılırmış.
*  *  *
Bu arada “vız gelir tırıs gider” sözü de, iflas etmişe benziyor.
Sivrisinekle gelen “Batı Nil virüsü”, Türkiye’ye de sıçramış ve saptanan 7 vakadan 3’ü ölmüş.
Aman dikkat etmeli, “vız, vız, vız” diye gelebilir çünkü...
*  *  *
Sivrisineklerle tatarcıklara karşı eskiden yataklar, cibinlikler içine alınır ve -artık genç kuşağın bilmediği- pompalı bir püskürtücüyle “filit” sıkılırdı odalara...
*  *  *
Kimsenin ne “kuş gribi”nden haberi vardı, ne “domuz gribi”nden; ne de kenelerle sivrisineklerin yarattığı ölümcül ve ateşli hastalıklardan.
*  *  *
O tür hastalıklar, o zamanlarda da var mıydı, yok muydu belli değil.
Belli olan kimsenin bilmediğiydi.
*  *  *
Politikanın da üstüne abandığı formül, “bilinmeyen şeyin yok sayılması...”
O nedenle de, ne Türkiye’de 150 bin resmi araba olduğu açıklanır, ne 43 milyon kişinin dişini fırçalamadığı.
H?H?H
Boşuna mı Finlandiya’nın 56 basamak altındayız, “şeffaflık” açısından?
*  *  *
Bundan 60 yıl önce Edip Ayel:

Bir gün gömecekler beni şehrin varoşunda,
Boş geçti ömür, kaç günümüz kaldı ki şunda...
Diye yazıyordu.
*  *  *
Bugün İstanbul’un varoşları nerede başlıyor, nerede bitiyor belli mi?
Sadece arada sırada “varoş gençleri”nden söz ediliyor.
*  *  *
Bilmediğin şey yoktur.
Almanların bir deyimi varmış:
- Bilmediğin şeyi göremezsin, derlermiş.
*  *  *
Bendeniz çocukken, annemle babam da Edirne’de bayram ziyaretlerine giderlerdi.
Babam:
- İnşallah evde yoklardır, bir kart bırakır geçeriz, derdi.
*  *  *
Babamın kartını dönüşte kapılarında bulanların aklına mı gelirdi, babamla annemin o kartı nasıl sevine sevine bıraktıkları?
*  *  *
Zamanı unutma olanakları arasında, “satranç”tan “tombala”ya kadar bir yığın da oyun var.
*  *  *
Onlardan bir tanesini de bendeniz yeni öğrendim.
Üstlerinde Avrupa kentlerindeki ünlü anıtlarla; denizde bir güneş batışını, şemsiyesiyle yürüyen bir kadını, karlar altında bir köyü gösteren fotoğrafların bulunduğu 44 karton kare...
*  *  *
Her fotoğraflı karenin bir de eşi, yani bir ikizi var. O nedenle de karelerin toplam sayısı 88 ediyor.
*  *  *
Bir masanın üstüne 88 fotoğraflı kareyi ters kapatarak, yan yana ve alt alta diziyorsun.
*  *  *
Karelerden birini açtığın zaman, ikizini bulmak için bir kareyi daha açacaksın...
Bulursan, kare açma hakkın sürüyor; bulamayana dek.
*  *  *
Bulamayınca da, yanındaki oyuncu başlıyor kareleri açmaya...
*  *  *
Oyunun adı “Hadi hatırla...”
Açılanın ikizi çıkmadığı için, tekrar kapatılan karelerin neyi gösterdiğini ve nereye kapatıldığını unutmadığında...
Galip gelme şansı artıyor.
*  *  *
Alman çevre mühendisi Hartmut Beck’in eşi Petra, “Remember” oyun kutusunu yeni hediye etmiş Solmaz’a...
Kendileriyle yıllarca önce Köyceğiz’de tanışmıştık. Hartmut, Köyceğiz Gölü’nün arıtma tesislerini kurmak için, bir süreliğine Köyceğiz’e yerleşmişti. O zamanlar başlayan dostluğumuz sıkı sıkıya sürdü gitti.
*  *  *
Bayram da yarın bitiyor ve pazar geliyor...
*  *  *
Neyse baskette yarı finale kaldık.
Nerden çıktı şu “Batı Nil virüsü” de?..
*  *  *
Geminin dümen çarkını sonuna kadar sağa çevirmek komutu:
- Alabanda sancak...
Sola çevirme komutu da:
- Alabanda iskele...
*  *  *
Dileyen dilediği yöne kırsın dümeni; rota belli değilse de, gönlünüzün eğilimi belli...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010