Çok doğal olarak pek çok insan aldatıldıktan sonra bir daha asla eşine güvenemeyeceğini, inanmak istese bile bunun mümkün olmayacağını düşünür. Bir kez aldandım, ya yine yalan söylerse, ya yine aldatırsa ve ya yine anlamazsam korkusuyla, ya ilişkiyi inançsızlıktan bitirir ya da erkeğin hatasını burnundan getirir. Hadi sadece erkeğin burnundan getirse bir yerde hak etti diyeceğiz ama çoğu zaman kadın en büyük cezayı kendisine çektirir.

Paranoyak hale gelir. Erkeğe göz açtırmamak, tekrar aldatmasına fırsat vermemek için  göz hapsinde tutacak diye, aslında kendi hayatını çöpe atar. Bunun sonucunda doğal olarak ilişkinin doğallığı bozulur, tartışmalar başlar. Kadın sinir hastası olur. Erkek tartışmadan kaçınmak için kendisini işe verir. Adamı ara ki evde bulasın. Ya da erkek yaptığı hatanın diyetini ödeyecek diye, süklüm püklüm olur. Karısı ipini ne kadar kısa tutarsa tutsun durumu kabullenir. Bu defa da kadının ne erkeğe saygısı kalır ne de erkeğin kendisine….

Aldatılmışlık en çok öfke yaratır. Biliyorum. Ama bu öfkeden  arınıp, “normal” hayatınıza dönemezseniz eğer, bu öfke en çok size zarar verir. Daha önce de söylediğim gibi eşinize, eşinizin ders almışlığına, ilişkinize ama en çok kendinize güvenmek zorundasınız. Siz bu duyguyu tanıdınız artık. Tekrar başınıza gelirse, emin olun,  yine anlayacaksınız. Hani şaşırtmacalı resimler vardır ya….. Bakarsınız, resimde bir  vazo var. Daha dikkatli bakarsanız, resimdeki vazo yerine birbirine dönük kontrast renkte iki yüz seçersiniz ya….. O karşıtlığı bir kere gördüğünüzde artık resme baktığınızda sadece vazoyu görmeniz mümkün değildir. Gözünüz, beyniniz bilir o resimde neler olduğunu.

Tıpkı bunun gibi, siz de aldatıldığınızda ilişkinizde nelerin değiştiğini artık bilirsiniz. Eşinizin size farklı davrandığını, kendi hayatında yaptığı değişiklikleri, size bakışının dokunuşunun farklı olduğunu, artık hissedersiniz.

Yani eşinizi takip etmenize, telefonlarını, bilgisayarını karıştırmanıza hiç gerek yok. Geçmiş de yaşananlar yüzünden, bir ömür hem onu hem kendinizi mahkum edemezsiniz. Eğer bugüne dair bir şüphe hissederseniz, o zaman gereğini düşünürsünüz zaten. Yok her şey yolundaysa, eşinizin size bakışında, sohbetinde, davranışlarında sizi şüphe ettirecek bir şey yoksa, sevildiğinizi hissediyorsanız, bırakın artık geçmişi. Geriye bakarak ilerleyemezsiniz.

İhanet bir çok yuvayı yıkar. Ancak bazı çiftler bu krizi fırsata dönüştürmeyi becerebilir. Karşılıklı çabayla ilişkiyi çok daha sağlam, bir daha aynı şeylerin yaşanmayacağı hale getirilebilir. Nasıl mı?

Her şeyden önce,  güveni  tazeleyerek. Ama şimdi söyleyeceğim şey hiç hoşunuza gitmeyecek; Önce, erkeğin kendine olan güvenini tekrar kazanması gerek. Şimdi  “Delirdin mi? O da nereden çıktı? Kadının güveni yıkılmış, gururu incinmiş. Özgüveni darmadağın olmuş. Bir de paşanın kendine güvenini mi düşüneceğiz” diyeceksiniz. Hiç adil değil biliyorum. Ama eşini tekrar kazanabileceğine güvenmeyen insanın çabalamak için de sebebi kalmıyor maalesef.

Önce motivasyon gerek.Nasıl iş yerinde büyük bir hata yaptığınızda özgüveniniz zedelenir, yaptığınız her işi tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacı hissedersiniz ve hak ettiğinize inansanız bile patronunuzun karşısına çıkıp zam istemeye yüzünüz olmaz. O hesap!

Bu durumda maalesef, aldatılan kişiye de iş  düşüyor. Karşınızdaki insana güç vermek,  yine sizin elinizde. Bırakın güç vermeyi, yüzüne bakmayı lütuf gibi hissediyorsunuz biliyorum. Ama her ne kadar kurban siz olsanız da unutmayın ki şu anda hasta olan ilişkiniz. Karşılıklı çekişmek, cezalandırmak yerine el ele verip ilişkiyi birlikte kurtarmaktan başka şansınız yok. Tabii eğer ilişkiyi kurtarmak istiyorsanız.

 

Sevgiler