04.10.2017 02:30 | Son Güncelleme: 04.10.2017-0:42
ANKARA Milliyet - Fotoğraflar: MUSTAFA İSTEMİ

Altın davet

Yeni başlayan altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası uygulamasının ekonomi için önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yastığın altında veya kolumuzdaki altınlar bize bir şey kazandırmaz” dedi. Erdoğan faizlerin düşmesi gerektiğini de söyledi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin bir yandan bölgesindeki krizlerle mücadele ederken diğer yandan hedeflerine ilerlediğini belirterek, “Faizlerdeki düşüş istediğimiz noktada değil. Eğer faizlerde düşüşü sağlayamazsak, birçok musibet bizi beklemekte” dedi. Ziraat Bankası şubeleri aracılığıyla talep toplama işlemleri başlayan altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikaları uygulamasını çok önemli gördüğünü de belirten Erdoğan, grup toplantısında şu mesajları verdi:

- “Şu anda piyasa faizlerinin yüzde 20’yi yakaladığı bir dönemdeyiz. Piyasa faizinin yüzde 20 olduğu bir ülkede yatırımcı, yatırım yapabilir mi, istihdam artabilir mi, artmaz. Ondan sonra lanetle de karşı karşıya kalırız. Birçok sefil ailelerle karşı karşıya kalırız. Bunu aşmamız lazım. Biz faizci akıllarla, faiz lobilerinin yaklaşımlarıyla adım atamayız, onlarla adım atarsak sadece onları ihya ederiz.

- Merkez Bankası’nın ve ilgili diğer kurumların kararlı politikalarıyla Türk Lirası’ndaki değer kaybı durdu. Hatta kısmi bir yükseliş yaşandı. Hep söylüyorum, iddiamdır. Bakın enflasyonda hâlâ düşüşü sağlayamıyoruz. Niye? Yüksek faiz sebebiyle. Faiz düşerse enflasyon düşer. Ama şu andaki anlayış ne? Ters orantılı. Hayır, ters orantılı değil, işte bunu gördük.

- Ziraat Bankası şubeleri aracılığıyla talep toplama işlemleri başlayan altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikaları uygulamasını çok önemli görüyorum. Yastığın altında veya kolumuzdaki altınlar bize bir şey kazandırmaz. Fakat burada yastık altı ziynet eşyalarımızın ekonomimize kazandırılmasına imkân sağlayacağına özellikle inanıyorum. Aynı zamanda, o altın sahiplerine değerlendirme noktasında çok şeyler kazandıracağına inanıyorum.”

4 ayaklı hamle

- Sürdürülebilir büyüme için büyük önem taşıyan Orta Vadeli Program, kamuoyu ile paylaşıldı. 2018 - 2020 dönemine ilişkin programın geçen yıla göre, daha cesur, özgüvenli ve daha büyük hedeflere yönelik hazırlanmasından memnuniyet duyuyorum. Şahsen daha yüksek rakamların yakalanacağına inanıyor olsam da hem 2017, hem de önümüzdeki 3 yıl için belirlenen yüzde 5.5’lik büyüme hedefi memnuniyet verici.

Yapmamız gereken, küresel sermaye, yabancı teknoloji, yerli yetenekler, iç piyasa talebi ve devlet desteği olarak ifade edilebilecek dört ayaklı bir politikayı hayata geçirmek. Uluslararası şirketlerle yerli şirketlerin iş birliğine gitmesini sağlayıp ve bu girişimleri de devlet desteğiyle tahkim ederek, tüm tarafların kazanacağı bir büyüme modeli oluşturmalıyız. Bunu, yerli otomobilden, savunma sanayine, tıbbi cihazlardan raylı sistemlere ve ilaçtan kimya sektörüne kadar birçok alanda başarmamız gerekiyor.

- Varlık Fonu’nun içeride ve dışarıda ihtiyaç duyduğumuz yatırımların katalizörü olacağını ümit etmiştik. Fonun henüz böyle bir kapasiteye kavuşmadığı da bir gerçektir. Bu sıkıntıyı da en kısa sürede aşarak Varlık Fonu’nu büyüme için ihtiyaç duyacağımız yatırımların en önemli destek unsuru haline getirileceğine inanıyorum.”

Orwell’in kitaplarından eşitlik ve işsizlik örneği

- “Ünlü yazar George Orwell Hayvan Çiftliği kitabında bazılarının daha eşit olduğu bir düzeni, mesela Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni 5 ülke ile sınırlayan dünyayı eleştirir. Çok anlamlı. Aynı eleştiriyi finans sektörünün sadece kendi hesabına büyümesini meşrulaştıran veya mültecilerin insandan saymayan bir dünya için de yapmak mümkün. George Orwell bir başka kitabında ise, ‘Bir babanın işsiz kalması eve belirli bir gelirin girmemesinin ötesinde çocuklarının oyuna katılamaması, karısının itibar kaybetmesi ve kendisinin artık sokağa çıkamaması demektir’ diyor. Bizim de ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ diyerek her fırsatta ifade ettiğimiz her bir rakamın kendisi eşi, çocukları ve çevresi ile birlikte bir insan olduğunu asla unutmamalıyız. Bu anlayışla Orta Vadeli Program’da işsizlik sigortasından yaşlılık aylıklarına, sosyal yardımlardan aktif iş gücü programlarına kadar insanımızın hayatına dokunan her konuya ehemmiyet vermeliyiz. İstihdamı artırmayan hiçbir ekonomik başarının bizim nezdimizde kıymeti yoktur.”

Vergi artışı ikna etmeli

- “Halkı mutlu etmeyen bir ekonomi politikasının tüm hedefler tutsa dahi anlamı olmadığına inanıyorum. Yapmamız gereken hem hedeflerimize ulaşmamızı sağlayacak, hem milletimizi mutlu edecek, hem de mali kontrolü elden kaçırmayacak bir ekonomi yönetimi anlayışına daha sıkı sarılmak. Bu çerçevede icap ettiğinde vergi artışı yapılmaz mı? Elbette yapılır ama bir şartla. Ortaya çıkan yükü doğru hesaplayarak, millete en baştan izah etmemiz, yapacakları fedakârlıkla elde edilen kaynağı nereye kullanacağımıza ikna etmemiz şartı ile yapabiliriz. Aksi takdirde, ‘ben yaptım oldu’ anlayışına her konuda olduğu gibi ekonomide de yer yok.”

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0