Cumartesi

09.06.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 12.06.2018-14:20

'Amacımız ilham verebilmek'

Lego Ninjago’nun Kreatif Direktörü Cerim Manovi,  öğrenmenin en iyi  yolunun eğlenmekten  geçtiğini söylüyor:  “Çocuklar oynayarak  hem eğleniyor hem  de daha yaratıcı düşünmeyi öğreniyor”

Sitene Ekle

Ceyda Ulukaya / ceyda.ulukaya@milliyet.com.tr

80 yılı aşkın tarihi, 7’den 77’ye tüm yaş gruplarına hitap edebilmesiyle Lego, bir oyuncaktan çok daha fazlası. Hafızamızda küçük plastik parçaları birleştirmek olarak yer etse de, ilk legonun tahtadan bir ördek olduğunu ve bugün mobil uygulamalarla yönlendirilen robotik legolar üretildiğini bilmekte fayda var. Geçen yıl sinemaya da uyarlanan Lego Ninjago’nun Kreatif Direktörü Cerim Manovi ile oyun ve öğrenme ilişkisini, lego tasarlamanın inceliklerini konuştuk. 

 

- Lego kuşaklar boyunca var olabilmesini neye borçlu?

Lego her zaman çocuk ve oyun fikrine bağlı kaldı. “Yarını inşa edeceklere ilham ver” gibi bir mottomuz var. Her zaman bir sonraki kuşağı düşünmekle ilgili. Çocuklara oyun deneyimi yaşatmak konusunda bir tutkumuz var diyebilirim. Bu herhangi bir “şey” değil, aynı zamanda bir değerin taşıyıcısı olmak. 

- Ne tür değerler?

Nasıl öğrendiğimizle ilgili değerler. Öğrenmenin en iyi yolu aslında eğlenmek; yani katı kurallara göre değil, oyuna dayalı yöntemlerle öğrenmek. Örneğin çocuklar spor yaptığında da bir yandan eğleniyor, bir yandan da bedensel anlamda kendilerini eğitiyorlar. Legoyla oynadıklarında da hem eğleniyorlar hem daha yaratıcı düşünmeyi öğreniyorlar. Onlara sadece bazı parçalar veriyorsunuz ve kendi hayal güçleriyle kendi dünyalarını yaratmaya başlıyorlar, en önemlisi bunu eğlenerek yapıyorlar, kurallara bağlı şekilde değil. Siz sadece onlara hayal güçlerini geliştirecek araçları vermiş oluyorsunuz. 

- İlk lego neydi?

İlk lego aslında bir lego değildi. Tahtadan bir ördekti. Bugün Lego’nun sahibi olan aileden Kirk Christiansen, 1930’larda marangozlukla uğraşırken kendi çocukları için yapmıştı. Zamanla büyüyor ve Danimarka’da bir tahta oyuncakçı oluyor. Bir aşamada devreye kalıp makineleri ve bugünkü haliyle olmasa da lego parçaları giriyor. İlk dönem legolar daha çok bina, ev gibi yapılar. Sonra arabalar ve bugün ikona dönüşen mini figürler tasarlanıyor. 

“Kendi çocukluğumdan esinleniyorum”

- Siz 10 yıl farklı birimlerde lego tasarımcısı olarak çalıştınız. Lego tasarlarken nelerden esinleniyorsunuz?

Aslında kendi çocukluğumdan.  Çocukluğumun geçtiği ‘80’ler ve o dönemin oyuncakları hep referansım oldu. Bunun dışında popüler kültür, çizgi romanlar, alt kültür, sanat… Çalışma ortamımızdaki kültürel çeşitliliğin de ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. Dünyanın her yerinden çalışanımız var. 

- Lego bütün bu yıllar boyunca nasıl bir dönüşüme uğradı?

Bu süreçte çocuklarla sürekli yakın temas kurmak önemliydi; neyi ilginç buluyorlar, hangi filmi seviyorlar, hangi spora meraklılar...  Düşünün, yüz yıl önce bir çocuğun oyuncağı, tahta bir ördekti ve şimdi ileri teknoloji ürünleri. 50 yıl sonra ne olacak bilmiyoruz. Bizim gözettiğimiz, bu dönüşüm çizgisinin farkında olmak ama onlara bir şeyleri dikte etmek değil, ilham verebilmek. 

- Bugün kullandığınız en son teknoloji ne?

Lego Boost. Robotik olarak programlanabilir lego seti diyebiliriz. Çocukların robotik tasarım yapmalarını sağlayan bir araç. Bir lego seti, önce kurmanız gerekiyor, içinde bazı motorlar var. Bir de mobil uygulaması var. Basit bir programlamaya sahip; yürü, dur, etrafında dön gibi komutlar veren modülleri var. Uygulama aracılığıyla robotla iletişime geçiyorsunuz ve lego robota istediğinizi yaptırıyorsunuz. Legoyu illa bütün olarak inşa etmek zorunda da değilsiniz, tek parçayı çalıştıracak şekilde bir tasarım da olabilir. Tek bir kol yapıp, dön diyebilirsiniz.

- Legolar kız ve erkek çocukları için farklılaşıyor mu? 

Sadece çocuklar için lego var. Tabii ki her zaman bir hedef grubunuz olmak zorunda ama örneğin Ninjago filmini izleyenlerin yüzde 40’ı kızlardı. Dolayısıyla kızlar ya da erkekler için diye kurguladığımız ürünler yok. 

- Yetişkinlerin legoyla ilişkisi nasıl? 

Bir tarafıyla nostaljik. Küçükken oynayıp sevdiğiniz bir şeyin adeta gönüllü elçisi oluyorsunuz. Bir de yetişkin fan grubumuz var ki bambaşka bir dünya. Durmaksızın lego yapıyorlar, acayip tasarımları, büyük buluşmaları var. Lego onlar için kendini ifade etmenin bir yolu. Dünyanın birçok yerinde sergileri düzenleniyor. 

“Evde ‘lego baba’ diyorlar”

- Siz legoyla oynuyor musunuz?

Evet, 2.5 yaşında ikizlerim var, onlarla her gün oynuyorum. Evde daha küçük yaş grubu için tasarlananlarından var. Lego’da çalıştığımı da bildikleri için bana sürekli “Lego baba, lego baba” diye sesleniyorlar. 

Kalbinizin sesini dinleyin

- Türkiye’de lego tasarımcısı olmak isteyen birçok çocuk var, onlara ne önerirsiniz?


Annenizin sözünden çıkmayın, dersinizi çalışın falan! (Gülüşmeler) Kalbinizin sesini dinleyin, tutkularınızın peşinden gidin diyebilirim. Bazen yol sizi direkt hedefe götürür, bazen de dolambaçlı yollardan geçersiniz. Ufkunuzu geniş tutmaya ve sevdiğiniz şeyi yapmaya çalışın.


Etiketler: Oyun, spor, bugün, Danimarka
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.