SiyasetRSS
06 Mart 2010 - 00:49

Ambalajın altı

İktidarın “Yargı Reformu” olarak sunduğu ambalajın içindekiler görülmeye başladı.
Özellikle HSYK için altına imza atabileceğim maddeler var.
-  HSYK’ya Meclis’in atayacağı üye sayısı sadece 3 ve bunlar yargı erkinin dışında vali, avukat, hukukçu, akademisyen olabilecek.
Yani...
HSYK’nın üye sayısının 21’e çıkarılması öngörülmekte ama Meclis’in büyük çoğunluğuna sahip AKP’nin oylarıyla seçilecek yeni üyelerin dengeleri kökünden değiştireceği söylenemez.
-  HSYK’nın “bütçesi, kendine ait binası, sekretaryası” olacak.
Oysa mevcut durumda hiçbiri yok.
-  Adalet müfettişleri doğrudan HSYK’ya bağlanacak.
Bu çok önemli...
Yargı bağımsızlığının en etkin unsurlarından biri.
Müfettişlerin Adalet Bakanı’na bağlı olması yürütmenin gölgesini yargının üzerine düşürüyordu.
Hâkimleri ve savcıları bakan emriyle denetlemek, sicil amirliği yapmaktır.
Bu sakıncanın giderilmesi öngörülüyor.
-  HSYK üye sayısı 21’e çıkarılıyor ama 3 daireye ayrılıyor.
Bakan ve müsteşar bu daire toplantılarına girmeyecekler.
Sadece HSYK daire kararlarına itiraz halinde toplanacak daireler genel kuruluna katılacaklar.
Hiç katılmasalar daha iyi ama bu haliyle bile bir uzlaşma formülüdür.
Ayrıca yasamada “Meclis araştırması, gensoru” gibi durumlarda HSYK adına kürsüye gelip savunma yapma görevi bakanın olmalı.
HSYK daire başkanı, Meclis kürsüsüne çıkamaz.
..........................
Hangisine itiraz edilir?
Yasamanın HSYK’ya üye seçmesi bile sadece 3 limitinde kalacağı için konuşulabilir.
Öngörülen diğer düzenlemeler ise aklın, hukukun, kuvvetler ayrılığı ilkesinin gereğidir.

 

BUZAĞI ARAMAK
Yukarıda sıraladıklarımı bir daha gözden geçirdim.
Bütün bunlar “doğru olmak için fazla iyi...”
İlerleme “kuşkuya” endekslidir.
Böyle düşünüp altında buzağı aramaya koyuldum.
Şöyle ek bilgilere ulaştım:
Yargının tamamının HSYK’da temsili için henüz kesin olmayan sayıda üyeyi “birinci sınıf hâkimler ve savcılar kendi aralarından” seçecekler.
Bu durumda Yargıtay ve Danıştay’ın seçtiği üye sayısı hayli azınlıkta kalıyor olacak.
Böylece HSYK’da yüksek yargının “başrol” konumu yitiriliyor.
Bugünkü 3 Yargıtay’dan, 2 Danıştay’dan, 5 üye ve Adalet Bakanı ile Müsteşar’ın oluşturduğu 7 üye arasındaki matematik tamamen değişiyor.
İlginçtir ki Yargı Reformu paketinde Anayasa Mahkemesi’nin de üye sayısının artırılması yer almaktaydı.
“Üye sayısını artırarak bir yerlere varmak istenildiği” gibi bir hatırlatma “niyet okumak” mı?
Büyük sayılar yasası gereği “Balık ne kadar çok olursa, ağa takılanların sayısı o kadar artar.”

 

PARTİ KAPATMAK
Ambalajın içinden “parti kapatma kararı yetkisinin parlamentoya bırakılması” da göründü.
Bu, yargı yetkisinin yasamaya verilmesidir.
“Kuvvetler ayrılığı ilkesi” nerede kaldı?
Yargının siyasileştirilmesi için örnek aransa bundan daha net olanını bulmak zor.
Tutun ki parlamentoda çoğunluk partisine yönelik kapatma kararı için oturum açıldı.
Hangi iktidar partisi milletvekili kendi partisinin kapatılması için oy verebilir?
Öte yandan, küçük partiler üzerinde Meclis çoğunluğunu oluşturan iktidar partisi Demokles’in Kılıcı gibi sallanacaktır.
İktidar partisinin oylarını tehdit etmesi halinde başının kesilme riski vardır.
Yargı yasamaya bırakılamaz.
Anayasa Mahkemesi hukuk ve ilkeler ayrılığı örtüşmesinin adresidir.
Buna karşılık siyasi parti kapatma yolu zorlaştırılabilir.
Dava açma yetkisi de Yargıtay Başsavcısı’nın tek başına kullanacağı bir yetki olmanın ötesinde bazı ek düzenlemelerle yenilenir.
Bütün bunlardan sonra Yargı Reformu’nun da tıpkı “açılım” gibi aceleye getirildiği, kafa karışıklığının birebir yansıtıldığı “sınama/yanılma” yöntemiyle ve “Biz yaparız olur” mantığıyla gündeme oturtulduğu söylenebilir.
Yargı Reformu elbette gerekli.
Ama...
Fikirlerin, görüşlerin harmanlanması, samanların savrulması sürecinden geçilmelidir.
Çeyrek porsiyon Yargı Reformu olmaz.

AKP parti kapatmanın ürünü
Ne ilginçtir ki parti kapatmaya karşı tedbir üstüne tedbir üretme çabasındaki AKP bir parti kapatma kararının ürünüdür.
Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasaydı, Erbakan’a siyaset yasağı konmasaydı, bugün Tayyip Erdoğan Başbakan, Bülent Arınç Başbakan Yardımcısı, Abdullah Gül  Cumhurbaşkanı olabilir miydi?
Parti kurmak için bile bu üçü son ana kadar Anayasa Mahkemesi kararını beklediler.
Ve karar sonrası “milli görüş gömleğini” çıkardıklarını söylediler.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Bir futbol maçında takımların kaçar oyuncu değiştirme hakkı vardır?
A
2
B
3
C
4
D
1
Markapon
©Copyright 2010