SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

BU FOTOĞRAFA İYİ BAK TÜRKİYE!

.

Milliyet Haber

Elazığ’da çekildi bu kare... ‘Survivor’ şampiyonu Yusuf Karakaya, memleketine gelişinde böyle coşkuyla karşılandı.
Sadece Elazığ’da değil, İstanbul ya da Ankara yahut İzmir’de de popüler kültür simaları hep bilim insanlarının önünde geliyor. O zaman bir hakkı teslim edelim bu fotoğrafa bakarak: Fırat Teknokent, yani Elazığ’ın önemli bir değeri, ABD’den, Suudi Arabistan’a kadar bir sürü ülkeye elektrospin ihraç etti seneler önce.
Üstelik bu teknokent, AB ülkelerinden Güney Kore’ye kadar, bilimde önümüzde olan ülkelere başka şeyler de ihraç etmeye devam ediyor. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Murad Atmaca Hoca, Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalıkların tanımlandığı kılavuz için, alanında tercih edilen 10 bilim insanından biri seçilmişti geçtiğimiz sene. Tahminen çoğunuz ilk kez bu köşede duydunuz, bu başarı hikayesini.
Ama çoğumuz İstanbul’da çok pahalıya yapılan obezite ameliyatlarının, Elazığ’da bedava yapılıyor olmasından haberdar olmuşuzdur bir şekilde.
Popüler kültürün yüzleri, popüler kültürün akımları, bilim dünyasından daha çok ilgi çektikçe oturup düşünmemiz lazım, “Biz ne yapıyoruz?” diye...


Edepsizliğe yeni kılıf, sağlık
Türkiye’de bir dönem, “Erkekliğime laf söyledi” diyenler, kadın cinayetlerinde tahrik indirimi alıyorlardı.
Şimdi benzer bir durum her türlü edepsizlikten sonra sağlık bahanesine sığınmak olmuş belli ki...
E-5’te hamile kadının içinde olduğu araca saldıranlar, “Annemiz hastaydı, acil ona gidiyorduk” demişlerdi ya, hepimizi öfkelendiren bir başka gelişmede de mazaret yine sağlık oldu. Hani Bodrum uçağı için sıra beklerken, banko görevlisiyle tartışan, görevliye hakaret eden ve en önemlisi açık seçik ırkçılık yapan bir kadın vardı, hatırladınız mı?
Savcılığa ifade verirken, “Bodrum’da bir arkadaşım acil ameliyat olacaktı da, yetişmek isterken gecikme olunca sinirlerim bozuldu da...” diye kılıf uydurmuş yaptığına.
Hastası olan insanlar, endişeli olurlar, saldırgan değil...
Bir hastaya yetişmeye çalışan insanlar, yumruk ya da hakaretle değil, aciliyet gerekçelerini belirterek konuşmaya başlarlar. Bunlar salak zannediyorlar herhalde hepimizi...


Gençlere sallamak kolay

Her nesil, bir sonraki nesil için olumsuz yorumlar yapar ama nedense bugünün gençlerine diğer tüm kuşaklar çakıyor. Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası, Cem Mansur yönetiminde 21-22 Temmuz tarihlerinde İş Sanat’ta müzikseverlerle buluşacak. Sonra ÇEV Sanat, Genç Yetenekler neler başarıyor diye bir takip etmenizi öneririm.
Bu ülkenin gençleri, ABD’de, Avrupa’da kapılarını çoğu sanatçıya açmayan yerlerde konserler veriyorlar, ayakta alkışlanıyor.
Dünyanın en iyi sanat okullarına da tam burslu olarak kabul ediliyorlar. Gençlere sallamak, genelleme yapmak kolay ama takip etmek zor...


Aman diyeyim Selami abi!

Selami Şahin, bu ülkede en sevdiğim adamlardan biridir. Neredeyse her bestesini ezbere bilirim, ‘Seni Sevmediğim Yalan’dan başlar, ‘Seninle Başım Dertte’, ‘Tapılacak Kadın’, ‘Gitme Sana Muhtacım’a kadar arka arkaya sıralayabilirim şarkılarını.
Aynı masada oturup muhabbet etmişliğim de var, seyirci olarak konserlerini seyretmişliğim de...
Son bir yıldır konser takvimini takip ediyorum, çıktığı mekanlara bakıyorum, en son dört ay önce haber girilmiş olmasına rağmen internet sitesine girip çıkıyorum... Hepsini birleştirdiğim zaman, bizim olan Selami Şahin’den, daha dar bir gruba ait Şahin’e bir evrilme fotoğrafı çıkıyor ortaya.
Ankara’dan öte konseri yok uzun zamandır, nereye gitse binlerce insan seyreder onu.
Çıktığı mekanlara bakıyorum, bir kısmı entel-dantel olarak bilinen ama ofiste ortalama bir maaş alanların gidip seyredebilecekleri yerler değil...
O mekanlara da çok yakışıyor sanatçı ama fark etmez, parçalarını ezberlettiği geniş kitlelerle de daha çok buluşmalı.
Rahmetli Müslüm Gürses’i, İstanbul’un lüks mekanlarından birinde seyretmiştim ölmeden bir süre önce.
‘Daha fazla masa olsun’ diye sıkıştırılmış bir salonda, şarkılarını mırıldanamayan bir kalabalıkta, pek de mutlu gözükmemişti gözüme.
Şahin, bu ülkede milyonların sevdiği bir adamdır, böyle bir adamı binlere mahkum etmek, ona da haksızlık, onu seven milyonlara da...


Tehlike yok gibi

“İnsanlar ne meraklıymış yaşlı hallerini görmeye ve paylaşmaya” diye, kibar bir dille söylemek de mümkün,
“Yeter artık ögg geldi” diye, özetlemek de...
Tartıştığımız FaceApp, daha önce de insanların yüzlerinin çeşitli ırklara mensup hallerini gösteren bir uygulama yapmış, çok da eleştirilmişti.
Her neyse, güvenirliliği tartışmalı bu uygulamaya dair taze bilgiler var.
Birincisi, tüm fotoğraf hafızasına ulaşmıyor, sadece bir kare üzerinde çalışıyor.
Bunu söyleyen, tüm dünyanın en önemli test şirketlerinden birisi.
İkincisi, BBC bu uygulamayı yapan şirketin genel müdürüne ulaşmış ve konuşmuş. Kullandıkları her fotoğrafı iki gün içerisinde sildiklerini söylemiş genel müdür... Bu şirket Rusya’da kurulu ama sunucuları ABD’de tutuluyor.
‘İnternette bedava olmaz, mutlaka işlenecek bir bilgi alıyorlardır’ fikrine inanan biriyim ama şu an için büyük bir tehlike yok gibi. Konuya dair bir notum daha var:
Ajda Pekkan’ın 100 yaşına gelmiş halini sosyal medyada paylaşanlar fena halde yanılıyorlar, sanatçı görünüm olarak yaşlanmaz, ona yapay zekâ da akıl sır erdiremez...

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. BİR KADIN EVDEN GİDERKEN
  2. MUHALEFETİN MAGAZİN HALİ...
  3. SAPYOSEKSÜELLİK VE DENİZ AKKAYA
  4. YOUTUBER ÇOCUKLAR, MİLYON DOLARLAR...
  5. LENİN VE BAYRAM NAMAZI...
  6. ‘BİZİMKİLER’ BUGÜN YAYINLANSA...
  7. OKAN ASMACA OYNAYALIM MI?
  8. SİNEK KÜÇÜK AMA YAZISI UZUN...
  9. HA LAHMACUN HA JENNIFER LOPEZ...
  10. EV ALMA, STAR AL!

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.