SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

“Kronik stres beyinde hasara neden olur”

Prof. Dr. Metin Özata: “Stres kronik hale gelirse hormonlarda kalıcı yükselme, bağışıklık ve sinir sisteminde bozulma, kronik iltihap ortaya çıkar. Beyinde ve diğer organlarda hasar oluşmaya başlar”

BUKET AYDIN

Ne yaparsak yapalım hastalıklardan kaçamaz olduk. Hormonlarımız vücut dengemizi sağladığı için aslında en önemlisi onları düzene sokmak. Senelerdir tiroid hormonu yüzünden sıkıntı yaşadığım için bunu çok iyi deneyimledim. Peki, hormonları nasıl dengede tutacağız? Bu sorunun yanıtı için “Sağlıklı Hormonlar Mutlu Yaşam” kitabının yazarı Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Prof. Dr. Metin Özata’yla son yıllarda salgın haline gelen hastalıkları ve çözüm önerilerini konuştum. Stresten uzak durarak, düzenli uyuyarak, Akdeniz tipi beslenerek, bol su içerek hastalıkların önüne geçmek mümkün. Ne kadar doğal beslenir, vücudumuz aslında bizden ne istiyor dinler ve biyolojik ritmimize uyarsak hormonlarımızın da sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliriz. İyi pazarlar…

- Yaşam biçimi çevresel koşullar ve alışkanlıklarımız sağlığımızı artık daha fazla etkiliyor diyorsunuz ama alışkanlıklarımız dışındakileri değiştirmek çok zor günümüz şartları altında. Bu durumda artık hastalıklardan kaçış yok mu?

Çevresel koşullar değişse de buna uygun değişiklikler yapmak elimizde. İşlenmiş gıda yerine doğal gıda almak, geceleri suni ışıktan korunmak, suyu plastik şişe yerine cam şişeden içmek, aldığınız ürünün etiketini okuyup katkı maddeleri varsa almamak, kimyasallardan uzak durmak, kendimize zaman ayırıp spor yapmak, uykuya dikkat etmek, stresten mümkün olduğunca uzak durmak önemli. Akdeniz tipi beslenmeye başlamak sağlıklı olma konusunda büyük kazanım sağlar.

-Hormonlarımızı ne bozuyor?

Bazı hormon hastalıkları son yıllarda salgın halinde artıyor. Çünkü hormonları bozan ve bazen hormon gibi davranış gösteren kimyasalları sağlıksız gıda, su, kozmetikler, şampuan, saç boyaları, sabun, temizlik ürünleri, bebek-çocuk oyuncakları, kırtasiye malzemeleri, plastikten yapılmış gıda ambalaj malzemeleri ve hava kirliliğiyle, yani solunum yoluyla alıyoruz.

Hormonlarımızı bozan bin 400 kimyasal var”

- Hormonlarımız kimyasallar nedeniyle bozuluyor?

Evet, bunlara endokrin sistemini bozan kimyasallar deniyor. Bu türde bin 400 kadar kimyasal var ve bu kimyasalların bazıları östrojen veya androjen gibi hareket ederek hormon sistemini bozuyor. Fitalat denen toksik maddeler östrojen gibi hareket ederek erkeklerde kuşaklar boyu sürecek kısırlığa neden olurken kadınlarda erken menopoz yapabiliyor. İçinde koruyucu ve glifosat bulunan gıdalar hormonları bozar. Sigara, alkol ve şekerli gıdalar da aynı şekilde zararlı. Aşırı kahve içmek kortizol ve adrenalin hormonunu artıyor. Aşırı çay içenlerde de vitamin ve mineral azlığı oluşur ve bu da hormonları bozar. Modern yaşantıyla birlikte hayatımıza giren cep telefonları, wi-fi, tablet ve bilgisayarlar, yüksek gerilim hatları ve hatta tünel kalıp sistemiyle yapılan binalarda oturmak elektromanyetik alan yaratarak hormonları bozuyor. Ayrıca floresan lambalar ve her türlü suni ışık vücut sirkadiyen ritmini (biyolojik saati) bozarak hormon hastalıklarına zemin hazırlıyor.

- Sirkadiyen ritim şu sıralar fazlasıyla önce çıktı. Ama mevcut yaşam şartlarımızda sirkadiyen ritme uygun yaşamak pek mümkün değil. Uzun vadede bu durum biz nasıl etkiler?

Sirkadiyen ritim gündüz ve gece biyolojik saatinizi ayarlar ve hormonlarınızın salınımının düzenli olmasını sağlar. Böylece insülin hassasiyeti ve kan şekeri kontrolü de iyi yapılır. Bu yüzden karanlıkta uyumak ve mavi ışıktan kaçınmak önemli. Gün ışığı ayrıca beyinde seratonin hormonunu artırarak vücudu rahatlattığı gibi biyolojik saatinizi dengeye kavuşturur. Biyolojik saat, yani sirkadiyen ritim hormonları etkilediği gibi hormonlar da biyolojik saati etkiler. Uyku-uyanma düzeninin bozulması, gece vardiyasında ışığa maruz kalma içteki düzeni ve senkronizasyonu bozarak metabolik ve hormonal bozuklukları tetikler.

- Stres hormonlarımızda ve sağlığımızda ne gibi değişiklikler yapıyor?

Stres uzar ve kronik hale gelirse hormonlarda kalıcı yükselme, bağışıklık sisteminde bozulma, sinir sisteminde bozulma ve kronik iltihap ortaya çıkarak beyinde ve diğer organlarda hasar oluşmaya başlar. Kronik stres büyüme ve gelişimi bozduğu gibi, hormon, metabolik bağışıklık sistemi bozukluğu ve psikiyatrik hastalıklar ortaya çıkar. Sonuçta psikiyatrik ve nörolojik bozukluklar, travma sonrası stres hastalıkları, depresyon, kronik anksiyete, kalp damar hastalıkları, obezite, şeker hastalığı, bağışıklık sistem hastalıkları, enfeksiyona yatkınlık ve hatta kanser gelişir.

- Dışarıdan vitamin takviyesi almak yararlı mı yoksa zararlı mı? Olmazsa olmaz almamız gereken bir vitamin, mineral desteği var mı?

Yeterli ve dengeli beslenme, vitamin ve minerallerin dengeli ve yeterli şekilde alınmasına bağlı. Ancak istediğiniz kadar yeterli ve dengeli beslendiğinizi düşünün yine vitamin, mineral ihtiyacı ortaya çıkar. Çünkü günümüzde yenilen sebze ve meyvelerin vitamin ve mineral içerikleri 30 yıl önceye göre daha az. Ülkemizde vitamin ve mineral yetmezliği de maalesef çok yaygın.

-En çok eksikliğini gördükleriniz neler?

Demir, magnezyum, çinko, D vitamini, iyot, folik asit ve B12 vitamini eksikliği ülkemizde yaygın. Ayrıca gebelik ve emzirme sırasında, sigara ve alkol içenlerde, doğum kontrol hapı kullananlarda, enfeksiyon geçirenlerde, sindirim hastalıklarında ve tedavi için uzun süren ilaç kullanımları sırasında vitamin ve mineral ihtiyacı artar. Bu nedenle her kişinin vitamin mineral ihtiyacı farklı.

- Sağlıksız bir nesil büyüyor anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla. Bu çocuklar nasıl sağlıklı hale getirilebilir? Çok mu geç kaldık?

Sağlıklı bir nesil için paketlenmiş, işlenmiş gıdalardan uzak doğal ve temiz gıda ile beslenme çok önemli. Geç kalmış değiliz. UNESCO’nun tarihi miras olarak kabul ettiği Akdeniz tipi beslenme ile bunu başarabiliriz. Hipokrat 2 bin 500 yıl önce “Ne yerseniz O’sunuz’’ demiştir. O nedenle beslenme çok önemli. Fiziksel sağlık yanında ruhsal sağlık da dikkat edilmesi gereken bir konu. Çocuklarımıza sağlıklı ve dengeli beslenme ve spor yapma alışkanlıklarını küçük yaşlarda kazandırmalıyız. Okul kantinlerinde fastfood gıda değil meyve ve çiğ kuruyemişler olmalı. Gazlı içecek yerine su, ayran veya madensuyu bulundurulmalı. Böylece sağlıksız bir neslin önüne geçilebilir.

Sağlımızı nasıl dengede tutarız?

  • Et yerine bitkisel protein ve sebze ağırlıklı beslenmeli
  • Fastfood yerine tencere yemeği yenmeli
  • Cam şişeden su içmeli
  • İşlenmiş gıdalardan uzak durmalı
  • Plastik ambalajlardan uzak durulmalı
  • Streç filmlerden uzak durmalı
  • Mikrodalga fırında plastik malzeme kullanmamalı
  • Yağ, sirke, şalgam suyu ve yoğurt için cam ambalajı tercih etmeli
  • Yeni alınan tekstil ürünleri, giysi, havlu, tişört mutlaka önce yıkanmalı
  • Pos cihazından çıkan kağıtlardan uzak durmalı
  • İşlenmiş et ürünlerinden mümkün olduğunca uzak durmalı

“Hormonlar vücudumuzu dans ederek korur”

- Hormonlar vücudumuzda dans eder diyorsunuz. Bu dans nasıl gerçekleşiyor?

Evet, hormonlar vücudumuzda dans eder. Hormonlar vücudumuzdaki salgı bezlerinden salgılanarak kan yoluyla diğer dokulara taşınır ve orada etkilerini gösterirler. Miktar olarak çok az salgılanmasına karşın kuvvetli etkileri vardır. Bu nedenle bir tür haberci olarak görev yaparlar. Taşındıkları hücreye nasıl davranması gerektiğini anlatırlar. Yirmi beş yıl önce yirmi kadar hormon biliniyordu ama zamanımızda iki yüzden fazla hormon keşfedildi. Beyinden dokulara, dokulardan beyne, organlar arasında ve dokular arasında hormon alıp vermeleri olur. Bu bir denge halinde yürür ve hormonlar birbiriyle etkileşerek ve sanki birlikte dans ederek vücudun en uygun sağlık seviyesinde olmasını sağlar.

“En sağlıklı beslenme Akdeniz tipi beslenme”

- Neden sürekli yorgunuz? Neden kendimizi bir türlü dinç hissedemiyoruz?

Yorgunluğun en sık görülme nedeni dehidrasyon, yani vücudun susuz kalması, yani yeterli su içmemek. İyi beslenmemek, az su içmek, uykusuzluk, hareketsizlik, kronik stres, düşük şeker, düşük tansiyon, kronik enflamasyon (iltihap), bağırsak mikrobiyatasının bozulması, kanda sodyum düşüklüğü, vitamin ve mineral eksiklikleri, psikolojik rahatsızlıklar, çok az tuz yemek, aşırı kahve ve hormonal değişimler yorgunluğu tetikler.

- Obezite hormonsal bozukluklardan oluşan bir sorun mu? Hormonları dengeye sokarak zayıflamak mümkün mü?

Kilo alımının son yıllarda bu kadar artmasının nedeni kötü beslenme, unlu ve şekerli hazır gıda tüketiminin artması, hareketsizlik gibi faktörlerdir. Hormon bozuklukları da kilo almayı artırır. Özellikle insülin direnci, leptin direnci, kortizol yüksekliği, tiroid hormon azlığı, prolaktin yüksekliği kilo alımını tetikler. Kızlarda polikistik over sendromu hastalığı kiloyu tetikler. Kilo verememenin altında çoğunlukla hormon dengesizlikleri vardır. İnsülin direnci ve kronik strese bağlı kortizol yüksekliği en çok görülen hormon bozukluklarından. İnsülin direncini erkeklerde testosteron düşüklüğünü tetiklerken, kadınlarda testosteron yüksekliğini tetikler.

- Vegan veya vejetaryen beslenme hormon sağlığımızı olumlu yönde etkiler mi?

Ben Akdeniz diyetini öneriyorum. Dünyanın en sağlıklı beslenme şekli Akdeniz tipi beslenmedir.

 

Diğer Haberler

  1. Vegan burger seçeneği
  2. Yeni şubesi tarihi köşkte
  3. Dilara Koçak’tan iki yeni lezzet
  4. Maratonun birincisi Darüşşafaka
  5. “Her tünelin ucunda ışık vardır”
  6. Kalbe özel koruyucu merkez
  7. Şimdiki zamanın hikayesi
  8. “Gelecek benim gibileri anacak”
  9. “Nefes alıyorsak her zaman umut vardır”
  10. Tam kararında tarifler

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.