SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Onun Vespası var...

Mustafa Sandal da "araba"dan indi, Vespaya bindi. Bir zamanlar dünya sinemasında başrolde olan bu kült araç görkemli bir dönüş yaptı

Milliyet Haber

ve sportifseniz Gilera... Bu saydıklarımız eczanede satılan ilaç isimleri değil. Antony Quinnden Sophia Lorene, Jean-Paul Belmondodan Gregory Pecke ve Raffaella Carraya kadar birçok ünlünün yaşam tarzı haline gelen Vespa motosikletin üç ayrı markası... 1946 yılında İtalyada askerler için üretildiğinde, önce sinema dünyasının sonra da günlük ulaşımın gözdelerinden biri olacağı bilinmiyordu. Tren lokomotifi ve uçak üretimi yapan Piaggio Ailesi, Vespayı ürettiğinde iki asker aynı anda binsin, biri kullanırken diğeri de ateş edebilsin diye düşünmüştü. Küçük motosiklet alanında dünyanın ilk ürünü olan Vespa yıllar içinde önce ünlülerin, ardından da film setlerinin bir numaralı markası oldu. Sinemalarda özgürlüğün statü sembolü haline gelen Vespa motosiklet; zenginlik, güç, sosyal kontrol, gelenek ve gençlik ruhunu ifade etti. Özgür ruhlu ve rahatınıza düşkünseniz Vespa... İri yapılı ve konfor meraklısıysanız Piaggio... Agresif, yarış tutkunu "Annem motora karşıydı ama Vespayı kabul etti" Sandal hız yapmayı sevmiyor: "Vespamla 50-60 km. hızla gidiyorum. Bu zaten sürat motoru değil. Üstelik çok da ekonomik. Otomobilde depoyu dolduruyorum, iki günde hortum gibi benzini yutuyor. Oysa motosiklete 15 milyon liralık benzin aldığımda birkaç gün idare ediyorum." Annesinin motosiklete hep karşı olduğunu da anlatan Sandal, Vespanın şirinliği ile annesini bile ikna ettiğini söylüyor. "Bugüne kadar uçaktan, dağdan paraşütle atladım, daldım. Bunlar ne kadar riskli olsa da annem sesini çıkarmadı ama hayatı boyunca hep motosiklet isteğime olmaz diye karşı çıktı. Ancak Vespanın şirinliği sayesinde sonunda ikna oldu." Ünlü pop sanatçısı Mustafa Sandal da Vespa tutkunlarından. Klasik Vespa modelini tercih eden Sandal yaklaşık bir ay önce aldığı motoru için şöyle diyor: "Çocukluğumdan beri bunlara hayrandım. Eski filmlerde görürdüm. Sophia Loren kullanırdı. Karakter bir motosiklet. Çok şirin, bu yüzden hoşuma gidiyor." Kadınların da tercihi Yaklaşık 200 üyesi bulunan ve 1999 yılında kurulan Vespa Fun Club Başkanı Nur Erol da tutkulu Vespa fanatiklerinden. Grafiker olan Erol, üyelerinin yüzde 15inin kadın olmasına dikkat çekiyor. Eşinden ayrılana kadar "arka yolcu" olduğunu söyleyen Nur Erol, "Dört yıl boyunca hep motorun arkasında oturdum. Ayrıldıktan sonra kendim kullanmaya karar verdim. Şimdi neden daha önceden kendim kullanmıyordum? diyerek hayıflanıyorum. Aslında Vespa ve motosiklete binme kültürü bir bütün. Hoş bir duygu. Vespa demek özgürlük, rahatlık, doğa, güzellik ve problemsiz bir sürüş keyfi demek" diyor. Yunanistana bile giden var geri çevirmeyeceklerini vurguluyor.6 yıldır Vespa motosiklet kullanan Selçuk Pasanoğlu ise geçen yıl motoruyla Yunanistana gidip gelmiş. Gidiş dönüş toplam 2 bin 700 kilometre yol yaptığını anlatan Pasanoğlu, "Vespadan vazgeçmem" diyenlerden. www.vespafunclub.com, Tel: (0212) 237 97 66 Üyeleriyle geziler düzenlediklerini de söyleyen Erola göre "Amaç sadece motora binip hız yapmak değil, paylaşmak. Sevgiyi dostluğu paylaşmak." Bu yüzden deprem sonrası Yalovaya motorlarıyla moral vermeye gittiklerini ifade eden Erol, 12 Ağustosta da Bolluca Çocuk Köyüne gideceklerini belirtiyor. Bu yüzden oyuncak toplamaya çıkacaklarını anlatan Erol, verilecek destekleri Vak Vak Amca, eşekarısı doğurdu doğru yerde, doğru ürünü yapmaya çalıştığını biliyordu ama tasarımcısı yanlıştı.Uçabilen ilk helikopterin tasarımcısı DAscanio bu noktada devreye girerek dönemin bisikletlerinde kullanılan teknik ile helikopterler üzerindeki tecrübesini birleştrdi. Piaggio, rahat ve emniyetli son prototipi eşekarısına benzetince de trotinetin adı konmuş oldu: Eşekarısı, yani Vespa... İkinci Dünya Savaşı sonrası İtalyada doğan Vespa, hafif motorlu araçların, yani trotinetlerin gelecekteki pazar payını gören Enrico Piaggionun ilk denemesi değildi. Küçük bir atölyede doğan Vespanın annesine, acayip şeklinden dolayı Vak Vak Amcanın İtalyancası olan "Paperino" adı verildi. Rahatsız ve hayli iri olan bu ilk prototipe binmek çok zordu. Üstelik yolda lastik patlamasın diye dua etmek gerekiyordu. Zira lastik değiştirmek yeni bir trotinet yaratmak kadar zordu. Daha önemlisi, kullanıcının ellerinin ve elbiselerinin kirlenmesi önlenememişti. Piaggio; doğru zamanda,

Diğer Haberler

  1. 'Hayatı basit ve sade yaşıyorum'
  2. “Türkiye’nin Kızıldenizi Ayvalık”
  3. “Benimki gibi kararlar emsal olsun”
  4. Sirkte aşk başkadır
  5. Şimdiki Zamanın Hikayesi
  6. 'Tatilcilerin değişmeyen adresi Bodrum'
  7. En yeşil seyahat trendi
  8. Şampiyonları ‘madam’ hakem yönetecek
  9. “Değişime kendimizde başlamalıyız”
  10. Şimdiki zamanın hikayesi

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.