MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

GDO'lu ekmek sağlığımızı nasıl etkiler?

Ekmek son yıllarda en çok gündeme gelen, tüketilip tüketilmemesi konusunda en çok sorun yaşanan besinlerden biri. Besin ögesi bakımından zengin olan ekmek, sağlıklı beslenme programlarında da mutlaka yer almalıdır. Son günlerde yer alan GDO'lu ekmek ve kanser açıklamaları ekmekte kullanılan GDO'lu soya ununa dayanmaktadır.

Ekmeğin yeterli ve dengeli beslenme planında vazgeçilmez bir besin olduğunu belirten Diyetisyen Ayşe Tuğba Şengel son günlerdeki GDO'lu ekmek tartışmaları üzerine görüşlerini Pembe Nar'a açıkladı.

"Karbonhidrat açısından zengin olan ekmek, aynı zamanda glikoz kaynağı da olduğundan beynin besin kaynağı sayılabilir. Ekmek özellikle sinir ve sindirim sisteminde görev alan B grubu vitaminlerini içermesi açısından önemlidir. Karbonhidrat metabolizmasında görevli olan tiamin (B1), protein ve yağ metabolizması için yararlı riboflavin (B2) ve metabolik işlevlerde görevli olan niasin gibi birçok vitamin çeşidini içerir.

GDO nedir? GDO'lu ekmek hangi sağlık sorunlarına neden olur?

Gıdaların üretimi sırasında eklenen katkı maddeleri gıdanın besin değerini de etkilemektedir. Ülkemizde daha çok GDO olarak bilinen, genetiği değiştirilmiş organizmaların hayvan yemleri dışında kullanılması yasaktır. Gıdalara eklendiğinde de birçok sağlık problemine neden olabilir.

GDO’lu ekmek üretiminde temel malzemeler olan un, su, tuz ve mayanın dışında katkı maddeleri yasak olmasına rağmen kullanılabilmektedir. Son günlerde gündemde olan ve ekmeğe katılan soya unu ekmeğin hacmini arttırmak, hamur rengini beyazlatmak ve bayatlama süresini uzatmak için kullanılmaktadır. Ancak kullanılan soya unu GDO özelliği taşıyorsa bu durum çeşitli sağlık sorunlarına da neden olabilir.

İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda GDO'lu ekmek ve içinde bulunan GDO'lu proteinlerin ve kimyasalların bazılarının sindirime uğramadığı için vücut içinde kalabildiği ve uzun vadeli zararlara neden olabileceği görülmüştür. GDO'lu ürünlerin sıkça kullanılır hale gelmesi besin alerjisininde hızla artmasına neden olmuştur. Uzun vadede görülen etkilerinin arasında ise otizm gibi hastalıklar, üreme düzensizlikleri, sindirim problemleri ve kanser görülebilir. Hamilelerde görülen zararları ise daha ciddidir ve fetüsü etkileyebilecek durumdadır.

Diyet yaparken hangi ekmek tercih edilmeli?

Ekmek tüketiminde önemli olan nokta tüketilen ekmeğin türüdür. Beyaz ekmek yerine besin değeri açısından daha zengin ve lif içeriği yüksek olan tam tahıllı ekmeklerin tüketilmesi gerekmektedir. Beyaz ekmeğin glisemik indeksi tam tahıllı ekmeğe göre daha yüksek olduğundan kan şekeri hızla yükselir ve tokluk hissi uzun sürmez. Tam tahıllı ekmekler B grubu vitaminleri açısından da daha zengindir ve beslenme programlarında yer almalıdır."



Facebook: https://www.facebook.com/meraklihastalar/

Yazının devamı...

Diş ipi nasıl kullanılır?

Ağız ve diş sağlığı açısından diş ipi kullanmak ne kadar önemli? Diş ipini nasıl kullanmalıyız?

Ağız hijyeni sağlanmasında diş fırçalamasının yanında plak kaldırılmasına destek amaçlı olarak özel üretilmiş diş ipleri ve diş ara yüz fırçaları kullanılıyor. Peki bunlar ne derece sağlıklı?

Yapılan araştırmalar tek başına diş fırçalamaya göre, fırçalama yanında diş ipi veya ara yüz fırçası kullanımının dişler arası plak oluşumunu azalttığına, dişeti rahatsızlıklarının oluşumunu belirli oranda engellediğine ve dişlerin ara yüzlerinde meydana gelebilecek çürüklerin önlenmesinde etkili olduğunu gösteriyor. Bu anlamda Dentakademi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nden Protetik (Protez) Diş Tedavi Uzmanı Dr. Ufuk Başoğlu'na diş ipiyle ilgili merak edilen tüm soruları sorduk,

Diş ipini hangi hastalar tercih etmelidir?

Özellikle dar çeneler, sıkışık veya çapraşık dişleri olan hastalarda, dişler arası gıda sıkışmalarında diş fırçasının tek başına bu birikimleri temizlemesi oldukça zordur. Isırma veya çiğneme kuvvetleri ile dişler arasına giren gıdaların temizlenmemesi bu alanlarda, fizyolojik dişeti cebi denilen diş ve dişeti arasındaki boşluklarda çoğalarak bu doğal alanı genişletip derinleştirir. Doğal cep derinliğini ihlal eder ve dişetinde kızarıklıklar, kanama ve iltihap oluşturmaya başlar. Dişlerin sıkışık olduğu ve doğal dişli hastalarda özellikle diş ipi kullanımı ile diş aralarının temizlenmesi ile plak birikimi ve ara yüz çürüğü oluşumu kontrol altına alınabilmektedir.

Porselen kaplaması olanlar için özel bir diş ipi kullanmak gerekli!

Tek veya birden fazla diş eksikliği olan hastalarda ve özellikle sabit porselen kaplamaların, köprülerin veya implantüstü restorasyonların bulunduğu hastalarda ise, ara yüz ve protez altı temizliği diş ipi kullanımına göre daha farklıdır. Bu hastalara özel üretilmiş köprü altı kullanımı için diş ipleri bulunmaktadır. Ancak uygulanım kolaylığı açısından, son yıllarda sıklıkla tercih edilen ara yüz fırçaları, köprü altlarının veya implantüstü protezlerin aralarının temizlenmesinde çok etkili sonuçlar vermektedir.

Diş ipini kullanamadığımız yani iki dişin arasından giremediğimiz köprüler gibi tedavilerde veya dişleri sıkışık olmayan tüm dişli hastalarda tesviye ettiğimiz ara yüz fırçaları, diş iplerine göre daha rahat uygulama imkanı sunduğundan son zamanlarda daha fazla tercih edilmektedir.

Ara yüz temizliği ne sıklıklıkla yapılmalıdır?

İster diş ipi ister ara yüz fırçası olsun, günde 1 kez uygulama bir çok problemin önüne geçmektedir. Aralarda biriken gıdaların kokuşması 48 saat içinde gerçekleştiğinden, bu süre içinde aralardaki plağın temizlenmesi başta ağız kokusu olmak üzere çürükler ve plak oluşumunu engellemek açısından önemlidir.

Diş ipi nazik kullanılmalı!

Diş ipleri yaklaşık 45cm gibi kesilerek orta parmaklarımız ve işaret parmaklarımızın yardımı ile çiğneme yüzünden dişetine doğru girilerek kullanılır. Doğal dişeti cebi fazla kuvvet uygulanırsa zedelenebilir bu sebeple nazik hareketler ile ara yüzler temizlenmelidir.

Ara yüz fırçaları ise, her iki dişin hemen altındaki dişeti üçgeni ile birleşim noktasında kullanılır. İleri geri hareketlerle kaplamaların veya doğal dişlerin arasına giren gıdalar temizlenmiş olur. Bazı hastalarda diş ipleri, diş aralarında biriken gıdaların tamamını temizleyemeyecek kadar ince kalabilir, bu hastalarda ara yüz fırçaları tüm plağı kaldırır.

Ara yüz temizliğine olabilecek en erken yaşta başlayıp alışkanlık haline getirirsek ağız kokusu, çürük ve plak oluşumu da aza indirgeneceğinden ağız hijyenine ciddi katkı sağlamış oluruz." diyor.

Röportaj sonrası Dr. Ufuk Başoğlu ile konuşurken laf arasında ünlü ve sürpriz bir pop şarkıcısının da Dentakademi'de 8 Mart günü saat:14.00'da kliniklerinde facebook üzerinden canlı yayında olacağını söyledi.

Facebook sayfaları ise şöyle: https://www.facebook.com/dentakademimaltepe

Yazının devamı...

Bir Azmin Hikayesi: 3 Hastanenin Kesilecek Dediği Bacağı Kurtarıldı

3 hastanenin kesilecek dediği bacağı kurtarıldı, doğru tedavi sayesinde Gökhan Günay tekerlikli sandalyeye mahkum olmadı.

Kocaeli'nde elektrik direğinden düşerken abisini tutmaya çalışan Gökhan Günay olay yerinde çarpmanın etkisiyle bacağı kırıldı. Olay anında bayılan 30 yaşındaki Gökhan Günay hastaneye kaldırılırken kardeşi Kadir Günay ise yüksekten düşmeye bağlı olarak hayatını kaybetti.

3 hastane kesim kararı aldı o yılmadı!

Önce Bursa ardından ise İstanbul'a nakledilen Gökhan ise kardeşinin ölüm haberini hastanede aldı. Bacağındaki deri ve kas yapısının paramparça olmasından sonra açık yarasından dolayı bacağı kesim kararı alınan Gökhan için 3 ayrı hastaneye başvuruldu.

İzmir-İstanbul otoyolu inşaatında geçirdikleri iş kazası sonrası hastaneye kaldırılan Gökhan Günay'ın bacağındaki zedelenmeden dolayı 3 ayrı hastanede kesim kararı verdi. Ailesi Gökhan için son bir şans olarak Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahı Op. Dr. Ercan Cihandide ve Yara Bakım Hemşiresi Deniz Yahcı'ya başvurdu.

Uzun soluklu yara tedavisi sonucunda Gökhan'ın bacağı kesilmenin eşiğinden döndü. Şimdi ise fizik tedavi sonrası yürüyor.

Peki ampütasyon kader midir?

Diyabete ya da travmalara bağlı olarak gelişen ayak yaraları günümüzde pek çok hastanın korkulu rüyası. Yaralar doğru yöntem ve tedavi protokolleri ile zamanında tedavi edilmezse hastaların uzuv kaybı yaşamasına dahi neden olabilmektedir.

Yara Bakım Koordinatörü Deniz Yahcı, diyabet hastalığına sahip kişilerin damarlarında ve sinirlerinde harabiyete bağlı olarak ayaklarında açılan ve uzun süre iyileşmeyen yaralara; diyabetik ayak yarası teşhisi konulduğunu belirtiyor. Yahcı, diyabet hastalarının %25’inin bu sorunla karşılaşma ihtimalleri olduğunu da sözlerine ekliyor.

Deniz Yahcı,"Diyabetik ayak yaraları multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Hastanın diyabet yada endokrin birimi tarafından şekerleri düzene sokulmalı, venöz ve arteriyal doblerleri çekilmeli gerekirse anjio planlanmalı ve bir damar problemi var ise bu cerrahi yolla yada günümüzde ilerlemiş tıbbın kolaylıklarından yararlanarak girişimsel radyoloji ekiplerince uygulanan özel yöntemlerle damarlar açılmalı, hastanın beslenmesi düzenlenmeli.

Enfeksiyon birimince dokuda ya da kemikte tesbit edilen bir enfeksiyon var ise uygun antibiyotik tedavisi yapılmalı. Plastik Cerrahi birimince enfekte ve ölmüş dokular var ise bunlar cerrahi yada var olan özellikli cihazlarlarla yara bölgesinden uzaklaştırılmalı. Tüm bu tedavi süreci uygulanmasına rağmen bütün yollar denenmiş ve sonuç alınamamış ise kesilme kararı alınmalı. Günümüz şartlarında yara tedavisinin sahip olduğu modern tedavi yöntemleri ile erken teşhis edilmiş bir diyabetik ayak yarasında ampütasyonları önlemek yüksek oranda münkündür." diyor.

https://www.facebook.com/alpturkalphaber/

https://twitter.com/alpturkalp

Yazının devamı...

Bir Erkeği Erkek Olmaktan Utandıran Durum: Tecavüz

Tecavüz sadece gelişmemiş toplumların sorunu değil... Aslında topyekün bir erkeklik sorunu...

Tecavüz bugün dünya genelinde gelişmiş ülkelerde halı altına süpürülmeyip adli bir vaka olarak incelenirken, gelişmekte olan ve eğitim seviyesi düşük, kadına değer verilmeyen ülkelerde ise rahatça gizlenebiliyor. Aradaki tek fark bu...

Tecavüze giden yolu açan birçok medyatik, eğitimsel, kalıtsal hatta örfsel düşünceler yatabiliyor. Türkiye'de her 2 senede bir tecavüzü konuşuyor ve tartışıyoruz. Ama her zaman ki gibi ülkemizde tecavüz olduktan sonra tartışıyoruz. Yok mu bunun "Minority Report" cinsinden bir hali diyor insan. Tecavüz vakası gerçekleşmeden adalet yerini bulsa diyor insan. Tabii ki psikolojik olarak kendini belli eden vakalar var, fakat birçoğu gizli.

Laflarımızın arasında bile bir futbol takımı diğer futbol takımına 5 gol attığında girebilen, hatta sempatik bir küfür gibi edilebilen bir durum haline gelmiş vaziyette.

Ne zaman erkekler tecavüzü ve pedofiliyi konuşur o zaman aslında bu sorunlar ortadan kalkar. Pedofili ve tecavüz suçlarını önceden anlamamıza yarayacak bazı eğitimlerin alınması, cinsellik eğitimlerinin okullarda düzgün şekilde verilmesi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın ise her türlü projeye açık olması gerekiyor.

Ne zaman ki bugün "senin bir yakınına, kız kardeşine olsa" gibi kelimeler söylenirken ortalığı yakan delikanlılar tecavüzü konuşur ve bu olaya karşı ayaklanırlar işte o zaman bu toplum düzelmeye başlar...

Lütfen biraz erkek, hatta adam olun adam!

https://www.facebook.com/alpturkalphaber/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.