MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Günlük beslenmemize giren doğal ve organik ürünler hangileri?

Türkiye’nin ilk ekolojik pazarı 2006 yılında Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin öncülüğünde İstanbul Şişli’de kuruldu. 11 yıllık süreçte İstanbul ve diğer illerde birçok yeni ekolojik semt pazarı açıldı.

İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere doğal ve organik ürün dükkanlarına ilgi çoğalıyor. Büyük market zincirleri, belirli semtlerde organik ürün raflarına yer veriyor.

Tüm Türkiye’ye ulaşabilmeyi sağlayan online sipariş seçenekleri de her geçen gün artıyor.

İki arkadaşım ile birlilkte, 2005 yılında online organik ürün satış sitesi kurmaya karar verdiğimizde ilk önce “Organik ürün nedir?" sorusunun yasal cevabını merak ettik. “Organik Tarım Kanunu” ve İlgili Yönetmeliği okuduk.

Neden bazı ürünlere “doğal, organik, ekolojik, biyolojik, yerel ürün ya da köy ürünü” diyorduk?

Tüm bu sözcüklerin hepsi aynı anlama mı geliyordu?

O dönemde hem satıcı hem de alıcı açısından, en çok zorluk çekilen konulardan biri buydu.

Bugün de aynı sorun devam ediyor ne yazık ki. Özellikle ”organik” sözcüğü populer olduktan sonra durum daha da vahimleşti. Artık hepsine “organik” deniyor.

Doğal, organik, ekolojik, biyolojik, yerel, köy ürünü ne demek?

Bakalım, Organik Tarım Kanunu ne diyor?

2004 tarihli Organik Tarım Kanunu “tanımlar” bölümünde terimler ile ilgili şöyle bir açıklama var: “Bu Kanunda geçen organik kelimesi ekolojik ve biyolojik kelimeleriyle eşdeğer anlamı ifade eder.”

Bu durumda, eğer size bir ürün için organik, ekolojik, biyolojik deniliyorsa bilin ki bu üç sözcük yasal olarak aynı anlama geliyor.

Peki, kanun “organik” ürünü nasıl tanımlıyor?

Organik Tarım Kanunu’na göre; bakanlık tarafından yetki verilmiş uluslararası bağımsız Kontrol ve Sertifikasyon kuruluşları, organik ürünün ve girdinin, üretiminden tüketiciye ulaşıncaya kadar tüm aşamalarında kontrolünü yapıyor ve sertifikalandırıyor. Yani gıdaların GDO’suz tohum ile kimyasal gübre ve ilaçsız üretildiği sertifika kuruluşu tarafından garantileniyor.

“Doğal” ürün için ise, yasal bir tanımlama yok. “Doğal ürünler” için, kaynağını bildiğimiz ve organik yetişme koşullarında üretilerek soframıza gelen, güvenebileceğimiz ürünler diyebiliriz.

"Yerel ürünler" ve "köy ürünleri", sözcüklerin içeriğinden de anlaşılacağı gibi, belirli bir yörede ve köyde yetişen ürünler için kullanılıyor. Aslında önemli olan bu ürünlerin yetişme koşulları. Sağlığımıza ve doğaya zarar vermeyen yöntemlerle mi yetişiyorlar? Önemli olan bunu bilmemiz. Ürünün belirli bir yörede veya köyde yetişmesi, organik koşullarda yetiştiği anlamına gelmiyor. Yöredeki ve köydeki çiftçimizin kullandığı tohumu ve üretim koşullarını bilemiyoruz.

Hangi doğal ve organik ürünler daha çok tercih ediliyor?

Doğal ve organik ürün alışverişinde, özellikle internet oldukça etkin bir kanal. Erikli Su ortaklarından Hasan Aslanoba bu alana yatırım yaparak Tazedirekt.com’u kurdu. Kısa sürede hem üreticiler hem tüketiciler tarafından sevilen web sitesi, operasyonel sorunlar nedeniyle bir kapanış süreci yaşadıktan sonra Migros Grubu’na devredildi.

Mart 2017’de yeniden satışa başlayan Tazedirekt, ilk üç ayında en çok hangi ürünlere ilgi olduğunu bizlerle paylaştı. Sitede online sipariş ile tüketiciye sebze, meyve, et ve süt ürünleri, kahvaltılıklar, temel gıda ve bakliyat, atıştırmalıklar, içecekler, unlu mamüller ve bebek ürünleri sunuluyor. Bunların arasından en çok neler mi tercih ediliyor?

Süt, yumurta, yoğurt, karabuğday, siyez buğdayı ve ekşi maya

Tazedirekt’in anlaşmalı üreticilere ürettirdiği “günlük süt, yumurta ve yoğurt” alışveriş sepetine ilk girenler arasında yer alıyor. Ekşi maya, karabuğday ve siyez ekmekleri, yöresinden kuruyemişler, süt reçeli ve kuşkonmaz da ilk üç ayın en çok satan ürünleri olarak öne çıkıyor.

Görülüyor ki, öncelikle günlük beslenmemizde en çok kullandığımız ürünlerin temiz ve güvenilir olmasına önem veriyoruz. Bu nedenle Tazedirekt’te süt, yumurta ve yoğurt başı çekiyor.

Ne yazık ki bir zamanlar “Tahıl Ambarı” olan Türkiye, buğdayını kaybediyor. Tarım alanları hızla azalıyor. Ülkemiz her yıl daha fazla buğday ithal eder duruma geldi. Doğal beslenmeye önem verenler, az da olsa elimizde kalan yerel, özgün, genetiği ile oynanmamış karabuğday ve siyez buğdayına sıkı sıkı sarılıyor. Tazedirekt’in en çok satılan ürünleri arasında da karabuğday ve siyez buğdayını görüyourz.

Ve sabah kahvaltısını çok seven, hâlâ evlerdeki tencerelerde sulu yemekler pişen bir ülkenin insanları olarak, en çok tercih ettiğimiz gıda elbette ki ekmek. Fırınlarımızdaki ekmekler geleneksel üretim koşullarından uzaklaştıkça, ekşi maya ile evde ekmek yapımı artıyor. Bu eğilim, Tazedirekt’in ilk üç ay satışlarına da yansımış.

Kuruyemiş cenneti ülkemizde, yöresinden gelenleri tercih ettiğimiz anlaşılıyor.

En çok alınan ürünlerde kuşkonmazın olması biraz şaşırtıcı. Sağlığa faydaları ile bağlantılı dönemsel bir seçimden söz edilebilir.

Merak edelim, araştıralım, soralım

Türkiye’nin ilk ekolojik çiftliklerinden birini, Aydın Kuşadası Davutlar Köyü’nde kuran Gürsel Tonbul ile 2015 yılında bir röportaj yaptım. 2000 yılında organik tarıma başlayan Gürsel Hanım, yaşadığı zorlukları anlattı. Sohbetimizin sonunda “Tüketicilere ne önerirsiniz?” diye sordum. Cevabını hatırlamak ve hatırlatmak isterim. Siz de hatırlayın ve hatırlatın lütfen.

“Gerçek ihtiyaçlar düşünülmeden sadece daha çok ve daha ucuza tüketim hedefleniyor. Beslenme temel yaşam ihtiyacımız. Besin değeri yüksek, daha az besinle sağlıklı yaşayabiliriz. Tüketicinin doğru bilgiye ulaşmak için araştırma yapmasını rica ediyorum. Ev, araba, giysi almak için para biriktiriyor, araştırma yapıyor, zaman ayırıyorsunuz. Besin bizim yaşam kaynağımız, besin seçerken de zaman ayırıp araştırma yapın.”

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Web: www.yesilcocuk.com

Facebook: facebook.com/yesilcocukcom

Twitter: twitter.com/yesilcocukcom

Instagram: instagram.com/yesilcocukcom

Yazının devamı...

Organik et, tavuk, yumurta ve süt hakkında merak ettiklerimiz

Besinler bizim ilaçlarımız. İyi beslenerek, hareket ederek, zihin bahçemizi temiz tutarak sağlığımızı korumak hepimizin birincil görevi. Bunlara dikkat etmeyip, hasta olduğumuzda tüm sorumluluğu doktorlara verip, bizi iyileştirmelerini beklemek doğru olmasa gerek.

İyi besin, bol hareket ve duru zihin ile pek çok hastalıktan korunmak ve kurtulmak mümkün. İlk once biz kendi hekimimiz olalım. Araştıralım, öğrenelim ve uygulamaya çalışalım.

Sağlıklı besinleri araştırdığımızda, “organik tarım” ürünleri ile karşılaşıyoruz. Besinlerin, tohumdan soframıza gelinceye kadar, bize zarar vermeyecek süreçlerden geçmesi önemli. Organik tarım yöntemi ile gıdalar, yerli ve/veya GDO’suz tohumdan, kimyasal gübre ve ilaç kullanmadan, çevre-doğa-insan dostu koşullarda üretiliyor.

Organik olduğunu nereden bileceğiz?

Organik tarım yeni bir kavram gibi görünse de, aslında ninelerimizin dedelerimizin kullandığı geleneksel yöntemler ile üretim yapılıyor. Elbette kimyasal ilaç ve gübrelerin tarıma girmediği yıllardan söz ediyoruz.

Türkiye’de organik sertifikalı ürün pazarında çalışmaya başladığım 2006 yılında, bana en çok sorulan soru şu oluyordu: “E peki nereden bileceğiz gerçekten organik olduğunu?”

Güvensizlikle sorulan bu soruya cevabım: “Bu ürünlerin hangi koşullarda yetiştiğini belgeleyen sertifikaları var. Marketlerdeki ambalajlı ürünleri, içindekiler bölümünü bile okumadan ve üretim koşullarını sorgulamadan gönül rahatlığı ile ve güvenerek alıyorsunuz. E peki, sağlıklı ürünleri soframıza getirmek için zor yolu seçen ve organik sertifika alan firmaların ürünlerinden neden bu kadar kuşku duyurosunuz?”

Et, tavuk, süt ve yumurta hangi koşullarda organik sertifika alabiliyor?

Bebeğimiz olacağını öğrenince başlıyoruz sağlıklı besinleri araştırmaya. Bebeğimizin dünyaya gelişi ile birlikte “beslenme” en önemli gündemimiz oluyor.

Organik tarım ile yetişen ürünler hakkında genel bilgimiz var, ama organik hayvancılık yeterince anlatılmıyor ya da anlaşılamıyor.

Organik hayvancılığın farkını Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan’a sordum. Doğal ve köy ürünleri ile organik üretimi karıştırmamak gerektiğini belirten Doğan, “Organik ürünleri konvansiyonel ve doğal adı altında üretilen ürünlerden farklılaştıran en temel konu; toplum sağlığını koruyan Ar-Ge süreçleri, hayvan refahını ön planda tutan üretim anlayışı ve denetlemedir. Organik sertifikalı üretimde, nitrat ve fosfat tuzu kullanılmayan, antibiyotik, GDO, yapay gübre, hormon ve bunun gibi sağlığa zararlı maddeler içermeyen bir üretim sözkonudur.” diyor.

Organik süt için kaç nesil takip ediliyor?

Hipp Organik Ülke Müdürü Mustafa Karık; “Organik süt için hayvanın 5 nesil boyunca organik hayvancılık kurallarına uygun yetiştirilmesi gerekiyor. Hayvan hastalanır ve zincir kırılırsa, süreç sıfırlanıyor ve yeniden başlıyor. Organik süt üretimi ve organik hayvancılık oldukça zor, alıcıların organik tarım ve hayvancılık ürünleri üreticisine desteği önemli.” diyor.

Organik et, tavuk, süt, yumurta alırken nelere dikkat edelim?

Et, tavuk, süt ve yumurtaya nasıl güveneceğiz? Alışveriş yaparken nelere dikkat edeceğiz? Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan “Organik ürünlerde önemli olan denetlemedir. Her organik ürünün temin edildiği hayvanın izlenebilirliği çok önemli. Hayvanın organik beslenmesi kadar yetiştiği toprağın ve yaşadığı kümesin de organik sertifikalı olması gerekiyor. Organik üretim, paket üzerindeki seri numarası ile hayvandan toprağa kadar üretimin seceresini size sunuyor. Tüketicilerimizin sertifikalar ve üretim secereleri konusunda hassas olmaları gerekiyor.” diyerek bizi aldığımız ürünü incelemeye davet ediyor.

Güvene dayalı seçim yapalım

2006 yılında bana sorulan bir başka soru da şuydu: “Sertifikasyon ürünün fiyatına yansıyor. Köylülerden almak daha iyi değil mi?” O zaman diyordum ki: “Eğer köylümüzün kullandığı tohumu ve üretim koşullarını biliyor ve güveniyorsanız, elbette tercih edin. Ancak bunun denetimini kim yapıyor ve garantisini size kim veriyor? Emin olamıyorsanız, sertifikalı ürünleri tercih etmek daha iyi görünüyor.”

Bugün de aynı şeyi düşünüyor ve söylüyorum: Üreticinizi tanıyor ve üretim süreçleri konusunda güveniyorsanız, karar sizin.

Bir de şu belirmekte fayda var: 2017 yılına geldiğimizde, bilinçlenme ile birlikte organik sertifikalı ürün alıcısı, üreticisi ve ürün çeşitleri arttı. Fiyatlar da 2006 yılına göre daha düşük duruma geldi.

Sağlımızı korumanın sorumluluğunu alalım

Doğaya ve canlılara zarar vermeyen üretim yöntemlerini ve ürünleri destekleyelim. Satın alırken seçimlerimize dikkat edelim.

Ve en önemlisi: Sağlığımızı korumak ve hastalanmamak bizim birincil görevimiz, lütfen bunu unutmayalım. Sağlığımızdan ilk önce biz sorumluyuz.

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Web: www.yesilcocuk.com

Facebook: facebook.com/yesilcocukcom

Twitter: twitter.com/yesilcocukcom

Instagram: instagram.com/yesilcocukcom

Yazının devamı...

Çocuklar için ekolojik tatil ve kamp seçenekleri

Yaz tatilinde çocukların doğayla buluşacağı bir kampa ne dersiniz? Akdeniz, Ege veya Karadeniz’de… Dağda, yaylada, adada veya denizde… Çocuklar için özel hazırlanmış doğa etkinlikleri ile dolu alternatif bir tatil.

İster ailecek gidin, ister anne-çocuk, baba-çocuk kamplarına katılın. İsterseniz sadece çocukları gönderin. Doğa, tohum, masal, organik beslenme, yoga, permakültür, geridönüşüm, sanat atölyeleri, bol bol tertemiz hava ve deniz. Doğanın her renginin hissedildiği yaz tatilinde, çocuklar hem eğlensin hem doğal yaşamı keşfetsin.

İşte; çocuklar için ekolojik yaz tatili ve doğa kampı seçenklerinden bir demet…

Pastoral Vadi Ekolojik Yaşam Çiftliği Anne Baba Çocuk Kampları

Çiftlik 1999 yılından bugüne ekolojik yaşam, tatil ve beslenme hizmeti sunuyor. Çocuklar, anneler ve babalar için hazırlanan özel kamp programları ile unutulmayacak bir doğa tatili yaşayabilirsiniz.

Masal, Doğa, Tohum Kampı: Bu kampta masalların sunduğu tohumlarla, doğanın sunduğu tohumlar buluşup çocukların kalbine ekiliyor. Çocuklar her gün profesyonel masal anlatıcısından masallar dinliyor. Çiftlikteki hayvanları, sebze meyveleri, çiftliğin yanından akan suyu, yaşam yerlerindeki taşları, tuğlaları ve çiftliği çevreleyen çam ormanlarından masallar ile keşfediyor. Kamp boyunca çocuklar soyut ve somut tüm keşiflerini müzik, resim ve heykel ile sanatsal ürünlere dönüştürüyor.

Ekolojik Aile Kampı: Masal bu ya: Dolu dolu eğlence, masal, yoga, nefes ve hareket, müzik, şarkı, sanat, drama oyunları, deli yarışmalar ve masaüstü oyunları var. Masalcı Sanat Terapisti Judith Malika Liberman bakın bizi kampa nasıl davet ediyor? “Hep beraber uzaklaşalım şehirden ve düşelim köy yoluna. Fethiye’deki Yanıklar köyünde bulunan Pastoral Vadi’de buluşalım. Dört gün boyunca birbirimize ve doğaya bağlanalım, oyun oynayalım, farkındalığımızı artıralım. Bu kamp 4-99 yaş arasındaki herkes için.”

Analı Kuzulu Kamp: Analara Şifa, Kuzulara Doğa

Çocuklar etkinliklerle buluşurken, analar bedenen, ruhen ve zihnen yenileniyor. Doğayla dengelenmiş ve şifalanmış olarak evlerine dönüyorlar. Babalar da kampa katılabilir. Dalyan’da gerçekleşen yaz kampında 3.5 -5.5 ve 5.5-8 yaş için iki farklı dönem seçeneği bulunuyor.

Analarla kuzuları bol bol dans ediyor, resim yapıyor, şarkılar söylüyor, yoga ve masal çemberi yapıyor. Yoga, Dans Çemberi, Pranayama Çemberi ve Holografik Ses Meditasyonu, Şifalı Frekanslar, İçimizdeki Tanrıça, Şifanın Anahtarları Çemberi ve Tibetin Gençlik Pınarı kamptaki etkinliklerden bazıları.

Çocuk Yogası ve Masal Atölyesi Kampı

Çocuklarınızla yoga yapıp denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Birlikte güneşi selamlayıp yıldızlarla dans edebilirsiniz. 2-7 yaş arası çocuklar için hazırlanmış Çocuk Yogası ve Masal Atölyesi Kampı, Fethiye Kayaköy’de gerçekleşiyor. Çocukların doğal köy yaşamını deneyimleyecekleri, eğlenip eğitsel oyunlarla tatillerini doya doya yaşayabilecekleri, huzurlu ve sakin bu kamp seçeneği.

Çocuk Yogası Eğitmeni Merve Önder Küçükakça ile çocuklar doğru nefesle hayallerinin sınırlarını zorlayacak. Hayallerindeki hayvanları ve ağaçları yoga duruşlarıyla öğrenecek.

Masalcı Amca Cemal Ustaoğlu ile Masal Atölyesi’nde, her yaş grubundan çocuklar bol bol masal dinleyecek ve resim yapacak.

YogaCici ile Bodrum’da Aile Yogası Kampı

Uzman eğitmenler Ayça Güdücü Erdem ve Senem Kıroğlu Nane rehberliğinde Bodrum Gündoğan’da gerçekleşiyor. Kamp programı 6-12 yaş grubu çocuklar için hazırlanmış.

Tüm yoga çalışmalarına anne, baba, çocuk birlikte katılıyor. Tatil boyunca nefes çalışması oyunu, çocuklar için yaratıcı drama ve yoga, doğayı keşif ve yürüyüş meditasyonu, doğadan toplanılanlarla tasarım, film gecesi, masallı ve geleneksel oyunlarla yoga, dans devinim ritim çalışması, mandala boyama ve kutu oyunları ile dolu rengarenk bir program var.

Kampa gidelim mi baba?

“Kampa gidelim mi baba?” kampcılık sporunun hangi yaş olursa olsun çocuklarımızla da yapılabileceğini kanıtlayan toplumsal bir proje. Alternatif arayan ailelere klavuzluk ederek bir topluluk oluşturmak ve toplumda bu tür etkinliklerin artmasını sağlamak amacıyla yola çıkılmış. Kampa sadece babalar ile gidiliyor sanmayın. Anneler, teyzeler, amcalar, dedeler, herkes katılabilir. Çocuk olmadan da katılabilirsiniz.

Kaçkarlar Macahel ve Palovit Vadisi Çocuk Kampı: Çoluk çocuk Kaçkarlar Palovit ve Macahel Vadisi yaylalarına kampa gidebilirsiniz. Eşsiz güzellikteki yaylalarda konaklayıp yayla yollarını adımlayabilirsiniz. 6 yaş ve üzeri çocuklara göre planlanan rotalarda Uğur Biryol rehberliğinde yürünüyor.

Bozcaada Deniz ve Seramik Eller Çocuk Kampı: Çocuklarınızla doğa harikası Bozcaada’da kamp ateşi eşliğinde muhabbetlere dalabilirsiniz. Bağda konaklayarak seramik üretimler yapabilirsiniz. Bolca üzüm yiyip, bağ bozup üzümleri evinize götürebilirsiniz.

AKUT Baba Çocuk Kampı

Kamp programı uzman eğitmenler tarafından sadece babalar ve çocuklar için hazırlanmış. AKUT, Düzce’de özel olarak ayarlanmış kamp alanında çocuklarınızın ve sizin unutamayacağınız bir kamp düzenliyor. 2000 ve 2012 (bu yıllar dahil) yılları arasında doğmuş çocuklarınız ile katılabilirsiniz. Konaklama AKUT kamp alanında kurulan çadırlarda gerçekleşiyor.

AKUT Marmaris Deniz Kampı

8-12 ve 13-17 yaş grupları olmak üzere aynı tarihlerde iki ayrı grup olarak düzenleniyor. Konaklama özel hazırlanmış kamp alanında öğrenciler için kurulmuş iki kişilik çadırlarda gerçekleştiriliyor.

Permakültür, Sanat, Drama, Masal Alternatif Okullar Çocuk Kampı

Alternatif Okullar 2015 yazında başladığı çocuk kamplarına 2017 yazında Antalya Çıralı’da devam ediyor. Permakültür çalışmaları kapsamında çocuklar doğal yapılar inşa edecek, kompostu deneyimleyecek, tohumlarla tanışacak, doğanın sunduğu malzemelerle krem, merhem ve kendi boyalarını yapacak, atık kağıtları yeniden kağıda dönüştürecek. 4-6 ve 7-9 yaş grubu için farklı tarihlerde kamp seçenekleri bulunuyor.

Campwolftrack Doğadaki Çocuk Kampı

Campwolftrack 1999 yılında “Doğada Çocukla” TV programı yaratıcısı Serdar Kılıç tarafından kuruldu. Kamp programlarında; doğada hayatta kalma teknikleri, yüksek ip ve engel parkurları, takım oyunları, bireysel oyunlar, temel kampçılık eğitimleri, yüzme ve su oyunları, okçuluk ve ok-yay yapımı ve el becerileri oyunları bulunuyor. 9-11, 12-14 ve 15-17 yaş grubu için farklı tarihlerde kamp düzenleniyor.

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Yazının devamı...

Doğanın iyileştirici ve özgürleştirici gücü ile Kızlar Atakta!

Kızlar Atakta, 12-18 yaş grubu kızların spor, doğa ve takım çalışması ile zihinsel ve fiziksel kapasitelerini artırmak amacıyla yola çıkan, bir sürdürülebilir sosyal dönüşüm projesi. Motivasyonu yüksek, kendine güvenen, cesaretli ve girişimci kızları topluma kazandırmayı hedefliyor.

Farklı etnik gruplardan, kültürlerden ve sosyo-ekonomik alt yapılardan gelen kızlar, içeriğini uzmanların hazırladığı bir kampta buluşuyor.

Kamp programında; deneyimsel öğrenme, duygusal zekâ, oryantiring (doğada yön bulma), liderlik ve takım çalışması, problem çözme ve müzakere becerilerini geliştiren “kampçılık, yoga, koşu, yüksek parkur geçişi, keşif dalışı, açık denizde yüzme, bisiklet, doğa yürüyüşü, yelken kullanımı” gibi sportif aktiviteler bulunuyor. Dans, resim, yaratıcı drama ile sanatsal ve kişisel gelişim faaliyetler de yer alıyor. Ayrıca üç farklı atölye var: "İletişim sanattır", "Kimim ben?" ve "Gelecek Ağacı"

2017 yaz dönemi; 3 Temmuz-17 Eylül tarihleri arasında altışar günlük kamplar halinde, her hafta 14 katılımcı, 7 gönüllünün katılımıyla gerçekleşecek. Konaklama, eski Çukurbağ ilkokulunun restore edilerek köy akademisine dönüştürüldüğü Düşler Akademisi Kaş tesislerinde çadırlarda olacak.

Kızlara rol model olacak "Gönüllü Kadınlar" aranıyor

Kamp süresince gönüllü olarak ablalık, koçluk, liderlik yapmak isteyen kadınlar, web sitesindeki form ile başvurabilirsiniz. Kaş'ta doğa ve kızlarla başbaşa olmaya gönüllüyseniz ve doğa sporlarına yatkınsanız, 2017 yaz kayıtları devam ediyor.

Kamp alanına kendi olanakları ile ulaşan gönüllülerden neler mi bekleniyor?

- Toplumsal dönüşüme inanarak kızların atağa geçmesi için harekete geçmekten çekinmemek..

- Tüm süreç içinde katılımcı kızlara rol model olarak lider, girişimci, cesaretli kadın profiline uygun davranmak.

- İyi yüzme bilmek, yüksekten korkmamak, çadırda kalabilmek, spora yatkın olmak.

- Sabah 7’den akşam 9’a kadar süren yoğun programa içtenlikle ve istekle katılımcı olmak, katılımcıları motive etmek.

- Mutfakta kahvaltı hazırlamak, genel temizliğe yardımcı olmak gibi ortak yaşam gereksinimlerine destek vermek.

"Doğa Kültürü Eğitimi" ile hayata bakış değişiyor

Kamp lideri Eğitimci Duygu Dünya Önen, doğanın ve doğa sporlarının iyileştirici ve özgürleştirici gücü ile, kızların başlangıçta çekinerek girdikleri çadırlarda, kamp sonunda kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini söylüyor.

Duygu Dünya Önen, on sekiz yaşında üniversite için Amerika’ya gidene kadar İstanbul’da büyümüş, çocukluğunda doğayla teması sokakta oyun oynamak ve bisiklete binmekle sınırlı kalmış. Amerika’nın New Hampshire eyaleti Hanover kasabasında okula başladığında, dünyanın ve Amerika’nın dört bir yanından gelen öğrenciler için, üst sınıfların organize ettiği doğada beş günlük bir alıştırma gezisine katılmış. Öğrenci arkadaşlarının ergenlik yıllarında doğa kamplarına katıldığını ve kampların hayata bakışlarına çok şey kattığını görüp “Türkiye’de de böyle bir doğa eğitimi kültürü olsa.” diye düşünmüş.

Ekoloji eğitimimi tamamlarken AYDER’in Alternative Camp projelerinde ve dünyanın farklı yerlerinde ekolojik tarım gönüllüsü olarak çalıştım. Kızlar Atakta projesinin hedefini duyduğumda “tam da hayalimdeki proje dedim." diyor.

Katılacak kızlar nasıl seçiliyor?

Proje şu anda bireysel başvuruya açık değil. Sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği aracılığıyla aşağıdaki koşullarda olan kızlara ulaşılıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı protokolü gereği devlet koruması altındaki çocuklara erişiliyor.

- Şiddettin yaşandığı çevrede bulunan ve/veya şiddette mağdur kalmış ve/veya şiddet görme risk altında olan.

- Ekonomik olarak imkanları kısıtlı olan (maddi kısıtlar, yoksul veya az gelirli ailelerden gelen)

- Sosyal gelişim bakımından imkanları kısıtlı olan (kültürel-ailesel-ortamdan kaynaklanan kısıtlar nedeniyle okula gidemeyen/tamamlayamayan ve/veya okul-yurt-yaşadığı yer dışında hiç geliştirici etkinliklere katılamayanlar)

Kızlar Atakta Projesi'ne açık davet var

Alternatif Yaşam Derneği (AYDER) üçüncü yılında olan projeyi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı desteği ve EMpower Vakfı hibe fonu katkısı ile hayata geçiriyor.

adresinde katılımcıların yorumlarını okuyup, kamptan görüntüleri izlediğiniz zaman çalışmanın etkisini hisediyorsunuz.

Kızların potansiyellerini keşfettiği proje, ilgili tüm sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve özel sektör işbirliğine açık.

Diliyorum ki, daha fazla destekçi ile daha çok kişiye ulaşsın. Bireysel başvurulara da cevap verebilecek kadar büyüsün.

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Web: www.yesilcocuk.com

Facebook: facebook.com/yesilcocukcom

Twitter: twitter.com/yesilcocukcom

Instagram: instagram.com/yesilcocukcom

Yazının devamı...

Doğasever eğlenceli çocuk kitapları

Eğlenceli öykülerle, doğadaki tüm canlıları ve çevreyi korumanın önemini anlatıyor Banu Bozdemir. Çevre duyarlılığını geliştirmek için yazdığı kitapları “doğasever” olarak nitelendiriyor.

Çocuklar her kitapta fantastik bir yolculuğa çıkıp “Doğada neler oluyor? İklimler neden değişiyor? Çevremizi nasıl koruyalım?” sorularına cevaplar arıyorlar. Her öyküde farklı bir kahramanla, farklı bir çevre sorununa çözüm üretiyorlar.

Ebeveynler ve öğretmenler okuyan çocukların hayvanlara daha iyi davrandıklarını, su kullanımında daha dikkatli olduklarını söylüyor. Ağaçların onların dostu olduklarını anlıyorlar.

Banu Bozdemir ile 26-28 Mayıs tarihleri arasında ilki gerçekleşen Kadıköy Çevre Festivali’ndeki standında karşılaştım. Çocuklar ilgi ve merakla standa yaklaşarak çevreci kitaplarını seçiyor, yazarına imzalatmak için heyecanla bekliyorlardı.

Kelime Yayınları “Çevremi Seviyorum” serisinde on dört kitabı bulunuyor yazarın. En çok ilgimi çeken üç tanesini seçtim sizlerle paylaşmak için.

Kalemcik ağaçları geri getirebilecek mi?

Dünyada hiç kalem kalmamış olduğunu düşünün. Son Kurşun Kalem öyküsünde, Mert’in çantasından parkta düşüp bankının tahtaları arasına sıkışmış bir Kalemcik var. 50 yıl geçiyor ve kavurucu kuraklıklar nedeniyle bütün ağaçlar yok oluyor Bir gün Ekin ve dedesi bu Kalemcik’i buluyor ve Kaf Dağı’na kadar giden bir serüven başlıyor. Bu heyecanlı macerada, Kalemcik dünyada kalan son kurşun kalem olarak ağaçları geri getirebilecek “sihirli” tohumların bekçisi oluyor.

Ada küresel iklim değişikliğine çözüm bulabilecek mi?

Zamanda Yolculuk öyküsü, küresel iklim değişikliğinin dünyamıza etkilerini anlatıyor. İnsanların soğutucuların sürekli serinlettiği binaların dışına çıkamadığı, dışarıda ortalığı kavuran bir sıcaklığın olduğu bir zamanda yaşıyor Ada. Küçük bir kız çocuğu olmasına rağmen cesaretle yola çıkıyor ve hayalleri gerçeğe dönüşüyor.

Kerata denizlerdeki kirlenmeyi önleyebilecek mi?

Dansçı Caretta öyküsünde, yumurtasından yeni çıkmış deniz kaplumbağasının bir an önce denize ulaşması gerekiyor. Denize giden yolun başlarında iki şey keşfediyor: Annesini bulmak isteğini ve içindeki dans etme coşkusunu. Yolda ilerlerken denizdeki kirlenmeyi görüyor. Dansçı Caretta aklıyla, iyi kalbiyle, dostluk inancıyla ve dalga dalga yayılan dansıyla kirlenmeyi önlemek için çalışıyor.

Ve diğer kahramanlar…

Çevreci cesur kahramanlar, “Ağlayamayan Bulut, Duman Çetesi, Renkli Eldivenler ve Küçük Kar Tanesi, Ajan Bilbo, Çamsakız ve Hareketli Sakızlar, Renkli Penguencik, Köpük Ülkesi, Koca Dev’in Koca Sebzeleri, Cin Atı, Mışıl Suyu ve Ayakizi Ülkesi” adlı kitaplarda da macera dolu farklı yolculuklara çıkıyor.

Hayatın çocuk yönünü keşfetmek

Banu Bozdemir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi. İlkokul ikide köpeği Lassi’yle gazete almaya giden mahallenin ‘küçük gazeteci kızı’ imajını kazandı. Memur bir babanın kızı olarak gezgin başlayan hayatı çarşı pazarlarda ve oyun oynayarak sokaklarda geçti. Küçükken okumayı, yazmayı, bulmaca çözmeyi, rol kesmeyi çok seviyordu. Filmlere olan sevgi ve ilgisini hep içinde tutmayı bildi.

Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat Dergisi ve Milliyet Sanat sayfalarında sinema başta olmak üzere diğer bütün sanat dallarında muhabirlik yaptı. cinedergi.com'da yazı işleri müdürlüğü, beyazperde ve otekisinema.com’da yazarlık yapıyor.

Hayatının çocuk kitabı yönünü keşfettiği için çok mutlu. Çocuk kitabı yazmayı çok seviyor ve sürekli yeni öyküler yazmaya devam ediyor.

Hayatının çocuk yönünü keşfetmiş ve unutmamış insanların yetişmesi için, yazmaya devam et kıvırcık, çizgi film gözlü kız… Yeni kitaplarını heyecanla bekliyoruz...

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Web: www.yesilcocuk.com

Facebook: facebook.com/yesilcocukcom

Twitter: twitter.com/yesilcocukcom

Instagram: instagram.com/yesilcocukcom

Yazının devamı...

Çocuklar doğayı paylaşarak keşfediyor

Keşfetmek, odaklanmak ve tüm canlılar ile paylaştığımız yeryüzünü daha iyi tanımak… Hepsi "Doğa Arkadaşımın Kutusu" oyununda buluşuyor.

Çocukların ve yetişkinlerin birlikte katıldığı bir “doğa arkadaşlığı” oyunu bu... Her yönden hızla bilginin aktığı günümüzde, dikkat eksikliği yaşayan çocukları doğanın ahenkli ritmine davet ediyor.

Dört mevsim oynanan oyunda çocuklar keşfe çıkıyor. Acele etmeden, dokunup hissederek doğadan hazineler topluyorlar. Gözlemlerini, öğrendiklerini, hislerini ve hazinelerini anlatan bir mektup yazıyorlar. Kime mi? Topladıklarını bir kutu içinde gönderecekleri oyun eşlerine.

Kutu içinde yaratıcı tasarımlar

Kutuyu hazırlamak da ayrı bir eğlence. Hazineler taş, tohum, tüy, yaprak, yengeç kabuğu olabiliyor ve ulaşımda zarar görmesinler diye kutuya özenle yerleştiriliyorlar. Bu aşamada yaratıcılık devreye giriyor, farklı çözüm ve tasarım denemeleri ortaya çıkıyor. Facebook sayfasında ”Hazineleri Paketleme Fikirleri” fotoğraf albümüne göz atmanızı özellikle tavsiye ederim.

Oyunu ilk kim, ne zaman başlattı?

Çevre doğa eğitimi alanında çalışan Burcu ve Banu başlatıyor oyunu. Üniversiteden beri birlikte olan bu iki dostun doğayla güçlü bağları var. Çocuklarda da bu bağın oluşmasını sağlayan programlar geliştirip uygulamak için 1997 yılından bugüne çalışıyor ve bu amaçla 2016'da Doğa Oyunları Evi'ni kuruyorlar.

Burcu’nun 2015 yazında Facebook sayfasında yaptığı bir çağrıyla oyun başlıyor. İlk olarak dostları arasında denediklerinde yaklaşık 80 kişi katılıyor oyuna, ikincisinde 200 kişi oluyorlar. İlk iki oyunda "gizli arkadaş" kurgusu olduğu için kutuyu alan kimden geldiğini bilmiyor. Sonraki oyunlarda ikili eşleştirme yapmaya başlıyorlar, yani artık eşler birbirini en baştan tanıyor.

Amaç doğayla oyun arkadaşı olmak

Hedef, doğayla yeniden oyun arkadaşı olmak ya da mevcut oyun arkadaşlığımızı güçlendirmek. Oyunu fırsat bilerek sık sık doğa yürüyüşü yapmak, doğayı yakından tanımak. Oyun sırasında doğanın uzakta bir yerde olmadığını, bizzat sokağımızda olduğunu fark etmek.

“Doğa Arkadaşımın Kutusu” nasıl oynanıyor?

Çocuklar (3-11 yaş), Yetişkinler (12 yaş üstü herkes), Sınıflar (Okul öncesi ve ilkokul) olarak üç kategori bulunuyor. Her birinin ayrı başvuru formu var. Başvuranlar eşleştiriliyor ve ortak bir e-posta ile kurallar ve iletişim bilgileri gönderiliyor.

Oyun genelde 5-6 hafta sürüyor. Bu sürede eşler her fırsatta doğa yürüyüşü yapıyor ve oyunun etik kuralları çerçevesinde doğadan hazineler topluyorlar. 15 farklı hazineden oluşan bir kutu hazırlıyor, içine mektup ekliyor ve son gönderim tarihinde birbirlerine gönderiyorlar.

Oyuna nasıl katılabiliriz?

Her mevsim döngüsünde yeni oyun başlıyor: 21 Mart, 21 Haziran, 21 Eylül, 21 Aralık. Belirlenen süre içinde başvuru formu ile kayıt olmak yeterli.

En önemli ilke: Doğaya ve her bir parçasına saygı

Doğayı bir canlı organizma, bizleri de bu canlının bir parçası olarak gören bir değer anlayışıyla yaklaşıyoruz topladıklarımıza.

Canlı örnekler toplamıyoruz. Dökülmüş çiçekler, yapraklar, tohumlar vb. tercih ediyoruz.

Endemik (dünyada sadece o alanda yaşayan) ya da nesli tehlike altında olan türlere dikkat ediyoruz. Bunları sadece gözlemeyi tercih ediyoruz.

Yaprak benzeri hazineler yolda kuruyup kırılabileceği için korunaklı bir kutu hazırlıyoruz. Ama bunu yaparken de kağıt israfına yol açmıyoruz.

Aslı Dede

Yesilcocuk.com Kurucu & Yayın Yönetmeni

Web: www.yesilcocuk.com

Facebook: facebook.com/yesilcocukcom

Twitter: twitter.com/yesilcocukcom

Instagram: instagram.com/yesilcocukcom

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.