MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Öğretmenim Elimi Tut

'Öğretmenim Elimi Tut' çiçeği burnunda yepyeni bir proje.

Hastanede uzun süre kalan çocuk hastaların eğitimlerine devam etmeleri için bir grup eğitimcinin önerisiyle hazırlanmış ve hayata geçmiş bir proje.

9 Mayıs Günü Cemal Reşit Rey Konser Salonunda Muhteşem bir Katılımla İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Hayata Renk Ver Derneği’nin ortaklığında yürütülen Öğretmenim Elimi Tut Projesi “Çocuk, çocuk olunca iyileşir” Farkındalık paneli; uzman konuşmacı ve deneyimli konuklarıyla, yapılan sosyal deney ve özel etkinliklerle herkese umut kaynağı oldu.

'Öğretmenim Elimi Tut' Projesi kapsamında gerçekleşen ‘Çocuk Çocuk Olunca İyileşir’ konulu panel Türkiye genelinde her gün artan sayıda yaklaşık 1,5 milyon çocuğu hedef alarak dolu dolu hazırlanmıştı. İçerikte dikkatleri çeken şey ise her hikâyenin temasının aynı oluşuydu. ''EMPATİ'’

Panel boyunca akılda kalanlar şöyleydi;

Hastane korkusu nasıl bir şeydi?
Hastaneye ilk yatışta yaşanan duygular nelerdi?
Damar yolu açıldığında yaşanan acı ne kadardı?
Sürekli bir damar yolu veya serum seti ile dolaşmak nasıl olurdu?
Hastalığım ciddi mi?
Ne zaman geçecek?
Ne çok soru, ne kadar çok soruluyordu?
Hayat duruyor muydu yoksa geri mi sarıyordu?
Kaygı mı korku mu vardı ailede?
Anne baba ne diyecekti çocuğa?
Geçmek bilmeyen boşluk muydu odadaki?
Televizyon izlemek sıkıcı mıydı eğlenceli mi?
Okul ne olacaktı? Dersler mi arkadaşlar mı geride kalmıştı?
Okula geri dönebilir miydi?
Dönebilse ne diyecekti arkadaşlarına?
Ya uzun yıllar dönemezse nasıl kapatacaktı açıkları?
Nasıl iş bulacaktı?
Dönse maskesiyle toplumda dolaşabilecek miydi?
Herkesin sorularına nasıl yanıt verecekti?
ÇOCUK olmayı erteleyecek miydi?

Peki, bugünü nasıl geçiyordu çocuğun?

Oyun oynamadan
Tiyatroya gitmeden
Dans etmeden
Sokakta koşmadan
Uçurtma uçurmadan
Arkadaşlarıyla coşmadan
Boyalarla oynamadan
Çamurla kirlenmeden
ÇOCUK olmadan…

Bu çocuklara kim verecekti bu cevapları?

Peki ya organ bulamadıkları için hayatını yitirenler
Parası olmadığı için tedavisini yarım bırakanlar
Maskesine toplum baskısı uygulandığı için yeniden hastalananlar
Haklarını bilmedikleri için süreçleri yönetemeyenler

Peki doğru iletişim kurulamadığı için incinen çocuk kalplerine kim dokunacaktı?
Ya hasta olmayan kardeşler onlarla kim ilgilenecekti?
Ya tükenmiş aileler hangi birine yetişecekti?
Kimler vardı ellerinden tutulacak da biz nereden başlayacaktık?

Çocuk Çocuk Olunca İyileşir konulu panel, katılımcılara bu soruları sordururken, aynı zamanda ritim, drama, takı, seramik, ebru atölyeleri ile de kişilere çocuk olma ve anlama deneyimi yaşattı.

Katılımcılar panel sonunda çocukların ellerini tutmaya söz verdi. Sözlerini hazırlanan 'Öğretmenim Elimi Tut' platformunda el baskısı yaparak ifade etti.

Şimdi herkes biliyordu..
Çünkü çocuklar sadece hastalıkla mücadele etmiyor!

Çocuk çocuk olunca iyileşir!

www.hayatarenkver.org
@hayatarenkver
@öğretmenimelimitut
@cocukhastam

Ayşe Şengel
Uzman Halk Sağlığı Hemşiresi

www.aysesengel.com

Yazının devamı...

Ruhuna İyi Geleni Yap; Hayata Renk Ver

Herkesin bir hikayesi var..

Kimi şanslı bir öyküye uyanırken kimi hastalıkla mücadele etmek için nefes almaya çalışır.

Herkesin hayatında bir tercihi, bir de zorunluluğu vardır ve tercih edemediklerimizle tek başımıza mücadele etmekte zorluk çekeriz. Sanki kendi derdimizden büyük bir şey yokmuş gibi hayatta olumsuzluklarımızla yaşar, çevremizi göremeyiz. Aslında tam da bu hislerimizle çevremize daha dikkatli bakabilmektir yapılması gereken..

Bir avuç insan ne yapabilir mi? Çok şey..

Tek başımıza ne kadar hayata dokunabiliriz mi? Çok fazla..

Herkes yapmaktan keyif aldıklarını toplasa, bu keyfi bilmeyenlere ulaştırmak için yola çıksa...

Çok iyi resim yapabilirsiniz mesela; bunu resim kalemi bile olmayan ve meraklı bir çocukla çalışarak daha zevkli hale getirmek istemez misiniz?

Bir müzik aletini amatörce bile çalıyor olsanız, sesiyle nefes alacak kişilerle buluşturup birlikte eğlenmek istemez misiniz?

Çocuğunuza oyuncak alırken bir tane de oyuncağı olmayan çocuğa alarak iki çocuk sevindirmek istemez misiniz?

Okumayı çok sevdiğiniz kitaplarınızı kitap alamayanlarla paylaşarak herkese ulaştırmak istemez misiniz?

Kedinize mama alırken 1 paket fazla alarak sokaktaki kedinin de doyması sizi de mutlu etmez mi?

İlik nakli ile iyileşmeyi bekleyen biri için kan verseniz, başka bir hayatı kurtarsanız daha güçlü hissetmez misiniz?

Organ nakli beklerken nefes sayanlar için organ bağışına imza atmak ne kadar yorar sizi?

1 çocuk daha okusun diye koşmak peki?

Yıllarca yaşanmışlıklarıyla ayaklı kütüphane olan yaşlılarımızı ziyaret etmek, sorularımızı sorarak kendimize yanıt bulmak ne kadar zor olabilir?

Kimsesiz olduğu için ayakta kalmaya uğraşan bir çocuğun elinden tutmak, onu ziyaret etmek size ne kaybettirir?

Aslında herkesin yapabileceği daha dolu şey var.

Bir avuç insanız biz Hayata Renk Ver ekibi olarak; hasta çocuklar için çabalayan, hastalıkları eğitimlerine engel olmasın diye uğraşan, yüzleri gülsün diye dua eden, çocuklar iyi olsun diye projeler yapan. Biz mutluyuz mesela, her projede daha da mutlu hissediyoruz. Bizim de hikayelerimiz var, acı dolu anılarımız, güçlü hissettiğimiz ya da kaybettiğimiz dönemlerimiz, acılarımıza ara verdiğimiz molalarımız, paylaşarak artan mutluluklarımız..

Bir gruba dâhil olmak, bir yere gönüllü olmak zorunda olmadan yakın çevrenizle bile çok fazla şey yapabileceğinizi bilerek gözlerinizi buna açabilmeniz için bildiklerimi aktarmak istedim.

Çünkü ben ulaşmaya çalıştığım her çocukta kendime ulaştığımı görüyorum.

Her nerede ne koşulda ne inançla hangi duyguyla olursa olsun; başka bir insanın hayatına dokunduğunuzda aslında kendinize dokunmuş olacağınızı unutmayın.

Dünyayı iyilik ve yardımlaşma kurtaracak.


Ayşe Şengel
Hayata Renk Ver Derneği
SOSDES Koordinatörü

https://www.hayatarenkver.org/
www.aysesengel.com


Yazının devamı...

Zehirlenmelerde İlk Yardım

Zehirlenme denildiğinde şüphesiz dolu senaryo gelir aklımıza..

Aslında nedir zehirlenme? Neler bizi zehirler? Zehirlenirsek ne yapmalıyız? Ne yapmamalıyız?

Zararlı maddelerin sindirim, solunum veya cilt yoluyla alınması sonucu vücudun verdiği tepkilere zehirlenme denilmektedir.

Tanımından da anlaşılacağı üzere 3 çeşit zehirlenme türü vardır. Zararlı madde hangi bölgeyi etkiliyorsa zehirlenme adını o bölgeden alır.

Sindirim Yolu Zehirlenmelerinde İlk Yardım;

Sindirim yolu zehirlenmeleri; sindirim sistemimizi hasta edecek ve sistemin tepki vereceği maddelerin sindirim yoluyla alınması sonucu oluşur. Sıklıkla bulantı ve kusma hissi veya ishal ile kendini gösteren durumlardır. Ciddi boyutlarda da görülen tablolarda solunumun etkilendiği, genel durumun kötüleştiği de görülmektedir. Bu ciddi tablolara neden çoğu zaman kimyasal maddelerin ağız yoluyla alınması veya ilaçların ihtiyaçtan fazla miktarda aynı anda içilmesi olabilir.

Hafif düzeyde görülen, bulantı kusma ile gelen vakalarda yapılması gereken sıvı tüketimini artırmak ve durumun ciddiyetini takip etmek olacaktır.

Daha ağır tablolarla karşılaşıldığında ise KİŞİ ASLA KUSTURULMAMALIDIR!! ve 112'den destek alınarak hızlıca sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Solunum Yolu Zehirlenmelerinde İlk Yardım;

Solunum yolu zehirlenmeleri; solunum sistemimizi hasta edecek ve sistemin tepki vereceği maddelerin solunum yoluyla alınması sonucu oluşur. Soluk alıp vermede değişiklik, oksijen ihtiyacında artış olarak kendini gösteren belirtileri vardır. Ciddi boyutlarda da görülen tablolarda solunumun ve bilinç düzeyinin kötüleştiği bilinmektedir. Bu ciddi tablolara neden çoğu zaman yüksek ölçüde karbon monoksit gazına maruz kalmak veya oksijensiz kalınması olabilir.

Hafif düzeyde görülen vakalarda yapılması gereken kişinin temiz hava ile temasını sağlamak ve durumun ciddiyetini takip etmek olacaktır.

Daha ağır tablolarla karşılaşıldığında ise kişi 112'den destek alınarak hızlıca sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

Cilt Yolu Zehirlenmelerinde İlk Yardım;

Cilt yolu zehirlenmeleri; cilt temasıyla vücuda alınarak deri üzerinde tepkilere yol açacak maddelerin vücuda alınması sonucu oluşur. Cilt üzerinde kızarıklık, kaşıntı vb. durumlar ile kendini gösteren belirtileri vardır. Ciddi boyutlarda da görülen tablolarda solunumun kötüleştiği bilinmektedir. Bu ciddi tablolara neden çoğu zaman temas eden maddenin kimyasal içeriği olmaktadır..

Hafif düzeyde görülen vakalarda yapılması gereken kişinin madde ile temasını keserek bölgeyi (tazyiksiz) su ile yıkamak ve durumun ciddiyetini takip etmek olacaktır.

Daha ağır tablolarla karşılaşıldığında ise kişi 112'den destek alınarak hızlıca sağlık kuruluşuna götürülmelidir.

ÖZETLE;

Sorun ne olursa olsun genel olarak söylenmesi gereken şudur;

Ya zararlı madde kişiden uzaklaştırılmalı ya da kişi zararlı maddeden uzaklaştırılmalıdır. Yani kişi ve etken ayrıldığında çözüm için en önemli adım atılmış olacaktır.

Sağlıklı günler dileklerimle

Ayşe Şengel

Uzm. Halk Sağlığı Hemşiresi

İlk Yardım Eğitmeni

www.aysesengel.com

Yazının devamı...

Huzurumuzu En Çok Huzur Arayışımız Kaçırır

Huzur nedir diye 100 kişiye sorduk cevap alamadık mı?
Aldığımız cevaplardan tatmin olamadık mı?
Alınan cevapları kıskandık mı?
Başkalarının huzurlu oluşundan rahatsız mı olduk?

Daha çokça soru türetilebilir elbet..

Huzur aranması gereken ve sorulması gereken, bir arayış buluş kargaşası değildir aslında.
Huzur hedef de değildir.

Huzur, sorgulandığında valizini toplayıp kaçış planı yapan misafirinizdir.
Huzur, olduğunuz andaki yaşadığınız haldir.

Huzurunuzu bozduğuna inandığınız birşey var ise dönüp aynaya bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Yıllar içinde yapılan tüm araştırmalar, yürütülen tüm çalışmalar ve bizlere vaat edilen tüm umutlarda huzur ile ilgili tek bir ortak nokta vardır. Huzurlu olmak, huzura ermek; istediğinizde elde edebileceğiz şeydir. Sadece sizin elinizdedir. Tıpkı hayatınızdaki her şeyi yönettiğiniz gibi huzur halinizi de yönetebilirsiniz.

Maddi yetersizlikler, tartışmalı ilişkiler, acılı geçmişler, yorucu işler, stresli yaşam, trafik, okul taksiti, ev kirası, kayınvalide, davetsiz misafirler, yeterince gezmeyi sevmeyen eşler, yarım kalmış ilişkiler ve daha çoğaltılabilecek birçok huzursuzluk nedeni varken nasıl mı başaracağız?

Sadece isteyerek!
Öncelikle, hayat rutinlerinize göz atın.
Derin bir nefes alın, yaşamınızın içinde huzurunuzu ne kaçırmış onları sıralayın.
Değiştiremeyeceğiniz şeyleri dert etmeyin, kabullenin. Kabullenmediğiniz sürece etkileri sürmeye devam edecektir.
Değiştirebileceğiniz her şeyi değiştirmek için adım atın.
Değişime kendinizi ve çevrenizdeki her şeyi koşulsuz kabul etmekle ve sevmekle başlayın.

Siz kendinizi sevmez, kabul etmezseniz; hayat da sizi sevmez ve kabul etmez.

KORKMAYIN!

Ayşe Şengel

www.aysesengel.com

Yazının devamı...

Çiçek Gibi Yaşamlarımız

Çiçek gibiyiz aslında, her biri başka renk açan, başka çiçekleriz hepimiz

Açma mevsimimiz başka, renklerimiz başka, kokularımız başka,yapraklarımız başka, hepsinden önemlisi duygularımız başka..

Tohumlarımızın başkalığındandır doğamızın da bambaşka oluşu..

Aynı ormanda, aynı parkta, aynı bahçede, aynı balkonda hatta bazen aynı saksıda açmak zorunda kalışlarımız..

Anlaşmak zorunda olmak, paylaşmak zorunda kalmak, yaşamaya çalışmak

Hedefimiz ise en iyi olmak ve kendimizi ispatlamak

Zayıf noktalarımız kimlerin umurunda?

Balkon çiçeği değilken balkonda yaşam mücadelesi verenlerimiz

Çiçek açmak doğasına aykırıyken çiçek açmıyor diye eleştirilenlerimiz

Güneşte çiçek açabilirken gölgede bırakılanlarımız

Çok su severken azla yetinmeye çalışanlarımız

Sulanırken dengesi bozulanlarımız

Aynı miktarın herkese aynı gelmediğini anlayamayan sevenlerimiz

Anlaşılamadan kuruyup giden dostlarımız

Kimimiz kocaman çiçek açar, kimimiz çok güzel kokar, kimimiz sevgi dolu sarar her yeri de kimimiz köşesinde asaletiyle yalnız durmayı seçer.

Hepimiz güzeliz, hepimiz kıymetli, hepimiz farklı

Aynı değerleri beklemek, görmeye çalışmak, aynı derecede ödüllendirilmek, yargısız infaz edilmek, karşılaştırılmak, önemsenmemek, haksızlığa uğramak ve daha niceleri..

İnceldiğimiz yerden incindiğimizi bilerek neler mi istiyoruz?

Empatiyle yaklaşım, farklılıklara saygı

Zoru başardığımız zamanlarda değer görmek, takdir edilmek

Herkes kadar önemsenmek

Sadece kendimizle kıyaslanmak

Sesimizin duyulması

Anlaşılmak

Sesinizi duyan kişilerle dolu bir hayatınız olması dileğiyle,

Sağlıklı günler dileklerimle

Ayşe Şengel

www.aysesengel.com

Yazının devamı...

Okullarla Birlikte Hastalık Mevsimi de Açıldı

Okullar Açıldı

Çocuklar ve gençler için hem sevindirici hem de zorlayıcı günlerin başlangıcı olan okul dönemi başladı. Tüm yaz bedenimizin güneşe ve uykuya doyduğu süreçleri geride bırakarak saatleri kurmaya, ders çalışmaya ve okula alışmaya başladığımız günler geldi. Öte yandan özlediğimiz arkadaşlarımızı gördüğümüz, paylaşımları dolu dolu yaptığımız günler de başladı.

Aynı zamanda, her durumumuz gibi hastalıklarımızı da paylaşmaya başladık. Özellikle yaz döneminden kışa geçişte karşılaşılan sonbahar ayları değişken hava koşullarıyla herkesi olduğu gibi çocukları da hazırlıksız yakaladı.

Değişen hava koşulları, değişen uyku saatleri, değişen yaşam koşulları vücudu dirençsiz bırakarak hastalıklara davetiye çıkardı.

Okul döneminde sıklıkla karşılaşılan hastalıklara bakıldığında solunum yolu ile bulaşan hastalıklar başta olmak üzere, bağırsak enfeksiyonları ve bitlenme gibi hastalıklarla da sıklıkla karşılaşılabilmektedir.

Özellikle bu tür durumlardan kendimizi ve çocuğumuzu korumak için dikkat edilmesi gerekenleri sıralayacak olursak;

El ve vücut hijyeni
Sağlıklı ve dengeli beslenme
Mevsime ve güne uygun giyinme
Bol sıvı tüketimi
Kaliteli uyku
Yakın temaslardan uzak durma
Doktorunuzun önerisi ile ihtiyaç varsa bağışıklık güçlendirici destek alma
Sağlık sorunu yaşandığında mutlaka hekim kontrolünde ilaç kullanma

Sağlıklı günler dileklerimle

Uzm. Halk Sağlığı Hemşiresi Ayşe Şengel

www.aysesengel.com


Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.