MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Sıkı durun!

Görüyorum ki maceraya sürüklenmeye, yaşamaya korkar olmuşsunuz,

Ama hatırlatmak isterim ki azim, kararlılık ve cesaretiniz dışında daima sizinle olan hiçbir zenginliğiniz yok,

Şimdiye kadar öyle ya da böyle gelmişken sınırlarınızı genişletmekte neden tereddüt ediyorsunuz?

Geride kalmış bir iki geçmiş acı hikayenin hala ellerinize kelepçe takmasına izin veriyorsunuz,

Korkmayın!

Bu geçmiş acılar siz güçlendikçe ya tek bir fiske daha vuramadan teslim olacaklar ya inanmış nidanızla pul gibi dağılacaklar,

Adam gibi adam olan biri için yaşamak, benim inancıma göre asil sonuçlara varmaktır,

Buna rağmen, aranızda bunun sonu ne zaman sorusuna takılanlar olabilir,

Onlar bilsinler ki, hedefimiz bütüne kıyasla, kocaman alemi düşündükçe çok küçüktür,

Bütün dediğimiz insan gibi yaşamaktır,

Azminizin sınırları, Allah’ın dünyaya koyduğu sınırlardan başka bir şey olmamalı,

Ama şimdi pes ederseniz, kibirli boyunlar eğdirilmemiş olacak,

Şimdi geri çekilirseniz, size yeniden kötülük yapacaklar,

Eğer bunlar gerçekleşirse, bu zamana kadar yaptıklarınız ve çektiğiniz sıkıntılar boşa gitmiş olacak ya da tüm yaptıklarınızı tekrar yapmak zorunda kalacaksınız,

Aklının, gönlünün efendileri sizlere sesleniyorum,

Bu asla böyle olmamalı.

Sıkı durun.

Ve şimdiye kadar yaptıklarınızın yeterli olduğunu sanmayın,

Karakterinize ve hayatınıza yapılan tecavüzleri engellemenin haricinde bir şeye bulaşmamak, çok mutlu ve huzurlu bi hayat sunmayabilir size,

Sıkı durun!

Sınırları zorlayın, korkmayın!

Bay İfade Volkan Akay

Türkiye'nin ilk ve tek İfade Eğitmeni ve Motivasyon Konuşmacısı

volkan akay facebook

volkan akay instagram

volkan akay youtube (ücretsiz abonelik)

Yazının devamı...

Kariyerler askıda!

İNSAN KENDİNİ KONTROL EDEMEDİĞİ İÇİN SİSTEM DİYE BİR KAVRAM GELİŞTİRDİ, BUNU HER ALANA UYARLADI (SİYASİ, SOSYAL, EKONOMİK) VE TARİH BOYUNCA İÇİNİ SÜREKLİ GÜNCELLEDİ.

HİYERARŞİ, SİSTEM kavramının alt başlıklarından biri. Her platformda bu sözcükten yola çıkılarak bazı düzenlemeler yapıldı, ilişkileri, iletişimi, işleyişi tanzim için. Konuyla ilgili felsefik ve tarihsel sürece değinecek değilim. Filmi hızlıca sarma niyetindeyim.

Duygusal zeka ağırlıklı dünyada HİYERARŞİ kavramının büyük arızalar verdiğini ve artık işlemediğini görüyoruz.

Hatta iş dünyasının ÇALIŞAN YÖNETİMİNDE VERİM KAYBI SEBEPLERİ araştırmaları sonuçlarında liste başı olduğunu görüyoruz.

Bana göre kavram fiilen uzun zamandır işlemez durumda.

Çünkü iş dünyası, HİYERARŞİ başlığı altında yıllarca insani çok duyguyu yerle yeksan etti.

Sanırım kimsenin daha fazla dayanacak gücü kalmadı bir sürü saçmalığa.

Peki HİYERARŞİ kavramı yıllarca hangi duyguların askıya alınmasına sebep oldu.

İşte iş hayatının askıya alınan duyguları;

HALDEN ANLAMA, Katılaştırılmış hiyerarşi öğretilerinin nesilden nesile katlanarak devri çok sayıda yöneticinin ekibine yaklaşımını YÜZ GÖZ OLMA, AĞIRLIĞIN OLSUN, SENDEN KORKSUNLAR diye sınırlandırdı.

CESARET, Yönetim kademesi, gittikçe daha çok, çalışanların özgürce kendini ifade edebilme alanlarını yok etti çünkü hiyerarşi kavramı onları korkak yaptı. Üstlerinden, mevki kaybından ve yetersizlikleri yüzünden yönetememekten korktular.

ÜRETKENLİĞE İZİN, Kendi duygu ve düşüncelerine hayran yöneticiler farklı sesleri susturmak için elinden geleni yaptı. Çünkü onun için en iyisini o düşünürdü ve yormayın beni ağabeycim şimdiydi.

AİDİYET VE SADAKAT, Duygusal zeka yönetimi, çok yönetici için bilindik, tanıdık bir alan değil hatta çoğu için hala gereksiz. Dolayısıyla çalışanların şirketlerine bağlılığı yok denecek seviyeye geldi.

GÜVEN, Sürekli ve paranoyak sorgulamalar güven duygusunu zedeledi ve bu da verim, performans düşürdü.

İNİSİYATİF KULLANDIRTMAMA, İnisiyatif kullandırtma kavramı BAŞIMA İŞ ALIRIMLA eşdeğer oldu.

İÇİNDE SİZ OLMAYAN NEZAKET, Hiyerarşi kavramı herkesi ‘siz’li bir samimiyet (!) kuyusuna attı. Orada kimse mutlu değil.

SAHİCİ OLMAYAN YETKİ DAĞILIMI VE KULLANIMI, Çalışanlar yetki ve sorumluluklarının göstermelik olduğuna inandı. O yüzden kimse işini sahiden sahiplenip, elini taşın altına koymadı. Ve koymak da istemiyor.

Bana sorarsanız çalışan hayatının kavramlara ihtiyacı yok.

Nitelikli, donanımlı, çok odaklı, hibrid çalışanlar ve yöneticiler yetiştirmek çok problemi kendiliğinden ortadan kaldıracak ve beraberinde doğal bir yönetim sistematiği geliştirecektir.

Bay İfade Volkan Akay

Bilgi:

Her yıl 100 bin kişi onu izliyor,

Medya onu Türkiye'nin dünya çapındaki motivasyon konuşmacısı olarak tanımlıyor,

volkan akay youtube (ücretsiz abone olabilirsiniz)

volkan akay facebook

volkan akay instagram

Yazının devamı...

İnatlaş ve Savaş

Yenilmeye doyma kardeşim,

Gerçekleşmeyen hayallerinle inatlaş,

Hayallerini baltalamaya çalışanlar karşısında inadın dibine vur şahlansın,

Kafanda seni her seferinde oturduğun koltuğa gömen seslerle inatlaş,

Aşırı mükemmeliyetçiliğinle, tembelliğinle ya da yapamazsın, edemezsinle, yapabilir miyim, becerebilir miyim ile inatlaş,

Dostlarınla (!), sana inanır gibi yapanlarla, her zaman arkandayızla (!), hep yanındayızla (!) inatlaş,

Kimse beni anlamıyorla, her şey üst üste geldiyle, hepsi beni bulduyla, kendinle keçi gibi inatlaş,

Seni senden çalmaya çalışanlarla,

Lafı ağzına tıkayanlarla,

Yetenekleri görmezden gelenlerle,

Emeğini çalanlarla inatlaş,

Aklı sıra seni aşağılayanlarla, seni hasta eden ruh hastalarıyla inatlaşsana,

Gülme başına iş gelir, ağlama sakın zayıf görünürsün diyenlerin inadına gül, ağla,

Bozma kendini diyenler var ya inadına boz kendini, herkes başına edecek sen susacaksın öyle mi?

Vicdansızlarla, yalancılarla, nankörlerle, verdikçe isteyenlerle inatlaş, seni mutsuz edemesinler,

Hayatını mahvetmeye çalışanlar var ya, en az onlar kadar inatçı olman gerekmez mi adam gibi bi hayat için,

Sevdiğinin peşinden gitmek için daha ne bekliyorsun,

Kaybetmek için bin tane mazeret buluyorsun da, neden aynı sebep arama bulma azmini kazanmak için göstermiyorsun,

İstediğin, hak ettiğini düşündüğün hayatı yaşamak için hayatla inatlaşsana,

MEYDANI BOŞ BIRAKMA, İNATLAŞ,

VE SAVAŞLARINI ERTELEME,

Kime ne demek istiyorsan de,

Mutluluğunu, üzüntünü, acılarını, kahkahalarını, aptallıklarını kimden kaçırıyorsun,

Sınırlı ya da sinirli yaşamaktan bıkmadın mı?

Dövüşmek gerekiyorsa dövüş,

Anlaşmak gerekiyorsa anlaş,

Dinlemek gerekiyorsa dinle,

Daha çok çalışmak gerekiyorsa daha çok çalış,

En ciddi savaşlarıdır ya bunlar insanın kendisiyle,

Teke karşı herkes de bi savaştır,

Sana karşı sen de,

Erteleme savaşlarını,

Aklında ve gönlünde yer açsana daha çok yaşamak için,

Şimdi sırası değil ile ne kadar yaşayabilirsin,

Ne gerek var yaşam felsefesi olamaz,

Daha ne kadar görmez, bilmez, duymaz olabilirsin,

Kaybetmekten mi korkuyorsun,

Yoksa üşengeç misin?

Ertelediğin hiçbir savaş ortadan kalkmayacak,

O savaşa mutlaka gireceksin,

En güçlü olduğun anda savaşsana,

Neden kaçıyorsun?

Uydurma, elimi kolumu bağlıyorlar diye,

Kandırma kendini ben onlara haddini bildirirdim ama diye,

Sana kazık atmaya mı çalışıyorlar, savaşsana,

Sana yalan mı söylüyorlar, seni ezmeye yok etmeye mi çalışıyorlar, dedikodunu mu yapıyorlar, arkadan mı konuşuyorlar, içini mi yakıyorlar, canını mı sıkıyorlar, düşüncelerini mi çalıyorlar, hislerinle mi oynuyorlar, aşkına mı gülüyorlar, tipine mi sövüyorlar, hayatından mı bezdiriyorlar, SAVAŞSANA,

HAYAT CESUR YAŞANIR UNUTMASANA,

Bay İfade Volkan Akay

Türkiye'nin ilk ve tek ifade eğitmeni ve motivasyon konuşmacısı

youtube volkan akay (ücretsiz abone olabilirsiniz)

instagram volkan akay

facebook volkan akay

Yazının devamı...

Duygusuz Yöneticiler

Dünyayı sağ beyinlilerin (duygusal beyin) yönettiğini ve yöneteceğini, tüm teknolojik devrimlerin sağ beynini kullanan insanların ürünü olduğunu düşünürsek, duygusal zekanın, duygu işlemenin ve yönetmenin ne denli önemli ve zor bir iş olduğunu bir kez daha anlayabiliriz.

En önemli sermaye duygu

İş dünyası evvela şunu kabul etmeli. En önemli sermaye duygu. Bu sermayeye sahip çıkan, doğru kullanan ve yöneten şirketlerin başka sebeplerden bağımsız olarak cirolarında herhangi bir problemle karşılaşmalarına imkan yok.

Duygusal ol ama bi şartla

Bazı yerleşik kanaatleri değiştirmek zorundayız. Yıllarca, dilimize kolay geldiğinden ya da edindiğimiz tecrübeler - belki daha açık olmalıyız - yediğimiz kazıklardan olsa gerek birbirimize hep “duygusal olma kaybedersin” öğüdü verdik durduk. Peşi sıra gelen ciddi görünme takıntısı da bu öğüdün uzantısı.

Elbette bizim gibi toplumlarda en çok sömürülen şeylerden biri gülücüklerdir, bunu kabul etmeliyiz. Ancak yıllarca ıskaladığımız gerçek şuydu; insanın hayatını çekilmez hale getiren -evde, iş’te, sokakta- duygusal olmak değil, duygularını kontrol edememek, doğru yönetememek.

Biz bu eğitimleri ne sistem dahilinde ne evde verdik çocuklarımıza. Onlar da bu yüzden alabildiğine her platformda acımasızlaştı. Hele bi de ellerine yetki geçince katmerlendi duygu kıyımları.

İş hayatı profesyonellerinin belki de en uzak olduğu alan işte bu.

Herkese aynı muamele kifayetsiz yönetici işi

Şirketlerde müdür sıfatlı yönetici profilleri saygı seviyesi kaybını yaşayalı uzun zaman oldu. Araştırmalar gösteriyor ki, çalışanlar lider vasıflı yöneticilerle çalışmak istiyorlar. Onunla yiyen içen, konuşan, dinleyen, fikrini önemseyen, çözüm odaklı, elini taşın altına koyan, beraber gülen, ağlayan, eğlenen… Ama profesyonel dünyanın aldığı bazı eğitimler yönetim silsilesinin yaklaşım biçimlerinin henüz tam olarak değişmediğini gösteriyor.

Hala “lider nasıl olunur” eğitimleri revaçta. Anlaşılması gereken şu ki, gerçek bi dövüşçüyle aksiyon filmi çekmek, bir oyuncuyu dövüşçü yapmaktan daha kolay. Yani en başta doğru seçimler yapmalıyız, doğru insan kaynakları, hedefi vuran kariyer yükseltmeleri yapmalıyız özetle seçme yerleştirme yaparken dikkatli olmalıyız.

Bunu yapmayınca, mutsuz, uyumsuz ekiple nitelikli iş üretilemiyor, personel sirkülasyonu yüzünden sinerji kayboluyor, kadro doldurmak için liyakat esası gözetilmeden yerleştirmeler yapılıyor, şirket zaman ve verim kaybediyor.

Ve belki de en önemlisi herkese aynı muameleyi yapan, -kastımız adil yönetim değil- aynı teşekkürü eden, aynı sözcüklerle konuşan ezber ağızlı hatta bir zaman sonra ekip içindeki dedikodunun neşet ettiği odanın sahibi yöneticiler peydahlanıyor.

Dolaylı iletişim nifak tohumu

Duygu liyakat eksikliği kendini en çok dolaylı iletişim yoluyla gösteriyor. Artık korkudan mıdır, ego, kibir problemlerinden midir, donanım eksikliğinden midir bilinmez, fazla yüz göz olmayalım tavrı şirketlerin içine büyük bir nifak tohumu olarak düşüyor.

Elbette bir lider yöneticinin “denge” sözcüğüyle tanışıklığı yoksa bu kavramı anlamadıysa, içselleştirmediyse üstüne bir de yönetim kabiliyetlerinde eksikler olduğu fikrindeyse dolaylı iletişimi tercih etmekten başka çaresi kalmıyor.
Ama bilinmeli ki ve yapılan tüm çalışmalar gösteriyor ki, çalışanlar bu iletişim biçimden nefret ediyor.

Oysa insan yönetmenin en kolay yolu duygu yönetmektir

Sosyo-psikolojik araştırmalar gösteriyor ki, insanlar düşündükleri, hissettikleri ama söyleyemediklerini söyleyen, dillendiren insanları en çok dinliyorlar, önemsiyorlar, hayatlarına alıyorlar, onlara güveniyorlar.

Belki de bu özelliğe en çok ihtiyacı olanlar iş dünyası profesyonelleri. Zira herkesin en çok konuşmaya ve anlaşılmaya ihtiyacı var özellikle iş dünyasında.

Ekip yönetmek isteyenler, ekibini yüksek enerjiye taşımak ve orada tutmak isteyenler, gerçekten dinleyecek, anlayacak, önemseyecek, başka yolu yok.

Tabirimi bağışlayın ama söylemeliyim, mış gibi yapınca adınız müdür oluyor, duygu paylaşımlarını samimiyetle yapınca ya abi oluyorsunuz, ya adam, ya muhteşem bi kadın, ya insan…

Bu konuda yönetim kademesinden gelen temel eleştiri şu; zaman mı var bunları yapacak, üstüne bir de iş yoğunluğu, süre ve patron baskısı?

Sürekli ekip içi çatışmalarla mücadele edip bölünmekten, denetleme hastalığına tutulmaktan, takipten deliye dönmekten, personel değiştirip onları oryante etmekten iyi olsa gerek kanaatindeyim, duyguları doğru yönetmeye talip olmanın.

Ve üzgünüm lider yöneticiler –ki artık kesinlikle böyle bir yönelim içine girmek zorunda tüm şirketler- kendilerine yedek psikolojiler geliştirmek zorunda. Bunu bulacağı yer de yine ekibinin uyumu, iş üretebilme kabiliyeti ve gücü olacak şüphesiz.

Duygu dili acemisiyiz , duygu liyakat eksiğimiz çok

Bu yüzden duygu dilini öğrenmeli ve geliştirmeliyiz. Gelin görün ki, bu dilin son derece acemisiyiz. Gülmenin başımıza iş getireceğini, ağlamanın zayıflık belirtisi olacağını ezberleyerek büyümüşüz. Ekibimizin duygusal devinimlerini anlamaktan kaçıyoruz. “Kimseyle uğraşamam, dünya kadar işim var” diyip odalarımıza kapanıyoruz. Oysa aidiyet duygusu geliştirmenin, verim artırmanın, ekip sinerjisi yaratmanın, işi sahiplendirmenin en kolay yolu.

KİMLER KAZANACAK?

Ruhsal konfor alanı dışına çıkabilen, duygusal olan ve duygularını doğru yöneten, duygu diliyle tanışan yöneticileri barındıran ve yetiştiren şirketler.

Bay İfade

Bay İfade Volkan Akay

facebook volkan akay

instagram volkan akay

youtube volkan akay

Yazının devamı...

Arşivde yatan televizyon patronu!

Arşivde yatan televizyon patronu,

Muhabirlikten, televizyon kanalı sahipliğine uzanan yolda Acun Ilıcalı kimine göre sihirbaz, kimine göre dahi.

Bendenize göre ise aklını ve duygularını dengeli kullanabilen duygusal zeka üstadı.

Duygusal Zekasını (EQ) iyi kullanabilen insanların bazı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;

Ne zaman, nerede, nasıl davranacağını bilir,

Kiminle ne kadar muhatap olacağı konusunda ustadır,

Her rüzgarda savrulmaz,

Fırsatları değerlendirir,

Başkalarını dinler, hisseder, düşünür, analiz eder ama asla tahakkümüne girmez,

Kararlı ve iradeli davranır,

Daha çok sayabiliriz ancak bu kadarı bile Acun Ilıcalı analizi için kafidir sanırım.

Kazanan insan olarak Acun Ilıcalı’nın özelliklerini nasıl tanımlayabiliriz peki?

Yaptığı işe evvela kendi inanıyor,

Samimiyet ve güven duygusunun sırtının yere gelmeyeceğini öğreneli çok olmuş,

Gerçek ve hayalle ilişkisini dengeli kuruyor, hayal kurarken kendini kandırmıyor, tek kelimeyle hayal kurma ve kurdurma kompetanı,

Başkalarının yapmaya üşendiği şeyleri yapıyor,

Cesaret duygusunu aptalca kullanmıyor,

Ne zaman ego konuşturacağını biliyor,

Zeki çalışmanın ne demek olduğunun farkında,

Hırsını dizginleyip, dengeleyebiliyor,

Yaşadığı toplumun duygusal grafiklerini iyi biliyor, hiçbir duyguyu küçümsemiyor, önemsemeyebilir ama küçümsemiyor, duygu analiz ustası,

İddialı ama büyük davranış ve sözleri sevmiyor, şaşırtmanın zevki onun için paha biçilmez,

Bitmeyen heyecan sahibi,

Kaybetmeye razı değil ama hazır,

En büyük motivasyon kaynağı kendisi,

Ekip başının tacı, en çok iyi ekip kurmak için zaman harcıyor ve ekibine sahip çıkıyor,

Ekibinden gelen her türlü hissi, düşünceyi hemen reddetmiyor, üzerine düşünüyor,

Ekibine gereksiz müdahalelerden hoşlanmıyor, onlara güvendiğini her fırsatta ispatlıyor,

İş yaparken estetik kaygıları var,

İnsanın temel psikolojik ihtiyaçlarına hakim, (korku, hayal, sosyal ve estetik)

Galibiyetlerinde göz önünde böbürlenmiyor,

Mağlubiyetlerinde kaçmıyor,

Pozisyon alma ustası,

Motivasyonu artık para değil başarı,

Büyüdükçe küçülüyor, en azından aleniyette başka türlü bir davranış içine girmiyor,

Her işte bir hayır vardıra inanıyor,

Şükretmeyi unutmuyor,

Anlayacağınız Acun Ilıcalı tek kelimeyle DUYGUSAL ZEKA ÜSTADI.

E tabi bu da onu, Show Tv'nın arşivindeki öğlen uykularından şimdiki haline taşıdı.

Bay İfade Volkan Akay

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.