MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

"O" Kadın İyi ki Var!

Genele yayılmış o günü, bu günü, şu günü taraftarı olmadım hiç bir zaman...
Kutlamadım da..

Tek bildiğim doğum günleri ve evlilik yıldönümümdür.

Gelgelelim ki, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne bakış açım pek de böyle değil mirimm...
Yani kadın olmam nedeniyle güne duyduğum sempati bir yana, ne çok ihtiyacımız var 8 Mart'a aslında... Ya da nice 8 Mart'lara...

Gönlün dilediği, 8'ler, 18'ler, 28'ler olsa da tarihteki yerini alan o tek gün güvenin, zirvenin, ufak da olsa bir dalın simgesidir bir kadın için!

Ne acıdır ki, güne umudunu bağlamış nice kadınlar var. Belki bugün sırtımı yaslarım diyen, belki bugün sadece kendimi düşünürüm diye iç geçiren...
Ya da belki bugün kanepeye uzanmış sabahtan akşama kadar tv izlerim diye ufak hayaller kuran nice kadınlar...

Bugünden sonra kendimi hiçbir şey için heba etmeyecegim diye söz verip yarına yine eskisi gibi uyanan nice #kadınlar...

Belki bugün bana güzel bakar, güzel bir söz söyler diye bekleyen #kadınlar...

Bekleyin #kadınlar...

Neyse uyanın! Bakın ne dicem?

Bugün, kadına -bayan- diyen sözde "baymayan"lara; kadına kadın denileceğini bir kez daha hatırlatın!

Üstüne basa basa, yüksek sesle biz kadınız diyiverin!

8 Mart'ın tarihindeki talihsiz olayına girmeyeceğim bugün..
Ben başka pencereyi açmsk istiyorum izin verirseniz...

8 Mart tarihi bir tesadüf değil...

Baksanıza,
Adeta baharın habercisidir kadın...
Çiçeğin, dalın ta kendisidir.

#kadınolmasa fikri, ağacı dalsız, çiçeği yapraksız bırakır...

Sudur kadın, hayat verir...
Topraktır... Hem onca yük taşır, bir o kadar da ekin verir...
Verir vernesine de fakat kadınlık zor zanaat mîrim..
Kadın cinayetlerinin alıp başını gittiği bu çağda kadın olmanın zorluğunu anlatmak ne buraya sığar ne de kitaplara...

Zorluğu şoyle bi kenarda dursun da kadın olmak güzel şeydir... Bir de tam anlamıyla yaşansa tadından yenmeyeceği aşikar!

Sonuç olarak kadın iyi ki var!

#kadınolmasa kim susacak?
#kadınolmasa kim alttan alacak?
#kadınolmasa kim ailede kontrolü sağlayacak?
o #kadın olmasa seni kim doğuracak!!!

Kadınlar gününüz kutlu ve mutlu olsun.
Hak içinde, adil ve hayal ettiğiniz şekilde günleriniz olsun.

Bu vesileyle canımın taaa içinin, sultanımın, kadın deyince aklıma gelen yegâne karşılığın, anneciğimin de kadınlar gününü kutlarım.?

Haydi selametle

@budininkalemi

Yazının devamı...

Gel Buyur, Soluklan Biraz (2019)

Herşeyin bi sebebi, her sebebinse bir hayrı olduğuna inanırım...

Bunu bilmek öyle bi güç veriyor ki insana, tevekkülü en tepede, huzurla yaşıyorsun...

Beklemenin, bekleyişin, her bir dar yolun geniş bir avluya çıkacağına işaret olduğunu çoktandır tecrübe ettim.

Girdiğimiz dar ve dik yokuşları, var oluşumuzun hatırlatılması olarak görürüm hep. Aynaya bir kez daha bakmamı ve eksik kalan şeyleri tamamlamamı sağlar.

Bundandır ki, 2019'a her zamankinden daha çok umutla bakıyorum.

Bundandır ki, 2019'a her zamankinden çok daha fazla görevler verdim...

Hepimizin kendimize göre yüklediğimiz görevler var değil mi yeni yıla? Kimimiz para, kimimiz huzur, kimimiz koca, kimimiz sevgili, kimimiz iş ama çoğumuz sağlık diliyor...

Her sabah uyandığı için şükreden, yeni güne hayır dileyerek başlayan bilir, farkındadır.. Önce sağlık.. Öyle lafta değil ha! (evet ha!) ayakları yere basarcasına sağlık...

Sonra dara düşürmeyecek, kimseye muhtaç etmeyecek kadar rızık...

"E mutluluk huzur demedin?"

Onlar bu saydıklarımın ekürisi zaten... Onlar var oldukça bunlar eksik olmaz Allah'ın izniyle

Demem o ki, öyle sadece dilde - ağızda istemeyin sağlığı...

Kalpten, gönülden, varlığının kıymetini bilircesine dileyin..

2019 başta hastalara şifa ile gelsin, dertlilere deva ile gelsin... Herkese bol kazanç, bereket versin... Evlerimizden sağlık, huzur, mutluluk eksik olmasın...

İyi Seneler Efenim.

Sevgiyle ,

"İyi bakın, iyi görün"

@budininkalemi

Yazının devamı...

O Koca, Bir ''Adam''

Yılların yaşanmışlıkları fazlalaştıkça, biriken anları nereye koyacağını bilemezsin...

İşte tam da bu yüzden ya anı biriktir-me, ya da kiminle biriktirmek istediğine iyi karar ver!

Evlen, mutlaka..! Çoğal, çoğaldıkça gül, güldükçe karış, karıştıkça kaybol bütün renklerde...

Mesela şeyle evlen;

Senin için senden önce ihtiyaçlarını keşfeden biriyle… (

Ne biliyim mesela, sen daha yeni üstüne başına bişiler almışken ve düşünmüyoken, mağazanın içinden elinde reddedemeyeceğin o elbiseyi sana göstermeye çalışma çırpınışıyla yakala mesela onu..

İşten geldiğinde peynir torbasına bağlanmış bir balonla çalsın kapıyı…

Önemli bir gün olmadan sen yokken her yer notlarla donatılmış olsun… Sen işten geldiğinde evde ayak bastığın her adımın neşeyle dolsun:) Buzdolabının içi, ekmek torbası (Ekmek torbası mı kaldığğ yaağğğğ demeyin bizde vağğğğr), elbise dolabın, avize üstü, kapı yanı, WC :), duvar, yastığının üstü (bla,bla,bla)

Evliysen eğer, aileni senden önce düşünsün!

Annenin doğum gününe sen ne alalım diye düşünüyorken, o çıkartıp çat diye taksın annenin bileğine o saati..!

Evde napalım diye düşünüyorken gecenin bir saati yeğenini özleyen teyzeye gitmeyi teklif etsin. ()

İlk evlilik yıldönümünde sana RÜYA’ yı yaşatsın. (Detaylar için sayfama buyurun) :) agdksmdlksnl

Yemek yaparken, akşam dondurma mı yesek diye düşünüp, kapı çaldığında o ‘eeeenn’ sevdiğin dondurmayla gelmiş olsun mesela…

Kızına çok iyi bir baba olsun…

Öyle ki, yaşadıkları aşkla seni ekarte etsinler (eeeehhhhhüüüüüühhhhh) (bu maddeden emin değilim. İpimle kuyuya inmeyin canım aaaa)

Sevsin sizi… Çokça... Bolca...Milyorlarca..Dolarlarca asjdhffkdkdhs

Sizi neyin mutlu, neyin mutsuz edeceğini bilsin…

Mesela zerre yemek yapasın yokken, ama çok istekliymiş gibi gözüken o mesajı attığında;

--Aşkım yemek yapıyım mı, yiyecek misin eve geldiğinde, ne yapayım yemek?

Yok hayatım uğraşma boşver yaa kahvaltı ederiz. desin Mesela. (Ay e) :)

Ya da bu sıcaklarda yolda susadığını düşündüğün bir köpek gördüğünde,

---Oyy susamış buu dersen,

Arabayı en yakın U dönüşten çevirip, kızının kuruyemiş kasesine su koyup köpeğe içirecek kadar vicdanlı olsun.

Bu adam tanıdığım en ADAM ADAM!

Bu adam en BABA Adam,

Bu adam en SEVGİLİ,

En KOMİK,

En VİCDANLI,

En ÇALIŞKAN,

En SİNİRLİ :) (Kadı kızında da olur caaağğnımm ajadhdkdjdkh)

Sen iyi ki geldin. İyi ki buldun beni... Ben bile kendimi bu kadar düşünmüyorken Sen iyi ki doğdun da; bana uzağımdayken ANA, çok uzakta şuan Baba!!, Arkadaş, dost, Koca oldun...

İyi ki doğdun be Aşk...

Herşeyinle.. Doğrunla, Yanlışınla, eğrinle, dik duruşunla Seni Seviyorum Koca (m) Adam!

Hep birlikte geçireceğimiz nice yaşların olsun...

Geçenlerde Okudum. Pucca'yla kocası barışma arefesindelermiş. Bu dönemde adama orasını burasını gösteren mesajlar atıyorlarmış. (Tööğğbe yarabbim) Böyle bir zamanda yaşıyorken kalkıpta size kocamı övecek değilim..!

Bulun işte kafanıza göre bir Koca!!!

Allah Allah yaaaa!

(Artık Çok geçti)

Sevgiyle,

İnstagram Takip ---> @budininkalemi

Yazının devamı...

Vicdaaaannn Az Ötede Oyna Kızım

Anneliğin sadece vicdandan ibaret olduğunu düşünenler!!! Lafım size ağalar.

Şaka mı yapıyorsunuz siz Allah aşkına?!?

Alya'nın emzik bıraktığı ilk gece onunla birlikte ağladığımı mı düşünüyorsunuz? (

Bebekliğinden beri sarf ettiğim;

''Öhömm ben Alya 2 yaşına geldiğinde odasını ayıracağım''

''Öhömm 0-2 bağlanma, 2-4 ayrılma dönemidir aarkaaaşlar. Alya' nın gidişatına göre odayı yakın zamanda ayırıcam. Nokta''

Ben : Aaa sizin çocuk hala sizle mi yatıyooğaaa? şeklinde yayık ayranı kıvamında sormak kaydıyla şaşırdığım aileler olmadı değil. )

-Naptın Budi ayırdın mı odayı?

Ne odası?

-Alya' nın tabiki de

Ne Alya’ sı?

-Kızım Alya’nın odasını ayırmayacak mıydın sen?

Heee ay sen onu diyaaoosuuuuaaaannn.

Ay yok daha ayırmadık. Odasını yapıyoruz daha.

E işte yavaş yavaş yapalım dedik. Böyle güzel, modern, özel, şeffaf, elit, egzantrik, havadar, sosyal medyaya yakışacak, bez kumaştan tavşansı oyuncak torbası olan, duvarında iki göz kapağı sembolü olan, ışıklı harf panosu, pembe panjurlu, oynar başlıklı döner saçaklı sandalyeli ve montessori yatağı ile de konsepti tamamlamayı planlıyoruz.

- Hımm.. Montessori mantığıyla mı yetiştiriyorsunuz Alya' yı?

Yooo niye ki?

-Boşver !

Tamam.

Son 6 ay her gün Alya’ yı kendi odasına geçirmeyi düşünüp, sonucunda yabancılık çekmesin, aman adapte olabilsin ve bunu reddetmesin diye onu buna hazırlamaya çalıştım.

-Lalyuşka bak yatağın gelince artık odanda oyuncaklarınla birlikte uyuyacaksın. Aman Allah'ım ne harika bişey bu:) değil mi?

Evet anne. (Net)

Konu geldikçe 6 ay boyunca farklı şirinliklerde alıştırma seansları yapıldı.

Her ay hadi bi kaç gün içinde artık odasında yatsın düşünceleriyle cebelleşirken, aslında sorunun odasının hazır olmaması değil, tamamen kendimle alakalı olduğunu fark edeli 1 ay olmuştu :(

Sürekli yan yattıkça çamura batmışım. Çamur o kadar bataklık kıvamındaymış ki anca çıkabildim. (4 gün önce) Ya da çıktığımı sandım…

Bakın gelin anlatayım..

Otur otur..

Sabah uyandık. Bir anda şimşek çaktı ve bugün Alya’yı odasında yatıralım artık dedim. Neyse hazırladık odasını derken Alya’ya gösterdik. Gülümsedi, eliyle şaşırma ifadesiyle ‘’odam çok güzel olmuş’’ dedi ve yatağına girdi.

Gece oldu. Sanki oda değiştiren o değilmiş gibi yatağında uyudu ve sabah misler gibi uyandı.

Hadi smile şaşır şimdi. Uğraştırma beni..!

Dış ses:

Eee sen e durum neydi?

-Durum mu? İçler acısı…Hemen dibimde yan oda da misler gibi uyuyan kızım 3 senedir bizimle (park yatak) yatıyordu. Sanki yan odaya kovmuşuz, yok yok evden atmışız kıvamında iç sesimin;

-Sen şuan odanda uyuyorsun. O ise daha önce hep seninleydi. Şimdi gittin onu ayrı odaya koydun. Neden yaptın bunu! Çok mu gerekliydi.

Dedi dedi durdu...

Yemedim, yedirdim, giymedim, giydirdim, tık etti uyandım, tak etti sıçradım. Şimdi bu da neydi böyle? Ne vardı sanki dip dibe yaşasaydık...

Dış Ses:

Abartma Dış Ses O kadar da değil!

Meğer Alya'nın hazırlanmasına gerek yokmuş. O seanslar bana yapılmalıymış...
Annelik tamamen vicdan ve manyaklık arkadaşlar. Emzik bıraktığında, memeden kestiğinizde, odayı ayırdığınızda, yarın okula yolladığınızın ilk günlerinde (ve daha niceleri) hissedeceğiniz o burukluk...

Doğru ya da değil. O manyaklığınla anneysen gel yamacıma. İç şundan :)

Sevgiler,

İnstagram --> @budininkalemi

Twitter --> @burcu0804murat

Yazının devamı...

Bir Don Bir Mutluluk

İki sene olmuş buraya anı bırakmayalı... Bırakılmayan anılar kendi içinde dolup taşmışlar. Meydanlarda olan süs havuzundaki su misali püskürüverıyorlardı ki artık "yaz" Budi dedim.. (Aslında dediler) =)

Alya Ekim'de 3 yaşına basacak. Bense bastığı yerleri tek tek neredeyse yalayacağım :) Bu evlat nasıl bir şeydir hala idrakına varamadım ve sanırım varamayacağım. Her saniyemiz şaşkınlık, gurur, kahkaha, tebessüm, sevinç gözyaşlarıyla dolu neredeyse...

Şaşkınlık: Harf ve sayıları gösterdiği ilk an (Anne bak 4, Anne bak M )

Gurur: Parkta toprakla oynarken yanına yaklaşan küçük kıza "istersen sen de benimle oynayabilirsin"
Gurur 2 : Kendi başına donunu indirdiği ilk an!!! Gülmeyin ana olunca anlarsınız. Anayım Ben! Net!

Bunu anlatmazsam çatlarım.

Alya'nın tuvalet eğitimine Ramazan ayının ilk günü başladım. Üç gün açbilaç (oruçluyum susun) bi başıma, tek başıma, sadece kendim, evde tek olduğumu sölemiş miydim? çaresiz ama güçlü, hırslı ama korkak, aksi ama nalet, tek başıma (az önce de yazmışsın Burcu) / (Olsun tekim ben) üstesinden gelmeye çalıştım. Dördüncü gün sevgili kocacığım iş seyahatinden döndü. Biz akşam iftar sofrasında gırtlak savaşı verirken, sevgili yavrum can evladım, bal kuzum, annesinin bebeği, ohhooyy melek aşkı olmak suretiynen “anne çişim geldi” dedi ve tuvalete koştu. Ben 23 Nisan şen çocuğu edasındakı mutlulukla arkasından kapıyı açmaya çalışırken “anne sen git ben hallederim” dedi ve arkadan kapıyı araladı. Ama anayım ben rahat durur muyum? İçerde neler oluyordu, merak ediyordum. (Edivardo)Kapıyı hafif araladım. Bir de ne göreyim. Aman Allahım! Benim, daha dün annesinin kollarında yaşarken, çiçekli bahçesinin yollarında koşan minik kızım büyümüş de, bezi atmış da don giymiş de bide üstüne üstlük yetmemiş donunu da kendi indirirmiş de… Allahım nerelere gideyim, nasıl edeyim sen aklımı tut yarabbim. (Şarkı alıntısı)

O sahneyi gördüğüm an UEFA Şampiyonlar ligi müziği eşliğinde ve tabiî ki slow morshin halinde iki elimi yukarı kaldırıp zıpladım. Gözümden kristalleşmiş bir damla geldi. Masaya doğru döndüğümde kocam, salatanın suyuna ekmek banmış ağzına götürüyordu. Üstüne de buz gibi bir asitli içecek içti. Ardından peçeteyle ağzını silerken Slow morshin gösterisi bitmiş sanatçı gibi hızlıca yetiştim.

Ama bu bir film olsaydı denirdi :)

-Zıplayarak yanına gittim ve şu an içerde olanlara inanamazsın dedim. Şaşkınlıkla bana baktı… Yani onun dürbünüyle bakarsak haklıydı. Ne olabilirdi ki en fazla :? En nihayetinde orası bir tuvalet..!

Noldu? dedi.

-Kızın donunu en aşağı kadar kendi indirdiiiiiiiii:) Veeee çişiniiii yaptıııııııııı. Ve de kiloduna çiş gelmesin diye ayak bileğine kadar indirdi. Allahım her şeyi nasıl gözlemlemiş, öğrenmiş. Ne harika dimi hayatım? (Kadının heyecanı göz merceğinin merkezinden ayrılıp tekrar merkeze yerleşmesinden gayet iyi anlaşılıyordu)

Adam:
Ovv evet evet harika hadi bakalım Maşallah

Dedi veeee bir anda fonda Hababam Sınıfının o hüzünlü, hayal kırıklığıyla dolu melodisi çalmaya başladı.

-Sen benim gibi hissedemiyorsun dimi diye sordu kadın.

Yani evet güzel bir şey mutlu oldum tabı ki ama senin şu an yaptığın gibi konfetilik bir durum yok dedi.
Haklıydı.

Durum, konu belki çok basit evet ama benim için bir gurur. Bebekti, konuşmaya başladı, yürümeye başladı, bezliydi, bezini çıkardı ve tuvalete yapmaya başladığı ilk günlerde kendi başarmak isteyerek yanına kimseyi almadı. Taytını indirdi ardındansa “donunu”… Evet yanlış duymadınız donunu. Don!

Bu ÜÇ günlük serüvenimin en güzel karnesiydi belki de hissettiğim… O donunu indirdi bense anneliğimi arşa çıkardım.

Teşekkürler Evlat… Bütün başarıların donunu indirdiğin gibi kolay olsun.

Gün sonu:

Baba kızıyla uyudu. Anne don yıkadı
Sevgiler:)

Yazının devamı...

Zurnanın zart dediği yerden zortlamışız millet!

Olabildiğince haber izlemekten, dinlemekten, görmekten, duymaktan, okumaktan kaçıyorum. Öyle ki zaten iyiye gitmediğimizi bildiğim şu dünyada hayal dünyamı dahi zorlasam aklıma gelmeyecek şeylerin olduğuna rastlıyorum istemeden...

Geçenlerde bi arkadaşım çocuklarının resmini paylaşıp altına, "keşke daha samimi ve güzel ortamlarda büyüyebilseniz" diye bir şey yazmış. Dedim ki, öylesine depresif, hasta ve sapkınca yaşanıyor ki, buna rağmen beğenmediğimiz bugünümüz için çocuklarımız yarın " ah nerede o eski günler" diyerek bu zamanları yad edecekler...ne yazık ki... Siz düşünün gerisini...

Boşuna uğraşmayın Kuantum Muantum hak getire.

Eee o zaman nereye doğru gidiyoruz?

Daha fazla ne olabilir demeye korkuyorum..

Tesadüfen rastladığım bir haberde, bir hemşirenin yoğun bakım odasında arkada canıyla cebelleşen hastalarla selfie çektiğini ve bunu abuk sabuk yorumlarla yayınladığını okuyorum.. Yaptığı açıklama ise "cahilliğime verin"...

Vermiyorum arkadaş...

Ne cahilliği...

Hastalıklı bir milletiz.. Genciyle, yaşlısıyla hastayız... Okuru okumazı, eğitimlisi eğitimsizi, cahili bilgesi hastayız kardeşim hasta...

Dünyaya getirdiğimiz çocuklarımız için endişelenmekte hiç de geç kalmış sayılmayız. Endişelenin a dostlar.. Endişelenin... Kalkın oturduğunuz yerden.. Devir bir şey olmaz devri değil... Devir komşu teyzeye evlat emanet etme devrini çoktan geçmiş gitmiş...

Sosyal medya "amanın çocuklarınızı kimseye emanet etmeyin" uyarılarından tut, "Kızlarınızı şöyle eğitin, erkek çocuklarınıza şunları öğretin" uyarılarıyla yanıyo tutuşuyo...

Zurnanın zart dediği yerden zortlamışız haberimiz yok... Ya da var!

Gün gözümüzün en açık olması gerektiği gündür. Gün, en uyanık halimizle yaşama günüdür. Gün dikkatli olma günüdür ahali...

Şimdi evlat gelelim sana...

Sen öyle bir yaşa ki, güveni de bil güvensizliği de...

Öyle bağlan ki hayata, korkusuzca yaşayıp aynı zamanda nereden zarar gelebileceğini ölç tart ona göre adım at.

Hem güven duy arkadaşına, hem de bir ölçek pay bırak ona!

Edebi de bil adabı da.

Güzel ahlak yaşamının en baş pusulası olsun.

Eh be Evlat bakma sen benim yukarıda yazdıklarıma, iyi bak sen yine de hayata.. İyi bakar hayat sana...

Yeni Türkü zamanında ne demiş "Biz büyüdük ve kirlendi dünya"...

Sen büyü Evlat, büyü yeşillensin DÜNYA...

Haydinn Selametle,

Twitter - burcu0804murat

Yazının devamı...

Kaka Yolu Gözlemek Nedir Bilir misin?

Tarih: 14 Ekim 2015...

Yine bir doktor kontrolüydü ve tek değişiklik iki gündür çektiğim bel ağrılarıydı. Odaya girdiğimde yüzümdeki ekşimik surat ifadesiyle doktor bir şeyler çaksa da henüz bana hissettirmemeye çalışıyordu.

-Uzan bakalım şöyle, ağrın mı var?

Evet iki gündür belim ağrıyor, bide sancım başladı hafiften.

-Hmm du bakalım.

- Burcu' cum bebek geliyor seni doğum odasına alalım.. Sen nerdeyse evde doğum yapacakmışsın, nası anlamadın valla helal olsun.

Neeehh doğum mu olucak?

Ne doğumu?

olmaz doğum?

Yani olur doğum,

ama normal doğum,

yani doğum normal dimi?

Hayatım duydun mu geliyomuş Alya.

Bi dakka benim sorucaklarım vardı ama.

Şimdi ben doğurucak mıyım?

Yok soru bu değil başka sorucaklarım vardı,

Yani doğumla ilgili?

Ay ama hazır değilim?

Hazır nası olunuyo?

Ay bi saniye ben öyle gelmedim ki? Kontrol olacak dediler, ay ne diyorum ben.

Çantamı alsınlar,

Hayır onu değil makyaj çantamı alsınlar,

Yani Alyanın çantasını tabi ki alsınlar,

Ama benim makyaj çantamı da alsınlar,

Ay ama yaaa, ya yapamazsam?

Yani yapar mıyım?

Soru hazırlamıştım ben ama doğum için, soru soru..

.......

Derken kendimi doğumhane de buldum ve saat 17:25' i gösterdiğinde kızıma kavuştum...

-Ahh kızımmm annecim benimm

-Ama?

-Ağlamıyo ama?

-Başak Hanım ağlamıyo bişey mi oldu?

Hayır sakin olun birazdan ağlıcak duyucaksınız sesini

-Ağlasın,

-Ay ağlasın lütfeen..

-Kızımmm...

-Annecim,, ses ver..

-Alyaaaaa

Ingaaa, ıngaaa, ıngaaa

------ Sesiyle başımı koyduğum gibi ruhen oradan uzaklaştım adeta...

Bu duygu kime nasıl ne şekilde anlatılır ben bilmiyorum. Bilenin olduğunu da sanmıyorum.

Zaten sırf şu ilk sesi duymak için normal doğum diye çırpındım, dualar ettim. Çok şükür...

Yazılarımı takip eden okurlar bilir doğum sonrası sendromlarımı.

Ne çok şikayet ettim dimi?

Şimdi bir şeyi daha bilin.

Bir bu kadar daha sendrom verin, hepsine itinayla girerim arkadaş.

Su vermeyin, ekmek vermeyin, aş vermeyin.

Suyum da o benim, ekmeğim de o, aşım da...

Duyardım hep, "uyurken özlüyorum seni" derdi anneler evlatlarına. Niye özlensin ki derdim, git odada uyuyo işte, git izle. Ya da ne güzel o uyuyorken git rahatına bak. Otur, yat, uzan, ne biliyim bişiler yap.

Allah Allaaah ne kadar abartıyosunuz!!! Abartmayı ne kadar seven bir milletiz!

Derdim.....

Abartmak mı?

Bi sussana sen!

Ayol uyuyan çocuğu uyandırıcam nerdeyse ben be ne abartması... (Hatta uyandırmış da olabilirim) :)

-Napıyo acaba sağa doğru mu yatıyo sola doğru mu?

-Ay uzun süre sağa doğru yattı, sola çevireyim.

-Üstü açıldı mı acaba, du gidip bakiyim.

-Burnu kapanmış olabilir, bi gidiyim de geliyim sen unutma ne diyeceğini.

-Ay dur kaç saattir uyuyo ayol, bi perdeyi açıyım.

-Ya habire lafın bölünüyo Mehtap kusura bakma da acıkmıştır o bi bakıyım de geliyim ben.

Yaaaaaa Burcu Hanımcım, ana olunca anlarsın dediydiler de inanmazdın...

(Bknz bir önceki yazı) (Bu yazı gizli reklam içeriklidir) :)

Evet ana oldum ve birçok şeyi anladım... Yahu 8 gün kakasının yolunu gözledim, aslında gözledik demek daha doğru olur, tam 8 gün...

Bir kakanın evdeki huzura etkisini farkında mısın sen? Telefondaki sohbetlerimiz değişti yahu.

*Napıyosun Hayatım uyandı mı Alya?

-Uyandı, bakınıyo etrafa gülüyo

*Naptı yaptı mı kaka?

-Yok yaa 4. gün bugün tık yok.

*Hımm.. Tamam yapınca yazarsın.

Yapınca yazarsın mı? Düşün sen artık gerisini sevgili okur :)

Evde ne yüzümüz güldü ne bişey.. Yemeden içmeden kesiliyoduk o derece etkilendik.

(Yok ya o kadar değil, burada mübalağ var çok kasma)

Neyse kaka yani konuya bak. Sana iğrenç gelebilir ama o dönem bizim özlemle, merakla beklediğimiz bir dışkıydı kendisi. Ve geldiğinde çiçekler açtı yüzümüzde, fotolar çekildi, konudan haberdar olan gruplara gönderildi. İlk başta kocaya yollandı.

Şimdi gözünde canlandır lütfen.

İşyerindesin çekim yapıcaksın (Yok eşim dişçi değil, kameraman)

Neyse çekime giriceksin telin ötüyo. Bi bakıyosun eşin bi fotoğraf atmış. Açıyosun. Resimde üzerinde kaka olmak suretiynenn bir adet bebek bezi var. Altındaki yazı şu;

Biz kakamızı yaptık babası...

O ne yaaa... O nası bi mesajdır. Ama karşı tarafa da bak, dur dinle pardon oku.

- Oh ohh Maşallah benim güzel kızım. Aferin sana. Butun kakalar onun olsun ohh.

Yahu napıyosunuz siz, Heeyy? Hişşştt? Sevgili aile neyin kafasındasınız Allooooo?? Bi kendinize gelin yaa..Bi silkeleniin aaaa...

Şimdi geçmiş resimlere bakınca görüyorum, arada kaka fotosu cıkıyo , silmeyi unutmuşuz :)

Yaaa işte böyle...

Evlat böyle bir şey...

Ahhh benim melek kızım.. Rabbimin mucizesi o.

Hayatımın en zor zamanındaki kolum o benim, kanadım o.. En çok da arkadaşım o benim... Çoğu zaman oyuncağım..

......

Biliyor musunuz?

Liseye gittim, büyüdün sen artık dediler (Fakat bana hiç öyle gelmedi)

Üniversiteye gittim, artık kendi ayakların üzerinde durmaya başladın olgunlaşıyorsun dediler Fakat bana hiç öyle gelmedi)

Evlendim, kimliğimi almaya gittiğimde verdikleri bir belgeninyanında aile yazıyordu. Artık ailesin dediler. (Bana hiç öyle gelmedi)

Ve sen geldin KIZIM...

İşte ben gelişinle büyüdüm,

Gelişinle olgunlaştım,

Gelişinle aile olduğumuzu anladım...

Sen geldin ve ben ANNE oldum...

Şükürler olsun ki bu yaşıma kadar heyecanla beklediğim, nasıl olacak acaba dediğim o duyguyu Allah'ın izniyle bana yaşattın sen...

Sen de yaşa kızım..

Hayatın en güzellerini sen yaşa.. Çek al kopar tüm güzel hisleri, duyguları, iyilikleri...

Sen de yaşa kızım...

En iyi biçimde yaşa. Kötülükleri de gör, bil, tanı. Ama senden hep uzak olsunlar.

Sen de yaşa kızım...

Anneliği yaşa... Benim yaşadığım gibi en güzel haliyle yaşa..

Sen de yaşa kızım...

Pembelerle yaşa, biraz maviler kat hayatına... Beyazlarınsa bol olsun.

Siyahların da olacaktır elbet fakat siyahın hepsini katma... Ara ara serp siyahları... Ara Ara....

Bir de o siyahlar seni çok üzmesin olur mu? Çok ağlama sakın... Üzmesin seni sakın hiç kimse, hiçbir şey... Buna asla izin verme...

Sen de yaşa kızım herşeyi en saf , en güzel, en özel haliyle yaşa...

Hapşşşıuu

Çok yaşa...

Hep birlikte...

Ne 1 yaşında mı oldun?

İyi yaşa kızım. Sağlıkla yaşa. Mutlu yaşa, bizimle yaşa..

Bal kızım, Melek kızım, Aşk bahçem, Çiçeğim, Arkadaşım İyi ki de geldin, Hoş geldin..

Seni Çok Seviyorum.

İyi ki doğdun Alya' m.

Twitter @burcu0804murat

Yazının devamı...

Anneciğime...

Küçüklüğüm, hatta gençliğim şu sözle geçti.

"Anne olunca anlarsın"

Herkes tutturmuş gidiyo.

"Ana ol görücem ben seni"

"dur dur, şimdi sana komik geliyor ama anne ol o zaman sorucam sana"

"E tabi anne olunca anlıcan"

Ayol nedir bu kadar anlamadım ki. Hayır anlaşılmayan ne yani, bi onu diyin bana anliyim.

Neysee yıllarca bekle, büyüüü, bi o yana bi bu yana savruulll derkennn,,

Veee işte o beklenen an.

Evet hayatımın 33. bölümü ve ben anne oldum. (Yok 33 yaşında değilim. 33 benim yaşımda) Neyse ay dağıtmayın beni.

Evet, tam 12 aylık anneyim. Ta-mı tamı-na ON İKİ AY...( 12 ay kısmını okurken bağırın rica edicem, vurgu önemli. Hadi baştan)

Ta-mı tamı-na ON İKİ AY.. Peeehhhh.. (Teşekkürler) :)

Şimdi sorun,, yok yok şimdi söyleyin. Anne olunca anlıcakmışım ya hani, sorun bakim anlamış mıyım?

E hadi?

Durun ben cevap veriyim.

Ne, erken mi daha?

Ayol ne erkeni, ben bu 1 seneye neler sığdırdım haberin var mı senin? Kızım olduktan sonra dünyayı karşıma aldım ben be hehheeytt.

Bende saklı kalmış, hatta bu yaşıma kadar haberim dahi olmayan kalkanlarım varmış benim. Hepsini çıkardım su yüzüne.

Kıyıda köşede ne kadar korungaç içgüdüsü varsa hepsini toparladım getirdim. (Korungaç içgüdüsü.. Hmm bence literatürdeki yerini almalı, hoş oldu bu)

Neyse ne diyorduk. Böyle bilmediğim duaları öğrendim, hepsini kızıma okur oldum. Korusun, kollasın diye.

Mesela, noldu biliyo musun? Sana esmeyen hava sadece bana fısıldadı, giydir kızını üşütmesin diye.

Sen hava sıcak diye gezerken, o hava sadece bana serindi ve kızıma gelen esintiyi bir ben anladım haberin var mı senin?

Geceleri dakikada bir uyanıp kızının yanına giderek nefes alıyor mu diye bi ben baktım.(Evet o manyak benim.)

İki dakika hava alıyım diye çıktığımda 50 kez aradım annemgili, görümcemgili, ablamgili.. Gilide, gilii, gilde giliii.

"En son şu saatte yedi, şu kadar saat sonra yer"

Tamam Budi

"Yedikten sonra çok hoplatmayın hemen kusuyo"

Tamam Budi

"Uyurken poposuna vurun öyle uyur o"

Tamam Budi

"Bir de Zahit Beni Tan Eylemez dinler benim kızım. Onunla uyuyo onu açın uyuturken olur mu?"

Nehhh? Tamam Budiii

"Naptınız, yedi mi? Geliyorum ben"

Yedi de e sen şimdi gittin Budi?

"Geliyorum ben, çok özledim kızımı" ...

Gel Budi gel... Eeee ne demişler?

.....Anne Olunca Anlarsın...!

Doğurdugun an anlıyormuşsun be Annem...

Anne oldum anladım...

Fazlasıyla anladım... Ve yıllarım bir bu kadar daha şeyi anlamakla geçecek...

Seni ise yıllarcaaa Anlayamadım... Anlayamamışım....

Özür dilerim....

Seni Çok Ama Çok Seviyorum..

Anne olmadan anlamak dileğiyle,

Not: Bir sonraki yazım kızıma olacak. Bekleyin :)

Sevgiyle,

Twitter @burcu0804murat

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.