MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Badem Göz Dolgusu

Badem Göz Dolgusu yöntemi, mimik hareketleriyle ve zamanın yıpratıcı etkisiyle göz çevresinde ortaya çıkan, çökme ve sarkma gibi sorunların çözümünü sağlayan bir dolgu uygulamasıdır.

Göz çevresinin görünümü yüzün genel görünümü ile paralellik gösterir. Özellikle göz çevresinde ortaya çıkan çökme ve sarkmalar yüzün olduğundan daha yaşlı, yorgun ve hüzünlü görünmesine neden olur.

Bu tarz sorunlar arasında öne çıkan başlıca 3 sorun bulunmaktadır.

·Üst göz kapağının üzerindeki çukur görüntüsü

·Kaşın kuyruk kısmında belirgin sarkma

·Alt göz kapağının altında çökme

Badem Göz Dolgusu yöntemiyle göz çevresindeki tüm bu sorunlar ameliyata gerek olmadan kolaylıkla tedavi edilebilir.

Üst göz kapağı üzerindeki çukur görüntüsü

Gözün üst kısmında normalde olması gereken yağ yastıkçıklarının erimesi sonucunda bu bölgede çukur görüntüsü ortaya çıkar. Çukur görüntüsü göz çevresindeki kemiklerin belirginleşmesine, yorgun ve donuk bakışlara, yaşlı ve üzgün bir yüz ifadesinin oluşmasına yol açar. Badem Göz Dolgusu ile çukur görüntüsü ameliyatsız olarak tedavi edilir.

Kaşın orta ve kuyruk kısmındaki 2 farklı noktadan kanülile girilerek çukur bölgesine dolgu enjeksiyonuyapılır. Böylece hacim kaybının restorasyonu sağlanarak çukur görüntüsü ameliyatsız bir şekilde düzeltilir.

Kaşın kuyruk kısmındaki sarkma

Sarkma görüntüsü bakışların tazeliğini gölgeler. Yaşlı ve hüzünlü bir yüz ifadesi ortaya çıkar.

Kaşın kuyruk kısmının hemen altına dolgu yapılır ve kaş yükseltilir. Kaşın kuyruk kısmının yükseltilmesiyle bakışların derinliği ve enerjisi artar.

Alt göz kapağının altında çökme

gözaltında bulunan yağ yastıkçıklarının erimesi sonucunda çökme görüntüsü ortaya çıkar. Badem Göz Dolgusu ile bu bölgede hacim restorasyonu sağlanarak çökme görüntüsü düzeltilir.

Badem Göz Dolgusu ağrıya neden olur mu?

Dolgu uygulaması öncesinde lokal anestezi yapılır. Böylece herhangi bir ağrı hissedilmez.

Badem Göz Dolgusu morluğa neden olur mu?

Dolgu enjeksiyonu kanül kullanılarak yapıldığı için uygulama sırasında ve sonrasında kanama, morluk ve ödem oluşmaz.

Badem Göz Dolgusu uygulama süresi ve kalıcılığı ne kadar?

Badem Göz Dolgusu uyguması 15 dakika içinde tamamlanır. Uygulama sonrasında herhangi bir kızarıklık, morluk oluşmaması nedeniyle hemen günlük hayatınıza dönebilirsiniz. Badem Göz Dolgusu 1,5 yıl süreyle kalıcıdır.

Uzm.Dr.Bülent Bağcı

Dermatoloji Uzmanı

www.bulentbagci.com

İnstagram: dr.bulent.bagci

Yazının devamı...

Çene Dolgusu Nedir?

Yüz güzelliği denildiğinde ilk önce gözler, dudaklar ve yanaklar akla gelir. Çene genellikle geri planda kalır ve önemsenmez. Ancak çene bölgesinin formu ve yüz şekli ile olan uyumunun yüzün total güzelliğine büyük katkı sağladığı unutulmamalıdır.

Maalesef, genetik nedenler ve yaşlanma süreci çene ucunun ve çene hattının ideal formundan uzaklaşmasına ve yüzün estetik orantılarının bozulmasına yol açar. Böylece yüz eski güzelliğini kaybeder ve yorgun görünmeye başlar.

Önceki yıllarda çene ile ilgili bu tarz sorunların düzeltilmesi için cerrahi tedavi, ameliyathane, narkoz tek çözüm olarak karşımıza çıkmaktaydı. Ancak teknolojinin gelişmesi ve dolgu ürünlerinin kalitesinin artması, çene bölgesinden kaynaklanan pek çok sorunun ameliyatsız olarak düzeltilmesine olanak tanımaya başlamıştır.

Çene dolgusu ile düzeltilebilecek estetik sorunlar

Çene ucunun geride olması

Çene ucunda asimetri

Çene ucunun normalden daha sivri veya geniş olması

Çene ucunda derin gamze bulunması

Çene hattının belirginliğini kaybetmesi ve çene hattında sarkma

Çene ucunun geride olması önemli bir sorundur. Kişinin yüzü önden çok güzel görünmesine rağmen profilden güzel görünmez. Bu durumda sorun çenenin pozisyonundan kaynaklanıyor olabilir. Çene ucu geride olan kişilerde çene dolgusu yaparak yüzün profilden daha güzel görünmesi sağlanabilir.

Çene ucunda asimetri bulunması sık rastlanan bir problemdir. Çene ucuna yapılan dolgu enjeksiyonu ile kadınlarda oval bir çene görüntüsü oluşturularak yüze daha kadınsı bir ifade kazandırılır. Erkeklerde ise çene dolgusu ile geniş ve köşeli bir çene formu oluşturulur. Böylece yüz daha maskulen ve güçlü bir görünüme kavuşturulur.

Çene ucunda derin gamze bulunması pek çok kişiyi rahatsız eden bir görüntüye neden olur. Çene ucundaki derin gamze çeneye erkeksi bir görüntü verir. Bu durum kadınlar için büyük bir sorundur. Çene dolgusu ile bu sorun tamamen düzeltilebilir.

Çene hattının belirginliğini kaybetmesi ve sarkma, çene dolgusu ile kolaylıkla düzeltilerek çene hattının belirginleştirilmesini sağlar.

Çene dolgusu nasıl yapılır?

İlk olarak çenedeki sorunun objektif olarak değerlendirilmesi için önden ve profilden fotoğrafların çekilmesi gerekir.

Bu fotoğraflar değerlendirildikten sonra en güzel çene görüntüsünün oluşturulması için dolgu enjeksiyonu yapılacak alanlar tespit edilir.

Ağrı hissinin azaltılması için anestezik krem sürülür veya iğne ile lokal anestezi yapılır.

Daha sonra kanül adı verilen ucu sivri olmayan iğneler yardımıyla çenenin uygun olan bölgelerine dolgu enjeksiyonu yapılır.

Böylece geride olan çene ucu ileriye taşınır. Sivri çene ucu daha oval hale getirilir. Çene hattının belirginleştirilmesi sağlanır.

Dolgu enjeksiyonu 15 dakika içinde tamamlanır. Genel olarak çene dolgusu 1.5-2 yıl süreyle kalıcıdır.

Uzm.Dr.Bülent Bağcı

Dermatoloji Uzmanı

www.bulentbagci.com

İnstagram: dr.bulent.bagci

Yazının devamı...

Gaga Burun ve Burun Dolgusu

Burun estetiği ve fonksiyonu ile ilgili birtakım sorunların giderilmesi için rinoplasti ameliyatı yıllardır tek çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktaydı. Ancak gelişen teknoloji ve uygulama teknikleri burun ile ilgili yapısal bozuklukların düzeltilmesi için yeni tedavi yöntemlerinin çözüm yolları arasına girmesini sağlamıştır. Bu yeni yöntemlerden en güncel olanı burun dolgusudur.

Peki dolgu uygulaması burunla ilgili tüm estetik ve fonksiyonel sorunların tedavisi için kullanılabilir mi? Bu sorunun yanıtı maalesef ''evet'' değil. Burnun görünümünün daha estetik bir hale getirilmesi için elbette uzman doktor muayenesi şart... Öncelikle bir dermatolog veya plastik cerrahın yapacağı değerlendirme sonucunda, burun dolgusunun sizin için uygun bir yöntem olup olmadığına karar verilmelidir. Aksi takdirde boşuna zaman ve para harcamanız, nihayetinde mutsuz olmanız kaçınılmaz. Dilerseniz burun dolgusunun hangi sorunların çözümü için kullanılabileceğine bakalım...

Kliniğimde burun dolgusu ile rahatlıkla tedavi ettiğim, en sık başvuru konusu olan sorunlar:

Gaga burun (Pollybeak nose)

Burun sırtındaki hafif eğrilik (Nasal hump)

Burun ucu düşüklüğü (Nasal tip ptosis)

Burunda asimetri

Burun ameliyatı sonrasında oluşan hatalar

Son yıllarda dolgu uygulaması ile çözümünün imkansız olduğu düşünülen ''gaga burun'' deformitesi de yeni gelişen dolgu teknikleri ile çok daha kabul edilebilir, genel estetik kriterlere çok yakın bir görüntüye kavuşturulabilir.

Tüm bu estetik sorunların yanında burun dolgusu ile bazı fonksiyonel problemlerin tedavisi de yapılabilir. Özellikle burnun anatomik yapısındaki deformasyon nedeniyle, nefes alırken burun kanatlarının kapanarak hava girişine engel olması ciddi bir sorundur.

Bu hastalar dolgu uygulaması ile burun ucunun kaldırılması ve burun delikleri arasındaki asimetrinin düzeltilmesi sayesinde çok daha rahat nefes alabilirler. Bu tarz fonksiyonel sorunun çözümü kişinin fiziksel performansını arttırarak hayat kalitesini olumlu yönde etkiler.

Burun dolgusu için pek çok dolgu ürünü geliştirilmiştir. Bunlar arasında hyalüronik asit, kalsiyum hidroksiapatit ve polymethyl methacrylate içeren dolgular bulunur.Bu dolguların hepsi ile başarılı sonuçlar alınabilir. Ancak yanlış ürün seçimi yapılması durumunda ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Hyalüronik asit içeren dolgular, hyalüronidaz adı verilen bir enzimle kolayca eritilebilir. Böylece dolgu uygulaması sırsında ve sonrasında gelişebilecek herhangi bir komplikasyon kolayca tedavi edilebilir. Bu nedenle benim kişisel görüşüm, burun dolgusu amacıyla hyarüronik asit kullanmanın daha doğru ve güvenli bir tercih olduğu yönündedir.

Doğru ürün kullanımı yanında, dolgu uygulamasını yapacak hekimin eğitim düzeyinin, burnun estetik anatomisine hakimiyetinin ve gelişebilecek komplikasyonların yönetimi konusundaki yetkinlik düzeyinin yapılacak burun dolgusunun sonucunu doğrudan etkileyeceğini unutmayınız.

Dr. Bülent Bağcı

Dermatoloji Uzmanı

http://www.bulentbagci.com/burun-estetigi.html

Yazının devamı...

Kim Kardashian ve Vampir Tedavisi

Kim Kardashian ve Vampir Tedavisi

Hepimizin bildiği gibi vampirler ölümlülerin kanları ile beslenerek sonsuz gençliğe ve ölümsüzlüğe sahip olacaklarını düşünürler. Vampir tedavisi bu düşünceden esinlenerek isimlendirilmiş bir tedavi yöntemidir.

Vampir tedavisi, kişiden alınan kanın özel bir işlemden geçirilmesiyle elde edilen plazmanın (PRP), yine kişinin kendi yüzüne enjekte edilmesine dayanan bir cilt gençleştirme uygulamasıdır.

Özellikle Kim Kardashian, Madonna gibi Hollywood yıldızlarının bu yöntemi tercih etmesiyle son yıllarda popülaritesi oldukça artmıştır.

Vampir tedavisi hangi cilt sorunlarının tedavisinde etkilidir?

Ciltte matlaşma

Cilt kırışıklıkları

Cilt lekeleri (Gebelik lekeleri)

Sivilce izleri

Yara izleri

Vampir tedavisinin cilt üzerindeki mucizevi etkileri nasıl oluşuyor?

Vampir tedavisinde kullanılan PRP nin içeriğindeki etkin maddeler (TGF alfa, EGF, VEGF) enjekte edildikleri cilt alanında yeni damar oluşumunu ve kolajen üretimini arttırırlar. Yeni damar oluşumunun artması, ciltteki kan akımını arttırarak cildin çok daha iyi beslenmesini sağlar. Ciltteki kolajen sentezinin artması, cildin yenilenmesini hızlandırır. Böylece cilt canlanır, sıkılaşır, parlaklığı artar ve cilt üzerindeki ince kırışıklıklar azalmaya başlar.

PRP içinde bulunan TGF beta 1 adlı etkin madde ise melanin üretimini engelleyerek cilt lekelerini azaltır.

Vampir tedavisi sayesinde cilt lekesiz, ışıltılı ve çok daha genç bir görünüme kavuşur.

Vampir tedavisi nasıl yapılır?

Bu tedavi için önce kişinin kolundan kan 8 ml alınır. Bu kan özel bir yöntemle ayrıştırılır ve trombosit yönünden zengin plazma (PRP) elde edilir. Bu ayrıştırılan PRP kişinin kendi cildine enjeksiyon veya mikroiğneleme (dermaroller) yöntemleriyle verilir.

Kişinin kendisinden alınan kan, herhangi bir madde eklenmeden yeniden aynı kişiye verildiği için alerji riski yoktur.

Tüm yüze uygulanan vampir tedavisi 30 dakika içinde tamamlanır.

Vampir tedavisinin etkinliği uygulama yapıldıktan hemen sonra başlar. Optimum etki için uygulamanın 1 ay arayla 4 seans yapılması gerekir. 4 seans tamamlandıktan sonra ortaya çıkan etki 2 yıl süreyle devam eder. Etki süresinin uzatılması için yılda 1 kez yeniden 1 seans PRP yapılmalıdır.

Sağlıkla kalın…

Uzm.Dr.Bülent Bağcı

Dermatoloji Uzmanı

http://www.bulentbagci.com/

Yazının devamı...

Kare Yüz ve Diş Gıcırdatma Tedavisi

KARE YÜZ VE DİŞ GICIRDATMA TEDAVİSİ

Kare yüz görünümü ile yüzümüzün çene bölgesinde yer alan masseter kası arasında çok yakın bir neden-sonuç ilişkisi bulunmaktadır.

Masseter kası, elmacık kemiği ile alt çene kemiği arasında bulunan ve çenenin çiğneme hareketini sağlayan çok güçlü bir kastır.

Masseter kasının doğuştan çok belirgin olması veya diş gıcırdatma sorununa bağlı olarak zamanla bu kasın hacminin artması sonucunda, yüzün alt kısmı genişler ve kare yüz görünümü ortaya çıkar. Bu durum kadınlarda sert, erkeksi bir yüz ifadesinin oluşmasına yol açar. Diş gıcırdatma sorunu, kare yüz görünümü ile birlikte diş minesinde aşınmaya, çene ekleminde ağrı ve kenetlenmeye de neden olabilir.

Masseter kasına botoks enjeksiyonu yapılarak bu kasın gevşemesi ve küçülmesi sağlanır. Böylece kare yüz görünümü düzelir, çok daha oval ve kadınsı bir yüz ifadesi ortaya çıkar. Ayrıca diş gıcırdatma ve çene eklemiyle ilgili sorunlar da düzelir.

Botoks uygulaması nasıl yapılır?

Ağrılı bir uygulama mıdır ?

Uygulama öncesinde botoks yapılacak bölgeye anestezik krem ile topikal anestezi yapıldığı için neredeyse hiç ağrı oluşmaz.

Ne kadar süre sonra günlük hayata dönülebilir ?

Botoks uygulaması yaklaşık olarak 15 dakika süren bir işlem olup, uygulama sonrasında hemen günlük hayata dönülebilir.

Kimlere botoks yapılmaz ?

Botoks uygulaması öncesinde nelere dikkat edilmelidir ?

www.bulentbagci.com

Yazının devamı...

Dudak dolgusu ve ördek dudak

Dudaklar yüz estetiğinin önemli bir parçasıdır. Dolgun, sınırları belirgin ve yüzün genel yapısıyla uyumlu olan dudaklar estetik bir yüz ifadesinin oluşmasına büyük katkı sağlar.

Yaşlanma süreci yüzün pek çok noktasında olduğu gibi, dudaklarda da ağır deformasyonlara yol açar. Yaşlanmaya bağlı olarak dudaklarda incelme, dudak sınırlarının kaybolması ve dudakların içe doğru kıvrılması gibi bazı değişiklikler gözlenir. Tüm bu yapısal sorunlar yorgun ve yaşlı bir yüz ifadesinin oluşmasına yol açar.

Gençlerde ise tamamen genetik nedenlerle doğuştan ince veya orantısız dudak yapısı görülmektedir. İnce dudaklara hacim kazandırmak, dudak sınırlarını belirginleştirmek ve dudaklar arasındaki estetik orantıyı sağlamak amacıyla dudak dolgusu yapılır.

Dudak dolgusu ne işe yarar ?

Dudaklar dolgunlaştırılır ve kalınlaştırılır.

Dudak sınırları daha belirgin hale getirilir.

Eros yayı adı verilen üst dudağın orta kısmı belirginleştirilir.

Dudaklar arasındaki oransal sorunlar düzeltilir.

Aşağı doğru sarkmış ağız köşeleri yükseltilir.

Gülüş asimetrisi düzeltilir.

Dudak dolgusu için hangi madde kullanılır ?

En sık hyalüronik asit içeren dolgular kullanılır. Hyalüronik asit vücudumuzda doğal olarak bulunan, cildimize nem ve esneklik kazandıran bir madde olup güvenle uygulanabilir.

Dudak dolgusu sonrasında neden ördek dudak görünümü oluşur ?

Dudakların doğal ve estetik görünmesini sağlayan bazı temel kriterler vardır.

Sonuç olarak, dudakların fonksiyonel ve estetik harmonisine dikkat eden, estetik duygusu yüksek, el becerisi gelişmiş bir dermatolog veya plastik cerrah tarafından yapılan dolgu uygulaması sonucunda ördek dudağı görünümü oluşmaz.

Dudak Dolgusu yapıldıktan ne kadar süre sonra günlük yaşama dönülebilir ?

Dolgu uygulaması yaklaşık 15 dakika sürer. Uygulama sonrasında hemen günlük yaşama dönülebilir.

Dudak dolgusu ne kadar kalıcıdır ?

Dudak dolgusu için kullanılan hyalüronik asit 6-12 ay süreyle kalıcıdır. Dolgunun kalıcılığı kişinin mimik yapma alışkanlıklarına, çevresel şartlara ve dolgu maddesinin yapısına göre değişir. Fakat düzenli olarak dudak dolgusu yaptıran kişilerde dudak dolgusunun kalıcılık süresinin uzadığı gözlenmektedir.

Yazının devamı...

Sevgili düşmanımız Güneş

Güneş dünyamızın ve insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi sağlayan vazgeçilemez bir enerji kaynağı, kadim bir dosttur. Ancak yeterince dikkat edilmezse, özellikle cilt sağlığımızı tehdid eden gerçek bir düşmana dönüşebilir. Bu ikilem zaman içinde, güneşten yararlanma ve korunma üzerine pek çok yanlış bilginin kökleşmesine neden olmuştur. Dilerseniz bugün bu yerleşmiş hatalı bilgilerin bazılarını irdeleyelim…

YANLIŞ: Güneşten koruyucular güneşe çıkınca sürülür evde, ofiste ve gölgedeyken sürülmez

DOĞRU:Ultraviyole A (UVA) ışınları, hem buluttan, hem de pencere camından rahatlıkla geçer. Ayrıca güneş ışınları, kum ve betondan %25, su yüzeyinden %5 oranında yansır. Çevreden yansıyan ultraviyole ışınları nedeniyle, gölgede bulunmak bizi güneşten yeterince korumaz. Bu nedenle özellikle yaz aylarında, ister evde veya ofiste olalım, isterse hava tamamen kapalı olsun yine de güneşten koruyucu krem kullanmayı ihmal etmememiz gerekir.

YANLIŞ: Güneşten koruyucu kremleri günde 1 kez sürmek yeterlidir

DOĞRU:Günde 1 kez güneşten koruyucu kullanmak kesinlikle yeterli değildir. Optimum korunma için, güneşten koruyucu kremlerin, sabah 10:00, öğlen 12:00 ve öğleden sonra 14:00 olmak üzere, her 2 saatte bir günde 3 kez kullanılması gerekir. Deniz veya havuzdan çıktıktan sonra, her seferinde yeniden sürülmelidir.

YANLIŞ: Yüksek koruma faktörlü (SPF) kremler daha iyidir

DOĞRU:Güneşten koruyucu kremlerin SPF değerleri sadece ultraviyole B (UVB) ışınlarından koruma düzeyini gösterir. SPF 4 %75, SPF 15 %93, SPF 30 %97, SPF 40 %97.5 ve SPF 50 %98 oranında UVB ışınlarını engeller. SPF değerleri cildimiz için son derece zararlı olan, UVA ve infrared ışınlara karşı koruyuculuk düzeyini göstermediği için, güneşten koruyucu krem satın alırken sadece SPF değerine göre karar vermek doğru olmaz. Güneşten koruyucu kremlerin UVA ışınlarına karşı koruyucu olup olmadığına dikkat edilmeli, hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruyucu olan kremler tercih edilmelidir.

YANLIŞ: Suya dayanıklı kremler deniz ve havuz suyundan etkilenmez

DOĞRU:Maalesef hiçbir krem suya karşı uzun süre dayanıklı değildir. Güneşten koruyucu kremler suya dayanıklılık düzeylerine göre 3 kategoriye ayrılır. Tere dirençli (sweat-resistant) olanlar, yoğun terleme durumunda 30 dk koruma sağlarlar. Suya dirençli (water-resistant) olanlar, sürekli suya temas durumunda 40 dk etkili olurlar. Suya dayanıklı (water-proof) olanlar, sürekli suya temas durumunda 80 dk süreyle koruyucu etkilerini devam ettirirler.

YANLIŞ: Beyaz giysiler güneş ışınlarından korur

DOĞRU:Bilinenin aksine, açık renkli ve gevşek dokunmuş kumaşlardan üretilen giysilerin güneşten koruyucu etkisi daha zayıftır. Koyu renkli ve sıkı dokunmuş kıyafetler güneş ışınlarından çok daha fazla koruyucudur. Açık renkli kıyafetler sadece sıcaktan korunmayı sağlar. Beyazlatılmış pamuk, viskon ve yapay ipekten üretilen kıyafetlerin koruyuculuğu çok azdır. Giysilerin rengi yanında ıslak veya kuru olmaları da çok önemlidir. Güneşten daha iyi korunmak için giysilerin kuru olması gerekir. Giysilerin ıslak olması, güneşten koruyucu etkilerini azaltır.

YANLIŞ: Gebelik lekelerinden korunmak için gebeler güneşe çıkmamalıdır

DOĞRU:Kloazma (gebelik maskesi) adı verilen cilt sorunu pek çok kadının ortak kabusudur. Ancak bu sorundan korunmaya çalışırken, güneş ışınlarının yararlı etkilerinden faydalanmamak çok hatalı bir yaklaşımdır. Gebelik döneminde de güneşe temas eden tüm cilt alanlarının (göğüs, sırt, kollar ve bacaklar) güneş ışınlarından korunmasına devam edilmelidir. Özellikle alın, yanaklar ve çenede ortaya çıkan kahverengi lekelerin (gebelik maskesi) önlenmesi için, şapka, güneş gözlüğü ve güneşten koruyucu kremlerle tüm yüzün güneşten korunması çok önemlidir.

Ancak yüz, gövde, kollar ve bacaklara güneşten koruyucu sürülmesi, D vitamini eksikliğine yol açabilir. D vitamini eksikliğinin gelişmemesi için, önce güneşten koruyucu krem tüm ciltten sabunla temizlenmeli, öğlen 11:00-14:00 saatleri arasında, 20 dakika süreyle kollar ve bacakların güneş ışığına direkt teması sağlanmalıdır. Güneşlenme bittikten sonra yeniden güneşten koruyucu krem sürülerek güneşten korunmaya devam edilmelidir. Gebeler çinko oksit ve titanyum dioksit içeren fiziksel güneşten koruyucu kremler kullanmalı, kimyasal güneşten koruyucular kullanmamalıdır.

YANLIŞ: Esmer kişiler güneşe karşı doğuştan korumalıdır

DOĞRU:Esmer tenli kişiler güneş ışınlarınlarından korunma anlamında beyaz tenli kişilere göre daha şanslıdır. Fakat bu durum esmerlerin güneşten korunmalarının gereksiz olduğu anlamına gelmez. Güneş ışınlarının beyaz tenliler için yarattığı tüm riskler esmer tenliler için de aynen geçerlidir. Esmer tenli kişiler SPF değeri en az 15 olan güneşten koruyucu krem kullanarak güneşten korunmalıdır.

Yazının devamı...

Güneşle artan cilt lekelerinin tedavisinde en yeni yöntemler

Güneş ışınlarına uzun süre ve yüksek dozda maruziyet, cildimizde güneş yanığına veya kalıcı cilt lekelerine neden olabilir. Güneşin zararlı etkilerine bağlı olarak en sık rastlanan cilt lekeleri, çiller, melazma, gebelik lekeleri ve solar lentigodur. Ayrıca bazı kozmetik ürünler, ilaçlar, kimyasal maddeler ve bitki özsularının güneş ışınlarıyla etkileşimi sonucunda kalıcı cilt lekeleri ortaya çıkabilir. Tüm bu cilt lekelerinin oluşmasını engellemek için hem güneşten korunmak, hem de doğru güneşlenmeyi bilmek gerekir.

GÜNEŞİN ZARARLI ETKİLERİNE BAĞLI OLUŞAN CİLT LEKELERİ NELERDİR?

Çiller

Solar lentigo

Melazma

Gebelik lekeleri

Bitkilere bağlı güneş lekeleri (Berloque egzama)

İlaçlara bağlı güneş lekeleri (Fototoksik ilaç reaksiyonu)

ÇİLLER

En sık yüz, el sırtı, kollar ve gövdenin üst kısımlarında yerleşen 5 mm çapında yuvarlak veya oval kahverengi lekelerdir. Genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkar. Çok açık tenli, kızıl saçlı, mavi, yeşil göz renkleri olan kişilerde daha sık görülür. Çiller çevrelerindeki lekesiz ciltten çok daha hızlı melanin pigmenti üretirler. Bu nedenle yaz mevsiminde, güneş ışınlarının etkisiyle daha fazla belirginleşir. Kış mevsiminde solma eğilimindedir. Bazı kişilerde yaşlanmayla birlikte kendiliğinden azalabilir.

SOLAR LENTİGO

En sık yüz, boyun, göğüs, sırt, omuzlar ve el sırtı gibi güneşe maruz kalan bölgelerde görülen, çillerden çok daha büyük, yuvarlak veya oval şekilli, kahverengi veya siyah lekelerdir. Çillerden farklı olarak yaşlanma ile artış gösterir. Genellikle güneşte uzun süre kalan kişilerde (balıkçılar,tarım işçileri) ortaya çıkar. Açık tenli kişilerde görülme ihtimali esmerlerden çok daha fazladır.

MELAZMA

En sık alın, yanak, burun üzeri, dudak üstü, çene ve nadiren boyun ve kollarda görülen kahverengi lekelerdir. Görülme sıklığı, kadınlarda (%90) erkeklerden (%10) çok daha fazladır. En sık güneşe bağlı olarak ortaya çıkar. Gebelik, doğum kontrol ilaçları, tiroid hormon bozuklukları, epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar ve stres nedeniyle oluşabilir. Melazma yaz aylarında ve solaryum sonrasında artar, rengi koyulaşır. Genellikle koyu tenli kişilerde daha sık oluşma eğilimindedir. Yüzeysel, derin ve miks tip olmak üzere farklı şekilleri vardır. Melazmanın derinliğine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

GEBELİK LEKELERİ (KLOAZMA, GEBELİK MASKESİ)

Gebelik lekeleri melazmanın hamilelik döneminde görülen türüdür. Güneş ışınlarının etkisiyle belirginleşir. Doğum yapıldıktan sonra kendiliğinden iyileşebilir. Doğumdan sonra iyileşmeyen gebelik lekelerinin tedavisi için melazmanın tedavisinde uygulanan yöntemler kullanılır.

GÜNEŞE BAĞLI CİLT LEKELERİNİN TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Çil, melazma, gebelik lekeleri ve solar lentigo gibi cilt lekeleri güneş ışınlarının etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla tedavi için öncelikle yüksek koruma faktörlü güneşten koruyucular kullanılmalıdır. Buna ek olarak, güneş ışınlarının etkisini kaybetmeye başladığı ekim ayından sonra, leke giderici kremler, kimyasal peeling, enzimatik peeling, laser,PRP ve mezoterapi yöntemleri kullanılarak tüm bu cilt lekeleri başarıyla tedavi edilebilir. Ancak gebelik döneminde, bu yöntemlerin güvenilirliğine dair yeterli çalışma ve somut bilimsel veriler olmadığından kullanılmaları önerilmemektedir.

Güneşten koruyucu krem

Yaz aylarında hergün, sabah 10:30 ve öğlen 13:30 saatlerinde güneşten koruyucu krem kullanılmalıdır. Güneşten koruyucu kremler, en az 30 faktörlü, mümkünse suya dayanıklı olmalı ve 3 saatte bir tazelenmelidir. Deniz veya havuzdan çıktıktan hemen sonra, her seferinde yeniden sürülmelidir.

Leke giderici kremler

Yüzeysel melazma leke giderici kremler ile tedavi edilebilir. Ancak derin melazmada leke giderici kremler çok etkili olmaz. Leke giderici kremlerin bazıları güneş ışınlarına karşı duyarlılığı arttırdığından, bu kremleri gece sürmek ve sabah yıkayarak ciltten temizlemek gerekir. Aksi takdirde güneş hasarı ve yeni cilt lekelerine neden olabilirler.

Kimyasal peeling ve enzimatik peeling

Kimyasal peeling, cilt lekelerinin tedavisinde çok etkilidir, fakat yaz aylarında kullanılmaları önerilmez. Özellikle ekim ayından sonra kullanılması çok daha uygundur. Meyve asitleri kullanılarak yapılan yüzeysel kimyasal peeling, açık tenli kişilerde ve yüzeysel güneş lekelerinde etkilidir. Derin kimyasal peeling, ciltte irritasyon yaparak güneş lekelerini arttırabilir. Koyu cilt rengi olanlarda derin kimyasal peeling yapılmamalıdır.

PRP ve mezoterapi

Leke tedavisi için özel olarak hazırlanmış mezoterapi solüsyonları bulunmaktadır. PRP ve mezoterapi solüsyonları, laser tedavisi ile birlikte uygulandığında çok daha başarılı sonuçlar alınabilir.

Laser

Güneş lekelerinin tedavisinde en sık Qs NdYAG ve fraksiyonel laser kullanılır. Laser tedavisi,açık tenli kişilerde ve koyu renkli güneş lekelerinde daha etkilidir. Koyu cilt rengi olanlarda laser tedavisinin daha dikkatli yapılması gerekir.

BİTKİLERE BAĞLI GÜNEŞ LEKESİ (BERLOQUE EGZAMA)

En sık yüz, boyun, gövde, kollar ve el sırtında ortaya çıkan, çizgisel veya benekli kahverengi lekelerdir. Cilde sürülen bazı kozmetik ürünler, parfümler ve cilde temas eden incir, havuç, limon, dereotu, kereviz gibi bitkilerin özsularının güneş ışınlarıyla etkileşimi sonrasında ortaya çıkar. Sıklıkla kadınlarda görülür.

Tedavi amacıyla berloque egzamanın erken döneminde kortizon içeren kremler ve güneşten koruyucular kullanılmalıdır. Tıbbi tedaviye rağmen kahverengi leke oluşması durumunda leke giderici kremler, kimyasal peeling ve laser uygulaması yapılabilir.

İLAÇLARA BAĞLI GÜNEŞ LEKESİ (FOTOTOKSİK İLAÇ REAKSİYONU)

Özellikle sivilce tedavisinde kullanılan bazı oral antibiyotikler güneş ışınlarıyla etkileşime girerek ciltte yanma, kızarıklık ve soyulma yapabilir. Erken dönemde ilaç kesilmezse, tıbbi tedavi yapılmazsa ve güneşten koruyucu kullanılmazsa, kahverengi cilt lekeleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle özellikle yaz mevsiminde doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç kullanmayınız.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.