SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

ANOREKSİYA NERVOZA

.

Milliyet Haber

Anoreksiya’yı ayırt eden birkaç önemli gösterge bulunuyor. Bunlardan ilki yemeğin kısıtlanması ve buna bağlı olarak ciddi kilo kaybı. İkincisi, beden algısıyla ilgili bozulmalar ve kendini bedeni ve kilosu üzerinden değerlendirmek. Üçüncüsü, uygunsuz kilo kontrol davranışları dediğimiz kendini kusturma, laksatif kullanımı ve aşırı egzersiz gibi yöntemlere başvurmak.

Diyet Yapma, Yemeği Kısıtlama ve Düşük Kilo

Anoreksiyanın en temel özelliklerinden biri katı ve kısıtlayıcı diyetler yapmak, yemeği kısıtlamak ve bunların sonunda da belirgin şekilde düşük kiloda olmaktır.

Diyetler masumane ya da sağlık amaçlı başlasa da kısa sürede problemli bir örüntüye zemin hazırlar. Burada söz konusu olan diyetler, nasıl beslenileceğine dair genel bir rehber olmaktan ziyade; çok katı kurallar içeren, oldukça talepkar ve çok spesifik diyetlerdir. Bu diyetlerin amacı ne kadar yendiğini kısıtlamaktır. Yani temelde yatan asıl niyet sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek vb değil, yemek miktarını kısmak ve kilo vermektir. Bu diyetlerle, ne zaman, ne kadar ve ne yeneceğine dair çok katı kurallar ve kısıtlamalar konur. Neticesinde de yeme davranışı doğallıktan uzaklaşır ve giderek bozulur.

Eğer bu diyetler ‘başarılı’ olursa, ki çoğunlukla ilk denemelerde olur; yani bu kadar kısıtlama ile birlikte kilo verilirse, çoğunlukla sağlıklı minimum kilonun altına düşülür. Bu ne yazık ki anoreksiyanın (ya da bir başka yeme bozukluğunun) başlangıcını işaret eder. Bu düşük kilo sonucunda:

1) Ciddi tıbbi riskler ortaya çıkabilir: Kalp sorunları, kemik, mide ve bağırsak problemleri gibi.

2) Diyetin ‘işe yaradığı’ düşüncesiyle diyete devam etme, fiziksel ve psikolojik zararların ortaya çıkıp devam etmesi dolayısıyla yeme bozukluğunun sürmesi söz konusu olur.

3) Sağlık, işlevsellik ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenir: Konsantrasyon bozuklukları, uyku problemleri, sosyal çekilme, takıntılar vb.

Yemeği kısıtlama ve bu katı diyetler, günde 500-600 kalori gibi çok düşük miktarda beslenmeye çalışmak, bazı gıdaları asla ve asla tüketmiyor olmak, kimi zaman tüm bir gün (hatta iki gün) hiç bir şey yememeye varacak kadar yemeği kısıtlamak, katı kurallara uyabilmek adına her gün hep aynı şeyi yemek gibi şekillerde kendini gösterebilir.

Bu diyete ve düşük kiloya çoğunlukla şişmanlık/kilo alma korkusu eşlik eder. Sıklıkla kilo verdikçe bu korku artar. Bazen bu korku, yemek görünce dehşete kapılmak derecesinde şiddetli boyutlara varabilir.

Beden Algısı ve Kendini Beden/Kilo Üzerinden Değerlendirme

Nasıl görünüldüğü, kaç kilo olunduğu, beden şekli ve bunları ne kadar kontrol edebildiğine bağlı olarak kendini değerlendirmek anoreksiyanın bir başka temel özelliğidir. Örneğin, çeşitli yetenekleri, kişilik özellikleri, sosyal ilişkilerinin kalitesi, ders/işteki performansı gibi pek çok faktör üzerinden kendini değerlendirmek mümkündür. Bunlara bakarak kendimizle ilgili iyiyim, yeterliyim, değerliyim, başarılıyım, becerikliyim vb diyebiliriz. Ancak anoreksiyada özgüven ve kendilik değeri ne yazık ki sadece kilo ve bedene bağlıdır. Kilo vermek eşittir iyi, yeterli, düzgün biri olmak; kilo verememek/almak eşittir beceriksiz, yetersiz, değersiz biri olmak anlamına gelmektedir. Beden ve kilo üzerindeki kontrol, ‘bunu yapabilecek kadar disiplinliyim, becerikliyim, vb’ ya da ‘bunu beceremeyecek kadar işe yaramaz, beceriksizim,vb’ dedirtir.

Bunun yanında bedenden memnuniyetsizlik de görülebilir. Ancak bu memnuniyetsizlik her zaman tek başına anoreksiyanın göstergesi değildir, bedenden memnuniyetsizlik pek çok insanda çeşitli derecelerde görülebilir. Ancak anoreksiyada böylesi bir memnuniyetsizlik, kendini değerlendirmede daha da şiddetli bir yargılamaya neden olabilir. Bunun dışında, daha sıklıkla gördüğümüz üzere beden algısının bozulması söz konusudur. Ne kadar zayıflarsa zayıflasın, (bedeninden memnuniyetsiz olsa da olmasa da) kendini kilolu/şişman, bedeninin bazı kısımlarını kilolu/şişman görebilir, algılayabilir.

Kilo ve bedenle aşırı uğraş, sık sık tartılmak ve küçücük oynamalarla meşgul olmak, sürekli aynaya bakmak, elleriyle ya da bakarak bedeni ve çeşitli bölgelerini kontrol etmek, ölçmek, ya da bedenine bakmaktan ve bedenini görmekten kaçınmak gibi davranışları içerir. Çoğunlukla bu zihinsel ve/veya davranışsal uğraş sosyal hayatta ve yakın ilişkilerde sıkıntılara yol açar.

Uygunsuz Kilo Kontrol Davranışları

Uygunsuz kilo kontrol davranışları; kendini kusturma, laksatif ve diüretik haplar kullanma, kendini aç bırakma ve aşırı egzersiz (spor yapmadan duramamak, sporu başka aktivitelere tercih etmek, ağrı/acıya rağmen spor yapmak) yapmayı kapsar. Bu davranışlar uygunsuzdur, çünkü hem sağlığı tehdit edicidirler hem de aslında kilo vermeye neredeyse hiç etki etmezler. Kısa süre içinde bu davrnaışların kendileri birer problem haline gelmeye başlar.

Uygunsuz kilo kontrol davranışları, telafi edici özellikte olabilirler de olmayabilirler de. Yani, yemek yedikten (özellikle de çok yendiği düşünülen bir yemekten, ya da bir tıkınırcasına yeme epizodundan) hemen sonra, yenilen yemeyi ‘telafi’ etmeye yönelik olabilirler. Ancak anoreksiyada bu uygunsuz davranışlar böyle bir telafi etme niteliği taşımayabilir, zira yemek zaten fazlaca kısıtlandığı için buna ‘gerek’ kalmayabilir. Ancak anoreksiyada bu davranışlar sıklıkla rutin birer alışkanlık olarak, kilo kontrolünü garanti altına almak için tekrarlı ve düzenli şekilde yapılır. Bazen bu davranışlar kilo kontrolünün yanında, duygularla baş etmeye de yaradığı düşünülerek yapılır.

Anoreksiyanın Tıbbi ve Psikolojik Sonuçları

· Yetersiz beslenme ve düşük kilo tek başına ciddi fiziksel zararlara yol açar. Bunun yanında kusma ve laksatif vb kullanımını da ciddi tıbbi hasarlar oluşturur. Bunlardan başlıcaları kalp sorunları, elektrolit ve hormon eksiklikleri/dengesizlikleri, mide ve bağırsak problemleri, adetten kesilme, kemik yoğunluğu ve kemik erimesi problemleri, saç, deri ve dişlerde problemler ve güçsüzlüklerdir. Bayılmalar, oryantasyon ve hafıza kaybı, kalp ritmi bozuklukları ve göğüs ağrısı, kas ağrıları ve spazmlar, nefes darlığı, ödem ve şişkinlik, yorgunluk, kanlı kusma gibi problemler de ortaya çıkabilir. Bu tıbbi sonuçların bir kısmı yaşamı tehdit edici nitelikte olabildiği gibi bir kısmı da geri döndürülmez hasarlar yaratabilir. Özellikle kronikleşmiş durumlarda risk artar.

· Zihinsel fonksiyonlar zarar görür. Konsatrasyon bozuklukları, nörolojik aksaklıklar ve zihinsel performansta düşüş, başta yetersiz beslenmeden ve dolayısıyla ortaya çıkan tıbbi hasarlardan kaynaklanır.

· Takıntılı şekilde yemek odaklı hale gelinir. Zihin yemekten başka bir şeyle meşgul olamaz, ne yenileceği, kalori hesapları, kısıtlama kurallarıyla zihin takıntılı hale gelir. Bu uğraş ve takıntı, işlevselliği bozar. Okul/iş performansı düşer, sosyal ilişkiler olumsuz etkilenir.

· Yemekle ilgili bozukluk hayatın merkezine yerleşir. Utanç ve gizlilik hisleriyle sosyal olarak geri çekilme yaşanır. Yemekten kaçınmak için sosyalleşmekten kaçınılır ya da kilo kontrol davranışları uğruna başka aktivitelerden uzaklaşılır. Tüm günlük düzen, ilişkiler, sorumluluklar bozulmuş yeme örüntüsüne göre düzenlenir.

· Beden algısı ve genel olarak algılama bozulur. Bu hem fizyolojik hem psikolojik kökenli olarak ortaya çıkar. Bedenini objektif olarak değerlendirme yetisi zarar görür. Dolaylı olarak kendini ve dış dünyayı da objektif ve gerçekçi değerlendirme yetisi zayıflar.

· Korku ve endişe artar. Düşük kiloya rağmen şişman algılama, şişmanlıktan korkma, yemekten korkma görülür. Geleceğe, performansa, kendine dair kaygılar ortaya çıkar.

· Depresyon görülür. Hem yetersiz beslenmeye hem de kendini sürekli yargılamaya ve cezalandırmaya bağlı olarak depresif duygu hali artar.

Anoreksiyanın Tedavisi

Anoreksiyanın psikolojik tedavisi çok kapsamlıdır. Kilo kaybının miktarına ve fiziksel zararların boyutuna göre, tıbbi destek de içeren bir tedavi gerekebilir. Öncelik, bir an evvel hasarı durdurmak ve bireye eski psikolojik ve fiziksel işlevlerini geri kazandırmaktır. Bunun için önce yeme düzenlenir ve kilo kaybı durdurulur. Acil olarak beden imajı ve kişinin kendini algılamasıyla ilgili çalışmalara başlanır. Ailenin tedaviye katılımı ve desteği sağlanır. Uzun vadeli ve ciddi bir çalışma ile, hem beslenme, hem duygusal beceriler, hem fiziksel sağlık eski haline döndürülmeye çalışılır.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. NEDEN EVLİLİK?
  2. İçselleştirilmiş bilgi ile ebeveynlik
  3. Tıkınırcasına yeme bozukluğu nedir?
  4. TIKINIRCASINA YEME NEDİR?
  5. BULIMIA NERVOZA
  6. ANOREKSİYA NERVOZA
  7. YEME BOZUKLUĞU NEDİR? NE DEĞİLDİR?
  8. DİJİTALLEŞTİKÇE DEĞİŞEN HAYATLARIMIZ
  9. DİYET VE ALDATICI KONTROL HİSSİ
  10. DEĞİŞİM İÇİN HAREKETE GEÇMEK

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.