MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Doktorların Tanıtım Yaparken Dikkat Etmesi Gereken Noktalar

“Doktorlar reklam yapmalı mı? Doktorlar reklam yapabilir mi? Doktorlar reklam yaparsa ne kadar etik olur?” gibi sorular belki 20. yy’da kaldı diyebiliriz.

Günümüzde tüm sektörlerde rekabetin çok sıkı olduğunu varsayarsak artık sağlık alanında da “etiklik eşiği” aşılmış durumda. Sağlık alanında reklam ve ilanlar hakkında mevzuatların tanımlayıcı boşlukları sayesinde, reklam meselesini ceza yemelerine rağmen hastaların gözüne sokan bazı hekimler dışında az da olsa doğru mecraları ve doğru mesajları kullanarak reklam yapan doktorlar da mevcut.

Reklamda hastaları yanıltmayan mesajlar ve en iyisi, en teknolojiği, en sağlıklısı gibi sağlık alanında söylenmesi yasak reklamlara girişilmediği, doktorun kendi alanında yaptığı reklamlar olursa sağlık alanındaki reklamlar etkili ve etik olacaktır.

Peki doktorlar nasıl reklam yapacaklar?

Reklamlarda; doktor, diş hekimi, veteriner hekim ve eczacılar ile sağlık kuruluşlarının bir mal veya hizmete yönelik sağlık beyanında bulunduğuna ilişkin ya da bu izlenimi uyandıran herhangi bir görüntü, beyan veya atfa yer verilemezken doktorlar örtülü reklam da yapamazlar.

Doktorlar yalnızca hastalara haber verme, yayma ve bilgi alma hakkı çerçevesindeki yazı, haber, yayın veya programların hastalar tarafında aydınlanma ve bilgilenme ihtiyacını karşılaması açısında özellikle dijital pazarlama ve PR çalışmaları yapmalıdırlar.

Bu reklam çalışmalarında dikkat edilmesi gereken içerik nedir?

* Reklamlar, genel ahlak kurallarına aykırı ifade ya da görüntüler içeremeyecek.
* Kamu sağlığını bozucu nitelikte olamayacak
* Kamu düzenini bozan, şiddet hareketleri ile yasadışı unsur içermeyecek.
* Hasta, çocuk, yaşlı ve engellileri istismar edici ifadeye yer verilmeyecek.
* Toplumu endişeye sevk edici hastalık ve benzeri bir durumla ilgili ifade olmayacak.
* Güvenlik açısından tehlike oluşturabilecek uygulama içeremeyecek.
* Biçimi ve yayınlandığı mecra ne olursa olsun bir reklamın, reklam olduğu açıkça anlaşılacak.
* Reklamlar, hiçbir konuda tüketiciyi doğrudan veya dolaylı olarak yanıltabilecek ifade içeremeyecek.

Doktorların reklam konusunda yapacakları çalışmalardan dijital pazarlamanın içersinde neler var?

* Websitesi ve mobil app (Kişisel ve alanında mikro siteler)
* Sosyal Medya
* Mailing (Hastalara email atımı)
* SEO
* Adwords
* Dijital PR (Dijital mecralarda haber çalışmaları)
* Video
* Advertorial içerikler (Çeşitli websitelerinde advertorial içerik çalışmaları)

Doktorların yapacağı dijital PR çalışmalarında neler var?

* Dijital PR haber çalışmaları
* Dijital PR advertorial içerik çalışmaları
* Video içerik çalışmaları

Dilan Baransel

Sağlık İletişim Danışmanı

Sağlık iletişimi hakkında sorularınız için

dilan@dilanbaransel.com

Bir başka yazı:

Yazının devamı...

Telomer’imi Kırdın! Oldu mu Şimdi Bu Ayşe?

Her gün pek çok haberle güne uyanıyoruz. Sıcak gündem koşturmaları arasına sıkıştırılan sağlık haberleri ne kadar fark edilmezmiş gibi görünsede birilerinin hayatlarını etkiliyor. Sağlık haberciliğinin önemide işte bu noktayı görebilmekle başlıyor.

Kamuoyuna sunduğunuz sağlıkla ilgili bir haberse bunu ciddi bir süzgeçten geçirmeniz gerekiyor. Burada görev başta Sağlık Bakanlığı’na, gazetecilere, sağlık iletişim çalışmaları yapan PR’cılara, hekimlere ve hatta halka mal olmuş kişilere düşüyor. Sağlık alanında yazacağınız bir konu okuyucularda kelebek etkisi yaratabiliyor. Benim yazıyı yazma amacım ise bunu okuyan kişilerin hayatlarında sağlıklı bir okuryazar bilincini harekete geçirecek bir kelebek etkisi yaratma ümididir.

Her sektörde rekabet ve reklam vardır. Reklam ve algı yönetimi insanoğlu yaşadığı müddetçe olacaktır. Sağlık iletişim danışmanlığı yapan biri olarak kamuoyuna zarar verirci sağlık içeriklerinin hep önünde durdum. Çünkü çalıştığımız sektörün bir ürün pazarlaması olmadığını, sizin yaptığınız iletişim çalışmaları neticesinde bir insanın hayatını etkileyebileceğimizin verdiği sorumluluk bilinci ile işlerimizi kaleme alıyoruz. Peki sağlık üzerine haber yapan her gazeteci ya da her PR’cı bu kadar hassas mı?

Üzülerek söylemek gerekirse hayır!

29 Ekim tarihinde ünlü bir köşe yazarı tarafından kaleme alınan röportaj sonucunda Türkiye Telomer’le tanıştı. Pek çok kişi Telomer’in ne olduğunu bilmiyordu bile... Yapılan haber sonucunda arama motorunda yoğun bir şekilde aratılmaya başlanan ve etkileri henüz kanıtlanmamış bir hapın peşine düştü millet. Neden düşmesin ki ? Hele ki halka mal olmuş bir kişi kullanmaya başlamış ise!

Ballandıra ballandıra anlatılan bu haberin en trajikomik yanı ise haberin altında geçen “ ibaresiyle kapanmış olması. Halka mal olmuş bir kişi çıkıyor, “ diyor. Veriyor coşkuyu, özendiriyor insanları sonra bir bakıyorsunuz aaa! haberin sonunda çıkan bir ibare. Oldu mu şimdi bu Ayşe?

Peki bu Telomer’in ömrünü uzattığı iddia edilen hap, uzun vadede yıkıcı sonuçlar getirdiğinde bunun sorumlusu kim olacak?

Tedavisi kanıtlanmamış, denek olarak kullanmayı kabul etmiş ve sadece 6 aydır bu tedaviyi gören sanatçı ilerde yan etkileri ile karşılaştığında dönüp, “” mı diyecek? Burada beni üzen en büyük nokta ise, sonunu görmeden sorumsuzca yazılan bu yazıdır.

Her yazılana itibar etmeyin!

Her yazılana, halka mal olmuş kişilerin her söylediğine, köşe yazarlarının kaleme aldığı her yazıya lütfen inanmayın. Maalesef her zaman sağlık alanında yazılacak haberlerin okuyucularda ne gibi sonuçlar yaratacağını düşünmeden, sadece yazıları ile gündeme oturmayı düşünen yazarlar olacak. Bu tarz yazılar ne zaman son bulacak peki? Cevap çok basit! Siz itibar etmeyi bıraktığınızda...

Sağlık iletişimi hakkında sorularınız için

dilan@dilanbaransel.com

Facebook

Instagram
Twitter

Yazının devamı...

Doktor selfiesi mühim bir mesele mi?

Günümüzde iletişimi etkili şekilde kullanmanın 3 ana kuralı var diyebiliriz. Eğlenceli, eğitici ve duygulara dokunan noktaları iletişimde birleştirenler kazanıyor.

Sağlık iletişimi konusunda ise eğitici ve duygulara dokunma kısmı uzun yıllardır bir arada dururken bunun yanına artık eğlenceli kısmını da konumlandırabiliriz. Sağlık sektörü eğlenceli olarak görünmese de iletişim alanında yapılacaklara bunu aktaramayanlar yeni iletişim kurallarına yenik düşüyorlar. Bu durumda ise iyi bir iletişim ve tanıtım yapmak isteyen doktorlar ise daha eğlenceli görünmek zorunda kalıyorlar.

Hastalar bile serum yerken selfie çekiyor, hastanede konum atıyor

Sosyal medyada yeni hastalara yelken açan hekimlerin, kendilerini mekaniklikten uzaklaştıran yegane hareketleri ise dijital dünyanın yeni fenomen terimlerinden “selfie çekme” eylemi oluyor. Kaldı ki hastalar bile artık hastanelerde konum atar, serum yerken selfie çeker hale gelmişken…

Doktorlar sosyal medyalarında hastalıklar, bilimsel gelişmeler ve önemli durumları aktarırken, takipçi sayıları sabit kalmaya devam ediyor ama selfieli postlar çok çok daha beğeni alıyor ve etkileşimi arttırıyor. Facebook ve Instagram’ı etkili kullanmak isteyen doktorlar içinse biçilmiş içerik tarzı selfie oluyor.

Burada yapılması gereken bazı etik kurallar yine sağlık alanında başta geliyor. Hasta hekim arasındaki selfielerin ticari işlerde kullanılmaması, etik değerlerin sınırını aşmadan bu selfielerin pozlanması gerekiyor.

Doğum selfiesi ceza getirdi!

Örneğin geçtiğimiz aylarda Venezuela’da bir hastanede doğum esnasında selfie çeken bir doktor eleştiri oklarının ve cezaların hedefi olmuştu.

Daniel Sanchez adlı doktorun fotoğrafı Instagram hesabından, “Hanımefendi size doğum yaptırabilirim, ancak önce selfie çekmeme izin verin” yazısıyla doğum anından bir fotoğraf paylaşmıştı. Diğer hekimler doğumla uğraşırken Sanchez’in selfie ile uğraşması cezaların kapısını aralamıştı.

Selfieyi en çok hangi hekimler kullanıyor?

Özellikle ünlü isimlerle selfie çekilen estetik cerrahları veya çocuk sağlığı ile ilgilenen hekimlerin, iletişim çalışmalarında sık sık selfie kullanmaları yararlı olmaya başlıyor. Haliyle hekimlere, kliniklere veya hastanelere hizmet veren sağlık iletişim danışmanları veya sağlık reklam ajanslarının selfie konusuna daha da detaylı yaklaşmaları gerekiyor.


Yazının devamı...

Televizyona çıkmak mı yoksa televizyonda konuşulmak mı?

İngiltere’nin Hasting kasabasında yaşamış olan John Logie Baird 1923 yılında televizyonu icat ederek “Medyanın Aslan Kralı”nı hayata geçirdi.

Televizyon serüveni Türkiye’ye 1952 yılında geldi. Yıllar geçtikçe herkesin evinde yer almaya başlayan televizyon, kendini geliştirmeye devam etti ve Türkiye’nin ilk özel kanalı 1990 yılında hayatımıza girdi. Türkiye’nin ilk özel kanalında ilk ana haber spikeri TRT kökenli Gülgün Feyman’la başlayan bu süreç, hız kesmeden özel kanalların ardı ardına açılmasıyla devam etti.

John, televizyonu icat ederken 93 yıldır zirvede kalacağını ve halen günümüzde en önemli mecra olabileceğini, televizyon sayesinde dünyaya yeni iş dallarının açılacağını biliyor muydu, bilemiyorum ama bildiğim bir konu var. O da televizyon hem yeni sektörler yarattı hem de kitleleri derinden etkileyen bir mecra olmayı başardı.

Dönemimizin Krizi Medya Kirliliği!

İletişim çalışmaları artık 1990’lı yıllarda yapılan iletişim çalışmaları kadar kolay değil. Medya kirliliği havuzunda bir haber çalışmasını kitlelere etki ederek göstermek ise hiç kolay değil. Bu süreç PR alanında her sektör için geçerli. Ancak biz kendi alanımıza değinirsek; sağlık reklam ajansı olarak pek çok sağlık reklam firmaları bugün doktorlara ve hastanelere iletişim çalışmaları sunmakta. Sağlık sektöründe iletişim çalışmaları ise her yıl çok daha fazla talep edilir halde. Bunun sebebi ise medya kirliliği diyebiliriz. Artık doktorlar ve kurumlar söylemek istediklerini hedef kitlelere sunmakta güçlük çekiyor, sunsa bile hedef kitlesinde etki yaratamıyor.

Ses Getirmek İçin 2 Saniyeniz Var!

Günümüzde yolda, işte, evde ve arabada sürekli reklam – PR çalışmalarıyla karşılaşmaktayız. Sürekli birileri tarafından gözümüze sokulmak istenen mesajlarla gün içerisinde karşılaşıyoruz. Bir süre sonra bu mesajları görüyor ama algılama süzgecinden geçirmeden beynimizden silip gidiyoruz. İşte böyle bir bilgi kirliliği içerisinde hedef kitlenizi nasıl etkileyebilirsiniz?

Unutmayın ki PR çalışmalarında içerik kraldır. İçerik ne kadar güçlü ise etkisi de o kadar güçlü olur. PR çalışmalarında seçeceğiniz sağlık reklam ajansı ya da sağlık iletişim danışmanlık firması büyük önem taşımaktadır. Etkili bir PR yaratmak için danışmanlığınızı yapan sağlık reklam ajansı, sizi iyi gözlemlemeli ve sizi parlatacak içeriği çımbızla çekerek içeriğe anlam katacak bir içerik üretimi yapmalıdır. Bu iyi bir sağlık reklam ajansının size sunacağı ilk adımdır. İkinci adım ise; etkili bir medya planı ile bunu şova dönüştürmektir. Üretilen içerik hangi mecra için uygun önce bunun belirlenmesi gerekir. Daha sonra seçilen medya aracında en etkili mecra belirlenerek bu mecrada haberi haber şeklinde vermektir. İşte o zaman hedef kitleniz tarafından konuşulan biri olur ve televizyonu da hakkı ile kullanmış olursunuz.

Haber içeriğiniz çok iyi olabilir ama yanlış bir medya planı ile yanlış bir televizyon kanalında haberinizin yayınlanması, haberi harcamaktan ve sizi de televizyona çıkmak için çıkarmaktan başka bir işe yaramaz.

Siz hangisini tercih edersiniz?

Dilan Baransel
Sağlık İletişim Danışmanı

Sağlık iletişimi hakkında sorularınız için


Bir başka yazı:
Facebook
Instagram
Youtube

Yazının devamı...

Sağlık İletişiminde Hekimlere ve Ajanslara Düşen Görevler

Sağlık her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de önemli bir alandır. Sağlık ciddi bir sektördür ancak bu sektörü diğer sektörlerden ayıran tek ve en önemli fark, başarıya kar odaklı değil tedavi odaklı bakılmasının gerekmesidir.

Sağlık sektörü ülkemizde de ciddi bir değer kazanırken bu sektörü sadece kar odaklı düşünen iletişim ajansları ve bu fikirde olan hekimler, sektörün algılarına da ciddi anlamda zarar vermektedir.

Türkiye’de hekimlerin söyledikleri sözler kamuoyu tarafından saygı ile karşılanırdı ve bu sözlere güven duyulurdu. Ancak özellikle son yıllarda her türlü kanalda çıkan ve bilinçsizce işlenen sağlık programları yüzünden hekime duyulan güven, kamuoyu tarafında maalesef zedelenmiş bir hal aldı. Ekranlarda gördük ki hekim olmayan ancak kendini hekim gibi tanıtan sağlık programı sunucuları, ya da sağlık programlarında kendini psikolog olarak tanıtan ancak psikoloji üzerine hiç bir eğitimi bulunmayan konukların yer alması, durumun ne hale geldiğini açıkça bizlere göstermektedir.

Sonuç olarak geldiğimiz nokta ise Sağlık Bakanlığı tarafından hekimlerin iletişim çalışmalarına getirdiği yasakları tekrar hatırlatmasıyla silkelenmek oldu..

Bu silkeleme yeterli olacak mı?

Sağlık Bakanlığının getirdiği kısıtlamalar önemli ölçüde caydırıcıdır. Ancak güven konusunu toparlamak için ciddi anlamda hekimlerin ve sağlık iletişim ajanslarının da taşın altına ellerini koyması gerekir.

Sağlıkta iletişim çalışmaları kamuoyu faydası için tabii ki yapılmalıdır. Ancak bu iletişim çalışmaları etik ve şeffaf olmak zorundadır. Sağlık alanında yapılan iletişim çalışmalarının diğer sektörlere oranla daha ince elenip sık dokunulması gerekir. Çünkü bu alanda yapacağınız bir haber çalışması pek çok hasta ve hasta yakınını doğrudan ve hayati olarak ilgilendirmektedir.

Alanında uzman hekim ile yapılan bilgilendirici haber çalışmaları o hastalığa yakalanmış kişilerin doğru bilgi almasına yardımcı olduğu için önemi büyüktür ancak yanlış kullanıldığında da önemiyle eşdeğer oranda hastaya zarar verebilmektedir.

Hekimlerin kamuoyu ile doğru bir iletişim kurması için;

1)Öncelikle bu konuda profesyonel bir destek almaları gerekir. Seçecekleri iletişim ajanslarını mutlaka araştırmaları önemlidir.

2)Hekimler bu konuda araştırma yaparken ajansların mutlaka iletişimde sağlık yasaklarına hakim olanlarına ve geçmiş iş deneyimlerine bakmalıdır.

3)İncelenen ajansların referanslarındaki haber ve diğer iletişim çalışmalarının içeriklerinde mutlaka etik olmak ve şeffaflık ilkesi özümsenmiş olmalıdır.

4)Ajanslar popülerlik vaatleriyle değil, “alanında saygın bir hekim olarak kamuoyu ile iletişim kurulması gerektiği” vizyonunda olmalı ve hekimleri bu şekilde yönlendirmelidir.

Unutmayınız ki bu alanda size sadece basında belirli mecralar sunan firmalar, sağlık iletişim danışmanlığı yapan kişiler değildir. Sağlık iletişim danışmanı seçimi konusunda kararsız kalırsanız danışmanın ya da kurumun daha önce yapmış olduğu işleri yukarıda belirttiğim detaylara önem vererek incelemenizi öneririm. Sonuç olarak atalarımızın da dediği gibi; “Aslan yattığı yerden belli olur.”

Doğru bir iletişim çalışması yapılması için iletişim ajanslarına düşen görevler;

1)Öncelikle size başvuran kişinin alanında gerçek bir uzman hekim olup olmadığına bakılmalıdır.

2)Hekimlere mutlaka özellikle sağlık alanında nelerin ne ölçüde yapılabileceği şeffaf bir dille anlatılmadır.

3)Unutmayın ki iletişimde uzman taraf sizsiniz, hekiminizin iletişim çalışmalarında her istediği doğru olmayabilir. Bu yüzden danışmanlara düşen görev hekimleri doğru yönlendirmektir.



Dilan Baransel
Sağlık İletişim Danışmanı

Sağlık iletişimi hakkında sorularınız için


Bir başka yazı:
Facebook
Instagram
Youtube

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.