MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Fazla Kiloların Sebebi Sağlıksız Ve Eksik Dişler Olabilir!

Kontrolsüz kilo almamızın sebebi her zaman fazla yemek olmayabilir. Bazen beslenme şekline ve miktarına dikkat etsek bile kilo alabiliyoruz. Bu durum sindirim sisteminde bir problem olabileceğini gösterir ve araştırılıp tedavi edilmesi gerekmektedir.

Sindirim sisteminin ilk basamağı ağızdır. Sindirim sisteminin iyi bir şekilde çalışması için besinler in ağız ortamında iyice çiğnenip sindirime hazırlanması gerekmektedir. İdeal bir çiğneme işlemi ancak sağlıklı dişlerle mümkündür. Sindirimin ilk aşamasını başarılı bir şekilde tamamlamak için eksiksiz ve çürüksüz dişlere, sağlıklı diş etlerine ihtiyaç duyarız.

Yemek yerken ortaya çıkan ağrılar yemekleri yeteri kadar çiğnememize engel olabilmektedir. Bu tür ağrılar çürük habercisidir ve bu aşamada tespit edilen çürükler çok daha az maliyetlerle ve çok daha hızlı çözülebilmektedir. Bu nedenle dişlerin daha fazla ağrıması beklenmeden diş hekimi kontrolünde fayda vardır.

Diş eksikliği bulunan bireyler besinleri yeterince çiğneyip, öğütemedikleri için kilo alırlar. Bunun iki sebebi vardır; birincisi besinleri çiğnerken eksik dişlerden dolayı yeteri kadar kuvvet uygulanamaması, ikincisi ise yetersiz çiğnemeden dolayı tokluk hissinin oluşmamasıdır.

Diş eksikliği hem estetik hem de sağlık yönünden mutlaka giderilmesi gereken bir sağlık sorunudur. Günümüzde gelişen tedavi yöntemleri ile çok kısa sürede ve ağrısız bir şekilde bu tedavileri yapmak mümkündür. Kısmi dişsiz hastalarımızda implant tedavisi ya da klasik köprü protez uygulamaları yapılabilir. Tamamen dişsiz hastalarımıza da yine implant tedavisi ile sabit protez yapma imkanımız vardır.

Yazının devamı...

Diş İmplant Tedavisi Hakkında Sık Sorulan Sorular:

İmplant, kelime anlamı olarak ekmek, dikmek manasına gelmektedir. En basit tanımıyla çene kemiği içerisine diş köküne benzer metal bir yapının yerleştirilmesidir. Günümüzde diş eksikliği tedavisinde kullanılan en popüler tedavi yöntemlerden birisi olarak değerlendirilmektedir.

Diş implantı kemik gelişimi tamamlanmış her yetişkine uygulanabilir. İmplant cerrahisi için üst yaş sınırı yoktur. Çene kemiği miktarı ve kalitesi yeterli olan her yaştaki hastaya implant tedavisi uygulanabilir.

İmplantlar titanyum alaşımlardan yapılmaktadırlar. Titanyum çok uzun yıllardır tıp alanında kullanılan son derece biouyumlu bir materyaldir.

İmplant tedavisinin bize sağladığı en büyük avantaj; kısmi dişsiz veya tam dişsiz her hastaya sabit protez yapılmasına imkanı vermesidir.

İmplant tedavisinin diğer bir önemli avantajı ise, dişsiz bir bölgeye protez yapılmak istendiğinde komşu dişler üzerinde herhangi bir işlem yapılmamasıdır.

İmplant tedavisi ilki aşamalı bir tedavidir;

İlki, implant cerrahisi dediğimiz implantın çene kemiği içerisine yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlemden sonra 3-4 ay gibi bir süre beklenmesi gerekmektedir. Çünkü kemik içerisine yerleştirilen implantın belirli bir osseointegrasyon (implant ile çene kemiğinin birbirine tutunması) süresi vardır.

İkinci aşama ise çene kemiğine tutunan implantın üzerine protez yapılmasıdır. Çene kemiği içerisindeki implant diş kökünü temsil ederken, üzerine de dişin ağızda görünen kısmı yani kuron kısmı yapılarak tedavi bitirilmiş olur.

Cerrahi işlemden sonra beklenilmesi gereken 3-4 aylık süre yapılacak bir geçici protez sayesinde dişsiz olarak beklenmeyebilir. Bu geçici protez hem hasta ve hekimine yapılacak daimi protez hakkında fikir vermiş olur hem de özellikle ön bölge diş eksikliğinde estetiği sağlamak adına önemli katkılar sağlamaktadır.

İmplant tedavisi diğer birçok diş tedavisi gibi lokal anestezi altında yapılmaktadır ve işlem sırasında herhangi bir ağrı hissedilmemektedir. Cerrahi sonrasında ise hekim tavsiyelerine uyulduğu takdirde bir sorunla karşılaşılmamaktadır.

Sağlıklı günler, güzel gülüşler dileğiyle...

Dt. Mesut OKTAY

Yazının devamı...

Dişlerinize İyi Bakıyor musunuz?

Ağız sindirim ve solunum sistemlerini başlangıç noktası olduğundan ağız sağlığı genel vücut sağlığı için büyük önem taşımaktadır. Ağızda oluşabilecek zararlı bakteriler sindirim ve solunum yollarıyla diğer organlara zarar verebilmektedir. Ayrıca sosyal yaşantımızda görünümümüzü en çok etkileyen unsurlardan birisi dişlerimizin görüntüsüdür. Yine ağızda oluşacak kötü kokular aile bireyleri üzerinde bile olumsuz etkiler bırakabilmektedir. Dolayısıyla sağlıklı ve güzel görünmek için ağız sağlığımızı kesinlikle ihmal etmemeliyiz.

Sağlıklı dişler ve güzel bir gülüş için neler yapılmalıdır?

Diş Fırçalama:

Ağız sağlığı için yapılabilecek en önemli şey tabii dişlerin fırçalanmasıdır. Diş fırçalamanın etkin bir şekilde yapılabilmesi fırçalama işleminin sıklığına, süresine, şekline, kullanılan materyallere bağlıdır. Dişler minimum günde iki kere fırçalanmalıdır. Özellikle gece yatmadan önce dişilerin fırçalanması çok önemlidir. Meyve gibi asitli yiyecekler tüketildiğinde dişler hemen fırçalanmamalı, ağız içi asit dengesi normale dönmesi için bir süre beklenmelidir. Çünkü yiyeceklerdeki asit dişlerde erozyona sebep olmaktadır, ağız içi asidikken yapılacak diş fırçalama işlemi dişlerde aşınmalara sebep olabilir.

Diş fırçalama işlemi ortalama iki dakika sürmelidir. Fakat süreden daha önemli olan dişlerin bütün yüzeylerinin fırçalanabilmesidir. Yapılan en büyük hatalardan birisi sadece dişlerin görünen yüzlerinin fırçalanmasıdır. Oysa diş taşı ve çürükler daha çok dişlerin yan ve arka yüzeylerinde oluşmaktadır.

Diş fırçalarının kılları belli bir kullanımdan sonra formunu kaybetmektedir ve ideal bir temizlik sağlayamamaktadır bu yüzden diş fırçaları üç ayda bir mutlaka değiştirilmelidir.

Diş İpi Kullanma:

Dişler çok iyi fırçalansa bile dişlerin arasına sıkışan yemek artıkları çıkarılmazsa bu bölgelerde çürük oluşumu meydana gelecektir. Bu yüzden diş ipi kullanımı da ideal bir ağız bakımının ayrılmaz parçasıdır.

Ağız Çalkalama Suyu Kullanma:

Ağız çalkalama sularının temizleyici etkisi yoktur. Diş fırçası ve diş ipiyle mekanik temizleme işlemi yapıldıktan sonra kullanılması daha ferah bir nefes sağlar.

Yazının devamı...

Diş Ağrısı Neden Gece Başlar?

Gece zonklama tarzında ortaya çıkan diş ağrısı biz diş hekimlerinin en sık karşılaştığı diş problemlerinden birisidir. Hastalarımızın hem şiddetli ağrı çektiği hem de hayat konforunu çok fazla düşüren bir şikayet olduğu için acilen tedavi edilmesi gerekmektedir.

Şiddetli gece ağrısının sebebi, dişte bulunan çürüğün ilerlemesiyle enfeksiyon gelişmeye başlamasıdır. Çürüğün ilerlemesiyle dişin kökünde enfeksiyon gelişmekte ve dokulara yayılma eğilimi göstermektedir. Dokulara yayılmaya çalışan enfeksiyon dokular üzerinde oluşturduğu baskı sonucu diş hekimliğinde karşılaşılan en şiddetli ağrılardan birisi ortaya çıkmaktadır. Bu ağrının özellikle gece ortaya çıkmasının nedeni ise geceleri hormonal değişiklikler sonucu damarlarda meydana gelen genişlemedir.

Böyle bir ağrıyla karşılaşıldığında zaman kaybedilmeden bir diş hekimine gidilmeli ve hemen tedaviye başlanmalıdır. Diş hekimine gidinceye kadar yapılabilecek bazı uygulamalar kısa süreli de olsa bir rahatlama sağlayacaktır. Bu uygulamalardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Dişlerin fırçalanarak çürük nedeniyle oluşan boşluk içerisindeki gıda artıklarının uzaklaştırılması, ılık tuzlu suyla gargara yapılması hemen yapılabilecek pratik uygulamalardır. Diş hekimine hemen gidilemeyecekse ağrı kesici alınabilir. Kesinlikle ağız içerisine ağrı kesici ilaç konulup beklenmemelidir. Bu tür uygulamalar yumuşak dokuları tahriş edeceğinden daha fazla ağrıya yol açacaktır. Eğer enfeksiyon sonucu yüzde şişlik oluşmuşsa soğuk kompres rahatlama sağlar. Böyle bir durumda sıcak yiyecek ve içecekler ağrıyı arttıracağından besinler sıcak tüketilmemelidir.

Bu durumdaki bir dişi tedavi etmek için kanal tedavisi uygulanması gerekecektir. Kanal tedavisiyle dişin çürük kısmı temizlendikten sonra dişin sinirleri alınıp enfeksiyon tamamen temizlenir ve daha sonra diş kökleri özel maddelerle doldurulur. Kanal tedavisi işleminin kulaktan dolma bilgilerle korkutucu bir işlem olduğu düşünülse de anestezi altında uygulandığı için işlem sırasında ağrı hissedilmemektedir.

Bu tür ağrıları önlemenin en kolay yolu çürük bu kadar ilerlemeden tedavi edilmesidir. Düzenli diş hekimi kontrolleri çürüklerin erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilmesi için çok önemlidir.

Dt. Mesut OKTAY

Yazının devamı...

Zirkonyum Diş Kaplama

Zirkonyum, porselen kuron altyapısı olarak gri metal yerine kullanılan beyaz bir alaşımdır. Günümüzde estetik beklentilerin artmasıyla porselen kaplamaların altında metal altyapılar yerine beyaz olan zirkonyum altyapılar kullanılmaktadır. Zirkonyum kaplamalar doğal dişlerimiz gibi ışığı geçirme özelliklerinden dolayı özellikle estetiğin önemli olduğu ön bölge dişlerde daha çok tercih edilmektedirler. Zirkonyumun ışığı geçirme özelliğinden dolayı zirkonyum kaplamalı dişler, metal altyapılı porselen dişlere göre daha canlı ve parlak görünürler. Bir diğer önemli özelliği de metal altyapılar gibi alerjen maddeler içermemesidir.

-Beyazlatma ile sonuç alınamayan renklenmiş dişlerin kaplanmasında.

-Şekil ve boyut olarak estetik görünmeyen dişlerin kaplanmasında kullanılabilir.

-Metal altyapılı porselen içerisindeki maddelere duyarlı olan alerjik bünyeli hastalara porselen kaplamalar yapmak için kullanılır.

-Dişlerde çapraşıklık bulunan hastalarda ortodontik tedavinin tercih edilmediği durumlarda.

-Ön bölge implant üstü protezlerde.

-Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolgulu dişlerin restorasyonunda.

Uygulama aşamaları metal altyapılı porselenlerle aynıdır. Dişler bir miktar küçültüldükten sonra ağza uygun kaşıklarla ve hassas ölçü maddeleriyle ölçü alınıp laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda model üzerinde istenilen renk ve boyutlara göre önce zirkonyum altyapı ardından porselen yapılır. Son olarak klinik ortamda dişe uyumlandırılan kaplama özel yapıştırıcılarla dişe daimi olarak adapte edilir.

Zirkonyum kaplama sert bir cisim değdiğinde ya da ters bir kuvvet geldiğinde kırılabilir fakat bu risk neredeyse doğal dişler kadardır. Bu kırılmalar büyük oranda klinikte tamir edilebilmektedir.

Dt. Mesut OKTAY

Yazının devamı...

DİŞ ESTETİĞİ VE GÜLÜŞ TASARIMI

Günümüzde sosyal yaşamın bir gereksinimi olarak hepimiz kendimizin ve çevremizdeki insanların dış görünümleriyle ilgilenmekteyiz. Bu da her zaman güzel ve bakımlı olmamızı gerektirmektedir. Hepimiz uyumlu giyinmeye, saçımızın ve makyajımızın güzel olmasına özen gösteririz. Ama bunlar bazen iyi görünmemize yetmeyebilir. Birçoğumuz ilk karşılaştığımız insanların dişlerine odaklanırız. Dolayısıyla estetik ve güzel görünmekten bahsediyorsak bunu sağlamada en önemli unsurlardan birisi dişlerimizdir.

Diş hekimliği alanında da kişisel güzelliğe katkı sağlamak için sürekli bir değişim ve gelişim gerçekleşmektedir. Bu değişimler ”estetik diş hekimliği” kavramını ortaya çıkarmıştır. Estetik diş hekimliği bireyin beklentileri doğrultusunda sağlıklı ve estetik gülüşün kazandırılmasını amaçlamaktadır.

Diş hekiminiz estetik uygulamalar yaparken dişlerin; dişetleri, dudaklar, yanaklar, çenelerin şekli ve yüz hatlarıyla uyumunu en üst düzeye çıkarmayı hedefler. Sadece beyaz ve düzgün sıralanmış dişler yapmak bazen estetik görünüm için yeterli olmayabilir. Gülüş sırasında dişler kadar çevre dokuların görüntüsü de görünüşümüzü etkilemektedir. Örneğin dişetlerinin fazla veya az görünmesi gülüşümüzü en az dişler kadar etkileyen ve ideal bir gülüş tasarlarken mutlaka dikkat edilmesi gereken bir konudur.

Estetik diş hekimliğinde neler yapılır?

-Gülüş tasarımı

-Diş beyazlatma

-Diş boylarının büyültülmesi ya da küçültülmesi (laminate vener veya zirkonyum uygulamaları)

-Diş eti cerrahisi (pembe estetik)

-Estetik dolgular

Dt. Mesut OKTAY

Yazının devamı...

Ağız Kuruluğu

Tükürük salgısı ağız ve özellikle diş sağlığı için son derece önemlidir. Tükürük hem besinlerin sindirimine hem de dişlerimizin temizliğine yardımcı olmaktadır. Tükürük salgısının miktarının çeşitli nedenlere bağlı olarak azalmasına ağız kuruluğu (Kserostomi) denilmektedir. Ağız kuruluğuna bağlı olarak ağız kokusu, diş çürüklerinde artış, dişeti iltihabı gibi sorunlar ortaya çıkabildiğinden bu sorun son derce önemlidir ve mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

-Tükürük bezlerinin yeteri kadar çalışmaması ya da tükürük kanallarındaki tıkanıklıklar ağız kuruluğuna neden olur.

-Şeker hastalığı ve böbrek hastalığına bağlı olarak ağız kuruluğu meydana çıkabilir.

-Çeşitli ilaçların kullanımı ağız kuruluğuna yol açabilir.

-Kemoterapi ve radyoterapi de ağız kuruluna yol açar.

-Kuru ve çatlak dudaklar,

-Ağız kokusu,

-Yemek yemede ve yutulmasında zorluk,

-Ağızda yanma hissi,

-Tat alma duyusunda azalma.

-Sık sık su içme isteği.

-Ağız kuruluğu bulunan bireylerde diş çürükleri ve plak oluşumu çok hızlı ilerlemektedir böyle bir durumda daha sık aralıklarla diş hekimi kontrolüne gidilmesi gerekmektedir.

-Günlük ağız bakımına daha çok dikkat edilmeli, diş fırçalamanın yanında mutlaka diş ipi ve ağız çalkalama solüsyonları kullanılmalıdır.

-Tükürük salgısını arttıracak şekersiz sakız çiğnenebilir.

-Sık sık su tüketilmelidir.

-Tuzlu yiyeceklerden uzak durulmalıdır.

Dt. Mesut OKTAY

Yazının devamı...

Diş Sıkma Tedavisinde Botoks

Diş sıkma günümüzde en yaygın görülen hastalıklardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Diş sıkma problemi tedavi edilmediğinde kişinin yaşam konforunu çok etkileyen ve giderek büyüyen bir sorun haline gelmektedir. Diş sıkma probleminin tedavi edilebilmesi için ilk önce sebebinin tespit edilmesi gerekmektedir. Diş sıkma psikolojik sebeplerle veya çiğneme kaslarının aşırı büyümesi ve güçlenmesi sebebiyle ortaya çıkabilmektedir. Diş hekiminin yapacağı muayene sonucunda diş sıkma probleminin çiğneme kaslarının aşırı büyümesi ve güçlenmesi nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılırsa botoks uygulamasıyla tedavi edilebilmektedir.

Çiğneme kaslarının özellikle de massater kasının aşırı büyümesi ve güçlenmesi sonucunda kişide geceleri diş sıkma, çene eklemi, boyun ve omuz bölgesinde sabah kalktığında yaygın ağrı şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Bu tip durumlarda günümüzde cerrahi olmayan semptomatik tedaviler arasında botoks uygulaması popülerlik kazanmıştır.

Normalden fazla büyümüş kas içerisine botoks enjekte edilerek kasın geçici olarak sinir iletimi bloke edilmekte, kas çalışmadığı için botoks etkisi devam ettiği sürece küçülmekte ve güçsüzleşmektedir. Bu sayede ekleme gelen yük azalmakta ve ağrılar ortadan kalkmaktadır.

Botoks tedavisi belli aralıklarla tekrar edilmesi gereken, çiğneme kaslarının küçülmesini amaçlayan, bu sayede çene eklemi ve dişlere gereğinden fazla yük gelmesini önleyen semptomatik bir tedavidir. Botoks tedavisi son zamanlarda hem estetik amaçlı hem de tedavi amaçlı uygulanan güvenilir bir tedavi yöntemidir ve hastalarımızda oldukça yüz güldüren sonuçlar elde edilmektedir.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.