MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Sırbistan'da Dişhekimliği

Merhaba,

Bu yazımı yurtdışınnda eğitim alma arayışında olan ya da dishekimligi yapmak isteyenler için yaziyorum. Son 1 yildir tanidigim ya da tanimadigim pek cok kisiden, bu konu hakkinda mesajlar, sorular aldım ve hatta cocuklarini yurtdisina egitim icin yollamak isteyen aileler de bana ulastılar.

Ben eğitim alacağım yer olarak Belgrad Üniversitesini seçtim. Nedenine gelince; hem Belgrad Üniversitesi Shanghai Listesinde 200-250 bandında hem de Sırbistanda hayat, diğer Avrupa ülkelerine göre daha ucuz. Shanghai Listesi dünyadaki tüm üniversiteleri değerlerine göre sıralayan bir liste. Ben bu kararı verdiğimde, ilk 500 deki tek Türk üniversitesi, İstanbul Üniversitesi idi. Siz bu yazıyı okuduğunuz zaman bu veri ya da aşağıda söyleyeceğim diğer bilgiler değişmiş olabilir o nedenle tekrar kontrol etmenizi öneririm. Shanghai List neden bu kadar önemli çünkü eğitim alıp Türkiye'ye döndüğümüz zaman diploma denkliğine ihtiyacımız var ve bakanlığımızın diploma denkliği şartlarından birisi de ''yurtdışında eğitim aldığınız üniversite Shanghai listesinde ilk 500 de olmalı''. Eğer 500 den daha alt sıralardaysa, ekstra prosedur uygulandığını biliyorum.

Dişhekimliği konusunda ise, Belgrad'a gelip muayenehane açmak isteyen arkadaşlara söyleyeceklerim şunlar; benim gibi Türkiye'de bir üniversiteden mezun iseniz, burada öncelikle dil şartı aranıyor. En az B1 düzeyinde sırpça konuşmalısınız, dişhekimliğinde okuduğunuz tüm derslerin 1. sınıftan 5. sınıfa kadar dökümlerini sırbistan bilim ve eğitim bakanlığına vermeniz gerekiyor. Onlar aldığınız eğitimi, Enic Naric puanlamasına göre derecelendirdikten sonra size denkliğinizi veriyor. İnternet sitesinde 3 ay içinde evet ya da hayır cevabını alacağınız yazsa da ben 11 ay bekledim ve bakanlığı ziyaretlerim sırasında 2 yıldır diploma denkliği bekleyen başka dişhekimi ve doktorlarla tanıştım. Kısacası bürokrasi zor iş, sıkı takip ve sabır gerektiriyor. Sonrasında 6 ay devlette zorunlu staj yapmanız gerekiyor (Türkiyede dişhekimleri mezuniyet sonrasında devlet hastanesinde staj yapmadığı için), zorunlu stajdan sonra sağlık bakanlığının tüm yeni mezun ve yabancı dişhekimlerine uyguladığı bir sözlü sınav var. Bu sınavdan geçerseniz size bir belge veriliyor ve bu belgeyle sırp dişhekimlerinin sahip olduğu haklara sahip oluyorsunuz. Muayenehane açabilir ya da bir hastahanede çalışabilirsiniz ya da üniversitede ihtisas yapabilirsiniz.

Şimdilik paylaşabileceğim bilgiler bunlar. Hepinize güzel bir gün dilerim.

Yazının devamı...

Dişlerinizi Gıcırdatıyor musunuz?

Hemen hepimizin hayatımızın bir döneminde karşılaştığımız bir durum.. Genellikle strese bağlı olarak gelişiyor, öğrencilerde sınav stresi, biz, yetişkinlerde hayat mücadelesi sonucunda çoğumuz diş gıcırdatmayı uzun ya da kısa dönemli tecrübe ediyoruz. Çocuklarda olan diş gıcırdatması ise patolojik bir durum değil, aksine süt dişlerinin kalıcı dişlerle değiştiği döneminde oluşan doğal bir durumdur.

Hastalarıma diş gıcırdattıklarını söylediğimde bazen itiraz edenler oluyor, sonrasında beni arayıp doktorum haklıymışsınız, kendimi bugün işyerinde dişlerimi sıkarkan defalarca yakaladım diyorlar. Sadece uyurken değil, gün içinde de farkında olmadan diş sıkabiliriz. Peki böyle bir sorunumuz olup olmadığını nasıl anlayacağız? Kendinize şu soruları sorabilirsiniz;

Sabah uyandığınızda, baş ve boyun ağrılarınız oluyor mu?

Dişlerinizde çürük olmamasına rağmen, sıcak soğuk hassasiyeti var mı?

Diş yüzeylerinde aşınma, çatlak, düzleşme ya da kırıklar var mı?

Dolgularınızda kırılma var mı?

Diş boylarınızda kısalma görüyor musunuz?

Ağzınızı açıp kapatırken klik sesi geliyor mu?

Dişlerinizde aralanma veya sallanma var mı?

Bu soruların çoğuna evet cevabı veriyorsanız bir diş hekimine gitmenizi tavsiye ederim. Peki tedavisi nasıl oluyor derseniz, eskiden hastaya silikon esaslı bir plak yapıp veriliyor ve takip ediliyordu, hasta çok stresli bir dönemdeyse ilave olarak kas gevşetici ve antidepresan yazılıyordu. Son yillarda botox da kullanılmaya baslandı. Tedavisi ise basit olarak; saç kılı inceliğinde bir iğneyle çiğneme kaslarıniza bir miktar botox veriliyor ve sonrasında kaslar çok fazla kasılamadığı için zarar verecek güçte dişlerinizi sıkamıyorsunuz.Yaklaşık 6 ay boyunca etkisi devam ediyor. Herkese stressiz, sağlıklı bir yaşam dilerim. Sırbistan'dan sevgiler..

Yazının devamı...

Çocuklarda ve Yetişkinlerde Görülen Diş Renkleşmeleri ve Giderme Yöntemleri

Bembeyaz sağlıklı dişlere sahip olmak, asırlardır insanların güzellik ve genç görünüm için koyduğu kriterlerden biridir. Öyle ki yüzlerce yıl önce, insanlarin daha beyaz dislere sahip olma istekleri nedeniyle, ilk beyazlatma tedavisi, Romali hekimler tarafindan 1. yüzyilda ortaya atilan idrarla disleri firçalama yöntemi olmuştur. 1300’lü yillarda dis çekiminden sonra en çok talep edilen dis tedavisi sekli dis beyazlatmaydi. Zamanin berber hekimleri, disleri beyazlatmak amaciyla önce dislerin dis yüzeyini sert metallerle asindiriyor, daha sonra da yüzeye aquafortis adini verdikleri nitrik asit solüsyonunu uyguluyorlardi. Bu tedavi sekli 18. Yüzyila kadar degismeden devam etmis, 1800’lü yillarin sonlarina dogru ise yerini hidrojen peroksit, eter karisimina birakmistir. Sonraki yillarda ise en sik kullanilan beyazlatici ajan hidrojen peroksittir.

Günümüzde ise aileler çocukların dişlerinde gördükleri renkleşmeleri önemsiyor ve hekimlere danışıyorlar.Çoğunlukla estetik kaygıyla kontrole getirilen çocuk hastalarımdaki lekeler bazen bebeklik ve erken çocukluk döneminde ilaç kullanima bagli (demir preparatlari, demir içeren vitamin suruplari,antibiyotik gibi) lekeler olabilecegi gibi, dis çürügü baslangicinda izlenen lekeler de olabiliyor.Mevcut lekeler çürük baslangiç asamalarinda izlenen siyah lekeler ise dis çürügü olusumu ve ilerlemesine sebep verecegi için tedavisini yapıyor ve çürügün ilerlemesi önleyebiliyoruz. Baslangiç çürügü olmayan siyah lekeler ise bakterilerin ürettigi hidrojen sülfit ile tükürük ya da dis eti sivisinda bulunan demirin etkilesimi sonucu meydana gelmektedir, estetik açidan kötü göründügü ve çürük olusum lekelerinin izlenmesini önleyebilecegi için onları temizliyoruz.

Yetişkinlerde karşılaştığımız renkleşmelerin sebepleri ise dişin yapısından kaynaklanan veya dış etkenlerle olan ya da yaşlılık, aşınmaya bağlı oluşmuş lekeler olabilir. Dış kaynakli renklenmelerin sebepleri, çay, kirmizi sarap ve kahve gibi bazi içeceklerin, tütün, yiyecekler ve ilaçlarin mine ve pelikil yüzeyi tarafindan absorbe edilmesi olabilir. İç kaynakli renklenmeler ise dişin travmaya uğraması,kanal tedavisinde kullanılan ilaçlar veya tetrasiklin(antibiyotik) renklenmelerinden kaynaklanabilir. Burada tetrasiklin kullanımı için bir uyarı notu düşmek isterim.Yapılan araştırmalara göre,öndeki süt disleri, tetrasiklinin, anne karnindaki 4. aydan dogum sonrasi 9. aya kadar alimi sonucu, ön daimi disler ise dogum sonrasi 3 aydan 7 yasina kadar tetrasiklin kullanimi sonucu renklenebilir.İlacin kullanim süresi, renklenme derecesini dogrudan etkilemektedir. Renklenme derecesi, ilaç dozuyla artar.

Peki yetişkinlerde görülen lekeler için ne yapılabilir?
Ev tipi bleaching dediğimiz,hastaya beyazlatıcı bir ilaç ve dişlerini tamamen saran bir plak hazırlanıp verilir.Uygulamayı hasta hergün evde kendi yapar.Tedavi dişteki renkleşmenin derecesine bağlı olarak 5-7 gün süresince devam eder.Ofis tipi bleaching ise muayenehanede hekim kontrolünde uygulanır, 30-45 dk arası sürmektedir. Eğer kanal tedavili dişinizde veya önceden geçirilmiş travmaya bağlı renklenme varsa burada uygulanacak beyazlatma işlemi farklıdır. Tetrasiklin lekelerinde ise beyazlatma başarısı lekenin yoğunluğuna bağlı olarak değişmektedir. Belgrat’tan hepinize selamlar, bembeyaz gülüşler sağlıklı günler dilerim.

Dt. Ezgi TUFAN

Yazının devamı...

Sırbistan'da diş hekimliği ve tedavileri ne durumda?

Dişhekimliği ile ilgili bir branşta ihtisas yapmak için, Şubat ayında Belgrad'a taşındım, eğitimimi tamamlayana dek burada yaşayacağım ve yazılarımı buradan yollayacağım.

Eh, hayatım bu kadar değişince bu köşeme de yansıdı tabi ki...

Bu hafta, küçük bir Avrupa ülkesi olan Sırbistan'da dişhekimleri neler yapıyorlar, nasıl çalışıyorlar, izlenimlerimi aktarmak istiyorum. Hasta profilleri nasıl, bize benziyorlar mı? diye merak ediyordum ve bir Sırp meslektaşım bu sorularımı yanıtladı.

Ziyaret günü, şansıma güzel ve güneşli bir sabahla başladı, hatta pencereme konan kuşların cıvıltılarıyla uyandığımı da ekleyeyim. Günlerdir yağmurlu, çamurlu, bulutlu, eksi 6-7 derecelerde, soğuk günlerden sonra beni büyük bir mutluluk sardı. İtiraf etmeliyim ki İstanbul'un yumuşak, güneşli, ılık havasından sonra burası ilk günlerde beni epey sıktı ama neyse ki o gün çok güzel bir gündü ve ben bir paket Türk kahvesi alıp Dişhekimi Robert Lazar'ın muayenehanesine doğru yola çıktım. Burada ziyarete giderken Türk kahvesi götürmek adetmiş. Bu arada Sırbistan yaklaşık 500 yıl Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetiminde kaldığı için gelenek göreneklerimiz çok benziyor, ortak kullandığımız çok kelime var, özellikle mutfak terimleri, meyve sebze isimlerinin yarısı Türkçe, dil bilmeseniz bile aç kalmayacağınıza emin olun, menüde mutlaka tanıdık bir kelime ile karşılaşırsınız.

Robert, 35 yaşında, genç, mesleğinde yenilikleri takip edip uygulayan, işinde başarılı bir dişhekimi. Tarihi bir binada küçük sevimli bir muayenehanesi var. Dedesi dişhekimi, babası ortopedi uzmanı, bu mesleği seçmesinin en büyük nedeninin ailesi olduğunu söylüyor, bu çevrede yetiştiğim için sağlıkla ilgili bir bölüm seçmem normaldi diyor. Çok fazla el becerisine dayandığı ve eğlenceli olduğunu düşündüğü için dişhekimliğinde karar kılmış.

Robert, Belgrad Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi'nden mezun. Burada da Türkiye'deki gibi dişhekimleri odasının sürekli eğitim seminerlerine katılmak zorunda olduklarını söylüyor. Belli sayıda seminer ve fuara katılmadıkları takdirde dişhekimleri odasından ceza alıyorlarmış. Meslekdaşım, Sırbistan'da verilen eğitimin çok iyi, dişhekimlerinin çok başarılı olduğunu düşünüyor, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor; "Yurtdışından gelen çok hastamız var, en çok Almanya, Yunanistan, Avusturya, Kanada, İtalya, İngiltere, Macaristan ve ABD'den hasta geliyor. Onların ağızlarında ülkelerinde yapılan kötü tedavileri görüyorum. Sırbistan'da insanlar ağız hijyenlerine çok önem vermiyorlar, bu nedenle biz çok fazla hasta bakıyoruz, tecrübe kazanıyoruz. Sonuçta Avrupa Birliği ülkelerindeki hekimlere göre daha fazla vaka görüp, tedavi ediyoruz. Ülkemizin ekonomik koşulları da diğer ülkelere göre daha düşük bu nedenle yaptığımız tedavilerin maliyetleri yüksek olmuyor, Avrupa'da bir ülke olduğumuz için de hepsine yakınız, hastalarımız sabah uçağa ya da arabalarına binip bize geliyorlar ve akşam evlerine dönüyorlar, bu nedenle Avrupalı hasta bizi tercih ediyor." diyor.

Robert Lazar'ın fikirleri bana çok tanıdık geliyor, ülkemdeki dişhekimi arkadaşlarımla ve hastalarımla yaptığım sohbetlerle nerdeyse aynı. Kendisine teşekkür edip ofisinden ayrılıyorum. Güneşli, güzel bir günün tadını çıkarmak üzere şehir rehberimi çantamdan çıkarıyorum. Sevgiler.

Diş Hekimi Ezgi Tufan

Websitesi: http://ezgitufaneremre.com/

Mail: ezgi@ezgitufaneremre.com

Facebook: https://www.facebook.com/dishekimiEzgiTufan/


Yazının devamı...

Eksik Diş Bunama Sebebi mi?

Kentucky Üniversitesi'nde 144 kişi üzerinde yapılan bir çalışma üzerine diş kaybı ve ağız hastalıklarının ilerleyen yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ortaya çıktı.

Journal of the American Dental Association'da yayınlanan bu araştırma 12 yıl boyunca devam etti, dental ve medikal kayıtlar incelendi. Yapılan çalışmadaki kişiler 75 ve 95 yaşlar arasındaydı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre, ağzındaki diş sayısı dokuzdan az olan katılımcılarda, diğerlerine göre daha fazla bunama görüldüğü tespit edildi. Bu araştırma üzerine diş kaybı ve ağız hastalıklarının ilerleyen yaşlarda nelere yol açabiliri biraz özetleyelim istedim.

Araştırmada diş kaybı ve ağız hastalıklarının ilerki yaşlarda bunama riskini artırdığı belirtiliyor? Sizce bu doğru bir saptama mı?

Öncelikle Alzheimer hastalığında ne oluyor da unutkanliklar başlıyor, onu özetlemeye çalışayım. İnsan beyninin ürettiği Amiloid Beta Proteini olağan biçimde beyinden uzaklaştırılır, ancak Alzheimer hastalarında bu protein beyinden atılamaz. Plakalar halinde birikir. Bu plakalar da sinirler arasındaki iletişimi olumsuz etkiler. Bu plakalarin oluşumunda indirekt olarak vücuttaki iltihabı olaylar da rol alır.

Bugüne dek Alzheimer hastalarının yetersiz hijyene bağlı diş problemleri olduğunu biliyorduk. Bu araştırma bizi farklı düşünmeye yöneltiyor. Araştırmada benim de katıldığım görüşler var ama ben bu konu üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Ağızdaki eksik dişler yaşam kalitesini azaltıyor!

Ağzıdaki diş azalması ne gibi hastalıklara davetiye çıkartır?

Ağızdaki eksik dişler kişinin hayat kalitesini çok ciddi biçimde etkiler, yeterince çiğnenmeden yutulan besinler mide ve barsaklarda sorunlara, eksik dişler ise çiğneme kaslarının daha fazla kasılmasına, dolayısıyla baş ve boyun ağrılarına, estetik ve fonasyon (konuşma) sorunlarına ve kişinin psikolojisinin bozulmasına bile sebep olabilir.

Erken yaşta görülen beslenme bozukluğu, enfeksiyonlar veya kronik hastalıklar diş kaybına ve beyinde hasara yol açabilir mi?

Dişlerde ya da dişetlerinde sürekli iltihaplanma mevcutsa kişinin kanında da iltihap vardır. En basit açıklamayla kanın vücudun hücrelerini besleme ve onarma işinde rol aldığını düşünürsek iltihap vücudun her bir hücresine ulaşacak ve bu da organların işleyişine, fonksiyonuna zarar verecektir.

Bunama, Demans, Alzheimer gibi problemlerde diş sağlığı nasıl etkilenir? Neler yapmak gerekir?

Bunama, Demans gibi hastalıklarda kişi diş fırçalamayı, ağız bakımını ihmal ettiği için çok ciddi diş problemleriyle karşılaşabilir. Bu nedenle, hastanın 6 ayda bir dişhekimi kontrolünden geçmesi, gerekli bakımların yapılması gerekmektedir. Yakınlarının düzenli olarak dişlerini fırçalaması, sakız çiğnetilmesi ise diş problemlerinin artmasını engelleyebilir.

Diş Hekimi Ezgi Tufan Eremre

Websitesi: http://ezgitufaneremre.com/

Mail: ezgi@ezgitufaneremre.com

Facebook: https://www.facebook.com/dishekimiEzgiTufanEremre/

Tel: 0532 704 46 76

Yazının devamı...

Çocuğunuzun dişi kırıldığında acil olarak ne yapmalısınız?

Bilindiği gibi yaz ayları, çocuklarımızın havuz, sokak ve oyun parklarında daha fazla vakit geçirdiği, kazaların da arttığı dönem.

Bir gün çocuğunuz kırık dişiyle karşınızda duruyorsa yapmanız gerekenler peki neler?

Öncelikle sakin olun, dişhekiminizle irtibata geçin. Bu arada temiz bir mendille dudaklardaki kanı nazikçe temizleyip, ılık suyla çocuğunuza ağzını çalkalattırın.

Kırık parçayı, ya da ağızdan fırlamış dişi bulun ve süt içinde ya da eczaneden alacağınız serum fizyolojik içinde muhafaza edin.

Mümkünse 1 saat içinde çocuğunuzu dişhekimine götürün ki ağızdan fırlamış kalıcı diş tekrar yerine konulabilsin. Gecikme, ağızdan fırlamış dişin çene kemiğine tekrar tutunmasına dezavantaj teşkil eder.

Dişhekimi travmatize olmuş bölgeyi muayene eder, çene kemiğinde kırık olup olmadığına, çevre dokular, dudak, yanak, dildeki yaralanmalara bakar, gerekli görürse röntgen çeker ve kesikler içinde yabancı cisim, diş kırığı parçaları varsa onları temizler.

Dişten ufak bir parça kırıldıysa diş dolguyla yerine yapıştırılabilir, ya da tamamen yeni dolgu yapılabilir, Eğer kırık büyükse, sinir açığa çıktıysa kanal tedavisi gerekecektir. Eğer diş tamamen ağızdan fırlamışsa ,uygun şartlarda korunmuşsa dişhekiminiz dişi yerine geri koyacaktır(reimplantasyon) ve uzun yıllar çocuğunuz kendi dişini sorunsuzca kullanır.

Bazen de dişler travma etkisiyle kemiğe gömülmektedir. Bu durumda da dişhekiminiz muayene sonunda dişi kendi haline bırakmaya ya da cerrahi, ortodontik müdahaleyle dişi yerine getirmeye karar verebilir.

Sonuç olarak paniklemeden adımları takip edip vaktinde dişhekiminize ulaştığınız takdirde çocuğunuz dişsiz kalmayacaktır.

Diş Hekimi Ezgi Tufan Eremre

Websitesi: http://ezgitufaneremre.com/

Mail: ezgi@ezgitufaneremre.com

Facebook: https://www.facebook.com/dishekimiEzgiTufanEremre/

Tel: 0532 704 46 76

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.