MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Dar Kanal Ameliyatlarında Yaşın Önemi

Dar kanal rahatsızlığı özellikle yaşı ilerlemiş kişilerde sırt ve bacak ağrısına, kas zayıflığına ve yürüme zorluklarına neden olabilen bir rahatsızlıktır. Yapılmış birçok çalışmaya göre cerrahi dekompresyon etkili bir tedavi yöntemidir. Geleneksel ameliyat teknikleri her ne kadar uzun yıllardır alışılmış bir yöntem olsa da minimal invaziv prosedürler dekompresyon işlemini daha küçük kesilerden daha az kanama ve daha hızlı iyileşme süreci gibi avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Bu yöntem ile daha az yumuşak doku hasarı, daha az operasyon sonrası ağrı meydana gelmektedir. Klasik yöntemlerde genel anestezi uygulanması gerekirken mikroteknikle internal dekompresyon yönteminde hastanın durumuna göre epidural ya da spinal anestezi de kullanılabilmektedir.

Yaş Durumu

Dar kanal rahatsızlığı yaşa bağlı olarak ortaya çıkan dejeneratif bir rahatsızlıktır. Bu nedenle ameliyat olan kişilerin yaşı genel olarak yüksektir. Ancak vidasız olarak gerçekleştirilen operasyonda vücuda vida ya da platin gibi herhangi bir yabancı madde girmediği için enfeksiyon riski de neredeyse 0’a inmektedir. Son derece emniyetli bir yöntem olan mikroteknikle internal dekompresyon 80 yaşını geçmiş hastalarda da rahatlıkla tercih edilebilmektedir. Bu yöntem kanamanın az olması ve vücuda mümkün olan en düşük seviyede müdahale edilmesi sayesinde şeker hastası ya da kemik erimesi olan hastalarda da uygulanabilmektedir. Ameliyatın daha kısa sürmesi ve iyileşme sürecinin çok daha kısa olması sayesinde yaşlılar için psikolojik olarak da kolay hazırlanılabilen bir operasyondur.

Ameliyat Sonrası Süreç

Minimal invaziv yöntemle gerçekleştirilen operasyonlarda iyileşme süreci açık ameliyata göre oldukça kısadır. Bunun en büyük nedeni ise ameliyatın daha küçük bir kesiden gerçekleştirilmesidir. Bu sayede ameliyat sonrası enfeksiyon ya da komplikasyon riski daha azdır. Operasyon bölgesi etrafında yer alan dokulara çok daha az hasar verilmesi de ameliyat sonrası iyileşme sürecini kısaltan etmenlerden bir tanesidir. Ameliyat sonrasında kişi aynı gün içerisinde ayağa kalkabilir ve bir gün sonra taburcu edilebilmektedir. Operasyonda herhangi bir vida ya da platin kullanılmaması nedeniyle daha sonra ikinci ya da üçüncü bir ameliyat gerekmemektedir.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı
www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Dar Kanal Hangi Bölgeleri Etkliyor?

Zaman içerisinde omurlar arasında yer alan diskler dejenere olmakta, su içerikleri azalmakta ve esnekliğini kaybetmektedir. Bu olay ile beraber disk yüksekliği azalmakta ve daha sert hale gelen diskin omurilik kanalına doğru bombe yapmasına neden olmaktadır. Kıkırdak dokunun dejenere olmasıyla beraber eklemlerin kemikleri ve bağları kalınlaşarak spinal kanal içindeki anatomik yapılara baskı yapmaya başlamaktadır. Bu da dar kanal sorununa neden olmaktadır. Spinal kanalı çevreleyen kemiklerin zaman içerisinde kalınlaşması ve içinden geçen sinir elemanlarına bası yapmasıyla beraber dar kanal hastalığı ortaya çıkmaktadır.

Nerelere Etki Eder?

Kanal daralmasının meydana geldiği bölgeye göre etki ettiği kısım da değişiklik gösterebilmektedir. Dar kanal rahatsızlığı en sık L2-3, L3-4 ve L4-5 omurları seviyesinde görülmektedir. En az rastlanan ise L1-2 ile L5-S1 seviyeleridir. Dar kanalın meydana geldiği bölgede baskı hissi artmaktadır. Bu rahatsızlık özellikle alt vücudu etkilemektedir. Başlarda sırt ağrısına neden olan bu rahatsızlık aynı zamanda uyluk ve kalça bölgesinde de uyuşmaya neden olmaktadır. Ayrıca daralmanın ilerlediği durumlarda ise ayaklarda da kanal daralmasının etkileri görülmektedir. Dar kanal hastalığı, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir rahatsızlıktır. İleri evrelerde ise bacaklarda felç görülmesine kadar ciddi bir hal alabilmektedir. Bu nedenle dar kanal rahatsızlığının daha ilerlemeden kontrol altına alınmasını tavsiye ediyoruz.

Bel Fıtığından Farkları

Dar kanal rahahatsızlığı ile bel fıtığı kolay bir şekilde karıştırılabilmektedir. Bunun en büyük nedeni ise her iki sorunun da benzer belirtilere neden olmasıdır. Her iki rahatsızlıkta da bacaklarda ağrı, hissizlik ya da güç kaybı meydana gelebilmektedir. Dar kanalın belirtileri genellikle her iki ayakta birden meydana gelmektedir. Bel fıtığında ise belirti ve bulgular çok nadir olarak her iki ayakta birden görülebilmektedir. Sadece bir ayakta meydana gelen güç kaybı ve uyuşma hissi dar kanal ile bel fıtığının birbirinden ayrılması konusunda yol göstermektedir. Ayrıca dar kanal rahatsızlığı olan kişiler bel fıtığı olanların aksine daha sıklıkla bozuk bir postürde yürüyebilmektedir.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı
www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Dar kanal hastalığı tedavi edilmezse ne olur?

Dar kanal ya da spinal stenoz olarak da bilinen rahatsızlık uzun vadede kişinin yaşam kalitesini bozan, bozmakla da kalmayıp yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olan bir rahatsızlıktır. Çoğu zaman bel fıtığı ile karıştırılan ve teşhisi geç kalan dar kanal hastalığının erken teşhisi kadar erken tedavisi de önemlidir.

İleri Seviye Dar Kanal Hastalığı Nelere Sebep Olur?

Dar kanal hastalığı omurgada yer alan, içerisinden sinirlerin geçtiği omurilik kanalının çeşitli sebeplere bağlı olarak daralması ve sinirlere baskı yapması sonucunda ortaya çıkar. Bu rahatsızlık genellikle L2 - L3, L3 - L4 ve L4 - L5 seviyelerinde gözlemlenir. Erken teşhis ve tedavi daralmanın ilerlemesine engel olur. Teşhis edilmeyen ya da yanlış teşhis edilen dar kanal hastalığı bulunduğu seviye haricinde farklı seviyeleri de etkileyebilir.

Dar kanal hastalığının ilerlemesi ile birlikte kişide yarattığı etkiler de ciddi boyutlara ulaşır. Belirtileri sıkça bel fıtığı ile karıştırılan dar kanal hastalığı kendisini ilk olarak bacak ve ayaklarda uyuşma hissi ile gösterir. Uyuşma hissinin yanı sıra karıncalanma, ağrı, güçsüzlük veya yanma gibi belirtiler ile kişinin yaşam konforu düşmeye başlar. Bu tür belirtileri olan kişilerin mutlaka bir uzman doktor kontrolüne girmesi gerekir.

Bel fıtığı benzeri belirtilerle başlayan dar kanal hastalığı bacaklarda güç kaybı ve nihayetinde de yatalak olmaya kadar ilerleyen sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Ayrıca ilerleyen ve müdahale edilmeyen ya da teşhis edilmeyen dar kanal hastalığı idrar ve dışkı tutamama gibi kişinin sosyal hayatını etkileyecek sorunları da beraberinde getirir. Tedavi edilmediği zaman felç gibi geri dönüşü olmayan sonuçları görülen dar kanal hastalığı özellikle risk grubunda olan bireyler söz konusu olduğu zaman özenle araştırılmalıdır.

Dar Kanal Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Dar kanal hastalığının teşhisinde muayene sonuçları öncelikli olarak bel fıtığına işaret edebilir. Kesin tanının koyulabilmesi için MR, bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile söz konusu bölgenin incelenmesi gerekir. MR yöntemine öncelik tanınmalıdır. Gerekli incelemelerin sonucu ve muayene ile elde edilen bulgular birbirini desteklediği zaman dar kanal hastalığı teşhis edilir. Sondasında hangi seviyeye kadar ilerlediği incelenir.


Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı
www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Ameliyatsız Dar Kanal Tedavisi Mümkün mü?

Dar kanal hastalığı durumuna göre farklı şekillerde tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Ancak ne olursa olsun bu rahatsızlığın kesin tedavisi hala ameliyattır. Dar kanal, oluşumu sebebiyle kısaca omurilik kanalında kemikleşme ve bağ dokularının sertleşip sinir elemanlarını sıkıştırması olarak tanımlanabilir. Günümüzde oluşumu tamamlanmış ve sinirlere baskı yapan bir kemiğin ameliyatsız bir şekilde ortadan kaldırılması mümkün olmamaktadır.

Erken Teşhiste Kullanılabilecek Tedavi Yöntemleri

Dar kanal hastalığı henüz oluşum aşamasında teşhis edildiği zaman kişinin mevcut yakınmalarını azaltmak ve daha konforlu hareket etmesini sağlamak için çeşitli tedavi yöntemlerine başvurulur. Bu noktada ilaç ve iğne tedavisi en çok tercih edilen ameliyatsız tedavi yöntemleridir. Ancak bunların hiç birisi kesin olarak sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olmaz. Ağrı kesiciler, adale gevşeticiler, NSAID olarak da bilinen non-streoidal anti-enflamatuar özellikli ilaçlar, narkotik analjezikler dar kanal hastalığında kişinin yaşam kalitesini arttırmak için kullanılan ilaçlardan bazılarıdır. Bu ilaçların kullanımı teşhis çok erken yapılmışsa, ameliyata gerek görülmüyorsa ya da kişinin ameliyat olması hayati risk taşıyorsa tercih edilmektedir. İlaç tedavisi ile birlikte kişi düzenli olarak kontrollere gitmeli, dar kanal sorunun seyri yakından takip edilmelidir.

Dar Kanalı Ameliyatı

Dar kanal hastalığının kesin tedavisi ameliyat ile olur. Ameliyatın nasıl yapılacağı ise kişinin durumuna ve rahatsızlığın seviyesine göre belirlenir. Bu operasyonlarda temel amaç omurilik kanalı içerisindeki sinirlere bası uygulayan kemik ya da kemiklerin, sertleşip büyüyerek sinir elemanlarını sıkıştıran dokuların çıkarılmasıdır. Varsa fazlalık yapan uzantılar törpülenerek sinirler üzerindeki bası ortadan kaldırılır. Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yönteminde omurganın stabilizasyonu bozulmadığı için hastalara ayrıca vida gibi yabancı cisimleri takmak gerekmemektedir. Bu da çok önemli bir avantajdır.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı
www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Dar Kanal Hastalığı

Dar kanal hastalığı, içinde sinir elemanlarını da barındıran omurga kanalının daralmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Dar kanala İleri yaş gurubunda daha sık rastlanır ve 60 ile 70 yaş civarında daha çok görülür. İnsanda omurga kanalı zaman geçtikçe doğal olarak daha da daralır ve böylece dar kanal hastalığı kendini belli eder. Kanal giderek daraldığından dar kanal hastalığına ileri yaş gurubunda sık rastlamak sürpriz olmamalıdır.

İnsanda omurga kanalının ön arka çapı normalde 12 milimetrenin üzerindedir. Kanalın ön arka çapı 10 ile 12 milimetre arasına kadar azalırsa buna kısmi dar kanal denir. Bu çap 10 milimetrenin altına düşerse artık mutlak dar kanal söz konusudur. Bazı hastalarda kanalın ön arka çapı normal sınırlarda olduğu halde lateral reses denilen yan kısımdaki anatomik yapılarda darlık vardır. Dikkatli olunmalı ve lateral reses darlığı gözden kaçırılmamalıdır. Çünkü başka bir dar kanal çeşidi olan bu hastalık ilerlemişse, cerrahi dışı metotlarla iyileşmiyorsa ve hastanın yaşam kalitesi belirgin şekilde düşmüşse cerrahi tedavi gündeme gelmektedir. Dar kanal teşhis ve tedavisinde efektif kanal alanı da daima dikkate alınmalıdır.

Dar kanal hastalığının belirtileri insandan insana farklılık gösterebilir. Ancak dar kanal mevcudiyetinde bel bölgesinde ağrı; bacaklarda ağrı, uyuşma, karıncalanma, his kaybı gibi belirtiler görülebilir. Bacakta meydana gelen ağrılar hasta yürüdüğü zaman artarken, öne doğru eğildiğinde ve oturduğunda azalır. Bu durum dar kanal için tipik bir durumdur. Dar kanal çok ilerlediği zaman hastada idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, cinsel gücün azalması gibi problemler de ortaya çıkabilir. Yıllar ilerledikçe omurga kanalı daralırken hastanın yürüme mesafesi de giderek kısalır. Yürüme mesafesi çok kısalan ve yaşam kalitesi ileri derecede düşen bu hastalarda dar kanal ameliyatı gündeme gelir.

Dar kanal hastalığını teşhisinde manyetik rezonans görüntüleme metodu (MR) önemlidir. Doktor manyetik rezonans görüntüleme metodu ile dar kanal hastalığının ne kadar ilerlediği hakkında fikir edinir. Dar kanal ameliyatı kararı verilirken hastanın kliniğinin yanında kanalın darlık derecesi de önemlidir.

Dar kanal için ameliyat kararı verildiği zaman ameliyatta mikroteknikle internal dekompresyon metodu uygulanmalıdır. Vidasız bir dar kanal ameliyat yöntemi olan mikroteknikle internal dokompresyon tekniğinde omurga kanalın içerisine mikroteknikle girilir ve dar kanal içerden genişletilir. Omurga kanalının arka duvarındaki kemikler alınmadığı için omurganın stabilizasyonu bozulmaz. Dolayısıyla hastaya vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmaz gerekmez. Hastaya yabancı cisim konmamış olması özellikle ileri yaştaki hastalar için büyük bir avantajdır. Mikroteknikle internal dekompresyon yöntemi vidasız bir yöntem olup vidalı ameliyat yöntemine göre büyük avantajları vardır. Vidasız olan bu yöntemde hastada enfeksiyon görülme riski vidalı yönteme göre daha azdır. Hasta ameliyat olduğu gün ayağa kalkıp ertesi gün taburcu olabilmektedir. Ameliyattan sonraki dönemde, vidasız olan bu hastalar belini çok daha kolay hareket ettirebilir ve daha rahat bir iyileşme dönemi geçirirler. Dar kanaldan kurtulmuş olan hasta olağan günlük yaşantısına daha kısa sürede döner. Mikroteknikle internal dekompresyon ameliyatında kanalın arkasındaki kemik duvar alınmadığı için ameliyat sonrasında adale ve diğer yumuşak dokular, içinde sinirleri barındıran zara yapışarak hastayı rahatsız edemez. Yani dar kanal hastası hem dar kanaldan kurtulur hem de ameliyat sonrasında daha çabuk iyileşir, daha rahat eder. Ayrıca ameliyatta mikroteknik kullanılıp dikişler içeriden gizli konduğu için bir hafta sonra hasta evinde cilt üzerindeki bandı kendi kaldırıp banyo yapabilir. Yani tekrardan doktor veya hemşire araması gerekmez. Gizli dikişler içeriden emilip gider. Vidasız bir ameliyat olan mikroteknikle internal dekompresyon yönteminin bir diğer avantajı da vida ve benzer tarzda enstrümanlar takılmadığı için ameliyat maliyetinin düşmesidir. Bu durum ülke ekonomisi açısından da bir kazanımdır. Ancak vücuduna yabancı cisim konmadan dar kanaldan kurtulan hastanın sağlık açısında elde ettiği kazanım elbette ki tüm maddi kazanımlardan çok daha değerlidir.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı

www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı ameliyatı ve dar kanal ameliyatı için verilecek karar çok önemlidir. Nöroşirürji uzmanı doktor (beyin omurilik sinir cerrahı) bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı kararı vermiş ise bunu geciktirmemek gerekir. Çünkü bel fıtığı ameliyatı ve/veya dar kanal ameliyatı geciktirilirse bazen telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabilir. Bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatına karar verildiğinde ciltten itibaren mikroteknik ile çalışıp bütün dokuları çok iyi bir şekilde korumak önemlidir. Çünkü bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatında da öncelikle hastaya zarar vermemek gerekir. Bel fıtığı ameliyatında ve/veya dar kanal ameliyatında mikroteknik ile çalışıldığında sinir elemanları ve diğer dokular görüntü alanına büyütülmüş ve çok iyi aydınlatılmış olarak gelmektedir. Ciltten itibaren mikroteknik ile çalışıldığı zaman çok emniyetli, estetik, temiz ve dokuları daha iyi koruyan; hatta ameliyat sonrasında dikiş aldırmak bile gerektirmeyen bir bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı ortaya çıkmaktadır. Bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı mikroteknik ile yapıldığında hastalar ameliyat sonrasında çok daha iyi hissetmektedirler. Ameliyat edildikleri gün yürümekte ve ertesi gün taburcu olmaktadırlar. Mikrocerrahi teknik ile yapılan bel fıtığı ameliyatında tek mesafeli bir bel fıtığı için 1,5 ile 2 cm civarında minik bir kesi yeterli olmaktadır. Dolayısıyla mikrocerrahi teknik ile yapılan bel fıtığı ameliyatı estetiktir.

Bel Fıtığı Ameliyatının Gayesi

Bel fıtığı ameliyatında amaç sinir elemanları üzerindeki basıyı iyi bir operasyonla ortadan kaldırmak, hastanın yakınmalarını sonlandırmak ve düşmüş olan hayat kalitesini çok yükseğe taşımaktır. İnsana duyulan saygının bir neticesi olarak mikrocerrahi teknik ciltten itibaren uygulamaya sokulmalı ve cilt dahil bütün anatomik yapılar doktor tarafından çok iyi korunmalıdır. Bel fıtığı ve dar kanal ameliyatı böyle yapılırsa hastalar ameliyat sonrasında daha iyi bir dönem geçirmektedirler. Ayrıca hem bel fıtığı hem de dar kanal ameliyatlarının başarı oranı daha iyi düzeyde olmaktadır. Tecrübeli ekibimizle mikroteknik kullanarak yaptığımız bel fıtığı ve dar kanal ameliyatlarında başarı oranının %99 civarı gibi iyi bir düzeyde bulunması bunun bir göstergesidir.

Bel Fıtığı ve Dar Kanal Ameliyatı İçin En İyi Teknikler

Tıp bilimi giderek ilerlemektedir. Buna paralel olarak bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı yapan çok sayıda doktor daha gelişmiş, yeni ve daha iyi teknikler kullanmaktadır. Bu bağlamda klasik bel fıtığı ameliyatlarının yerini mikroteknik, mikroendoskopik teknik ve endoskopik teknik ile yapılan ameliyatlar almaktadır. Ameliyat gerektirmeyen henüz ilerlememiş bel fıtığı vakalarında hastayı çok iyi seçmek şartıyla ciltten müdahale tarzında (perkütan) lazerle diskektomi ve nükleoplasti gibi girişimler uygulanabilmektedir. Fıtıklaşmış disk, endoskopik teknikle de boşaltılabilmektedir. Kapalı endoskopik bel fıtığı ameliyatı (KEBFA), tam endoskopik bel fıtığı ameliyatı, artroskopik bel fıtığı ameliyatı adı verilen bu girişimler yine hastalar çok iyi seçilmek şartıyla uygulanabilir. Mesela hastada dar kanal, belde ileri derecede kireçlenme, bel kayması (omur kayması), göç etmiş bel fıtığı gibi bir durum varsa kapalı endoskopik bel fıtığı ameliyatı (KEBFA) bu hastalar için uygun değildir. Ayrıca endoskopik teknik ile mikrocerrahi tekniği birleştiren mikroendoskopik teknik de kullanılmaktadır. Ancak uzun yıllar bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatları yapmış bir doktor olarak bel fıtığı ameliyatlarında mikrocerrahi tekniğin ve dar kanal ameliyatlarında vidasız bir teknik olan mikroteknikle internal dekompresyon yönteminin altın standart olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Dar kanal ameliyatlarında kullanılan vidasız ameliyat yöntemi olan ve vidalı dar kanal ameliyatına göre çok fazla avantajlar içeren mikroteknikle internal dekompresyon yönteminin ise tüm dünyada yaygınlaşmasıgerekiyor. Çünkü, bel fıtığı ameliyatlarında mikrocerrahi teknik ve dar kanal ameliyatlarında “vidasız” mikroteknikle internal dekompresyon yöntemi kullanıldığında daha iyi sonuçlar elde edildiğini görmekteyiz.

Hastayı Uyutmadan Yapılan Bel Fıtığı Ameliyatı

Bel fıtığı ameliyatında ve dar kanal ameliyatında tercih edilen anestezi çeşidi hastanın tamamıyla uyutulduğu genel anestezidir. Modern anestezi ilaçlarının giderek geliştirilmesinin yanında tıp teknolojisinin ve tecrübenin de artması genel anesteziyi daha emniyetli hale getirmektedir. Böylece hastalar ameliyat dönemi ve sonrasında daha güven içinde tutulmakta, normal yaşantılarına daha kısa zamanda geçmeleri sağlamaktadır. Fakat bazı hastalar ileri yaş dönemindedirler ve ilaveten ciddi kalp- damar, böbrek, karaciğer, solunum hastalıklarına sahiptirler. Böyle hastaların bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatında doktorların daha temkinli adım atmaları gerekmektedir. Hamilelik, alerjik bünye ve buna benzer durumlarda da genel anestezi risk açısından düşündürücü olmaktadır. Ayrıca narkoz korkusu gibi psikolojik engeller de bulunabilir. Böyle bir durumla karşılaşan doktor acı içinde kıvranan hastasının bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatını genel anestezi ile değil de spinal anestezi ile yapabilir. Bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatında spinal anestezi binlerce ameliyat tecrübesine sahip doktor ve ekibi tarafından kolayca uygulanabilir. Bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı spinal anestezi ile yapılacaksa hastanın belden aşağısı doktor tarafından küçük bir miktar ilaçla iyi bir şekilde uyuşturularak ameliyat gerçekleştirilir. Böyle yapılan bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatı esnasında hasta ağrı duymamakta, hatta ameliyat ekibiyle sohbet edebilmektedir. Spinal anestezi ile 80 yaşın üstündeki hastalar bile iyi seçim yapılarak kolayca bel fıtığı ve/veya dar kanal ameliyatına alınabilmektedir. Bel fıtığı ameliyatında doktor epidural anesteziyi de bu amaçla kullanabilir. Yani gerektiğinde hasta uyutulmadan da bel fıtığı ve dar kanal ameliyatı iyi bir şekilde, rahatça gerçekleştirilebilir.

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan
Nöroşirürji Uzmanı
www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Dar Kanal Doktoru

Dar kanal hastalığı insanın yaşam kalitesini çok düşürebilen önemli bir rahatsızlıktır. Dar kanal rahatsızlığının henüz çok ilerlemediği dönemlerde yalnızca bel ağrısı oluyorken aile hekimine müracaat etmek normal bir davranıştır. Ancak yapılan cerrahi dışı tedavilerle hastanın yaşam kalitesi yükselmiyorsa net bir teşhis konulması için ortopedi veya nöroşirurji uzmanı doktora gidilmesi doğru bir tercihtir.

Dar kanal hastalığı ilerleyip ağrı bacaklara vurduğunda, bacaklarda uyuşma ve güçsüzlük görülmeye başladığında, büyük ve küçük abdest kontrolü bozulduğunda, yaşam kalitesi düştüğünde, yürüme mesafesi kısaldığında ameliyat söz konusudur. Bu hale gelmiş dar kanal hastasının nöroşirurji uzmanı doktora müracaat etmek gerekir.

Dar Kanal ve Nöroşirurji Uzmanı Doktor

İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı doğal olarak her yıl giderek daha çok daralmaktadır. Kanal daraldıkça yürüme mesafesi de giderek kısalmakta ve hayat kalitesi daha çok düşmektedir. Öyle hastalar vardır ki evin içerisinde bir odadan diğer odaya bile rahat gidememektedir. Böyle bir dar kanal hastası beyin ve sinir cerrahisi uzmanı doktora (nöroşirurji uzmanı doktor) müracaat ettiğinde doktor hastanın hikayesini detaylı bir şekilde dinleyecek, muayenesin titizlikle yapacak, gerekli tetkik ve tahlilleri isteyerek kesin teşhisi koyacaktır. Nöroşirurji uzmanı doktor manyetik rezonans görüntüleme yöntemi (MR) ile dar kanal hastalığını teşhis edecek ve dar kanalın ne kadar ilerlemiş olduğunu net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bütün bu incelemelerin sonucunda uzman doktor dar kanal için ameliyatı gerekip gerekmediğini net bir şekilde karar verecektir.

Dar Kanal Ameliyatı

Dar kanal hastalığı bulunan bir kişiye ameliyat gerekiyorsa bunu geciktirmemekte yarar vardır. Çünkü dar kanal ameliyatı ne kadar erken yapılırsa elde edilen sonuçlar da o kadar yüz güldürücü olmaktadır. Dar kanal hastasına ameliyat gerektiği zaman bunu vidasız bir yöntem olan Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemi ile gerçekleştirmek çok avantajlıdır. Çünkü dar kanal ameliyatını yapan uzman doktor Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemini kullandığında omurga kanalının içerisine mikroteknik ile girilerek kanal içeriden genişletilmektedir. Böyle olunca omurganın stabilizasyonu bozulmamaktadır. Dolayısıyla stabilizasyonu bozulmayan omurgaya vida ve benzer tarzdaki enstrümanları takmak gerekmemektedir. Uzman doktorun bu şekilde çalışması yani ameliyatı vidasız gerçekleştirmesi ve sonuçta vücuda yabancı cisim konmaması dar kanal hastası için büyük bir kazanım olmaktadır.

Nöroşirürji Uzmanı
Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan

www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

Dar Kanal Tedavisi

Dar kanal daha çok yaşlı kişilerde görülen bir hastalıktır. Omurga kanalı yaş ilerledikçe doğal olarak daha çok daralır. Kanalın darlığı ilerleyip sinir elemanları üzerine bası oluşmaya başlayınca dar kanal hastalığının belirtileri ortaya çıkar. Dar kanal hastalığını bu aşamada erkenden teşhis etmek önemlidir. Çünkü erken teşhis tedavinin başarısını artırır.

Dar Kanalın Belirtileri

Dar kanalın belirtileri kişiden kişiye çok değişik olabilir. Dar kanal hastalığının önde gelen belirtileri arasında bel ve sırt bölgesinde ağrı, uyuşma, his kaybı sayılabilir. Bacaklarda meydana gelen kramplar, ağrı, sızı, güç kaybı ve uyuşukluk hissi dar kanal hastalığı belirtileri arasındadır. Dar kanal hastalığı çok ilerlediğinde idrar ve büyük abdest kaçırma, cinsel güçte azalma gibi problemler de görülebilir. Bel bölgesinde dar kanal hastalığı bulunan kişiler öne eğilerek veya oturarak sinirler üzerine olan basıyı azaltıp daha rahat hareket etmeye gayret ederler. Kanal daraldıkça insanların yürüme mesafesi daha da kısalır. Yürüdükçe bacaklarda ağrı, karıncalanma, uyuşma, hissizlik, güç kaybı gibi yakınmalar giderek artar ve kişiler bir süre oturduktan sonra yürümeye devam edebilirler. Bu durum tipik bir dar kanal hastalığı belirtisidir. Dar kanal hastalığı ilerledikçe yürüme mesafesi daha da kısalır.

Dar Kanalın Teşhisi

Dar kanalın erken teşhis edilmesi çok önemlidir. Onun için uzman doktora vakit kaybetmeden müracaat edilmelidir. Doktor hastanın hikayesini dinleyecek, muayenesini yapacak ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemi (MR ) ile teşhisi koyacaktır. MR görüntüleri sonucunda doktor kanalın ne kadar daraldığını ve hastalığın ne derece ilerlediğini anlayacaktır.

Dar Kanal Tedavisi

Diğer hastalıklarda olduğu gibi dar kanalda da tedavi için öncelikle cerrahi dışı yöntemler göz önünde bulundurulur. Hastanın durumu müsaitse önce cerrahi dışı yöntemler denenir. Ancak omurilik kanalı içerisindeki kemik oluşumlar cerrahi dışı yöntemlerle ortadan kaldırılamayacağı için hastalığın ilerleyen dönemlerinde yaşam kalitesi çok düşerse cerrahi müdahale gerekir. Omurga kanalının genişliği her yıl doğal olarak azalacağından hastanın yaşam kalitesi düşük ise ameliyata karar vermek akıllıca bir davranıştır. Fakat hastaya henüz cerrahi müdahale gerekmiyor ise hasta takibe alınarak düzenli kontroller yapılır. İlaç verilir ve fizik tedavi yapılabilir. Ameliyat gereken hastalara vidasız yeni bir yöntem olan Mikroteknikle İnternal Dekompresyon yöntemiyle müdahale etmekte fayda vardır. Çünkü bu yöntemde omurilik kanalının içine girilerek kanal içerden genişletilmektedir. Omurganın stabilizasyonu bozulmamaktadır. Dolayısıyla hastaya vida ve benzeri tarzda enstrümanları koymak gerekmemektedir. Sonuçta dar kanal hastasına yabancı cisim konmaması her açıdan büyük bir kazanım olmaktadır.

Nöroşirürji Uzmanı

Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan

www.ahmetyildizhan.net

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.