MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

İlişkiden Sonra Yatakta Dönüp Uyumayın

İngilizce’de “foreplay” olarak geçen önsevişme ya da ön hazırlık safhası cinselliğin en önemli aşamalarından biri. Çünkü bu süreç zihni ve bedeni cinselliğe hazırlıyor. Peki siz hiç “afterplay” ya da “sevişme-ertesi”ni duydunuz mu?

Afterplay Nedir?
Cinsellik denilince önsevişme bile unutulurken sevişme-ertesi’nden bahsetmek oldukça güç. Yine de after play cinselliğin önemli aşamalarından biri. Çünkü Önsevişme o anki ilişkinin, After- play ise bir sonraki ilişkinin hazırlığı demek!

Önsevişme ve beraberlik yaşandıktan sonra ne oluyor? Orgazmik hislerin verdiği hormonsal değişim uyku hali, gevşeme yaratabiliyor. İlişki sırasında kadınlardaki bağlılık hormonu oksitosin’in artışı sarılma- sohbet etme arzusunu tetikliyor. Erkeklerdeki testosteron artışı uyku hali veya televizyon izleme gibi bireysel aktiviteler yönelme isteği doğuruyor. Çoğu zaman ise partnerler yaşadıkları beraberlik sonrasında duygusal ve fiziksel paylaşımları devam ettirmiyor.

Oysa “Afterplay”in gözden kaçan önemli bir özelliği var: Geri Bildirim. Bu birkaç dakikalık veya 5-10 dakikalık süreç çiftin birbirine cinsellikte beğendikleri, hoşnut oldukları, sevdikleri noktaları, partnerin hangi davranışının mutluluk getirdiğini ifade edecekleri bir fırsat. Bu fırsat iyi değerlendirildiğinde çiftin bir sonraki ilişkisi için mutlaka akılda kalan bir yol haritası oluyor. Afterplay bir nevi biraz önce yaşanan ilişkinin bir muhakemesi. Üstelik cinsel motivasyonu arttırıyor. Biraz önce yaşanan fiziksel ve duygusal bağın bir anda bitmemesini, partnerler arasında tensel iletişimin devamını da sağlıyor.

İşte bu yüzden afterplay’i cinselliğin bir parçası olarak görmek gerek. Cinsel sorun yaşayan çiftler de afterplay’in olumsuz olması nedeniyle bir sonraki ilişkiden kaçınma çok sık görülüyor. İlişkide yaşanan herhangi bir tatsızlık afterplay’de surat asma, eleştiri, kırıcı sözlerle pekiştiğinde cinsel motivasyon iyice düşüyor. Partnerler arasında afterplay’de tercih edilen davranışlar farklıysa bu durum çiftin arasında gerginliklere, kırgınlıklara da yol açabiliyor. Siz keyifli bir beraberlik yaşamış ve eşinizle yakınlaşmış olsanız da cinsellik sonrasındaki davranışlar nedeniyle partnerinizden uzaklaşabiliyor ve sıkkın-sinirli-kırgın-içerlemiş bir ruh haline bürünebiliyorsunuz. Ve sonuçta cinsellikten aklınızda kalan bu son hisler oluyor. Bu his olumsuzsa bir sonraki ilişki için olumsuz bir beklenti oluşurken, Afterplayde aklınızda kalan hisler olumluysa cinsellik için olumlu bir beklenti gelişiyor. Bu nedenle iletişimi devam ettirmek ve aklınıza partneriniz ve cinsellik geldiğinde sizi mutlu edecek bir finali yaratmak önemli.


www.hattatklinik.com
www.drecehattat.com

Yazının devamı...

Partnerinize Bu 3 Şeyi Söylerken Çok Dikkatli Olun

Cinsel iletişim çok zor bir konu. Çiftlerin hayatında bu kadar önemli yer tutan ancak neredeyse hiç konuşulmayan başka bir konu bulmak gerçekten güç.

Pek çok kişi cinsel konularda partnerine açılmak yerine düşünce ve duygularını içine atıp biriktirmeyi tercih ediyor. Çünkü konuya nereden nasıl giriş yapılacağı bile sıkıntılı.

Ama işte tam da bu nedenle bu duygu birikimi partnere kırıcı, üzücü, öfkelendirici mesajların yanlış anda, yanlış şekilde, yanlış kelime-vücut dili ve yüz mimikleriyle aktarılmasına yol açıyor.

Özellikle 3 konu var ki partnerinize söylerken çok çok dikkatli olmanız gerek:

1. Performans Yorumları: Erkekler için cinsel bölge boyut-hacimleri ile cinsel performans, kadınlar için de orgazmik süre, libido ve cinselliğe aktif katılım özellikle hassas konular. Bu konularda yapılan eleştiri, eski ilişkilerle veya okuduğunuz-duyduğunuz-varsaydığınız performanslarla kıyaslama ve suçlamalar çok uzun yıllar boyu bile devam eden eksiklik, yetersizlik hislerine ve performans endişesine yol açabiliyor. Bu durumda eşin eleştirileri sakince karşılaması ve hızlıca atlatması söz konusu olmuyor. Ciddi bir soğukluk, libido düşüşü ve performans kaybı oluşabiliyor.

2. Vücut İmajı: Kilo, vücut şekli, hijyen de çok dikkatle konuşulması gereken konular. Cinsellikte çekim için vücut imajı önemli bir konu ancak partneri motive ederek beğenilmeyen noktaları aktarmak kolay değil. Örneğin kadınlar için sekste nasıl göründükleri önemli ve bu konuda yapılan ciddi bir eleştiri orgazm sorununa bile yol açabiliyor.

3. Reddetme-Erteleme: Herkes her saniye seks modunda olamaz. Bu kadınlar için de erkekler için de geçerli. O anki sağlık durumu, hormonlar, stres seviyesi, günün nasıl geçtiği, ilişkideki gerginlikler vs libidoyu etkiliyor. Böyle durumlarda cinselliği ertelerken kırıcı, karşı tarafın muhtemel üzüntüsünü umursamayan, hatta öfkeli bir ton kullanmak uzun vadede partnerle arasında cinselliği kimin başlatacağı ve ne zaman-ne sıklıkta yaşanacağı ile ilgili ciddi bir çatışmaya dönüşebiliyor.

Benim önerim bu hassas konularda önce kendinizi dinlemeniz. Belki de dile getirmek, eleştirmek, ifade etmek istediğiniz konularda uzun süredir içinize attığınız kırgınlık, üzüntü, öfke, rahatsızlık hisleri var. Belki cinsellikte bir sebeple tatmin olamıyor ve bu yüzden eşinize açılırken sakin kalmakta zorlanıyorsunuz. Her ne sebeple olursa olsun partnerinizle kırıcı, öfkeli bir tonda konuşmak çok fayda getirmeyecektir. Peki eleştirdiğiniz konuyla ilgili bir çözüm öneriniz var mı? Önce sıkıntınızın tam nedenini düşünün ve onu sakin, çözüm odaklı, destek verici şekilde konuşmayı deneyin.

www.hattatklinik.com

www.facebook.com/drecehattat/

Yazının devamı...

Afrodizyaklar Gerçekten İşe Yarıyor mu?

Cinsel sağlık denince ilk merak edilen konular arasında afrodizyaklar var. Peki afrodizyak ne demek?

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tanımına göre afrodizyaklar cinsel isteği veya cinsel performansı arttırdığını iddia eden ürünler. Bu ürünler genelde bitkisel içerikte oluyor. Egzotik bitkiler, bazen de vitamin-mineraller ve antioksidanlar içeriyor. Bu içeriklerin çoğu tarih içinde üne kavuşmuş ve kültürel olarak yaygınlaşmış. Ginseng, Maca, Epimedium gibi bitkiler afrodizyak olarak ünü olan bazı bitkiler arasında. Yine karabiber, vanilya, tarçın gibi aromatik baharatlar da afrodizyak sayılıyor.

Afrodizyaklar işe yarıyor mu sorusuna cevap vermek cinsel fonksiyonları anlamayı gerektiriyor. Cinsel istek, cinsel uyarılma ve performansta yaşanan sorunlar hem biyolojik hem de psikolojik ve sosyal nedenlere dayanıyor. Eğer cinsel damarlarda, seks hormonlarında, sinir sisteminde bir eksiklik varsa bunların medikal olarak tedavi edilmesi şart. Yine depresyon, ilişki sorunları, yoğun stres, performans endişesi gibi durumlarda da psikolojik destek gerekiyor. Tüm bunları yapıyorsanız o zaman afrodizyakları destek amaçlı kullanmanız uygun. Ancak tedavi yerine değil!

Hiç cinsel sorun yaşamıyorsanız bu afrodizyaklar eğer doğru bitkilere- bitkisel aktif madde içeriklerine sahipse ve bilimsel-hijyenik üretim koşullarına uygun üretildiyse libido ve uyarılmayı bir miktar olumlu etkileyebilir.

Ayrıca şunu unutmayın: Afrodizyak demek tehlike yok demek değil! Mesela Yohimbin uyarılma ve orgazmik gücü arttıran bir bitki ama ciddi kalp yan etkileri bulunuyor ve bu yüzden artık kullanılmıyor. Tabii kaçak olarak elinizdeki ürünün içinde yoksa. Bunu söylüyorum çünkü günümüzde sahte ve kopya ilaçlar ciddi bir tehlike. Maalesef özellikle cinsel gücü sihirli bir değnek gibi kuvvetli bir etkiyle hemen arttırdığını iddia eden pek çok ürünün içinde kaçak hormonlar, tehlikeli bitkiler veya sahte içerikler bulunuyor. Bu ürünler dönem dönem zaten ifşa oluyor. Ancak günümüzde sertleşme ilaçlarının bile birebir kopyasının yapıldığını düşünürsek karışık bitkisel içeriklerde daha da dikkatli olmak gerek.

Kısacası cinsel sorunlarınızı ancak konunun uzmanına danışın. Kadınlarda isteksizlik, uyarılma sorunları, orgazm problemleri ve tabii erkek cinsel sorunlarında başarılı pek çok tedavi seçeneği var. Gerekli tedaviyi görürken destek amaçlı ürünleri de yine hekiminize danışın.

Yazının devamı...

Yatak Odası Ateşini Söndüren 5 Alışkanlık

Çoğu zaman hiç farkına varılmayan ama aslında seks hayatını olumsuz etkileyen yatak odası alışkanlıkları var. İşte sık görülen 5 alışkanlık:

1) Dünyada neredeyse her beş çiftten biri aseksüel evlilik yaşıyor. Günümüzde bunun en önemli nedenlerinden biri stres. Stres önemli bir istek ve uyarılma düşmanı.

Çiftin arasındaki tartışmalar, duygusal nedenler, öfke, kırgınlık yani çiftin stresi de seks hayatına yansıyabiliyor. Stres öncelikle seks sırasındaki konsantrasyonu bozuyor.
"Bu şekilde zevk almak doğru değil", "Neden beni kendiliğinden anlamıyor", "Keyif alamayacağım" gibi düşünceler de seks stresini arttırıyor ve cinsellikten alınan zevki, uyarılmayı, çiftin yakınlaşmasını engelliyor.
Stres kronikleştiğinde ise seks hormonlarının salgısı düşüyor. Bu nedenle stresi, günlük dertleri, sıkıntıları yatak odasının kapısında bırakın önerisi veriyoruz.

2) "Olsun bitsin" anlayışına karşı dikkatli olunmalı. Seks bir rutin haline geldiğinde hızlıca tamamlanan ve sonuca yönelik bir aktivite oluyor.
Bu da cinsellikten alınan zevki azaltıyor. Daha yavaş uyarılma, daha yavaş hareketler, zevki arttıran teknikler yardımcı oluyor. Hatta bu yüzden "yavaş seks" denilen bir tabiri kullanıyoruz.

Cinselliğin olumlu hislerle tamamlanması çok önemli. Çünkü cinsel isteğin çoğu motivasyonel oluşuyor ve seks olumsuz bittiğinde bir sonraki sefer için motivasyon kalmıyor.

Günümüzde cinsel zevkin artmasına yönelik biofeedback ile pelvik kas eğitimleri, mindfullness ile cinsel konsantrasyon arttırıcı yöntemler, cinsel istek, orgazm gibi konularda bilgilendirme ve gerekirse medikal ve cinsel terapisel tedavi yapabiliyoruz.

3) Cinsellik bir çiftin fiziksel, duygusal, psikolojik yönden en yakın olduğu nokta. Bu noktada çıkan her sorun ilişkiyi etkiliyor. Aynı şekilde ilişki sorunları da cinsel hayatı etkiliyor.
Bu nedenle yaşanan sıkıntılarda ana nedeni bulmaya özen gösteriyoruz.

Araştırmalar ülkemizde haftada 2-4 kez ile ayda 2-4 kez arasında değişen cinsel ilişki sıklığı olduğunu gösteriyor. Yani çok geniş bir yelpaze söz konusu. Her çiftin mutlu olduğu ayrı bir cinsel rutini var.
Cinsel ilişkilerin ne kadar sık olduğundan öte ne kadar düzenli ve periyodik olduğu daha önemli. Bir hafta 3 kez beraberlik yaşanıp ardından sekse 2 aylık bir ara verilmesi fizyolojik açıdan seks arzusunu baltalıyor. Seks hormonlarının sağlıklı seviyelerde kalması için seks sıklığının hem düzenli olması hem de 15-20 günü geçmemesi gerekiyor.
Bu süreden daha az sıklıkta seks yapan çiftlerde seks hormonları düşebiliyor, seksüel çekim, temas arzusu ve bağlılık hormonları azalabiliyor. Bu nedenle periyodik ilişkilere dikkat diyoruz!

4) Şimdi 7/24 sürekli bir uyaran altındayız. Emailler, telefonlar, mesajlar, sosyal medyadan gelen sinyaller beyinde sürekli bir uyarı yaratıyor.
Bu nedenle beyin bir türlü dinlenme moduna geçemiyor. Dinlenme, rahatlama, eğlenme modu cinsellik için çok önemli.
Çünkü cinsel hisler bu durumda aktive oluyor. Cinsel istek, zihinsel ve fiziksel uyarılma, cinsel zevki tetikleyen sinir sistemi ancak siz rahat, keyifli, mutluysanız tam güç çalışıyor.
Bu yüzden beyni-zihni- bedeni dinlendirmek, koşuşturmacadan bir mola almak gerek. Yine bu nedenle yatak odasının genelde sizi sakinleştirecek, rahatlatacak, günün streslerinden arındıracak, hatta erotizmi çağrıştıracak bir yer olmasını öneririz.

Yatak odasında çok kaotik bir ortamı önermeyiz. Eğer yatak odasını çalışma, yemek yeme, internet, tv vs gibi değişik işler için kullanıyorsanız dinlenme moduna geçmeye ayrıca özen göstermelisiniz. İçgüdüsel hislerin ortaya çıkması için zihninizin sakinleşmeye ihtiyacı var.

5) Cinsel sorunlar varsa vakit kaybetmeden yardım almak gerek. Pek çok çift yatak odası sorunlarını geçiştiriyor ve yardım almıyor.
Oysa kadınlarda ağrı, orgazm, cinsel istek ve erkeklerde ereksiyon, boşalmayla ilgili sorunların bilimsel olarak hem tıbben ve hem de psikolojik yönden ele alınması lazım.

Ancak bazen strese bağlı diye düşündüğümüz sorunların altında hormonsal, damarsal, sinir sistemi, pelvik kas vs kaynaklı sorunlar çıkabiliyor. Çiftin cinsel sorunları ertelememesi ve 1-2 ayı aşan sorunlarda yardım alması şart.

Yazının devamı...

İLİŞKİNİZE TEKNOLOJİ DETOKSU YAPIN

Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor- tabii yönetimini ve seçimlerimizi iyi yaparsak. Akıllı telefonlar, bilgisayar, internet, sosyal medya, uygulamalar, oyunlar, mesajlar, uyarılar..

2016 verilerine bakarsak günümüzün neredeyse 4 saat 15 dakikasını bilgisayar veya tablet üzerinden, 2 saat 30 dakikasını da mobil cihazlar üzerinden internette geçiriyoruz. Neredeyse 7 saat çevrimiçiyiz. Bu kadar süreyi başka neye veriyoruz? Eşimize? Çocuklarımıza? Kendimize? Sağlığımıza?

Mesela günde yarım saat spor yapıyor muyuz, çocuklarımızla birebir keyifli bir oyun oynuyor muyuz, sevdiğimiz bir kitabı okuyor muyuz, sağlıklı yemekler pişiriyor muyuz?

Tabii bunun bir de ilişkisel boyutu var.

Pek çok çift günümüzde vakitsizlikten, kalite zamanın eksikliğinden, sekste bile ayıracak süreleri olmadığından yakınıyor. Hayat streslerini yatak odasının kapısında bırakamamaktan, önsevişmeye bile hallerinin kalmadığından, sekste konsantre olamamaktan, tensel çekimi ve uyumu yaşamamaktan şikayet ediyorlar.

Cinsellik modern hayatta "oldu bitti" anlayışıyla yaşanıyor. Herşey hızlandı, seks de. Cinselliğin birbirine zevk verme, birbirini tanıma, bağ kurma, duygusal olarak yakınlaşma işlevleri geri planda kaldı. Çiftler belli bir cinsel rituel ediniyor. Bu ritüel çoğu zaman onları en kısa yoldan sonuca taşıyacak davranışları içeriyor. Yeniliğe, keşfe, heyecana, meraka yer yok. Zaten görüldüğü gibi zaman da yok. Seks sorunlarını yada seksin nasıl iyileşebileceğini konuşmaya vakit yok. Partnerler, birbirlerine ayırdıkları bu kısa zaman diliminde eşlik görevlerini yerine getirmeye çalışıyorlar. Sonra tekrar kaldıkları yerden modern hayata devam.

Neden her 4 çiftten biri aseksüel evlilik yaşıyor? Modern hayatın etkisi olabilir mi?

Hem kendimiz hem de ilişkimiz için arada bir teknoloji detoksu yapmamız lazım.

Kısacası hayatınızın üçte birini internete verirken bir kez daha düşünün. Ana odaklanıp, tam da o vakit, o saniye, bulunduğunuz anın tadını çıkarmak size neler katardı? Eşinizle ilişkiniz, cinsel hayatınız bundan kazançlı çıkar mıydı?

Yazının devamı...

CİNSELLİKTE UYUMLU BİR ÇİFT OLMAK HAYAL DEĞİL

Yaygın inanışa göre ten uyumu olan çiftler daha ilk beraberlikten itibaren karşı konulmaz bir çekim hissediyor, harika bir cinsel yaşama sahip oluyor ve bir daha hiç cinsel sorun yaşamıyor. Tam tersine tenleri uymayan çiftler ne yaparlarsa yapsınlar tatminkar bir seks hayatına sahip olamıyor. Yani ten uyumu içgüdüsel ve tamamen bizim kontrolümüz dışında gerçekleşen bir çekim! Öyle ki ten uyumu bir tesadüf, bir şans. Ten uyumsuzluğu ise kötü talih, şanssızlık!

Tabii ki ten uyumunun fizyolojik ve bilimsel nedenleri var . Ancak ten uyumunu sağlamanın, iyileştirmenin ve geliştirmenin mümkün olduğunu da biliyoruz.

UYUMLU ÇİFTLER NEYİ DOĞRU YAPIYORLAR?

İlk beraberliklerinden itibaren cinsel tatmini yakalayan çiftlerin fark etmeden yaptığı bazı davranışlar bulunuyor. Bu çiftleri incelediğimizde partnerlerin cinsel yönden birbirlerinin yanında rahat davranabildiklerini, yargılanma korkusu olmadan birbirlerini sözel olarak veya beden diliyle yönlendirebildiklerini, cinsel açıdan ortak bir tatmini hedeflediklerini görüyoruz.

Yanlış anlaşılma endişesi, cinsel yönden başarısız olma kaygısı, kendini ispat etme telaşı yerine bu çiftler birbirlerine anlayışla, saygıyla ve içtenlikle yaklaşıyor. Cinsellikte keyif aldıkları-almadıkları şeyleri, arzularını, fantezilerini paylaşabiliyor. Şehir efsanelerine maruz kalmamış, doğru cinsel bilgilere sahip kişilerde cinsel uyum daha hızlı ve kolay gelişiyor. Kısacası cinsel zekası kuvvetli olanlarda ten uyumunu sağlamak da kolay oluyor.

SEKSTE UYUM ZAMAN İÇİNDE İYİLEŞEBİLİR

Dönemsel olarak20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı , kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlar. Ancak pek çok çift için cinsellik zaman içinde karşılıklı güven geliştikçe iyileşiyor. Cinsel hayatın ilk başındaki kaygılar, endişeler, cinsel sorunlar zaman içinde aşıldığında ilerleyen dönemde çok daha keyifli ve tatminkar bir cinsel yaşama sahip olunuyor. Arzulanma arzusu, vücuduyla barışık olma isteğini, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca keyifli bir cinsel yaşamı devam ettirebiliyor.

Bu nedenle eşinizle aranızda cinsel uyumsuzluk olduğunu düşünüyorsanız, cinsellikte zevk alamıyorsanız, cinsel isteksizlik yaşıyorsanız bu durumu hemen şanssızlığa bağlamayın. Gerçek anlamda ten uyumu olan çiftler de cinsel sorunlar yaşayabilir, cinsel hayatta mutsuz olabilir. Ten uyumunu sağlamanın önemli bir yolu iletişim, iki tarafı da memnun eden bir cinsel rutin yaratmak ve gerektiğinde yardım almaktır. Cinsel sorunlar yaşandığında ten uyumsuzluğunun oluşması şaşırtıcı değil. Bu nedenle cinsel sorunlarda ve cinsel rutindeki sıkıntılarda yardım almaktan kaçınmayın.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.