MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Her şey Cildimiz İçin. Öyleyse, Cildinizi Keşfedin !

Yeni bir kış mevsimine ‘merhaba’ demeye hazırlandığımız şu günlerde, cildimiz için de yeni bir dönem başlıyor. Kış mevsimi, cildimizi keşfetmemiz ve cildimiz için en etkili bakımları tekrar gözden geçirmemiz açısından bulunmaz fırsatlar sunuyor. Öyleyse soğuyan havalardan şikâyet etmek yerine, gelin bu durumu lehimize çevirelim ve cildimiz için neler yapabiliriz bir görelim.

Hava çok soğuk olduğunda, çevrede daha az nem olur ve zaten az olan nem oranı rüzgârla da birleşerek cildimizdeki nemi alır götürür. Kuru bir ortamda, su keratinositlerinden (cilt hücrelerinden) kaybolur ve soğuk havanın etkisiyle kuruyup nemini kaybeden cilt daha fazla hassaslaşarak kızarıklığa, çatlamalara ve daha birçok cilt problemlerine karşı savunmasız kalır. Üstelik tek problem cildin soğuğa karşı kaybettiği nem oranı da değildir. Yanı sıra soğuktan azalan kan dolaşımıyla birlikte cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması da zorlaşır. Yani her koşulda cilt, kış mevsiminde daha duyarlı hale gelerek reaksiyon göstermeye başlar ve bu yüzden cilt bakımı kış aylarında ayrı bir özen, hassasiyet gerektirir.

Çünkü cildimizin ihtiyacı olan, ancak yazın uygulayamayacağımız birçok uygulama için mükemmel bir zaman dilimi.

Hepsi aynı anda ve bir arada yaklaşımını benimseyen OxyGeneo Yeni Nesil Oksijen Terapisi, mevsim şartlarıyla nemini ve canlılığını yitirmiş mat görünen ciltler için güzel bir başlangıç olacaktır.

OxyGeneo 3 aşamalı bir medikal cilt bakımıdır. Mikrodermabrazyon ile cilt temizleme ve oksijenlenmeyi tetikleme, radyofrekans ile cildi sıkılaştırma ve ultrasonik ses dalgalarıyla iğnesiz mezoterapi yani cilde vitamin-mineral infüzyonu.

Öncelikle cilt güzel bir şekilde temizlenir ve sonrasında mikrodermabrazyon ve oksijenlenmeyi arttırmaya yönelik özel formüle edilmiş jellerin cilde uygulanması ile işlem başlatılır. Bu arada cilde uygulanan jel ile temas edecek ve işlemi gerçekleştirecek olan aletin başlığına Capsugen® adında bir kapsül yerleştirilir ki, başlık jelle temas ettiğinde eriyip karbondioksit baloncukları ortaya çıkarabilsin. Bu baloncuklar sayesinde, cilt yüzeyinde karbondioksit miktarı artıyor ve bu artışı dengelemek isteyen cilt, dolaşımı arttırarak oksijenlenmeyi tetikliyor. Artan oksijenle birlikte cilt derinlemesine temizleniyor. Böylelikle de cilt, uygulanacak bütün yararlı besinleri almaya hazır hale geliyor. Aynı zamanda, jelle temas halinde erimeye ve köpürmeye başlayan kapsül, pürüzlü bir yapı halini alıyor ve cilt üzerinde mekanik soyma etkisi yaratıyor. Sonuç, cildin ölü hücrelerinden arındırılması sağlanıyor. Bu işleme mikrodermabrazyon adı veriliyor. Yaklaşık 10 dakika süren bu işlem sonunda jelin çoğu cilt tarafından emilmiş oluyor. Kalan jel temizleniyor ve işlemin ikinci basamağı olan radyofrekans devreye giriyor. Radyofrekans ısı enerjisinin 42 derecede cildin orta tabakası olan mezodermise aktarılması yoluyla yapılan termal bir uygulama olup, deriyi kontrollü biçimde ısıtarak, kolajen liflerini sıkılaştırmayı hedefliyor ve cildin daha dolgun ve pürüzsüz bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Bir diğer 10 dakika daha geride bırakılarak üçüncü ve son aşamaya geçiliyor. Burada ise, ultrason başlık kullanılarak, cildin ihtiyaç duyduğu uygun bir mezoterapi solüsyonu seçiliyor ve cilt üzerine uygulama başlıyor. Ultrason başlık ile deriye aktarılan ses dalgaları sayesinde, solüsyondaki etken maddeler cilt altına kolayca nüfuz edebiliyor ve böylelikle cilt, ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineral kokteyline acısız ve iğnesiz bir şekilde kavuşuyor.

Temizlenmiş, aydınlanmış, nemlenmiş, beslenmiş ve sağlıklı bir cilt dokusu.

Uygulama sonrasında en çok dikkat etmemiz gereken husus, işlem görmüş cildi UV ışınlarına karşı koruma altına almak olmalıdır. Özellikle de işlem görmüş cilt için güneş koruyucu kozmetik preparatlar ilk 24 saat elzem önem taşıyor çünkü cilt, güneşin zararlı ışınlarına karşı savunmasız kalıyor. Yapılan bakımdan en iyi şekilde faydalanabilmek ve cildi dış etkenlere karşı koruyabilmek için güneş koruyucu ürünleri hayatımızın bir parçası haline getirmeli ve yaz-kış ayırmaksızın kullanmaya devam etmeliyiz.

Güzelliğiniz Daim Olsun

Dr.Ecz.Neslihan Şahin

KOZMETOLOG

Yazının devamı...

Daha Genç ve Dinamik Bir Görünüm İçin Hyaluronik Asit

Cildimiz, ömürlük yarenimiz. Dört mevsim, ayrı ilgi ve özeni hak eden değerlimiz. Nasıl her mevsimin gardırobu farklı ise, cildimiz için de mevsimden mevsime değişiklik gösteren bakım çizelgemiz olmalı. Değişen hava şartlarına göre bakımda öncelikler konulmalı ve olmazsa olmazlar belirlenerek cilt bakımının takibi yapılmalı.

Malum, mevsimlerden kış. Havalar oldukça soğuk. Bu nedenle ilk önceliğimiz kuruyan cildi derinlemesine nemlendirmek. Bu görevi layığıyla yerine getirebilecek yegâne dostumuz da ‘Hyaluronik Asit’. Ancak cilde faydaları ve güzellik yolunda kullanım alanları nemlendirme özelliği ile sınırlı sanmayın. Daha genç ve dinamik bir cilt için birçok kullanım alanına sahip olan hyaluronik asit, dermo-kozmetik ve ameliyatsız estetikte de mucizeler yaratıyor.

Gelin, cilt için mükemmel bir aktif olan dostumuza merhaba diyelim ve kendisini tanıyalım. Cilde faydalarıyla paha biçilemez bu aktif vazgeçilmeziniz olacak.

Kimdir Hyaluronik Asit?
Hyaluronik asit(HA), bir diğer adıyla Hyaluronan, dermis dokusunu oluşturan ve cilde dolgunluk veren temel bir ara madde olmakla birlikte tüm yaşayan organizmalarda doğal olarak bulunmaktadır. Aslen kimyasal olarak dallanmamış uzun polisakaritler içeren bir glikozaminoglikan (GAG) ‘dır. Vücudumuzun doğal olarak ürettiği HA, hacminin yüzlerce katına kadar su tutabilir ve bu özelliği ile dermisin hacmini ve esnekliğini arttırmaya yardımcıdır. Ne yazık ki, ilerleyen yaş ile birlikte vücudumuzda bulunan bu değerli madde giderek azalır.


Hyaluronik asit ve cildi nemlendirmedeki rolü
25-30’lu yaşlarla birlikte azalan hyaluronik asit, 40’lı yaşlarda %50’lere kadar düşer. Cildin esnekliğini ve diriliğini sağlayan yapı taşlarının da yıkımı ile birlikte değişime uğrayan cilt, bir de ekstra hava koşulları ile iyice zorlanır ve içeriden/dışarıdan olmak üzere desteğimize ihtiyaç duyar. Genç bir cildin en önemli iki özelliği; Yumuşaklığı ve elastikiyetidir. Bu da direkt olarak cildin nem oranı ile bağlantılıdır. Hyaluronik asit, yüksek su tutma kapasitesi ve cildi nemlendirme özelliği ile cildi içten dışa nemlendirir ve dolayısı ile kırışıklıkları düzgünleştirici bir süreç yaratır.

Hyaluronik asit, Kozmetik ve dermo-kozmetik ilişkisi
Hyaluronik asit cilde sağladığı katkılarıyla birçok dermokozmetik ürününde etken madde olarak yerini almıştır. Ancak bir madde ne kadar değerli olursa olsun işlev için cilde nüfus edebilmesi ve dermise ulaşabilmesi gerekir. Yani HA’in etkileri üründe kullanılan mevcut HA türlerinin moleküler boyutuna bağlı olarak değişir. Neyse ki durmaksızın gelişen teknoloji, son birkaç yılda HA türevlerini, bu dikkate değer molekülün potansiyel uygulamalarını artıracak, moleküler büyüklüğe adapte ederek geliştirmiştir.

Hyaluronik Asit ve Ameliyatsız estetikte kullanım alanları
Işık dolgusu, kırışıklık tedavisinde dolgu maddesi olarak , dudak büyütme, şekillendirme işlemlerinde, sigara çizgileri olarak bilinen barkod çizgilerinde, elmacık kemiklerinin belirginleştirilmesinde, burun dolgusu (burun kemerine minik bir dokunuş) ve aslında her ne kadar madde madde yazsam da hyaluronik asit ile neredeyse tüm yüz yeniden şekillendirebilecek kadar işlem yapılabilir.

Bir dolgu maddesi olarak Hyaluronik Asit ve avantajları
Hali hazırda insan vücudunda bulunan Hyaluronik Asit, laboratuvar ortamında üretilerek dolgu malzemesi olarak kullanılabilir hale getirilir ve bu hali ile kırışıklık tedavisinde ilk tercih olarak kullanılır. Vücudumuzda doğal olarak bulunduğu için, dışarıdan dolgu maddesi olarak enjekte edildiğinde vücut bunu yabancı bir madde olarak algılamaz ve alerji yapmaz. Çoğu zaman alerji testi bile gerektirmeyen hyaluronik asit bu açıdan diğer dolgu maddelerine kıyasla daha güvenlidir. Ancak ilelebet sizinle kalamaz. Yaklaşık 6-12 ay arası vücutta kalabilen hyaluronik asit sonrasında sindirilir ve etkinliğini kaybeder. Geçici olmakla birlikte oldukça dayanıklı olan bu dolgu maddesi aynı zamanda dolgu konulan yerdeki cilt kalitesini de yeni kollajen üretimini tetikleyerek arttırır.

Hyaluronik Asit vücuda pek çok şekilde fayda sağlar
Enjekte edildiği yere hacim veren, doğal ve güvenli bir madde olan hyaluronik asidin kullanım alanları ve vücuda sağladığı yararlar saymakla bitmez. Estetik görüntüye kattığı destek haricinde ayrıca gözde, eklem içi iyileştirmelerde, eklem ağrılarının tedavisinde ve genital doku desteklenmesinde de etkin ve kullanımı oldukça popülerdir.

HA Enjeksiyonu ile Oral olarak alınan Hyaluronik asit arasındaki paradoks
Yapılan bilimsel çalışmalar Hyaluronik asidin oral formlarının takviye olarak kullanımının sağlıklı bir cilt, eklem ve gözlere direkt olarak katkıda bulunduğunu göstermiştir. Örneğin 2002 yılında yapılan bir çalışmada 2 -4 haftalık ağız yolu ile hap alımında kuru ciltte iyileşmelere, artan nem oranına ve bütünde cilt görünümünde güzelleşme olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Yine de yapılan çalışmalar enjekte edilen hyaluronik asidin etkinliği kadar kesin ya da kapsamlı olarak ortaya konulamamıştır.

Görüldüğü üzere Hyaluronik asit kullanım alanlarının yaygınlığı ve sağladığı görünümü iyileştirici etkileri ile günümüz güzellik sektöründe kalıcı bir yer edinmiştir. Güzelliğe giden yolda keşfedilen bilgiler ise çok önemlidir. Yeni keşiflerde buluşmak üzere, güzelliğiniz daim olsun.

Dr. Ecz. Neslihan Şahin
KOZMETOLOG

Yazının devamı...

GÜZELLİK DAİMA BİR YOLUNU BULUR

Kısalan günler, uzayan geceler, azalan ısı ve ışık, kuruyan cildimiz... Evet, sonbahar mevsimindeyiz. Belki de birçok değişimi başlatan en özel hazırlık aylarının içindeyiz. Sonbaharın ayrıcalıklarını heba etmemeli, yapılacaklar listesini uygulamaya koyabilmeliyiz. Öncelikle güzel hissetmeliyiz. Bunun için de değişen hava koşullarını bahane etmeden, gardımızı düşürmeden hatta yolumuza ivme katarak, daha süratli ve istikrarlı ilerlemeliyiz. Elbette ki, önce ruhumuza iyi gelenleri bir araya toplayıp, konu başlıklarını belirlemeliyiz. Ne de olsa ruhumuza iyi gelen, görselimize de yansıyor. Çünkü güzellik daima bir yolunu bulup kendini gösteriyor. Yeter ki siz isteyin, izin verin ve azmedin. Güzelliğinize güzellik katmak için alet çantanızı çeşitlendirin.

İşte bu sebeple bugün sizlere bütünsel güzelliğe giden yolda oldukça destekleyici, bizzat deneyimlediğim ve faydalarını saysam da yine de yeterince hakkını veremeyeceğim birkaç metottan bahsedeceğim. Hazırsanız buyrun ‘deneyelim güzelleşelim’!

Yoga ile bütünleş

Ruhu ve bedeni birtakım yöntemlerle eğiterek bu yolla bedene ve ruhsal yaşama egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemine verilen isimdir yoga. Hindistan’ın eski dili Sanskritce’de ‘bütünleşme’ demektir.

Akıl beden ve ruhun bütünleşmesi, barış imzalayıp birlikte bir bütün olarak hareket etmesi anlamına gelir. Yoga, bilincin telaşının kesilmesidir. Güzellikle ilişkisi de ‘iyi hisset güzel görün’ şeklindedir. Çünkü yoganın temel felsefesi, kişinin içinde ve dışında bütünleşmesini sağlamak ve sürekli mutluluk ve neşe içinde yaşamını sürdürebilmesini hedeflemektedir.

Gülen gözlere sahip bir ruh, daha güzel bir bedeni beraberinde getirebilir. Hem ruhunuza hem
vücudunuza, toplamda bütününüze iyi gelecek bu deneyimle mutlaka tanışın derim. Kısa vadede değil belki ama uzun vadede kazanan siz olun.

Yoga ile kazanacağınız faydalar; mutlu bir ruh ve mutlu bir bedenle birlikte seyreden güzel bir vücut ve güzel bakışlar hatta daha sağlıkla ışıldayan bir cilt. Seçim sizlerin.

Meditasyon ile anı yaşa mutlu ol!

Meditasyon, latince ‘meditatio’ kelimesinden türetilmiş bir kelime olup, iyi uyku, artan konsantrasyon ve azalan stres gibi her birimizin en çok ihtiyacı olan donelere zemin hazırlayan bir zihin arındırma terapisidir. Arınan zihin derin bir huzura ve farkındalığa uyanır. Aslında kişinin kendi iç dünyasına yaptığı şeffaf bir ziyarettir. Kişinin kendine hediye ettiği dinginliktir. Ayrıca düzenli meditasyon olumlu düşünceyi ve enerji artışını da beraberinde getirir. Artan enerji ve pozitif düşünce ruha yansır ve bedende şekillenir.

İşte buradan gelir güzellikle ilişkisi ve yine iyi hisset güzel görün felsefesine taşır bizleri. Uyku ve stres faktörlerinin cilt üzerindeki etkileri malum ve gerçek güzelliğe ulaşmak sanıldığının aksine, para değil, emek, istek ve istikrar gerektirir. Gelin sizde uzun vadede güzel kalabilmek için güzelliğin temel yapılarını yeniden şekillendirin.

Pilates ile esne, güçlen ve dikleş

Kökeni 1930’lara dayanan, bir çeşit fizik tedavi yöntemlerini anımsatan, anda kalmanızı sağlayan, bedeni içten güçlendiren ve forma sokan, Madonna’nın fit bedeninin sırrı olarak ünlenen ve ülkemize giriş yapan bir çeşit egzersiz türüdür pilates. Asıl amaç, vücudu dinleyerek, vücut direncini ve kondisyonunu sağlamaktır. Yoga ve meditasyon zihninizi ve bedeninizi doğru yönlendirmek için yapılan bir eğitme yöntemidir. Pilates ise zihnimizi kullanarak vücudu doğru kullanabilmeyi öğreten tamamlayıcı nitelikte çok değerli bir egzersiz çeşididir. Dengeli bir duruş, ince bir bel ve fit bir vücut görüntünüze kazandırdığı güzelliklerdir. Unutmayın ki, fit ve sağlam duruşlu bir vücut, yüz güzelliğinin tamamlayıcısıdır.

Beslenmeyle tamamlan

Sağlıklı bir yaşam, dingin bir ruh, fit bir vücut ve güzel bir cilt için beslenmeye gereken özeni gösterebilmeyi öğrenmeliyiz. Aksi takdirde hep bir şeyler yarım kalacak. Gelin bu sonbaharda daha özenli olalım; kendimize de yediklerimize de. Mesela cildiniz için elzem önem taşıyan çinko, selenyum, omega 3 yağ asitleri ve vitaminlerce zengin gıdalara yönelin. Su, balık, yumurta, avakado, nar, havuç, badem, yoğurt, ıspanak, domates ve cevizi bolca tüketin.

Unutmayın, ruhunuz, bedeniniz, zihniniz ve görseliniz sizi siz yapan bütünün ayrılamaz parçaları olarak hayatlarınızda var olacaklar. Öyleyse bütünsel güzellik için bütüne hitap edin. Besleyin, emek verin ve kazanan siz olun. Güzelliğiniz daim olsun.

Yazının devamı...

DOĞRU NEMLENDİRİCİYİ SEÇMENİN YOLLARI

Soğuyan havayla birlikte nem kaybına uğrayan ciltler için doğru ürünü bulmak gerekiyor. Ancak “Hangi nemlendiriciyi almalıyım?” sorusu kafaları karıştırıyor. İhtiyacınız olan en uygun ürünü seçebilmek için öncelikle cilt tanısı gerekir. Tam bir tanı üç kritere dayanır: Cilt hassasiyeti, tipi ve gençliği.

Cilt hassasiyeti: Bu sorunun tam olarak bilimsel bir tanımı olmamakla birlikte, hassasiyet durumunu objektif ve öznel olarak açıklayabiliriz. Objektif olarak cildin yama testlerine gösterdiği hiperreaktiviteden bahsedilebilir. Öznel anlamdaysa, cildin ürünle birlikte uygulanması ya da temasından sonra verdiği ‘karıncalanma’ hissidir.

Ortak özellikler şunlardır:

- Cildin gerilmesi l Karıncalanma

- Kızarıklık l Pul pul olma, dökülme l Yanma hissi l Kaşıntı l Şişme

- İnce doku ve açık ten

Cilt hassasiyeti, patolojik bir deri hastalığı ya da bir sağlık sorunu değildir. Epidemiyolojik çalışmalar, kadınların yüzde 50’sinin hassas cilt yapısından şikayet ettiklerini gösterirken, yüzde 10’ununsa dönemsel hassasiyet yaşadığını ortaya koyuyor.

Cilt tipi: Gözlem, belirtiler ve sonuç ilişkisi içerisinde değerlendirilmelidir. Gözlem; cildin görünümü, dokusu, gözeneklerin durumu, rengi ve dokunulduğunda nasıl hissedildiğiyle ilgilidir. Belirtiler arasında parlama, lekelenme ve siyah nokta eğilimi sayılabilir. Sonuca bakıldığında, cilt tipi kategorileri ortaya çıkar.

Cilt tipi kategorileri

Yağlı cildin görünümü: Mat, parlak ten. Çok sayıda açık gözenek ve kalın, düzensiz cilt dokusu.

Yağlı cildin karakteristiği: Aşırı sebum salgısı, siyah nokta eğilimi, kalın, esnek ve doğal bir lipidik filmle korunur. Makyaj uzun süre ciltte kalmaz. Yaşlılık belirtileri daha geç görünür ve ve güneşe daha dirençlidir.

Normal cildin görünümü: Düzgün, taze ve ışıltılı bir cilt. İnce, düzenli cilt dokusu, açık gözenek yok. Kadife, pürüzsüz bir dokunuş.

Normal cildin karakteristiği:
Esnek, elastik ve az tahriş olmuş.

Karma cilt görünümü: Yağlı ‘T’
bölgesi, kuru yanak bölgesi ve görünmez gözenekler.

Karma cildin karakteristiği: Karma cilt tipi, yanak bölgesinde hassasiyet.

Kuru cilt görünümü: Mat, görünmez gözenekler, ince ve şeffaf doku.

Kuru cildin karakteristiği:
Dehidrasyon eğilimli hassas cilt, ince çizgiler ve kızarıklık. Makyaj ciltte maske gibi durur.

Çok kuru cilt görünümü:
Şeffaf, saydam ve ince doku, pürüzler, kırmızılık.

Çok kuru cildin karakteristiği: Karıncalanma, rahatsızlık hissi, esneklik eksikliği. Kızarıklık, lekelenme ve dehidrasyon.

Farklı çeşitleri var

Krem nemlendiriciler: Su ve yağ karışımı formülasyonlardır. Kuru ve çok kuru ciltler için uygundur.

Losyon nemlendiriciler: Su oranı yüksek formülasyonlardır. Çoğu cilt tipi için ideal olan losyon nemlendiriciler, yağlı ciltlerin tercih edebileceği kozmetik preparatlardır.

Jel nemlendiriciler:

Her ne kadar kremler kadar nemlendirme özelliğine sahip olmasalar da ince yapısıyla gözenekleri tıkamaz. Bu özelliğiyle hassas ve yağlı ciltlerin kullanımı için idealdir.

Nem sağlayıcı ajanların etkileri

Cildin lipid tabakasının büyük kısmını oluşturan seramid maddesini içeren nemlendiriciler, onarım göreviyle bariyerin korunmasını destekler. Gliserol, hyalüronik asit, skualen, E vitamini ve shea yağı da zengin nemlendirici özelliği olan ürünler arasındadır. Kendini tekrarlayan sivilceler ve sık oluşan siyah noktaların iyileştirilmesinde AHA (Alfa Hidroksi Asit), salisilik asit ve C vitamini gibi aktifleri barındıran nemlendiricileri tercih edebilirsiniz.

Yazının devamı...

C VİTAMİNi’NiN GÜCÜNÜ KEŞFEDİN!

Mevsimlerden sonbahar olunca, hava da bir hayli soğuyunca, C vitamininin sağlığımız ve elbette ki cildimiz üzerindeki olumlu etkilerine değinmeden edemezdim. Çok güçlü bir anti-oksidan olan ve suda çözünen C vitamini, deride yüksek miktarda bulunmasına rağmen biz insanoğlu tarafından sentezlenemez. Sentez, yani üretim yapamadığı gibi dokularda da uzun süre kalamadığı ve idrarla atıldığı için devamlı bir kaynak ihtiyacı söz konusudur. Bahsettiğimiz bu kaynak da ancak C vitamini bakımından zengin meyve ve sebze tüketimiyle bir de gıda takviyesi desteğiyle mümkündür. Cildimiz söz konusu olduğunda ise her zaman söylediğimiz gibi doğru beslenme ve gıda takviyesiyle cildi içeriden beslerke,n bir de topikal ajanlarla dışarıdan bakımla desteklemek gerekir. C vitamini, bu konuda da oldukça dikkat çekici
özelliklere sahiptir. C vitamininin hayatımızdaki önemine değinelim...

Tanıştırayım; C vitamini...

Halk arasında bilinen ismiyle C vitamini bir diğer adıyla askorbik asit suda çözünen, anti-oksidan özellik gösteren ve diğer canlıların aksine insan tarafından sentezlenemeyen ancak çok sayıda metabolik süreçte aktif rol üstlenen çok önemli bir moleküldür. Kan damarlarının büyük bir kısmı, kemikler, eklemler, dişler ve diş etlerinin oluşumunda rol oynar ve başlıca rolü doku bağlarını tutan ana protein maddesi olan kollajeni üretmek ve viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruma sağlayarak bağışıklık sistemi fonksiyonlarına destek olmaktır. Ayrıca serbest radikal nötralizasyonu gibi cildimizi yakından ilgilendiren ulvi bir göreve de sahiptir ki bu değerli özelliğine daha alt başlıklarda değineceğim.

Zengin meyve ve sebzeler

C vitamini içeriği bakımından incelendiğinde en fazla askorbik asit miktarı içeren sebze ve meyveler; maydanoz, yeşil biber, limon, mandalina ve nar şeklinde
sıralanır. Yapılan çalışmalar, C vitamini bakımından zengin sebze ve meyvelerin vücudun gereksinim duyduğu miktarda tüketilmesinin, metabolizma ve dokular için herhangi bir olumsuzluk meydana getirmediğini ve lökosit miktarına etki ederek, bağışıklık sisteminin güçlenmesini ve enfeksiyonlara karşı metabolizmayı koruyarak dirençli olmasını sağladığını göstermiştir. Ayrıca C vitaminin doğrudan temas ettiği sindirim ve dolaşım sistemi organlarına patolojik ve anatomik açıdan herhangi bir etkisinin olmaması günlük vücut savunması için yeterli miktarda alınması gerektiğini ve bunun sonucu olarak dokulardaki askorbik asit dengesini sağladığı görülmüştür.

C vitamini eksikliği nedir?

C vitamini eksikliği; skorbüt (diş eti kanaması) hastalığı, eklemlerde şişme, kan duvarlarının kolay zedelenmesi, iştahsızlık, immün baskılama ve enfeksiyonlara karşı duyarlılık gibi problemlere neden olur.

Cilt bakımındaki önemi...

Biyolojik kofaktör ve antioksidan olarak etkilidir. Topikal kullanımın
temel amacı deri üzerinde UV radyasyonun etkilerini önlemektir. Ayrıca
C vitamini kolajen üretimini arttırmak için çok önemlidir. Sağlıklı bağ doku üretimi açısından önem taşıyan
C vitamini kolajen üreten fibroblastları destekler. Deri altına nüfusuyla kolajen sentezini uyaran C vitamini, kozmetik yaşlılık karşıtı ürünlerin vazgeçilemez bir üyesidir.

Sigara içenlere destek...

Çok sigara içenlerin C vitaminli krem kullanması büyük önem taşıyor. Sigara vücuttaki C vitamininin idrarla atılmasına neden olduğundan, kandaki vitamini azalıyor. Dışarıdan verilen krem de vücudun sigarayla kaybettiği vitaminin geri verilmesini sağlıyor.
Uygun konsantrasyonda harici kullanılan vitamininin, C vitamini içeren tabletlere göre
deriyi ultraviyole hasarına karşı çok daha iyi koruduğu ispatlanmıştır.

C vitaminli ürünler pahalıdır

C vitamini kimyasal olarak dayanıklı olmayan ve topikal formülasyonunun hazırlanması çok zor olan bir antioksidandır. Kozmesötik madde olarak deri bakım ürünlerinde kullanılabilmesi, molekülün dış ortamdan korunmasına bağlıdır. C vitamini, ayrıca suda çok iyi çözünen bir özelliğe sahip olması nedeniyle deriden emilimi zor olan bir maddedir.

Sonuç olarak hazırlanan formülasyonun, hem molekülü koruması hem de molekülün deriden geçişini kolaylaştırması gerekir. Bu koşulların sağlanması, maliyetin artması anlamına gelir. Bu nedenle C vitamini içeren ürünler oldukça pahalı ürünlerdir.

Kozmetik ürünlerde nkullanılan C vitamini türevlerinin cilde faydaları nelerdir?
Kozmetiklerde C vitaminin en sık kullanılan şekilleri L-askorbik asit ve onun ester formu olan askorbil palmitattır. Antioksidan olup kollajen sentezinde rol oynar. Pigmentasyonu önleme özelliği vardır. Renk açıcı olarak da kullanılır.

Yazının devamı...

DOĞAL TERMAL SUYUYLA CİLT BAKIMI

Milattan önce yaşayan yedi büyük bilginden en eskisi ve ünlülerinden biri olan filozof Thales’in de söylediği gibi her şeyin kaynağı sudur. Vücudumuzun büyük bir bölümü olan su, hücrelerin sağlıklı bir şekilde faaliyetlerini sürdürebilmeleri için de olmazsa olmazdır. Ayrıca bilinen ilk ve evrensel ilaç sudur. Yine, Thales’in felsefesine göre her şey sudan doğar ve yine suya döner. İşte biz de bugün evrenin özü suya ve cilde sağladığı katkılarla, kozmetikteki kullanım alanına dönüş yapacağız. Ancak normal sulardan ziyade mineral tuzlar ve elementler tarafından oldukça zengin olan doğal termal sulara odaklanacağız.

Termal su nedir?

Termal su, yeraltında korunmuş bir su kaynağından yeryüzüne doğal olarak kendiliğinden çıkan veya günümüzde yapay olarak sondajla çıkarılan, içeriğinde mineraller, tuzlar ve radyoaktif maddeler barındıran yeraltı kaynak sularıdır. Termal sularında insan vücudunda bulunan minerallerin birçoğu bulunur. İnsanoğlunun termal sularla ilişkisi, M. Ö. 2000’li yıllara dayanır ve bu şifalı sular sadece hastalıkların iyileşmesinde değil, aynı zamanda güzellik iksiri olarak da önem kazanmıştır.

Özellikleri neler?

Termal sularının en temel özellikleri, yeryüzünün derinlerinden gelmesi, değişim göstermeyen fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip olması, bakteriyolojik açıdan saf olmaları ve farmakolojik etkilere sahip olmalarıdır.

Termal sularının geniş kullanım alanlarının başında; cilt bakımı, akne tahriş, kızarıklık, rosacea tedavisi, güneş yanıkları ve makyaj sabitleme yer alıyor.

Ciltteki etkileri neler?

Karakteristik özelliği sayesinde sağlık alanında sıkça başvurulan termal sular, içerdikleri doğal mineraller ve tuzlar sayesinde cildin yapısına kolayca nüfuz ederek, yatıştırıcı ve onarıcı etki sağlar. Bu nedenle hassas, tahriş olmuş ve alerjik ciltlerin bakımı için oldukça faydalıdır. Ayrıca gösterdiği nemlendirici etkiyle, soğuk havalarda kızaran ve kuruyan cilde uygulanacak termal sular, cildinizi dinlendirici, canlandırıcı, besleyici ve dengeleyici etki gösterirler.

Kullanım alanı nereler?

Termal suyun cilde katkılarından ötürü, cilt bakımının yeni ve vazgeçilmez üyesi olarak yerini alan, ‘termal su spreyleri’ olarak adlandırılan ürünler geliştirilmiştir. Dermokozmetiğe kazandırılan mineralce zengin termal su spreyleri, son yılların en çok beğenilen cilt bakım rutininin temel taşlarından biri haline gelmiştir.

Nasıl faydalanılır?

Termal su spreylerinden birçok farklı yöntemle fayda sağlayabilirsiniz. Örneğin makyaj öncesi cilde uygulayacağınız termal su spreyiyle, cildi besleyebilir ve nemlendirebilirsiniz. Aynı zamanda makyajı uygulayacağınız süngeri yine termal spreyinizle ıslatabilir, makyajınızın daha ıslak ve canlı bir görünüme kavuşmasını sağlayabilirsiniz. Bu uygulamanın bir diğer yararı, makyajın cilt üzerinde daha uzun süreli ve stabil kalabilmesini sağlamasıdır.

Ayrıca spor sonrasında terleyen ve kızaran cilt için yatıştırıcı ve kızarıklık giderici özelliklerinden de faydalanabilirsiniz. Özellikle uçak seyahatlerinde kuruyan cildi, termal su spreyi uygulayarak ferahlatabilir ve yine nemlendirici özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Gün içerisinde cildinize ışıltı katan bir tonik gibi kullanabilir, yorulan cilde destek çıkabilirsiniz. Bir diğer önemli kullanımı ise gece yatmadan önce yapılan uygulamadır. Hücre yenilenmesinin en çok görüldüğü gece saatlerinde, temiz cildinize uygulayacağınız termal suyla, onu bakım altına alabilirsiniz.

Yazının devamı...

CİLT BAKIMINDA SERUM FARKI

Güzel bir cilde sahip olabilmek ve onu koruyabilmek için bakımın ne kadar büyük öneme sahip olduğu konusunu çok kez işledik. Ancak bu kez eklemek ve özellikle üzerinde durmak istediğim husus, ‘cilt serumları’ ve cilt üzerindeki ayrıcalıklı özellikleri. 30 yaş itibarıyla cilt bakım ritüelinin içine dahil edilmesi bir mecburiyet halini alan bu küçük molekülerin yapıdaki formülasyonların cilde katkılarını, kullanım sıklık ve zamanlarını, neden bu kadar değerli olduklarını gelin hep birlikte inceleyelim.

Cildiniz için ayrıcalıktır

Cilt bakım serumlarını diğer ürünlerden ayıran en önemli fark, yüksek konsantrasyon aralıklarında, yoğun ve güçlü etken maddelerin bir araya getirilerek cilt tarafından daha kolay emilmesini sağlamak üzere oluşturulmuş bir formüle sahip olmaları. Bu maddeleri cilt içine taşıyabilecek nitelikte olabilmek için, küçük moleküler yapılarda ve sıvı ya da hafif jel formda hazırlanıyorlar. Dahası çoğu serum su bazlı formüle sahiptir ki, derinin altına daha kolay nüfus edebilsin.

Daha maliyetli, daha etkili

Serum fiyatlarının diğer ürünlere göre daha pahalı olmalarının sebebi, çok yüksek oranlarda aktif madde konsantrasyonu içermeleri. Şöyle örnekleyelim, genelde bir ürün yaklaşık yüzde 5 ila 10 etken madde içerirken, serum formülasyonları etken maddeler üzerine inşa edilir; yani yüzde 70’e kadar içerebilir. Markasına ve ürünün sağlaması istenilen etkisine göre konsantrasyon aralıkları değişiklik gösterse de, cilt bakım formülasyonları arasında en yüksek aktif madde konsantrasyonu serumlara aittir.

Bu özelliklerinden dolayı serumlar, daha çok spesifik cilt ihtiyaçlarına etkili sonuçlar verebilmek adına üretilmiş bakım ürünleridir ve cilt ihtiyaçlarına göre çeşitlenir. Bazı serumlar ince çizgileri azaltmak, parlaklaştırmak, sıkılaştırmak ya da koyu renk lekelerden kurtulmaya yardımcı olmak gibi sonuçlara ulaşmak için raflarda yerini alırken, bazıları anti-age özellikleriyle donatılabilir yahut yoğun nemlendirici özelliklerle ön plana çıkabilir. İhtiyacın belirlenmesi, doğru ürün seçimi, düzenli kullanım ve gözlem istenilen sonuçlara ulaşabilmek için en önemli etkenlerdir.

Kullanım sıralaması ve uygulama sıklığı

Uygun temizleyici ürünlerle cildi her türlü makyaj kalıntısı, toz ve diğer birikintilerden arındırdıktan sonra hafifçe kurulayın. Temizleme işleminden sonra serumu çok az miktarda uygulayın ve bir süre cildin tamamen serumu emmesini bekleyin. Küçük moleküler yapısı, sıvı formatı ve zengin içeriklerle donatılmış hafif formülasyonlarıyla serumlar, cildin yenilenme sürecini hızlandırarak sonrasında uygulayacağınız nemlendirici, anti-age ya da lekeye yönelik bakımın etkisini hızlandıracaktır. Günde bir kez uygulandığında yeterli olabileceği gibi gündüz ve gece olmak üzere iki kez de uygulanabilirler. Bir de, yüzünüze uyguladığınız ürünleri gerdan bölgenize de kullanmayı unutmayın ki, itinayla koruduğunuz yüzünüzün hemen altında yaşınızı ele veren, elastikiyetini kaybetmiş bir boyunla yüzleşmek durumunda kalmayın.

Daha genç ve sağlıklı görünmek için

Güzel görünen ve sağlıkla ışıldayan bir cilt için temizleyici, tonik ve nemlendiricinizle birlikte, günlük cilt bakım rutininize bir yüz serumu ekleyin. Serumun bulunduğunuz yaş ve cildinizin ihtiyacı olan bakıma yönelik olduğundan ve buna yönelik aktifleri içerdiğinden emin olun. Bu sayede özel bir cilt probleminin çözümünü hedefleyen etkili araçlar olarak kullanabilir ve verimli sonuçlara ulaşabilirsiniz. Unutmayalım ki kozmetik ürünler amaca ulaştırmaya yardımcı araçlardır. Cilt bakım serumları da bu konuda en etkili ürün grupları arasında yer almaktadır.

Herkes için uygun olmayabilir

Serum kullanımı, egzema ve rosacea gibi cilt bariyerini zayıflatan, kronik cilt problemi olan kişilerde yapısı ve hızlı nüfuz etmesiyle tahrişe sebep olabilir. Bu nedenle çok işlevsel olmalarına rağmen serumlar da herkes için uygun değildir.

Yazının devamı...

Ne tür lekelere sahip olduğunuzu biliyor musunuz?

Pigmentasyon (Pigment birikimi), deri renklenmesi anlamına gelir. Bir diğer deyişle pigment artışı nedeniyle deri veya dokularda meydana gelen renk değişikliğine denir. Cilt pigmentasyon bozuklukları cildinizin rengini etkiler. Tenin rengini ‘Melanin’ adı verilen pigmentten alır. Melanin, Melanosit adı verilen özel epiderm hücreleri tarafından sentezlenir ve dağıtılır. Bu hücrelerin hasarlı ya da sağlıksız hale gelmesi ise melanin üretimini etkiler ve ciltte istenmeyen leke görünümlerine sebebiyet verir. Bu lekelerin bazıları doğumdan itibaren vardır, bazıları yaşın ilerlemesi sonucu oluşur ve bazıları da güneşin cilde verdiği hasarla kendini gösterir. Yani lekelerin oluşması çeşitli sebeplere dayanır. Onlardan kurtulmanın ilk yolu türlerini bilmekten geçer.

Cilt hiperpigmentasyonu nedir?

‘Hiper’, ‘Fazla’ ve ‘Pigmentasyon’, ‘Pigment birikimi-Leke’ anlamına gelir. Bu nedenle, hiperpigmentasyon, cilde renk veren melanin adlı renk pigmentinin (maddesinin) aşırı üretimi ve deri altında toplanmasıyla ciltte oluşan koyu lekeler anlamına gelir. Hiper-pigmentasyon ciltte koyu lekeler, çiller, koyu halkalar, akne izleri ve cildin güneşe maruz kalması sonucu bronzlaşmalar halinde kendini gösterir. Ciltte donuk ve yamalı bir görüntü oluşturur. Hiper-pigmentasyon genellikle açık gözenekler, sivilce, pürüzlü ve kaba yamalı deriyle ilişkilidir.

Fokal hiperpigmentasyon

Genellikle dudak, damak, dil ve diş etlerinden ağız mukozasına kadar uzanır. Bu tarz pigment lekeleri epidermisin patojen sapmalarından yahut o bölgedeki melanin pigmentindeki artıştan kaynaklanır.

Epidermal hiperpigmentasyon

Epidermal nevüs, doğumda veya yaşamın ilk yıllarında kendini gösterir. Sistemik, inflamatuvar ve lokalize olmak üzere birkaç farklı türü vardır. Yuvarlak şekilde ve açık kahve papilom olarak ifade edilir.

Dermal hiperpigmentasyon

Dermal hiperpigmentasyon cildin derin katmanlarında bulunan melanositlerin üretiminin artması nedeniyle oluşan tipik kül renkli lekelerdir.

Karışık hiperpigmentasyon

Koyu kahverengi lekelerin gelişimiyle bağlantılıdır. Herhangi bir cilt tipinde görülebilir.

Yaşlılık lekeleri

Yaşlılık lekesi, yani lentigo, çillerle karışan bir deri renk bozukluğu hastalığıdır. Yaşlılık lekesi genellikle 40 yaş sonrası görülür. Yaşlılık lekesi çilden daha koyu renklidir. Boyutları daha büyüktür. Yaz-kış deride kalır. Yazın rengi koyulaşır. Çeşitleri vardır, karaciğer lekesi olarak da bilinir. Özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan deri alanlarında görülür. El, yüz, omuz, sırt ve göğsün dekolte bölgesinde görülür.

Nevus (doğum lekeleri)

Nevus (doğum lekeleri) deri ya da mukozada yer alan keskin sınırlı ve kronik lezyonlar için tıbbi terimdir. Bu lezyonlar genellikle doğum izi veya güzellik izi olarak adlandırılır. Bu lekeler genelde doğumda mevcuttur. Çocuk büyüdükçe leke de büyür. Deri üzerinde her yerde oluşması mümkündür. Doğum lekeleri deride kan damarlarının demetler halinde bir araya gelmesi veya aşırı büyümesi ile oluşurlar. Bu lekeler düz veya kabarık, pembe, kırmızı veya mavimsi görünümdedirler.

Melazma (kloazma)

Melazma (kloazma olarak da bilinir) bir hiperpigmentasyon örneğidir. Sebepleri gebelik, kontraseptifler, kozmetikler ve güneştir. Bu durum, en çok yüzde koyulaşmış veya kahverengi lekelerle tanımlanır. Melazma hamile kadınlarda oluşabilir ve genellikle ‘hamilelik maskesi’ olarak adlandırılır; ancak, bu durum erkeklerde de gelişebilir. Melasma çoğunlukla hamilelikten sonra kaybolur. Güneş ışığı melazmayı tetikler.

Melanoderma

Melanoderma, pigment oluşumu ihlaliyle bağlantılı bir hastalıktır. Doğumsal veya yaşam sırasında oluşabilir. Yaygın olarak yüz, boyun, göğüs uçları ve karın bölgesinde görülür. Çoğu durumda hiperpigmentasyon estetik ve kozmetik nedenlerle tedavi edilir veya görünümde iyileşmeye yardımcı olabilir.

Aslında hiperpigmentasyondan kurtulmanın birçok yolu vardır ancak ne çeşit lekelere sahip olduğunuzu bilmek en uygun çözümü bulmanız için önceliğiniz olmalıdır. Gelecek haftaki yazımda lekeler ve çözüm yollarından bahsedeceğim.

Çiller

Daha çok sarışın, kızıl ve açık tenli kişilerde, güneşle temas eden cilt bölgelerinde görülen melanin pigmenti birikimi sonucu oluşan çok sayıda küçük kahverengi deri seviyesinde lezyonlar olarak karakterize edilir. Melanosit sayısında artış ya çok hafiftir veya hiç yoktur ancak melanozomlar daha büyük ve aktiftir, melanin miktarı artmıştır. Aslında çiller organizmanın cildi ultraviyole güneş ışınlarından korumak için verdiği doğal tepki sonucu ortaya çıkarlar. Lentigo denilen daha büyük çillerden farkı yoğun güneş temasından sonra koyulaşır ve güneşlenilmediği zaman solarlar. Yüzde çiller en çok alın, yanak ve burun üzerinde görülür.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.