MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Hamileliğinizin 4. Ayında Başlayan Bıçak Saplanır Gibi Kasık Ağrılarınız Varsa

Hamilelikte özellikle 16.-17. haftalardan sonra zaman zaman karın alt kısmında veya kasıklarda ani, bıçak saptanır tarzda ağrılar yaşayabilirsiniz, bunlar sizi korkutmasın! Bu ağrılar, büyümekte olan rahmin çevresindeki bağların gerilmesine bağlıdır. Bu bağlardan birisi round ligamenttir, ağrısına da round ligament ağrısı denir. Çok tipik olarak bu ağrılar daha çok ayağa kalkarken, yatakta sağa-sola dönerken, ani bir hareket yaparken veya öksürürken oluşur. Bu hareketler, rahmin etrafındaki bağları gerdikleri için ağrıya neden olurlar fakat bu tarz ağrılar, çok kısa sürelidir, ani başlarlar, hızlıca sonlanırlar. Yine tipik olarak genellikle sağ kasıkta görülseler de sadece solda ya da her iki tarafta birden de hissedilebilirler.

Haftalar ilerledikçe round ligament ağrısı şikayetleri azalır ve sadece round ligament gerilmesine bağlanan ağrılar için bir tedavi gerekmez. İstirahat etmek, vücudun pozisyonunu değiştirmek, ani hareketlerden kaçınmak, ağrı olan bölgeye sıcak uygulamak veya sıcak duş almak gibi basit önlemler rahatlama sağlar.

Round ligament ağrısı ya da hamilelikte farklılaşan anatomik yapı nedeniyle değişik şekillerde beliren bel, kasık, karın ağrıları hamilelik boyunca olacaktır ama eğer ki ağrılar, çok şiddetli oluyorsa, düzenli aralıklarla gelip gidiyor, yukarıdaki tavsiyelerle rahatlama sağlanmıyor ve bu ağrılara başka şikayetler (vajinal kanama, idrarda yanma, bulantı, kusma, genital koku...vs) de eşlik ediyorsa kadın hastalıkları ve doğum uzmanı kontrolü erken doğum ihtimalini ya da ciddi sayılabilecek tüm hastalıkları dışlayabilmek adına önemlidir, ihmal etmemek gerekir. Unutulmamalıdır ki, önlenemeyen erken doğumların en önemli nedeni hamile kadın tarafından ciddiye alınmamış, ayırdedilememiş olan ağrılardır.

Op. Dr. Erhan KARAALP
Kadın Hastalıkları&Doğum, Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Yazının devamı...

Tekrarlayan Düşüklerin Tedavisinde Histeroskopi

Bir kez düşük yapmış kadınların doğal olarak en büyük korkuları yeni gebeliklerinde de düşük yaşayıp yaşamayacaklarıdır.

2. gebelikte tekrar düşük olma ihtimali %15 kadar az iken tekrarlayan gebelik kayıpları (3 ve daha fazla arka arkaya 20 hafta altı düşük olması) bebek isteyen çiftlerin sadece %1-2’sinde görülecek kadar nadir bir durumdur.

Ne kadar nadir de olsa düşük ve kürtajların psikolojik travmaları ve hiç bebeği olamayacak üzüntüleri altında adeta ezilmiş çiftlere umut ışığı olmak bir hayli zordur.

Yapılması gereken önce yıkılmış olan inancı yeniden inşa etmek sonra da bu durumun nedenlerini araştırıp tedaviye geçmektir.

Her zaman bir neden bulunamasa da tekrarlayan gebelik kayıplarının nedenleri;

başlıkları altında toplanabilir; detaylı öykü, jinekolojik muayene, ultrason ile birtakım geniş kan tahlilleri ve mutlaka rahim filmi ile neden/nedenler bulunmaya çalışılır.

Bunların içinden ultrason ve rahim filmi bize rahim anomalileri hakkında bazen kesin bazen de kesine çok yakın bilgiler verir. Bu bilgilerle tekrarlayan gebelik kayıplarının nedeni olduğu düşünülen rahim içi yapışıklıklar, polipler, urlar, perdeler rahim içine histeroskop denilen ince ışıklı bir kamera ile girilerek kolayca tedavi edilebilirler.

Histeroskopi operasyonları çok kısa anestezi süresi, hastanede kalımın ve herhangi bir kesi işleminin olmaması avantajları ile son derece konforlu ve yararlı bir işlemlerdir. Doğru endikasyonlarla deneyimli ellerde histeroskopi sonrası gebelik şansı oldukça yükselir.

Op. Dr. Erhan KARAALP
Kadın Hastalıkları&Doğum, Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Yazının devamı...

Hamileliğin 2. Dönemi İçin Tüyolar

Kadın hastalıkları ve doğum hekimleri olarak bizler gebelerimize ay değil hafta hesabını tavsiye ederiz. Çünkü bazı aylar 30, bazı aylar 31 gün sürerken, Şubat ise 28 gündür.

Karışıklık olmaması adına hafta hesabı ve haftalık söylemler daha doğrudur. Bu güzel hamilelik serüveni, bu mucize yolculuk toplamda 42 hafta süren 3 döneme ayrılır;

0-14 hafta / 14-28 hafta / 28-42 hafta

14. ve 28. Haftalar Arası Adeta Balayı Dönemidir ?

Ne ilk haftaların bulantı kusmaları, halsizlikleri, ne de son haftaların uykusuzlukları, hareket kısıtlamaları vardır. Öyleyse çok iyi değerlendirilmelidir, değil mi?

Eğer gebeliğin ilk döneminde hızlı kilo aldıysak 3. dönem yürüyüşlerde zorlanabileceğimizi hesaba katarak bol yürüyüş ile kilomuzu dengelememiz için bu haftalar süper bir fırsat. Ama unutmayalım ki, hamilelikte diyetle de, sporla da kilo vermeyi istemiyoruz, kesinlikle önermiyoruz, amaç sadece kilo alım hızımızı azaltmak!

Pilates egzersizleri, düzenli olarak yapıldığında, iskelet ve kas sisteminde ciddi yararlı değişiklikler sağlar. Karın kaslarını güçlendirir, denge-konsantrasyon kontrolünü artırır. Bu sayede anne adayı normal doğuma daha iyi konsantre olur ve bebeğin doğumuna daha çok yardımcı olur.

Pilates ile vücutta artan endorfin hormonu, fiziksel ve psikolojik bir rahatlama sağlar, gebeye kendini hem güçlü hem yeterli hissettirir. Hamilelikten kaynaklanan bel ve sırt ağrılarını, bu bölgeleri güçlendirerek azaltır. Anne adayı, yaptığı egzersizler sayesinde uykuya daha çabuk dalar, gününü daha zinde ve motive geçirir.

Özellikle 25. haftadan sonra hızlı büyümeye geçen bebeğiniz için en önemli besin grubudur protein. Uzun açlıklar olmamasına özen gösterilerek protein (et, balık, kuru baklagil, yumurta, yoğurt, süt) ağırlıklı bir beslenme modeli olmazsa olmazdır.

Kemikleri hızla uzayan bebeğiniz için bir diğer önemli besin öğesi tabii ki kalsiyumdur. 2 kase yoğurt ve 1 bardak süt ile hem sizin hem de bebeğinizin günlük alması gereken kalsiyum miktarını hayli hayli karşılamış olursunuz.

Hala daha rahat hareket edebiliyor ve çabuk yorulmuyorken, bu dönem özellikle de 25. hafta ve sonrası hem bebek odası hazırlanması hem doğum hastanesinin seçilmesi adına kaçırılmamalı.

Günümüzün giderek trend olan ihtiyaçlarından doğum fotoğrafçısı ve doğum odası süsleme organizasyonları da bir an evvel yapılıp akıldan çıkarılırsa iyi olur ?

Psikolojik ve fiziksel anlamda yıpratıcı süregelen bir hamilelik döneminin tam ortasında, doğum haftalarından önce kısa da olsa bir kaçamak, minicik de olsa bir tatil sizi ruhen yeniler.

Kastettiğim illaha bir otel, bir havuz, deniz, bir yurtdışı değil.Günümüz koşuşturmacasından, şehir hayatından uzak herhangi bir yer. Çünkü farketmediysen hatırlatayım, bu eşinle baş başa olan son tatilin belki de ?

Keyifle süren ve keyifle biten bir hamilelik dönemin olması dileklerimle.

Op. Dr. Erhan KARAALP

Kadın Hastalıkları&Doğum, Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Sorularınız İçin:

Telefon : 0216-442-25-53

Yazının devamı...

Erken Doğum Psikolojisiyle Nasıl Başa Çıkılır?



Bir risk faktörü bulunmuyorken dahi karşımıza çıkabilen erken doğumlar, tüm doğumların %9-10’ unu oluşturuyor. Yani basit bir hesap yapacak olursak her 10 doğumdan 1’i 37. haftadan önce ‘erken’ sonlanıyor. Gebelik şekeri, gebelik tansiyonu, rahim şekil anomalileri, rahim ağzı ameliyatları, gebelikte geçirilen enfeksiyonlar, çoğul gebelik varlığı ve sigara kullanımı gibi bilinen risk faktörlerinin hiçbirinin görülmediği gebeliklerde dahi ne yazık ki erken doğum yaşanabiliyor.

En Ufak Bir Şikayette Vakit Kaybetmeden Doktorunuza Görünün…
Erken doğum belirtilerinden şüphelenildiğinde dikkat edilmesi gereken iki önemli noktaya değinmek istiyorum. Birincisi anne adayı yeni ve her zamankinden farklı şikayetlerini mutlaka dikkate almalı. Önlenebileceği halde önlenememiş erken doğumların en büyük sebebi, anne adayının geçer düşüncesiyle durumunu fazla önemsemeyip doktoruna başvurmakta geç kalmasıdır. Mesela rutin aralıklarla gelen ve hiçbir pozisyonda değişmeyen/azalmayan ağrılar mutlaka bir kontrol gerektirir. Daha önce görülmemiş çamaşır ıslaklıkları da öyle, leke şeklinde de olsa vajinal kanamalarda da aynı şekilde kontrol edilmesi gerekir.

İkinci ve asıl önemli olan nokta ise her ne kadar istemesek de olası bir erken doğum durumunda o an 37. haftaya ne kadar yakın olduğumuz… Günümüz ileri tıp teknolojilerinde 24. haftadan sonraki doğumlarda özenli ve dikkatli bakımlarla yenidoğanlarımız sorunsuz bir şekilde yaşayabiliyor olsalar da tabii ki her zaman amaçlanan, yıpratıcı kuvöz süreçlerinden mümkün olduğunca uzak kalabilmek. Erken doğumun gerçekleştiği dönemde 37. haftaya ne kadar yakın olabilirsek bebeğimize yapılan tedavi gereksinimi de o kadar azalır, kuvöz gün sayımız düşer ve anne karnında bekletebildiğimiz her 1 gün, kuvözdeki süreden 1 gün hatta 1 günden de fazlasının eksilmesini sağlar.

Unutmayın ki; erken doğumdan, kuvözden korkarak uzak kalmaya çalışırken psikolojiyi rahatlatacak tek dayanak, her zaman sizden daha kötü durumda birilerinin var olduğunu düşünmek olmalıdır. Çünkü sizin savaş verdiğiniz durumun tam ortasında olabilmeyi isteyen, tüp bebek tedavileriyle bile çocuk sahibi olma ihtimalleri olmayan yüzlerce çift var ne yazık ki…

Sağlıkla kalın…


Saygı ve sevgilerimle...

Op. Dr. Erhan Karaalp
Kadın Hastalıkları & Doğum
Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Sorularınız İçin:

Telefon : 0216-442-25-53

Yazının devamı...

Gebelik Döneminde Anne Adaylarının En İyi Psikoloğu Hiç Kuşkusuz Baba Adaylarıdır...

Baba adaylarının gebelik döneminde yapacakları ilk şey, sigara ve alkol kullanıyorlarsa eğer bu tür alışkanlıkları bırakmak olmalıdır. Bu adım, anne adaylarına destek konusunda en önemli adımlardan biridir. Bu dönemde anne adayları çok daha duygusal ve çok daha sinirli olabilir ve anne adaylarının kimi zaman beklenmedik davranışlarına, ani ve kırıcı olabilen tepkilerine baba adaylarının doğru bir şekilde karşılık vermesi bu dönemde oldukça önemlidir. Gebelik döneminde neredeyse tüm anne adayları, hem dünyaya gelecek bebeklerinin sağlıklı olup olmayacağı, ona yetip yetemeyecekleri kaygılarıyla hem de vücutlarında meydana gelen fizyolojik değişikliklerle baş etmekte oldukça zorlanırlar. Bu zorluklar kendini en yakınındaki kişiye yani eşine yönelttiği zaman zaman anlamsız ve nedensiz öfke patlamaları, nedeni bilinmeyen ağlama krizleri olarak gösterir. Bu anlardan en çok nasibini alan eş, aslında anne adayının en çok ihtiyaç duyduğu kişidir.

Eşinize İlginizi Hissettirin, Yanında Olduğunuzu ve Sizin İçin Değerli Olduğunu Bilsin…

Hamilelikte; baba adayları duydukları heyecandan dolayı bebeğin varlığı ile birlikte kimi zaman fark etmeden anne adaylarını göz ardı edebilirler. Ebeveynler bebeğin gelişimini, onun için yararlı olacak önlemleri çok fazla ön planda tutarlar. Böylece tüm ilgi iki taraftan da uzun bir süre bebeğe verilir. Oysa birbirlerinden uzaklaşmayan çiftler, hamilelik sürecinde de birbirlerine olan ilgi, sevgi ve değer görme duygusunu devam ettiren çiftler, doğumdan sonra bebekleriyle olan iyi ilişkilerin de temelini atmış olurlar. Baba adayı, eski güç ve hareketliliğinde olamayan anne adayına ondan beklentileri konusunda daha gerçekçi olmalı, daha toleranslı davranmalıdır. Baba adayı bu dönemde hassas anne adayına bebek alışverişi vb. her konuda yardımcı olmalı ve en önemlisi rutin doktor kontrollerinde elini hiç bırakmamalıdır. Anne adayı bedeni değiştikçe; kendi vücuduna yönelik kötü algısı artacak; eşi tarafından çekici bulunmama kaygısı yaşayabilecektir. Dolayısıyla baba adayının anne adayını bu konuda rahatlatması, kadının kendini çekici bir kadın olarak hissetmesine güzel söz, jest ve davranışlarla yardımcı olmalıdır.

Saygı ve sevgilerimle...

Yazının devamı...

Tüp Bebek Tedavisinde Elmas Değerinde 6 Öneri

Değerli Okurlarım,

Tüp bebek tedavisi, yumurta takibi ve aşılama gibi birtakım tedavilerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından çiftlerin büyük umutlarla başvurduğu ve tıp alanında en gelişmiş yardımcı üreme yöntemidir. Ülkemizde tüp bebek tedavisi her ne kadar dünya standartlarında son teknoloji sistemlerle donatılmış laboratuvar koşullarında gerçekleşse de başarı oranları ne yazık ki %40-%70 arasında değişkenlik gösteriyor.

Bu alanda sürekli yeni yöntemlerin gelişmesi, tüp bebek tedavisiyle bebek sahibi olmak isteyen anne ve baba adaylarının bilinçlenmesi çiftleri tedaviye başlamadan önce araştırma yapmaya sevk etmektedir. Hangi durumlarda hangi yöntemlerin kullanıldığını, başarılı tüp bebek merkezlerinin özelliklerini, kendilerinin dikkat etmesi gereken uygulamaları özellikle araştıran anne ve baba adayları, bu konuların tüp bebek tedavisinin başarını direkt olarak etkileyen unsurlar olduğunun bilincindedirler.

Peki, bu yola çıkarken ve başarılı sonuç elde etmek için nelere titizlikle dikkat edilmeli, ilk adımda hangi aşamalar önemli?

Anne Olmayı Ertelemeyin! Yaş Çok Önemli Bir Unsur…

Değişen yaşam standartları, iş hayatı ve kariyer planları, kadınların bebek sahibi olma düşüncelerini bilerek ya da bilmeyerek ileri yaşlara erteletiyor. Ama unutulmamalı ki, tüp bebek tedavilerinde başarıyı etkileyen en önemli unsur yaş faktörüdür. Özellikle 35 yaşından sonra kadınlarda genel sağlığa ait risk faktörleri artış gösterir. Bu yaştan sonra sağlık sorunlarından dolayı yaşanacak hastalıklar, yumurta kalitesinin ilerleyen yaşla beraber doğal ama önlenemeyecek şekilde sürekli düşmesi ve sayısının azalması, yumurta rezervine etki edebilecek ameliyatlar geçirilmesi gibi çok sayıdaki olumsuz etken anne olabilmeyi zorlaştırabilir.

Sigarayı Hayatınızdan Mutlaka Çıkarın!

Tüp bebek tedavisine karar verildiği an, sigara kullanan anne adayları için yapılması gereken ilk şey sigara alışkanlığını bırakmak olmalıdır. Anne adayları bırakın sigara içmeyi sigara kullanılan ortamlardan bile uzak durmalıdırlar. Burada hata olarak adlandırabileceğimiz iki davranış bulunuyor; kendimizi sigara kullandığı halde gebe kalabilenlerle kıyaslamak ve sigara alışkanlığını bırakmayı gebe kalana kadar ötelemek. Ama şu iyi bilinmelidir ki; sigarada bulunan her türlü toksik madde tedavi aşamasında dahi yumurtalık rezervini ve kalitesini düşürmeye devam eder. Sigara kullanmak, düşük oranlarının, büyüme esnasında bebeğin gelişme geriliği ihtimalinin, 3. dönem anne karnında bebek kayıplarının kanıtlanmış önemli bir sebebidir. Bu nedenle sigarayı bırakmak asla ertelenmeyecek bir karar olmalıdır.

İdeal Kiloda Kalın…

Sağlıklı bir gebelik için uygun kiloda olabilmek önemli. Aşırı kilolu ya da aşırı zayıflık durumlarında başarı oranları düşer. Başarıyı artırabilmek için tedavinin en başında vücut kitle indeksinin 20-25 arasında olması hedeflenmeli. Fazla kilolu kadınlarda (özellikle karın bölgesi yağlanmasında) mevcut kilonun en az %5’ inin verilerek tedaviye başlanması başarı elde etmek için oldukça fayda sağlayacaktır.

Doğru ve Sağlıklı Beslenin!

Dünya genelinde tüm tüp bebek uzmanları tedavi öncesinde anne adaylarına karbonhidrat içeren yiyecekleri kısıtlar, daha çok protein ağırlıklı beslenmelerini tavsiye eder. Karbonhidratlı besinler ile yükselen şeker (Glukoz), yumurta ve embriyolar için iyi bir ortam oluşmasını engeller. Sebze ve protein ağırlıklı beslenme anne adaylarının yumurtaları için daha olumlu bir ortam olmasına yarar sağlar. Sağlıklı beslenmek için besinlerin dengeli tüketilmesi gerekir. Yapılan araştırmalarda sağlıklı beslenmeye en uygun beslenme modelinin Akdeniz tipi beslenme olduğu ortaya çıkmış ve çalışmalarda bu bölgede yaşayan kişilerde kalp-damar hastalıklarına ve metabolik sendroma daha az rastlanılmıştır. Bu durumda Akdeniz modeli beslenme ideal bir beslenme türüdür diyebiliriz. Akdeniz bölgesinde yaşayanlar gibi her gün balık, zeytinyağı, tahıl, kuru baklagil, taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenilebilir. Doymuş yağ tüketimi ise son derece az olmalıdır. Su içmeye de daha fazla özen gösterilmelidir. Bunlara ek kafein (kola-çay-kahve) alımı minimumda tutulmalı ve paketlenmiş-fabrikasyon gıdalardan (market ürünleri) uzak durulmalıdır.

Stresten Uzak Durun…

Bilimsel olarak yayınlarla kanıtlandığı için artık biliyoruz ki; tedavi başlamadan önceki değil ama tedavi sırasındaki stres düzeyi -ki bu hem güncel stres skorlama testleri hem de anne adayı kan stres hormonları düzeyleri ile değerlendirilmiştir- tüp bebek tedavilerindeki hem gebelik oranlarını hem canlı doğum oranlarını düşürüyor. Her 100 anne adayından ortalama 60’ının gebe kalması gerekiyorken, mutlu sona ulaşan gebelik sayısı 50’de kalabiliyor ve bu azımsanmayacak kadar ciddi bir oran! Tam aksine stresi bireysel ya da profesyonel bir destekle azaltmak için verilen aralar ise bu başarıları artırıyor.

Öyleyse nasıl ilerlemeliyiz? Cevap çok basit; tedavi öncesinde stresin kaynağını/kaynaklarını bulmalı, bunları tamamen yok edemesek de gerekirse profesyonel bir destekle bizi etkileyen en düşük seviyeye çekmeliyiz.

Tedavi aşamalarını en yakınlarınız dahil kimseyle paylaşmamak da her zaman iyi bir fikirdir. Sordukları sorularla sizin için birer stres faktörü daha olmalarına izin vermemiş olursunuz.

Doğru Merkez ve İlgili Hekim Çok Önemli!

Çiftlerin tüp bebek tedavisinin uygulanacağı merkeze güven duyması, bu uzun ve zorlu süreçte yaşayacağı stresin azalmasına önemli katkı sağlar. Tüp bebek merkezinin sizlere verdiği bilgiler dışında, sizler de aklınıza takılan tüm soruları onlara kolaylıkla sorabiliyor olmalısınız. Bu, tedavi için tercih edeceğiniz merkezdeki ekibin/doktorların hastalara sıcak yaklaşımı ile mümkün olabilir. Sizlerin bu derece hassas yaklaştığınız bir konuyla ilgili olarak, onların da aynı hassasiyeti gösterdiğine inanmanız şart. Hastanın doktorla kuracağı iletişimin en iyi şekilde olması ve aradaki güven köprüsünün sağlam olması tedavide başarı elde etmek ve gebe kalınmadan önce olabilecek başarısız denemelerin de en aza indirgenmesinde büyük etkendir.

Minik mucizenize giden yolda şansınız bol olsun…

Saygı ve sevgilerimle...

Op. Dr. Erhan Karaalp
Kadın Hastalıkları & Doğum
Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Sorularınız İçin:

Telefon : 0216-442-25-53

Web Sitesi
Özgeçmiş
Instagram
Facebook
Twitter

Yazının devamı...

Gebelik Sürecinde Ayaklar Neden Şişer? Gebelik Zehirlenmesinin İşareti Olabilir mi?

Merhabalar Sevgili Okurlarım,

Bu hafta sizlere gebelik sürecinde anne adaylarının en çok şikayet ettikleri konulardan biri olan ayaklarda gelişen şişmelerden bahsetmek istiyorum.

Çocuk sahibi olmak neredeyse tüm kadınların en büyük hayali…. Bu hayal gerçekleştiğinde ise gebelik döneminde oluşan tüm şikayetlerle -aslında normal olan bu fizyolojik değişimlerle- başa çıkmak taze anne adaylarının adeta birer sınavı…

Halsizlik, yorgunluk, mide bulantıları, kusmalar, sık idrara çıkmalar, bel ağrıları, kasık ağrıları, baş dönmeleri, uykusuzluklar, mide yanmaları, baş ağrıları, şişkinlikler ve daha birçok değişimle beraber ayaklarda görülen şişmeler de (ödemler), anne adaylarını rahatsız eden ve günlük yaşantı içerisinde onları zorlayan değişimler olarak karşımıza çıkıyor…

Evet, normal bir gebelik sürecinde neredeyse tüm anne adaylarının ayaklarında şişmeler gelişebilir. Dediğim gibi süreç normal ise bu şişmeler sizi korkutmamalıdır. Ancak bu şişmelerle birlikte gebelik zehirlenmesini düşündürecek başka belirtiler de gelişiyorsa mutlaka bir hekime başvurmak gerekir.

Dolaşımın Yavaşlaması Ödem Oluşmasına Neden Olur…
Gebelikte vücutta dolaşan kan ve sıvı miktarı sürekli artar, ilerleyen haftalarda özellikle 28. haftadan sonra büyümüş rahmin baskısı sonucu dolaşım yavaşlar, ayaklarımıza giden kan geri dönmekte zorlanır ve ayak bileklerinden başlayan ödemler görülmeye başlar. Ödemler, gebe kalmadan önce kilolu olan kadınlarda, gebelikte hızlı kilo alanlarda, düzensiz ve karbonhidrat ağırlıklı beslenenlerde, ikiz-üçüz gebeliklerde, hareket azlığı olanlarda ve daha öncesinde varis problemi olanlarda daha fazla görülür. Özellikle sıcak havalarda, uzun süre oturduktan ya da uzun süre ayakta kaldıktan sonra gün sonunda ödem gelişmesi daha olasıdır. Ödemler bazen birkaç saat yatıp dinlenerek, bir süre ayakların yüksekte kalmasını sağlayıp rahatlatarak geçerken, bazen de ertesi güne kadar sürebilir.

Ayakların Şişmesi Gebelik Zehirlenmesi Belirtisi Olabilir…
Gebeliğin normal seyrindeki fizyolojik değişimlerin neden olduğu ayak şişmeleri bazı durumlarda dikkate alınmalıdır. Eğer ki gebelik zehirlenmesini (preeklampsi) düşündürecek başka ek belirtiler yoksa ayak bileklerinde ve bacaklarda ödem tümüyle normal kabul edilir. Ödem yatarak dinlenerek ya da ayakların yüksekte kalmasını sağlayarak kayboluyorsa anormal bir durum yok demektir. Ayak şişmelerine el ve yüz şişmeleri, baş ağrıları, tansiyon yüksekliği, gözlerde siyah-beyaz uçuşmalar ve bulanık görme ekleniyorsa gebelik zehirlenmesinden şüphelenilerek mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı muayenesi ile detaylı kan-idrar tetkikleri yapılması gerekir. Tedavi gebelik haftasına ve gebelik zehirlenmesinin şiddetine göre planlanır. Erken dönemde ve hafif durumlarda sıkı takip yapılabilirken, ileri haftalarda ya da şiddetli vakalarda doğum tercih edilir.

Düzenli Beslenin, Bol Su Tüketin, Tuzu Azaltın, Rahat ve Bol Kıyafetler Giyin…
Bunun için en önemli kural, düzenli bir beslenme alışkınlığı kazanmanızdır. Öğün atlamadan düzenli ve protein ağırlıklı beslenmek, pilav, makarna, beyaz ekmek, hamur işi, tatlı ve meyve gibi karbonhidratları azaltmak önemlidir. Ayakta fazla durmamaya dikkat etmek diğer önemli kuraldır. Ara ara yaklaşık 20’şer dakikalık ayakları yükseğe kaldırarak yapılan istirahatler de ihmal edilmemelidir. Biliyoruz ki egzersiz yapanlarda şişlikler daha az görülür. Ödeme bağlı sırt, bel ve omuz ağrılarında yoga ve pilates, gebelere çok fayda sağlar. Yüzme ve havuz içinde yürüyüş ise bir başka yararlı olabilecek sporlardan… Şişlikler var diye kesinlikle su tüketimi azaltılmamalıdır, su içmek şişlikleri artırmaz aksine azaltır. Tuz tüketimi mutlaka azaltılmalıdır. Sıkı pantolon ve dar kıyafetler giyilmemeli, rahat bol olanlar tercih edilmelidir. Uyurken sol yana yatılmalı, sıcaklık şişmeyi artıracağından serin ortamlarda bulunmaya gayret edilmelidir. Son olarak ayaklarınıza masaj yapmanız ve gün sonunda ılık tuzlu suda bekletmeniz de ödemin oluşmasını büyük ölçüde azaltacaktır.


Saygı ve sevgilerimle...

Op. Dr. Erhan Karaalp
Kadın Hastalıkları & Doğum
Tüp Bebek ve Genital Estetik Uzmanı

Sorularınız İçin:

Telefon : 0216-442-25-53
Web Sitesi
Özgeçmiş
Instagram
Facebook
Twitter

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.