MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Bebeğinizin İlk Gülümsemesi.

İnternetteki en güzel fotoğraflar benim için minik mucizelerin gülüşleri. Malum akıl almaz bir şiddet tüm dünyada hakimken insana umut veren en güzel şey o minik dudaklardaki içten tebessüm. Bugün sizinle bebeklerin gülmesi üzerine konuşalım. Bizim tıp dilinde sosyal gülme dediğimiz durum bebeğinizin uzun uykusuz gecelerden sonra size verdiği en güzel hediye. Eğer bebeğiniz 2 aylık olduysa bu anı kaçırmamak için telefonunuz yanınızda hazır olsun derim.

Anne baba iş birliği oldukça önemli.

Sosyal gülümseme alıştırmalarını anne ve babanın beraber yapması oldukça önemli çünkü minikler iki bireyin ilgisine de ayrı ayrı ihtiyaç duyarlar. Yine annenin yumuşak sesi gibi bebekler babalarının gür ve yüksek seviyeli sesini duymaktanda ayrı bir zevk duyarlar. Tabikide bu güzel anı bir aile olarak yaşamanın keyfide ayrı.

Sosyal gülümseme neden önemli?

Minik mucizeleri değerlendirirken 2 ay civarı kontrollerde annelere sorduğumuz sorulardan biride anne babaya gülüp gelmediği. Genelde bebekler bu aylarda anneyle babaya gülümsemeye başlarlar bu durum bebeğinizin nörolojik gelişiminin yolunda gittiğinin en güzel göstergelerinden biridir.

Prematüre bebeklerde sosyal gülümseme daha geç olabilir.

Her zaman geçerli kural olmakla beraber 35 haftalık altındaki bebeklerde bu iki aylık süreç biraz daha gecikebilir. Burda genel kural bebeğiniz ne kadar prematüre sosyal gülümsemesinin bu kadar gecikeceği yönünde. Onun için prematüre annelerinin endişelenmesine gerek yok.

İlk gülümsemenin zamanı önemli.

Tabikide çoğu bebeğin ilk gülümsemesi zamanı geldiğinde annelerinin müdahalesi olmadan olacaktır. yine sizde bazı egzersizlerle bebeğinizin size gülmesini sağlayabilirsiniz. Fakat 1 ayın altındaki bebeklerde dudaklarda gülme benzeri hareketler oluyor ise doktorunuza danışmanızda fayda var.

Bebekleri güldürmeye çalışırken korkutmayın.

Bilinen yanlışlardan biri bebeklere el çırparak ani hareketler yaparak güldürmeye çalışmak genellikle ne yaptığınızı anlamayacaklardı gibi korkabilirlerde. Yine bu aylarda anne bir babayı tanıdıkları için yabancıların bebekleri güldürmesi oldukça zordur.

Bebeğinizi gülmeye ikna etmek için bunları yapın.

İlk gülümseme İlk adımlar ilk kelime derken bakmışsınız çocuğunuz büyümüş ve okul bahçesinde onun ilk günündesiniz. Hepinize çocuklarınızla beraber geçireceğiniz bol gülücüklü günler diliyorum.

Dr. Mustafa Burak Seven

Çocuk Doktoru

Yazının devamı...

Katılma nöbetleri gerçek nöbet midir ?

Uzun bir aradan sonra hazır biraz zaman bulmuşken size biraz katılma nöbetlerinden bahsedeyim. Çoğu anne katılma nöbetini kendi çocuğundan ya da çevresindeki miniklerden biliyor. Ama bilmeyenler için hemen açıklayalım katılma nöbeti çocuklarda nefes tutma ardından morarma ve kimi zamanda bayılma ile giden bir durum.

Katılma nöbetleri zararlı mıdır ?

Çoğu aile için katılma nöbeti uykularına girecek derecede korkutucu olabilir ama deneyimli anneler de bilecektir ki katılma nöbetlerinin çok büyük bir kısmı zararsız ve genelde 1 dakikadan kısa sürmektedir.

Hangi çocuklar katılma nöbeti açısından risk altında ?

Aslında 6 ay ve 6 yaş arası görülebilen bir durum olmasına rağmen özellikle 1 ilaç 3 yaş arası miniklerde görülüyor.

Katılma nöbetleri sık mıdır ?

Aslında günlük uygulamamızda daha sık olduğunu görsekte %4-5 civarı bir sıklığı var. Kız çocuklar ve erkek çocuklar aşağı yukarı eşit miktarda.

Demir eksikliği katılma nöbetlerini tetikleyebilir.

Yapılan araştırmalarda katılma nöbeti olan miniklerin hatrısayılır bir kısmında demir eksikliği anemisi görülüyor. Bu miniklerde katılma nöbetleri demir tedavisinin gerektiğini gösterebileceği gibi tedavide başlanan demir tedavisi de katılma nöbetlerini kesebilmekte.

Ailede katılma nöbeti olan çocuklarda dikkatli olmak gerek.

Yapılan araştırmalarda katılma nöbeti olan miniklerin %20-25 civarında ailesinde katılma nöbeti olduğu gösterilmiş.

Katılma nöbeti gerçek bir nöbet midir?

Aslında nöbet olarak isimlendirilsede gerçek anlamda bir nöbet değildir yapılan çalışmalarda beyinde nöbet ile ilişkilendirilecek bulgular saptanmamıştır. Yani çocuğunuzun katılma nöbeti geçirmesi style="font-family: SFNSText, ">

Katılma nöbeti geçiren çocuklarda neler yapılmalı?

Yukarıda da belirttiğim gibi katılma nöbetleri genelde 1 dakika ile sınırlı kendiliğinden geçen bir durumdur style="font-family: SFNSText, ">

Çocuğunuzu sarsmak tehlikelidir.

Yine nöbet sırasında ailelerin en sık yaptığı hatalardan biride çocuklarını sarsmak yada suya sokmak. Katılma nöbetleri vücudun otonom sistemi dediğimiz bir sistemdeki aksaklık nedeniyle olduğu için nöbet sırasında dış uyaranların bir etkisi malesef olmayacaktır. Ve bu sırada heyecanla yapılan yanlış hareketler çocuğunuzun yaralanmasına neden olabilir.

Ambulansı nezaman aramak gerekir ?

Eğer katılma nöbeti 1 dakikayı geçtiyse 112 yi aramak doğru olacaktır. Eğer ilk yardım konusunda tecrübeniz var ise ağızdan ağıza solunum desteği verilebilir. Ama burda önemli olan eğer ilk yardım konusunda tecrübeniz yoksa bilen birine ulaşmak veya ambulansı beklemek olacaktır.

Katılma hakkında bilinen şehir efsaneleri.

Çocuklarda bunu alışkanlık edinme istediklerini yaptırma gibi bir davranış olduğu düşüncesi son zamanlarda uzaklaşılan bir durum olup ağlama acı sinirlenme gibi durumlarda katılma nöbetleri olduğu doğru olup çocuğunuz bunu istem dışı yapmaktadır. Bunum için kesinlikle çocuğunuzu azarlamayın veya cezalandırmayın.

Sonuç olarak aslında katılma nöbeti sıklıkla kendiliğinden geçen ve demir eksikliği açısından değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Eğer çoçuğunuzda böyle bir durum var ve tekrarlıyor ise bir çocuk doktoru tarafından birkez muayene edilmesi faydalı olacaktır.

Dr. Mustafa Burak Seven

Yazının devamı...

Yenidoğan bebekler ne zaman dışarı çıkabilir ?

Bebeğinizi dışarı nezaman çıkaracağınızı merak ediyorsunuzdur. Genelde ülkemizde "40'ı çıkana" kadar bebekler çok fazla dışarı çıkarılmıyor. Peki bebekler nezaman dışarı çıkabilir ? Gerçekten ilk ay dışarı çıkmamalı mı ?

İlk bir ay dışarı çıkmamak doğru mu ?

Aslına bakarsanız bende bundan 1 yıl öncesine kadar ilk bir ay miniklerin dışarı çıkmasını çok önermiyordum. Bir annenin evde bir ay durmanın zorluklarından bahsetmesinden sonra biraz araştırıp acaba ilk bir ay gerçekten minikleri dışarı çıkarmak riskli mi diye baktığımda aslında artık evde kalmanın zorunlu olmadığını farkettim.

Evden çıkmak neden riskli ?

Önce isterseniz dışarı çıkmak neden riskli ona bakalım. İlk bir ay minikler dış etkenlere ve hastalıklara karşı oldukça hassas. Vücut sıcaklıklarını koruyamıyorlar ve ciltleri güneş ışıklarından oldukça etkileniyor. Yine aşıları eksik olduğu için enfeksiyonlara da açıklar basit bir grip bile oldukça ağır seyredebiliyor. İşte bunun için genelde dışarı çıkmayı önermezdim, ama..

Temiz havanın faydası var.

Ama durum değişti. Öncelikle anne bebek ilişkisinde artık kısıtlanmayan bebeği olduğu için bir ay eve hapis olmayan annelerin hem emzirme hemde bebek bakımı açısından daha başarılı olduklarını biliyoruz. Yine nasıl temiz hava güneş bize iyi geliyor ise minik mucizenize de oldukça iyi gelecektir.

Dışarı çıkmadan önce dikkat edilmesi gerekenler var.

Tabikide dışarı çıkabilmek demek heryere gitmek saatlerce ve istediğimiz saatte gezmek anlamına gelmemesi. Bazı şeylere dikkat etmek gerek miniğinizi dışarı çıkarırken, haydi bir bakalım ??

Bebeğinizi ne çok kalın ne çok ince giyindirmeyin.

Öncelikle evden ayrılmadan önce hava durumunu göz önüne almanızda fayda var miniğinizi ne çok kalın ne de çok ince giydirmeyin sizden bir kat fazla giyinmeli ve yanınızda bir bebek battaniyesi olması oldukça faydalı olacaktır.

Hangi saatlerde dışarı çıktığınız çok önemli.

Yine günün mümkünse öğle sonrası 3-4 gibi saatlerinde dışarı çıkmak daha iyi hem hava soğuk olmayacak hemde güneşin zararlı olduğu saatlerde güneş ışığına maruz kalmamış olacaksınız.

Gezmeyi çok abartmamak gerek.

Dışarıda durma sürenizi çok abartmayın unutmayın bu kısa bir dışarı gezmesi ve iki beslenme saati arası ile sınırlı olması en iyisi.

Heryere gitmek doğru değil.

Yine dışarı çıkmaktan kastım AVM gezmesi ya da misafirlik olarak anlaşılmasın. Sakin bir park gezmesi, çok kalabalık olmayan bir kafede bir içecek içmek gayet uygun.

Grip salgını varsa dışarı çıkmayın !

Yine dikkat etmek gereken bir konuda salgın hastalıklar zamanı ( şuanda olduğu gibi ) dışarı çıkmayı biraz ertelemeniz. Çünkü miniklerimiz ilk ay hastalıklara oldulça yatkındır ve basit bir grip bile hastaneye yatarak tedavi edilmeyi gerektirebilir.

Unutmayın anne olmak çoçuğunuzun kölesi olmak değil kişisel ihtiyaçlarınız da bebeğinizin sağlığı için oldukça önemli. Siz mutlu olduğunuz sürece bebeğiniz de mutlu olacaktır.

Dr. Mustafa Burak Seven

Yazının devamı...

Çocuğunuz sağlıklı olması için bu vitaminleri mutlaka almalı !!!

Günümüzde dengeli beslenmeye ulaşmanın git gide zorlaşmasıyla çocuklarımız için gereken gıda takviyeleri gün ve gün artıyor. O zaman vitamin alfabesinde kaybolmamak için bu alfabenin ABCD sine bakalım.

Cilt ve gözler için A vitamini olmazsa olmaz.

Alfabenin ilk harfinden başlayacak olursak A vitamini normal gelişme için oldukça önemli. Çocuklardaki büyüme hızının erişkinlere göre çok daha hızlı olduğunu düşünürsek nekadar önemli olduğunu gözünüzde canlandırabilirsiniz. A vitamini cilt, kemik onarımı ve gözler için olmazsa olmaz vitaminlerden. Normal yolla alımı kolay vitaminlerden beslenme bozukluğu ve kronik hastalığı olmayan miniklerde kolay kolay eksikliği görülmüyor. Süt, peynir, yumurta, sarı turuncu renkli sebzelerde (havuç ve balkabağı en çok bilinenleri.) bol bol bulunuyor. Eksikliğinde ciltte özellikler dudak ağızda yaralar ve görmede bozukluk görülüyor. Piyasadaki vitamin şuruplarının neredeyse tamamında a vitamini var.

A vitaminini fazla almak çocuğunuza zarar verebilir !

A vitaminiyle ilgili önemli bir bilgi de yağda çözünen bir vitamin olması bunun önemi yemeklerle emilimi daha iyi ve fazlası idrarla atılmıyor vücutta depolanıyor. Onun için a vitaminini fazla almakta istenmeyen sonuçlar yaratabiliyor. Türkiye'deki büyük üniversite hastanelerinde a vitamini düzeyi bakılabiliyor ama her çocuğa bakılmasının bir anlamı yok bazı kronik hastalıklarda bakılması faydalı.

B vitamini hakkında annelerin bilgisi oldukça az.

B vitamini olarak geçmesine rağmen aslında başlı başına bir vitamin ailesi B1 B2, B3, B5 B6, B7 B9 ve B12 bu vitaminler genelde tam tahıllarda bulunan vitaminler beyaz unda olmadıkları için sonradan ekleniyorlar ve bu vitaminler içeren un zenginleştirilmiş un olarak geçiyor. Bu vitaminlerden B12nin durumu biraz farklı malesef bitkisel gıdalarda bulunmuyor bunun için et ürünlerini almayan miniklerde eksiklik görülüyor. B vitaminleride yine besinlerle kolaylıkla alınan vitaminlerden olduğu için çocuğunuzda ek olarak bir hastalık yoksa bir şurup takviyesine gerek yok.

B vitamini içeren gıdaları tüketmek oldukça önemli.

Et, tavuk, balık, kuruyemişler, yumurta ve soya fasülyesi B vitaminleri için besin kaynakları.Piyasadaki vitamin şuruplarının büyük bir kısmı b vitaminlerinin hepsini içeriyor ve genelde günlük kullanım miktarını karşılayacak düzeyde oluyor. B vitamininden farklı olarak fazla alındığında idrar ile atılıyor. B vitaminini tek bir cümle ile anlatacak olursak enerji verecek ve kan yapacak vitamin olarak bilmek yeterli.

C vitamini sadece hastalıklarla savaşmıyor.

C vitamini aslında herkesin en iyi bildiği vitaminlerin başında geliyor bunun nedeni antioksidan özelliği olması ki bu özellik sayesinde birçok hastalığa karşı vücudun zarar görmesini ve yaşlanmasını önlüyor. Yine sağlıklı bir cilt ve kas yapısı için olmazsa olmaz vitaminlerden.

Sadece vitamin şuruplarıyla alınan C vitamini çocuğunuza yeterli gelmez !

C vitamini için her sene farklı bir gıda c vitamini zengini olarak belirtiliyor ama yinede portakal kivi çilek brokoli her zaman listenin başında. Yine çoğu vitamin şurubunda c vitamini bulunuyor ama genelde günlük ihtiyacın biraz altında düzeylerde bulunduğu için çocuğunuza vitamin şurubu da verseniz üzerine hazır mevsimi gelmişken güzel bir portakal yedirmenin hiç bir zararı yok. C vitamininin de fazlası vücuttan idrar ile atılmaktadır.

D vitamini malesef yeterince önemsenmiyor.

Yine D vitamini olmazsa olmaz vitaminlerden biri. Mevcut sağlık uygulamamızda ilk bir yıl kesinlikle alınması gereken bir vitamin. Bunun içinde "günde 3 damla DVİT3 damla" olarak yokla çıkılmıştı. Tabiki şimdilerde d vitamininin içeriğindeki yardımcı maddeler ile ilgili sayısız soru işareti annelerin kafasında oluştu onun için de daha detaylı konuşmak gerek ama yinede D vitamini almamak bu maddelerin vücuda verdiği zarardan kat ve kat fazla zararlı.

Güneş girmeyen eve doktor girer sözü doğru.

Kısaca söyleyecek olursak D vitamini güneşten yada süt ve balıklardan (özellikle somon ve orkinos gibi yağlı balıklardan ) alınabiliyor. Kemik gelişimi için çok önemli bir vitamin ve diğer vitaminlerin aksine ülkemizde yapılan çalışmalarda çok ama çok fazla eksiklik olduğunu biliyoruz. Yine son çalışmalar depresyon ile ilişkisini de gösteriyor. Sonuç olarak D vitamini için "Güneş girmeyen eve doktor girermiş" atasözü tüm bunları özetliyor.

Başlıca 4 vitamini konuştuk ama ortalama bir multi vitamin şurubunda genelde 20 kalem vitamin ve mineral bulunuyor. Her biri de sağlıklı bir büyüme için gerçekten olmazsa olmaz gıda takviyeleri. Ama benim asıl vermek istediğim mesaj bu değil. Çocuklarınızın büyümesindeki sayısız vitamin ve mineralin içinde kaybolmamak için dengeli beslenme şart çünkü emin olun dengeli bir öğün bile bu vitamin ve minerallerin yüzlercesini içeriyor.

Dr. Mustafa Burak Seven

Yazının devamı...

Vitamin şurupları gerekli mi ? Her çocuk vitamin şurubu içmeli mi?

Reklamlara bakarsak sanki her kilo almayan iştahı kötü olan kabız olan ishal olan vb. yani her şeye çözüm vitamin şurupları, peki gerçekte böylemi vitamin şurubu içen çocukların her şikayeti geçiyor mu? Malesef durum böyle değil hiç bir gıda takviyesi kendi başına bir sihirli değnek değil.

Sakın vitaminler gereksiz gibi bir kanı oluşmasın önemli olan bu vitaminleri günlük beslenmemizde yeterli düzeyde alacak dengeli bir beslenmeye sahip olmak.

Dengeli beslenmek için bu gıdaları almak şart !

1 yaş sonrasında çocuğunuz artık her gıdayı alabilecek olgunluğa ulaşmış duruma gelecek ve genellikle anne sütünün beslenmedeki yeride giderek azalacak bununla beraber dengeli beslenme daha da önem arzedecek.

Süt ve süt ürünlerini olabildiğince günlük tüketmek önemli.Son klavuzlar ilk üç yaş için tam yağlı ardından yarım yağlı ürünleri tüketmenin daha uygun olduğu yönünde.

Yine beslenmenin olmazsa olmazı taze meyveler ki bunun için önerim mevsimine uygun ve olabildiğince yerel meyveleri tüketmeniz.

Yeşil yapraklı sebzelerin yemeklere girmesi lif açısından oldukça önemli. Liflerin çoğu prebiyotik etki ile barsakta vitamin üreten bakterilere destek oluyor.

Beyaz ve kırmızı et, balık ve yumurta doğal protein kaynakları yine bu besinlerin organik olması ve taze olması oldukça önemli. Deniz ürünlerinde de çiftlik üretimlerdense deniz ve okyanus balıklarının tüketilmesi çok daha faydalı.

Yine bakliyatlarda vitamin açısından çok zengin gıdalar olmakla beraber gelişimde en önemli yer kaplayan ürünlerden. Tahıl tüketiminde yeni öneriler tam tahıl tüketimine ağırlık verilmesi yönünde.

Hangi çocuklar vitamin desteğine ihtiyaç duyar ?

Tabiki dengeli beslenme herzaman anlatıldığı kadar kolay olmuyor. Özellikle yoğun çalışan ebeveynlerin hergün farklı bir yemek yapması oldukça zor. Bu durumda vitamin takviyesi gerekli olabilir.

Beslenme ile ilgili sıkıntılar yaşayan veya çok fazla hazır gıda tüketen çocuklara da besleme düzenlenemiyor ise vitamin takviyesi kullanmak faydalı olabilir.

Benim önerim dengeli beslense bile altta yatan kronik hastalığı olan çocukların (astım, sindirim sistemi problemleri olan ya da sürekli ilaç kullanan çocuklar gibi) vitamin desteği alması. Tabiki doktorunuza danışarak başlamanız önemli.

Vejeteryan veya vegan diyet alan miniklere demir, inek sütü protein allerjisi nedeniyle süt ve süt ürünleri alamayan miniklere kalsiyum desteği gerekebilir.

Çok fazla gazlı içeçek tüketen çocuklarında vitamin ve mineral kaybı olduğu için bu durumu engellemek engellenemiyor ise vitamin ve mineral desteği vermek faydalı olabilir.

Çocuğunuzu dengeli beslemek ile çok beslemeyi karıştırmayın !

Annelerin yaptığı yanlışlardan biri de gelişim için çok yemek gerektiği. Bu tamamen yanlış bir bilgi. Son 20 yılda obezite oranları oldukça arttı bunda hazır beslenme kadar yanlış beslenme alışkanlıkları da rol oynuyor. Meyveler gelişim için yeterli karbonhidrat içeriği sağlarlar ama dikkat edilmesi gereken aynı meyvenin fazla verilmesinden çok farklı meyvelerin verilmesi böylece alınan vitamin miktarı daha dengeli olur.

Sonuç olarak vitaminler eczanelerde değil buz dolabınızda ve pazar torbanızda unutmayın.

Önümüzdeki günlerde sizinle vitamin şuruplarını inceleyelim ve bakalım çocuğumuza hangi vitaminleri veriyoruz ve bu vitaminler ne işe yarıyor. Ozamana kadar kendinize ve minikmucizenize iyi bakın.

Dr. Mustafa Burak Seven

Yazının devamı...

Rota Virüs İshallerine Dikkat !

Rotavirüs kusma ve ishal nedeni olan bir virüstür. Çocuğunuz 3 ay ve 3 yaş arasında ise bu yazıyı okumanızda fayda var.

Peki adını oldukça çok duyduğumuz rotavirüs enfeksiyonu çocuklarınıza nasıl bulaşır?

- Enfekte kişiler ve yüzeylere dokunma sonrası ellerin yıkanmaması

- Virüs ile enfekte gıdaların tüketilmesi ( diğer besin zehirlenmelerinden farklı olarak bozulma şeklinde değil rota geçiren kişilerin dokunmasıyla oluyor)

Çocuğunuzda rotavirus enfeksiyonunun bulguları neler?

- Kusma

- Kanlı ve mukuslu olmayan su gibi ishal

- Bazen ateş

Rotavirus enfeksiyonlarında sıvı kaybına dikkat !

- İdrar miktarının azalması idrarın koyulaşması

- Çocuğunuz ağlamasına rağmen göz yaşının olmaması

- Dudaklar dil ve ağzın kuru olması

- Göz kürelerinin çökük olması

- Bıngıldağı açık olan çocuklarda bıngıldağın çökük olması.

Çocuğunuzun sıvı kaybettiğini gösteren bulgulardır.

Her rotavirus enfeksiyonu tedavi gerektirir mi?

- Çocuğunuzun sıvı kaybına ait bulguların olması

- İshalin 3 günden uzun sürmesi

- Kanlı kusma ve kanlı ishal olması

- Gün içinde 3 öğünü alamaması yada kusması durumunda

- Son 12 saat içinde hiç idrar yapmamış olması yada bezinin ıslanmaması

Rotavirüs için yapılabilecek bir test varmı?

Aslında gereken bir tanı testi yok ama dışkıdan bakılan antijen ile tanısı konuşabilmektedir.

Acilde kan alınması yada serum takılması gerekir mi?

Eğer doktorunuz sıvı kaybı bulguları saptadı ise ise tetkik yapılabilir ve serum verilebilir.

Rotavirüs için serum dışında tedavi varmı?

Bizim ORS dediğimiz sıvı ve kaybedilen elektrolitleri (kandaki tuzlar) tamamlayan bir destek sıvısı ile ağızdan tedavi seçeneği de vardır verirken yavaş yavaş kaşıkla vermeniz gerekmekte.

Rota ishalleri sırasında bu besinleri tüketmeyin !

Beslenme önerilerine dikkat edilmeli. Benim önerim süt ve meyve suyundan uzak durmanız, barsak hücreleri hasarlandığı için belirgin karın ağrısı ve şişkinlik yapacaktır. Mayalı süt ürünleri ayran yoğurt gibi ve kusması zor mideden hızlıca barsağa geçen yağsız krakerler ile ilk birkaç günü geçirebilirsiniz.

Anne sütü alan minikler anne sütü almaya devam edebilir beslenme sıklığını arttırmanızda fayda vardır.

Antibiyotik kullanılmalı mı ?

Rotavirüs ishali kesinlikle antibiyotik gerektirmez kendiliğinden geçen bir hastalıktır. Ama probiyotik adı verilen barsaktaki yararlı bakterilerin alınmasının ishal süresini kısalttığı gösterilmiştir.

Rotavirus aşısı ishali önlemede etkili mi?

Rota aşısı %100 olmasada %80-90 lara varan düzeyde ishali engellemekte ya da şiddetini azaltmakta. 2.aydan itibaren 6 aya kadar olan çocuklarda uygulanabilecek 2 aşı mevcut daha detaylı bilgiyi doktorunuzdan almanızda fayda var.

Son olarak evde ishal kusması olan birileri varsa:

- Bol bol ellerinizi yıkayın

- Alkollü veya antidezenfektanlı yüzey temizleyicileri kullanın

- Bebeğinizin bezini yiyecek hazırladığınız yerlerden uzakta değiştirin

- Bebek bezlerini ayrı bir çöp poşetine atın

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Dr. Mustafa Burak Seven

Çocuk Doktoru

Yazının devamı...

Çoçuğunuz Hasta mı ? Yoksa sizi mi kandırıyor ?

Ateşinin çıkması için tebeşir tozu içmeyi çoğu anne babalar kendi gençliklerinde denemiş ya da denemeyi düşünmüştür. Her nekadar artık toz tebeşirler kalmasa da okula gitmek istemeyen çocuklar hala var. Baş ağrısından karın ağrısına ateşe çocuklarada ailelerin varlığını anlayamayacağı birçok şikayet mevcut.

Çocuğunuz bu şikayetlereden yakınarak okuldan kaçmaya çalıştığında bu durumun gerçek bir hastalık mı, Yoksa okula gitmemek için yazılmış bir senaryo mu olduğunu ayırmak için yardımcı olacak birkaç öneriden bahsedelim.

Çocuğunuzun davranışlarını iyi gözlemleyin !

Çocuğunuzun hasta olduğu Zamanlardan iştahının nasıl azaldığını hatırlarsınız. Örneğin karnının ağrıdığını söyleyen bir çocuğun iştahla kahvaltı yapması bu durumun bir senaryo olabileceği yönünde size ipucu verecektir. Yine başının ağrıdığını ya da halsiz olduğunu söyleyen bir çocuğun bilgisayar oynaması bunun bir senaryo olduğunu gösterebilir.

İpuçlarını birleştirin !

Aslında evde çocuğunuzun hasta olup olmadığını anlayabileceğini iki basit silah var: Termometre ve ışık kaynağı. Bunları kullanarak çocuğunuzun gerçekten ateşi olup olmadığı veya boğaz enfeksiyonu olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Ateş ölçmek için elinizi kullanmayın !

Eski bir yöntem ve çoğu Zaman bir fikir veriyor olsada elinizin sıcaklığı çocuğunuzdan daha düşük olabileceği için Ateş konusunda sizi yanıltacaktır.

Vücudun gerçek sıcaklığı önemli !

Yine okuldan kaçmaya çalışan çocukların sık başvurduğu yöntemlerden biride alnına sıcak su torbası koymak eliyle ısıtmak. Bu durumda alından ölçülen vücut ısısı yüksek olabilir bu durumda koltuk altı ağız kulak gibi ölçümler daha doğru olacaktır.

Çocuğunuzun Doktoru olun.

Basit bir ışık kaynağı ile çocuğunuza 'Aaa' dedirttiğinizde dilin arkasında bademcikleri göreceksiniz üzerlerinde beyaz döküntüler olması yada kızarık olmaları çocuğunuzun sizi kandırmadığının işareti olabilir.

Annelik babalık içgüdülerinizi kullanın.

Ateş ve boğaz gibi bazı durumları saptayabilirken karın ağrısı ve baş ağrısı gibi durumlarda içgüdüleriniz ve birkaç basit gözlem size yardımcı olacaktır.

Karın ağrısını gözlemleyin.

Karın ağrıları genelde giderek artar ve genelde gezici bir ağrı olmaz. Çocuğunuz karın ağrısının yerini bir sağ bir sol bir alt bir üst olarak gösteriyor ise sizi kandırmaya çalışıyor olabilir. Yine çocuğunuzun oyun oynarken televizyon izlerken karın ağrısının olmaması da gerçek bir ağrı olmadığı yönünde bir ipucudur. Ama unutmak gerekir ki giderek artan ve üstten başlayıp aşağı sağ alta inen kuvvetli bir ağrı apendisit bulgusu olabilir.

Başağrısına eşlik eden şikayetlere dikkat etmek gerekir.

Baş ağrısının gerçek olup olmadığını söylemek zordur. Burda önemli olan beraberinde görmede problem ve göz ağrısının eşlik etmesidir. Bu durum migrenin göstergesi olabilir. Yine baş ağrısıyla beraber ense hareketlerinin kısıtlı olması ciddi bir enfeksiyon bulgusu olabilir.

Sonuç olarak kimi zaman çocuğunuzun sizi kandırdığını anlarken kimi zaman da çocuğunuz sizi kandıracaktır. Arada kaldığınız ve sizi endişelendiren konularda doktora gitmek en doğrusu olacaktır. Belkide bu durumdan daha önemli olan nokta çocuğunuzun okula gitmek istememesinin nedenlerini öğrenmeniz ve yapılabilecek şeyleri çocuğunuzun öğretmeni veya profesyonel bir psikolog ile planlamanız.

Yazının devamı...

Çocuğu kilo almayan anneler dikkat !

Çocuğumun yeterli kilo alıp almadığını nasıl anlarım ?

Aslında ülkemizde tam oturmamış olsa da sağlam çocuk muayenesi oldukça önemlidir. Çocuğunuzun doktorunuzun plan yaptığı aralıklar ile muayenesi, kilo alımı ve boy ölçümü hastalıkların ve gelişim bozukluklarının erken saptanması için hayati önem taşır. Çocuğunuzun her muayenede vücut ağırlığı ve boyu doktorunuz tarafından “Persentil Eğrisi” denilen büyüme çizelgelerine yaşı cinsiyeti ve prematüre olup olmaması gibi özellikleri göz önüne alınarak değerlendirilmelidir. Tabiki burda annelerinde önemli bir görevi var bu ölçümleri düzenli olarak kaydetmeli ve muayeneye gelirken yanında getirmelidir. Bu konuda sıklıkla yapılan hata ise çocukların akranları ile karşılaştırılmasıdır. Bu durum kilo kaybının gözden kaçmasına neden olabilir.

Çocuğunuzun kilosunun düşük olamasının birçok sebebi vardır !

- Doğum haftasının zamanından önce olması.

- Yeteri kadar beslenmeme (Örneğin anne sütünün yeterli alınamadığı, beslenmenin uygun olmayan şekil ve gıdalar ile yapılması gibi durumlar)

- Altta yatan ağız, sindirim sistemi, kalp veya akciğer gibi organları etkileyen bir hastalık olması

- Evde veya ailede yaşanan stresde yine çocukların büyümesini olumsuz etkileyen durumlardan biri

- Başta demir olmak üzere vitaminlerin ve minerallerin eksik olması

Çocuğunuzu muayeneye getirmeden önce bunları mutlaka not alın !

Kilo almayan bir çocukta muayene bulgularının yanı sıra yemek alışkanlığı ve tükettiği gıdaların öğrenilmesi oldukça önemlidir. Muayeneye gelmeden önce bir beslenme günlüğü oluşturmanız doktorunuzun eksikleri ve yanlışları görmesi konusunda oldukça faydalı olacaktır.Bu günlükte yine olmazsa olmazlar kusma veya ishal gibi durumlar, çocuğunuzun yemediği gıdalar, sıvı tüketimi ve süpheli allerjij reaksiyonlardır.

Diyetisyen yardımı oldukça önemli.

Ülkemizde Diyet uzmanlarının sadece kilo vermeye yardımcı olacağı konusunda bir yanlış algı mevcut. Biz çocuk doktorlarının beslenme konusundaki en büyük destekçileri diyetisyenlerdir. Gerekli görülen durumlarda bir uzmanın çocuğunuzun dengeli beslenmesini ayarlaması ve bunun takibini yapması çok daha iyi sonuçlar vermektedir.

Vitamin takviyesi kilo aldırır mı?

Anneler arasında yanlış bilinen bir konu da vitamin şurupları ve balık yağı desteğinin tek başına kilo aldıracağı yönünde. Tabiiki de vitaminlerin ve balık yağındaki omega-3 ün çocuğunuzun gelişimine olan katkısı tartışılmaz ama bu desteklerin hiç biri uygun bir diyet ile birleşmediği sürece istediğiniz sonuçları almanızı sağlamayacaktır.

Çocuğunuzun düzenli bir beslenme alışkanlığı geliştirmesi tamamen sizin elinizde.

Yapılan çalışmalar uygun öğün alışkanlığı olan çocuklarda obezite ve yetersiz kilo alımının belirgin olarak daha az görüldüğünü göstermekte. Biz farkında olmasakta barsaklarımız ve organlarımız düzenli öğün almamız durumunda sindirim ve enerji kullanımını beslenme öğünümüze göre ayarlamakta. Bunun için çocuğunuzun öğünleri olabildiğince aynı saatlerde almasını önceliğiniz olarak belirleyin.

Çocukların öğün aralıkları nasıl olmalı?

Bebeklerde aydan ay değişmek ile beraber 2-3 saatte birden başlayıp 1 yaşa doğru 4-6 saate açılması uygundur. Daha büyük çocuklarda ise olabildiğince eşit aralıkara ayrılmış 3 ana ve 3 ara öğün sağlıklı bir büyümeyi elde etmenizi sağlayacaktır.

Sofra alışkanlığı sağlıklı bir büyümenin anahtarıdır.

Çocuğunuzun nerde yemek yediği öğünü tamamlaması açısından oldukça önemli bir etken. Örneğin televizyon karşısında çocuğunuza yemek yedirmek oldukça zor iken tüm ailenin olduğu bir sofrada çocuğunuz daha keyifli bir yemek yiyecektir.

Altta yatan bir hastalığı olmayan çocuklar için destek seçeneklerini değerlendirin.

Çocuğunuzun gelişme geriliğinin derecesine göre kalorisi yükseltilmiş gıda takviyeleri doktorunuz tarafından önerilebilir yakın takip ile bu takviye mamaları kullanabilirsiniz. Önemli bir hatırlatma bu mamaların ihtiyaç olmadan kullanılması durumunda obeziteye neden olacağı.

Davranışsal bir problem söz konusu ise psikolojik destek almak faydalı olabilir.

Davranışsal açıdan problem yaşayan aileler için biz doktorların yetersiz kaldığı durumlar olabiliyor. Bu durumda profesyonel çocuk psikologlarından ve davranış terapilerinden faydalanmak yararınıza olacaktır.

Diğer annelerin başarılarını değerlendirin.

Bu konuda yemek hazırlama sofra düzeni tariflerle ve deneyimleri bol bol okuyun aklınıza yatan şüphe duymadıklarınızı uygulama açısından değerlendirin.

Sonuç olarak anne olmanın zor yanlarından biri ailenizin beslenmesini yönetmek kilo alımı kadar ne yendiğinizi bilmek ve sağlık açısından kalitesi yüksek gıdaları tüketmeye olabildiğince özen gösterin. Unutmayın sağlıklı bir nesil için anahtar sizsiniz.

Dr. Mustafa Burak Seven

Çocuk Doktoru

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.