MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Mutlak Olasılıklara Açılmak

Yaşama, çözümlere, mucizelere nice anlamlar yüklüyoruz. Keyfimiz yerindeyse hepsi güzel ve kolay. Canımız biraz sıkkınsa “eh işte” der omuz silkeriz. İşler daha da karışıksa hepsine öfkeli olur, “imkansızlık” etiketini de yapıştırırız.

Oysa yaşam bir kaynaktır. Her ne getiriyorsa tersini de bir yerlerde tutuyor demektir. Sağlığımız yerindeyken hastalık yaşam çemberimizin dışında kalır. Paramız az iken para da yaşam çemberinin dışında demektir. Aradığımız huzura dokunamadıysak huzursuzluk çemberde huzur çemberin dışındadır. Yaşama yüklenen anlamlar ise tamamen kişinin sorumluluğundadır. Çemberin içinin ve dışının tanımları oldukça önemlidir.

Çözümler ve mucizeler de yaşama verdiğimiz anlamlardan payını alır. “Yaşam zor” “Her şey çok zor” “Sorunları çözmek mümkün değil” “Ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin” gibi yerleşmiş kalıplarla da çözümlerin ve mucizelerin yolunu kapatırız. Ne yazık ki kendimizi yaşamın güzel tarafından alıkoyarız.

Yaşamın mükemmel bir hediye olması her şeyi barındırmasından kaynaklanıyor. “Hayat en güzel hediye” diyerek gülümsememizin arkasında yatan bilgelik de budur. Yaşam insan için gerekli olan pozitiften negatife her şeyi barındırır. Ve yine her şey birbirini destekler, besler, büyütür ve güçlendirir.

Yaşam böyle aka dururken bizlere “mutlak olasılık” olarak tanımlanan çözümler okyanusunu tanımak gerekir. İşte “her şey”den kasıt mutlak olasılıktır. Her anın içinde birçok olasılık yani mutlak çözümler vardır. İnsanlar ya sorun havuzunda yüzerler ya da çözüm havuzunda. İki havuz yan yana ve birbirine geçişli alanlardır. Yani bir sorunun içinde boğulabilir ya da onun içinden çıkıp sorunu tespit ederek çözümleriyle ilgilenebilirsiniz.

Mutlak olasılık tanımını açıklamak için piyano imgesini kullanabilirim. Uzay boşluğunda, gökyüzünde başı ve sonu olmayan piyano tuşları düşünün. Her biri bir çözüm içeriyor. Her bir tuş içerdiği çözümün titreşimini veriyor.

Yapılan çalışmalar insanların bir olay karşısında en fazla 4 çözüm yolu bulabildiklerini gösteriyor. Üstün zekalı olarak tanımlanan kişiler çözüm sayısını beşe çıkartırken Einstein altıya çıkabiliyor. Şimdi tekrar piyano imgesine dönelim. En fazla 4 çözüm içeren tuş aralığında duruyoruz. Bu tuşların da kendi sesleri var. Notalardan örnek verirsek, do, si, la, re sesleri olsun bu tuşlar. Peki hayatta karşımıza çıkan sorunların sesleri de bu kadar mı? Elbette hayır. Oldukça çeşitli sesler sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bizler ise alışkanlıklarımız, zihin programlarımız, çözüme açılma alışkanlığımızın olmaması, sorun havuzunda kaybolmak gibi hallerimizden dolayı her sorunu aynı bakış açısı ile çözmeye çalışıyoruz. Bu nedenle sorunları çözemiyoruz.

Oysa mutlak olasılıkta bir adım geri atıp kısıtlı seçenek yerine tamamını görmeye ve zihnimizi gerektiği zaman gereken çözümleri almaya programlayarak her an çözüm içinde kalabiliriz. Böylelikle sorunu tanımlar ve hemen uygun çözümü görüp kullanabiliriz.

Zihnimiz bizleri kısıtlı tutarak farklı kazançlar elde eder. Kendi içinde farklı bir matematiği vardır. Sadece zihinle düşünmek ve hareket etmek yaşamın çeşitliliği için yeterli değildir. Zihin, ruh, duygu ve bilinçaltı işbirliğine ihtiyacımız var. Kendimizi bir bütün olarak görmeliyiz. Bu bütünün kendi içindeki uyumu yaşam ve içindeki her şey ile uyumunu da getirecektir. Kendi ile uyum sağlayan yaşamın pozitif dinamikleriyle uyum sağlar.

Mutlak olasılığı her nasıl imgeleyebiliyorsanız öyle düşünün, tüm çözümlerden, bolluk – bereketten, sevgi ve güçten, bilgelikten, yaratıcılık ve güzellikten beslenmeye niyet ettiğinizi iç sesinizle o ortamda dile getirin. Bilin ve inanın ki her birimiz ihtiyacımız olan tüm çözümlere ulaşabiliriz.

Yaşamın kolaylığının anahtarı olan mutlak olasılıklardan faydalanmanıza niyeten,

Sevgiyle,

Ebru Demirhan

Yazının devamı...

Falcılık

Doğum ve ölüm net olarak belirlidir, bunun dışında yaşam ana kaderi noktalar dışında insanın özgür seçimine bırakılmıştır. Her anın içinde öğrenme devam eder. Her öğrenme yeniden yazmaktır yaşanılacakları.

İnsan geleceği öğrenmenin peşinde olmuştur hep. Geleceği, olacakları öğrenmenin atılacak adımlara ilgili hazırlık olduğu düşünülür. Oysa geleceği bilmek daha fazla mutsuzluk getirebilir. Bildiğin bir gelecekte neşen ve umudun kalmaz. Hayatın sürprizleri yok olunca yarına uyanmanın tadı kalmaz.

Emin adımla yürümek ister insan, “başıma kötü bir şey gelecekse bileyim” der. Muhtemel kötü olayları bilmek durumu mühürler, kesinlik kazanır. Bilmeden öğrenerek yürürsen o olayları yaşama ihtimalin kalmaz. Değiştirilebilecek olaylar bilinerek ve kabul görerek tartışmasız gerçek olurlar. Bilmeden öğrenmek için yürü, en iyiye ve güzele, en yüksek ihitimalli çözüme odaklan. Kolay ve eğlenceli olan budur. Geleceği bilme telaşı insanı falcılara, geleceği okuduğuna inandığı insanlara yönlendirir.

Geleceğini yazıp oynamak için sana sunulan tüm bilgeliği bir kenara bırakıp, bir kahve fincanı içine sıkışmış telve öbeklerine bakarak sana gelecek yazma keyfini başkasının iki dudağına bırakmak ne acı! Mademki aklın kendine gelecek yazmaya yetmiyor öyleyse iç bol köpüklü bir kahve otur bak içine, ne diliyorsan gelecekten sen iki dudağının arasından döktür sese söze. “Biz laf olsun diye bakıyoruz, baktırıyoruz, hiç inanmıyoruz ki fal bizim sohbet eğlencemiz” diyenlere de birkaç söz edeceğim ne yazık ki. Siz inanmıyorum diyip neden her fırsatta o fincanı kapatıp birilerinin önüne sürersiniz ki? demek ki aradığınız, duymak istediğiniz bir şeyler var. Ama bilin ki bilinçaltınız o kişiden çok bilgi alıp yerleştiriyor.

Bilinçaltı toprak, dışarıdan gelen bilgiler tohum gibidir. Ekilen verilerin içinde bolca falcı bilgisi var emin olun. Ve ona verdiğiniz duygu ile bilgiler zaman sonra gerçek oluyor, “oldurdu” diyip o kişinin peşine yeniden düşüyorsunuz. Böylece hiç durmadan kendinize engel oluyorsunuz, olduran sizsiniz.

Benim falcım hiç kötü şeyler söylemiyor diyeceksiniz şimdi de.

-İyi nedir? Senin iyin o kadar mı!

-Daha iyisine neden tüm kapılarını kapatıyorsun? Ayrıca bilinçaltın bu iyilikten ne anladı bilmiyoruz.

Uzun lafın kısası fal ve benzeri bilgiler yaşam ve öğrenme gücümüzü başkalarına teslim etmektir. Yarını sen programlarsın, bugünü nasıl yaşarsan yarının öyle olur. meraklı mısın, hep merakta kalırsın.

İlahi sistemde fal bakmak yaşama müdahale kabul edilir. Fal bakan baktıranla aynı kefareti üstlenir. Geleceğe başkasının gözü, sözü ile tohum ekmek ortak bilince müdahale etmektir, kişinin kendi talebi de olsa zarardır. Fal baktıranlar kendi güçlerini kullanmadıkları için tekamüllerinde ve ortak bilinçte boşluk yaratırlar. Yaşam sizin, sahip çıkın. Duymak ve yaşamak istediklerinizi kendinize söyleyin, yazın ve oynayın.

Keyifle yaşamanıza niyeten,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

Yazının devamı...

Çakralar ve Yaşamın Akışı

Bedendeki enerji merkezlerini ifade etmek için kullanılan “çakra” kelimesi Sanskritçede tekerlek anlamına gelmektedir. Yaşam enerjisi ile sürekli saat yönünde dönen bedensel enerji alanlarını ifade etmektedir. Bedende yüzlerce çakra olmakla birlikte genellikle 7 ana çakradan bahsediliyor. Meridyen noktalardan ya da akupunktur noktalarından bahsedersek işte onların her biri de aslında bir enerji merkezi yani çakradır.

Çakralar, bedenin önünde ve arkasında olmak üzere iki uçlu harekete tabidir. Şifa hali için sürekli olarak saat yönünde ve uyumlu bir hızla dönmeleri gerekir. Bu belli yön ve hız şifada olma halidir. Ne zaman ki çakraların dönüş hızı ve yönü değişmeye başlar o zaman enerji akışı bozulur. Bu bozulma ile çakranın kapsadığı alan içinde yer alan her bir organ, doku, damar, vücut sistemleri ve hücrede sağlık sorunları ortaya çıkmaya başlar. Çakraların kapalı olma hali sadece ölüm anındadır, bunun dışında enerji akışı bozulur ama çakra kapanmaz.

Gelelim bu enerji akışının nasıl bozulduğuna..

Taç çakra ilahi sistemle, kök çakra dünya ile bağımızdır ve birbirlerine dikey şekilde bağlı çalışırlar. Diğer 5 çakramız da bedenin önü ve arkasında olmak üzere yatayda iki uçludur. Taç çakra ile ilahi sistemden enerjiyi alır, bütün çakralarda işletir. Kök çakramız ile dünyaya bağlanırız ve magmadan enerji alır, yukarıya doğru tüm çakralarımızda işleterek yeniden taç çakradan ilahi sisteme bağlanırız. Bu akış her bir anın içinde yüzlerce kez ve kendiliğinden gerçekleşmektedir.

Çakralarımızın her bir ucunun temsil ettiği farklı konular vardır. Örneğin 5. çakra, ifade çakramız önde boğaz ve üst solunum yollarını, arkada boyun, ense, fıtık bölgesini kapsar. Ön ucun konuları ifade, anlayış ve anlaşılmak iken, arka uç ifade edemediklerimiz, anlaşılmamak, söylemeyip biriktirdiklerimiz gibi konularla bağlı çalışır. Bu konularda yaşadığımız sorunlar önce enerji akışını bozar ardından da yerini fiziksel hastalıklara bırakabilir. Boyun düzleşmesi, bronşit, faranjit, boyun fıtığı, tiroid, guatr gibi sağlık sorunlarının altında duygusal kaynakları yani ifade problemleri yatar.

Diğer çakralarımızdan da kısaca bahsedelim. 1. çakra, kök çakramız, kırmızı renktedir, kuyruk sokumu ucunda yer alır, dünya ile bağımızı temsil eder. 2. çakra, yaratım çakramız turuncu rengi ile alt karın bölgesindedir, cinsel kimlik ve çözüm merkezimizdir. 3. çakra, yaşam çakramız mide bölgesindedir. Sarı rengi ile yaşamın merkezinde olmak, yaşanmışlıklara ve yaşanmamışlıklara dair biriktirdiklerimizi kapsar. 4. çakra, kalp çakramızın konusu sevgidir. Pembe ve yeşil bir aradadır. 5. çakra ifade merkezidir. Gökyüzü mavisi rengindedir. 6 çakra, parlement mavisi olarak ön tarafında 3. Göz yani sezgiler arka ucunda ise korku, kaygı, endişe temelli çalışan amigdala yer alır. 7. çakra, taç çakramız ilham, mutlak sevgi ve mutlak şifa bağlantımızdır. Mordan beyaza renk akışı vardır. Başa dokunduğu nokta beyazdır.

Bedenimizdeki bu enerji akışını dengede ve uyumda tutmak bize “iyi” hissettirir ve sağlıklı olmamızı sağlar. Bu denge ve uyuma niyeten yapacağınız küçük ritüel ya da eylemlerle ideal enerji akışına dönmeye destek olabilirsiniz.

Her sabah uyandığınızda gözlerinizi kapatıp yukarıdan başınıza, baştan ayağa, ayaktan dünyaya ve sonra dünyadan ayağa, ayaktan başa, baştan ilahi sisteme olan bu akışı hatırlayıp, hissederek dengesine niyet edebilirsiniz. Her duşa girdiğinizde aynı akışı hatırlayıp, bedeninize temas eden suyun bu akışı düzenleyerek ideal hale getirdiğini hayal edebilirsiniz. Kalbinize sinen herhangi bir çakra meditasyonu bulup dinlemek de bir seçenek olabilir. Emin olun ki bedenimizdeki enerji akışını düzenlemek bozmaktan daha kolay!

Sevgiyle,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

Yazının devamı...

Geçmişin Yüklerini Bırakın!

Zaman içinde sürekli biriktirerek ilerliyoruz. Her birikim bir yenisi için bahane oluyor. Yaşamın her bir evresinde geçmişin birikimden kurtulmak için çalışmalar yapılmasını öneriyorum.

Yüklerden arınmaya geçmişin sizi mutsuz eden konuları gözden geçirmekle başlayalım. Konuların görünen kısmından ziyade ne hissettirdiği ile ilgilenmek çözüm için daha önemlidir. Her olayın bir sebebi vardır. Hiç bir şey tesadüf değildir. Olan ve olmayan olayların sebepleri geçmiş, şimdi ve geleceğin yapılandırılmasında oldukça ciddi bir yer tutmaktadır.

Şimdiye kadar yaşamınızda olmayanları belirleyin. “Dilediğim kadar para kazanamadım.”, “Hayatımın aşkını bulamadım.” “Bana en uygun işi bulamadım.” Şeklinde sarf ettiğiniz cümleler olmayanı ifade edenlerdir. Dışarıda değil içeride yani sende olmamasına sebep olan duygunun tanımını yapmak gerekir. Yetersizlik, suçluluk, hak etmeme, değersizlik gibi duygular hem kaynak olur hem de sonuç üretir, isteklerin önünde engel olur.

Herkes çok iyi bir ilişki yaşamak istediğini söyler fakat bilinçaltı çok farklı işler. Örneğin, alt kayıtlarda “Kendi ayaklarımın üstünde tek başıma durabildiğimi herkese ispat etmeliyim” olan bir kişi dilinde ilişki talebi olsa bile bunu yaşayamayacaktır. Ancak görünenle değil görünmeyenle ilgilenmek niyetlerin gerçekleşmesinin engellerini kaldırır.

Tespit çözümün yarısıdır. Her konuda en derinden gelen sesi duymaya çalışın ve tespit edin. Tespitleri yazmak daha fazlasını ve derinini bulmak için yardımcı olabilir. Yazdıklarınızı karşınıza alıp “Geçmiş, şimdi ve gelecekten …………..’nın tüm negatif duygu ve düşünceleri, tüm sebep ve sonuçlarını temizlemeye niyet ediyorum.” diyebilirsiniz.

Para ile ilgili negatif kodları ve inançları temizlemek için “Geçmiş, şimdi ve gelecekten para ile ilgili tüm negatif duygu ve düşünceleri, sebep ve sonuçlarıyla temizlemeye niyet ediyorum.” diyebilirsiniz.

İş ile ilgili negatif kodları ve inançları temizlemek için “Geçmiş, şimdi ve gelecekten iş ile ilgili tüm negatif duygu ve düşünceleri, sebep ve sonuçlarıyla temizlemeye niyet ediyorum.” diyebilirsiniz.

Yepyeni güzelliklerle birlikte olmanıza niyeten,

Sevgilerimle,

Ebru Demirhan

Yazının devamı...

Sen Güçlüsün, Hatırla!

Umutsuz olduğun zamanlar başarılarını hatırla. Yaptıkların için kendini kutla. Her an nefes alıp verme başarısı içindeyiz, hatırla. Aldığın nefes canına can katıyor, verdiğin nefes cana devam ediyor; kutlanması gereken bir durum. Yaşamın her bir zerresinin, anının, hissinin kutlanması gerekiyor.

Neşesiz zamanlarında neşeli olduğun zamanların gülme başarısını kutla. Gülmek, kahkaha atmak anda kalmanın en kolay yoludur. Anda kalmak için bol kahkaha içinde olmak ne güzel bir çözümdür. Neşesiz olmak da bir başarıdır lakin neşeli olmak kadar güçlü değildir. Gülmek için bunca araç varken gülememek senin için yeterli bir başarı ise onu da kutlamak gerekir elbette. Yeter ki anın içindeki başarıyı bul, olumsuz ise olumlusunu hatırla ve başarıyı kutla.

Huzursuz anlarında huzurlu olduğun zamanları hatırla ve o zamanları yaşamayı bildiğin için kendini kutla. Huzuru hiç bilmeyen, yaşamayan var. Sen yaşadığın huzur anlarını hatırla ve sana bunu yaşatanları şükürle an. O zaman huzursuzluğun etkisi kendiliğinden yok olmaya başlayacaktır. Bildiğin, yaşadığın ve kuvvetli olumlu duygu diğerlerini hafifletip yok etme gücüne sahiptir.

Yargıladığın zaman anlayış içinde olduğun anları hatırla. Anlayış derken hayatta her şeyin olabileceği büyük anlayışı kastediyorum. Olası en büyük çerçeveden görmeye çalış anlayışı ki zihnin de sınırlarını yıksın. Yargılamak yargılanacağın anlamına da gelir. Yargısız olmanın ne demek olduğunu ruhun biliyor, izin ver hatırlatsın. Kınamanın olmadığı bir alanda yaşayan ruhuna teslim ol.

Hatırlamanın gücüne güven. İyi ve güzel anların şifasına güven. Ruhunun akışkanlığına izin ver ki hatırlama ritmiyle taçlansın hayat. Sen yaşamsın, yaşamın da sen. Varlığını hatırlaman niyetimle. Sevgilerrrrr …..

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

Yazının devamı...

Anne Olmak Güzeldir

Anne olmak çok güzeldir. Anne olmak için doğum yapmış olmak gerekmez. Kadının içinden gelen, doğasında var olan duygular bütünüdür annelik. Kendiliğinden vardır, kimisi az kullanır kimisi çok. Bir kadın herkesin annesi olabilir. Çocuğunun, eşinin, arkadaşının, tanımadığı öylesine karşılaştığı herhangi birisinin sorunlu anında yanına koşarken, ona sarılırken anaçlık öne çıkabilir. Anne olmak kadın olmanın getirdiği nice güzelliklerden bir kısmını kapsayan kutsallıktır.

Anne olmak kapsayıcıdır. Bağrına basmak, yardım etmektir. Sahip olduğumuz kültürde bazen kendinden vazgeçmek ve yorulmaktır. Karşılık almasa da “O iyi olsun yeter” diyebilmektir. Hoşgörü ile unutmak, affetmek ve yeniden yola devam etmektir.

Anne olmak, ne olursa olsun çocuğunu sevmeye devam etmektir. Başarılı da olsa başarısız da olsa, istediği gibi ya da tam tersi de olsa çocuğunu olduğu gibi kabullenmektir. Olmadığı zaman oldurmanın yollarını aramak, çözümler üretmektir. En iyi için uğraşmaktır. Yeri geldiği zaman hayatı ve insanları akışa bırakmayı öğrenmektir. Annelerin bu konuda geç kalmamalarına niyet ederim.

Anne olmak ışık olmaktır. Şifalı yemekler yaparak besleyendir. Yiyeceklere sevgisini koymayı başarırlar. Şifanın ışığını bedenlerimize böylece yayarlar. Nereye gidersek gidelim özlenecek bir kıvam ve lezzeti vardır o ellerin. Nice erkek evlendikten sonra “Ah annemin yemekleri” diye sızlanmaktadır. Eş anne olunca lezzet değişir J. Tüm annelerin ellerine sağlık.

Anne olmak sağlıkçı olmak demektir. Ateş ne zaman çıkar, ne zaman müdahale etmek gerekir bilmek demektir. Hastalığı sağlığı bir doktor olacak kadar okuyarak tanımaktır. İnce ayrıntılara kadar irdeleyip bir bilene kafa tutmak demektir. “Benim çocuğumu benim kadar iyi tanıyamazsın” deyip doktorun tavsiyeleri yerine bildiğini okumaktır.

Anne olmak Oscar ödülünü belirleyen jüri üyesi olmaktır. O bakış ne anlatıyor, hangi hal ve tavrın altında yalan var bilmek demektir. O gün okul yerine nereye gidildiğini eve gelenin kokusundan anlamak demektir. Söylenmeyenleri duymaktır. Mutluluğu, mutsuzluğu sezmektir. Hatta günlükleri okuyup bilinmemesi gerekenleri bilmektir. Merakı dengelemek, eli kolu kontrol etmektir.

Anne olmak sevmektir. Mutlak bir sevgi ile kucaklamak ve bir daha bırakmamaktır. Sevgi dolu bireyler yetiştirmektir. Çocuklarının seçimlerine saygı duymaktır. Onları sıkarak, bastırarak değil özgür bırakarak sevgiyi yaşamalarına izin vermektir. Annelik söz hakkı tanımak, fikirlere açık olmaktır. Çocuğu mutlu iken mutlu, mutsuz iken çözüm üretendir. Anne olmak çok güzeldir.

Yeryüzünde kadın olarak anneliği doğasında getiren tüm kadınlara selam ve saygılarımla,

Ebru Demirhan

Sosyal Medyada "Bilen İnsan" sayfamızdan takip edebilirsiniz.

www.ebrudemirhan.com

Yazının devamı...

Fobilerden Kurtulmak

Fobiyi kişinin bir durum, canlı ya da nesne karşısında yaşadığı belli bir barajı aşmış yüksek korku olarak tanımlayabiliriz. Zannedilenin aksine fobilerden kurtulmak ve kendimizi iyileştirmek mümkün ve kolaydır.

Fobi uyaranın ne olduğuna da bağlı olarak hayatı oldukça zorlaştıran, sıkıştıran, kısıtlayan ve aynı zamanda yaşamın devamlılığını ve fiziksel sağlığı da tehlikeye sokabilen bir sorundur. Kişinin sosyal hayatını, ilişkilerini, yaşam enerjisini, güven duygusunu ve hatta kariyerini bile olumsuz etkileyebilir. Örneğin asansör fobisi sebebiyle plazadaki iş görüşmesine gidemeyen ya da uçak fobisinden dolayı uzun mesafe seyahat gerektiren pozisyonlarda çalışamayan kişilerden bahsetmek mümkün. Ayrıca köpek, kedi fobisi köpekle, kediyle karşı karşıya gelen insanı camdan atlamaya kadar götürebilir. Yüksek korkular ve fobiler, kaygı bozukluğu ve panik atağa da sebep olabilirler.

Fobiler genel olarak 2 yolla edinilir. İlki doğup büyüdüğümüz çevre ve ortamdaki kişilerin sahip olduğu korkuları sahiplenmektir. Örneğin yılan korkusu olan bir ebeveyni olan çocuğun da yılan fobisi olması beklenebilir. Ya da kişi birebir yaşayıp deneyimlediği yüksek bir korku anı sonucu bu tecrübesini bir fobiye dönüştürebilir. Asansörde kalmak, köpek saldırısına uğramak gibi.

Uçak fobisi, yılan fobisi, topluluk önünde konuşma fobisi, kapalı alan fobisi ve aslında diğer tüm fobilerin altında yatan ölüm korkusudur. Aklımızla böyle olmadığını bilsek ya da zannetsek de korkuların zemini ölümle eşleşir.

Korkuyu sıfırlamak ya da tamamen ortadan kaldırmak çözüm değildir. Eser miktarda korku hayatı güvenle devam ettirmek için gereklidir. Fobilerden kurtulmak dediğimizde bahsettiğimiz yoğun ve yüksek korkuyu ve bunlarla birlikte bedenin verdiği tepkileri dengelemek ve kontrol edilebilir kılmaktır.

Fobinin başladığı ilk anı bulup o zamandan bugüne birikmiş korku ve beraberinde ürettiği diğer negatif duyguları temizleyerek bir bilinçaltı temizlik ile fobiden özgürleşmek oldukça mümkün. O ilk anı aklımızla hatırlayamasak da bilinçaltında kayıtlıdır ve bilinçaltı bizi ona ulaştırır. Bir anda tamamen ortadan kalkabileceği gibi fobiler zaman içinde azalarak da yok olabilir. İyileşme süreci kişiye özeldir.

Sevgiyle,

Ebru Demirhan

www.ebrudemirhan.com

Yazının devamı...

Anlamlı Bir Tatil İçin...

Keyifli bir hafta olması dileğimle herkese merhabalar,

Bütün çocuklar gün saydı ve nihayetinde karne zamanı geldi. Çocuklar tatil bekliyor, bir an önce denizle buluşmak için can atıyorlar. Anne ve babalar ise tüm tatil ne yapacaklarını düşünüyorlar. Gidilecek yaz okulları, eğlenilecek tatiller, yapılacak ödevler, okunacak kitaplar var önümüzde, hadi hayırlısı.

Tatil dönemi çocuklar ve tüm aile için oldukça verimli geçmeli ki ilişkiler için iyi bir yatırım olsun. Ebeveynlere çocuklarının yeteneklerini dikkate alarak aktivite seçmelerini öneriyorum. Çocuklar ebeveynlerin istediği fakat kendilerinin istemediği aktiviteleri yaptıkları zaman çok mutsuz ve saldırgan olabilirler. İlişkilerin yakın ve uzak vadede iyi olması için yeteneklerin ortaya çıkıp ilerlemesine izin vermek iyi bir yoldur.

Her birimiz kendimiz olmak için geldik bu dünyaya. Çocuklarımız da bunun peşindeler. Kendileri olmak için ifade etmeye, seçmeye, yeteneklerini ortaya çıkarmaya ihtiyaç duyuyorlar. Onların akıllarından geçeni anlamak için hassasiyet göstermeliyiz. Onlar gibi düşünmeli ve olaylara onları dinleyerek bakış açılarını anlayarak yaklaşmalıyız.

Atalarımız “Zorla güzellik olmaz” diyerek ne de güzel söylemişler. Ebeveynler çocukları için en iyiyi isterler ve bazen bu isteklerde çok ısrarcı olabilirler. Israrcı olmak çocukları zorlar ve mutsuz edebilir. Bu nedenle ebeveynlerin kendilerini dışarıdan izlemelerini ve bu gözlemde bir de kendilerini çocuğun yerine koymalarını rica ediyorum.

İyi ve kötü tanımlarımız zaman içinde değişiklik gösterebilir. Geçmişe bakın, size bir zaman çok doğru olan bir konuda gösterdiğiniz katılık şimdi çok esnemiştir. Çocuklarımızla ilgili konuların da esneyeceğini bilelim. Elbette ne istiyorsak miniklerimizin güzel geleceklere sahip olması için. Çok temiz niyetlerle yapıyoruz ne yapıyorsak.

Yaz ayı etkinliklerinin sonuçlarının başlangıç niyetleri ile uyumlu olmasına niyet edelim. Miniklerimizle birlikte en keyifli ve verimli tatili geçirmeye niyet edelim. Birlikte büyüyeceğimiz, eğleneceğimiz, birbirimize doyacağımız, yarınlara hazırlandığımız bir tatil olsun.

Bundan sonraki her yıl geriye döndüğünüzde, anıları aklınıza geldiğinde, fotoğraflara baktığınızda yüzünüzde harika bir gülümseme, kalbinizde bir sıcaklık hissedeceğiniz bir tatil olsun, âmin ki öyledir.

Sevgilerimle, Ebru Demirhan

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.