MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Bildiğin her şeyi baştan öğrenmek...

28 senede kıyafete, çanta ve ayakkabıya ne kadar para yatırılırsa o kadar yatırdım. Babama göre çula çaputa harcadım. Babam, dünya iyisi harika bir adamdır. Ama piyasadan pek haberi yoktur. Mesela faturayı görürdü atıyorum ayakkabıya 300 tl vermişim. 'Kaç çift aldın? İyi uzun bir süre almazsın.' derdi... Yani ona göre dünyanın belkide en gereksiz harcamaları bunlar. Lise döneminde bir gün çok alışveriş yaptığım için evden kovulmuşluğum var. Hayır tabi ki evden gitmedim.. Her şeye rağmen alışverişe yıllarca devam ettim. İşe başladım ve bu durum dahada önüne geçemediğim bir şekil aldı. Ne dolaplar yetiyordu, ne çekmeceler.. Marifet mi? Kesinlikle hayır.

Sonra Ali Mirza doğdu. Yahu sen o kafayı yemiş insan nereye gittin Allah aşkına? Bu sefer nefes almadan sadece ona alışveriş yapmaya başladım. Bir oyuncağa gözüm kapalı 300 tl verirken sosyal medyada kendim için olabileceğini düşündüğüm her hangi bir parçaya 50 tl olduğu için 'Yok artık! Çıldırmış bunlar!' diye tepkiler vermeye başladım. Saatlerce avm dolaşan, kabinde 40 parça kıyafeti çıt çıkartmadan deneyen ben yetişkin mağazalarında nefes alamamaya ve hiç bir şey bakamamaya başladım. Hani insanlar ölmeden önce böyle elini ayağını çekermiş her şeyden. Bir dönem onu düşündüm. 'Allah'ım alışveriş yapamıyorum ölecek olabilir miyim acaba?' diye korkmaya başladım. İnanın doğum yaptığımdan beri kendime hiç bir şey almadım diyebilirim. Zaten yılların birikimi var dolabımda gayet onlarla ömrümün sonuna kadar gelebilirmişim onu anladım.

İlerleyen günlerde bana bir aydınlanma geldi. 'Ben yıllarca kendime alışveriş yapmış bir hastayken aylarca bir şey almadan yaşadığıma göre Ali Mirza'ya da bu kadar harcamayabilirim.' dedim. Başarabildim mi? Şu an için pek sayılmaz. Ama yinede elimden geldiğince minimuma indirdim bu durumu.

Evlat değişik bir şey. Sana yıllarca anlatılan her şeyi duymaz ve görmezden gelebiliyorken, bildiğin doğrulardan asla şaşmıyorken öyle şeyler yapıyor ki.. Sen farkında olmadan hatalarını düzeltip doğru yolu buluyorsun. Kim kimi büyütüyor bu durumda? Ali Mirza'nın hayatımda değiştirdiği yüzlerce şeyden sadece bir tanesi bu. Yıllarca herkesin değiştirmek için uğraştığı bir şey hemde. Birlikte büyüyoruz işte. Ben ona hayatı öğretirken o bana doğruları öğretiyor. Sanki az daha aklı başında olsa, biraz daha lafını dinleyebileceğimi düşünse alıp beni karşısına 'Saçmalama anne kendine gel!' diyecekmiş gibi. İşin garip yanı onu yapsa bende 'Çocuk haklı gerçekten saçmalıyorum.' diyecekmişim gibi hissediyorum. Herkesin huzurunda en çok anne ve babamdan yıllarca onları hiç bir konuda dinlemediğim için özür diliyorum. Bugün 26 aylık bir çocuk hatalarımı düzelttiği için biraz şaşkın olabilirler... El ele vermiş bir yolda gidiyoruz işte. Ondan öğreneceğim çok şey var. Allah ayırmasın. Amin...

https://www.instagram.com/elifyetgil/

Yazının devamı...

Dikkat! Bu evde lohusa var!

Haftalarca süren hamileliğiniz bitti. Artık içinizde sizi tepen minik dışarıda. Zaten bunu bekliyordunuz ve istediğiniz oldu. Kime benziyor? Tabiki annesine. Yani öyle olmasa bile annesine! Çünkü annesi bir lohusa ve içinde olduğu ruh halinin henüz farkında değil!

Ali Mirza gerçekten bana benziyor şimdi hakkını yemeyelim. Eşime benzese ne olurdu? Tabiki bir şey olmaz ama o anda bunu sağlıklı düşünebilecek kapasiteye sahip değilsiniz. Hastane odasında gelen giden, şenlik, kalabalık... Her gelen 'Aynı sen!' diyor. 'Allah'ım bin şükür!' İnsanlar öyle söyledikçe yataktan kalkıp 'Evet be!' diyerek yerime geri yatmak istiyorum. Farkında değilim ama lohusayım ve o garip, tarif edilemez hisler aslında daha o andan itibaren yakama yapışmış. Tüm gece hastanede emzirmeye çalışmakla geçti. Her yolu deniyorum yok olmuyor gibi hissediyorum. İçimde hep 'Eve çıkalım daha rahat olurum, hallederim..' düşüncesi.. Neyse eve geliyoruz ve...

Tabi ki ben bir pantere dönüştüm. Yahu insan öz annesine güvenmez mi? Yok bildiğiniz güvenemiyor. Kayınvalide kısmına geçmiyorum bile. Sanki herkes (eşim dahil) bebeğe zarar verebilir. Bir kere en başta güzel tutamıyorlar gibi. Uyumam lazım biliyorum çünkü perişanım ama hayır uyursam bebeğe bakamazlar. Ağlar ama beni uyandırmazlar. Gece oluyor. Bekliyorum başında. Nefes alıyor mu? Göğüs kafesi hareket ediyor tamam. Biraz uyuyabilirim. Bir anda fırlıyorum yataktan yine bakıyorum tamam iyi. Saate bakıyorum 20 dakika uyumuşum sadece. Emzirmem lazım ama sütüm yok! Vicdanım, içim param parça alıyorum kucağıma yine bir deneme. Doydu mu? Bilmiyorum! Ne yapıyorum? Valla onu hiç bilmiyorum. Kucağımda bebek geceler birbirini kovalıyor. Diyorum ki; 'Neden yaptım?'.. Ama bunu kimseye sesli söyleyemiyorum. Bir yandan böyle düşündüğüm için kendimden nefret ediyorum. Yaşadığım vicdan azabının ve korkunun sözle izah edilebilecek bir tarifi yok. Her bebeğe baktığımda 'Ben şimdi ne yapacağım?' diyorum. Sonra diyorum ki 'Allah'ım gerçekten öyle demek istemedim! Valla kötü bir niyetim yok!'.. İçinden çıkmak istedikçe tekrar dipsiz bir kuyu gibi içine giriyorum bu ruh halinin. Her zaman söylerim bana bir kişi anlatmış olsa belki bu kadar ağır yaşamazdım. 'Ben bunları yaşadım haberin olsun' dese belki bu kadar yetersiz hissetmezdim kendimi. İnsan hayatında en sevdiklerinden nefret eder mi? Ediyorum o günlerde. Eşim zaten eve gelmese bayram ederim o haldeyim. Herkesin her yaptığı hareket liğme liğme kemiklerime kadar batıyor. Yapılan hiç bir espri komik gelmiyor. Aksine 'Halimize bak hala espri yapıyorlar!' diye içimden geçiriyorum. Boş bulduğum her an ağlıyorum ve en komiği sık sık anneme 'Lohusa depresyonu belirtim yok değil mi?' diye soruyorum. Aldığım cevap hep aynı 'Yok ya iyisin yani normal.'..

Değilmişim. Hiç iyi değilmişim. Bunu çok sonradan fark ediyorum. Yaklaşık 2-3 ay süren bu enteresan olaylar zincirlemesi bitiyor. İçinden çıkıp arkama dönüp bakıyorum. Ayol ben bildiğin delirmişim. Kimse bana söylememiş. Yazdıklarım yaşadıklarımın milyonda biri diyebilirim. Hepsini yazsam satırlar yetmez inanın.

Bunu okuyan sevgili hamile, lohusa... Bu durum bitecek emin ol. Bak ben kefilim.. Bitmezse bul beni ben bitireceğim sendeki o gereksiz ruh halini. Söz veriyorum. Herkesten yardım iste. Annene, eşine, kayınvalidene aklına kim gelirse ahtapot gibi yapış. Rica ediyorum bol bol uyu. Hiç merak etme bebeğine kesinlikle bir şey olmaz. Onun en çok senin pozitif haline ihtiyacı var. Sen mutlu, enerjik ve keyifli ol ki o da senden güç alsın. Unutma! Tek bir annesi var ve oda sensin! Dünya üstündeki en güçlü anne sensin...

https://www.instagram.com/elifyetgil/

Yazının devamı...

Elif nasılsın? Hamileyim!

Tam olarak başlıkta belirttiğim gibiydi. Evet hamileydim! Evet planlıydı! Ama olsun belirtmem lazımdı. 2 yıl boyunca 'Çocuk ne zaman?' sorularına cevap olarak ağzını açana hamile olduğumu söylemeliydim. Hani öyle ki sormasalar bile söylemeliydim. 2014 yılı güzel bir bahar günü. Test sonucunu aldım pozitif. Aile, eş, dost derken cümle aleme hızlıca duyurdum. Dünya üzerinde bulunan ilk hamile değildim belki ama olsun. İnsan nedendir bilinmez öyle bir ruh hali içine giriyor.

Sonra başladı klasik araştırmalar ve konuşmalar. Bebek arabası, kanguru, puset, doktor, hastane, doğum, süt, uyku... Bu liste uzar gider.. Bebek arabası hafif olmalı aynı zamanda güvenli ve içinde rahatça uyuyabilmeli. Neden? 'Canım biz çok gezen bir çiftiz yani gece 03.00 sularında eve giriyoruz. Bağdat Caddesi senin Caddebostan Sahil benim. Çocuk bize ayak uydurmalı yani. Ben öyle vik vik yetiştiremem hiç.' Kanguruda almalıyım geziyoruz biz çılgınlar gibi anlıyor musun? Sonuçta bu bebek bir yetişkin gibi davranmak zorunda ve nasılsa ağlama hakkı yok. Zaten yeni doğduklarında hep uyuyolarmış... Anne yanı beşiği almayı düşünüyorum ama kesinlikle sallanmamalı. Ay bana sallanma özelliği olanları göstermeyin! Biberon almam ya anne sütü en önemlisi. Yani sütüm zaten fışkırır benim mememe öyle güveniyorum! Başta annem kalabilir bizimle bebeğin kırkı çıkana kadar kalsa yeter. Sonra zaten gelen giden biter normal hayatımıza döneriz. Zaten kesinlikle normal doğum istiyorum. Toparlanmam kolay olur. Annem için 40 gün bile fazla. İsim olayı çok karışık. Tabi ki ortak karar veririz ama yani ben Ali Mirza istiyorum. Hastane odasını süslerim ama fazla abartmam yani bir kaç hediyelik, biraz süs yeterli.

Daha neler neler... Bunlar oldu mu? Tabiki hayır! Ben 26 aylık süreçte neler yaşadım? Tecrübelerim, mutluluklarım, hüzünlerim, göz yaşlarım... Bu köşede hep birlikte bunları okuyacağız. Tek bir şeyden emindim ve gururla söyleyebilirim galiba başardım! Mutlu bir çocuk yetiştirmek istiyordum. Az ağlayan, azla yetinebilen... Çok şükür.

Hoş geldin diyen herkese yürekten bir; Hoş buldum...

https://www.instagram.com/elifyetgil/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.