SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Çocuklarınıza Kulak Verin!

.

Milliyet Haber

Farklı olanı kabullenmenin ilk adımı empati. Sizlerden ricam eleştirel yanınızı cebinize koyun ve sonuna kadar tüm ebeveynlik duygunuzla kendi çocuğunuz ile yapılmış bir röportaj gibi okuyup bir gencin neler yaşadığını öğrenmeye çalışın. Hem kim bilir belki yıllar sonra aynı röportaj sizin çocuğunuz ile yapılacaktır.

21 Mayıs Salı akşam üstü saat 17.00 suları. Anlaştığımız gibi Şafak bize geldi. Bende merak, heyecan, endişe ve bir sürü şey daha… Kapıyı açtım ve başlarda elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen, biraz utangaç, biraz tedirgin bir delikanlı. Öyle sandığınız gibi gözler fel fecir okumuyor. Çakallık desen bu çocuğun yanından geçmez. Benden tam 11 yaş küçük. Pırıl pırıl ama gerçekten pırıl pırıl bir çocuk. Ben karşımda hafif asi, biraz ağzı bozuk birini görmeyi beklerken edebi ile beni şaşkına uğrattı. Şafak 18 sene Van’da ailesi ile yaşamış. Zorlukları, ailesinin kabullenmemesi, şiddet aklınıza ne gelirse başına gelmiş. Ama kendinin bile farkında olmadığı olayın çok dışında bambaşka bir detay olarak o ailenin ve içinde büyüdüğü kültürün etkisi ile öyle terbiyeli bir çocuk olmuş ki bunu tanımadan anlamanız imkansız.

Konuşurken bıyık altı tatlı bir gülümsemesi var. Bıyık altı sözü erkekler için kullanılırdı değil mi? İnanın karşımda hiçbir şekilde henüz hormon tedavisi vs. görmemesine rağmen bir erkek bedeni vardı. Elleri, yüzü, çıkık damarları, ayakları.. Evet inceledim hem de oturduğu süre boyunca inceledim. Hani tavrını, tarzını, oturup/kalkmanı erkek gibi kendin yaparsın belki ama vücut dinamiğin kadındır bu öyle bir şey değil.

Tanıyanlar çok iyi bilir sokaktan hiç tanımadığım insanları bile evime davet ederim yeri geldiği zaman. Nefes alan hiçbir canlıya karşı cinsiyeti, kökeni, inancı yüzünden ön yargım olmadı. En azından ben öyle sanıyormuşum. Ben bile gelecek kişinin hafif asi, biraz ağzı bozuk olabileceğini düşünebiliyormuşum demek ki. Önyargının dibi. Beni utandırdığın için ekstra teşekkür ederim. Şimdi fikrinizi değiştirmeniz için değil sadece ebeveyn olarak kim bilir belki çocuğunuzun farkına varmanız için buyrun Şafak ile olan röportajımıza;

Nasıl anladın, kendini kaç yaşında tam olarak keşfettin?

Ben kadın bedeninde bir erkek olduğumu tam olarak 5-6 yaşlarımda anladım. Bu cevaba genel olarak inanmayanlar oluyor. Fakat zaten araştırmalara göre bir çocuk cinsel kimliğinin farkında 3-4 yaşlarında varır. 4 yaşına gelen bir çocuk toplumda kadın erkek ayrımı yapabilir. Yaş ilerledikçe kızlar kızlarla, erkekler erkeklerde birlikte vakit geçirmeye başlar ve çocukların cinsel kimliği belirginleştikçe, altını çizerek söylüyorum, toplumsal normlara göre renk tercihleri, oynayacağı oyuncak tercihleri şekillenmeye başlar. Tam bu evrede aslında kızların oynadığı oyuncaklar yerine erkeklerin oynadığı oyuncaklara yönelip, yine erkek kuzenlerimle takılırdım. Biraz da yaşadığım coğrafyadaki cinsiyetçilik yüzünden kimliğimin farkına erken vardığımı düşünüyorum çünkü bana erkeklerle takılmamam gerektiği söylenir, elime oynamam için oyuncak bebekler verilirdi. Bu durumu tuhaf karşıladığım sıra altı yaşındaki kuzenimin penisini görmem ile kafama dank etti; ben de bir eksiklik vardı.

Altı yaşında okula başlamam ile birlikte durum benim için daha da zorlaşmaya başlamıştı çünkü asla bedenime ve bulunduğum ortama adapte olamıyordum. Bana söyleneni yapıp istedikleri şekilde davranmaya, duygularımı gizlemeye karar vermiştim. Düzeleceğimi düşünüyordum. Daha doğrusu düzelmem gerektiğini düşünüyordum çünkü çevremdeki kimsede böyle bir sorun göremiyordum. Anlamlandırmaya çalışıyordum bir şeyleri. Her gece uyumadan önce sabah uyandığım zaman erkek olacağıma inanır, sabah uyanınca yine akşama kadar dua ederdim. Utana sıkıla. Çünkü bedenime ait olmamakla beraber çocukluk aşklarım kızlar oluyordu ve bu durum beni utandırıyordu. Dua ederken mahcup bir şekilde özür dilerdim, sanki böyle hissetmek benim suçummuş gibi.

Bu hayallerle yatıp kalkarken ‘Gökkuşağının üstünden atlarsan cinsiyetin değişir.’ sözünü duymam üzerine, gökkuşağının çıktığı bir gün dağa tırmanmıştım. Gökkuşağına ulaşamayınca, eve dönerken cinsiyetimin değişmesi durumunda anneme açıklama yapamayacağımı düşünerek kendimi avuttuğumu hatırlıyorum.

Bak anne Elif olarak soruyorum şimdi :) Tam bir anne tepkisi çünkü bu; 'Bunun bir şımarıklık, dikkat çekme çabası veya ergenlik döneminde yaşanan duygu karmaşaları olmadığını nasıl anladın? Hangi aşamada emin oldun?'.

Transseksüellik bir cinsel kimlik ve kimse ergenlik döneminde olsa dahi kimliğinin ne olduğunu sorgulamaz ki. Çünkü kimlik bizlere zaten 3-4 yaşlarındayken henüz, yerleşen bir şeydir. Nasılsa siz kadın olup olmadığınızı sorgulamıyorsunuz ve ileride cinsiyet değiştirip erkek olmadığınız için pişmanlık duymayacaksanız, ben de aynı şekilde kimliğimi beden cinsiyetimle uyumlu hale getireceğim, halk diliyle cinsiyetimi değiştireceğim için pişmanlık duymam. Ha, bu bir kimlik değil de yönelim olsaydı, yani ben bir eşcinsel olsaydım o zaman bir yönelimden diğerine geçiş sağlayabilir, kafa karışıklığı yaşayabilirdim. Aynı zamanda kimsenin dikkat çekmek için böyle bir şey yapacağını aklım olmuyor. Neden ailemin beni reddecek olmasını göze alayım ki sırf dikkat çekmek için? Yalnızca aile değil, toplumun her alanında tepki çekecek, dışlanılacak bir duruma özenileceğini düşünmek saçma.

Ben bunu bir rahatsızlık olarak görmüyorum ama okuyan kişiler için çok halk dilinde bir soru sormam lazım vereceğin cevabı biliyorum fakat; 'Bunun bir tedavisi yok mu?'...

Tedavi etmek hastalıklar için kullanılan bir tabir ve transseksüellik tabii ki hastalık değil. Sonuç olarak ceninin anne karnında oluşumunun ikinci ayında, dünyada bin bebekten altısı beyni erkek, bedeni kadın ya da beyni kadın, bedeni erkek olarak doğuyor. Yani daha anlaşılır konuşmak adına şunu söyleyebilirim; Her memelide yavrunun başlangıçtaki cinsiyeti dişidir. Hatta erkeklerde de meme ucunun bulunmasının sebebi budur. Tam bebeğin anne karnında oluşumunun ikinci ayında beyin erkek oluşurken beden dönüşümünü tamamlayamayarak kadın oluşur, ya da beyin kadın iken beden dönüşerek erkek oluşur.

Yani ben kadın hormanlarına, kadın cinsel organına sahip iken buna zıt olarak erkek beynine sahibim. Bazı insanlar östrojen hormonu alarak kadın gibi hissedebileceğimize inanıyor. Fakat benim hormonlarımda bir sıkıntı yok ki. Ben kadın bedenindeyim zaten. Hormon almak daha fazla kadınsı gömrünmeme sebep olur, kadın gibi hissetmemi sağlamaz ki. Şöyle bir örnekle açıklayabilirim; Bazı kadınların testesteron hormonunun ağırlıklı olması yüzünden, yüzlerinde sakallanmalar mevcut olabiliyor. Bu kadın hastaneye gidip östrojen hormonu aldığı zaman ne olur? Daha kadınsı bir yüze sahip olur. Peki östorjen alması kadın gibi hissetmesine sebep olur mu? Hayır. Sakalları varken, yani testesteron oranı yüksek iken erkeksi hissediyor mu? Hayır. Demem o ki; Hormonlar kişinin hangi cinsiyette olduğuna karar vermez.

Yine bu durumu yetiştirme tarzına bağlayan insanlar olabiliyor. Hatta zorladığım takdirde kadın gibi hissedebileceğime inananlar da var. Son iki seneye kadar kendimi inanılmaz kadın gibi hissetmeye zorladım. Bu durum benim için bir artı olmadı ki hiçbir zaman. Kadın gibi hissetmem ya da bu şekilde cinsiyet değiştirmeden yaşamam mümkün olsaydı neden bu kadar zor bir yolu seçip ailemi, arkadaşlarımı, barınma hakkımı ve daha birçok şeyi kaybetmeyi göze alayım ki? Herhangi bir erkek ya da kadın bir günlüğüne de olsa kendini karşı cinsiyettenmiş gibi hissetmeye zorlayabilir mi? Peki zorladığı takdirde karşı cinsiyetten olabilir mi? Tabii ki hayır. O zaman neden beyin cinsiyetim erkek iken benden ömür boyu kadın gibi hissetmemi bekliyorlar?

Herkesin inancı kendine ama başta söyledik bu net bir röportaj olmalı.. Olayın dini boyutu ile ilgili ne düşünüyorsun?

Toplumumuzun transseksüelliği kabullenmemesinin başında din geliyor ve sanırım cevaplamaya en çok heveslendiğim soru da bu. Çünkü aslında Allah’ın yaratmış olduğu ben ve benim gibi insanları kabullenmiyor ve bizleri Allah’ın yarattığını inkar etmek ile suçluyorlar.

İslam dininin transseksüellik hakkında bir hükmünü bulamadım. Bakın eşcinsellik demiyorum transsekssüellikten bahsediyoruz lütfen karıştırmayın. En fazla bazı alimler doğru olmayan yorumlarda bulunmuş ki İslam dininin böyle bir konu hakkında kesin bir hüküm vermemesi durumunda bizler insan aklıyla kesin bir şekilde doğrudur ya da değildir diyemeyiz. Ben sadece cinsiyet değiştirmenin günah olduğunu düşünen insanlar için bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

Zamanında yapılan otopsiler sonucu gerçekten de bir insanın bedeni ile beyninin farklı cinsiyetlerde olduğu görülmüştür. Ne yazık ki anne karnındayken en azından şimdilik bir bebeğin transseksüel olduğu saptanamıyor. Bu durumda ben ve diğer transseksüeller cesaretimizi toplayabilirsek eğer, kalkıp ‘Bunca zaman sustuğum yeter! Ben gerçekten bu bedene ait değilim ve bu şekilde yaşayamıyorum.’ diyerek insanları buna ikna etmeye çalışıyor ve zor durumda kalıyoruz. Cinsiyetin yaratılışa değil, yetiştirilme tarzına bağlı olarak şekillenip, değişebileceği teorisini savunan Doktor Money’in bu teorisi 1980 yılında çürümüştür ve ne yazık ki 39 yılın ardından bizler hala beyin cinsiyetimizin yetiştirilme tarzına bağlı olarak değiştirilmesinin mümkün olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Öyle olsa, çocukluğumda henüz erkeksi davranışlarımı fark eden ailemin 15 yıl boyunca beni kadın gibi yetiştirme çabaları sonuç verir ve ben kadın gibi hissederdim, değil mi? Ee, sonunda benim bile Van gibi bir yerde, toplumun tüm baskılarına rağmen kendimi, benliğimi inkar edemeyip ailemi bile karşıma alabilmiş olmam kadın gibi hissedemeyeceğim içindi. Hani Şahika Yüksel’in bir sözü vardır; Transseksüeller böyle doğar, böyle yaşar ve böyle ölür.

Bu durumda geriye beynimi çıkarıp yerine kadın beyni takılması falan gerekiyor herhalde. Bu da mümkün olmadığı için, yani toparlamak gerekirse beyin cinsiyetimi beden cinsiyetime adapte edebilmem mümkün olmadığı için, bana kalan tek şey beden cinsiyetimi beyin cinsiyetime adapte etmek. Yani cinsiyet değiştirmek.

Ki, Müslümanların çoğunlukta olduğu Türkiye’de trannsseksüel bireylerin cinsiyet değiştirmesine izin verilirken, 6-8 aylık psikiyatrist görüşmelerinin sonucunda ‘Ruh sağlığı açısından cinsiyet değiştirmesi zorunludur.’ raporu göz önünde bulunduruluyor. Yani bizim keyfi bir şekilde cinsiyet değiştirmemiz imkansız. Biz Allah’ın bize vermiş olduğu hisler doğrultusunda davranıyoruz, kimseye bir zararımız yok ki.

Ve son olarak Şeriat ile yönetilen İran’da bile cinsiyet değiştirmek için en iyi hastaneler bulunmakta. Sizce İran gibi bir ülke buna normal şartlarda izin verip, olanak sağlar mıydı?

Bir erkek annesiyim ben de biliyorsun. Benim başıma gelmez mantığı çok yanlış. Bundan yola çıkarak tüm samimiyetimle soruyorum, ebeveynler bu farklılığı en erken kaç yaşlarında anlar ve çocuk kendini tamamen gizliyorsa eğer farklılığı nasıl keşfedebiliriz?

Benim transseksüelliğin ne olduğu anlatmak istememin en büyük sebebi de insanları bilinçlendirip, böyle bir durumla karşı karşıya geldikleri zaman en azından konuya hakim olabilmelerini sağlamak. Dünyada bin kişiden altısı transseksüel doğuyor, bizler bunu değiştiremeyiz. Bu durum ne çocuğun ne de ailenin suçu değil ki. Sonuç olarak ailelere de yüklenmek doğru değil çünkü kimse kalkıp böyle de çocuklar var demedi ki insanlara. Ben bunu hayatımın sonuna kadar haykırmak istiyorum. Anneler babalar ve anne, baba adayları lütfen dinleyin; böyle de çocuklar var. Kimse çocuğunu cinsiyeti için sevmez ki. Çocuğu olduğu için sever.

Ne zaman anlayacakları konusuna değinecek olursak bu bir cinsel kimlik olduğu için henüz 3-4 yaşlarındayken bile fark edilmesi mümkündür fakat sonuç olarak toplumun yerleşmiş normları olduğu için çocuk bedeni ile beyni arasında uyuşmazlığı fark ettiği an kendini gizleyecek, topluma göre yanlış olduğunu düşünerek hareketlerini topluma göre ayarlamaya çalışacaktır. Bana çocukken erkek gibi davranıyorsun dediklerinde dışlanılmaktan korkup utanır sıkılır ve kendimi feminen davranmaya zorlardım ama eninde sonunda bu şekilde rol yaparak yaşayamayacağımı anlayıp kendim olmaya karar verdim. Aileler bunu hisseder ama hep üstünü kapatmaya çalışırlar. 'Yolunda gitmeyen bir şeyler var' hissi sizi kaplamaya başladıysa bilin ki yanılmıyorsunuzdur.

Peki piyasada hepimizin az çok kulağında olan isimler var ve bazı aşırılıkları yüzünden tercihlerine saygı duyma aşamasını maalesef geçmiş durumdayız. Sizin bu kişilerden farkınız tam olarak nedir?

Kendilerini eçsinsel diye tanıtan ve linç yiyerek yükselen aşırı tipleri kastediyorsunuz sanırım. Öncelikle ben eşcinsel değilim. Eşcinsellik bedeninden memnunken hemcinsine ilgi duymak iken transseksüellikte mesele birinden hoşlanmak değil, içerisine doğduğu bedene ait olmamaktır. İlk cümlede bahsettiğim insanların bizleri aşağıya çekmekten başka bir işe yaradığını düşünmüyorum. İstediğim bedene geçmem bile bu kadar zor iken sokakta özgürce sevişmeyi savunan bu tiplerle aynı kefeye konulmak istemiyorum. Ve kesinlikle topluma kendilerini anlatamadıklarını, aksine toplumun nefretini körüklediklerini ve heteroseksüelleri dışlayarak yükseleceklerini düşünmelerinin boş olduğunu düşünüyorum. Olan bizim gibi insanlara oluyor, onlar çıplak gezip, sokakta özgürce sevişme haklarının peşinden koşadursunlar.

Saygı görmek istiyorsunuz, her insan gibi çok haklısınız. Ama görmek istediğiniz saygı kadar göstermediğinizi hissediyorum bazen. Bu belki toplum tarafından kabul edilmeyişiniz ile ilgili bir baş kaldırı, belki insanlara kendinizi en doğru şekilde ifade etmeye çalışmaktan kaynaklı bir yorgunluk. Sence de biraz asi, sinirli ve hayattaki bir çok şeye fazla tepkili değil misiniz?

Kendim için söyleyeyim; ben saygı görmekten daha fazlasını istiyorum. Hani şey derler; bir şeyi kabullenmeyebilirsin ama saygı duymak zorundasın. Ben kabul görmemizi ve toplumun bizleri benimsemesini istiyorum. Çünkü bizler yanlış değiliz, bizler farklı bir tür de değiliz. Sadece ait olmadığımız bedende dünyaya gelen ve ne olduğunu inanın bizler de anlamdıramayan insanlarız.

Bu soruyu sorarken genel olarak LGBT’lileri kastediyorsunuz muhtemelen. Ben de aynı düşüncede olduğum için kendi mücadelemi bireysel bir şekilde veriyorum zaten. Sırf LGBT içerisinde yer alan transseksüel kimliğine sahibim diye onları eleştirmezlik yapamam. Topluma bu durumu açıklamadan isyan ederek ya da başkaldırı göstererek bir yere varamayız ki. Bu konuda herhangi bir bilgisi olmayan bir insan Onur Yürüyüş’ü gösterileri sırasında öpüşen iki erkek gördüğü zaman demez mi ‘Ne oluyor?’ diye. Kimse kimsenin aşkına, öpüşmesine elbette karışma hakkına sahip değil fakat bunu insanların gözüne sokacak şekilde yaptığımız takdirde kabul görülmeyi nasıl bekleyebiliriz? Bu toplum henüz kadın ve erkeğin bile sokakta öpüşmesine karşı geliyorken bu durumu ‘Aa öpüşüyorlarsa demekki gerçekten gaylik vardır.’ diye nasıl karşılayabilir ki? Sonuç olarak Türkiye’nin anlayacağı bir şekilde açıklama yapma yoluna gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. Toplumun kötü yanlarını bahane ederek onların nefretini inatla körükledikçe, haklıyken haksız duruma düşüyoruz. Bizim sokakta öpüşme hakkımızdan önce insan gibi yaşama hakkımız var ve lütfen kimse sokakta rahatça öpüşecek diye benim ve farklı LGBT bireylerinin diğer haklarımızın elimizden alınmasına sebebiyet vermesin.

Peki öyleyse artık röportajımızı bitirelim. Benim için seni tanımak inanılmaz keyifli ve güzeldi. En önemlisi eşcinsellik ile transseksüellik arasındaki farkı bana ve okuyanlara detaylı olarak anlattığın için teşekkür ediyorum. Yolun açık olsun güzel çocuk...

Ben teşekkür ederim. Umarım açıklayıcı cevaplar verebilmişimdir. Bir kişinin bile önyargısının kırılması benim için çok önemli. Biliyorum ki bu transfobikliğin sebebi insanların eşcinsellik ile karıştırması, detayları bilmiyor olması ve ben sonuna kadar kendimi/bizleri açıklamak için mücadele edeceğim.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. 'Yokun İmtihanı'...
  2. Çocuklarınıza Kulak Verin!
  3. Bir Down Hikâyesi; İnci ve Süreyya
  4. Tasarımdan Anneliğe, Gönül Kolat Susam
  5. Doğumdan Sonra Kendini Unutan Annelerin En Yakın Dostu Feride Güner...
  6. O da Bir Anne! Ebru Sever Türk...
  7. Ne Festival, Ne Alışveriş; Bu Sefer Karşınızda 'Anne Zeruj!'...
  8. Anne Sen Queen misin?
  9. Bir Dakika Bekleyin, Bana Rahat Battı!
  10. Esprisine Gülünmeyen Anne!

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.