MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

İş Hayatında İlham Olanlar

Esra Beyzadeoğlu – Alternatif Bank Bilgi Teknolojileri, Dijital Bankacılık ve Operasyon’dan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

Mesleğim gereği farklı sektörlerden profesyoneller ile iletişim halindeyim. Birçok farklı profesyoneli gözlemliyor, takip ediyorum. Sektörlerin çalışan profilleri açısında dinamikleri birbirinden farklı olabiliyor. Bu anlamdafarklı sektörleri incelediğimizde kadın/erkek oranlarının farklılık gösterdiğini de görebiliyoruz. Bilgi Teknolojileri ve İletişim sektörü erkeklerin hakim olduğu bir sektör. Kadınların sayısının az olduğu bu sektörde bir kadın liderin kariyerini konuştuk.

?

E. Beyzadeoğlu: Eğitimci bir ailenin iki çocuğundan küçük olanıyım ve 1978 doğumluyum. 1995 yılında İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden 2000’de de Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. 2013-2015 yılları arasında Sabancı Üniversitesi’nde MIT Sloan School of Management ile ortak bir program olan Executive MBA İşletme Master’ı yaptım. Yeni şeyler öğrenmeyi seven, azimli, yoğun tempoda çalışan ve genelde hayatı son derece pozitif bakışla yaşamaya çalışan biri olduğumu söyleyebilirim. Aynı zamanda 9 yaşında bir erkek çocuk annesiyim.

Teknoloji deyince insanın aklına ilk önce yazılım veya donanım gelebiliyor ama esasen iyi yazılımların ortaya çıkması için en temel şey; ihtiyaç, süreç ve iş analizinin doğru yapılmasıdır. Ben endüstri mühendisliği eğitimi aldım. Öncesinde lise eğitimim de disiplinli ve ağırdı. Üniversitem de Fransızca ve kültür yaklaşımlı öğrenci yetiştiren farklı bir eğitim yapısındaydı. Eğitim sürecimde gördüğüm ve edindiğim disiplin aslında hiç bilmediğim konulara bile nasıl yaklaşacağımı öğrenme ve analiz etme zenginliğine beni kavuşturdu. Endüstri mühendisliği sistem kurmak üzerine gelişmiş bir disiplindir. Sektör bağımsız olduğunuzdan tüm girdiyi çıktıyı en optimize ve ihtiyaca hizmet edecek deneyimle kurgulamayı öğrenirsiniz. Gelinen noktada, bankalarda teknoloji süreçleri de deneyimleri en iyi kurgulayanların, süreçleri fonksiyonel olarak en iyi bilenlerin daha başarılı olduğu yerler haline geldi. Bu sebeple fark yaratmak için illâ teknoloji veya yazılım alanından gelmenin gerekli olmadığına inanıyorum.

E. Beyzadeoğlu: 19 yıldır, bankaların teknoloji organizasyonlarında gerek banka çalışanı gerek danışman olarak çalışıyorum. Her bir tecrübemin şu andaki konumuma katkısı olduğuna inanıyorum. Osmanlı Bankası’nın teknoloji organizasyonuna bankanın verdiği MT İş Analisti (Yönetici adayı) eğitimi sonrası başlamaktan tutun da, kamu bankalarının yeniden yapılandırılması kapsamında Ziraat Bankası’nın yeni ana bankacılık uygulamalarının geliştirilmesindeki ana ekipte olmaya, Accenture gibi global bir danışmanlık firmasında İş Bankası, Yapı Kredi gibi ülkemizin en önemli bankalarına proje geliştirmeye kadar hepsi benim için çok kıymetli. Yaklaşık 1,5 yıldır danışman banka anlayışıyla öne çıkan ve müşterilerine butik hizmet sunmaya özen gösteren Alternatif Bank’ta bambaşka heyecanlar yaşıyor, yönetim ekibimizin desteğiyle ve ekip arkadaşlarımla başarılı projelere imza atmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Bunlar olurken sadece kadın olduğum için bir engelle karşılaştığımı ise söyleyemem. Evet, erkek yoğun sektörde çalışıyorum ama kadın olmaktan değil ama iş hayatının kendi dinamikleriyle yarattığı engelleri ise dönem dönem yaşadım diyebilirim.

E. Beyzadeoğlu: İş, hayatımızın önemli bir zamanını kaplıyor. İş hayatı=hayat diye düşünürsek engel her yerde yok mu? Ben bakış açısı ve algı denen kavramların hayatı şekillendirdiğine inanıyorum. Yaşanan her olumsuzluk veya olumlu şartlar sizin o durumu nasıl karşıladığınızla ve nasıl tepki verdiğinizle şekilleniyor, değişiyor. Bazen durumları kucaklamak kabullenmek bazen üstünde çok durmamak, moda deyimle bazen akışa bırakmak gerekiyor. Şöyle dönüp baktığımda hep pozitif kalmayı seçtiğimi görüyorum. Kendim ve sevdiklerim sağlıklı ise buna şükredip gerisinin aslında sanal dertler olduğu gerçeğini tekrar ederim. Bu da başıma ne gelirse gelsin silkelenip ileri gitmemi sağladı.

E. Beyzadeoğlu: Özellikle son 5-6 yılda farklı ödüllerim oldu. 2015 yılında Stevie Business Awards’ta IT Executive of the Year, 2016’da Traicon Events’ın globalde düzenlediği Women Empowerment and Leadership Summit’te Best VP of the Year, 2018’de Stevie Business Awards’ta Female Executive of the Year, yine aynı yıl Microsoft ve Kagider’in ortaklaşa düzenlediği Women in tech’te CIO of the Year’da finalistlik ve IDC Türkiye’nin düzenlediği Women for Tech yarışmasında CIO of the Year ödülünü aldım.

Bu ödüllerle beraber birlikte çalıştığım ekiplerle ve projelerimizle çok sayıda ödülümüz var. Aldığımız tüm ödüllerin ‘başarı bir takım oyunudur’ sözünde olduğu gibi toplam bir başarının ürünü olduğuna inanıyorum.

Farkın ise sadece iş alanında yapılanlarla değil farklı ekiplerle farklı açılardan ürettiğimiz işlerden ve dönüşümlerden geldiğini düşünüyorum. Örnek verecek olursam, önceki iş yerlerimden birinde tiyatro kulübü kurulmasını sağlayıp kendim de bizzat üç sene sahnelenen ayrı oyunlarda rol aldım. Öğle arası seminerler başlığı altında “Şairler ve Aşkları” ve “Âşık Ressamlar” isminde iki farklı seminer hazırlayıp 300-400 kişilik ekiplere bunları sundum. Ekiplerimizin motivasyonu için farklı aksiyonlar planlayıp hayata geçirilmesine ön ayak oldum vs.

İş dışında lise mezunlar derneğinde aktif olarak yönetimde görev alıyorum. Tüm bunlar olurken iş alanında başarılı projeler hayata geçiyoruz ve tatlı bir oğul büyütmeye çalışıyorum. Özetleyecek olursam pek çok şeyi dengeleyerek yapmaya çalışmanın zenginleşmeyi getirdiğine inanıyorum.

E. Beyzadeoğlu: Her gün kendimi yenilememi sağlayan dokuz yaşında bir çocuk annesi olmanın, lise mezunlar derneğinde farklı dönemlerden mezunlarla hatta lisede okuyan pırıl pırıl gençlerle bir araya gelebilme şansının iş süreçlerine zenginlik kattığını, farklı bakış açıları getirdiğini görüyorum.

İletişimin gücüne inanıyorum ve iletişimim oldukça iyi diyebilirim. En azından doğal ve samimi yaklaşımları görüyorum. Tabi bunu yine de en iyi çevremdeki insanlar bilir ve onlardan duymak daha güzel olur.

E. Beyzadeoğlu: Benim bu 19 yıla ve ondan öncesinde eğitim hayatıma baktığımda en iyi bildiğim şeyin “çalışmak” olduğunu görüyorum. Elbette şansın, doğru insanlarla doğru yerlerde karşılaşmanın da etkileri büyük. Her zaman şansı da değerlendirmenin en iyiyi sunmak için çalışmak ve bunu ortaya koyabilmekten geçtiğine inanıyorum. Dolayısıyla genç arkadaşlarıma tavsiyem sabırla azimle çalışmaları ve kendilerine yatırım yapmaktan asla vazgeçmemeleri olur.

E.Beyzadeoğlu : “Never ending energy and progress” İngilizce karşılığı... Bitmeyen enerji ve ilerleme... Yerinde durmak, atıl kalmak paslanmak demek. Edebiyat öğretmeni olan annemin bir sözü var, “boş durmak dertleri yüzdürür çalışmak boğar” der, bu bana enerji veriyor. Gelişme adına her fırsatı değerlendirmeye devam ediyorum ben. Durmak yok, enerji bununla artıyor.

Benden dipnotlar:

Esra KEMER

Kariyeriniz Parlasın...

İnsan Kaynakları ve Kariyer Danışmanlı-Koç

www.cvcheckup.com - esra@cvcheckup.com

Linkedin :

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

CV'niz Güncel Olmalı

5S İLE CV’NİZİN SÜREKLİ GÜNCEL OLMASINI SAĞLAYIN…

İş hayatında beklemediğimiz olaylar birden karşımıza çıkıyor. İş hayatımızla beraber özel hayatımızda etkilenebiliyor. Tüm odağınızda işiniz varken karşınıza birden beklemediğiniz bir teklif ile iş fırsatı çıkabilir, işten çıkartılabilir veya siz istifa edebilirsiniz. Ne olursa olsun işinizin bir şekilde bitmesi dünyanın sonu olduğu anlamına gelmez. Bazen sistem bizim isteklerimizin dışında çalışıyor, müdahale edemiyoruz. Ne olursa olsun bir çalışanların her zaman CV’lerinin güncel olması gerekir. CV güncelleme çalışmalarımda Japon yöntemi olan 5S’i de kullanıyorum.

Peki, 5S Nedir?

(5S, organizasyonlarda kaliteli bir çalışma ortamı oluşturmak ve sürekliliğini sağlamak için geliştirilen bir tekniktir. Çalışma koşullarını performans, konfor, güvenlik ve temizlik açılarından en iyileşme amacı güder. Ayrıca temiz ve organize bir çalışma ortamı sağlayarak israfın ve değişkenliğin azalmasını sağlar.) VikipediKısaca 5S; temizlik tertip ve düzenin sağlanması demektir.

İş arama sürecinizle ilgili her detayın eş zamanlı olarak birbiriyle senkron, güncel ve başvurduğunuz işe göre revize edilmiş olması gerekmekte. Kariyerinizde yol aldıkça geçmişte yaptığınız işlerin üzerine yeni beceriler ve tecrübeler edindiğinizi düşünürsek CV’ nizin yıllarla beraber çok uzun olması gerekir. Ancak ideal CV uzunluğu 2 sayfadır genelde. Uzun yıllar tecrübeye sahip profesyonellerden en çok duyduğum ise “Bu kadar tecrübeyi 2 sayfaya nasıl sığdıracağız?” serzenişi oluyor. Profesyonel hayatta bireysel markanızı etkin yönetmeniz gerekiyor. Her an yeni fırsatlarla karşılaşabilirsiniz ve hızlı dönüş yapmanız size rekabetçi bir avantaj sağlayabilir.


Peki, CV’ nizi düzenlerken bu Japon 5S yaklaşımını nasıl uygulayacaksınız?

Hepimizin kariyer hikâyesi ve hedefi farklı. Kariyerinize, yetkinliklerinize, niteliklerinize, değerlerinize ve güçlü yanlarınıza göre hedefinizi belirlemelisiniz. Sonra belirlediğiniz bu detaylara göre CV’ nizi güncellemeye başlayabilirsiniz.

1S: AYIKLAMA – SEİRİ :

Öncelikle CV’nizi inceleyin. Hedefinize ve iş-yaşam değerlerinize göre neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu, yeni kariyerinizde işinize yaramayacak detayları belirleyin. Ayrıca bu sırada yeni ekleyeceğiniz detayları ve gereksiz bilgileri belirleyip silmelisiniz.

• Kariyerinizin ilk yıllarında yer alan tecrübelerinize ait detayları yani sadece çalıştığınız yıllar-işyeri-unvan bilgisi” ile belirtebilirsiniz. Yan eskiye gittikçe iş tecrübelerine ait detayları azaltın veya tamamen silin.
• Kariyer hedefinizle ve başvuracağınız iş ile ilişkisi olmayan tüm bilgileri kaldırabilirsiniz.
• Kariyerinizde değişiklik yaptıysanız eski kariyerinize ait tecrübelere ait alt detayları silebilir genel ortak noktaları bırakabilirsiniz.
• 10 yıl öncesi işinizle ilgili olmayan, artık geçerliliğini yitirmiş eğitimleri-sertifikaları vb. silebilirsiniz.
• Teknik yetkinliklerinizden güncellenmiş olanları silebilirsiniz.

2S: SEİTON - DÜZENLEME

CV’nizde olmayan yeni tecrübelerinizi, becerilerinizi, başarılarınızı, güçlü yanlarınızı belirleyin, sıralayın ve ilgili bölümlere ekleyin. Yeni eklediğiniz bilgilerin yine kronolojik olarak akarak İK uzmanlarının dikkatini çekecek şekilde olmasına özen gösterin.

• CV’nizin akışını dikkat çekmek istediklerinize göre önceliklendirip tüm detayları tersine kronolojik olarak yeniden düzenlemelisiniz.
• Gereksiz eskide kalmış detaylara ait bölümleri silip gerekli bölüm başlıklarını ekleyebilirsiniz. (Mesala üniversite aktivitelerini silip başarılar bölümünü ekleyebilirsiniz)
• Kariyerinizin ilk yıllarında yer alan tecrübelerinizi “İlk kariyer” başlığında az detayla toparlayabilirsiniz.

3S: SEİSO-TEMİZLEME

Tüm eklemeleri yaptınız, gereksizleri çıkardınız. Boşluklar kaldı, tarih formatları değişti, yazı fontları ayrı, puntolar ayrı ayrı oldu. Yani CV’nizin görüntüsünde bir düzensizlik ve dağınıklık var. Şık, özenli ve profesyonel görünüm için gerekli temizlik ve şekil düzenlemelerini yapmalısınız. Dağınıklığın sebebini düzeltmekte gereklidir.

• CV’ inizde biçim ve şekil için standartlarınızı belirlemelisiniz.
• Yazı fontları, tarih formatları standart olmalı bütünde tek fontta düzenleme yapmalısınız.
• Her bölüm, madde vb. arasında standart satır aralığı bulunmalı.
• Standart dışı boşluklar temizlenmeli.
• Görsel tasarım kullanacaksınız da tüm bu vb. detayları genelde kullanmalısınız.

4S: SEİKETSU- SÜREKLİLİK

CV’nizin en son özelliklerinizle güncel kalması için belirleyeceğiniz aralıklarla gözden 1S, 2S ve 3S adımlarını yapın. Kariyerinizdeki her değişiklikte sonra yaparım demeden CV’nizi güncellemelisiniz. Her sonrada bıraktığınız işler daha zorlayıcı bir şekilde karşınıza çıkabilir.

5S: SHİTSUKE- DİSİPLİN

Bireysel markanızın güçlendirmek ve olası fırsatları değerlendirmek için tüm bu adımları alışkanlık haline getirip sürekli yapmalısınız. Bu adımları düzenli olarak yapmaya başladığınızda da vaktinizi ilk zamanlarda ki gibi almadığı gibi sürekli güncel CV’ niz elinizde hazırda bulunacak. Ayrıca eş zamanlı kariyeriniz ve hedefleriniz üzerine yoğunlaşarak gelişiminiz için atacağınız adımlarınızı belirleyebilirsiniz.

Kariyerinizin gelişimi ve yaşamdan beklentilerinizi karşılamak kendi elinizde. Hedeflerinize ulaşmak için ayıracağınız kısacık bir zamanla yaşamınızın uzun yıllar kalıcı bir şekilde değiştirmek sizin elinizde.

Bu da Benden Olsun

Oğuz’um Mira’m göreviniz büyürken hata yapmak, hatalardan ders almak ve iyi birer insan olmak için hayatı öğrenmek. Öğrendiğiniz her bilgi ile gelişiyorsunuz. Farkına varmadan bir sürü bilgiyi hafızanızda depoluyorsunuz. Gereksiz bilgi bir müddet sonra siliniyor, yaşadığınız üzücü olaylar gelişimiz için fark yaratsın, mutlu olmanızı sağlayan yaşamdan her detay şükrünüzü artırsın. Her bilgiyi değil sizi iyi insan yapacaklar sizinle kalsın. Kuzucuklarım, sizi çok ama çok çoooook seviyorum.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için esra@cvcheckup.com e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.


ESRA KEMER
Kariyer Gelişim Koçu ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Linkedin :

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

Çalışma Ortamının Düzeni

Ofis masanız aslında sizin bir yansımanızdır ve size ait ipuçları barındırır. Düzeni, kişisel eşyalarınızın çeşidi vb. Şu var ki karmakarışık masada çalışılması çok ama çok zor. İş hayatımın ilk yıllarında bir gün nasıl yoğunum, bir sürü eğitim dokümanı, dosyalar, faturalar, masam o gün öğlene doğru doldu. İK’nın dijitalleşmesi yolunda adımlar attığımız ilk yıllar ama kâğıtlar havada uçuşuyor yine de. Denetime gelen müfettiş dağınık masamı görünce “O demek ki çok çalışıyorsunuz bu iyi bir şey demişti.” Evet, çok çalışıyordum ama efektif miydim? Aslında masamın o an dağınıklığı, düzeni sevdiğim için beni çok rahatsız etmişti.

Her seviyeden her çalışanın bir çalışma alanı vardır. Zamanınızı iyi yönetmek, daha verimli çalışmak ve performansınızı artırmak üzere çalışma alanının düzenlenmiş olması şart. Bunu önce kendiniz için yapmalısınız.

Çalışan memnuniyeti araştırmalarında en çok sorgulanan konuların arasında fiziksel ve psikolojik çalışma ortamı da yer alıyor. İşverenlerin çalışma ortamlarını çalışanların yüksek motivasyonlu, rahat ve sağlık koşullarına göre uygun bir şekilde düzenlemeleri gerekli. İşyeri düzeni bir çalışanın mutlu ve bağlı çalışmasını sağlayan bir unsur ve hatta gurur kaynağı olabilir. Daha mutlu, verimli çalışmak için çalışma ortamının düzenlenmesi talebinizi işvereninize veya İK çalışanına çözümlerinizle iletiniz ve iletmekten çekinmeyin.

Hadi kendi çalışma alanınıza bakın, eğer karman çormansa düzenlemenin tam zamanı demektir.

Eşyalarınızı Kullanımına Göre Sınıflandırın

Masanız, işyerinizde size özel bir alan ve günlük iş süreçlerinde kullandığınız bir sürü eşya barındırır. Aslına bakarsanız belki de sizin için değerli olan o eşyaların çoğunu kullanmıyorsunuzdur bile. Masanızı gözden geçirin kullanım sıklıklarına göre ve eşyaları sınıflandırın. Örneğin hafta başı masanızda tüm eşyaları bir yere toplayın. Az, orta ve çok sık kullanım olarak günlük işlerinizi düşünüp tüm eşyaları bu üç sınıfa göre ayırın. Normal ve çok sık kullanım olanları masanızda konumlandırın. Az kullanım olarak ayırdıklarınızı ayrı bir yerde tutun ve ihtiyacınız olduğunda sadece masanıza alın. Hafta boyu hiç kullanmıyorsanız gereksiz kalabalığa yer yok demektir. Fazla her eşya sizin ihtiyacınız olanlara ulaşmanızı engeller, gözü yorar verimliliğinizi azaltır, işe yaramayanları kaldırın. Az kullanımları depolayabilir, ihtiyacı olana verebilir ya da geri dönüşüme gönderebilirsiniz.

Eşyalarınızı İş Akışınıza Göre Sıralayın

Eşyaları kullanımınız soldan sağa veya sağdan sola olabilir. Önemli olan masanızın şekline göre bir boş çalışma alanı ve kullanım rahatlığınıza göre solda ve sağda kullandığınız araçlar. Ben bilgisayarımın sağında not defterimi, dokümanlarımı tutarken sol tarafımda telefonumu tutmaya gayret ediyorum. Bu düzen hızlı çalışmamı sağlıyor, siz de kendinize göre bir düzen kurabilirsiniz. Örneğin bilgisayarınızı merkez olarak konumlandırırsak önünde boş çalışma alanı, sağda zımba, hesap makinası vb. varken solda postalarınız ve dosya rafları olabilir. En rahat kullanım şeklini yine kendiniz kullanım sıklığınıza göre deneyerek bulabilirsiniz.

Çalışma Alanınızda Hiç Kullanmadığınız Boş Alan Olsun

Masanızda kullanılmayan boş bir alan tutmaya ve bu alanda hiçbir eşya barındırmamaya gayret edin. Bu bölüm acil gelen imza, kontrol gibi dosya işlerinde sizi rahatlatır. “Bir dakika önce masamı düzenleyim” deyip karşınızda ki kişinin vaktini alıp kendinize strese sokmadan imza işinizi boş alanda halledebilirsiniz. Bunu alışkanlık haline getirseniz toplantılarınızda, gelen imza veya doküman kontrol işlerinde bir anda boş alanda hızlıca adapte olabilirsiniz. Boş alan oluşturmak için düzenleyici ofis araçları ile edinebilir ya da kendiniz bir yöntem bulabilirsiniz.

Görsel Dağınıklığı Azaltın, Dijitalleşin

Dağınıklık göz yorar, odaklanmanızı engeller dedik ya ruhunuzu dağınıklıkla yormayın. Ekrana yapıştırılan yapışkan notlar, mantar panoya iğnelenen kâğıtlar dağınıklık yaratabilir. Kâğıt yığınlarından kurtulmaya bakın, her şey dijitalleşiyor. Öncelikle notlarınız ve yapacaklarınızı takip için tüm cihazlarda senkronize çalışan dijital uygulamaları kullanın. İlla mantar pano gibi bir araç kullanacaksanız bu panoyu bölümlere ayırın. Örneğin bir kısmı gelir geçer notlar, bir kısmı sürekli lazım olanlar bir kısmı motivasyon araçları için kullanılabilir. Ancak belirli aralıklarda bu panoyu düzenlemeyi ve temizlemeyi unutmayın.

Kişisel Dokunuşlar Neşe Katar

Her gün dezenfekte etmeseniz de düzenli olsun. Çok tozlandığında veya çayınız döküldüğünde gerekli temizliği zaten yaparsınız. Japon düzenleme sanatıyla ilgili Marie Kondo/Konmari’ nin programını izlemiştim. Dolaptaki tüm giysileri bir yığın yapıp bir yerde toplatıyor, danışanına tek tek tüm kıyafetleri eline almasını istiyor. En çok neşe verenin ve enerji patlaması yaratanın saklanmasını, hiçbir etki yaratmayanın ise kullanılmamak üzere ayrılmasını istiyor. Böylelikle en çok neşe ve enerji veren kıyafetler kalıyor. İşte siz de masanızı düzenlerken gereklilikler dâhilinde düzenleyebilirsiniz. Masanızda neşeli objeler olsun. Belki çocuklarınızın fotoğrafı, belki bir masa süsü olabilir. Ancak profesyonel olduğunuzu unutmadan neşe dokunuşlarına yer verebilirsiniz. (Konmari’ nin düzenleme sanatını incelemenizi tavsiye ederim.)

Masanızın Çevresini de Kontrol Altında Tutun

İşinize göre kullandığınız eşyaları sizi engellemeyecek şekilde düzenleyin. Masa altında eşyalar kalabalık yaratır, düşme riskinizi artırır. İşinize göre masanın altında tutmanız gereken her şeyi bir kutuda toplayın. Mesela dikiş makinasında çalışanlar, masa altında bir kutuya atık kumaşları geri dönüşüm için günlük depolayabilirler. Kitaplar, ajandalar, numuneler neyse depolamak ve düzenlemek sizin elinizde.

Temizleyin

Bu kadar derledik, toparladık harika masamız günlük kullanımımız için çok düzenli. Hijyenik ıslak mendiller hayatımızdayken toz ve leke için ufak dokunuşlar da yapabilirsiniz. Temiz ve ferah ortamda çalışmak verimliğinizi artırır.

Sürekliliğini Sağlayın, Standartlaştırın

Masanızı düzenlemek belki çok süre kazandırmayacak ama daha verimli yüksek performansta çalışmanızı sağlayacak ve motivasyonunuzu artıracak. Alışkanlık haline getirmeye çalışın.

Bu da benden olsun

Oğuz’um Mira’ m sizin göreviniz büyümek. Büyürken hata yapmak ve hayatı öğrenmek göreviniz. Evde oynadığınız oyunlar, yaptığınız resimler hepsi sizin gelişiminizi sağlıyor. Bazen anı yaşarken dağılıyorsunuz ve dağıtıyorsunuz. Düzenli ortamda yaşamanın keyfini fark edeceksiniz ve bende elimden geleni yapacağım. Sizi çok ama çok seviyorum.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için esra@cvcheckup.com e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Kariyer Gelişim ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Linkedin :

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

İlham Olanlar - Cem Öğretir

CV BİR SENARYO, BAŞROL OYUNCUSU SİZSİNİZ….

ROLÜMÜ EN İYİ ŞEKİLDE OYNAMAK İÇİN TÜM ÖZVERİMLE ÇALIŞIYORUM.

Cem Bey ile işi, kariyeri üzerine çok keyifli bir sohbetimiz oldu. İşte sohbetimizden notlar…

Cem Bey, sizi fazladan tanıtmama gerek yok ama bir kanalda ana haber sunucusu olarak sizi seyrediyoruz. Bizlere, kısaca kariyerinizden biraz bahseder misiniz?

İngiltere doğumluyum. Türkiye’ ye döndükten sonra eğitimime Eskişehir’ de devam ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü’nde bitirdim. Daha üniversite öğrencisiyken çalışmaya TRT’ de başladım. Show TV'de stajyer muhabir olarak işe başladım ve Mehmet Ali Birand'ın 32. Gün ekibinde yer aldım. Deniz Arman’ın ekibiyle birlikte, Star TV’de çalıştım. Daha sonrasında ise Uğur Dündar ile beraber ekibinde çalışmaya başlayarak CNN Türk ekranlarında yer aldım ve hem editörlük hem de muhabirlik yaptım.

Kanal 1’deki deneyimim sonrasında HaberTürk TV Genel Yayın Yönetmenliği görevi ile birlikte Erdoğan Aktaş'ın ekibinde yer aldım. Ayrıca HaberTürk'te ana haber sunuculuğu görevini de üstendim. Daha sonra ATV’ ye geçişimle birlikte halen ana haber sunucusu olarak profesyonel iş hayatıma devam ediyorum. Ayrıca bir de eğitmen olarak çeşitli kurum ve kuruluşlarda iletişim üzerine, eğitimler de vermeye devam ediyorum.

Çok önemli idollerle çalışmışsınız? İş hayatınıza ilk adımınızı attığınız ilk mülakatınız, ilk deneyiminiz nasıldı? Sizi keşfeden kimdi?

Hiç unutmam Mehmet Ali Birand’a CV ’imi bir şekilde yolladım ve sonrasında hemen mülâkata çağrıldım. Görüşme günü bana “Çok imprasive sesin var” dedi. O an çok, heyecanlıydım, İngilizcem de iyi fakat kilitlendim, toparlayamadım bir an. Imprasive ne demek hatırlayamıyorum bile heyecandan. Düşünsenize televizyonun en önemli isminin karşısındasınız. Bir an düşündüm ve hemen kendimi toparladım hemen. Kendimi tanıyordum ve güçlü yanımın ne olduğunu biliyordum. Güçlü yanım sesimdi ve bu özelliğimi onunla çalışabilmek için kullanmam gerekiyordu. “Mehmet Ali Bey, sizinle çalışmak ve bana vereceğiniz her işi yapmak istiyorum. Öncelikli olarak programınızda seslendirme yapmaya da hazırım.” dedim. (Bunu sizlerin de duymanızı çok isterdim.) Tabii bunları söylerken gür ve etkiyici sesimi kullanıp, becerilerimi kendisine hissettirmiş oldum. Bu konuşmadan sonra Mehmet Ali Bey bana baktı ve “Şekerim 29 Ağustos’ ta çalışmaya başla dedi. Böylelikle 32. Gün’ de seslendirme yaparak kariyerime başlamış oldum.

Sesinizin, güçlü yanınız olduğundan bahsettiniz, nasıl keşfettiniz? Güçlü yanınızı, kariyeriniz için nasıl kullandınız?

Her çocuk gibi benim de hayallerim vardı. Babam, mızıka çalardı ve bir hayalim müzisyenlikti. Şu an, hobi olarak yapıyorum. Lise yıllarında, sesimin kalitesinin iyi olduğunu fark ettim ve bu doğrultuda tiyatro veya televizyonda çalışmayı hayal ettim. Diğer bir hayalimde buydu. Ayrıca öğretmenlerim, sosyal çevrem hep sesim ve kalitesinin çok iyi olduğu yönünde geri bildirim verdiler. Hep kullanmam gerektiği söylenirdi. Kendimi, iyi tanıdığım için hayallerimi gerçekçi hedefe dönüştürdüm ve bir karar verdim. Hedeflerim için eğitim alıp, amacıma ulaşmam için çaba harcamam gerekiyordu. Spiker olup, olmayacağımı bilmiyordum ama ya hedefim için Sinema - Televizyon okuyacaktım ya da tiyatro üzerine yoğunlaşıp, konservatuar okuyacaktım. Her ne kadar spiker olacağım garanti olmasa da, önemli olan bu yola baş koyup çalışmaktı. İkisinin sınavı aynı gündü ve ben Sinema-Televizyonu tercih ettim. Sınavı kazandım ve hedefime ulaşmak için ilk adımı atmış oldum.

Yoğun ve stresli bir iş hayatınız var. Hem yoğun tempoyu yönetmişsiniz hem de kariyerinizde ilerlemişsiniz. Peki, kariyerinizi nasıl yönettiniz?

Aslında ben bir şövalyeyim. Çevrem ne kadar mutlu olursa, ben de bir o kadar mutlu oluyorum. İş arkadaşlarımın mutlu bir şekilde çalışması, beni çok motive ediyor. Evet, bir hedefim vardı ve bu hedefe ulaşmak için kendimi eğitimlerle besledim.

Daha iyi nasıl yapabilirim, daha çok ne öğrenebilirim sorularına cevaplar buldum. Seçimlerimi hedeflerime göre yaptım. Olumsuz şartlar, karşıma çıksa da önceliklerimi belirleyip, empati kurarak yoluma devam ettim. Empati kurduğumda, karşı tarafı anladığım için yüksek motivasyonla daha hızlı yol alabildim.

Başarılı olmak ve hedeflerimize ulaşmak için sahip olmamız gereken yetkinlikler var. İş hayatında, sizce en önemli yetkinlikler neler?

İletişim becerileri, ilişkiler ağını yönetmek, neyi nerede bulacağınız bilmek, rekabete dayanıklılık ve zamanı etkin kullanmak en önemli unsurlar. Muhabir arkadaşlarıma, bu süreçleri iyi yönetmeleri gerektiği önerilerim oluyor ve gelişimlerini destekliyorum.

Mehmet Ali Birand tarafından bana ilk verilen iş; Abdullah Öcalan’ı bulmamdı. Tabii nerden, nasıl bulacağım bilmiyorum. İlk verilen görev ve bu görevi yerine getirmem gerekiyor bir şekilde. “Ama nasıl olacak, ben işte çok yeniyim” demeden bir şekilde araştırmaya başladım. Bu süreçte şaşırdım, zorlandım. Sonuçta işimin önemli bir tekniği olan 5N1K’yı yaşayarak öğrendim. Bu görev bana öğrenmem için verilmişti. İşte ben bu olayla pes etmemeyi öğrendim ve işimle ilgili teknik bilgilerimi geliştirmeye başladım. Diğer yandan, iş hayatında dayanıklı olmak ve kendiyle rekabet etmek çok önemli.

Siz kamera önündesiniz ama arkada çalışan geniş bir ekip var. Peki, siz nasıl bir ekip üyesisiniz? (O esnada hemen bir çalışma arkadaşını çağırdı.) “Benden değil, ekip arkadaşlarımdan dinleyin bunu demesi ayrı bir hoşluktu.

Cem bey, çok yönlü, işinin ehli, çalışkan, özenli, mütevazı, müthiş iletişim becerileri olan biri. Hepimizle ayrı ayrı ilgilenir, bizi dinler ve her konuda yol gösterir. Kendisi ekranda bir dev ama gün içerisinde bizden biri. Anlatılmaz yaşanır diyebilirim. Cem bey gerçekten bizim için çok değerli.

Cem bey, ne mutlu ne güzel yorumlar aldınız, ekip arkadaşınız sizi anlatırken bir an tereddüt etmediler anlatacakları için. Çok dikkatimi çekti, mütevazı ve kibirden uzak duruşunuza devam ettiniz.

İş ve özel yaşamda kibir kişiyi aşağı çeker. Ben oldum demek, aslında daha alınacak yolun olduğu göstergesidir. Kibir bir maskedir ve siz farkına varmadan, maskeniz bir sözünüzle, bir davranışınızla düşer. Sözler farklı olsa da vücut her şeyi anlatır. Biz bir ekibiz ve birbirimizi besliyoruz.

Muhabirlik, seslendirme sanatçısı, editör, genel yayın yönetmeni ve ana haber spikeri gibi farklı işleri deneyimlemişsiniz. Şu an olduğunuz konumda, siz bu tecrübeleri, nasıl güçlü yönler olarak kullanıyorsunuz?

Sahayı ve işin oluşum süreci ile ürünün, yani haberin çıkış sürecini yayına kadar çok iyi biliyorum. Canlı yayında karşıma sizin görmediğiniz, farkına bile varmadığınız çok olay çıkabiliyor. Ve canlı yayında bu tecrübeleri çok iyi kontrol etmem de, güçlü yanlarımdan birisi. Resmin bütününü görebiliyor ve sorumluluğumdaki işlerin verimli şekilde yürümesini sağlayabiliyorum. Riskleri görerek hareket etmemi, problemleri farklı ve bütünsel bakış açısı ile çözmemi sağladı. Yani büyük resmi görebiliyorum. Bir sonraki adımı planlarken, çözüm odaklı, hızlı adım atabiliyorum.

İş hayatında hepimizin örnek aldığı, fikirlerine değer verip kendi davranışlarımıza yansıttığımız rol modellerimiz olabiliyor. Siz kimlerden ilham aldınız? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

İdeal imge dayatması, hayatımıza çocukluğumuzdan itibaren giriyor. Sosyal çevremizin bize dayattığı rollere göre hayatımız şekilleniyor. İyi bir evlat, iyi bir öğrenci, iyi bir arkadaş bu rollerden birkaç tanesi… Tecrübeler ve yaşanmışlıklar arttıkça bize yüklenen rollerin de sayısı artıyor. Ancak bu dayatılan roller kendi imgemiz olmuyor. Rollerimizi gerçekleştirirken, daha iyi olmak için örnek aldığımız veya birebir aynı tutum ve davranışları gösterdiğimiz kişiler de olabiliyor. Evet, iş hayatında da örnek aldığımız kişiler olmalı. Ancak rol modelimizle birebir aynı davranışları yapmak yerine, kendimizle özdeşleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Hepimiz farklı profesyonelleriz, hepimizin hikâyesi farklı. Hepimizi farklı kılan ise karakterlerimiz. İlham aldığım isimler oldu. Bende hepsinden birer parça var. TRT’de çalışmaya başladığımda; Kadriye Kansu Hanım ile çalışmaya başladım. Kendisine minnet borçluyum. Onun önerileri dâhilinde, çalıştığım alanda çok geniş bilgi sahibi oldum ve farklı iş süreçlerini tecrübe ettim.

Ana haber sunucusu olarak hızlı akan gündemle birlikte, ana habere hazırlanmak ve canlı yayını yönetmek ciddi bir çaba gerektiriyor. Bu yoğun tempo içinde iş ve özel yaşamınızı nasıl dengede tutuyorsunuz?

Aşırı özveriliyim. Eğer aklıma koyduğum işi yapmazsam, bu beni rahatsız ediyor ve daha çok kendimi yıpratıyorum. Üretmeden, düşünmeden bir dakika bile boş kalmayı sevmiyorum. Sürekli üretmem gerekli. Aslında bu özelliğimi annemden almışım. Annem de çok çalışkandı. Mükemmeliyetçilik zaman kaybettiriyor, bir yandan da işleri daha iyi yapmanızı sağlıyor. Ben de sürekli gelişimime odaklanıyorum. Yaptığım işten keyif alıyorum. İnsanız ve sosyal bir varlığız. Bu noktada, her bireyin kendine vakit ayırması gerekiyor çok önemli. Çok yoğun bir iş tempom var ancak ben farklılıklarla ruhumu besliyorum ve zamanımı etkin yönetmeye özen gösteriyorum. Örneğin; bazı toplantılarımı ofis dışında yapıyorum. Bana zaman kazandırdığı gibi, hem de farklılıkların enerjisiyle kendimi besliyorum. Evde güne biz hep pozitif bir şekilde gülerek güne başlarız. Özel hayat ve iş hayatı, birbirinden bağımsız olduğu kadar birbirini etkiler. Eşimin desteğiyle de bu dengeyi iyi kurduğumu düşünüyorum.

Profesyonellerin özellikle yöneticilerin hobisi olması gerektiğine inanıyorum. Gitar çalıyor ve şarkı söylüyorsunuz. Sizin de hobileriniz arasında en önemlisinin “Müzik” olduğunu görüyorum. Sizin düşünceleriniz neler?

Müzikle tanışmam babama dayanıyor. Babam, hem çok müzik dinlerdi hem de mızıka çalardı. Müzik benim hobim, stres atma kaynağım, dostlarımla paylaşımım. Bende gitar çalıyorum, müzik kulağım var, taklit edebiliyorum. Gitara başlangıcımda şöyle oldu; 7-8 yaşlarında babaannemin yatağının altında, babamın İngiltere’den amcam için getirdiği gitarı buldum. O gitar ile müziğe ve gitara ilgi duymaya başladım. Müzik benim işim değil hobim. Müzik beni rahatlatıyor, sosyalleştiriyor. Çok stresli bir işim var ve bu kafamı dağıtma, rahatlama yöntemim. Profesyonellerin kendisine bir hobi edinmesi bu anlamda gerekli.

Son olarak, başarılı bir profesyonel olarak, gençlere, sizi rol model alabileceklere, profesyonellere önerileriniz neler?

Bireyler kendisinin farkında olmalı. Güçlü olduğu ve gelişmesi gereken yanları çok iyi bilip, bu noktada güçlü yanlarını korurken, gelişmesi gereken yanlarının da üzerine odaklanmalı. Bazen hataları kabullenmek gerekir. Kabullenmek gelişimin ilk adımıdır. Kabulünüzle birlikte gelişiminize yatırım yapmaya ve bu konuda çalışmaya başlıyorsunuz. Geçmişle bağları bazen koparmak gerekir. İş hayatında da geçmişe odaklanmak, günlük performansı etkiler. Bu yüzden dün ne olduğundan ziyade, bugün performansımı nasıl artırabilirim ve yarın daha iyi nasıl olabilirim sorularının cevaplarını bulmaya çalışmalı.

Ben hep kendimle yarıştım. Cem Öğretir olduğum için Anchorman oldum.

İletişim çok önemli. Ekibimize gelen stajyer aarkadaşların bir kısmı, ilk gün gelir ve benle tanışır. Staj boyunca, her an, onların yanında olur, sorularını cevaplar ve yönlendiririm. Son gün gelenler ise, ilk gün gelmedikleri için staj boyunca bu gelişim fırsatını kaçırırlar. Çünkü çekinmeyip, girişimci olsalardı, kendilerini etkin bir şekilde ifade etselerdi çok daha verimli bir staj geçirirlerdi.

Cem Bey' e keyifli sohbet için çok teşekkürler. Sohbetimizle pek çok profesyonele ilham olacağınızı düşünüyorum.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Kariyer Gelişim ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Linkedin :

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

Mülakat Öncesi Neler Yapmalı?

Kariyerinizde sizi yukarıya taşıyacak bir pozisyon için davet aldınız. Vaov müthiş…

Tarkan’ ın dediği gibi “Başkası olma kendin ol… Böyle çok daha güzelsin”

Gerçekten de öyle mülakatlarda kendiniz olmalısınız, her ne kadar söyleyeceğiniz her kelimeye hazırlanmış olsanız bile, bunu mülakatı yapan kişiye hissettirmeden özümsemiş bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz gerekiyor. Tabii bu kadar rahat bir şekilde mülakat sürecini yönetmeniz için iyi hazırlık şart. Mülakatlar birer satış görüşmesi… Ürün sizsiniz ve en iyi şekilde tanıtmanız gerekiyor. Bunu unutmayın…

Bu arada elinizi kolunuzu sallayarak gitmeyeceksiniz tabii, değil mi? Belki çok yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz, belki de bu kaçıncı mülakatınız. Ancak ciddiye alıp, harcadığınız enerjiyle zaman ayırıp yaptığınız bu yatırımla mülakatınızın iyi geçmesini sağlayacaksınız… Belki mülakat sonrasında siz istemeyeceksiniz ancak karşı tarafta bırakacağınız etki sizin iziniz olacak ve kariyerinizde ileride fark yaratacak belki.

Pozisyon nedir, hangi yetkinlikler bekleniyor, bu pozisyon için güçlü yanlarınız neler, hangi sorular gelebilir, şirketin profili nedir, görüşmeyi yapacak kim? Önünüze çıkabilecek engel sorulara karşın “Aslında ….” İle başlayacak olası cevapları bile düşünmeniz gerekir. Ne kadar çok iyi hazırlanır ve bu sorulara verecek cevaplarınız hazır olursa konfor alanınız genişler, kendinizi daha rahat ve güvende hissedersiniz. Önce yazın ve sonra ayna karşısında kendinize veya bir yakınınıza cevaplarınızı anlatın. Danışanlarımla bu konuların hepsine detaylı bir şekilde çalışıyoruz. Mutlaka ve mutlaka mülakatlara hazırlanmanızda fayda var. Mülakatta birebir aynı sorular sorulmayabilir, rahat olun konunun özü sizde. Şunu düşünün mülakatlar adayların dinlenildiği görüşmelerdir, bekledikleri cevapları anlatırsanız dinlenir ve ilgi çekersiniz. Güç bende artık deyip olabildiğince mülakatlarda akıcı bir şekilde profesyonel kimliğinizi iyi anlatmaya gayret edip şovunuzu yapın. Aman dikkat ukalalık değil sadece işinizde iyi olduğunuzu ve doğru bir profil olduğunuzu hissettirin. Su gibi anlatmalısınız yaptıklarınızı ve örnek olaylarınız hazır olmalı. Ayrıca pozisyonu, şirketi, çalışan profillerini, haberlerini, hizmetlerini, değerlerini vb. iyi araştırmanız gerekir. Bu detayları bilmeniz malum çok önemli. Pozisyon ve şirket iş süreçleri ile ilgili sorularınız hazır olsun, ne kadar ilgili olduğunuzu gösterir.

Mülakat günü ne giyeceksiniz, dış görünüşünüz nasıl olacak, ulaşımınız nasıl olmalı bunlara hazırlanmalısınız. Kıyafetinizin, saatiniz, makyajınız, tıraşınız bunlar çok önemli. İşe başladığınızda şirketinizi ve kendinizi dış görünüşünüzle de temsil edeceğinizin ilk sinyalini vermiş olacaksınız. İster üst düzey yönetici ister bir uzman olun fark etmez. Ulaşımınızı, nasıl gideceğinizi araştırın, rahat ve vaktinde olmanız gereken saate göre planlamanızı yapın, kafanız rahat olsun.

Hadi mülakatın öncesi son on-on beş dakika öncesini düşünelim. İlk intiba birkaç saniye içinde edinilir. Sözel iletişim kadar beden diliniz de sizi yansıtır. Düşünceleriniz pozitif olsun ki yaratacağınız etki de pozitif olsun. Kendinizi en iyi hissettiğiniz, mutlu anlarınızı düşünerek enerjinizi artırabilirsiniz. Bu kadar hazırlık yapmışken ufak detaylarla kafanız dağılmasın, olumsuz bir etki bırakmayın.

.

Mutabık kaldığınız saatin çok öncesinde gitmeniz olumlu değil olumsuz etki bırakır. İşler sadece size göre ilerlemiyor, bence şık değil. Yarım saat değil 10-15 dakika önce gidin. Çok mu erken gittiniz o zaman dışarıda uygun bir yerde bekleyin. Hadi enerjinizin arttığı ve motivasyonunuzun yüksek olduğu anları düşünün. Belki de o iş yerinde çalıştığınızı hayal ederek olumlama bile yapabilirsiniz. Enerjiniz yüksek olsun.

Gülümseyen ifadeniz kendinize güveni ve pozitifliğinizi gösterir. Güvenlikten, danışmaya kadar karşılaştığınız kişilere gülümseyerek izinizi bırakın. Belki de bu çalışanlar görüşeceğiniz yönetici ile iyi ilişkilere sahip. Hem gülmek bulaşıcıdır kendi enerjinizi de dolaylı yönden artırırsınız.

O kadar çalıştınız, araştırdınız hazırsınız… Söyleyeceklerinizi tekrarlamayın son dakikakalarda. Sonunda ölüm yok ya, sonuç olumsuz bile olsa bu sizin için hayırlı olandır. Derin nefeslerle kendinizi sakinleştirin, çevrenizi gözlemleyin. Belki de mülakat sırasında kullanabileceğiniz ipuçları yakalayacaksınız.

Tekrardan Google’ dan yeni araştırma yapmanız vaktinizi alır, heyecanınızı artırır ve belki kafanızı karıştırır. Son dakika yeni araştırma yapmak yerine notlarınıza bakın. Görüşme için aldığınız kilit kelimelere birkaç saniye göz atın. Güçlü yanlar, uzmanlıklar, eşleşen özellikler… Kelimeler güçlüdür.

Anlıyorum beklemek stresli ama telefonunuzla uğraşmanız odak noktanızın mülakat dışına kaymasına sebep olur. O an kariyerinizi şekillendirmek her detaydan daha önemli. Çok acil ve önemli konular varsa süreci iyi yönetmeli, bunların dışında ki konuların sizi dağıtmasına izin vermemelisiniz.

Duruşunuza odaklanın…

Kendinize güveniniz dışarı yansısın. Oturuşunuz, çantanızı koyduğunuz yer vb. sizinle ilgili fikir verir. Son kez kıyafetlerinizi, makyajınızı gözden geçirin. Gerekirse diğer ihtiyaçlarınızı karşılayın. İlk intiba çok önemli değil mi?

Mülakatın yapılması için toplantı odasına davet edildiniz. Yüzünüzde gülümseme, kendinize güvenen emin adımlarla mülakat odasına girin ve hadi gösterin kendinizi mülakata imzanızı atın.

Bu da benden olsun

Bugün babamın vefatının sene-i devriyesi. Mekânın cennet olsun babam, nurlar içinde uyu. Oğuz’ um ve Mira’ m şükürler olsun varlığınıza, şükür sebeplerimsiniz. Sizi çok ama çok seviyorum.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Kariyer Gelişim ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

İlham Olanlar - Bayram Akyüz

1972 Samsun doğumlu Sn. Bayram AKYÜZ, Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 1994 yılında mezun olup, 2007 yılında Gazi Üniversitesinde Bankacılık Eğitimi üzerine Yüksek Lisans yapmıştır. Çalışma hayatına, 1997-1998 yılları arasında Rumeli Holding A.Ş. de Müfettiş Yardımcısı olarak başlayan Sn. AKYÜZ, 1998-2002 yılları arasında İktisat Bankası T.A.Ş’de Müfettiş olarak, 2002-2009 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş firmasında Denetçi olarak çalışmıştır.

2009-2015 yılları arasında Yaşar Holding A.Ş.’ne bağlı Yaşar Dış Ticaret A.Ş. Desa Enerji A.Ş. Viking Kağıt Selüloz A.Ş.’de Mali İşler ve Finans Direktörü olarak çalışan Sn. AKYÜZ, aynı zamanda 2012-2015 yılları arasında Pınar Karşıyaka Basketbol Şubesi’nde Mali İşler Yöneticiliği yapmış ve 2014-2015 yılları arasında Yaşar Ünivesitesi’nde Yüksek Lisans öğrencilerine Kurumsal Finansman ve Maliyet Muhasebesi dersi vermiştir.

2015-2016 Ocak döneminde Söke Un A.Ş.’de CFO olarak görev alan Sn. AKYÜZ, 2016 yılından itibaren halen Norm Holding A.Ş. de CFO olarak görev yapmaktadır. Sn. AKYÜZ evli ve bir çocuk sahibidir.

Kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

Üniversitede öğrenciyken önüme çıkan iş fırsatlarını değerlendirerek kariyerime hedeflerim doğrultusunda yön vermeye başladım. Bir satış-pazarlama firmasında belli bir süre ‘kısmi zamanlı’ çalışarak, ikna kabiliyetimi ve satış becerilerimi geliştirdim. Burada edindiğim tecrübe ile bir sonraki yıl giyim sektöründe lider bir satış firmasında Genel Müdürü ikna ederek işe girmeyi başardım ve derslerden sonra bir yıl boyunca çalışma fırsatı buldum. Bu süreç özellikle ilişki yönetimi konusunda beni geliştirdi. Hatta okulda işletme derslerinde öğrendiğim konuları iş hayatında uygulayabilir miyim diye limonata yapıp pazarda satış bile yaptım ki, bu kendime olan güvenimle beraber maddi bağımsızlığımı ve cesaretimi artırdı.

Boş zamanlarımı sevgili ağabeyimin halen çalıştırdığı gözlükçü mağazasında geçirdim, iş yapma disiplinini edindim. Titiz çalışma, işinin en iyisini yapma, fatura düzenleme, tahsilat, banka işlemlerinden satın almaya kadar akademik bilgimi sahada pratik bilgiye dönüştürerek uygulama deneyimleme fırsatı yakaladım.

Mezun olduktan sonra donanımımı yetkinliğimi ve tercih edilebilirliğimi artırmak amacıyla yüksek lisansa başladım. Bir diğer hedefimde müfettişlik sınavlarına girerken kazanma olasılığımı artırmaktı. İşe yaradı da… Daha yüksek lisansa başlayalı 2 ay geçmeden büyük bir inşaat şirketinde iş buldum. Aynı zamanda müfettişlik sınavları için ders çalışmaya ve sınavlara girmeye devam ettim ve nihayet dokuz ay sonra İstanbul’da bir holdingin müfettişlik sınavını kazandım ve müfettiş yardımcısı olarak çalışmaya başladım.

Bir gün çok değer verdiğim yöneticilerimden biri zamanın en iyi bankasına, bankanın tüm iştirak şirketlerinden sorumlu müfettiş olarak transfer oldu. İlk yaptığı iş beni de aynı bankaya ve grup şirketine transfer etmek oldu. Maaşımın artmasının yanında dönemin en iyi bankasında müfettiş olmak geleceğim açısından bana büyük ufuklar açtı. Akabinde, görev yaptığım bankanın kapanması sebebiyle İzmir’de bir holdingde ‘Denetçi ‘olarak görev yaparken yine aynı grupta CFO’luğa ilk adımı attım.

Peki, bu kademeye gelirken ne gibi zorluklar yaşadınız ve bu zorlukları aşmak adına ne tür önlemler aldınız?

Şans önemli gözükse bile sadece şansla olmuyor tabi ki. Şansı yakaladığınızda en iyi şekilde değerlendirirseniz başarıyı yakalıyorsunuz. Özetle; çok çalışmadan kısa sürede başarıya ulaşmak mümkün değil.

Çalışırken işin ufağı ve büyüğü olmadığını düşünerek her işi yapmaya çalışın böylece hızlı bir öğrenme süreci yaşarsınız, bu arada bir anektod paylaşmak isterim;

‘Müfettişlik hayatına başladım ve ilk denetim yapacağım şirketime ‘Üstat’ ile birlikte gittik. Bana verilen ilk iş fotokopi çekmek göreviydi. Bundan önceki şirketimde muhasebe ve finans işlerini yaparken, sektörü takip edip; önemli raporlar hazırlıyordum. Kendimi o kadar değerli hissediyordum ki… Fotokopi çekerek denetim hayatına başladığımda, kaynar sular başımdan aşağı döküldü hissine kapıldım. Ne işim var benim burada diye düşündüm ve bırakıp gitmeyi bile aklımdan geçirdim.

Pes edemezdim ve verilen görevi iyi şekilde yapmam gerekiyordu. İşimi yaparken çalışanlar ile fotokopi başında konuşarak çevremi genişlettim ve iyi ilişkiler kurdum. Aynı zamanda belgeleri inceme şansım oldu. Nitekim bir gün olağanüstü oranda iskonto uygulanmış bir faturaya rastladım ve konuyu üstada anlattım. Konuyu en ince detayına kadar inceldikten sonra denetimi yaptığım şirkette büyük bir suiistimal eylemini yakaladık, raporladık ve sorumlularını işten çıkardık.

Bu benim için çok önemliydi çünkü soruşturmalık bir olay yakalamak bizim için büyük başarı sayılıyordu ve ben bunu ilk denetimimde fotokopi çekmek sayesinde yakalamıştım. Bu olay sayesinde daha önemli denetimlere daha tecrübeli üstatlar ile gitme fırsatı yakaladım. Elde ettiğim tecrübelerle ve kuvvetli iletişim ile en çok çalışılmak istenen müfettiş yardımcısı olarak talep gördüm.

Kariyerine bu alanda başlamak isteyen yeni mezunlara önerileriniz nelerdir?

Büyük hayaller ve hedefler koyup buna ulaşmak için çaba sarf ettiğinizde başarıyı yakalamak için motivasyonunuzu koruyorsunuz. Benim okuduğum dönemde müfettiş olmak, kurmay askerlik gibiydi. Üst düzey yöneticilerin geçmişlerini incelediğimde çoğunlukla müfettişlik kökenli oldukları dikkatimi çektiğinden ben de kariyer hedefime ulaşmak için müfettiş olma yolunu seçtim. Bugün bu hedeflere ulaşabilmek için herkesin kendine göre farklı yolu ve metotları olabilir, olmalı da. Yeni mezun adaylara müfettişlik, denetçilik, finans, gibi alanlarda kendilerini geliştirmelerini ve özellikle (dört büyük denetim ve danışmanlık firması tercihen) kariyer yolculuğuna başlamalarını öneririm.

Sahada operasyonda fiili olarak görev yapmak ve işlerin detayı hakkında bilgi sahibi olmak ilerideki kariyerlerinde işleri anlamak ve kullanmak için fayda yaratıyor. Her türlü staj imkanını değerlendirmek işi öğrenmeyi sağlıyor. Zira bu sayede, her alanda kendilerini yetiştirmek ve teorik ile pratiği bir arada yaşama fırsatı buluyorlar. Kendilerine bir veya bir kaç mentor seçmeli, düzenli görüşmelerle onların tecrübelerinden faydalanmaları ufuklarını açacak ve farklı düşünmelerini sağlayacaktır.

Bizler, finans alanında çalışmak istediğimiz arkadaşımızın hedefleri olan, ekip çalışmasına yatkın, güvenilir, çalışkan, kendini geliştiren aynı zamanda fark yaratan, pozitif, mutlu çalışanların olmasını tercih istiyoruz.

Gelecek vaat eden, uzun dönemli çalışmayı düşünen personel bizim için daha fazla önem arz eder; zira kendisine yatırım yapıyoruz tam kendisinden verimlilik alacağımız dönemde işinden ayrılmasını arzu etmeyiz ancak bu tabi ki şirket olarak da bu noktada üzerimize düşenleri yapıyor olmak kaydıyla… Analiz kabiliyeti, teorik bilgi altyapısı, detaya hakim olabilme kapasitesi, ekonomiyi takip etmesi, vergi mevzuatını takip etmesi, teknik bilgi dışında ERP kullanım becerisi bir adayı işe alırken tercih ettiğimiz özellik ve yetilerden.

Üst düzey bir yönetici olarak hangi yetkinlikler önemlidir ve sizce neden? Günümüzde CFO’ ların önemi oldukça arttı. CFO’ lar hem teknik hem de yönetsel anlamda neden önemlidir?

CFO kariyeri hedefleyen yöneticiler, iyi bir mesleki bilgi, kurumsal yönetim ve iletişim, üretim, satış, lojistik, finans-mali işler, müşteri ve tedarikçi ilişkisine ve ithalat-ihracata kadar geniş alanda kendini yetiştirdiğinde aslında sadece bir CFO değil aynı zamanda CEO olma yolunda da ilerlemiş oluyor. Bununla birlikte bu deneyimleri kazanabilmek için denetim kültürünü almak rakiplerinden farklı kılacak özellikler kazandırıyor.

Üst düzey yöneticilikte gerekli olan başlıca bilgi &becerileri özetle şöyle sıralayabilirim. Şirket faaliyet giderleri optimizasyonu, maliyetlere hakim olma ve yönetme becerisi, bütçe hazırlama tekniği, şirket stratejilerine uygun alternatif bütçe simülasyonları yapma, kurumsal risk yönetimi, alternatif finansman yöntemleri kullanma, ithalat, ihracat ile ilgili konulara hakim olma bu kapsamda satın alma maliyetlerinde avantaj yaratma, lojistik faaliyetlerinin analizi, yatırım teşvik, Turquality ve marka teşvikleri, SGK teşvikleri, ihracat teşvikleri, ar-ge teşvikleri gibi teşvik konularına hakim olma ve yönetme becerisi, net çalışma sermayesinin etkin yönetimi, yatırım stratejisi ve fizibilite çalışmaları. Gelecekte üst yönetimi kendine kariyer olarak seçenlerin bu konularda mümkün olduğunca kendilerini yetiştirmelerini tavsiye ediyorum.

Kurumsal yönetim ve ilişki yönetimi, finansal tabloların doğru hazırlanması ve güvenilirlik sağlanması, gerek stratejik gerekse de anlık kararların alınmasında doğru verilerle karar alıcılara destek sağlanması, doğru iş modellerinin kurulmasında etkin rol oynayarak finansal yöntemlerin seçimi, iyi bir aktif pasif yönetiminin yapılarak finansal etkinliğin optimal seviyelere ulaştırılması, ileri vadeli şirket stratejilerinin belirlenmesinde etkin rol alınması, etkin bir maliyet yönetimi, tüm bunlara hizmet edecek verilerin yönetildiği ERP sisteminde tecrübe diğer teknik gereklilikleri içeriyor.

Çalışanlarınızı başarıya ulaştırmak için neler gibi uygulamalarınız var ve bu konudaki önerileriniz nelerdir?

Başarılı olmak için sadece bireysel çalışmanız yeterli olmuyor, en önemli konulardan biri de ekibinizin güçlü olması ve mutlu bir çalışma ortamı yakalamanız. Aynen insan vücudu gibi, beyin olarak sizin de diğer uzuvları kontrol etme ve koordinasyonu sağlama göreviniz var ve bu sayede şirketin stratejik hedeflerine eşgüdüm halinde yürüyebiliyorsunuz. Bunun dışında sizin üstlerinizle olan ilişkileriniz ve üstlerinizin de sizinle olan iletişimi de aynı dengeyi etkiliyor. Harika bir ekip ve yöneticilerle çalışıyorum bu benim açımdan büyük bir şans.

Çalışanlarımıza bireysel eğitim ve kariyer planlamaları yaparak onların kendilerini geliştirmelerine imkan sağlıyoruz. Yüksek lisans veya doktora konularında da imkanlar sunup hem maddi hem de kariyer anlamında destek sağlayarak gelişimlerine katkıda bulunuyoruz.

Kadınlar gününde, babalar gününde, doğum günlerinde, işe başlama, işten ayrılmalarda, yılbaşında, dini bayramlarda çalışanlarımıza çeşitli hediyeler ve kutlamalar ile onlara verdiğimiz değeri gösterme fırsatı yakalıyoruz.

Bunun dışında çalışanlarımız ve aileleri için, evlilik, sünnet düğünü, doğum vb. özel günlerinde kutlama aktiviteleri yapılır. Çalışanların çocukları için resim yarışması, bowling, futbol turnuvası, basketbol turnuvası, yelken takımı, kürek yarışmaları, tavla turnuvaları gibi sosyal aktivitelere de önem veririz.

Ekip arkadaşlarınız sizin hakkınızda neler düşünürler?

Çalışanlar yöneticilerinden adalet ve dürüstlük bekler; sonra çalışanda farkındalık yaratmak, çalışanın özgüvenini geliştirmek, gücünün farkına varmasını sağlamak ve değerli hissettirilmesi, motivasyonu sürekli ve yüksek tutmak da yöneticilerden beklenilen özelliklerdendir.

Çalışana güven duyduğumuzu ve ihtiyacı olduğu her an yanında olduğumuzu hissettirmek ve size inancını asla yitirmemesini sağlamak, çalışana işini severek yaptırabilmek, çalışanın şirket içinde ve şirket dışında eğitimine önem vermek ve sürekli gelişmesini sağlamak, şirketler, departmanlar ve görevler arasında rotasyonu sağlayarak çalışanın canlılığını yitirmemesi ve rutinlikten kurtulmasını sağlamak, çalışanın mutluluğunu sağlamak da önemli ve bizim de en önem verdiğimiz konu; mutlu çalışan yaratarak bu sayede başarıyı yakalıyoruz.

Ekip ruhu yaratmak, bu sayede çalışanların iletişimini artırmak da önemli başka bir değerdir.

Kariyer gelişimleri için çalışanlara genel olarak önerileriniz nelerdir?

Günümüz İletişim dünyası malum. Geleneksel medya kanadıyla kendilerini geliştirirken, sosyal iletişim ağlarını etkin kullanarak kendilerini canlı tutmalılar. Üniversite bağlantılarını devam ettirmek, konferans, kongre, eğitim vb. gibi etkinliklere katılmak, kendileri ile ilgili vergi ve denetim firmaları gibi çeşitli firmaların web sayfalarını takip etmek, her türlü staj imkânını değerlendirmek önemli unsurlar. Profesyonel hayata geçiş yapsalar dahi okul bağlantılarını kaybetmemeliler dediğim gibi. Eğitim ve stajdan bahsetmişken bununla ilgili olarak yaşadığım iki tecrübeyi aktarmak isterim. Yaşar Üniversitesi’nde eğitim verdiğim dönemde bir öğrencim iş arayışında olduğunu bana aktardı. O kadar istekli ve arzuluydu ki bunu da karşı tarafa hissettirebiliyordu. Bunu şirketimiz açısından da bir fırsata dönüştürerek öğrencimizi uzman olarak işe aldık. Aradan dört yıl geçti ve bu arkadaşımız çalışma azmi ile kendini göstererek büyük başarı sağladı ve bugün satın alma biriminin yöneticisi oldu ve ekibiyle birlikte mutlu bir iş yaşamı var.

Görev yaptığım şirkette staj yapan iki arkadaşımız çalışma azmi ile dikkatimizi çekmeyi başardı ve öğrenimini bitirdiğinde birini işe aldık. Bu arkadaşımızda 5 yıllık bir süreden sonra müdürlük pozisyonuna yükseldi.

Size Linkedin üzerinden tavsiyeler sonucu ulaştım. Enfes yorumlar ve referanslar aldım. Siz bunu neye borçlusunuz nasıl bir profesyonel yöneticisiniz?

Sosyal medya ağlarında yer almak ve Dijital Teknoloji’yi yakından takip etmek günümüzde herkes için önem taşımakta. Ben de aktif bir şekilde gündemi ve benzer şirketlerdeki paylaşımları sosyal ağlar üzerinden takip ediyorum. Bu sosyal ağlar üzerindeki sayfa yönetimlerinin kişisel itibar ve bireysel marka yönetimi açısından önem taşıdığını düşünüyorum.

İş dışında ne tür hobileriniz ve aktiviteleriniz var? Profesyonel yaşamınıza katkısı nedir?

İzmir’de farklı mevsimlerde farklı hobilerle uğraşıyorum, özellikle bahar aylarında bahçe işleri ile vakit geçiriyorum, meşhur Kemalpaşa kirazı, şeftali, erik, üzüm ve çeşitli meyvelerden oluşan bahçe ile uğraşmak iş sonrası tüm stresimi alıyor. Yaz aylarının vazgeçilmezi deniz kum ayrı bir güzellik. Pınar Karşıyaka’nın basketbol maçlarını izlemek, doğa yürüyüşü yapmak zaman buldukça seyahat etmek ve tabii ki kitap okumak hobilerim arasında.

Karşıyaka Spor Kulübü Basketbol Şubesi yönetiminde 3 sezon görev aldım Pınar Karşıyaka Basketbol için sponsor adına mali konuların yönetim ve denetiminde bulundum. Bu süreçte harika taraftarlarımızın desteği ile takımımız art arda 3 kupa kazandı. Tabii ki profesyonel becerilerimi kullandığım gibi farklı profesyonellerle başarılara imza atmak beni de çok motive ediyor.

Profesyonellere iş hayatları dışında kendilerine vakit ayırmalarını öneririm. Edindikleri hobiler, gelişimleri için katkı sağlayacağı gibi sürekliliği içinde disiplinli olmalarını sağlayacaktır. Zamanlarını daha iyi yönettikleri gibi çevrelerini genişletecekler ve iş hayatının stresinden de uzaklaşacaklardır.

Bayram Bey, keyifli sohbet için çok teşekkürler. Sohbetimizle pek çok profesyonele ilham olacağınızı düşünüyorum.

Yazının devamı...

İlham Olanlar / Gökmen Yağal

İş dünyasından ilham olabilecek yöneticilerle ara ara röportajlar yapıyorum artık PembeNar'daki köşemde bu röportajlara yer vereceğim. Amacım farklı işlerde çalışan başarılı profillerin kariyerini, iş hayatlarını ve görüşlerini paylaşarak çalışanlara ilham olması.

Yeni röportajım Honda - Türkiye' de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışan Gökmen Yağal ile. Çok keyifli geçen sohbete dair notlarımı keyifle okumanız, ilham almanız ve paylaşmanız dileğiyle....

İLETİŞİM KURABİLİYORSAN BAŞARILISIN

Gökmen Bey, Honda Türkiye’nin Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorsunuz. İTÜ Uçak Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuşsunuz ve üst yönetimde yer alana kadar yükselen bir ivmede kariyerinizde yol almışsınız. Üretimden yönetime ilginç bir kariyer, bize kendinizden ve kariyerinizden bahseder misiniz?

Evet, aslında ilginç bir kariyer hayatım oldu. Uçak Mühendisi olarak mezun oldum ancak şu an Honda Türkiye’de Finans, İnsan Kaynakları, Bilgi Sistemleri ve Dış ticaret gibi bölümleri içeren bir grubun başında İşletme Genel Müdür Yardımcisiyim.

İlkokuldan beri hayalim Uçak Mühendisi olmaktı ve bu hedef doğrultusunda elimden gelenin en iyisini yaparak hayalimi gerçekleştirmek üzere çalıştım. Her insanın bir hedefi olmalı ve onun için savaşmalı... Hayalleri ve hedefi olan insanın motivasyonu yüksektir. Motive olan insan konuya daha iyi odaklanır, elindeki gücü ve kaynakları tüm kapasite ile kullanabilir. Okul yillarim, istediğim bir konuda eğitim gördüğüm için keyifli ve başarılı geçti. Diğer yandan o yıllarda böyle bir kariyerimin olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi ancak hayat sürprizlerle dolu.

Üretimin içinde mühendis kimliğinizle çalışırken, İnsan Kaynakları-Finans-BilgiTeknolojileri gibi birimlerinden sorumlu yönetici olarak çalışma hayatına devam ediyorsunuz. Yöneticiliğe geçişte sizi en çok zorlayan ve geliştirmek zorunda olduğunuz beceriler nelerdi?

Üretim ve yönetim gerçekten birbirinden çok farklı. Üretim alanında somut, sayılarla ifade edilebilen ve sonuçlarını çok kolay takip edebildiğiniz süreçleri yönetiliyor. Yönetimdeyse soyut ve sonuçlarını direkt olarak göremediğiniz, tecrübe ve varsayımlarla ilerlediğiniz süreçlerle karşı karşıya kalıyorsunuz. İkisinin de kendine göre kolay ve zor yanları var. Mühendislikte süreçler kritik rol oynar. Burada teknik bilgi birikiminiz cok önemlidir ve ancak süreçleri doğru bir şekilde tasarlayıp uyguladığınızda beklediğiniz sonuçlara ulaşabilirsiniz. Yönetimdeyse, iletişim ve insan ilişkileri ön plana çıkar. Buradaki başarı, kurduğunuz ilişkilerle doğru orantılı olarak artar. Şunu söylemekte fayda var. Benim gorüşüm bir mühendis olarak çalışıyorsanız aynı zamanda kendi tasarımınızın yöneticisi sayılırsınız yani yönetme kabiliyeti işin doğası gereği önemlidir fakat odaklandığınız unsurlar daha cok ekipmanlar ve prosesler olur ve insan iliskileriniz limitli kalir. Ancak tasarimdan uzaklasip isin icine insan yönetimi girdiğinde, üstelik büyük organizasyonlarda kapsam değişir ve zorlaşır. O zaman goruyorsunuz ki, iletisim, pozitif enerji ve empati sizin basariniza dogrudan etki ediyor.

Bu geçiş benim icin çok değerliydi ve olayları her iki yönden görmemi ve analiz edebilmemi sağladı.

Peki siz bu değişim sonrası nasıl bir yöneticisiniz? Üst düzey yönetici olacak profesyonellere öneriniz nedir? Hangi becerilerin üzerine yoğunlaşmalarını tavsiye edersiniz?

Soruyu biraz değiştirsek? Bence bir yöneticiye sorulması gereken en önemli sorulardan bir tanesi şu olmalı. “Çalışanlarınız sizi nasıl bir yönetici olarak görüyor?”

Çünkü burada önemli olan sizin neler yaptığınız, daha doğrusu neleri başardığınıza inandığınız değil. Yaptıklarınızın insanlar üzerindeki etkisi nedir? Algı nedir?

Bu farkındalığa ulaşmak bir yönetici için en önemli başarı unsuru. Bu noktaya ulastığınızda daha az hata yapmaya, hatta hata yapmamaya başlıyorsunuz. Algıyı ölçmek için elinizdeki en önemli araç tabiki iletişim olmalı. İletişim kelimesini kullanırken hep dikkatli olmuşumdur ve şunu eklemek de alışkanlık haline geldi.. İletişim çift yönlü ise başarılıdır. Sadece anlatıyor musunuz, yoksa dinlemek de bir o kadar önemli mi sizin için? İnsanlar sizin gerçekten dinlediğinize inanır ise sizinle konuşur ve daha da önemlisi doğruları paylaşır. Yönettiğiniz süreçleri bilmelisiniz ve farkında olmalısınız aksi halde doğru kararlar vermeniz mümkün değil.

Son olarak benim için önemli bir görüşü de paylaşmak isterim. Gerçi bu alanda değişik fikirler ve başarı hikayeleri var ancak bence iyi bir yönetici veya iyi bir lider olmak için önce iyi bir insan olmak gerekiyor. Çalışma ortamınızda güven ve adaleti sağlayamıyorsanız sürdürülebilir bir başarı tesis etmeniz mümkün olmayacaktır.

Farklı bir kültür olan Japon kültürü ile çalışıyorsunuz? Farklı iş disiplinleri ve kültürle çalışmak çok önemli. Size ve gelişiminize nasıl katkı sağladı? İlişkileri nasıl yönetiyorsunuz?

Klasik bir cevap olacak ama Japon kültürü gerçekten bambaşka bir kültür. Hem iş hem özel hayatta deneyimleme fırsatı bulduğum için kendimi çok şansli hissediyorum. 6 ay Japonya’da yaşadım. İnsanlari, önceliklerini, Japon kültürünü yakından tanıdım ve üstelik Japonca öğrendim.

İs hayatında oldukça farklıyız diyebilirim. Bizim kültürümüzde sonuç odaklı bir düşünce sistemi varken, Japonlarda bu tam tersi işliyor. Bir iş yapmak için detaylı bir şekilde planlar yapılıyor. Hiçbir ayrıntı gözden kaçırılmıyor. İşin planlanmaya işin gerçekleşme sürecinden daha fazla vakit harcanıyor ve tabi ki en önemlisi işin sonunda tatsız sürprizlerle karşılaşma olasılığınız çok düşük bir ihtimal. İlişki yönetimine gelince, karşılıklı olarak birbirinizi anlamak icin çaba sarfettiginizde hiçbir fark kalmıyor.

Eminim pek çok çalışanınızla pozitif iletişim halindesiniz. Sizinle çalışmamış olsam da bunu hissedebiliyorum. Ekibinizle geniş aile ortamını nasıl canlı tutuyorsunuz?

Karşılıklı saygı ve hoşgörü ile, zor zamanlarinda yanlarında olduğumu hissettirerek canlı tuttuguma inaniyorum. İş dışında da birçok organizasyonda birlikte zaman geçirme fırsatımız oluyor bu da bizi birbirimize daha cok yakınlaştırıyor.

Peki, bu kadar iş yoğunluğunda çalışırken diğer yandan kendi kariyerinizi nasıl yönettiniz?

Denge çok önemli sanırım. Hayatımdaki öncelikleri belirledim ve dengeli bir şekilde zaman ayırmaya çalışıyorum. Bütünü oluşturan her bir parça önemli. Bir tarafa gerektiğinden fazla ağırlık verirsem dengenin bozulacagını düşünüyorum. Yani özel hayatınıza fazla zaman ayırdığınızda direk iş hayatınız olumsuz etkilenir ve yine aynı şekilde profesyonel hayatınıza fazla yöneldiğinizde ilk başta başarılı gibi görünseniz de, sürdürülebilirliği mümkün olmadığı için ilerde mutsuz olursunuz. Tum bunlar olup biterken hedefinizi gözden kacırmamalısınız ve doğru yolda ilerlediğinizden emin olmalısınız.

Farklı iş süreçlerinden sorumlusunuz ve eminim çok yoğun bir iş hayatınız vardır. Bir de oğlunuz Emre var tabii. İş ve özel yaşamda dengenizi nasıl kuruyorsunuz? Bir yönetici/lider olarak sosyal kimliğinizden de bahseder misiniz?

Yoğun çalışma temposunun sosyal hayatımı sekteye uğratmasına izin vermiyorum, en azından çoğu zamanJÖncelikle mutlu, sağlıklı ve motive bir birey olmak gerekiyor. İşte burada özel hayat devreye giriyor. Sevdikleriniz ile zaman gecirmek, hobileriniz, spor yapmak, gezmek sizi sarj ediyor ve çalışma hayatınızda size güç veriyor.

Beni motive eden en önemli varlık, oğlum. Onunla geçirdiğim zamanlar çok kıymetli ve mümkün olduğunca kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum. Onunla çocukluğumu tekrardan yaşıyorum. Beraber bisiklete biniyoruz, kayak yapmaya gidiyoruz ve yemek yapıyoruz. Bu arada yemek yapmak, en sevdiğim hobilerim arasında geliyor. Klasik yemeklerin dışında, değişik tatlar yakalamak için denemeler yapmak bana ayrı bir keyif veriyor. Bir de insanların yaptığım yemekleri yerken yüzlerinde gördüğüm memnuniyet beni ayrıca mutlu ediyor.

Bunun yanında hayatımın önemli bir bölümünü spor kaplıyor. Sporda başarı için disiplin ve istikrar gerekiyor. Bu doğrultuda düzenli olarak spor yapmak iş hayatındaki başarıya da katkı sağlıyor. Sizi fiziksel olarak kuvvetlendirdiği gibi ruhsal olarak da dinlendiriyor ve kendinize olan güveninizi arttırıyor.

Son olarak mühendisler için gelişim önerileriniz nelerdir?

Gelişim aslında bir değişim hikayesidir. Hayatta herşey değişiyor ve başka birşeye evriliyor. Benim mühendis arkadaşlarım için önerim, sürekli olarak dünyada olup bitenleri yakından takip etmeleri, değişimin hızına ayak uydurmaları ve adapte olabilmeleri.. Asla değişim rüzgarının arkasında kalmasınlar. Günümüz dünyasında endüstri 4.0 ile gelecekte bir çok konu değişecek, evrilecek ve farklı bir dünya bizleri bekliyor olacak.

Bu da Benden Olsun

Oğuz ve Mira sizlerin kariyeri nasıl olacak? Hangi mesleği seçeceksiniz, neleri tercih edeceksiniz? Şimdiden güçlü yanlarınızı görebiliyorum ve elimden geldiğince desteklemeye çalışıyorum. Gelişiminiz, mutluluğunuz benim için çok önemli. Tercihleriniz sırasında fikir de vereceğim. Hayattaki tercihleriniz ne olursa olsun, düştüğünüzde ve yükseldiğinizde ben hep yanınızdayım. Sizi çok seviyorum.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Kariyer Gelişim ve İnsan Kaynakları Danışmanı

Instagram : esra__kemer

Facebook : Esra Kemer - CVCheckup

Yazının devamı...

Yurt Dışı Kariyer Fırsatları

Tijen Hanım Merhaba, Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Türkiye’de eğitiminizi tamamlamışsınız ve yurt dışında çalışmaya başlamışsınız. Kariyerinizde yurt dışında ilerleme kararını nasıl verdiniz?

Evet, Anadolu üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum. İlk olarak Londra’ya İngilizce dil seviyemi yükseltmek için üç aylık bir dil kursu için gittim. Sonrasında, o dönem daha kolay olduğu için yurtdışı iş tecrübesi kazanmak ve tabii ki birçok gencin hayali olan yerleşik bir düzen kurabilmek için Malta’ya yerleştim. Bir kadın olarak Türkiye şartlarında maalesef kullanamadığım ya da öne çıkartamadığım birçok yeteneğimi yurtdışında kullanabileceğimi gördüm. İletişimde ki becerimle birlikte diğer mesleki güçlü yanlarımı keşfetmişlerdi. . Altı yıllık bir süreçte, çok tanınmış bir dil okulunun Türkiye temsilcisi olarak çalışmaya başladım. Çalışırken eğitimimi ve kariyer gelişimimi ihmal etmedim tabi. Ek olarak Business Management/ İş Yönetimi alanında MBA yaptım. Bu eğitimle birlikte daha farklı iş fırsatları karşıma çıkmaya başladı. Çok uluslu bir Çin firmasında çalışmaya başlamamla birlikte proje yöneticiliğinden üst düzey yöneticiliğe uzanan bir kariyer yolundan geçtim. Kariyerim için çok önemli olan bu iş deneyimiyle birlikte birçok ülke ve kültürde çalışma ve iş disiplinleri üzerine tecrübe kazandım. Güney Amerika’da çok uluslu bir şirketten üst düzey yöneticilik iş teklifinin gelmesi ile birlikte, Şili’de çalışmaya başladım ve 11 senedir burada yaşıyorum. Dünyanın çok farklı coğrafyalarında farklı kapsamlarda ve büyüklükte projeler geliştirdim.

Türkiye ile daha nasıl yakın çalışabilirim fikri düşüncelerimin arasında iken daha önce de ikinci bir iş olarak yaptığım işi asıl işim olarak yapmaya karar verdim. Kurumsal hayatı bırakıp kendi işimi yapmaya başladım. 2017 yılının sonunda kurduğum iş ve göçmenlik danışmanlık şirketinde, profesyonel ekibimle birlikte, uluslararası alanda hizmet veriyorum. Yurt dışında iş kurmaya isteyenlere ve yaşamak isteyenlere hayallerinin gerçekleşmesi için destek veriyoruz.

Son dönemde çalışan profili fark etmeksizin danışanlarımla yaptığım görüşmelerimde ve gündemi takip ettiğim kadarıyla birçok kişi özellikle yurt dışında çalışma üzerine çok ilgili ve istekliler. Yurtdışında iş bulma veya kurma ile gündemde neler var, biraz bahseder misiniz?

Son on yıla baktığımızda, Türkiye’den Dünya’ ya oldukça fazla beyin göçü olduğunu görüyoruz. Bu göç çoğunlukla, yüksek lisans/Post Grudate programları ile yurtdışındaki bir Üniversite’ye kayıt ve sonrasında o ülkede iş bularak, kalabilme üzerine kurgulu. Alternatif olarak bu koşullar sağlayamıyorsa, kendi işini yurt dışına taşıyarak, yatırımcı vizesi almak koşulu ile gerçekleşiyor. Bildiğiniz gibi son dönemin en revaçta olan programı, Ankara Anlaşması ile İngiltere, sonrasında ise Kanada göçmenlik programları geliyor. Ankara anlaşmasının, İngiltere’nin Brexit çıkışındaki belirsizliği yüzünden, özellikle son bir yıldır, tüm gözler, Kanada göçmenlik programlarına çevrilmiş durumda.

Ankara Anlaşması Türk vatandaşlarının başvurabileceği bir program. Peki, Kanada için işleyiş nasıl? Kanada için daha çok hangi alanda göçmen olarak başvuru yapılıyor?

Kanada, bildiğiniz gibi her yıl on binlerce göçmen alan bir ülke olması sebebiyle, artık bütün dünya vatandaşları için iyi bir göçmenlik fırsatı olarak değerlendiriliyor. Her yıl farklı ve belirli meslek grupları üzerinden açıklanan göçmen alım programları var. Ancak elbette, bazı ön şartlar ve puanlama sistemi mevcut. Kısaca bahsetmek gerekirse, Kanada Hükümeti, belirli kıstasları sağlayan başvuru sahiplerine, daimi oturum başvurusu için davetiye gönderiyor. Bu kıstasları, sağlayamayan kişiler ise; yukarıda bahsettiğimiz gibi ya eğitim ya da iş kurma yolu ile göçmenlik hakkı elde etmeye çalışarak gelmeye çabalıyor.

Göçmenliğin dışında, Kanada’da iş bulup, çalışma izni alınabiliyor mu?

Tabii alınabilir. Geçici çalışma vizesi iki sene için veriliyor ve dört yıla kadar, uzatılabilir ancak vizeniz bittiğinde, kalış statünüzü değiştiremediyseniz ülkeden çıkış yapmanız lazım. Çalışma vizesi için İngilizce sınav şartı, yok ama size iş verip LMIA (işverenin, bir yabancıya iş teklifi vermeden önce iş ilanı vermesi ve istediği elemanı Kanada’da arayıp, bulamadığını, kanıtlaması için yapması gereken işlemlerdir. Ayrıca bu oldukça zahmetli ve masraflı bir işlemdir.) denilen bir işlemden geçmeye razı bir işveren bulmanız lazım ki bu çok zor.

Yurtdışında çalışmak, iş kurmak ve yaşamak isteyenlere neler önerirsiniz?

Bunu, belli bir kalıp ve söyleme sıkıştırmak zor olur, herkesin kendine özgü bir potansiyeli var ama danışanlarımıza her zaman önerdiğimiz, yol haritalarını çıkarmaları.

Öncelikle yurt dışında çalışmaktan beklentileriniz ve öncelikleriniz neler? Bize en çok gelen beklentilerin arasında “daha çok gelir elde etmek, para kazanmak, özgür olmak, Global’de kariyer yapmak, çocukları için daha iyi bir eğitim sağlamak, yurt dışında kendi işini kurmak vb.” bulunuyor.

Kendi beklentilerimiz, isteklerimiz ve yaşam değerlerimizi yine en iyi kendimiz biliriz. Yurt dışında yaşama amacınız ile birlikte gerçekten amacınız ne? Öncelikle bu soruya cevaplarınızı vermelisiniz. Diğer yandan farklı bir kültürde ve ülkede yaşamayı ne kadar istiyorsunuz, uyum sürecinde bu farklı kültüre nasıl kendinizi adapte edersiniz ve yine uyum sürecinde ne gibi güçlüklerle karşılaşabilir ve en önemli maddi manevi bu sürece hazır mısınız? İş tecrübelerini, yabancı dil bilgilerini ve tabii ki yurtdışında hayat kurabilmek için, gerekli finansal durumu nedir? Bunları gözden geçirmekle birlikte yurt dışında yaşamaları ve çalışmaları sonucunda karşılarına çıkacak tehditleri bilmeliler. Hadi siz hep yazılarınızda kendi kariyerinize ait SWOT yapın diyorsunuz ya aynen yurt dışında çalışma istekleri ile ilgili bir Swot analizi yapabilirler. Bu analiz sonrasında da gerçekçi bir hedef sonucu ile yol haritası çıkarmalılar. Adım adım yurt dışında çalışma üzerine maddi-manevi gelişimlerini planlamalılar. İlk ve en büyük adım “Karar Vermek” gerisi zaten kendiliğinden geliyor. Profesyonel yardım alarak, yürürseniz, gideceğiniz yere en kolay ve en kısa sürede ulaşırsınız!

Firmanız Immworld Güney Amerika, Şili merkezli, ayrıca İngiltere ve Kanada’da çok güçlü ekip ve temsilcilikleriniz var. Konu kariyer olunca yurt dışı fırsatları da takip ediyorum ve Şili’de de son dönemlerde Türk vatandaşları için yatırımcı vizesi başvurusu yapılıp, oturum alınan ülkelerden biri haline geldi. Biraz bahseder misiniz?

Evet, özellikle son 3 yıldır, Türk yatırımcıların ve yurtdışında iş kurup yerleşmek isteyenlerin gözde ülkesi Şili oldu.

Guney Amerika’nın en güçlü ekonomisine sahip, demokratik hakların kesintisiz işlediği ve Latinlerin söylediği gibi, Güney Amerika’nın en gelişmiş ülkesidir. Türkiye ile Şili arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) 1 Mart 2011’e yürürlüğe girdi. Bu anlaşma ile birçok alanda gümrük vergileri kalktı. Ayrıca son 4 yıldır da, Türk dizileri furyası sayesinde, Türkiye’den çok uzak olan Şili halkı, bizim kültürümüzü tanıdı ve çok da sevdi. Her gecen gün, Türk yatırımcılar, küçük ya da orta ölçekli şirketler açarak, faaliyetlerini sürdürüyor.

Şili, Türk kültürünü artık çok daha yakından biliyor yani. Peki, Şili’nin Türk göçmenler için politikası nasıl işliyor? Şili’de yatırım imkanı var mı?

Şili göçmen politikasının, Birleşik Devletler’den çok farkı yok. Türk vatandaşlarının avantajı ise ülkeye 3 aylık bir sure için vizesiz giriş yapabiliyor olması. Bunun sonucunda da göçmenlik işlemleri diğer ülke vatandaşlarına göre daha kolay ve çabuk sonlanıyor. Türk vatandaşları kendi işlerini kurup, bir yıl içinde süresiz oturum almaya hak kazanıyorlar. Bu arada hemen şunu da belirtelim, Şili’nin tercih sebeplerinden en önemlisi de; 1+4 yıl gibi bir sürede vatandaşlık hakkını alıp, oldukça güçlü bir pasaporta sahip olmak. Şili pasaportu, Avrupa, Kanada, ABD ve Avustralya gibi birçok ülkeye, vizesiz serbest giriş hakkına sahip olan, tek Latin Amerika ülkesi pasaportu. Bu yüzden oldukça cazip olduğunu belirtebilirim.

Şili’de İspanyolca konuşuluyor ve para birimi Şili pezosu. Tekstil, gıda, ayakkabı, çanta, aksesuar gibi sektörlerde oldukça fazla yatırım imkânı var. Lokum-şekerleme, Türk kahvesi ve Türk çerezlerine dair Şili’den istekler olabiliyor. Ayrıca Şili’de evde yemek kültüründen ziyade dışarıda yemek yeme kültürü var. Hafta sonları özellikle dışarıda geçiyor. Bu anlamda Şili’de restoran işletmeciliği de oldukça iyi bir yatırım olarak değerlendirilebilir. Ayrıca tüm yatırımlar için finansal bir yatırım limiti bulunmamakta. Yani yatırım için tek şart iş planınızı hazırlayıp gerekli yatırım için Şili’ye başvuru yapmanız.

olarak, ne gibi danışmanlık hizmetleri veriyorsunuz?

Birçok farklı servislerimiz var. Eğitim, göçmenlik ve iş kurma servisleri. Bizim öncelikli olarak uzmanlık alanımız; Kanada, Şili göçmenlik ve yatırımcı iş vize programları.

A dan Z’ye yatırımcı vize programı dâhilinde, her şeyi hazırlayıp, organize ediyoruz. Danışanlarımız, süreç sonunda, hem şirketini kurmuş oluyor, hem de kendisi ve ailesi için gerekli olan tüm göçmenlik programını da tamamlamış oluyor.

Bu yolda uzman ekibimiz, göçmenlik avukatlarımız ve finansal danışmanlarımız, en uygun programları bulmalarında yardımcı oluyor.

Bu da benden olsun...

Toplantıları dışarda yapmak, ofis ortamından çıkmak daha rahat ve farklı düşünmenizi sağlayabilir. İş toplantılarımı, danışan görüşmelerimizİ ofis dışında yapıyoruz. Capitol Big Chef Samet Bey her zaman tüm ekibiyle bulunduğu ortamı daha da keyifli yaşamanızı sağlıyor. Çocuklarımla gittiğimizde de mutlu anlar yaşayıp keyifli anılar biriktirmemizi sağlar.

KARİYERİNİZ PARLASIN

Kurumsal ve bireysel danışmanlık talepleriniz için e-posta adresinden iletişime geçebilirsiniz.

ESRA KEMER

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.