MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Uzaktan Enerji Göndermek Mi?

Pek çoğumuzun bir çok yerde sıklıkla karşısına çıkan fakat uzaktan nasıl enerji gönderimi ile şifa bulunabilir ki diye içinden de olsa söyleyebildiği ya da kabul etmekte zorlandığı konuya biraz açıklık getirelim istedim.

Konu enerji olunca yazmakta zor oluyor, anlatmakta fakat bilgilenmemiz şart. Bazı fizik kurallarını bilmeden uzaktan gönderim hakkında açıklayıcı bilgiye sahip olmak zor, fakat anlamak zor değil.

Kısaca konumuz kuantum dolanıklığıdır yani atom altı parçacıklarının birbirini uzaktan etkilemesi durumu.

Milyarlarca ışık yılı uzaklıkta da olsanız () kuantum dolanıklığına göre mesafeler yok oluyordu.

Albert Einstein, Boris Podolsky ve Ned Rosen’le birlikte 1935 yılında uzaktan etkiyi “” açıklamaya çalıştı. Aslında üç bilim adamı basit bir mantık yürüttüler: Parçacıklar birbirini uzaktan etkilemiyordu. Tıpkı diğer fiziksel etkileşimlerde olduğu gibi, birbirini deneylerle göremediğimiz bir takım gizli kuvvetlerle etkiliyorlardı demişlerdi.

Bizler de zaten sevdiklerimize, ölmüş yakınlarımıza uzaktan dua gönderip, cep telefonları vasıtasıyla uzaktan yine enerjiler ile iletişime geçip, bilgisayarlarımızdan da uzaktan dosya, e-posta, fotoğraf göndermeye devam ediyoruz. Arada kablo var, anten var der dediğinizi duyar gibiyim.

Buradaki antenler biz oluyoruz :) Her birimiz zaten görünmeyen bağlarla birbirimize sağlıyız. Ne demiş Neşet Ertaş; "kalpten kalbe bir yol vardır görülmez". Durum tamamen bu.

Eğer uygulayıcı kişi tüm konulara hakimse ve işini iyi biliyorsa bu yollar vasıtası ile evrenin hangi köşesinde olursanız olun sizlere etki edecek ve problemlerinizi çözüme kavuşturacaktır.

Özünde durum bu; fakat bunların bilimsel olarak kanıtlandığı bir çok deney yapıldı, bunları da internette bulmanız mümkün. Bazılarını YouTube'da bulabilmeniz için isimlerini veriyorum;

... gibi.

Neyse konuyu çok uzatmadan diyebilirim ki; uzaktan olsun yakından olsun şifa seansları aynı etkiyi göstermekte ve bu konuda hiç bir endişe taşınmamalı.

Yazının devamı...

Bioenerji “Son Çare” Değildir!

Yapılan seanslar sırasında ortaya çıkan tabloya göre, insanların enerji yolu ile şifa bulma seçeneğini ilk değil, en son çare olarak gördükleri. Bunun sebebinin; son bir alternatif olarak görülen bu enerji metodunun çok fazla tanınmıyor ve bilinmiyor olduğunu düşünüyorum.

Şifa çok yönlü bir şeydir. Dua etmekten tutun, günlük düşüncelerimize kadar her şekilde şifa bulabiliriz. Klinik çalışmalar, fizyoterapiler ve onlarca ilaçtan sonra bioenerji yöntemine gelene kadar sanki biraz gecikmiş oluyoruz. Oysa tüm bu tedaviler ile eş zamanlı olarak bioenerji yöntemini devam ettirmek daha hızlı şifalanmayı sağlayacak ve iyileşme sürecini hızlandıracaktır.

Bu süreci eşim için de yaşadık ve bizzat deneyimledik.

2013 yılında ‘a’ olarak bilinen '' tedavisi gördü, tedavinin başlamasından 20 gün sonra destekleyici olması amacı ile İngiltere’den gelen bir enerji uzmanından şifa terapisi alındı. Aldığı bu enerji tedavisinin iyileşme sürecini hızlandırmasında çok büyük katkısını gördük. Hayatımızdaki bu dönüm noktası enerji yolu ile şifalanma konusu ile bizzat ilgilenmemde büyük bir rol oynadı.

Kemoterapi görmüş, radyasyona maruz kalmış, defalarca ameliyat olmuş birçok hastam da oldu. Bu hastaların hepsi artık son noktada olduklarının farkına vardıklarında benden yardım istediler. Hastalar ne yazık ki bedenlerindeki hücrelerin çoğu çalışmaz bir duruma gelmişken ya da aldıkları yoğun ilaç tedavilerinden etkilenmişken başvurdular. Enerji tedavisi tüm yollar denendikten sonra çalınacak son kapı olarak görülmesi doğru bir yaklaşım değil ne yazık ki.

Daha önceki yazılarımdan kısa bir alıntı ile açıklamam gerekirse;

""
diye yazmıştım. İnsan bedenindeki çalışma sistemini destekleyici olmamız gerekiyor.

Enerji alanında yapılan bu gecikme ve umarsızlık bioenerji ile yapılacak adımları az da olsa sınırlıyor ve süreci uzatıyor. Erken başlanan bioenerji çalışmaları, tüm bu ilaç ve tedavi adımlarını %50 oranında azaltabiliyor. Bazı durumlarda (kişiye göre değişkenlik göstermekle birlikte) bu oranı %100 e kadar çıkartabilmekte.

Şifa sizlerle olsun.

Hayata yeniden başlayın!

BİOENERJİ.biz

www.bioenerji.biz

facebook.com/bioenerji.biz

instagram.com/bioenerjibiz

Yazının devamı...

Aura Nedir, Ne Değildir?

Aura () kavramı, tüm varlıklar için ortak olarak kullanılan bir kavramdır. İnsanda vücudu sarmalanmış halde kendine özgür rengi olan bir elektromanyetik alan bulunmaktadır, bu elektromanyetik alana aura adı verilmektedir. Aura alanı vücudumuzdan 20-25 cm dışa doğru uzanmaktadır.

Bu alan, aynı zamanda bir kalkan görevi üstlenmektedir. Güçlü veya güçsüz olması, bir çok durumu etkileyen faktörü oluşturur.

Örnek olarak; "Aurası güçlü olan kişiler daha zor hasta olurlar ve negatif durumlar söz konusu olduğunda etkilenmezler. Aurası zayıf olan kişilerde ise bu durum tam da tersini yansıtmaktadır."

Eterik aura, insanlar tarafından görülebilme özelliğine sahiptir. Aura gördüm, rengi budur dediğimiz şey Eterik bedenin yansımasıdır aslında. Dünya üzerinde yer alan canlı veya cansız her nesnenin aurası bulunmaktadır ve bazı insanlar tarafından da görülmektedir.

Daha önceki makalelerde bahsettiğimiz üzere vücudumuzun içerisinde çeşitli güç merkezleri yer almaktadır. Bu güç merkezlerine, çarka adı verilmektedir. Vücudu sarmalayan aurayla çakralar birlikte senkron bir şekilde çalışmaktadır. Aura, beyaz ışığı emme özelliğine sahiptir ve emilen beyaz ışık, çakralara iletilir.

İnsan auralarının renkleri ruh halimize, psikolojik durumumuza ve bulunduğumuz ortamlara göre değişkenlik gösteren şekildedir. Bir çoğumuzun rengi gün içinde renkten renge girerek dengeyi sağlamaktadır. Gerçek anlamdaki içsel/ruhsal durumumuzu bu renkler vasıtası ile tespit edebilmemiz mümkündür. Normalde doğuştan aura rengi yeşil olan bir kişi cenaze evine gittiğinde o renkli kişiliği bir kenara atıp gri renginde durum sergilemektedir ve daha sakin bir ruh haline bürünmektedir. Bu tür yansımaları sürekli yapmaktayız.

Dünyada akla gelen her şey, titreşim halindedir. Durum böyleyken, insan auroası ise evrendeki titreşimleri algılayabilir şekilde var edilmiştir. Aynı zamanda auralar, çevremizde bulunan diğer kişilerin auralarıyla da () etkileşim içerisine girmektedir.

Kişilerin auraları arasındaki etkileşim uzun sürerse, her geçen zamanda enerji alışverişi de paralel olarak artış göstermektedir. Bu etkileşimden atalarımızın bizlere bıraktığı bu söz "Üzüm üzüme baka baka kararır". Ruh halimiz, fiziksel özelliklerimiz, konuşmamız, gülmemiz, düşünce yapımız sürekli bu alışverişler vasıtası ile benzerlik gösterir duruma gelebilir.

Auraların bir diğer özelliği de, katmanları olmasıdır. Etetik bölgede, evrenden ve çevremizde bulunan canlılardan yaşam enerjileri gelir () ve bu enerjiler çakralarımıza aktarılıp vücudumuz için kullanılır. Psikolojik alandan bakıldığında ise spiritüel dünya ile birtakım bağlantı akışı gerçekleşmektedir.

Auramı Nasıl Görebilirim?

Aaura'yı görmek için yapılan pratik loş bir odada rahat bir yere oturarak gerçekleştirilebilir. Bunun için yapılması gereken adımlar aşağıdaki gibidir.

- Ellerinizi 30 saniye boyunca hızla birbirine sürtün.

- Sürtme işleminin ardından avuçlar birbirine bakacak ve aralarında biraz mesafe olacak şekilde tutun, ileri ve geri hareket ettirin. Bu esnada, aralarındaki mesafenin değişmemesine özen gösterin.

- Sonrasında, avuç içlerine baksın.

- Avuç içlerinde dumana benzer bir şey belerecektir, bu arua'dır.

- Eğer bu işlem her gün tekrarlarsanız, aura rengarenk olarak görünmeye başlayacaktır.

Başkasının Aurasını Görebilir miyim?

Tabiiki, biraz daha çalışırsanız görebilmeniz mümkündür. Biraz daha eğitim ile aura üzerinden insanların ruh hallerini, hastalıklarını bilebilmeniz mümkün olacaktır. Konu üzerine yazılmış tüm kitapları okumanızı öneririm. Kabaca anlatmak gerekirse; aurası görülmek istenen kişiye 2 metre bir mesafede durulur. Bu kişiye, odaklanmadan bakılır. Bir süre sonra karşıdaki kişinin aurası görülmeye başlanacaktır. Aurolar, kişilerin ruh durumlarına göre şekil alırlar. Öyle ki yaşamda mutlu olan kişilerde aurolar kesiksiz ve renkliyken, mutsuz kişilerde durum tersidir. Mutsuz kişilerin aurası gri ve kırıklı yapıdadır.

Kirlian fotoğrafçılığı

Daha hızlı ve seri bir şekilde bunu görebilmeniz mümkün kılan tekniktir. Bay ve bayan Kirlian'ın yaptığı kamera ile şans eseri olarak ortaya çıktığı Kirlian fotoğrafcılığı, enerji yüklü olan nesenelerin filmlerde bir görüntü bırakmasına yol açabilecek bazı değişikliklere neden olduğu sonucu ile gelişmiştir. Kirlian fotoğrafçılığı, yüksek voltajlı, yüksek frekanslı, düşük amperli elektrik alanına dayalı aygıtlarla nesnelerden yayılan birtakım ışınımları fotoğrafik olarak saptamayı amaçlayan elektrografik fotoğrafçılık tekniğine verilen addır.

Kirlian fotoğrafçılığında kullanılan aygıtlar, en basit şekliyle, izole edilmiş bir kutu içerisinde bulunan, bir sıkma plakasıyla, fotoğraf camıyla veya bir optik aletle irtibatlandırılmış bir yüksek frekans kıvılcım üretecinden oluşur. Bir kamera gerektirmeyen aygıt, elektrik akımlarıyla saniyede 75.000-200.000 elektrik salınımı yapabilen jeneratörler gerektirir. Bu jeneratörler de çeşitli optik aletlere ve mikroskoplara bağlanabilir. Kirlian fotoğrafçılığı alanında çalışma yapan araştırmacılar, koronanın canlının heyecan ve sağlık durumlarına bağlı olarak renk ve ışıma değişiklikleri gösterdiğini belirtmişlerdir.

Kirlian fotoğrafçılığı ve benzeri çeşitli tekniklerle organlardan ve canlılardan yayılan eflüvleri gösteren fotoğraflara metapsişikte eflüvyoğrafi () adı verilir.

Aura Nasıl Güçlendirilir?

Genelde aurada yırtılma ve titreşim bozuklukları varsa bu tür vakaların iyileştirilmesi Bioenerji ile mümkündür. Eğer auranızda yırtık, bozulma ve negatif titreşimleri hissedebilir seviyedeyseniz buradan sonrasını okumanıza gerek yoktur.

- Günlük olarak en az 20dk meditasyon yapmalısınız.

- Dik yürüyüp, dik bir şekilde oturmalısınız.

- Normal öğününüzden daha az yemelisiniz, yediğiniz zaman da dikkat etmelisiniz.

- Enerjinizi düşerecek negatif ortamlardan ve durumlardan uzak durmalısınız.

- Pamuklu ve bambu giyim tercih etmelisiniz, saten ve naylondan üretilmiş kıyafetler giymemelisiniz.

- Sürekli pozitif düşünmelisiniz, negatif olan herşeyi hayatınızdan çıkarmalısınız.

Enerjinizi yükseltecek çalışmalar yapmanız her açıdan fayda sağlayacaktır.

BİOENERJİ.biz
www.bioenerji.biz

facebook.com/bioenerji.biz
instagram.com/bioenerjibiz

Yazının devamı...

Nedir Bu Çakralar?

ÇAKRALAR NEDİR?

Çakralar vücudumuzdaki enerji, yaşam gücü, hayat enerjisi merkezleri de denebilir. Çakraları küçük enerji girdaplarına ya da dönen çarklara benzetebilirsiniz. Sağlıklı çakraları açılmış bir gül ya da nilüfer çiçeğine benzetmek yanlış olmaz. Her çakranın sorumlu olduğu organlar, duygular ve dış dünyaya ait fonksiyonları vardır, aslında çakraların son derece karmaşık görevleri vardır ve hayatımızı direkt olarak etkilerler.

Ana çakralarımızın her biri omurga boyunca dizilmiştir. Omurganızı geniş bir enerji yolu olarak düşünün ki bu aslında doğru bir benzetme çünkü omurilik tüm elektrik sinyallerini vücudumuzun her noktasına taşır ve oradan aldığı sinyalleri ise beyne iletir. Bu elektrik hattının üzerinde ana trafolar düşünün. Ve bu trafolarda vücudunuzun yaşam enerjileri yönetiliyor. Çakraları dengeli bir kişide bu ana trafoların tüm hatları passız, kirsiz, olması gerektiği gibi çalışır, ihtiyaca göre açılıp kapanır. Çakraları dengesiz kişilerde ki bu çoğunluğumuz da böyle, hatların kimi yanmış, kimi paslanmış, çoğu zaman kapalı, bazen de hiç kapanmıyor, enerji yönetimi tamamen verimsiz, ya aşırılık yaşıyoruz ya da eksiklik, bunun yanında sağlık sorunları da baş gösteriyor olabilir.

ÇAKRALAR NEDEN KAPANIR?

Çakralar, enerji blokajından kapanır. Bunun bir kaç nedeni olabilir. Beyinsel çatışmalardan, stresten, kötü düşüncelerden, psikolojik baskılardan, affetmeyi bilmemekten dolayı çakralar hemen ya da zamanla kapanabilir. Çakraların kapanmasında günlük stresler, ses ve hava kirliliği, kötü beslenme gibi durumlar büyük rol oynar. İç huzurunuz yoksa, hoşgörünüz azaldıysa, kendiniz ile barışık değilseniz ve kendinizi sevemiyorsanız muhakkak enerji akışınızda sorun oluşacaktır.

ÇAKRALAR NASIL AÇILIR?

Çakraların açılmasının çeşitli yolları mevcuttur elbette. Yoga, meditasyon ve bioenerji gibi yüksek frekanslı çalışmalar çakra açma yöntemlerinden en bilinenleridir. Çakra açma konusunda kişinin kendi isteği ve inancı büyük önem arz etmektedir. Yoga ve meditasyon gibi yöntemler, bu konuda bilgili kişiler tarafından yapılmadığı sürece etkisi oldukça düşük olacaktır. Bioenerji seansları çakra açma için en etkili yöntemdir.

ÇAKRALARI AÇMAK NE İŞE YARAR?

Az önce de bahsettiğimiz üzere, evrensel yaşam enerjisini vücudumuza taşıyan enerji merkezleri olan çakralar, vücudumuzda farklı işlevlere karşılık gelmektedir. Öncelikle hangi çakranızın kapalı olduğu tespit edilmelidir. Kapalı olan çakralarınız yaşamımıza etkisi hangi çakramızın kapalı olduğu ile bağlantılı bir sorundur.

Çakraları açmak ne işe yarar sorusunun en temel cevabı, evrensel yaşam enerjisinin, kozmik enerjinin vücudumuza doğru bir şekilde akmasını sağlamaktır. Böylece sebepsiz şanssızlıklarınızdan ve başarısızlıklarınızdan, anlamsız korku ve iletişim sorunlarından kurtulabilirsiniz. Vücudumuzdaki enerji merkezlerinin kapalı olması birçok olumsuzluğu beraberinde getirebilir ve farkında olmayabiliriz. Bizim sebebini bilmediğimiz şanssızlık olarak nitelendirdiğimiz birçok sorunun sebebi çakralarımızın kapalı olması muhtemeldir.

ÇAKRALARIMIZI KISACA TANIYALIM

- TAÇ ÇAKRA

Başın en tepe noktasında yer alır ve ilahi olan güç ile bağlantılıdır. İnançlarımız taç çakra altında gerçekleşmektedir. İçsel iyilik ve iç huzur sağlayan bu çakra, amaçlarımızı ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için gerekli enerjiyi sağlar. Taç çakra ile bütün olmak, ileriye doğru adım atmak, isteklerimizin gerçekleşmesi için doğruyu bulmak konusunda bize destek verir.

Kapanmışsa; kişinin bütün beden enerjilerinde sapmalar başlar ve hızlı bir şekilde fizikî arızalar hisseder. İnsanın vicdan ve merhameti azalmaya başladığında artık çok acımasız, vicdansız, kötü, Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan, acı çektirmekten hoşlanan zararlı bir kişi haline gelir.

- ALIN ÇAKRASI

3.Göz olarak da tanımlanabilir. Alnın gerisinde, iki kaşın ortasında, burun kökünde yer almaktadır. Tüm çakralara akan enerjiyi düzenler. Beyin-damar sistemi, psişik durum, duru göz denilen durumlardan sorumludur.

Kapanmışsa; doğru algılama özelliği de kapanır, sürekli hata yapmaya başlar, herşeyi kafaya takar, basiret, feraset yada kalp gözü dediğimiz, meselelerin iç yüzünü görme kabiliyeti tamamen kaybolur, at gözlüğü takmış gibi hareket etmeye başlar. Tahammül edilmesi zor bir insan olur çıkar. Alın çakrası kapanmış bir kişi yanlış kararlar alır ve hatalar yapar. Alın çakra hasar görmüş ise beyin ve kan sistemi bozukluğu, migren, baş ağrıları, sinüzit ve gözde problemler meydana gelebilir.

- BOĞAZ ÇAKRASI

Bu çakra boğazın ortasında yer almaktadır. Burun, boğaz, bademcikler ve tiroid bezinden sorumludur.

Kapandığı zaman; kendini ifade edememe, boğazında devamlı bir düğümlenme, muhataplarının kalbi kırılacak diye söyleyeceği sözü bastırmak suretiyle troid hastalığı ortaya çıkar. Çakra hasar görmüş ise, boğaz, burun ve tiroid bezinde hastalık meydana gelir. Özgüven, iletişim ve kendini ifade etme ve kekemelik problemi yaşanabilir. Çok yalan söylemekten ya da aşırı sivri dilli konuşmaktan hipotiroid, aşırı kalp kırmaktan zehirli guatr ve nodüller meydana gelir. Hayati anlamda iletişimi, kendini ifade etme ve yöneticilik vasıflarını etkiler.

- KALP ÇAKRASI

Gövdenin ortasında, kalp dolaylarında yer almaktadır. Akciğer, bornşlar, kalp ve göğüslerden sorumludur. Hayati anlamda aile mutluluğu, sevgi alışverişi, ikili ilişkiler ve kişinin ruhsal sağlığından somrumludur.

Kapanırsa; kalp yumuşaklığını kaybeder. En önemli çakradır . Hasar görmesi bütün hayatınızı etkiler. Çakra hasar görmüş ise bronşlar akciğer, kalp ve göğüslerde hastalık meydana gelir. Kimseyi sevemez, evlenemez, ilişkilerini sürdüremez, hep kırılgan, hüzünlü ve kederli yaşar. Onu hiç bir iş mutlu etmez. Onunla birlikte yaşayan ya da çalışanlarla sürekli takışır. Tansiyon, panik atak, depresyon ve stres belirtileri gözlemlenebilir. Aile kurma girişimlerinde ve ikili ilişkilerde olumsuzluklar ve neticesizlik yaşanabilir.

- GÖBEK ÇAKRA

Bu çakra göbeğin iki parmak üstünde yer almaktadır. Enerji deposudur. Karaciğer, safra kesesi, pankreas , dalak, mide, bağırsak, bel ve bacaklardan sorumludur.Hayati anlamda ise iş, ticaret, para ve şansı etkiler.

Mide Çakrası kabul mekanizmasıdır. Çakra hasar almış ise iç organlarda hastalık meydana gelir, halsizlik ve çalışma isteksizliği gözlemlenir. Kapanırsa mide hazımsızlıkları, yanmalar, kusmalar, reflü başlar. Çevrenizdeki kişileri gözden geçirin, kabul edemediğiniz bir kişi var. “Yaratılanı severim yaratandan ötürü” sözünün doğruluğunu düşünerek her şeyi sevgiyle kabul ettiğinizde Mide Çakranız kendiliğinden çalışır. Her meseleye itiraz eden, akıl yürüten, kabul edemeyenler, kendi kendilerini çıkmaza sokarak “bütün belalar beni bulur zaten” demeye başlarlar. Para ve iş kısmeti de kapatır.

- SAKRAL ÇAKRA

Bu çakranın sembolü 6 yapraklı lotus çiçeği ile temsil edilir. Arkadan bel bölgesi, önden göbeğin alt kısmında yer almaktadır. İntim hisler çakrasıdır. Cinsellik ve idrar sisteminden sorumludur.

Kapandığı zaman; kabiliyetsiz biri olur çıkarsınız. Bu çakranın kapanması cinsel hayatı ve doğurganlığı negatif etkiler, ayrıca kadın hastalıkları ve üroloji problemleri meydana gelir. Kendi kendini ve başkalarını suçlamaya başlarsınız. Göbekaltı çakrası üretim merkezi olduğu için kapandığı zaman faydasız bir insan olduğunuzu düşünmeye başlar ve içten içe kendinizin işe yaramaz biri olduğunu söyleyerek depresyona girersiniz. Cinsellik duygusu, tutkular, arzu ve isteklilik bu çakrayı kapsayan konulardır. Yaratıcılığı arttıran sakral çakra başarıyı beraberinde getirir.

- KÖK ÇAKRA

Kuyruk sokumunda, üreme organları ve makat arasında bulunur. İnsanın hayat merkezini oluşturur. Yaşam enerjisini burada üretir ve size psikolojik destek sağlar. Kemik sistemi, bacaklar ve kalın bağırsaklardan da sorumludur. Ruhsal anlamda yeniliği temsil eder. Kök çakranın açık ve sağlıklı bir enerji akışına sahip olunması halinde ise; kişisel güven, güçlü ailesel bağlar, yaşam gücünde artış ve hayata bağlılık artar.

Kapanırsa; korkular, endişeler, inatlar, vaz geçme, küsme, gelecek ve geçmişten bigane bir şekilde, anı doya doya yaşayamamak ve hiçbir işte dikiş tutturamamak hayatına hakim olur. Kök çakra, kapalı iken insan ilişkilerinde mesafe koyma, yetersizlik hissi, ikna yeteneğinde başarısızlık, gereksiz ve yersiz takıntılar, kilo alma, kabızlık durumları meydana gelebilir. Kök çakranın kapalı olması yeniliklere ve değişime kapalı olmak anlamını taşır. Bu çakraların blokoji yorgunluk, halsizlik ve asabilik gibi semptomlar gösterir. Neticede kilo artışı, kabızlık, işias hastalığı ve prostat problemleri gözlenlenir.

BİOENERJİ.biz
www.bioenerji.biz

facebook.com/bioenerji.biz
instagram.com/bioenerjibiz

Yazının devamı...

Vücudumuzdaki Enerji Sistemi Neden Bozulur?

Enerji sistemimiz neden bozulur?

Bizler doğal varlıklarız. Doğada yaşamak üzere programlanıp yaratıldık. Doğamıza uygun olmayan yaşam tarzı enerji sistemimizin bozulmasındaki en önemli sebeptir. Yaşam koşullarımız köy hayatlarından metropollere doğru kaydıkça sağlık ocaklarından da hastanelere ve araştırma enstitülerine kaymakta. Toplumlarımız, alışkanlıklarımız ve yaşamımız gibi sağlığımızda aynı oranda bizleri fıtratımızın dışına itmekte.

Kısa bir örnek verecek olursak gün içinde enerjimizi bozan şeyler arsında;

-Sentetik giysiler, eşyalar
-Elektromanyetik araçlar
-Topraktan uzak olmak
-Hava kirliliği
-Hormonlu ve genetiği değişmiş yiyecekler
-Çok durgun veya çok hareketli yaşam
-Ani şok ve üzüntüler
-Çevresel faktörler (yaşam alanımızın konumu ve çevremizdekiler)
-Olumsuz duygu ve düşünceler
ve en önemlisi de STRES!

Peki bozulan enerjimizi gün içinde ve sürekli olarak dengeli tutmak, kendimizi korumak istersek neler yapamamız gerekir sorusu geliyor akıllara. Cevabı aslında yukarıdaki maddelerin tersini yapmaktan da geçiyor fakat daha da güçlendirmenin de yolları var elbette.

Enerjimizi neler korur, neler güçlendirir?

Bireyde ağlıklı ve güçlü enerji sistemi olması ilk başlarda zor gibi görülebilir, fakat alışkanlıklarınızı bu yönde geliştirdinizde zaman içinde sizin bir parçanız olduğunu göreceğiniz bir kaç maddelik tavsiyemiz olacak.

Fiziksel, duygusal ve zihinsel tüm problemleri aşmak için yapacağınız 3 adım burada.

-STRESSİZ bir hayat tarzı
-DOĞAL yaşam
-SAĞLIKLI beslenme ve spor

Zaten bu basit 3 adım olmazsa olmazlarımız arasında olmalıdır ki daha sağlıklı bir birey olup diğer insanlara da faydalı bir insan haline gelelim.


Enerji alanımızdaki sorunları nasıl tespit eder ve korunuz?

Bunu tespit etmenin kabaca bir kaç yolu var, zaten bunlardan birine sahipseniz hemen kendinizi dengeleyip enerji alanınızı güçlendirmeniz lazım.

-Elleriniz araba kapılarına dokununca elektrik çarpar gibi oluyorsa
-Size ait ve çevrenizdeki elektrikli ve elektronik araçlarınız çokca bozuluyorsa
-Sürekli huzursuzluk hali varsa
-İşlerinizin ters gittiğine inanıyorsanız
-Uykusuz uzun zamandır varsa
-Ruhen, zihnen ve biyolojik olarak sorunlarınız olduğuna inanıyorsanız enerji alanlarımızda sorunlar vardır.

Olumsuz (kirli, zayıflatıcı, zararlı, negatif... ne derseniz artık) enerjileri vücuttan atamayıp blokajlar oluşturup enerji dengemizi dolayısı ile sağlığımızı bozan en önemli sebeptir.

Doğal yaşam tarzında her gün en az on dakika çıplak ayakla toprağa, çimlere, kuma basmamız gerekir aslında. Vücutta birikmiş negatifi topraklamanın en güzel yoludur bu. Ellerimizle de ağaçları tutarak çıkış kanallarını aktif tutmak ve olumsuz enerjiyi topraklamak gerekir. Sorunların arttığı dönemde bunu daha sıkça yapmalıyız ki bizlerden hastalık olarak çıkmasın.

Ellerimizi bağlamayı veya kollarımızı kavuşturmayı alışkanlık haline getirirsek, hem çıkış kanallarını kapatır hem de yin yang dengesini bozarız. Bu durumda olumsuz enerji (negatif enerji terimini kutup olarak kullanmaktayız) ellerden çıkamayıp omuzlarda ve sırtta bloke edilmesini sağlamış oluruz. Bu da dördüncü çakranın tıkanması, sırt boyun ağrıları, ruhsal sorunlar gibi pek çok soruna yol açmış olacaktır.

Aynı şekilde ayalarda mümkün olduğunca tam olarak yere basmalı ve çapraz,üst üste tutmamalıdır. Ayaklardan çıkamayan olumsuz enerji bize; bel, bacak, diz, kalça ağrıları ve cinsel, genital sorunlar olarak geri dönecektir ve tedavi sırasında asla bu sebepler aklınıza gelmeyecektir.


Hayata yeniden başlayın!

BİOENERJİ.biz

www.bioenerji.biz

facebook.com/bioenerji.biz

instagram.com/bioenerjibiz

Yazının devamı...

Bioenerji Nedir, Ne Değildir?

Bioenerji pozitif yönde bir şifa enerjisidir, mana olarak da evrensel yaşam enerjisini içinde barındırmaktadır. İnsanlarda, hayvanlarda ve canlı cansız tüm herşeyde mevcuttur. Evrenden aldığımız ve içselleştirdiğimiz bu pozitif enerjiye bizler bioenerji diyoruz. Bu enerji ile şifa konusu ise avuç içi-parmaklarda bulunan enerji çakralarının doğru kullanılması metodu ile şifa verilecek kişinin enerji merkezlerine (çakralarına) ve titreşimsel bozukluğu olan enerji bedenine aktarımı sağlanarak uygulanan bir tekniğe verilen isimdir.

Yaşadığımız kişisel veya çevresel negatiflerden (olumsuz duygu ve düşünceler) dolayı vücut sisteminin ayarı bozulabilir. Bioenerji uygulaması, evrenin sonsuz enerjisi ile insan bedeninin mükemmel uyumunu standart hale getirmeyi sağlayan benzersiz bir şifa tekniğidir. Bioenerji tekniğiyle bedenin kodları (dna), hücreler, organlar ve kemikler yeniden ayarlanarak evrendeki enerji hatlarına uyumlanır. Bu uygulama zihinsel, fiziksel ve ruhsal bedenimizi; bağışıklık sistemimizi güçlendirip yenilenmeye, iyileştirmeye yol açmaktadır.

Sizlerin öncelikle çakraları temizlenip, aura dengeniz sağladıktan sonra tüm meridyenlerinizdeki akışları düzenlenip, şifalanması gereken yerlerinize (Ağrı, Sancı, Kesik, Kırık ve Tedavi gerektiren durumların olduğu yerlere) çalışma gerçekleştirir. Bu çalışma psişik ameliyat da denebilir.

Bioenerji tüm hücreleri canlandıran bağışıklık sistemini güçlendiren, metabolizmayı ve hormonları hızlandıran içsel bir enerjidir. Sağlıklı bir vücutta negatif bir enerji bulunmaz. Vücudun herhangi bir yerinde problem varsa; (Bütün olumsuz duygu ve düşünceler) vücudun enerji sistemi bozularak o bölge negatif enerji üretmeye başlar. Daha doğrusu beyin ile o bölgenin iletişimi kopmuş demektir. Bu nedenle bedenimizin tümünü ayakta tutan beynin düşünce ve yapılandırma bölümü ile aradaki bağı kopartmamak gerekir. Daha hastalık fiziksel bedende tezahür etmeden önce bedenin enerji alanında (aura’da) ortaya çıkar daha sonrada enerji merkezlerimiz (çakra’larda) tıkanmalara ve sistem bozukluğuna meydan verir.

Fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkların %90'ı zihinsel nedenlerden (olumsuz duygu ve düşünceler) %10'u ise genetik ve çevresel faktörlerden (kaza, sakatlanma, ağır zorlama, vb.) kaynaklanmaktadır.

Bioenerji şifa tekniği ile bir çok kronik hastalıktan, kansere kadar her alanda fayda bulmanız mümkündür. Felç, şeker hastalığı, behçet hastalığı, vücutta ağrı, kas ağrıları, stres, depresyon, enerji düşüklüğü, çaresizlik halleri, kist, tümör, kanser türleri ve panik atak gibi durumlarda yıllarca uygulanan yöntemler ile sağlığınıza kavuşabilirsiniz.

Bioenerji ile şifalanmış kişlerin bir çok örneğini çevrenizde ve hatta araştırırsanız internette bile bulabilir, fikirlerini ve deneyimlerini bizzat kendilerinden öğrenebilirsiniz.

BİOENERJİ.biz

www.bioenerji.biz

facebook.com/bioenerji.biz

instagram.com/bioenerjibiz

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.