MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Minik Moda Kütüphanem

Moda Kütüphanemi Nasıl Oluşturdum?

Modayı yakından takip eden okurlar için faydalı bir içerik olacağını düşündüğüm bir yazıyla yeniden Merhaba!

Ben nasıl bir moda kütüphanesi yaptım?

Öncelikle moda ve kostüm tarihi hakkında bilgi sahibi olunması gerektiğini düşündüğüm için herkes için başlangıç kitabı niteliğinde olan, Elif Jülide Dereboy’un ‘’Kostüm ve Moda Tarihi’’ kitabını edindim. Antik Çağ’dan, 2000’li yıllara kadar modanın gelişimi, kullanılan malzemeler ve tarihsel sürece genel bir bakış açısı kazanmanıza yardımcı olacaktır.

Anneciğimin güzel hediyesi Kaktüs yayıncılığın derlediği, ‘’Geçmişten Günümüze Giyim Kuşam ve Stil Rehberi’’ kitabı benim uzun bir süre başucu kitabım olmuştu. Üzerinde kadife flok baskı, pembe bir elbise olan, kocaman Moda yazan bu kitap daha kapsamlı bir içeriğe sahip. Özellikle tarihe iz bırakan ikon ve tasarımcılar hakkında detaylı bilgilere ulaşmanız mümkün.

İngilizce bir kaynak olan ‘’Fashion – A History from the 18th to the 20th Century’’ kitabı okul yıllarındaki kostüm incelemelerim için bana çok yardımcı olmuştu. 18. Yüzyıldan, günümüze uzanan çeşitli kıyafetleri detaylı ve renkli olarak görebilirsiniz. 1978 yılında kurulan Kyoto Kostüm Enstitüsü tarafından, sosyolojik, tarihi ve sanatsal açıdan önemli bir kaynak.

Bir moda sözlüğüm olsun istiyorsanız minik, tatlı cep kitabı ‘’Moda Okulunda Öğrendiğim 101 Şey’’ i edinmenizi tavsiye ederim. Minik illüstrasyonların olduğu sözlük gibi sıkıcı olmayan ama kısa zamanda çok şey öğreten kitabın çevirisini de Barbaros Şansal yapmış. Adını anmışken onun ‘’Prova Odası’’ romanını da bir çırpıda bitirmiştim. Harika betimlemeleriyle kendinizi adeta bazen atölyede çalışırken, bazen o sokaklarda yürürken hissedebilirsiniz.

Rüzgar Mira Okan’ın herkese hitap eden ‘’Kendi Stilini Yarat’’ kitabını da bir çırpıda okuyup, nasıl bir dolap oluşturmanız gerektiği hakkında bilgi alabilirsiniz. Vücut tipinizden, cilt tonunuza ve hissettiğiniz kişiye giden yolculuktaki giysi dolabınızı bir profesyonelle birlikte hazırlayabilirsiniz.

Marnie Fogg’un yazdığı ‘’Moda’nın Tüm Öyküsü’’ adlı kitabı ben henüz edinmesem de çok fazla karşılaştığım için atlamak istemedim.

Özellikle Moda Tasarımı, Grafik Tasarımı gibi alanlarda okuyan öğrenciler için, Literatür yayınlarının Tekstil ve Moda, Stil Yaratmak, Koleksiyon Oluşturma, Yaratıcı Tasarımın Temelleri, Araştırma ve Tasarım, Erkek Giyim gibi serileri bulunan kitaplar benim için önemli kaynaklar oldu.

Çizim tekniklerin geliştirmek isteyenler için Anna Kiper’in ‘’Moda İllüstrasyonları İlham ve Teknik’’ kitabının oldukça iyi bir içeriğe sahip olduğunu düşünüyorum.

Chanel, Louıs Vuıtton, Christian Dior, Alexander MCQueen gibi ünlü tasarımcıların kitapları bir hayli pahalı olsa dahi edinmek isteyenler oluyor. Özellikle masanın üzerinde kahve ile fotoğraf çekenlerde çokça gördüm :)

Bize okulda dağıttıkları Sue Jenkyn Jones’ un ‘’Moda Tasarımı’’ kitabı da moda tasarım temellerinin kısa bir özetini yapan faydalı bir kaynak.

V&A Müzesi’nde rastladığım popüler moda sözlüğü ‘’Fashionpedia’’ kitabını da anmadan geçmeyelim.

Benim de en kısa zamanda edinmek istediğim Eve MacSweeney’in ‘’Nostalgia in Vogue’’kitabı 2000’lerden bu yana çarpıcı bir koleksiyon sunuyor bize.

Ayrıca Annemden bana yadigar kalan 1960’lardan günümüze uzanan Burda koleksiyonu kalıp bilgimi ilerletmemi sağladı. Bunun yanında arada sırada antikacılardan edindiğim, eski kadın dergileri koleksiyonumu her geçen gün daha da büyütüyorum.

Muhakkak atladığım, bilmediğim ve rastlamadığım nadide moda kitapları var. Lakin moda kütüphanesi oluşturmaya başlamak için, bu içeriğin sizlere yardımcı olancağı kanısındayım.

Sevgiyle kalın..

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

https://www.instagram.com/gokcekomurcusati

Yazının devamı...

Geleceği Tasarlayan Gençlerin Mezuniyet Sergisi

TURN ON LOG IN SWITCH OFF
Türkiye’nin önde gelen okullarından, İstanbul Moda Akademisi’nin 10. Yıl mezunlarını verdiği mezuniyet töreni ve ‘Turn On / Log In / Switch Off’ sloganı ile oluşturdukları mezuniyet sergisinin bizzat içinde yer alan biri olarak, bizleri sektöre nasıl uğurladıklarını sizlerle paylaşacağım.

Mezuniyet Sergisi’nin açılışında, İMA ve İHKİB yönetim kurulları, İMA akademik kadrosunun yanı sıra sektörün tanınmış isimleri, tasarımcılar ile moda ve tekstil dünyasının ileri gelenleri de katılım gösterdi. 2017-2018 Eğitim Dönemi, tam ve yarı zamanlı Moda Tasarımı, Moda Tasarımı ve Yönetimi Lisansüstü ile Moda Tasarımında Kalıp ve Model Geliştirme programlarında eğitim alan 63 öğrenci mezuniyet diplomalarını sektörün önde gelen isimlerinin ellerinden aldılar.

11-15 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek Mercedes -Benz Fashion Week Istanbul’da, New Gen defilesinin yanı sıra New Gen tasarımcıları ile söyleşi ve bir tasarım workshopu ile katılacak. Türkiye Tasarım Haftası’na da sergi ile katılacak İMA’nın 4. Tasarım Bienali ve TGSD Moda Konferansı’nda da çeşitli etkinlikleri bulunuyor.

Moda Tasarımı öğrencilerine yaratıcılıklarını ve teknik altyapılarını geliştirmek üzere moda ve kostüm tarihinden başlayarak bilgisayarda tasarım, elde kalıp çıkarma, dikiş, drapaj, moda yönetimi ve tasarım gibi dersler veriliyor. Bunların yanı sıra eğitimleri süresince yurt içi ve yurt dışında eğitimlerine katkıda bulunacak önemli etkinlik, organizasyon ve sergileri de ziyaret etme fırsatı buluyorlar. Eğitim dönemleri içerisinde sektörün önde gelen firmalarıyla projeler gerçekleştirirken, İMA Mezuniyet Sergisi’nde sergilenen parçaları sektörün önde gelen isimlerinden oluşan bir jüri tarafından değerlendiriliyor ve seçilen tasarımcıların “kapsül koleksiyonları”, NEW GEN defilesiyle İstanbul Moda Haftası’nda yer alma fırsatı yakalıyor.

Yıl boyunca gecesini gündüze katarak çalışıp tasarımlarını şekillendiren İMA öğrencileri, süper kahramanları olarak isimlendirdikleri öğretmenleri Kreatif Direktör Raf Stesmans, Burcu Yıldırım, Melis Karapança, Gülin Girişmen ve Güneş Güner Işık’ın destekleriyle birlikte, moda sektörünü heyecanlandıracak harika işler çıkardılar. İstanbul Moda Akademisi Direktörü Seda Lafçı’da öğrencilerin çalışmalarını en iyi şekilde sektöre sunmanın huzur ve mutluluğunu yaşadı.

Bunun yanı sıra moda fotoğrafçısı Tamer Yılmaz, moda yazarı Ece Sükan; tasarımcılar Gül Ağış, Deniz ve Begüm Berdan ile Özlem Kaya, MBFWI Moda Direktörü Banu Bölen mezunları yalnız bırakmadılar.

Moda Tasarımı ve Tekstil Teknolojisi Lisans Programı mezunlarının güçlü ilham kaynaklarından yola çıkarak oluşturdukları tasarımları, yakinen gözlemleme fırsatı buldum. Şimdi O özel 7 öğrenciyle tanışalım ve tasarımlarına yakından bakalım.

Gökçe Kömürcü

Nit Örme’nin sponsorluğunda triko tasarımlarımı şekillendirdiğim ‘‘BEAUTY TO THE BONE’’ isimli koleksiyonumun ana teması geleneksel ve dijital sosyal baskının, güzellik algısındaki etkileri üzerine bir inceleme ile başladı. 17. Yüzyılda yaşamış Fransa Kraliçesi, Marie de Medici’nin korselerinden, modern zaman hastalıklarından anoreksiya rahatsızlığına kadar uzanan ince çizginin bütününü oluşturuyor. Baskı altındaki zamansız güzellik anlayışını ‘mottosuyla birleştirdim.



Engin Ekinci

‘’CLIQUE’’ adlı koleksiyonumda,geçmişte ve günümüzde yaşadığımız tüm yargılamaların insan zihninin ürünü olduğunu belirten Kris Kuksi’nin heykel tablosuyla başladı yolculuk. Bu yolculukta çelişki ve zıtlık ortak konuyu oluşturdu. Çelişkiler içinde geçmişten günümüze uzanan sürede ayrı tutulan insan ve kimliklerin birlikte ama diğerlerinden ayrı bir bütün oluşturmaları anlatılıyor. Bu bütünlük Clique, birbirinden zıt ve çelişkilerle birleştirilerek ifade edildi. Clique, farklılıkların ve değişmeyen özün geçen zaman içinde nasıl kabullenilir olduğunu gösterirken, zamanında sırtına vurulan damgadan da kaçınmıyor.


Şebnur Günay

‘’UMUT’’ adlı koleksiyonumu şekillendirirken hapishanelerden etkilendim. Konu itibariyle ne kadar karanlık ve umutsuz bir içeriğe sahip olsa dahi, tam tersine insanların bir umudu olması gerektiğini düşündüğümden koleksiyonumu bir o kadar renkli çalıştım. ‘’Nazım Hikmet.



Meltem Özbey

‘’I’M NOT PLASTIC.’’ adlı koleksiyonum başlangıçta, bir vintage mağazasında gördüğüm savaş zamanından kalma ürünleri dönüştürme anlayışı ile başladı. Bu malzemeleri dönüşüm materyalleri ile birleştirerek yeniden giyilebilir kıldım.



Sümeyye Başbuğ

‘’IRRITATE’’ isimli koleksiyonumu hazırlarken öncelikle sinir bozan görseller topladım ve günlük hayatta neler yaşayıp sinirimizin bozulduğunu, insanlara sorarak farklı hislerle tanıştım. Aslında normal olmayan, kurala aykırı, bilinenin dışında olan şeylere sinirimizin bozulduğunu ama hataların, normal olmayanın, olağan dışı olanların güzel ve özgün fikirler doğurduğunu fark ettim. Hata olarak görünen şeylerin güzele yol açtığını göstermek istedim.



Şule Gül

"BAKMAK VAR, GÖRMEK VAR." adlı koleksiyonumda insanların görme engellilerin baktığı yerden bakabilmesini amaçladım. Bir görme engelli ile çalıştığım bu projede karanlığın onlar için bir şey ifade etmediğini anladım. Bu durum onlar için bir kayıp değildi. Aksine bir fırsattı. Çünkü biz de onlar kadar güçlü hissedemiyoruz. Birbirleriyle bağı kopmamış insanları, farklı formlarda kıyafetlerle birleştirerek diğer insanların onlarda eksik olduğunu düşündüğü yönlerin eksik olmadığını vurgulamayı amaçladım.



Aslı Dilber

GEN Z (Don’t call them Gen Z ) “Kuşak” koleksiyonumda Moulin Rouge’ daki kabare dansçılarının giydikleri renkli kıyafetler göz önüne alınarak, 60’lı yıllardaki detaylardan esinlenerek yaptığım bir koleksiyondur. Konsepti konuma bağdaştırmak için, renkli plastik materyaller ve eski bir koltuğu birleştirilip modernize ettim.



Emeği geçen bütün mezun arkadaşları canıgönülden tebrik ediyorum. Sergiyi gezmek ve tasarımları yakından incelemek isterseniz, İMA’nın Teşvikiye Caddesi No:10/1 Nişantaşı adresinde bulunan Sadrazam Sait Paşa Konağı’ndaki binasında yaz boyunca ziyarete açık olacak.





https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

Trikonun Geleceği Geleceğin Tasarımcıları ve Nit Örme

Örme kumaş teknolojisinin geliştiği ve triko örme kumaşların podyumlardan sokak stillerine kadar, her yerde kullanımının oldukça arttığı son dönemlerde,

Özellikle 2016 yılında elbiseler, spor ayakkabıları ve çorap çizmelerle birlikte farklı formlarda hayatımıza giren triko örme tekstil sektöründe çok geniş bir kullanım alanına sahip. Vücuda uyum sağlayan, esnek ve buruşmaz özellikleriyle kadınların vazgeçilmez parçaları haline geldi. Kışlık kazaklarımızın çoğu triko örgü kumaşlarla yapılıyor. Bunun yanı sıra hırka, çorap, atkı, süveter, eldiven, ayakkabı, pantolon, etek ve birçok kullanım alanına sahip.

Peki Triko Nedir?

Yün yada pamuk ipliğinden örgü makinesi ile örülerek dokunan kumaş olarak tanımlanabilinir. Atkılı örme sistemli kumaşlara düz örme triko kumaşlar denir. Tek plaka, çift plaka, saç örgüler, nopeli, kaydırmalı, yürütmeli, selanik, torbalı, intersiribana, haroşa, jakarlı ve birçok çeşit üretilen kumaşlar var.

Renk ve desenlerine hayran kaldığım Missoni markasının 2018 Kış için hazırladığı triko koleksiyonu oldukça ilgi çekici.

Kareler, dikdörtgenler, çizgiler, kabartmalar, saçaklar, mikro ve makro zikzak kombinasyonları ile oldukça dinamik bir koleksiyon hazırlamışlar. Bu soğuk havalarda içimizi ısıtan enerjik renk ve desenleri ben çok sevdim.

2016 yılında Gigi Hadid’in Aston Eaton’la birlikte Amerikan Vogue kapağı için verdiği pozlarda taşıdığı Victoria Beckham imzalı triko tasarımlar benim favorimdir.

Nıke, Adidas, Puma gibi büyük spor markaları koşu ve spor ayakkabısı olarak piyasa sürdükleri hafif triko ayakkabıları da es geçmemek lazım.

Daha önce de dediğim gibi triko örme kumaşların kullanım alanları oldukça fazla lakin sektörde yetişen kalifiye eleman ve tasarımcı eksikliği yaşayan bir sektör haline geldi. Özellikle desen tasarımı alanında çok güzel işler yapan ve gençleri destekleyen az sayıda kurum ve kuruluş olması tekstil triko örme sektörü için bir tehtit oluşturur hale geldi. Bu açığın farkındalığında olan ve yıllarını bu işe vermiş İrfan Yolcular’la geçtiğimiz haftalarda tanışma fırsatı yakaladım.

Trikonun inceliklerini öğrenmek için bir cumartesi günü Çizmeci İş Merkezi’ne gittim. Trikonun konusunda bana yol gösteren ve triko hakkında geniş bir bilgi birikimine sahip olan, tatlı kadın Reyhan Şahin bana yardımcı oldu. Üretim, desen ve yedek parça temini sağlayan Nit örme ve Triko örme üretimi yapan Hüseyin Ataalkın ile tanıştım. Nit Örme kurucusu İrfan Yolcular’ın şu mottosu beni çok etkiledi.

Üretim içinde Eğitim, Eğitim İçinde Üretim

40 ülkeye ihracat yapan ve geleceğin desen tasarımcılarını yetiştirenNit Örme, Elektronik Mühendisi İrfan Yolcular tarafından, 1995 yılında kurulmuş. Üretim ve verimliliğin sürekliliğini sağlarken, Shima Seiki ve Stoll gibi firmalara yedek parça temini sağlıyor.

Bunun yanında bu işi öğrenmek ve bu alanda uzmanlaşmak isteyen gençlere ücretsiz olarak desen tasarım eğitimi veriyor. Üretim içerisinde geleceğin desen tasarımcılarını yetiştiren Nit Örme, ülkemiz ve tekstil sektörü için bir katmadeğer sağlıyor.

Desen Bölüm Sorumlusu Adnan Erkenci’nin yardımlarıyla bir desen çizdik. Ben hayalimi anlattım, kendisi çizimini ve raporunu hazırladı. Bu süreçte bana örgü teknikleri ve iplikler hakkında bilgilendirmeler yaptı. Desen hazır olduktan sonra 1984’ten bu yana Alkın Tekstil olarak bilinen, triko örme imalatçısı Hüseyin Atalkın’ın atölyesinde oluşturulan desenin üretimini yaptık. Hüseyin Ataalkın ise sektöre yenilikçi girişimleri olmuş değerli bir insan. Faydalı Model belgesine sahip, örgülü kumaşa sahip ayak giysisi patentinin ve akıllı kumaş teknolojilerinin patentine sahip bir üretici olarak sektöre katkı sağlıyor.

Triko örme hakkında bilgi sahibi olurken gönlü güzel insanlarla bir şeyler üretmek ve bütün bu süreci hep birlikte gözlemlemek benim için inanılmaz bir deneyimdi.

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

Design Week Turkey & New Gen

Moda ve tasarım organizasyonlarıyla dolu bir haftayı geride bırakırken Design Week Turkey’i tabii ki kaçırmadım. Çarşamba günü tasarımcı arkadaşlarımla birlikle katılım gösterdiğimiz etkinlikte atölye programları, sergiler ve konuşmacılar, endüstriyel tasarım, moda, görsel iletişim tasarımı ve mimari gibi birçok alanda Türkiye Tasarım Haftası’na özel hazırlanmış enstalasyonları gördük.

Türkiye Tasarım Haftası bu yıl oldukça kapsamlı bir program ile T.C. Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından 8-12 Kasım 2017 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Saray’ında düzenlendi.

Design Talks

Tasarım konuşmaları başlığı altında alanında başarılı ve ünlü isimler bir araya geldi. Bu sohbetlerde çok saygı duyduğum ve sevdiğim arkadaşım Fırat Neziroğlu’nun ‘Deneyimi Tasarlamak’ adına yaptığı konuşma oldukça ilham vericiydi. Bazı insanlara bir tanımlama yapamazsınız. İşte bu durumda kendisini bir yoga öğreticisi, dokuma ustası, öğretmen, olarak tanımlarken, kendisi ise : ‘ Hiçbir yolun yolcusu yada hiçbir öğretinin kölesi olmadan, birbirimize görünmez ağlarla, nefesle bağlıyız’ diyor.


Yaratıcı Atölyeler ve Yeni Deneyimler

Benim en çok ilgimi çeken Deri ile Tanışmak Atölyesi oldu. Moda ile yakından uzaktan alakalı etkinlikler ister istemez ilgimi çekiyor. Yürütücülüğünü Kerem Ariş ve Merve Parnas’ın Uniqka markasıyla düzenlediği atölyede, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar derinin kullanımı ve nasıl işlendiği ile alakalı bilgiler verildi. Katılımcılar kendi kartlıklarını yapmayı bile öğrendiler.

Bunun dışında, Koku Tasarımı Atölyesi, Absürt Afişler Atölyesi, Dijital Deneyim Atölyesi , Ayakkabı Tasarım Atölyesi, City Design ve Design Thinking Atölyeleri gibi birçok farklı deneyimsel atölyeler yer aldı.

Tasarım Haftası ve Yeni Nesil Tasarımcıların ‘We Are’ Sergisi

Moda ve Tasarım alanında beni en çok heyecanlandıran sergi İstanbul Moda Akademisi öğrencilerinin, kendilerinin keşfetmeleri ve en doğru dilde ifade etmeleri adına yıl boyunca hazırladıkları başarılı projelerini sundukları ‘We Are’ sergisiydi.

New Gen

Sergiyi gezerken genç tasarımcılardan Tuğçe Güreşçi ile tasarım süreci ve hisleri hakkında konuştuk.Çok emek verdiği ve disiplinli bir çalışma süreci geçirdiğinden bahsetti.

MBFW SS18 koleksiyonu L’INTERDIT , soyutluğunu kokulardan, somutluğunu Audrey Hepburn ve Perfume: The Story of a Murderer filminden alan koleksiyonun amacını kokunun gücünü keşfetmek olarak nitelendiriyor.Oldukça etkili bir biçimde hissedilen koleksiyon, bir rüya gibi görünüyordu.

Neslihan Cömez ‘DUAL SOULS’ Ütopik SS18 koleksiyonu ise hayata doğuştan bir engelle başlayan insanların yaşadığı psikolojik sorunlar ve sonrasında tedavi görmek zorunda kaldıkları sürece değinen bir koleksiyon hazırladı. Bireyin kendi benliğindeki ikili mücadelesini tasarımlarında görkemli bir şekilde işlemiş.

Tuğçe Demirhan’ın Pablo Escobar’ın kişisel zevklerine göre kurduğu hapishanesi La Cathedral’den ilhamla oluşturduğu LOS MAGICOS koleksiyonu oldukça ilgi çekiciydi. Kumaş doku çalışmaları, renk kullanımı ve baskı teknikleriyle koleksiyonunu oluşturmuş.

Asude Şenoğlu’nun Fake ID adlı koleksiyonu ilhamını sokaktan alan ve herkesten bir parça barından yansımalardan oluşuyor.Toplum baskısı gibi nedenler yüzünden gizlemek zorunda kaldığımız gerçek kimliğimize atıfta bulunmuş.Sokağı ve kusuru en iyi anlatan kumaş denim ile birlikte çalışarak koleksiyonu bir bütün haline getirmiş.

Merve Gülbudak ise My Heart is Stranger adlı koleksiyonunu, The Danish Girl filminden ilhamla tasarladı. Filmi izlerken yaşadığı duyguların bir yansıması olarak nitelendirdiği huzur dolu koleksiyon tasarımlarını oldukça beğendim.

Bu yaratıcı ve çalışkan yeni nesil tasarımcıların umarım yolu açık olur. Hepsini gönülden tebrik ederim.

Design Week Turkey Haftasında birbirinden yaratıcı atölyeler, konuşmalar ve sergilerle mükemmel bir hafta geçirdik. Yeni etkinlik ve organizasyonları yazmaya devam edeceğim. Görüşmek dileğiyle..

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

Fashion Film Fest Istanbul 2017

Moda ve film dünyasını bir araya getiren Türkiye’nin benzersiz moda filmleri etkinliği Fashion Film Fest Istanbul üzerine konuşmanın tam vakti!

Geçtiğimiz hafta sonu 11-12 Kasım tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin ev sahipliğini yaptığı etkinlik üçüncü kez seyircisiyle buluştu.

Cumartesi günü katılım gösterdiğim Fashion Film Fest İstanbul etkinliğinin tamamen ücretsiz ve halka açık olarak yapılması modadan sonra, bu tarz belli bir zümreye hitap eden organizasyonların demokratikleşmiş olması benim ilgimi çeken küçük ama önemli bir detaydı.

Fashion Film Fest İstanbul’un kurucusu Tuna Yılmaz’ın organize ettiği etkinlik büyük moda evlerinin, markaların, genç ve bağımsız tasarımcı filmleriyle, söyleşilerle, atölyelerle, sanat enstelasyonlarıyla ve partilerle katılımcılar için dolu dolu geçen bir hafta sonu oldu.

Derimod Moda sohbetlerinin gerçekleştiği günde Gönenç Uyanık, Zeynep Armağan Şahan, Elif Demiralp, Ilay Alpgiray, Umut Eker, Dağhan Celayir ve Hatice Gökçe gibi isimlerin yer aldığı, moda ve film dünyası hakkında bizi bilgilendirdiler.

Ece Sükan ve Tuna Yılmaz’ın samimi sohbeti

Günümüz modasının dinamikleri üzerine düşündürücü ve doyurucu bir sohbet olarak zihnimde yer eden en tatlı zaman dilimiydi. Ece Sükan’ın stil sahibi olmak üzerine yaptığı yorumlar ve moda anlayışının sosyal medya ile yaşamış olduğu dönüşümü şeffaf bir şekilde değerlendirmesinin ardından ödül töreni zamanı geldi!

Fashion Film Fest Istanbul & 6 Farklı Dalda Ödül

11-12 Kasım 2017 Cumartesi günü Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte 6 farklı dalda ödül sahipleriyle buluştu.

Ödüllerden önce salt sevgi ile deneyimlenen bir hikayenin kısa filmini izledik. İnsan, hayvan ayrımı yapmadan yaşayan her canlıya sevgi besleyen bir adam, Gökçer Korkmaz’ın 2,5 yıldır verdiği mücadeleyi dinledik.Yönetmenliğini Elif Demirapl’in üstlendiği Merhamet adlı kısa film hepimizi oldukça etkiledi.

F King Magazine işbirliği ile gerçekleşen, F King Mag’in Genel Yayın Yönetmeni Zeynep Soylu’nun sunumuyla ödüller açıklanmaya başlandı.

Benimde favorim olan, 3 farklı dalda ödül alan We Believe InThe Power Of Love temasıyla Nıke’ın Moda filminin yönetmeni Luca Finotti En İyi Moda Filmi, En İyi Makyaj ve En iyi Saç Tasarımı ödüllerini topladı.

ELLE Özel Ödülü Que ve XOXO işbirliği ile çekilen, yönetmenliğini Dağhan Celayir’in üstlendiği Universe Fashion Film oldu.

En İyi Müzik Ödülü yönetmenliğini Femke Huurdeman’ın yaptığı Cathy Come Home aldı.

Genç Keşif Ödülü ise yönetmenliğini Daan Groot’un yaptığı Martan aldı.

Ödülleri Atıl Kutoğlu, Ece Sükan, Melis Ağazat, Edis Görgülü, Bulut Reyhanoğlu ve Önder Tiryaki’nin elinden aldılar.

Ayrıca Uluslararası dergi filmlerinden oluşan Can Evgin retrospektifi, Tamer Yılmaz sohbeti ve Harun Güler’in makam serisi gibi özel bölümler etkinliğin dikkat çeken oturumlarıydı.

Ödül töreninden sonra F King ev sahipliğinde Zorlu PSM Sky Lounge’ta mükemmel bir parti ve kapanış yemekleriyle veda edildi. Moda vizyonunun ne demek olduğunu bize gösteren bu güzel organizasyonların artması dileğiyle…

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

Cacharel ile Bir Koşu Tokyo’ya

Modern ve şehirli erkek yoğun iş temposunda hem elegan bir görünüm istiyor, hem de konforundan vazgeçmek istemiyor!

Her sezon başka ülkelerin egzotik duygularıylarını içinde besleyen, yenilikçi ürünleriyle alternatif bir bakış açısı sağlayan, erkek giyimini lifestyle olarak sunan Cacharel lansmanı, koleksiyon danışmanı Güneş Güner’in sunumuyla gerçekleşti.

Günümüz erkek modasına akıllı ve şık çözümler getiren Fransız ekolünün ikonik markası, Cacharel markasının 2017-2018 Sonbahar/Kış lansmanı geçtiğimiz Çarşamba günü Raffles İstanbul Writers Bar’da gerçekleşti. Davetli olarak katılım gösterdiğim etkinlikte kendimi Tokyo topraklarında hissettim. Yenilikçi, rafine ve seçkin bir stil sunan son koleksiyonu oldukça dikkat çekiciydi.

Kapı girişinde bizi karşılayan Japon şans oyunu vardı. Bir sayı tutmamızı ve o sayının bulunduğu minik ahşap çekmeceyi açıp, içerisinde bulunan parşömen kağıdını okumamızı söylediler. Burada yazan kelimeler 2018 için bizi temsil eden ruhu simgeliyormuş. Bana ‘’passion’’ çıktı. 2018 benim için hırs ve tutkuyla dolu bir yıl olacak sanırım:)

2017/18 Kış Rotası Tokyo

Gezgin ruhuyla her sezon farklı bir rotaya yüzünü çeviren Cacharel erkeği, 2017-18 Sonbahar/Kış koleksiyonunda ‘’tezatlar şehri’’ Tokyo’dan ilhamını almış.

Geleneklerinden vazgeçmemiş, teknolojik erkeğin sakin, renkli ve rafine ile metropollü olmanın dinamik tezatlığını yaşatan Tokyo, Cacharel’in Sonbahar/Kış koleksiyonuna ilham vermiş.

Renkler oldukça ilgi çekici ve güçlü bir yapıya sahip. Tapınak kırmızısı, koyu yaprak yeşili, antrasit, gri, hardal sarısı, mor ve mavi koleksiyonun belirleyici renkleri arasında.

Cacharel erkeğinin konforuna önem verdiğini vurgulamıştım. Kumaşlara teknolojik yaklaşımlarla sağladıkları ısı dengesi çalışmalarının ilgi çekici. Konformist ve özgürlük sağlayan parçalar her zaman ki gibi koleksiyonun vazgeçilmezleri arasında.

Profesyonel Dövme Sanatçılarıyla Güzel bir Çalışma

Cacharel lansmanın da Tokyo ruhunu müziklerle ve yemeklerle bize bolca hissettirdiler. Bunun yanında mutluluk, şans, eğlence gibi kelimelerin sembollerini içeren dövmeleri, profesyonel dövme sanatçıları, Can Levi ve Dilara Zahir bize hızlı bir şekilde uyguladılar.

Bu unutulmaz deneyimin bir parçası olmak paha biçilemezdi.

https://www.gokcekomurcucosmos.com

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

London Fashion Week & ERDEM

Cuma sabahı başlayan İlkbahar-Yaz 2018 Londra Moda Haftası bu akşam 17:00’da son bulacak.15-19 Eylül tarihleri arasında 150’den fazla İngiliz ve uluslararası tasarımcılara ev sahipliği yapan London Fashion Week SS18 tüm hızıyla devam ediyor.

Koleksiyon teması oldukça kuvvetli olan başarılı Türk tasarımcı Erdem Moralıoğlu ve SS18 tasarımları hakkındaki araştırmalarımı sizlerle paylaşacağım. Bunun öncesinde kendisini kısaca tanıyalım.

ERDEM

1987 doğumlu tasarımcının babası Türk, annesi İngiliz’dir. Lisans derecesini Ryersan Üniversitesi’nde moda üzerine yapmıştır. Vivienne Westwood’un yanında staj yaptı. 2000 yılında Royal Collage of Art’da moda üzerine eğitim aldı. Yüksek Lisans derecesi ile bitirip, New York’ a taşındı. Diane Von Furstenberg ile çalıştı. 2005 yılında Londra’ya yeniden dönerek ERDEM markasını kurdu.

‘The Queen’s Suite’ İlhamıyla..

Tasarımları incelerken adeta büyülendim ve konunun gizemi beni içine çekti. Erdem SS18 koleksiyonunu hazırlarken Kraliyet Ailesinin 1950’lerdeki görünüm ve hayatlarına değiniyor.Kraliçe II. Elizabeth’in ipuçlarını detaylarda görmek mümkün. Şimdi biraz tarih, biraz müzik ve tasarım yolculuğuna çıkalım.

Kraliçe II. Elizabeth

1950’li yıllara doğru bir yolculuğa çıkarken Kraliçe ll. Elizabeth’in taç giyme töreni radara takılıyor. 8000 davetlinin beklediği Westminster Kilisesi’nde taç giyme töreni gerçekleşti. O dönemde Kraliyet Ailesi Kadınları için en önde gelen moda tasarımcısı Norman Hartnell’di. II. Elizabeth’in taç giyme esnasındaki elbisesini tasarladı. Taç giysisi, devekuşu tüyleri ve gül motifleri bulunan ipek, kırık beyaz bir yapıya sahipti.

Big Band Döneminin Kralı, Duke Ellington

Duke Ellington Orkestrasını kuran Amerikalı piyanist ve caz bestecisidir. Duke Ellington Orkestrası 18 Ekim 1958 yılında şehir merkezindeki Odeon Tiyatrosun’da iki gösteri yaptı. 1958 yılında Ellington ve Kraliçe ll. Elizabeth bir araya geldi. Ellington Kraliçe’nin çok ilham verici olduğunu dile getirmiş ve Kraliçe için bir albüm hazırlamıştır. Bu albüm ‘The Queen’s Suite’ olarak biliniyor. Kraliçenin Suit’ini inceleyecek olursak, ilk hareket ‘Sunset and the Mockingbird’ , ikinci hareket ‘Lightning Bugs and Frogs’ ,Kuzey Işıkları, ve ‘Le Sucrier Velours’ ile romantikleşiyor. Duke Ellington’un en güzel eserlerinden biri olan ‘The Queen’s Suit’ yalnızca bir defa oynatıldı. Ellington’un ölümünden sonra halktan gizlendi.

‘Sadece iki çeşit müzik vardır : İyi ve kötü.’ Duke Ellington

Retro Romantizmi

Beni cezbeden bu tasarımları daha iyi anlamak için küçük ayrıntılara değinmek istedim. ERDEM İlkbahar/Yaz 2018 koleksiyonunu hazırlarken ‘The Queen’s Suit’ den esinlenerek tasarımlarına yön vermiş. Romantik retro bir anlayışla sentezlenen tasarımlar dönemin ikon parçalarını barındırıyor.

Klasik tüvit kumaşlar, püskül, jakarlı kumaş, triko, fırfır, saten , ipek, işlemeli çiçekler, kristaller, kuştüyü, inciler, kurdeleler ve Kraliçenin çok sevdiği baklava desenli hırkalara yer vermiş. Opera eldiveni olarakda bilinen, dirseğin üzerinde beyaz eldivenleri çok beğendim.

ERDEM - H&M İşbirliği

ERDEM – H&M işbirliği ile özel bir koleksiyon hazırlığında olan Erdem Moralıoğlu yepyeni bir kadın koleksiyonu ve ilk kez erkek koleksiyonu hazırladı. 2 Kasım’dan itibaren dünya çapında seçili mağazalarda satışı gerçekleşecek.

London Fashion Week haftasına son verirken haftaya benimde katılacağım London Fashion Week Festivali hakkındaki deneyimlerimi sizlerle paylaşacağım. Görüşmek dileğiyle dostlar..

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

Londra’dan Modaseverlere Öneriler

Her gün yeni bir şey öğrendiğim güzel şehir Londra’dan herkese selamlar. Yazmaya biraz ara vermiş olmam anlatacak çok şeyin birikmesine vesile oldu.

Öncelikle geldiğim tarih ile kesişen Pure London etkinliğinden bahsetmek istiyorum.

23-25 Temmuz 2017 Olympia, Londra

İngiltere’nin dört gözle beklenen moda fuarı etkinliği Pure London’a ziyaretçi olarak katıldım. 700’den fazla markanın yeni koleksiyonları, konuşmacılar, seminerler, podyum şovları beni karşıladı.Büyük bir kompleks içerisinde her marka için ayrı bir platform oluşturulan alanda, kadın giyim, erkek giyim,ayakkabı, mücevher, aksesuar koleksiyon ve ürünlerini sergileyen bir çok tasarımcı ve markaları gördüm. Bunların içerisinde Türk markalarını görmek tabii ki yüzümü gülümsetti. Son zamanlarda sıkça adlarından bahsedilen Deniz Berdan ve kızı Begüm Berdan’ın yarattıkları DB Berdan markasını gördüm. Hatta kendileriyle birebir konuşma imkanı yakaladım. Deniz ve Begüm Berdan yeni koleksiyonlarını sergilerken işlerinin başında duran güçlü kadınlar olarak hafızama işlendi. Bunun yanı sıra o kadar samimi ve hoş bir sohbetleri var ki :) Kendilerini çok sevdim.

İHKİB (İstanbul Hazır Giyim ve İhracatçılar Birliği)

İHKİB nedir diye soracak olursanız, Türk marka ve tasarımcıları destekleyen bir devlet kurumu olarak kısaca özetleyebilirim. İHKİB teşvik ve sponsorluğunda bu tarz moda fuarı etkinlikleri hakkında bilgi almak ve katılmak çok daha kolay. Eğer sizde kendi markanızı, tasarımlarınızı veya koleksiyonlarınızı dünyaya tanıtmak isterseniz 11-13 Şubat 2018 yılında yeniden düzenlenecek olan Pure London etkinliği için İHKİB ile görüşmenizi öneririm.

Ve Gelelim Gezdiğim Sergilere :)

The World Of Anna Suı

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü yine harika yağmurlu bir gün de, arkadaşımla birlikte koşa koşa gittiğimiz sergidir kendileri :) London Bridge istasyonunda buluşup, Fashion and Textille Museum’ a gittik. Biletlerimizi aldıktan sonra Anna Suı’ nin hayatı hakkında bilgilendirmeler içeren ilk bölümü gezdik.

Amerikalı moda tasarımcısı Anna Suı’nin tasarladığı kadın giyim, ayakkabı, çanta ve kozmetik ürünlerinin sergilendiği büyük alanda yapmış olduğu koleksiyonları, ilham kaynaklarını, çalışma disiplinini ve yarattığı desenlerin ilk numunelerini görmek beni çok heyecanlandırdı.

Bir akım ve ikon haline gelen yetenekli tasarımcı!

Time Magazin tarafından 5 moda ikonu arasında gösterilen tasarımcının ‘ her zaman tanıdık olmayan farklı bir perspektif arıyorum’ cümlesi beni çok etkiledi. Tasarım ve yazım sürecimde bunu uygulamaya çalışacağım. Retro, Punk ,Grunge, Americana ve daha bir çok koleksiyonunu yakından görme fırsatı yakaladım.

Sergiden çıktıktan sonra Fashion and Textille Museum’un Shop bölümüne uğrayıp moda kitaplarına ve hediyelik eşyalara bakmayı unutmayın.

Bunun dışında Fashion and Textille Museum’da workshoplar, semineler ve etkinlikler oluyor. 1 Eylül serginin son günü! Kaçırmayın derim :)

Victoria and Albert Museum Balenciaga

27 Mayıs 2017-18 Şubat 2018 arasında V&A Museum’da sergilenen Balenciaga Shaping Fashion sergisine bu hafta sonu gittim.

Yıllardır hayalini kurduğum müzeye gidecek olmakdan ötürü çok heyecanlıydım. Erken saatte South Kensington istasyonunda indikten sonra, yeraltı sistemi beni hemen müzenin içine yönlendirdi. Altı kattan oluşan devasa müzeyi görünce nutkum tutuldu. Vakit kaybetmeden biletlerimizi aldık ve Balenciaga sergisine girdik.

Toplam 100 kıyafet ve 20 şapka tasarımı vardı. Bunlar dışında tasarladığı kıyafetlerin önemi, dönemi, eskizleri, numune denemeleri ve kalıplarını görmek inanılmazdı. Kalıp konusunda ustaca düşünmüş olduğunu, videolardan ve anlatımlardan izledik. Sergi İngiltere’de Cristobal Balenciaga’ya adanmış ilk sergi olmakla birlikte üst katta Balenciaga’dan etkilenen ve onu takip eden tasarımcıların ürünlerini de farklı ana başlıklar altında topluyor. Türk tasarımcılardan Hüseyin Çağlayan’ın 'Obscuring The Body' tasarımı da yer alıyordu. Balenciaga’nın bir ürününün kalıbı oyun haline getirilmişti. İki dakikanızı ayırıp küçük bir kalıp oyunu oynamayı unutmayın. Sergiden çıktıktan sonra biraz pahalı olan alışveriş bölümünde gezdik :)

Daha sonra Pink Floyd sergisi için biletlerimizi aldık. Hayatımda gezdiğim ve deneyimlediğim en iyi sergi sanırım, Pink Floyd’un hayatını anlatan, muhteşem hazırlanmış seslendirme sistemiyle büyüleyici bir atmosfer yarattıkları sergiydi.

En kısa zamanda bütün eserleri daha ayrıntılı incelemek için yeniden Victoria and Albert Museum’a gideceğim. İngiltere turum devam ederken moda ve sanatla ilgili gördüklerimi ve deneyimlediklerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Görüşmek dileğiyle dostlar..

https://www.gokcekomurcucosmos.com/

https://www.instagram.com/gokcekomurcucosmos/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.