MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Kurtulamadığımız Ağrılar!

KRONİK AĞRIYA BÜTÜNSEL YAKLAŞIM

Eski Yunandan tıbbından bu yana uzun bir yol kat ettik ancak bazen Hipokrat’ın söylediği sözler aklıma geliyor.

“Her bireye doğru miktarda beslenme ve egzersiz verebilseydik, sağlığın en güvenli yolunu bulurduk” diyor.

Günümüzde toplumun sağlık hizmetlerini değerlendirme biçiminde ve ağrı sorunları söz konusu olduğunda hızlı çözümlerin (ilaçların) gerçek etkinliğinin sorgulandığı bir çağda yaşıyoruz.

Çoğu insan ağrı ve iltihapların önlenmesi için uzun vadeli doğal cevaplar aramaktadır. Yapılan araştırmalar, yediğimiz yiyecekler, aktivite düzeyimiz ve ruhsal durumumuzun vücudumuzdaki kronik ağrıya katkıda bulunan iltihabi durum ile arasında kesin bir bağlantının varlığını kanıtlamaya devam ediyor.

Harvard's TH. Beslenme Bölümü'nde yayınlanan bir araştırmada, “Çok fazla kronik ağrı, kronik enflamasyonun bir sonucudur ve çalışmalar yanlış beslenmenin enflamasyonun artmasına katkıda bulunabileceğini ancak, antienflamatuar diyetin enflamasyonu azaltmanın en iyi yollarından biri olduğu sonucu çıkmıştır.”

Diyet gibi, düzenli egzersiz genel sağlık için çok önemlidir. Bununla birlikte, kronik ağrı etkili bir egzersiz rutini sürdürmeye çalışan hastalar için ciddi zorluklar yaratır. Kronik ağrılı hastalarda egzersiz (IL)-6 anti-inflamatuar etkilerini,genel yenileme ve kas oluşumunu destekler ayrıca Yaralanmaların önüne geçer ve İyileşmeyi hızlandırır.

Kronik hastalıklarla uğraşırken zihin ve beden arasındaki bağlantıyı atlamamak gerekiyor, Bilimsel araştırmalar kronik ağrı ile depresyon ve anksiyete gibi zihinsel sağlık problemleri arasında yüksek bir korelasyon olduğunu göstermiştir.

Dengeli bir diyet ve düzenli egzersiz vücudunuza kronik ağrının üstesinden gelmek için ihtiyaç duyduğu kaynakları sağlamanıza yardımcı olur ancak bu bazen yetmeyebilir.

Psikolojik destek, kronik ağrılı yaşamınız için perspektifinizi korumanıza ve etkili başa çıkma stratejileri öğrenmenize yardımcı olabilir. Ayrıca Meditasyon ve rahatlama teknikleri düşüncelerinizi yeniden odaklamanıza ve depresyon ve anksiyetenin olumsuz etkilerini azaltmanıza yardımcı olabilir.

Arkadaşlarınızla ve ailenizle iletişimi sürdürmenin yanı sıra, tecrübelerinizi aynı zorluklarla karşılaşan başkalarıyla paylaşmak, daha az yalnız hissetmenize yardımcı olabilir.

Kronik hastalıklar için ideal tedavi planı bazen nedenleri kadar gizemli görünebilir. Bununla birlikte,diyet, egzersiz ve zihinsel sağlığa bütüncül bir bakışla iyi bir yolculuk için sağlam bir sıçrama noktası sağlayabilirsiniz.

Yazının devamı...

Kemik Erimesi (Osteoporoz)

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Egzersizle Engellenebilir mi?

Osteoporoz, halk arasında kısaca kemik erimesi olarak ifade edilen, kemik yapının kalitesinin azaldığı, dolayısıyla başta kırık olmak üzere ağrı, postüral değişiklik ve bunun getirdiği solunum sıkıntısı, denge bozukluğu sonucu düşmeler osteoporoz hastalarında en sık görülen komplikasyonlardandır.

Hemingway ”kırık yerlerimizden güçleniriz” diyerek kırık kelimesini yaşamla mücadeleyi vurgulamak için pozitif bir felfesik boyut içinde kavramlaştırsa da, konu osteoporoz olduğunda, bu kırıkların oluşmadan engellenmesi asıl güç olarak tanımlanabilir.

Osteoporoz Egzersiz İlişkisi

Osteoporoz rehabilitasyonunda tartışmalı olan fiziksel aktivite ve egzersizlerin yeri, son yıllarda yapılan araştırmalarla artık kanıtlanmıştır. Egzersiz, kemik kütlesini korumak ve kırıkları önlemek amacı ile yararlanılan önemli bir tedavi unsurudur. Egzersizin yapılan araştırmalarda büyük kemiklerin periostal yapısının büyüklüğünü ve endokortikal değişiklik ile volumetrik yoğunluğunu etkilediği bilinmektedir.

Kemik yüklenmeye bağlı olarak kütlesini artırır. Mekanik yüklenmenin kemik mineral yoğunluğunu hangi mekanizmalarla artırdığı tam olarak aydınlatılmamış olmakla beraber, egzersiz programları ile somatotropin hormonunun arttığı gösterilmiştir. Somatotropinin bir etkisi de osteoblast aktivitesini arttırmaktır.

Fiziksel Aktivite:

1. Olgunlaşma sırasında daha fazla kemik kütlesi artışına

2. Genç erişkinde kemik kütlesinin devamına

3. Yaşlanma sırasında kemik kaybının yavaşlamasına

4. Yaşlılarda düşmenin azalmasına neden olarak osteoporotik kırık riskini azaltır.

Yazının devamı...

Gece Diş Gıcırdatması / TME

TME SENDROMU KAYROPRAKTİK TEDAVİSİ

Çenemizi kafatasına bağlayan ve ağzımızı açıp kapatmamızı sağlayan eklem, temporomandibular eklemdir. Bu bölgedeki kaslar veya eklem ile ilgili problemlerimiz olduğunda, temporomandibular eklemi fonksiyon bozukluğu (TME) olarak adlandırılır.

Bu bozukluk çenenin bir veya her iki tarafında ağrı ve sertlik ile karakterizedir. Çene ayrıca kapalı veya açık bir konumda kilitlenebilir veya sıkışabilir. Hastalar ayrıca çiğneme, esneme ya da ağızlarını kapatırken ya da açarken çene içinde haşhaş, tıklatma sesi fark edebilir. Ayrıca şişme hissi de yaşayabilirler.

TME'nin tam olarak sebebi bilinmemektedir. Ancak, Üst servikal sendrom ve boyunla ilgili travmatik durumların sebep olduğu düşünülmektedir.

TME'nin sebepleri

Çene artrit

Dişlerin taşlanması

Çene yapışmasına neden olan stres

Çenenin ve çenenin topu arasında bulunan diskin veya yumuşak yastığın hareketi

Temporomandibular Eklem Bozukluğu için kayropraktik tedavi

Boyundaki ilk kemik, Atlas ya da C1 olarak adlandırılır ve baş ile boyun bölgesinin birleştiği yerde yüzük şeklinde bir yapıdır. İkinci kemik ise C2 ya da Axis olarak adlandırılır ve Atlas’ın hemen altında bulunur. Atlas ve Axis ise beraber “Üst Servikal Omurga” olarak adlandırılır.

Son yapılan çalışmalarla üst servikal bozukluğu olan bireylerde çene problemlerinin daha sık rastlandığı görülmüştür. Yapılan çalışmalarda üst servikal kayropraktik müdahale sonrasından çenede ortaya çıkan ağrı şişlik ve hassasiyet gibi şikayetlerde azalmalar meydana geldiği bildirilmiştir.

Yazının devamı...

İdeal Postür Nasıl Olmalı?

Postürümüz (Duruşumuz) Hakkında Bilmediklerimiz
Postür yani omurganın ve diğer kas-kemik yapılarının diziliminin uyumunun bozulması duruş bozukluğuna neden olur. Duruş bozukluğu da kasların ve eklemlerin gerilmesine ve uygun olmayan şekilde kullanılmasına yol açar.

Yaşam stili, iş durumu, psikolojik faktörler, kişinin yaşı ekonomik nedenler yaşam koşullarına göre değişiklik göstermektedir. Üzgünlük, mutsuzluk, kişinin belli bir özgüvene sahip olmaması, estetik açıdan kendini çirkin hissetme gibi psikolojik etmenler beden yapısını da etkileyerek kişi farkında olmadan duruşunda bozukluklara neden olabilmektedir.

Sık rastlanan duruş bozuklukları
Kamburluk (Kifoz)
Çukur bel (Lordoz artışı)
Kamburluk ve çukur bel (Kifolordoz)
Boyun düzleşmesi
Bel düzleşmesi
Omzun öne ve/veya aşağı düşüklüğü
Skolyoz (C veya S şeklinde)
Bacak boyları eşitsizliği (Pelvis dengesizliği)

İdeal Duruş Nasıl Olmalı?
İdeal postür vücudun görünüşü güzel duruş ve dengesi iyi eklemler üzerinde zorlanması az organların yeterli ve düzgün çalışabilmelerini sağlayan kişinin ekstra efor sarf etmeden gevşek kaldığı postürdür.

Duruş bozukluğunu nasıl önlemeliyim?
Omurga çevresinde kasları kuvvetlendirmek en etkili yöntem gibi görünse de her hastalık nasıl ki farklı çözümleri mevcut ise her duruş bozukluğunda da farklı egzeriz modülleri uygulanır. Bu nedenle yapacağınız egzersizlerde size özel olmalıdır. Gün içinde omurganızı koruyarak ve yaşam şeklinizi düzelterek postürünüzü düzeltebilirsiniz ancak profesyonel bir yardım almak sizin için hem kalıcı hem de daha kısa sürede istediğiniz duruşu elde etmenizi sağlayabilir.

Yazının devamı...

Fibromiyalji Sendromu Nedir? Hangi Egzersizlerle Ağrınızı Azaltabilirsiniz?

Fibromiyalji sendromu (FMS), etiyolojisi bilinmeyen, temel olarak kronik ve yaygın ağrı ile karakterize sabah sertliği, yorgunluk, depresyon ve uyku bozuklukları gibi semptomların eşlik ettiği eklem dışı romatizmal tıbbi bir tanıdır . Fibromiyalji tanısına yönelik tanı kriterlerini 1990 yılında Amerikan Romatizma Birliği belirlemiştir .

Fibromiyalji sendromlu hastalarda en önemli semptomlar ağrı, kas sertliği ve yorgunluğa bağlı hareketsizliktir. Bu hareket etmeme durumu kaslarda dekondisyon durumuna sebep olur ve bu durumda kaslar normalden biraz daha fazla etkilenir.

Bu durum ise ağrının artmasına ve yorgunluğun kronikleşmesine sebep olur. Egzersiz ise bu olumsuz döngüyü kırarak hastaların semptomlarında büyük oranda azalmayı sağlar. Avrupa Romatizma Birliği (EULAR), fibromiyalji sendromlu hastalarda egzersiz tedavisinin yararlı sonuçları olduğunu, özellikle güçlendirme, germe ve aerobik egzersizlerin daha yararlı olduğunu bildirmiştir.

FMS’li hastalarda genellikle tek bir egzersiz programı değil, kombine egzersiz programı kullanılmaktadır. Bütün egzersiz programları her birey için aynı değildir. Yaş, cinsiyet, endurans gibi semptomların şiddeti gibi faktörler göz önüne alınarak kişiden kişiye farklılık gösterebilir, bu nedenle egzersiz programı bireye özel olmalıdır

Hangi Egzersizler Yapılmalı?

AEROBİK EGZERSİZLER: Kısa ve hızlı tempolu yürüyüş, bisiklet, jogging, koşu ve yüzme birer aerobik egzersizdir. Uzun süreli (6-12 ay) yapılan bu egzersizler Fibromiyalji sendromlu hastalarda ağrıyı önemli ölçüde azaltıp, kas sertliğini minimal seviyeye indirip ve yorgunluk semptomunu ortadan kaldırarak, yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür

GERME EGZERSİZLERİ: Germe egzersizleri her bölge ve kas için ayrı ayrı yapılır. Germe egzersizlerinden mutlaka önce ısınma egzersizleri ve yüzeyel sıcaklık ajanı yapılmalıdır. Bu genelde sıcak yüzeyel ısıtıcılarla yapılır, 15-20 dakika yüzeyel ısıtıcı uygulamasından sonra gerilecek kas 15 ile 30 saniyeye kadar gerilmiş konumda tutulur

KUVVETLENDİRME EGZERSİZLERİ: Fibromiyalji sendromlu hastalarda semptomlardan kaynaklanan hareketsizlik durumu bir süre sonra kaslarda güçsüzlüğe sebep olur. Bu güçsüzlüğün giderilmesi için kombine egzersiz tedavilerine kuvvetlendirme egzersizleri de eklenebilmektedir. Yüksek şiddetde yapılan kuvvetlendirme egzersizlerinin ağrıyı azaltmadığı bildirilmiştir

POSTÜR EGZERSİZLERİ: Vücudumuzun duruş şekline postür diyebiliriz. Yaşam şeklimizle ve süremizle beraber devam eden postür, egzersiz ile desteklenmediği takdirde denge kaybı, sırt ağrısı, bel ağrısı ve boyun ağrısına neden olmaktadır. Fibromiyaljinin semptomlarından olan ağrı, yorgunluk ve kas sertliğinin kötü postür ile ilişkisi vardır. Özellikle boyun bölgesindeki kas sertliğinden dolayı öne doğru eğilme yani fleksör postür dediğimiz olay gelişir. Bu kötü postüre engel olmak ve ortadan kaldırmak için postür egzersizleri hastalara yaptırılmalıdır.

Yazının devamı...

Bel ve Boyun Fıtıkları Ameliyat Gerektirir mi?

Günümüzde sportif faaliyetlerin azalması, masa başı işlerin ve sigara kullanımının artması, pasif bir hayat sürülmesi gibi unsurlar disk aralığını bozup, erken yaşta da bel fıtığının görülmesine sebep olabiliyor. Bel ve bacak ağrılarının önemli bir nedeni olan bel fıtığı, hastalarda ilerleyen yaşla birlikte artış gösteriyor.

Vücudumuzun yükünü taşıyan omurgamız ve boyun, sırt, bel kasları da önemli görevlere sahiptir. Spordan uzak ve hareketsiz bir yaşam tarzı, kasların taşıması gereken tüm yükün omurgaya binmesine neden olur. Kaslar güçlü olmadığından, bu yük nedeniyle, diskler üzerinde fıtıklar meydana gelir. Bunun yanında, kişide fazla kilo problemi de varsa, durum daha sıkıntılı bir hale gelmektedir. Ancak, yaşam tarzınızı değiştirerek bu sorunu çözebilir.

Yaygın bir kanı olarak beli veya boynu ağrıyan herkes fıtığı olduğunu sanmaktadır. Oysa büyük oranda vücudumuzun yükünü çeken omurgamızdır. Belimizde ve boynumuzda ki kemikler(omurgalar),omurlar arasında diskler,kaslar,sinirler,bağlar ve kan damarları gibi bir çok anatomik oluşum bulunmakta olup bunların her birinde problemler ağrı olarak karşımıza çıkabilir.

Nasıl Anlaşılır?

Diskler omurgaların arasından omuriliğe doğru çıkıp sinirlere baskı yapar. Bu durum fıtık olarak tanımlanır. Fıtık kendisini yayılan ağrı ve uyuşmalarla çoğu kez belli eder. Hareket kısıtlılığına sebep olabilir. Ağrı elektriklenme ve krampların görülmesi sinirin sıkıştığı anlamına gelir.

Ne zaman Ameliyat Gerektirir?

Yapılan araştırmalarda fıtıkların%90 mekanik kaynaklı olduğu ve ameliyatsız tedavi edilebileceği sadece %2’lik bir kısmı ameliyata gerek duyulduğu bildirilmiştir. Boyun fıtığında kollarda aşırı derecede hissizlik kuvvet kaybı ve reflekslerde azalma bel fıtığında ise hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtileri varsa o kişi cerrahi konsültasyona yönlendirilmelidir.

Yanlış Tedavi Yöntemlerine Dikkat!

Maddi kaygılar ve erken iyileşme isteğinin çoğu zaman kötü sonuçlar doğurduğu bilinmelidir. İnternet ortamında fazlasıyla bilgi kirliliği bulunmaktadır. Son zamanlarda sosyal medyada çekiçle bele ve boyna vurarak fıtığı tedavi edenler beline sıcak asfalt bağlayanlar ve ağaca ip bağlayıp hastayı ayaklarından asarak sallayıp tedavi ettiğini düşünen kişiler maalesef hastanın sonraki süreçte ki yaşayacağı problemleri göz ardı etmektedirler. Omurgada yapılacak yanlış bir müdahalenin hastanın geri dönüşümsüz motor kayıplarına yol açtığı bilinmelidir.

Araştırma Yapılmalı?

Hastalar kendileri için çözüm olacak en güvenli tedavi yöntemlerini seçerken dünyada güvenirliliği olan klinik araştırmalarla etkinliği kanıtlanmış olan yöntemleri tercih etmeleri en mantıklı seçenektir.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.