MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Tezahür Ettirmenin Sırrı-1

Ders 1: İsteyin Verilecektir

"İsteyin, verilecektir." bunu milyonlarca kez duyduğunuza eminim. Bunun sadece hikâyelerde ve filmlerde doğru olduğunu ve hiçbir zaman size olmayacağını düşünebilirsiniz. Fakat bunun sizinde içinde olduğunuz herkes için çalışan evrensel bir gerçek olduğunu söyleyebilirim.

Bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar fakat beynimizde düşüncelerin geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular. Muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz sayesinde gelmektedir fakat beynimizde üretilmezler. Öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler?

Onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir. Bazı insanlar bu alana evrensel zihin veya kozmik zihin derler bazıları da tanrı veya kaynak enerji der. Temel olarak hepsi aynı şeydir. Bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki her şeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. Biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz.

Okyanusları ve dalgaları düşünün, dalgaları gördüğümüzde milyonlarca farklı örnek görürüz ve onların farklı olduğunu ve birbirinden ayrı fakat gerçekte hepsi okyanusun uzantılarıdır. Aynı şekilde bizlerde birleşik alanın uzantılarıyız.

Soru:

Cevap çok basit:

Şu an ne deneyimliyorsanız geçmişte bir noktada onu istediniz veya davet ettiniz.

Ne zaman endişe ve kaygı düşünceniz varsa endişeye neden olan olayların fazlasını istiyorsunuz demektir. Bizler her zaman bilinçsiz olarak negatif şeyler isteriz.

Bizler negatif bir dünyada yaşıyoruz. .

Birçok insan her zaman negatif düşünüyor.

Kimseyi suçlayamayız; bu hayatın çalışma şeklidir. Bu negatif düşüncelerin üstesinden gelmedikçe büyüyemeyiz aynı yer çekimi kanununu yenmedikçe dağa tırmanacağımız gibi.

Öyleyse soru şudur: Bu negatif düşüncelerin ve negatif güçlerin üstesinden nasıl gelebiliriz?

Bu negatif düşüncelerin üstesinden onları pozitif düşüncelerle değiştirerek yenebiliriz.

Tabii söylemesi yapmaktan kolaydır.

Bunu çok az insanın yapabildiğini biliyorum. Yıllar geçtikçe ben dünyanın en iyi üstatlardan çok etkili ve güçlü teknikler öğrendim.

Bu tekniklerin uygulaması son derece kolaydır ama son derece güçlü tekniklerdir.

Bu teknikleri uyguladığınızda yararlarını bir kaç gün içinde hatta bazen hemen göreceğinize garanti veririm.

Niyetleriniz açık ve belirgin olsun.

Almak için önce istemelisiniz.

Ve ne istediğiniz konusunda belirgin olmalısınız.

Her gün 60000 düşünce düşünürüz. Hangisi önemlidir?

Birçok düşüncemiz birbiri ile çatışır.

Diyelim ki Londra’ya gitme düşünceniz var ama aynı anda Newyork’a gitme gibi bir düşüncenizde var.

Öyleyse evren hangi isteğinizi yerine getirsin?

Gerçekten de ikisi de yerine gelmez yani bir sonuç alamazsınız.

Öyleyse ne istediğiniz konusunda son derece açık olmak en önemli adımdır.

Teknik no.1:

Niyet Yazma

İlk teknik ne istediğiniz konusunda açık olmanıza neden olan benim niyet yazma dediğim tekniktir.

Bu tekniği Brian Tracy öğretmiştir. Ben onu biraz modifiye ettim böylece benim için daha iyi işlev görüyor.

Her sabah uyandığınızda ve her akşam yatmadan önce niyetlerinizi şu şekilde yazın

“Şimdi şunu yapmaya ----- niyet ettim bunu veya daha iyisini kabul ediyorum”

Eğer yeni bir BMW istiyorsunuz. “ yeni bir BMW araba tezahür ettirmeye niyet ettim (azmettim) (hedefledim)

bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Cümleleri değiştirmenizi tavsiye etmiyorum.

Çünkü bu formatın çok güçlü olduğuna inanıyorum.

Bütün niyetlerinizi yazdıktan sonra şu cümleyi yazın

“ Lütfen bunları veya daha iyilerini benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliğine olacak şekilde gerçekleşmesini sağla.

Teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.''

Aynen söylediğim gibi yazın cümleyi değiştirmeyin

Burada bunun nedenini anlatmaya burada pek yerim yok ama bana inanın kullandığınızda yararlı sonuçları göreceksiniz.

Teknik no.2:

içsel CEO’nuzla anlaşma yapın

Bu tekniği Bob Scheinfeld öğrendim.

Küçük bir kutu hazırlayın ve onu sizin için özel bir yere koyun.

En yüksek niyetlerinizi kâğıtlara yazın ve kutunun içine koyun şimdi yüksek benliğinizle anlaşma yapmak zorundasınız

(Bob ona içsel CEO diyor)

Bu iki tekniği kullanarak ricalarınızı birleşik alana başarılı bir şekilde gönderebilirisiniz. Birleşik alanla birleşin.

Teknik no.3:

15 dakika kısa meditasyon.

Sabah ve akşam 15 dakika meditasyon yapın sadece solunumuz üzerine odaklanın zihninizin gezindiğini Fark ederseniz dikkatinizi tekrar solunumunuza getirin. Bu teknik sizin birleşik alanla tekrar bağlanmanızı sağlar ve enerjinizi yeniler. Bağlantıyı hissettiğinizde birleşik alan sizin için en iyi şekilde çalışır. Bu basit teknik hayatınızda büyük bir fark yaratacaktır. Bana inanın.

Sonraki iki teknik bütün negatif kalıpları temizleyecektir ve birleşik alanla uyum içinde çalışmanızı sağlayacaktır.

Böylece arzularınızı tezahür etme işlemini hızlandırır.

Teknik no.4:

17 saniye değişim sağlamak

Bu benim favori tekniğimdir. Dr Robert Antony den öğrendim. Benim hayatımın kalitesini çarpıcı bir şekilde değiştirdi. Sizinkini de değiştirecektir. Birçok kişisel gelişim programı başarılı olmaz çünkü kişiler anda çalışmazlar. Negatif bir duygumuz varsa onu hemen o an değiştirmeliyiz. Birikmesine izin vermeyin. Bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir. Zaman zaman gün içinde en az 17 saniye güzel duygular düşünün. Sizi iyi hissettiren ve şükran duyduğunuz olayları, şeyleri ve insanları düşünün.

Size kendinizi iyi hissettiren şeyleri 17 saniye boyunca odaklanın. Bunu kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman yapabilirsiniz.

Ayrıca kendinizi iyi hissettiğiniz zaman da yapabilirsiniz, böylece kendinizi daha da iyi hissedersiniz. Şükran duyduğunuz ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerin listesini yapın.

gün içinde bu listeye defalarca bakın ve 17 saniye odaklanın hayatınızda çarpıcı değişiklikler göreceksiniz..

Teknik no.5:

3 dakika güç molası

Bu John Harricharanın ünlü 3 dakika güç molası tekniğidir.

Bu bir tılsım gibi çalışır. Bu alıştırmayı yapmadan önce kendinizle bir anlaşma yapın ne probleminiz olursa olsun onu bir süre bırakacaksınız ve 3 dakika ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün alıştırma 3 kademesi vardır.

1. kademe: problemlerinizle bağlantınızı kesin.

2. kademe eğer arzunuz şu an gerçekleşmiş olsa ne hissedersiniz zihninizde gerçekten olmuş gibi deneyimleyin.

3.kademe teşekkür edin ve minnettarlık duyun hepsi 3 dakika içinde yapıldı. Kolay değil mi?

Öyleyse yapın.

Yönteme güvenin

Zaman zaman kendinizi arzularınızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konusunda endişelenirken bulursunuz.

Böyle bir durum içinde olduğunuz zaman kendinize gerçeği hatırlatın. Bana gerçeği hatırlatmaları için kendime söylediğim şeyler: içimdeki yaşam ayrılamaz bir şekilde var olan bütün hayatla bağlıdır ve bütünüyle benim kişisel gelişimime adanmıştır.

Ya da şöyle derim;

Aradığım şey beni arıyor. Bana nasıl geleceği konusunda onu serbest bırakıyorum ve kalbimin arzusu üzerine odaklanıyorum. İçimdeki yüksek benliğin onun nasıl gerçekleşeceğini biliyor ben sadece gevşiyorum ve olmasına izin veriyorum.

Arzumun gerçekleşmesi için gereken her şey sevgi ile ve uyumla bana kendiliğinden geliyor bunu veya daha iyisini kabul ediyorum.

Ben hazırım, alıcıyım ve müteşekkirim ve öyle olsun.

Bu teknikleri uygulayın ve bir kaç gün içinde harikulade sonuçlar alacaksınız...

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

instagram.com/nrlblog/

You tube da Nur Demir

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

Yazının devamı...

İkizler Burcunda Yeni Ay!

3 Haziran 2019 13:02 de İkizler burcunda Bir Yeni Ay gerçekleşecek.

Yeni Ay Anlamı;

Yeni bir ay bir döngünün sonunu ve yeni bir 28 günlük döngünün başlangıcını temsil eder

Ay canlandırıcı bir enerji verir. Bu yüzden yeni bir başlangıç yapmak, yeni bir sayfa açmak veya yeni bir proje başlatmak için mükemmel bir zaman. Ayrıca ilerlemenin yeni ve yaratıcı yollarını ararken eski alışkanlıkları, davranışları ve inançları sorgulayabilirsiniz.

Bu güçlü İkizler enerjisi ile yaşamımızda önemli değişiklikler yapma şansımız var.

Yeni ay mesajı: Geçmişinizden bir şey size musallat olmak için geri gelmiş olabilir. Dikkat!

İkizler'de Ay, değişime ihtiyaç duymakla kendini gösterir.

Bugünlerde daha konuşkan olabilir ve kendinizi daha kolay ifade edebilirsiniz

İkizler yeni ayında etkilenen organlar:

Omuzlar, kollar, eller, solunum sistemi, akciğerler, sinir bağlantıları, kan kılcal damarları (değişim sistemi).

Bu organlar artık daha hassastır, bu yüzden onlara daha fazla özen göstermek gerekir.

Bu şanslı yeni bir ay çünkü boğa gözündeki sabit yıldız Aldebaran'a yakın. Yeni bir ay, cesur yeni başlangıçlar için iyi bir zaman ile iyi çalışan büyük enerji ve cesaret verir. Aldebaran, iş dünyasında ve savaşta başarı getirir, ama aynı zamanda düşmanlardan yüksek endişe ve tehlikeye neden olur.

12 ° İkizler etrafındaki diğer yıldızlar, bir ihtiyat ve uyanıklık duygusu ve belki de düşmanlara karşı bir miktar koruma sağlar.

İyi talih, bu yeni ayın zamanında gezegensel yönlerden de gelir. Bu, özellikle aşık olmak ve para kazanmak için iyi bir ay evresidir. Hayallerinizi gerçeğe dönüştürürsünüz ama yıldızlar gibi gezegenler de iyimser ya da aşırı çekingen olmaya karşı uyarıyorlar.

Bu yüzden aldatma riski konusunda gerçekçi olun ve dolandırıcılık. Yatırımlar için borç para almak konusunda da dikkatli olun ve gerçek olamayacak kadar iyi görünen tekliflerden şüphelenin.

3 Haziran'daki yeni ayın etkileri, 2 Temmuz güneş tutulması ile dört hafta kadar sürüyor. Yeni bir başlangıç yapmak ve yeni projelere başlamak için en iyi zaman bu yeni ayın ilk iki haftasında. Ay'ın bu cilalanma evresi, 3 Haziran - 17 Haziran Dolunay arası sürer.

Bu yeni ay da kullanılması önerilen taş yeşim taşı!

Herhangi bir olumsuzluk veya uyumsuzluğu emecektir. Olumsuzluğu pozitif enerjiye dönüştürerek refahınız üzerinde mükemmel bir etkiye izin verir.

Titreşimi, başkalarına duyulan güven eksikliğini gidermeye yardımcı oluyor. Enerjisi, Hayal kırıklığını azaltır ve güçlü ve zayıf yönlerini görmenize yardımcı olur.

“ Yüksek besleyici ”olarak bilinen bu değerli taş, sağlık, zindelik ve zihinsel berraklığın sembolüdür. Stres, depresyon ve olumsuz düşünceye karşı koruduğu söylenir. Bu taşın zihinsel durumunuzu düzeltmek ve dengelemek için bir temizleyici gibi davrandığı bilinir.

Herhangi bir negatif enerjiyi uzaklaştırarak; Sizi hayatınızı pozitif enerjilerle dolduracak ve ayrıca dengelemenize yardımcı olacaktır.

Okunabilecek Esmalar:

Ya Semi (180)

Ya Azim (1020)

Ya malikül Mülk (212)

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

instagram.com/nrlblog/

You tube da Nur Demir

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

Yazının devamı...

Hepimiz Telepatız Aslında!

Telepati herhangi bir duyusal iletişim, fiziksel sinyal kullanmadan başka birisiyle zihinsel olarak iletişim kurmak, bir düşünceyi başka birine iletmek anlamına geliyor.

Aynı zamanda başka birisinin aklındakileri okumak ve gelecekte olabilecek olayların bilgisini almak hissetmekte buna dâhil.

Telepati bilinçli veya bilinçsiz iki şekilde gerçekleşiyor. Bilinçli olanında kişi bunun için özel hazırlıklar yapıyor ve karşı tarafa göndermek istediklerini zihinsel olarak aktarıyor.

Bilinçsiz olanı ise çoğumuzun başına gelmiştir. Telepati yeteneği yüksek kişilerde olan bi şey… Mesela aklınıza bir şey geliyor, bir şarkı diyelim, radyoyu açıyorsunuz pat o şarkı çalıyor!

Canınız bi şey çekiyor kapı çalıyor komşu, elindeki tabakta tam da canınızın istediği şey duruyor!

Birini düşünüyorsunuz telefon çalıyor hoop o kişi hattın diğer ucunda!

Rüyanızda bir şeyler görüyorsunuz çok geçmeden aynı şeyleri ya da benzerini yaşarken buluyorsunuz kendinizi?!

İşte bunun gibi şeyler. Nasıl tanıdık değil mi?

Aslında hepimiz birer telepatmışız! Yani hepimizde az çok var ama üstü örtülmüş, bazılarımızda ise doğuştan çok daha belirgin! Mesela daha önce bir yazımda yine bahsetmiştim. Aborjinler bu özelliklerini çok geliştirmişler. Ve onlar çok fazla konuşmazlar çölde düşüncelerle iletişim kurarlarmış.

Tabi telepati özelliğini geliştirmemiş insanlar bu düşünce dalgalarını net bir şekilde ayırt edemiyor ama kendimizi geliştirdiğimizde bunu da başarmak mümkünmüş.

Telepatiye yürekten inananlardanım. Kendimde geliştirilmemiş bu yönde yeteneklerim olduğunu hissediyorum!

Gözle görülen bir şey ortada net bir şekilde olmadığı içinde genellikle bazılarına inanılmaz gelir! Ama son yıllarda konuyla ilgili bilim adamları ciddi araştırmalar yapıyor.

Birçok araştırma insanların zihinlerini okuyabildiğimizi göstermiş çünkü otomatik ayna gibi davranan ayna nöronlarımız var. Bu sayede aslında başkalarının niyetlerini okuma yeteneğine sahibiz.

Etrafımızdaki diğerlerinin duygularını ve niyetlerini okumak çok da zor değil diye düşünüyor insan, ancak bu uzun mesafeler insanları ayırdığında da yapılabilir mi?

2007 yılında, psikoloji profesörü Gregor Domes ve meslektaşları, bu yeteneğin, güven ve sosyal yaklaşım davranışını artıran bir hormon olan oksitosin ile arttırılabileceğinin kanıtını bulmuş.

Psikiyatrist Carles Grau ve meslektaşları tarafından yürütülen 2014 yılında yapılan bir başka çalışmada ise internet üzerinden beyin-beyine iletişiminin mümkün olduğunu bulmuş.

İki kişiyi birbirine bağlayan otoyol olduğunda, bilgi çok uzak mesafelere aktarılabiliyormuş.

2005 yılında, biyolog Rupert Sheldrake ve araştırmacısı Pam Smart, bir istihdam web sitesi aracılığıyla 50 deneysel katılımcı toplamış. Ayrıca dört potansiyel e-posta alıcısı ve önceden belirlenmiş bir süreden bir dakika önce katılımcılar kimlerin göndereceğini tahmin etmek zorunda kalmışlar. 552 denemenin tahminlerin yüzde 43'ü doğruymuş.

Düşüncelerin aktarılmasına biyolojik yatkınlığın insanlarla sınırlı olduğu düşünülmemekte.

Kuş sürüsü görünüşte otomatik olarak döndüğünde ya da birlikte döndüğünde, aynı anda tüm kuşlardan bu hızlı çıkarımın telepatiye benzer olduğu düşünülüyor. 2017 yılında, deneysel fizikçi Jure Demsar ve bilgisayar bilimcisi İztok Lebar Bajek, bu grup davranışının kısmen dile bağlı bulanık kural tabanlı hesaplama sistemleriyle açıklanabileceğini gösterdi. Bu, grup davranışının arkasında yerleşik bir mantık olabileceğini düşündürmektedir.

Telepati için neler yapılabilir?

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük telepatlarından kabul edilen Wolf Messing nasıl telepatik iletişim kurduğunu şöyle anlatıyor:

Telepati yapmak isteyen kişi önce kendini negatif tesirlerden arındırırsa iyi olduğu söyleniyor. Bunun için duş almak ya da abdest almak iyi geliyormuş. Sakin bir köşede ve yalnız olmak gerekiyor. Gece yarısı en uygun zaman.

(Şunu da belirtmeliyim ki-> bu yeteneği gelişmiş insanların hiç böyle şartlamalara ihtiyacı yok onlar her zaman ve koşulda bunu gerçekleştirebiliyorlar. Bu öneriler sadece başlangıç ve yeteneği geliştirmek isteyenler için)

Bazı bilgileri almak için beynimiz, başkalarının niyetleri ve duygularını otomatik olarak alacak şekilde bağlanır; arada bir kablo varmış gibi hayal edilebilir.

Beyinlerimizin büyük mesafeler arasında bağlanabilmesi için, bir İnternet bağlantısının izin verdiğine benzer bir frekansta çevrilmeliyiz Ve ya alnımızın ortasında 3. göz dediğimiz yerden bir ışık çıktığını ve mesajı iletmek istediğimiz kişinin 3. gözüne bu ışığın bağlandığını imgeleyebiliriz. Bu kanal aracılığı ile o kişiye göndermek istediğiniz mesajı çok kısa cümlelerle( hatta tek kelime olması önerilir) tekrar edin. Kısa olması gerekiyor çünkü karşıdaki kişinin bunu daha net yakalayabilmesi-anlayabilmesi açısından. Daha önce de dediğim gibi telepati yeteneği gelişmemiş insanlar bu düşünceleri net bi şekilde ayırt edemiyor.

Bu arada hani bazen kulaklarımız çınlar “Ayy biri beni andı herhalde?” deriz ya… O da doğruymuş. İşte bunun sebebi de hani daha önce bahsettiğim bilinçsiz telepatiyle alakalı. Çünkü o sırada karşıdakinin niyeti size bir mesaj göndermek değil. Ve siz konuşulanları hissediyor ama mesajları yakalayamıyorsunuz. Dolayısıyla çınlama şeklinde algılıyormuşsunuz.

Eğer hissettiğiniz şeylerin gerçekten doğru olup olmadığını merak ediyorsanız, bunu yakın arkadaşlarınızla test edebilirsiniz. Onlara ne hissettiğinizi söyleyin doğru olup olmadığını test edin.

Telepati yeteneğinizi geliştirmek için, oksitosininizi artırabilecek şeyler öneriliyor. Örneğin, onlara sarılmak, oksitosinlerini artırabilir ve aynı zamanda sarılmak sizinkileri artırabilir. Bu bazı durumlarda çok mümkün değil çok gerekli de değil bence çünkü tamamen platonik aşk hisseden kişiler bile o güçlü duygu sayesinde bunu gerçekleştirebiliyor.

Bana kalırsa Telepati aralarında güçlü bağlar olan insanlar arasında çok daha kolay gerçekleşebiliyor. Mesela ilk denemeleri annenizle yapabilirsiniz. Ya da çok sevdiğiniz biri ile…

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

instagram.com/nrlblog/

You tube da Nur Demir

Kaynak: https://www.psychologytoday.com/intl/blog/debunking-myths-the-mind/201804/the-biology-telepathy

Yazının devamı...

Altın Gün! Akshaya Tritiya

Akshaya kelimesi asla azalmayan “Ebedi” anlamına geliyor.

Bugün, hem Güneş'in hem de ayın en iyi gezegensel açıda oldukları söylenir.

Yoğun bir parlaklık sergilemesi dolayısıyla yılın en altın günü olarak kabul edilir.

Vedik Astrolojisine göre bugün Güneş ve ay yüceltilmiş bir durumda. Bu hayırlı bir durum sayılarak Güneşin ve Ayın İlahi Enerjilerinin Akshaya Tritiya'da size iyi şanslar, başarı getirdiğine inanılıyor.

Çünkü Vedik astrologlar Askshaya Tritiya'yı bütün malefik (uğursuz) etkilerden arınmış, hayatta iyi şans getirdiği bilinen en hayırlı günlerden biri olarak kabul ediyorlar. O gün yapılan herhangi bir girişim veya o gün satın alınan herhangi bir şey iyi bir şans olarak değerlendiriliyor.

Manevi faaliyetler, meditasyon yapmak, dua etmek ve gelecekte iyi bir şans elde etmek için önemli olarak kabul edilir.

O günlerde başlayan herhangi bir girişimin iyileşmeyi ve refahı takip edeceğine inanılır.

Yeni bir girişime başlamak, önemli bir şey almak ve hatta evlenmek için en iyi gün veya altın almak için uygun bir gün olduğuna inanılmaktadır ve bu yüzden insanlar arazi satın alır, yeni işler başlatır, yeni yatırımlar yapar, evlenirler.

Evet, çoğu kişi, bu gün Altın satın alıyor. Altın, iyi bir servet sembolü olduğu için, bunu satın almanın, gelecekte refah ve çok daha fazla zenginlik getirdiğine inanılıyor. Akshaya günü olarak, bugün satın alınan Altın'ın asla azalmayacağına ve büyümeye devam edeceğine inanılıyor.

Daha fazla kazanmak için bağışta bulun!

Bilirsiniz bizde bir söz vardır: Veren el alan elde üstündür derler. Ganesha da aynı şekilde vermenin almaktan daha güçlü olduğunu size çok fazla şey getireceğini söylüyor!

Bunun içinde çeşitli şekillerde sadaka yapılır. Bir miktar pirinç, tuz, sebze, meyve ve kıyafet dağıtılarak sadaka yapılabilir. Ya da başkalarına iyilik yapabilirsiniz. Çünkü Akshaya enerjisi ile yaptığınız her şeyin size katlanarak geri döneceğine inanılır.

Bu gün yapılan hiçbir iyilik asla boşa gitmez.

07 Mayıs günü 05:54 de başlayan bu enerji

Gün batımına yani 07-Mayıs 18:53’e kadar devam edecek…

Değerlendirmek isteyenler için benden söylemesi:)

Kaynak: https://www.ganeshaspeaks.com/festival-calendars/information/akshaya-tritiya/

Yazının devamı...

Ruhsal Detoks

Geçmişe takılıp kalmak bugünün yaşam enerjisinden çalar.

Psiko terapist Derek Draper ve Psikolog Cecilia d'Felice tarafından hazırlanmış 10 günlük detoks (arınma programı) ile siz de zihninizi arındırabilirsiniz.

BİRİNCİ GÜN:

Öncelikle şu an kafanızda dolanan sorunlarınızı alt alta yazarak bir tablo oluşturun. Patlamamak için kendinizi zor susturduğunuz ve sinirlendiğiniz olayları yada pek önemli olmadığını düşündüğünüz hatta komik bulduklarınızı bile yazın. Bunlar günlük veya genel problemler olabilir. Sonra hemen bunların yanına kritiğini yapın. Aşağıda size yardımcı olması için nasıl bir tablo oluşturmanız gerektiğini göreceksiniz.

Örnek: Önemli bir telefon numarasını kaybettim / Ben salağım ./ Patronum yaptığım hatayı düzeltmemi söyledi / Neden daima hata yapıyorum / Postaneden almam gereken bir paketi almadım / Çok tembelim.

İKİNCİ GÜN:

Muhtemelen elinizde uzun bir liste var. Şimdi size bir iyi birde kötü haberimiz var. Kötü haber kafanızdaki olumsuz düşünceler beyninizin kıvrımlarındaki yollarda devamlı olarak izler bırakıyor. İyi haber bu düşünceleri iz bırakmadan durdurabilir hatta dahada iyisi yerlerine destekleyici ve yeni alternatif düşünceler koyabilirsiniz. Şimdi elinizdeki listenizin sağ yanına bir blok açın. Burası sizin için iyimser bir arkadaş sesi olacak.

Örnek: Önemli bir telefon numarasını kaybettim / Ben salağım / Ama bu her zaman olmuyor ki / Bir telefon defteri alıp numaraları kaydetmeliyim.

ÜÇÜNCÜ GÜN:

Bazı aileler duygusal olarak içine kapanık ve büyümekte olan çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalabiliyor. Kimileri ihmalkar oluyor, kimileri de bir mayın gibi devamlı ateş saçarak çocuğun kendini hırçın ve karmakarışık hissetmesine neden olabiliyor. Bu egzersiz geçmiş deneyimlerinizde ki duygusal olaylarla bir bağ kurmanıza yardımcı olacak. Şimdi şu soruları yanıtlayın. Nasıl bir ailede büyüdünüz? Yetiştirilme tarzınızdan memnunmusunuz? Çocukken sevildiğinizi düşünüyormuydunuz? Bir süre aileniz -bakıcınız üzerinde yoğunlaşın. Tüm duygularınızı yazın. Bu aşama inkar ettiğiniz duygularınızı açığa çıkaracak.

DÖRDÜNCÜ GÜN:

Bu egzersiz tamamiyle hayal gücünüze dayanıyor. Daha genç halinizle hatta çocukluğunuzla buluşup konuşma imkanı sunuyor size. Rahatça oturun ve gözlerinizi kapayın. Elleriniz kucağınıza düşsün. Derin nefes alın. Her nefesle bedenizin bir kısmı gevşesin. Gevşemeyi başardıktan sonra ilk gün yazdığınız uzun listeye göz atın. Ve ilk kez ne zaman böyle şeyler hissetmeye başladığınızı hatırlayın. Şimdi zaman makinesine binin ve geçmişe gidin. Belki 10 yaşındaki halinizdesiniz; şimdi aklınıza ne geliyorsa ona sorun. Bu aşamada izlemeniz gereken bir senaryo yok. Önemli olan kendi çocukluğunuzla yetişkinliğiniz arasında bir bağ kurabilmek.

BEŞİNCİ GÜN:

Bu egzersiz ailenize karşı duyduğunuz herhangi bir öfkeyi açığa çıkarma noktasında sağlıklı ve yapıcı bir yöntemdir. Bir kalem kağıt alın. Anne ve babanıza ve bakıcınıza ne tür bir öfke duyduğunuzu tanımlayın. Çocukken onlara kızdığınız belli olaylar var mıydı? Bunları onların yüzüne karşı söyleyebiliyormuydunuz? Eğer söyleseydiniz ne olurdu? Kendinizi terk edilmiş hissetseydiniz bunu nasıl gösterirdiniz? Kızgınlığınızı dillendirirken nasıl bir his meydana geldiğini tanımlayın. Donuk mu, korku ya da acı veriyor mu? Tüm hissettiklerinizi hem çocuk hem de yetişkin halinizle yazın.

ALTINCI GÜN:

Şimdi ailenizin duygusal dünyasını anlamaya çalışacaksınız. Bu kolay olmayacak çünkü ailemiz hakkında düşünürken genellikle bir şeyleri tam olarak anlayamadığımız çocukluk penceresinden bakarız. Bu da onları objektif bir açıdan görmemize engel olur. Eğer onlara sağlıklı ve pozitif bir açıdan bakabilseydik gerçek duygusal dünyalarını anlayabilirdik. Kendinize şunları sorun:Anne-babam duygusal olarak kendilerini nasıl ifade ederdi? Duygularını bastırıyorlar mıydı? Neden böyle davrandılar? Şimdi onlarla ilgili ne hissettiğinizi düşünün. Kızgınlık egzersizine bir göz atın. Duygu ve düşüncelerinizi en küçük ayrıntısına kadar yazın.

YEDİNCİ GÜN:

Bu egzersiz çocukken yüz yüze kaldığınız hüsranları artık bir yetişkin olduğunuzu bilerek aşmanıza yardımcı olacak. Dr. Alice Domar "Kendini Yetiştirmek" isimli kitabında ailenize ithafen kendi kendinize şu sözleri söylemenizi öneriyor.

SEKİZİNCİ GÜN:

Yaşadığımız gerçekleri tamamen tanıyıp kabul etmedikçe kendimizi genellikle geçmiş acı anılar arasında sıkışmış buluruz.Bu durum kendimizi boşlukta ve üzgün hissetmemize neden olur. Geçmişle ilgili duygularımızı ört bas etmek yerine yazma yoluna gidersek bir süre sonra bunları benimseriz. Şimdi daha önceden keşfettiğimiz içsel arkadaşımızın sevecen ve şefkatli olmasına izin verin.

DOKUZUNCU GÜN:

Duygusal anlamda yaşadıklarımızın farkında olduk, bize neler hissettirdiklerini gördük ve artık bunlara şefkatle bakabilir bağışlayıcı olabiliriz. Ailenizi veya bakıcınızı affetmek zor olabilir ama ancak bağışlarsanız kabullenebilirsiniz. Geçmişimizi kabullenmek pasif bir teslimiyetçilik değildir. Kabullenişle birlikte özgürlükte gelir. Şimdi kendinize şu soruyu sorun. Geçmişimle ilgili şu an inandığım şey nedir? Şimdi finale geçebiliriz.

ONUNCU GÜN:

Ritüel ve seremoniler tarihin başlangıcından beri hep çok önemli olmuşlardır. İnsanoğlu hedeflerini gerçekleştirmede sembollerin ve kutlamaların etkili olduğuna inanır. Kendi seremonizi düzenleyin. Bir mum yakın dua edin bir balon salın gök yüzüne ve geçmişteki negatif mesajları bırakın gitsinler. Bu geçmişte ve bugünde kolayca rahatlamanızı sağlayıp geleceğe bakabilmenizi sağlayacaktır.

Yazının devamı...

Terazi Dolunayı

21 Mart 2019 günü 04:43’de Şironyen bir Dolunay gerçekleşecek.

Güneş, Koç Burcu'na girdikten kısa bir süre sonra gerçekleşen, aynı zamanda Bahar Ekinoksunun ve yeni bir astrolojik yılın başlangıcını da gösteren bir Dolunay bu.

Ne demek Şironyen?

Şiron, Astrolojide yaralı şifacı demektir.

Bir yerden yara almak ve o yarayı iyileştirme gayreti içinde o konuda uzmanlaşmanızı sağlar…

Öyle değil midir? İnsan bir yerden yaralandığında kendini iyileştirme çabaları sayesinde o konuyu artık en iyi bilendir.

Yani hem yara aldığımız hem de şifalandığımız yerdir.

Terazi dolunayı konusu ilişkilerdir.

Dolunay Terazi Burcu'nda gerçekleşirken, başkalarına karşı olan duygularımız ve ilişkilerimizle ilgili konuları önümüze getirir.

Dolayısıyla sizi yaralayacak konular çevrenizdeki ilişkilerden gelebilir.

Terazi yöneticisi Venüs dolunay esnasında Mars ile sert bir açı kuruyor

Her ne kadar Venüs iyicilse de Mars kötü enerjiler veren bir gezegen.

İyi ve kötü karşı karşıya…

Yani?

Siz hangisini beslerseniz o kazanacak!

Venüs’ün anahtar kelimeleri denge ve uyumdur! İlişkilerinizi iyileştirmek adına destekleyici olabilir.

Güneş Koçta; Ego ben der… “Ben”e karşı Venüs “Biz” i söyler.

Gezegen enerjileri bizi uyarıyor. Kopma noktasına da getirebilir ilişkileri. Onarabilir de..

Her şey sizin tutumunuza bağlı.

Eğer bu dolunayda Şironun şifacı yönünden yararlanmak istiyorsak sakin ve dengede kalmaya çalışmalıyız.

Terazi dolunayından etkilenen organlar:

Böbrek, idrar kesesi, damarlar, cilt, pankreas,

Bu organlar dolunay enerjisi ile daha hassastır, bu yüzden onlara daha fazla özen göstermeyi sağlayın.

BU ARADA HATIRLATMA: Dolunay'da cerrahi işlemler kesinlikle önerilmez!

Bu Dolunayda Enerjinizi temizleyerek dengeleyecek bir çalışma;

Kendinizle baş başa olacağınız sessiz bir yerde oturun ve şu aşağıdaki sözleri tam manasıyla hissederek tekrarlayın.

“Etrafımdaki akan yoğun enerjiyi temizliyorum ve tüm kötü enerjiyi salıveriyorum!

Beni ağır tutan her şeyi temizliyorum.

Artık bana hizmet etmeyen tüm acı ve duyguları salıverip bırakıyorum.

Etrafımdaki enerji tertemiz akıyor.

Enerjim temizlendi ve kendimi yenilenmiş hissediyorum. ”

“Tüm durgun enerjiyi geçmişten kaldırıyorum.

“Geçmiş beni şekillendirdi, beni güçlü yaptı. Şu an ilk hatırıma gelen, geçmişimden gelen hafızama yer etmiş olay şudur (Aklınıza ilk gelen sizi yaralayan olayı düşünün).

Bana öğretecek bir şeyi olduğu için hayatıma girdiğini kabul ediyorum!

Onu serbest bırakıp gitmesine izin veriyorum, böylece büyüyebilmem için bırakıyorum.

Geçmişe teşekkür ediyorum ama artık onunla işim bitti. ”

Derin bir nefes alın, artık taşımak istemediğiniz tüm geçmişteki olumsuzlukları bıraktığınızı hayal edin.

Evim temiz, güvenli ve korumalı, burada mutluyum.

İyilik, evimin her köşesini doldurur, bolluk, refah, huzur ve sevgi getirir.

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim."

“Geleceğim parlak. İstediğim her şeyin mükemmel zamanda ve mükemmel şekilde gelişeceğine inanıyorum. ”

Derin bir nefes alın ve dileğinizi Evrene gönderdiğinizi hayal edin.

Yazının devamı...

2019 İçin Dilek Zamanı!

16 Mart Cuma günü Merkür ve Güneşin özel bir kavuşumu var!

Buna Cazimi de deniyor "Güneş'in kalbinde" anlamına gelen Arapça kelime ve güneşin yakınında bulunan bir gezegenin güneş ile kavuşmasına verilen astrolojik bir terimdir.

Peki bu bizim için Astrolojik olarak ne ifade ediyor?

Bir gezegen Güneş’in kalbinde olması, o gezegen ile ilgili her tür konuda evrenin tüm kanallarının açılması anlamına geliyor.

Merkür ise iletişimle ilgili konuları temsil ettiği için, kendimizi ifade etmek mesajımızı iletmek için enerjiler açık!

Ağzımızdan çıkan her şeye dikkat edeceğiz çünkü gerçekleşme olasılığı çok yüksek.

Hani bazen ağzımızdan bir laf çıkar ve Hay Allah başka bir şey dileseydim dilek kapısının açık saatine denk geldi herhalde deriz ya.. Hah işte, bu zaman dilimi içerisinde ağzınızdan çıkanlara dikkat edin:) Gerçek olabilir..

Ne yapabiliriz?

Tabi ki en güzel biçimde değerlendirmeli…

Benim size önereceğim bir çalışma

Perşembeyi Cumaya bağlayan gecede 01.10 gibi başlayarak 08:00 a kadar

"Ya Kafi, Ya Gani, Ya Fettah, Ya Rezzak, Ya Kerim, Ya Vehhap, Ya Zettavili, Ya Mecid."

(okuyabildiğimiz kadar. )

En başında niyetinizi yapın sonra esmaları zikretmeye başlayın. . Maddi manevi işlerinizi düzeltmek için çok tesirlidir.

Dilerseniz başka dua, zikir ve ritüellerde yapabilirsiniz.

*Zikirde amaç: İsimleri zikrettiğinizde beyinde hücre grubunu açar, orayı mana istikametinde programlarız. Amaç bizde olmayan enerjileri açığa çıkarmaktır.

Yazının devamı...

Kadın Olmasa?

“İşler Güçler” diye bir dizi vardı onun bir bölümünde, 2030 yılında bir nedenle kadın nesli hızla tükeniyor. Tüm dünyada yalnızca erkekler kalınca teknoloji sandığı gibi ilerlemiyor tamamen gerilemeye başlıyor. Erkekler ev almak istemediği için emlak sektörü çöküyor. Eşya vs almadıkları için diğer tüm alışveriş sektörleri çöküyor. Kimse kendine bakmadığı için perme perişanlar falan… Dünya felaket halde… Her yer pislik içinde…

Bu bir kurgu evet… Ama gerçeğe çok uzak değil.

Kadınlar olmasa aynen böyle olabilirdi…

Mevcut insan popülâsyonunda cinslerden birinden birini kaldırdığınızda bahse girerim kadınlar çok daha uzun seneler düzen içinde götürürdü… Erkekler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Allahın insanı dünyaya göndermesinde kadını vesile etmesi bile kadına sistemin devamında ne kadar önem verdiğinin en büyük kanıtı aslında ama hadi düşünelim kadınlar olmayınca neler olurdu?

Moda sektörü olur muydu, hiç sanmıyorum.

Kozmetik sektöründen bahsetmiyorum bile. Kadınlar olmayınca erkeklerin bunlarla ilgileneceğini hiç düşünmüyorum:)

Ev almak gibi bir dertleri de olacağını sanmıyorum. Emlak sektörü de çöktü bu durumda. :)

Öyle temizlikle işle güçle uğraşacaklarını düşünüyor musunuz?

Özenli yemekler. Davetler, kutlamalar?

Sadece cips ve kolayla yaşayanlarını duydum, sarmayla dolmayla uğraşacaklarını mı sanıyorsunuz?:)

Bu liste daha böyle uzaar gider. Bu tartışma da çok su götürür:)

Bu mu diyorsunuz belki… Hayat sadece bunlardan mı ibaret?

Evet, bunlar hayatın tadı tuzu, estetiği, rengi…

“Hayattan rengi alın geri neyi kalır ki?” diyordu bir boya reklamında:)

Kadını alın geriye ne kalır?

Kocaman bir boşluk.

Muadili de yok :)

Tabi ki olay sadece bu kadarla sınırlı değil.

Enerji olayı da var boyutun.

Dişi enerjisi pasif bir enerji. Sakin ve durgun. Hoşgörü, estetik ve sevgiyi temsil ediyor.

Erkek enerjisi ise aktif, hareketli, avcı. Savaş, mücadele ve gücü temsil ediyor.

Kadın enerjisini güneşten havadan sudan doğadan alabilir ve bunu kendinde tutma özelliğine sahip.. Zaten dişi dendiği anda akla ilk gelen onun üreme çoğalma özelliği olan canlı türü olması…

Ama erkek enerjisini yalnızca kadından alır. Bu yüzden de dişi enerjisi yüksek kadınlara yönelirler. Dişi enerjisi yüksek kadın güzel seksi kadın demek değildir. Enerjisini yüksek tutma özelliğine sahip kadındır. Ve erkekler bilinçsiz bir şekilde tamamen içgüdüsel böyle kadınlara çekilirler.

Her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır, kadın erkeği vezir de eder rezilde eder sözlerinin bununla çok alakası var.

Kadınlar olmasa, erkekler olmasaydı hayat daha güzel olurdu diye ahkâm keser bazıları ya, böyle bir şey yok. Birinden biri olmasa her şey eksik, denge bozuluyor.

Hatta bir tık daha ileri gidiyorum, kadın olmadığında yaşamdan dişi enerjiyi çektiğiniz andan itibaren sistem tümden çökebilirdi:)

Nur Demir

Sevgiler tüüm kalbimden:)

http://nrlstyle.blogspot.com.tr/

https://www.facebook.com/NrlStyle/

instagram.com/nrlblog/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.