MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Yaşsız olmanın 5 D’si

Geçtiğimiz günlerde gazetelerde bir haber yer aldı. Dünya Sağlık Örgünü yeni yaş dilimlerini açıklamış.

0-17 yaş: Ergen

18-65 yaş: Genç

66-79 yaş: Orta yaş

80-99 yaş: Yaşlı

Bu yaş meselesine bu kadar takılıyor olmaları beni gerçekten de düşündürüyor. Amaç yaşsız olmak! Hep dediğim gibi kaç yaşında olursan ol, “Yaşının İyisi” olmak, orta yaşa, ergen olmaya, yaşlı olmaya takılmadan yaşamak gerekiyor.

Bu arada yine sosyal medyada ve farklı mecralarda pek çok konuşmacıya, bilmem ne gurusuna, aman efendim hayat koçuna moçuna farklı isimlerde türeyen mesleklere de denk geliyor ve sözüm ona öğretilerini dinliyor, ne yapmaya çalıştıklarını anlamaya çalışıyorum.

Belki de alınganlık ediyorum bilmiyorum ama ilk dalaştıkları meslek benimkisi. Yok efendim estetik cerrahlar şöyleymiş, yok efendim, bizleri ne hallere sokuyormuş, hep güzel olmak pompalanıyormuş, bilmem neymiş.

Bu arada bunları söyleyen insanların çoğunun yüzünde botoks, bazısının bedeninde cerrahi estetik müdahale, hiç olmazsa 2 sinin saçında boya var.

E peki sen neden bu karşı çıktığın kervanın bir parçası oldun. Boyama saçını, yaptırma botoksunu

3 adet alkış alacağım diye yapma bunları…

Lütfen itiraf edelim. Sabah aynaya bakınca iyi, dinç ve huzurlu bir yüz görmek istiyoruz.

Eğer beni mutsuz eden herhangi bir şey varsa, ben neden bununla yaşamak zorunda kalayım ki?

Anneannelerinizi düşünün ve içinizde torun sahibi olan varsa, şimdi bir de kendine baksın.

Çok daha iyi gözükmüyor musunuz?

İşte konu bu aslında, daha iyi gözükmek ve daha İYİ HİSSETMEK

ŞİMDİ SIRA GELDİ O BEŞ D’YE

Düzeltme, dolgunluk, doğallık, dinamiklik ve devamlılık

Bu beşini zaman içinde doğru kurgular ve yaparsanız, başarırsınız. Ne demek bunlar?

Düzeltme :Botoks gibi anında etki alabileceğiniz ve son derece güvenilir uygulamalar ile kırışıklıklarınıza müdahale edebilirsiniz

Dolgunluk:Dermal dolgularla da aynı şekilde azalan hacimsel sorunlarınıza müdahale edebilirsiniz.

Doğallık:Örümcek ağı estetiği ile günden güne gelen ve doğallıktan ödün vermeyen bir yüz çehresi sağlayabilirsiniz

Dinamiklik:Cilt bakımları, canlı bir cilt, temiz bir cilt muhteşem bir geri dönüş sağlar

Devamlılık:Hep söyledim, hep söyleyeceğim: LÜTFEN KREM SÜRÜN, CİLDİNİZİ DESTEKLEYİN. 3 gün sürüp bırakmayın, devamlılık kazanın!

Ve tabii ki;

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Sağlık Turizmini bu sahtekârlar bitirecek

Türkiye saç ekimi konusunda sağlık turizminin lideri olarak kabul edilse de, yasal ve doğru işler yapan klinikler, merdiven altı olarak tabir edilen yasadışı saç ekimi merkezleri tarafından yok edilme tehdidi altında. Nedeni ise son derece basit: Ucuz, yasadışı ve sahtekâr merkezler

2015 senesi resmi rakamları incelediğimizde Türkiye'ye 100.000 saç ekimi turisti geldi, günde 200 yabancı saç ekimi yaptırdı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise 2016 yılında Türkiye'nin sağlık turizmi endüstrisi, yüzde 12'lik artışla 700 milyon doları aşan büyük bir etki yaptı. Diğer turizm sektörleri arasında sağlık turizminin toplam gelirde en yüksek artış olduğu görülmektedir. Bunlar muazzam rakamlar fakat öngörüm birkaç sene içinde ülkemizin bu can damarı, sahtekârlar yani merdiven altı işletmeler tarafından sömürüldükçe kan kaybetmeye başlayacak. Nedeni ise saç ekimi için ülkemize gelen, döviz bırakan turistlere zarar vermeleri. Yaptıkları işlem kesinlikle saç ekimi değil! Saç ekimi uygulamaları ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarında ve cerrahi müdahale birimi bulunan merkezlerde yapılır. Güzellik merkezi bile olmayan yerlerde saç ekimi yapıyorlar.

Yabancı hasta farkında bile değil

Yasadışı merdiven altı yerlerin hızla artması, orijinal ve doğru işlem yapan sağlık kuruluşlarını yok etmekle tehdit ediyor. Bu tarz yerlerin günden güne genişleyen ağları, başta Arap ülkeleri olmak üzere yurtdışından giderek artan sayıda ziyaretçi tarafından kazanç sağlatıyor. Saç ekimi konusunda resmen bir karaborsa oluşturdular. Özellikle artık işsiz kalma sınırına gelen seyahat acenteleri bu konuya ön ayak oluyorlar. Lisanssız saç ekimi işletmelere yabancı hasta bularak, bu turistlerin sağlıklarını tehlikeye atıyorlar. Sonuçlar o kadar kötü ve turistler o kadar çok mağdur bırakılıyor ki, işte bu da sağlık turizminin sonunu getirecek. Türkiye’deki bu yasadışı mevzu, adımızı çıkaracak ve bizim gibi profesyonel sağlık kurumları ise resmen tehdit altında.

Taksim’e gidin bakın

Hiç fazla uzağa gitmeyin, bugün Taksim’e bakın. Her gün müşteri ve müşterilerin belgelerinin listesi ellerinde arabulucular tarafından İstanbul'un merkezinde onlarca hasta, turizm acentesine teslim ediliyor. Ajanslar hastaları alıyor ve sözüm ona saç ekimi yaptırmak için her şey dahil olarak anlaştığı süreci başlatıyor. Bu sahte merkezler zaten yabancı hastaya sonradan hayal kırıklığına yaşatacağı % 100 garantiyi veriyor. Hasta teslim oluyor ama gördüğümüz o ki, sonuçlar berbat. Hastaların hayatları tehlikeye atıldığından endişe ediyorum. Hasta hem mevcut sağlıklı saçlarından oluyor, komplikasyonlar artıyor hatta sağlığı ciddi anlamda tehdit altına giriyor. Sanıyorum bugün her 10 merkezden sadece 5 tanesinin lisansı vardır. Bu denli önemli bir konu acilen masaya yatırılmalı. Uzun zamandır yetkililer bu konuya göz yumuyorlar. Bu hem mantar gibi yeni merdiven altı merkezlerin açılmasını, hem de bizim gibi sağlık kuruluşlarının kan kaybetmesini sağlıyor. Her şeyden önemlisi bu ülkemize en fazla getiriyi yapan sağlık turizminin bitirilmesine en büyük etken.

Tıp eğitimi olmayan kişilere saç ekimi yaptırılıyor

Bakın saç ekimi bir doktor gözetiminde yasal olarak hastanede, klinikte yapılabilir. İşlemin kaydı yapılmalı ve açıkça belirtmelidir. Merkez bir acil ünite ve en az bir ameliyat odasına sahip olmalıdır. Ayrıca, kanunlarımıza göre ulusal sağlık sistemi ile de doğru bir şekilde kayıtlı olmalıdır. Ancak yasadışı klinikler konut, ofis veya küçük hastanelerde bile faaliyet gösteriyorlar. Birçok ruhsatsız klinikte, tecrübesiz tıp öğrencilerine ve hatta tıp eğitimi olmayan kişilere saç ekimi yaptırılıyor. Şu ana kadar maalesef hiçbir otorite sorunların farkında olsalar dahi, bir çözüm yoluna gitmediler. Bu durum sonunda çok ciddi sonuçlara varacak. Gazete manşetlerinde bir saç ekimi turistinin öldüğünü göreceğiz ve işte o zaman her şey için çok geç olacak.

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Tüp mide operasyonu sonrası için 10 ipucu

Sleeve gastrektomi diğer adıyla tüp mide operasyonları, son 2 senedir oldukça fazla yapılan ve sıkça duyduğumuz bir müdahale halini aldı. Operasyon ehil ellerde yapıldığı sürece, sorunsuzdur ve kilo vermenize yardımcı olması için midenizi küçülen bir kilo kaybı ameliyatıdır. Bağırsak yolunun rekonstrüksiyonu yapılmadığı için gastrik bypass cerrahisiyle karşılaştırıldığında daha az invaziv bir işlemdir.

Şimdi burası benim konum değil, ülkemizde bu cerrahileri son derece başarılı bir şekilde yapan pek çok cerrahımız var. Kilo sorunu olan kişiler hızlıca kilolarını veriyorlar ve başlangıç kilolarına bağlı kalarak ortalama 1-2 sene içinde ideal kilolarına kavuşuyorlar. İşte benim kısmım bundan sonra başlıyor.

Kilo verme sonrası estetik cerrahi nedir?

Bu bahsettiğim süreç tamamlandıktan sonra, bireyler eş zamanlı spor dahi yapmış olsalar, derilerinde çok ciddi sarkma sorunu ile baş başa kalıyorlar. Her 5 hastadan 4’ü bu sorunu yaşıyor. Yağın hızlıca çekip gitmesi, kas kaybının yaşanması, özellikle cildin içinin boşalması, sarkma sorununu tetikliyor. Şimdi sizlere kilo verme sonrası estetik cerrahiye başvurmayı düşünenler için 10 adet ipucu, kılavuz niyetinde bir bilgi vermek istiyorum.

1- Yürüyüş yapın

Nasılsa kilo veriyorum diye düşünmeyin, boşu boşuna kas kaybı yaşamayın, düzenli yürüyüş yapın. Spor hem size mutluluk verecektir, hem de daha dinç kalmanızı sağlayacaktır.

2- Önce ideal kilonuza inin

Kilo verme ameliyatı olduktan sonra, ilk aşamada ideal kilonuza inin, ardından estetik cerrahiyi düşünün. İdeal kilonuza inmeden estetik operasyon olursanız, tekrar zayıflama sonrası deformasyon yaşamanız olasıdır.

3- İdeal kiloya indikten sonra kilonuzu sabitleyin

Kısaca burada anlatmak istediğim şu aslında. Örneğin 60 kiloya indiniz diyelim. Artık daha fazla vermek istemiyorsunuz. Önce diyetisyeninizle konuşun ve bu kilonuza özel beslenme şeklinizi ayarlayın. Ve bu kiloda benim önerim en az 6 ay boyunca sabit bir şekilde kalın. Amacımız bedenin oturması kendini toparlaması.

4- Ameliyatsız tedavilerden destek alabilirsiniz

En azından bu 1-2 senelik süreci daha rahat atlatabilmek için, lazerden, yüzünüz için botoks, dolgu, Örümcek Ağı estetiği gibi uygulamalardan yardım alabilirsiniz.

5- Lütfen sabırlı olun

Biliyorum yıllardır hevesle inmek istenilen kilolara sonunda geldiniz ama bu sarkma sorunları sebebiyle tam olarak istediğiniz şekilde hareket edemiyorsunuz. Kollarınız, bacak içleriniz, gıdınız, kadın erkek fark etmeksizin göğüsleriniz, karnınız hatta yüzünüz ve gıdınız bile sarkmış olabilir. Lütfen sabredin ve bedeninize biraz dinlenme molası verin. Kolay değil, oldukça fazla kilo verdiniz, hatırlayın bunu!

6- Bana gelin

Ya da başka bir meslektaşıma gidin. Eminim sizi çok rahatlatacaktır. Operasyonunuzun planlanmasını yapmak çok önemli. Neye ihtiyacınızın olduğunu görmek çok önemli. Bu sebeple bir uzmandan mutlaka görüş almalısınız.

7- Diyetinize devam edin

Eğer bu 2 sene boyunca bir yeme alışkanlığı elde edemediyseniz maalesef kilo almanız muhtemel. Bu sebeple lütfen yediğiniz içtiğinize dikkat ediniz.

8- Spora da devam

Hani o instagramda gördüğünüz ve iç geçirdiğiniz adamlar, kadınlar var ya, inanın onlar haftanın bilmem kaç saatini spora ayırıyorlar. Bu sebeple, mide ameliyatı oldum, estetik de oldum, artık bitti diye düşünmeyin rica ediyorum. Bu kıvamı korumak için spor çok önemli, unutmayın.

9- Ailenizden destek isteyin

Aileler için son derece önemli kararlar bunlar, son derece farkındayım. Ama sizin ne kadar kararlı olduğunuzu görürlerse, desteklerini sizden esirgemeyecekleri görüşündeyim

10- Sigarayı bırakın!!!

Kilo verme ameliyatında hadi bırakamadınız diyelim ama lütfen sonrası yaptıracağınız estetik operasyonlar öncesinde bırakın şu mereti! İnanın kilodan çok daha fazla bedeninizi ezip geçen bir şey bu. Bırakın ve cildinizdeki farkı görün. Dahası operasyon izleriniz dahi çok daha çabuk iyileşecek.

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Meme estetiği yaptırdığınızı, kimse anlamasın istiyorsanız…

Son 1 haftadır birbirinden farklı kadın hastam, meme büyütme cerrahisi için benimle görüşme yaptı. Sizce ilk cümleleri ne oldu?

Evet, doğru tahmin: -“Hocam kimse anlamasın, kimse fark etmesin, ay silikon taktırmış demesin”…

Özellikle yazlık kıyafetler ve plaj kostümleri, artısıyla eksisiyle göğüslerin durumunu gözler önüne serdiği bir gerçek. Alttan destekli südyen veya bikiniler hayat kurtarıcı ama tek modele bağlı kalmak ise, hastalarımdan duyduğum kadarıyla, son derece de sıkıcı…

Şimdi biraz implant yani silikon ve meme estetiğine bakalım…

Memeye implant yerleştirerek büyütme işlemini yapmak en fazla tercih edilen yöntem olmuştur. Memelerin bulunduğu göğüs kafesi ve buranın çevresi ise, ince dokuya sahip bir alandır. İmplantı yerleştirdiğimizde ise, bazı durumlarda kalıp gibi duran bir görüntüyle karşılaşılır. Üstelik hareket ettikçe bu ince deriye sahip alan, implantın açısıyla normal göğüslerin ahengini sağlayamaz ve çıkıntı şeklinde estetik dışı bir görüntü sağlar.

İşte burada farklı bir işlem devreye giriyor hastanın kendi yağını göğüs implantlarıyla birleştiriyorum ve bunun adı ise:

Meme Güzelleştirme- Breast Beautification

Az evvelde dediğim gibi göğüs büyütmede altın standart meme implantıdır. Çoğunlukla implantı örten yumuşak dokunun sınırlı olması, implantın yerleştirildiğinde güzel ve doğal durmamasına sebep olur. Dolayısıyla, boyut açısından ve doğal görünüm için yumuşak doku miktarına bağlı olarak belli bir boyutta göğüs implantı doğru seçenektir. Ama hastanın bedeni kaldırabiliyor ve hastada bir miktar daha fazla büyüklük istiyorsa, o zaman yağ enjeksiyonu ile birlikte meme büyütmenin yapılması, en akıllıca ve doğru olanıdır.

Meme güzelleştirmede tipik olarak göğüslere implantı yerleştiririz ve daha sonra hastanın bedeninden toparladığımız yağı, doğal bir görünüm ve his vermek için meme implantını örtecek şekilde tüm dokunun üzerine, yanına ve çevresine enjekte ederiz. Bu haliyle en doğal görüntü yakalanır.

Meme Güzelleştirme’nin avantajlarına bakalım şimdi…

Göğüsleriniz istediğiniz forma, büyüklüğe ve estetik duruşa kavuşur

Göğüsleriniz doğal durur, kalıp gibi gözükmez

Göğüs bölgesindeki ince deri yağ ile sağlamlaştırıldığı için, çok daha estetik ve diri gözükür

Bahsettiğim yağ, yine hastanın kendi yağıdır ve bölgesel yağlanma olan alanlardan toparlanır. Bu da aynı zamanda bölgesel incelmeyi de beraberinde getirir.

Toparlanan yağ eğer istenirse, dudak, popo gibi alanlara da enjekte edilebilir

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Bakın araştırmanın sonucunda ne çıktı?

American Society for Dermatologic ASDC 14 Nisan- 1 Mayıs 2017 tarihleri ??arasında web tabanlı bir anket düzenledi. Online anket yoluyla elde edilen araştırmanın sonuçlarını bugün sizlerle paylaşmak ve analiz etmek istiyorum.

Araştırmadan 7322 yanıt alınmış ve her 10 kişiden 7’si estetik işlemlere sıcak bakıyor. Bu yüzde 2013'ten beri sonucun ikiye katlandığını gösteriyor.

Neden sorularına verilen yanıtlar

Evet, anket aynı zamanda insanların estetik işlemlere yönelmelerinin nedenlerini de ortaya koydu.

"Kendimi daha güvende hissetmek"

"Hissettiğim yaşta olabilmek ya da daha kendimi iyi hissettiğim yaşta görünmek”

“Yaşımın iyisi olabilmek”

"Daha cazip hissetmek ve gözükmek”

Şimdi sırasıyla en fazla yaptırmak istenen prosedürlere bakalım:

Beden şekillendirme,% 58 ile birinci sırada

Kırışıklıkları düzeltmekveya cildi sıkılaştırmak için ultrasonik, lazerli, ışıklı ve radyofrekans tedavileri, ikinci

Cilt tedavileriüçüncü

Lazer epilasyon, dördüncü sırada

Anket ayrıca insanlara görünümleri hakkında en çok onları neyin rahatsız ettiğini sormuş. %85’i bedenlerine biriken, bölgesel yağdan şikayetçi olduklarını dile getirmiş.Gıdı birikimi, yüzdeki kırışıklıklar ise, bölgesel yağlanmadan sonra geliyor.

“Herhangi bir şey yaptırdıysanız, sonuçlarından memnun kaldınız mı?” diye sormuşlar

%90’ı evet demiş.

Hadi şimdi beraberce değerlendirelim.

Ama bu Amerika’da yapılmış bir araştırma bize uymaz demeyin zira estetik evrensel bir yapıya ulaşmış durumda ve teknolojimiz ise, Amerika ile aynı hatta üstün. Artık Amerika’dan gelen hastalarımızı kabul ediyoruz.

İşte bu sebeple, estetik cerrahiden memnun kalanların sayısının bizim ülkemizde de %90’lara ulaşacağından eminim.

Diğer konu, dikkat ettiniz mi, yüz her zaman çok daha önemliyken, bu sene bölgesel yağlanma konusu, vücut şekillendirme konusu ona rakip çıkmış. Ne diyorsunuz? Artık bedenlerimize göstermemiz gereken önemi geç te olsa fark ettik mi?

Instagram hesabımı takip edenler bilir. Hastalarımın büyük bir bölümü benden Total Body Reshaping, yani Beden Şekillendirme cerrahisini talep ediyorlar.

Estetik işlemlere insanların yönelme sebebi, her zaman olduğu gibi aynı…

Değişmiyor

Özünde hep, “Kendini iyi hissetmek” var

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Bir başka fetiş noktası: Göbek deliği

Bu başlık için çok düşündüm. “Fetiş” kelimesi yanlış anlaşılır mı acaba diye ama sözlüğe fetişin kelime anlamına bakınca da karşıma şu çıktı: “ilkel toplumlarda, doğaüstü gücü ve etkisi bulunduğuna inanılan canlı ya da cansız varlık”. Tamam o zaman sorun yok, başlığımız tam da anlatmak istediğim şekilde oldu.

Arzu nesnesi, en seksi bulunan bölgeler diyebilir, bu fetiş konusunu uzattıkça uzatabilirim. Evet, bu sefer konumuz göbek deliği ve siz farkında olmasanız bile göbek deliğiniz karşı cinsi son derece etkiliyor.

2012 senesinde Google’da fetiş konusunda en fazla aranan konular arasında göbek deliği bulunuyor. Kısaca insanlar Google görsellerinde bile göbek deliğine odaklanmışlar. Sebebi nedir sizce?

İnanmayacaksınız ama bu konunun ardından yapılmış pek çok psikolojik araştırma dahi var. Uzmanların bazıları, göğüsler ve vajina arasında kalan yani iki cazibe merkezi arasında duran bir estetik olarak nitelendirmişler. Bazıları bir delik olduğu için vajinaya benzerliğine dikkat çekmişler (bana göre bu değil, ne alaka?) …

Benim düşüncem ise, tam bedenin ortasında, muhteşem bel kavisinin ve kalça genişliğinin başladığı ve leğen kemiğini ortalayan bir yapı.

Ayrıca ayrılsak da annemizden kalan hatıra, bedenimizde taşıdığımız tek bağ…

Duygusal yönü de var yani…

Şimdi bir estetik cerrah olarak bunları size neden yazıyorum? Çünkü göbek deliğinin form kaybetmesinden şikayetçi olan hastalarıma son derece pratik bir çözüm sunuyorum. Başrolde Örümcek Ağı estetiği için kullandığımız ipler var.

Göbek deliğinin form kaybetmesinin sebebi hızlı kilo alıp verme, doğum veya yaş alma olabilir. Bildiğiniz gibi göbek deliğinin İngilizcesi “belly button”dur yani “göbek düğmesi”. Kısaca eğer göbek düğmenizin boyutu palto düğmesine doğru büyüdüyse bu estetik açıdan sizi rahatsız edecektir. Ayrıca bu alanda buruşmalar da söz konusu. İşte biz burada kişiye özel, sorun ne ise ona yönelik bir çalışma yaparak, müdahale ediyoruz. Aşırı buruşma varsa, biraz yağ transferi yapıyoruz. Büyüyen göbek deliğinin tek sorumlusu aşağı düşmesidir. İşte bu durumda da göbek deliğini yukarı, olması gereken yere çekmek için de, az evvel bahsettiğim ipleri kullanıyoruz. Son derece pratik bir uygulamadır. Birkaç müdahalenin yapıldığı estetik operasyonlarda sıklıkla yaptığımız bir işlemdir.

Son olarak göbek deliği deyip geçmeyin, gerçekten çok önemli!

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın…

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Yüz yogası işe yarar mı?

70 yaşında bir adam düşünün

Hayatını spora adamış ve 18’lik delikanlılara taş çıkarır bir vücudu var. Egzersizlerini aksatmamış, beslenmesine dikkat etmiş, düzenli sporla her zaman kaslarını dolgun tutmayı başarmış. Bu adamın 70 yaşında olduğunu nasıl anlarsınız?

Kaç kişi yüz bölgesinden dedi acaba?

Evet sizler doğru cevabı verdiniz…

Şimdi çoğunuzun kafasında, “O zaman yüz bölgesindeki kasları da çalıştıralım, sarkmayalım, kırışmayalım” fikirleri oluşmuş olmalı…

Ama sizlere kötü haber, işte o öyle olmuyor…

Bedendeki kasları çalıştırdığınız gibi, yüz bölgesindeki kasları çalıştıramazsınız, ayrıca yüzdeki kas yapısı bedendekinden farklıdır. Zaten yüz kaslarının en önemli işlevlerinden birisi, bizlerin mimik yapmasına yardımcı olmalarıdır. Birbirlerine bağlı kas yapılarıdır. Fakat bedendekiler öyle değildir. Dolayısıyla siz, sözüm ona yüz bölgesine özel egzersizlerle, yüz kaslarını çalıştırayım derken, çok daha fazla sarkma ihtimali yaşamanız muhtemeldir.

Dikkat ediyorum medyada son dönemlerde yüz yogası, antiaging yüz egzersizleri gibi konunun uzmanı olduğunu söyleyen ve bir takım kurslar veren kişiler var. Beni sosyal medyadan takip edenler çok iyi bilir, Uzak Doğu’ya sıklıkla seyahat ederim. Bu kişiler genellikle Uzak Doğu masajı altında bu işi isimlendiriyorlar. Fakat benim Uzak Doğu’da gördüğüm masajların çoğu, ciltteki kan dolaşımını artırmaya yönelik, tıpku bizim Zorlu DoctorB Clinic’ te yaptığımız bambu masajı gibi. Yani kan dolaşımı, rahatlama ve dolayısıyla tazelik kazandırmadan öteye geçilemez. Ama yüzdeki kasları gerçekten zorlar ve gelişmesine yönelik tetikleyici bir hareketi sürekli yaparsanız ve hatta mimik hareketlerinin ters yönünde bir zorlayıcı kuvvet uygularsanız, sarkmanız olasıdır.

Bugün çok çok iyi bildiğimiz bir şey var. Yüz kaslarımız ve bunları kullanarak oluşturduğumuz mimikler evet cildimizin kırışmasına neden oluyor. Şimdi o zaman fazla mimik yapmayayım diyenler olacaktır.

Sakın!

Mimiklerimiz bizi biz yapan hareketlerdir. Biriciklerimizdir.

Üst yüz bölgesi dediğimiz alan yani göz çevresi, kaşlar ve alın, sıklıkla mimik hareketlerinden, orta yüz bölgesi hacim kaybından ve alt yüz bölgesi ise sarkmadan dolayı yaşlanma belirtilerini gösterir.

İşte imdadımıza koşacak pek çok yardımcımız var.

1- Botoks

2- Dermal dolgu

3- Örümcek Ağı estetiği

4- Hedefe yönelik cihazlı tedaviler

Şimdi yine bir soru sorduğunuzu duyar gibi oldum:

Hocam peki bu Uzak Doğulu kadınlar neden kırışmıyor?

Arkadaşlar bugün dünya kozmetik sektörünü elinde tutan bir bölgeden bahsediyoruz. Uzak Doğu özellikle Kore! Regl sirkülasyonu henüz başlamış 10-11 yaşındaki kızlara bile özel kozmetik grubu sunan bir bölge burası.

Boşuna demiyorum, lütfen krem sürün, cildinizi nemlendirin diye

Dolgu ve botokstan ve hatta ihtiyacınız varsa cerrahi yüz gerdirme işleminden korkmayın

Örümcek Ağı estetiği cildiniz için iyi bir sigorta, yaptırırsanız, ileride cerrahi yüz gerdirme işlemini yaptırmanıza gerek kalmaz

Lütfen mantar gibi çıkan yeni terapiler, sözüm ona bilmem ne gurularından, yogalarından uzak durun

Bilime, bilimsele güvenin

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

Dudak dolgusu deyip geçmemek gerekiyor demek ki!

Son günlerde bir hemşire arkadaşımızın başına gelenleri, mutlaka bir yerlerde okumuş veya izlemişsinizdir. Nedense görünce hiç şaşırmadım zira kliniğime bu tarz vakalar çok gelir ve inan bana tahmin ettiğinizden çok fazla insan, doktor olmayan birilerine bu işi yaptırıyorlar.

Öncelikle hemşire arkadaşımıza çok büyük geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Kendisi sayesinde belki biraz da olsa toplumumuz bilinçlenir ve iyiyle, kötüyü birbirinden ayırt edebilir.

Bu olay sonrasında instagram hesabımdan çok fazla soru aldım ve bazılarını cevaplasam da çoğu zamansızlıktan cevapsız kaldı. Umarım buradan çok daha fazla insana ulaşabilirim.

Dilerseniz dudak dolgusunun ne olduğuna öncelikle bakalım…

Dudak dolguları, dudağın şeklini, asimetrisini düzeltebildiğimiz, dolgunluk, nem veren ve çoğunlukla dudaklara hacim kazandıran medikal maddelerdir.

Eskiden bazı ünlülerden hatırlarsınız kalıcı dolgu malzemeleri kullanılırdı ve oldukça itici görüntüye bürünürlerdi. Fakat artık hemen hemen tüm estetik cerrahi uzmanı ve medikal hekim arkadaşlarım geçici dolguları tercih ediyoruz bunun birincil sebebi işte bu hemşire bayana olanlar olmasın, riskleri sıfıra indirgeyelim diye… Ayrıca bedenimizin yabancı cisim reaksiyonu yaşaması muhtemel malzemeleri bile artık çoğu üretici firmanın kullanmadığı da bir gerçek. Kısaca şunu söylemek istiyorum aslında: Biz cerrahlara sorulan ilk soru şudur,” Hocam kalıcılığı nedir?”. Sorumun cevabı şu:” Ne kadar kısa süreliyse o kadar iyi” nedeni de yukarıda saydıklarım.

Bedeninize giren her medikal madde, bedeniniz tarafından yabancı bir cisim olarak algılanır haliyle ve farklı tepkiler verme olasılığı vardır. Bu sebeple kullanılan dolgunun FDA onaylı olması, bilinen bir marka olması, uygulayıcının bir estetik cerrah ya da medikal hekim olması ZORUNLUDUR.

Az evvel yazdım ya, hastalarıma dudak dolgusunun ortalama 8 ay gibi bir zaman gideceğini söylediğim de dudak büküyorlar neden daha uzun değil diye hayıflanıyorlar, madem gerçek anlamda kalıcı bir şey istiyorsunuz, o zaman neden yağ transferini denemiyorsunuz ki?

Yağ transferi, dudak dolgunlaştırmada, son derece iyi geri dönüşler aldığımız bir uygulama. Bölgesel yağdan toparlanmış ve kök hücre zengini kendi yağınızın sadece yerini değiştirerek, söz gelimi karın bölgenizden, dudaklarınıza transfer ediyoruz. Dudaklarınız kök hücrenin tüm avantajlarını hissediyor böylece çok çok daha doğal, bedene zararı olmayan, kalıcı ve nemlendiren bir avantaj sağlıyor.

Bedeninize ve ruhunuza iyi bakın!

(Görsel milliyet.com.tr'dan alınmıştır)

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Bülent Cihantimur

http://www.bulentcihantimur.com

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.