MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Manuel Punch Versus Micromotor

Saç alımı sırasında el (manuel) pançlarının kullanımının saça daha az zarar verdiği, mikro motorun ise deriyi yaktığı, grefti kestiği, ekstra zarar verdiği gibi bazı söylemlerle karşılaştım. Ama acaba bunlar doğru söylemler mi? Bu iki aletin bir birine bir üstünlüğü var mı?

Manuel panç saç ekiminin yanı sıra, diş hekimliği, dermatoloji ve diğer bazı uzmanlıklarda sıklıkla kullanılan kalem benzeri bir alettir. Bu aletin ucunda değişik kalınlık ve boyutlarda keskin kenarlı borucuklar vardır ve deriyi silindirik olarak derinlemesine kesmekte kullanılırlar. Bu alet kullanılırken, doktor tarafından el yordamıyla döndürülerek saç kökleri etrafındaki cilt, silindirik şekilde kesilir. Daha sonra da manuel punç yöntemiyle gevşetilen saç kökleri greft topayıcı pensetlerle (bir tür cımbız benzeri alet) tek tek toplanır.

Mikromotor’lu FUE tekniğinde ise, değişik genişlikte olan panç uçları, dönme devrine sahip olan hava motorlarına takılan bir ara parça (piyasemen) sayesinde hızlıca döndürülmektedir. Hızla dönen bu keskin panç uçları saç kökleri çevresinde yine silindirik, derinlemesine kesiler oluşturulur. Böylece saç kökü, etrafındaki dokudan gevşetilerek rahat bir şekilde ve zarar görmeden toplanabilir. Mikromotor yönteminde de saç kökleri greft topayıcı pensetlerle yine aynı şekilde tek tek toplanır.

FUE yöntemiyle yapılan saç ekimi operasyonlarında manuel-punç ve mikromotor uygulamalarının seçimi, saç kalitesine, sıklığına, rengine, kalınlığına vs bağlı değildir; tamamen doktorun alışkanlıklarına ve tercihlerine bağlıdır. Yani yiğidin yoğurt yiyişidir. Her iki aletin kullanımı saç alım kalitesini ve verimini etkilemez. Yani her iki aletin birbirlerine üstünlüğü olmasa da mikromotor kullanımı, saç köklerinin alım süresini kısaltır ve daha verimli bir operasyon yapılmasına yol açar.

Yazının devamı...

Kalemle Saç Ekimi Nedir ?

Kalem (Choi İmplanter) tekniği, DHI (direct hair implantation) veya Stick and place (del ve yerleştir) diye de anılan ve uzun zamandır kullanılan bir teknik bana hastalarım tarafından sık sık, hocam bu teknikle daha sık saç ekimi yapılıyormuş, daha az zarar veriyormuş, doğru mudur diye sorulur. Bu teknikte, greftler elle değil de kalem benzeri bir aletin içindeki ince bir boru içine ucundan yerleştirilir ve keskin boru şeklindeki ucuyla deri delindikten sonra bu boru içine yerleştirilen greft, kanala doğru kalemin arkasına basılarak itilir, yerleştirilir. Bu tekniğin zararları bence şunlar: Gelişigüzel ve planlama yapılamadan saç ekimi gerçekleştirildiğinden bazı yerler sık bazı alanlar seyrek kalabilir; kalemin daima hazır olması için pek çok elemana ihtiyaç vardır ve bu da operasyon yerinde hijyeni bozar, kaos getirir. Bu teknik ya da herhangi başka bir teknikle, gereğinden daha sık saç ekimi yapılamaz, yapılmamalı çünkü buna uğraşmak ve deride çok sık kanal açmak deri kanlanmasını bozar ve deri yapısını bozabilir.

DHI Saç Ekimi (Direct Hair Implant) tekniği ,Organik saç ekimi (yağ enjeksiyonlu), Perkütan saç ekimi, Altın Uçlu Saç Ekimi , mikro FUE, IceGraft, safir uçlusaç ekimi vb gibi sosyal medyada yer alan teknikler sadece insanların gözlerini boyamak ve onları yanıltmak için kullanılan laf salatalarıdır . Dünyada kabul gören teknikler sadece 2 tanedir ve bu safsata, uydurma tekniklerin hepsi de bizzat FUE tekniğidir.

DHI saç ekimi, perkütan saç ekimi, altın uçlu saç ekimi, Ice graft vs vs bunların tümü FUE tekniği olup birbirinden farklı ya da üstün teknikler değildir. Sadece ticari olarak ürünü öne çıkarmaya çalışan değişik isimler kullanılmakta. Bir saç ekimini diğerlerine üstün kılan, plastik cerrahın saç köklerini zarar vermeden çıkarması, greftlerin en seri şekilde, sık ve saç çıkışına doğal uygun olarak ekilmesidir. Tekniğin adı değiştiğinde sonuç değişmez.

Saygılarımla

Yazının devamı...

Vertex Saç Ekimi Tutmaz mı?

Sevgili dostlar,

Hastalarımız bize sorarlar hocam tepe bölgesine yapılan saç ekimi acaba iyi tutar mı, tepeye yapılan ekimler kendini belli etmiyor, acaba neden vs diye.

Tepe kısmı, yani erkeklerde arkada, tam da saçların döner noktasından başlayan kelliğe yapılan saç ekimleri özellikle biz cerrahları zorlar. Çünkü kafa derisinde bu alan dik plandadır ve özellikle arkadan çıplak gözle kolaylıkla farkedilmeye, görülmeye aday bir bölgedir. Bu alana saçlı deride “billboard” bölgesi diyebiliriz: bir ilan sergilenirmişçesine açıklık çok bariz belli olur. Buranın tek seansta yeterince kapatılması ve tatminkar sonuç alınabilmesi bazı nedenlerle biraz daha zor.

Vertex alanında saç kıllarının gül yaprağı, rüzgar gülü gibi açan bir çiçek gibi etrafa yayılmasından dolayı, greftlerin de böyle ekim yapılmaları gerekli. Bu nedenle görsel bir yoğunluk sağlamak gerçekten zor. Oysaki ön tarafta, birbiri ardına saklanan ve açıklığı daha kolay kamufle eden saç köklerinde görsel bir yoğunluk sağlamak daha kolay. Tepe kısmı genellikle (ve tabii olarak) bir daire şeklinde açılmakta ve yüzey alanı pi X yarı çapın karesi olduğundan örtücü efekt için daha fazla grefte ihtiyaç duyulmakta.

Son olarak tepe kısmı, ön tarafa göre göreceli olarak daha az kan damarına sahip ve beslenmesi daha zor bir alan. Bu nedenle saç ekimi sonucu oluşan fire de ön kısımlara göre daha fazla ve yeni çıkan saç kökü sayısı az olabiliyor. Bu yüzden, grade 4-7 norwood açıklığı olan, yani geniş alanlarda dökülmeleri olan hastalarımıza (özellikle tepe açıklığı da genişse) önden arkaya doğru tek seanslık bir saç ekimi planlandığında, tepe ekimlerinin doyurucu olamayabileceği ve ileride 2. kez saç ekimi yapılmaları gerekebileceği (ya da revizyona ihtiyaç olabileceği) önceden belirtilmeli .

Tepe bölgesinde saç çıkışı, ön taraflara göre biraz daha gecikebilir ve 3,5-4 ayı bulabilir.

Ben özellikle tepe ekimlerinde saç ekimi sonucunu destekleyen ve “yeni ekilen fidana can suyu, gübre” vermek gibi düşünülebilecek, destek tedavilerini hastalarıma öneriyorum. Bu tedavilerin başında PRP gelmekte.Trombositler yoğunlaştırılmış olarak saç ekim yerlerine enjekte edildiğinde iyileşme ve saç köklerindeki beslenmede artış görülüyor, böylece greftlerin canlılık oranı artmakta ve daha çabuk çıkmaları sağlanmakta.

Son olarak saç ekimi sonrası alınacak sonucun mükemmelliğinin ve kapatıcılık oranının, nerede, hangi alanda olursa olsun, sizin kendi saç yapınızın (deri ve saç rengi arasındaki renk/ton farklılığı ya da uyumu; saç telinin ince ya da kalın olması, saç telinin düz ya da kıvırcık olması gibi ) özelliklerine bağlı olduğu unutmamalı.

Sevgi ve sağlıcakla kalın.

Yazının devamı...

Saç Oto Klonlama Nedir? Saç Botoksu Nedir? Saç Dolgusu Nedir? İşe Yarar mı?

Sevgili dostlar,

Son zamanlarda bana başvuran hastalarımın önemli bir kısmı da saç klonlama, saç dolgusu ve saç botoksu konusunda bana başvurup “hocam siz de yapıyor musunuz “ diyorlar. Bunu yanıtlamadan önce ilk önce bunların ne olduğuna bir bakalım ..

Saç oto klonlama” diye medyada servis edilen şey aslında daha önce çok ünlü bir saç ekim merkezinin, hastaları SAÇ AŞISI diye kandırdığı tekniğin adının değiştirilerek piyasaya yeni sürümü… Peki nedir bu saç aşış ya da saç oto klonlama safsatası: A cell matrix adı verilen ve yara üzerine dökülerek kullanılan, deri altına yapılması yasak olan bir yara tozunun PRP ile karıştırılarak deri altına enjeksiyonudur. Saç aşısı olarak tanıtılan ürünün gerçek adı A Cell’dir; domuz mesanesi/bağırsağının iç tabakasından hazırlanan ekstrasellüler matriksdir (porcine-derived extracellular matrix). İlaç değil, tıbbi cihaz kategorisindedir. Deri Altına enjekte edilemez ve saç asla çıkarmaz .

Bunu yapan üretici bu ürün saç çıkarır filan da dememiş, böyle bir uygulama için ne Amerika’da ne ülkemizde izin var; ama bu adamlar tv programlarında bu işi yaptıklarını ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Hem de ürünü çıkaran ülke Amerika ve üreticileri ile “adamlar bunu buldular ama saç çıkardığı gibi bir yan etkisi olduğunu biz keşfettik. Yani onların aslında ne yaptıklarından haberleri yok; bunu biz bulduk “ diye dalga geçerek.

A Cell’in Amerika Birleşik Devletleri besin ve ilaç dairesi (FDA) onayı, yara iyileşmesi üzerinedir. Saç çıkarma veya güçlendirme ile ilgili herhangi bir onayı yoktur. ACell’in saçları güçlendirdiğine ilişkin deneysel veya klinik bilimsel çalışma mevcut değildir.

Saç botoksu nedir?
İddiaya göre migren ağrısı için annesine botoks (yani botilinum nörotoksin) uygulaması yapan bir kişi annesinin saçlarında gürleşme görmüş ve yan etki olarak botilinum nörotoksinin saçları kuvvetlendirdiğini keşfetmiş. Bu tamamen bir safsata ve halkı aldatmacadır. Bu uygulamalar yüz kırışıklıklarının azalması için yüz kaslarını belirli bir süre zayıflatır o kadar. Biz de hastalarımıza botilinum nörotoksin uyguluyoruz ama ben şahsen hiçbir hastamda saçlarda bir değişim, saç çıkışı, saç gürleşmesi, dökülmede azalma vs gibi bir iyileşme belirtisi göremedim. Bunu rapor eden bilimsel bir veri de elimizde yok zaten.

Saç dolgusu nedir? Saça dolgu yapılır mı?
İnsan algısını zorlayan ve hiçbir bilimsel açıklaması olmayan bu dahiyane fikir, bazı medikal estetik hekimleri tarafından uygulanmakta. Bu uygulamada, yine yüzdeki bazı kırışıklıkları önlemek ve derin olanları onarmak için kullandığımız ve deri altına enjekte edilen hyaluronik asit maddesi, mezoterapi ajanları ile karıştırılarak saçlı deriye enjeksiyon şeklinde uygulanmakta. Yani saçlı deri içine su tutucu özelliği olan hyaluronik asit verilmekte. Bunu nedeni olarak, deride su tutulumu arttığında, beslenmenin daha iyi hale geleceği, saç köklerinin uyarılacağı ve tekrar kalınlaşacağı açıklaması yapılmakta. Anlaşılamayan şey saçlı deride saç çıkaran tohum olmadıktan, saçlı deriyi besleyen kan damarları artmadıktan sonra sizin deriyi şişirmenizde hiçbir yarar olmayacağı.

Yani ez cümle ben bu tür işe yaramayan işlemleri kesinlikle yapmıyorum ve karşıyım. Anlaşılan o ki saç dökülmesi konusundaki doğrular en az yanlışlar kadar yüksek sesle dile getirilmedikçe bu işlemlerden halkımız daha çok zarar görecek ve soyulup soğana çevrilecek.

Sağlıcakla kalın.

Yazının devamı...

Saç Ekimi Hakkında 7 Mit

Genetik nedenli saç kaybı sonrasında en etkili tedavi, saç ekimidir. Saç transplantasyonu hayatımızı gerçek anlamda değiştiren, kalıcı, doğal ve başarılı operasyonlardır. Ehli kişilerin ellerinde yani tecrübeli plastik cerrahlar tarafından yapıldığında sizin de bildiğiniz gibi çok iyi sonuçlar ortaya çıkabilmekte. Fakat yine de saç ekimi konusunda yanlış bilinen pek çok “gerçek” var ve ben bu yazımda bunların bazılarına değinmek istiyorum.

1) Ekilen saçlar asla dökülmez: Hayır, saç ekimi sonrasında ekilen saçların ömür boyu dökülmeyecekleri garanti edilse de 10-20 -30 yıl sonrasına bakıldığında ekim sırasında deriye yerleştirilmiş ve çıkmış olan saç sayısı azalabilir. Yani ekilen saçlarda on yıllar içinde biraz azalma olabiliyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi verici sahadaki saç tellerinin genetik dökülmeye olan dirençlerinin kişiden kişiye değişmesi. Bazı erkeklerde ya da kadınlarda saç telleri genetik dökülme trendine yatkın olabilir ve zamanla dökülebilir. Henüz ekilen saç tellerinin zaman içindeki immünolojik ve fizyolojik değişimleri çok detaylı bilinmiyor. Bazen de cerrah dökülmemeye garantili saçları değil de ileride dökülebilecek olan saç köklerini alıp ekebiliyor ve 5-10 sene sonra kişide elde edilen saç sayısında azalma olabiliyor.

Bir diğer sebep de kişinin yaşlanmasına bağlı saç kayıpları. .

2) Sadece tek seans ekim yeterli olur ve tüm alan kapanabilir: Bu tamamen yanlış bir görüş…Saç donor yani verici olan ense ve kulak üstü bölgeler seyrek ve/veya dar alana sahip olabilir ve kapatılacak olan sahaya yeterli grefti sağlayamayabilir. Bu durumda tek seans saç ekimi yeterli olamayacaktır. Ayrıca erkek ve kadınlarda görülen genetik saç dökülmeleri hemen daima ilerleyebilir ve açık alan artar. Genetik dökülme birkaç ay ya da yıl kadar dursa da biyolojik proses devam edecektir. 30’lu yaşlarında saç ekimi yaptıran bir erkek, büyük ihtimalle 40-50li yaşlarında tekrar bir seans daha saç ekimine ihtiyaç duyabilir.

3) Saç ekimi daima mükemmel sonuçlanır : Saç ekimleri genellikle başarılı ve tatmin edici sonuç verir. Bu yüzden çok popüler. Doğru hasta ve yetenekli bir ekip yan yana geldiğinde iyi sonuç da elde edilir. Fakat bazen hastaya bağlı (donor sahanın ve saç tellerinin çok cılız ve yetersiz olması; operasyon sonrası bakım hataları; sigara içilmesi ya da bir deri hastalığının varlığı gibi sebeplerle); bazen de cerrahi ekibe bağlı (cerrahın tecrübesiz ya da yeteneksiz olması; saç köklerini eken ekibin yeteneksiz ve özensiz olması gibi) nedenlerle saç ekimi düşünüldüğü sonucu vermeyebilir. Bu yüzden hasta beklentisini yükseltmemek ve gerçekçi açıklamalarla hastayı bilgilendirmek çok önemli.

4) Saç ekimi 1 gün içinde biten bir işlemdir: Evet saç ekimleri en fazla 6-7 saat içinde bitebilen operasyonlar olmalarına karşın, hastanın operasyon sonrasında normal hayatına dönmesi, müşterilerinin karşısına çıkması 2 haftaya yakın bir süreyi alabilir. Düşünün ki saçlarınızın tamamı tıraş ediliyor ve ense kısmınızda binlerce iyileşmekte olan minik yaralar var … Bütün bunların iyileşmesi ve hastanın kendini konforda hissetmesi en az birkaç gün en fazla 2 haftayı bulabilmekte. O yüzden saç ekimi hafife alınmamalı, dolgu, botilinum toksin uygulamaları gibi görülmemeli.

5) Saç ekimi sırasında ve sonrasında yüzüm gözüm şişer ve çok ağrı çekerim: Hayır, tamamen yanlış bir algı. Saç ekimi sırasında saç kökü verici alanı uyuşturmak için yapılacak olan iğneler son derece ince olup, bir soğutma işlemi sonrasında uygulanabilir. Operasyon öncesi yaklaşık 10 dakika süren bu lokal anestezi sırasında, kişiden kişiye değişen ağrı eşiği/seviyeleri olmakla birlikte, genellikle hafif ve geçici bir yanmanız olur. Cerrahın tecrübesi de uygulanan anestezinin hafif ve ağrısız olmasında çok etkili. Operasyon sırasında yapılan bazı ilaçlar sayesinde artık operasyon sonrası şişme de hemen hiçbir şeklide yaşanmıyor.

6) Saç ekimi, saç kayıplarının her türü için bir tedavi modelidir: Hayır bu yanlış bir görüş. İlk olarak hastaya saç ekimi yaparak, genetik olarak dökülecek olan saçları kurtaramazsınız. Yani ileride oluşabilecek açılmalara saç ekimi operasyonunun pozitif ya da negatif bir etkisi olmaz. Ayrıca bazı kişilerde saç dökülmelerini onarmak için, özellikle alopesi areata ve skarlı alopesilerde sadece medikal tedavi yeterli olabilir. Bu tür saç kayıplarında, saç ekimi hiçbir zaman tedavi seçeneği olmayabilir.

7) Saç ekimlerinin hiç komplikasyonu yoktur: Saç ekimleri güvenli sayılabilecek cerrahi operasyonlardır ama tabii ki saç ekiminin de komplikasyonları olabiliyor. En azından pek çoğunuz yakın zamanlarda saç ekimi sonrasında ense kısmı tahrip olmuş, saçları kalıcı olarak kayba uğramış bazı mağdur hastaları medyadan takip ediyor ya da görüyorsunuz. Ayrıca ekim sonrasında herkeste kabuklanma, kızarıklıklık vs olabiliyor. Bazen bu kızarıklık kalıcı olabiliyor. Bazen de ehli olmayan ellerde yapıldığında saç ekimi sonrası çok az ya da hiç saç çıkmıyor !

8) Saç ekimi ile gençlikteki saç yoğunluğuna tekrar ulaşılabilir: Maalesef hayır. Düşünün ki tek bir seans saç ekiminde yaklaşık olarak 10-12 bin kadar saç teli başka bir alana naklediliyor. Dar bir alana yapıldığında bu sayı oldukça yoğun bir saç dokusu oluşturur. Ama çok geniş bir alanda bu sayı yeterli olmaz. Genellikle saç ekimlerinde yaklaşık olarak santimetrekareye 30-35 greft ekilebiliyor. Normal saç sıklığında ise santimetrekareye yaklaşık olarak 90-100 greft (yaklaşık 100-120 saç teli ) mevcut. Bu kadar sık ekim teknik olarak yapılamayacağından (kan dolaşımını olumsuz etkileyerek saç köklerinin beslenmesini azaltabilir), saç ekimi sonuçları da %100 doğal saç sıklığından uzaktır.

Yazının devamı...

Saç Ekimi Sonrası Greftler Kaç Günde Tutar?

Hastalarımızın bize en çok sorduğu sorulardan birisi de saç ekimi sonrasında greftlerim kaç günde tutar?

Bence ilk 10 gün çok kritik, çünkü greftler 10 gün geçtikten sonra yeni yerlerine gayet iyi adapte oluyor. Daha sonra yerlerinden çıkmaları çok zor. Ufak dokunuşlarla veya şapka vs temasıyla greftlere bir şey olmaz. Tabii ki greftlerdeki kabukların tamamen temizlenmesi birkaç gün daha sürebiliyor ama 10 günden sonra bir şeylerin yolunda gitmeme ihtimali çok düşer ve hastalar rahat hareket edebilirler. 10 gün sonrasında hastalar, topla yapılan sporlar ya da yakın dövüş sporları gibi kafaya sert darbe riski taşıyanlar dışında her türlü spor aktivitesine başlayabiliyorlar.

Aslında 10 . gün sonrasında greftlerin zarar görmesi için ya başınızı sertçe bir yere vurarak kanamasına ve çıkmasına neden olmalısınız ya da grefti tutup kendiniz dışarı çekmelisiniz (bunu sertleşmiş bir kalın kabuk parçasını temizlemeye çalışırken de yapabilirsiniz , dikkatli olun ve kabukları yumuşak masajla temizleyin).

Yıkama ve operasyon sonrası bakım greftlere zarar gelmemesi konusunda anahtar..

İlk yıkama genellikle 2. gün yapıldıktan sonra ilk hafta greftlere fazla dokunmadan, nazikçe yıkama yapılmalı. 2. haftada biraz daha masaj yaparak kabukların yumuşatılması ve temizlenmesi gerekiyor. Saç ekimi sonrasında ekilen saç greftlerinin kökleri deri içinde kalıp yaşamaya devam ederken, 10-15 . günlerde kıl kısımları yavaşça dökülmeye başlar ve ekilen tüm saçlar, ekimden yaklaşık 1-1.5 ay içinde kaybedilebilir. Bu yüzden hastalar saç greftlerini kalıcı olarak kaybettiklerini düşünebilirler. Fakat deri içinde yaşayan saç kökleri ise yaklaşık 3-4 ay içinde saç üretimi yaparak yeni saçlarınızın çıkışını sağlayacaktır.

Yazının devamı...

Saç Ekimi Yaptırırken Saçlarınızdan Olmayın!

Operasyonun Riskleri ve Bilinmeyenleri

Ülkemiz, saç ekiminin son 10 yıl içinde çok yaygın olarak yapılmaya başlamasıyla dünyada bir çekim merkezi haline geldi.

Kozmetik cerrahi ve özellikle saç ekimi amaçlı medikal turizm yapan şirketler, yurtdışındaki reklamlarında hastalara ucuz ve mükemmel cerrahi sonuçlar vaad ederek hastaları anlaşma yaptıkları merkezlere ve ülkelere çekmeye çalışıyorlar. Tabii işin içine para girince turizm soslu sağlık ikinci planda kalabiliyor. Güven vermeyen, hijyenden uzak ve kanunsuz yerlerde, doktorların değil de teknisyenlerin, hemşirelerin, hatta taşeron temizlik işçilerinin dahi saç ekimi yaptığı konusunda hepimiz duyumlar alıyoruz. Hatta bu konuda şu anda ISHRS (uluslararası saç ekimi/restorasyonu cerrahisi) derneği, yayımladığı yazılarla Avrupa ve Amerika’daki hastaları uyarmakta; ciddi istenmeyen sonuçları ve hastaların mağduriyetleri konusunda insanları bilgilendirmekte.

Peki bu operasyonlar eğitimsiz kişilerin ellerinde yapıldığında ne gibi sonuçlar doğabiliyor?

2 önemli risk ortaya çıkıyor: Bunlardan ilki hastanın saç alımı sırasında donor (verici/saç köklerinin alındığı) bölgede, aşırı kök alma girişimleri nedeniyle saçlı derinin harabiyeti ve kalıcı saç hasarı olması. Yani hasta “dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oluyor” ve ense kısmı yolunmuş bir vaziyette, yama yama, sanki saç kıran gibi boşluklu kalıyor. İkincisi önemli risk ise alınan saçların köklerinin çıkarılamaması ve sonucunda saç çıkışının hiçbir zaman gerçekleşmemesi. Saç alımı, işin uzmanı olan plastik cerrahlar tarafından yapılmalı ve kökleri sağlam şekilde çıkarıldıktan sonra saç ekimi yapılmalı. Diğer taraftan yapılan iş, toprağa kökü olan canlı fide yerine cansız kuru dal parçası dikmekten farklı değil.

Bu bağlamda halkımızın kaçırdığı en önemli nokta şu: Saç ekimi ufak bir cerrahi işlem olarak görülüyor ve önemsiz gibi algılanıyor. Ama “ufak” kozmetik cerrahi işlemlerinin “cerrahi” olmadığı söylenemez, savunulamaz. Tüm estetik cerrahi girişimlerde olduğu gibi saç ekiminde de plastik cerrahın hastayı muayene etmesi, hikayesini alarak dikkatli planlama yapılması çok önemli.

Ne yazık ki medikal turizm ve saç ekimlerinin yaygın olduğu ülkemizde, hastalar “doktor güvencesi” ile merkezlere getirildikten sonra bir başlarına kalıyorlar. Doktora bakınırken, cerrahi operasyon yapmaya yetkileri olmayan hemşire, teknisyen, hasta bakıcı ve hatta taşeron temizlikçi tayfası tarafından operasyonları baştan sona yapılıyor ve hasta açıkça dolandırılıyor. Bu durum, hastaları ciddi riskler altına sokuyor.

Saç ekimlerinin hastanelerde yapılması ise ne yazık ki bu durumu değiştirmiyor. Hastanenin ismine, markasına ve şartlarına güvenen hasta, ehil olmayan teknisyenler tarafından doktorun yüzünü bile görmeden saçı ekilerek evine gönderilebiliyor.

Geçenlerde bana gelen bir hastamın eline, bir saç ekimi merkezinde verilen reçetede, günlük dozun çok üzerinde, yaklaşık 5 katı ilaç yazıldığını gördüm. Şaşırarak “bu ilacı size kim yazdı” diye sorduğumda “ bilmiyorum ama sanırım kendisi doktordu “ dedi. İlaçların üzerine yazıldığı beyaz kağıt reçete kağıdı değildi; ne doktorun ismini, ne imzasını taşıyordu ve ne de üzerinde bir diploma numarası ve kaşe vardı... Belli ki orada çalışan birileri tarafından hastaya verilmiş bir sözüm ona “reçete “ idi.

Ülkemizde sağlık turizminin lokomotifi haline gelmiş saç ekimini pazarlamak için yapılan bir değişik numara da farklı tekniklerle saç ekimi yapılıyormuş havası verilmesidir. “DHI Saç Ekimi” (Direct Hair Implant) tekniği,“Organik” saç ekimi (yağ enjeksiyonlu), “Perkütan” saç ekimi, “Altın Uçla” Saç Ekimi, “mikro FUE” tekniği, “IceGraft” solüsyonunun içerisinde bekletilerek Saç Ekimi, “kişiye özel” teknikle saç ekimi… gibi uydurma teknikler sadece insanların gözlerini boyamak ve onları yanıltmak için kullanılan laf salatalarıdır . Buradaki amaç mevcut talebi artırmak ya da fiyatı artırmaktır. Dünyada kabul gören teknikler sadece 2 tanedir ve bu safsata, uydurma tekniklerin hepsi de bizzat FUE tekniğidir. Bir saç ekimini diğerlerine üstün kılan, plastik cerrahın saç köklerini zarar vermeden çıkarması, greftlerin en seri şekilde, sık ve saç çıkışına doğal uygun olarak ekilmesidir. Tekniğin adı değiştiğinde sonuç değişmez.

Bu şekilde gerçeği yansıtmayan pazarlama yöntemleri ile saç restorasyon cerrahisinin gölgelenmesi, Türkiye’nin yurtdışındaki güvenirliği ve imajı açısından da sakıncalıdır.

Bu nedenlerden dolayı doktorunuz mutlaka operasyonda bizzat yer almalı, operasyon sonuna dek hastayı gözetimi altında bulundurmalı. Lütfen saçlarınıza yeniden kavuşmak adına canınızdan sağlığınızdan olmayın ..

Yazının devamı...

Şampuanıma Doğum Kontrol Hapı Atarsam Saç Dökülmem Durur mu?

Piyasadaki en fazla çeşide sahip ürünler arasında şampuanlar ilk sıralarda yer alıyor. Marketlerde pek çok markaya ait değişik saç ve cilt tiplerine göre yüzlerce çeşit şampuan var ama biz bunlar arasında nasıl bir seçim yapmalıyız?

İlk öncelikle şunu belirtmekte fayda var sosyal medya ve diğer iletişim kanallarında bolca reklam yapan ürünler çok tanınabilir ama iyi oldukları söylenemez. Piyasada saç çıkardığını, birkaç ayda binlerce saç teli çıkaracağını, saç uzamasını anında artırabileceğini iddia eden ürünlerin çoğu safsata ve işe yaramaz.

Saç dökülmesini önleyen ve bilimsel olarak kanıtlanan 3 formül var : Procapil , minoxidil ve finasterid . Bunlardan ilk ikisi serum ve şampuanlarda erkek ve kadınlar için kullanılırken; finasterid maddesi sadece tablet formunda var ve sadece erkeklerde, menopoz dönemindeki kadınlarda kullanılabiliyor. O zaman, seçtiğimiz şampuan ve saç bakım ürünlerinde bu temel formülasyonları aramalıyız.

Şampuan seçerken amaç sadece saçları temizlemek olmamalı. Saçların büyümesini destekleyen, onları kuvvetlendiren ve adeta yeniden gençleştiren ürünleri kullanmalıyız. Ürün, kırılan ve yıpranan saçlarımızı da yeniden onarabilmeli.

Şampuanda saça zararlı olabilecek paraben, silikon, SLS (sodium laureth sulhate) ve diğer petrokimyasal ürünler bulunmamalı. Şampuanın çok köpürmesi iyi olduğunu göstermez . Aksine az köpüren ağır şampuanlar daha etkili ve daha az kimyasal içermektedir. Kafamıza uygulandıktan sonra tahriş ederek yakıcı özellik gösteren; ama reklamlarında “rahatlatıcı” etki gösterdiği iddia edilen mentollü, naneli, limonlu vs şampuanlardan uzak durmak gerek. Bunlar kafa derisinde alerjik reaksiyona neden olmakta.

Şampuanlara doğum kontrol haplarını kırıp ezip toz haline getirdikten sonra atılmasının bilimsel hiçbir manası ve saçlara etkisi yoktur. Bu hapların içinde bulunan kadınlık hormonları yani östrojenin, kafa derisinden şampuanla kana karışması olası değildir ve bu etken madde vücuda bir şeklide alınsa dahi bir işe yaramayacaktır. Aksi takdirde şampuan firmaları da formülasyonlarına bu hormonları ekler ya da doktorlar saç dökülmelerinde bu ilaçları hastalarına yazarlardı. Östrojen eksikliğine bağlı saç dökülmeleri genellikle menopoz sonrası kadınlarda görülebiliyor. Diğer menapoza bağlı fiziksel ve hormonal dengesziliklerin giderilmesi için verilen ve östrojen içeren doğum kontrol hapları kullanılamaya başladıktan sonra saçlardaki dökülmeler de azalmakta.

Son söz olarak okuyucularımızdan ricamız şu ki, lütfen aktarlarda ya da doktor olmayan kişilerin kliniklerinden, bazı madde ve bitkilerle elde edilen karışımları saçlarınıza uygulamaktan kaçının; bu maddeler saçınıza ve cildinize yarar değil ciddi zarar verebilir.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.