MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Kurban Bayramı’na Dikkat!

Kurban Bayramı’nda en çok tüketilen besinlerden biri de kırmızı ettir. Kavurmalar, haşlamalar, kızartmalar gittiğimiz her bayram ziyaretinde ikram edilir. Fakat bu ikramları aşırıya kaçmadan tüketmekte fayda vardır. Peki hamileler için kurban etinin zararı var mıdır? Hamilelerin ne kadar et tüketmesi doğrudur? İşte merak ettiğiniz bu soruların cevapları…

Fazla Pişmiş Ete Dikkat!

Gebelikte kırmızı et tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri etin hazırlanma ve pişirilme koşullarıdır. Veteriner kontrolünden geçmemiş hayvanların eti insan sağlığını bozan mikroorganizmalar taşır. Bu nedenle güvenilir ve sağlıklı olduğundan emin olunan kırmızı etler tüketilmelidir. Özellikle anne adayları etleri yemeden önce en az 24 saat buzdolabında dinlendirmelidir. Pişirirken de etin çok pişmemesine ve üzerinde kahverengi bir tabaka oluşmamasına dikkat edilmelidir. Pişirme yöntemi olarak mümkün olduğu kadar haşlama, buğulama, fırın ya da ızgara tercih edilmelidir. Etin gereğinden fazla pişirilmesi, gebe ve bebeği için hayati önem taşıyan folik asit ve proteinin kaybedilmesine yol açar. Özellikle anne adayları eti fazla pişirmeden çiğ kalmayacak şekilde iyi pişmiş olduğundan emin olarak tüketmelidir.

Ayrıca tüketilen etlerin sağlığa olumsuz yönde etki etmemesi için kesimlerinin doğru yapılmasına, etin saklanması, hazırlanması ve pişirme yöntemine dikkat edilmesi gerekir. Kurban eti hemen tüketilmemelidir. Etler kesildikten sonra parçalar halinde temiz kaplara konulmalı, güneş görmeyen serin yerlerde hava alması sağlanmalı ve kesim sıcaklığının 5-6 saat içinde geçmesi beklenmelidir. Ardından da tüketmeden önce 24 saat buzdolabında bekletilmesi sindirim sistemi rahatsızlıklarının önüne geçmek için önemlidir.

Kırmızı Etin Yanında Bol Bol Yeşillik Tüketilebilir!

Gebeliktegünlük 100-120 gramdan fazla olmamalıdır. Kırmızı et sindirimi zor bir besin olduğu için gereğinden fazla tüketilirse midede şişkinlik ve hazımsızlık şikayetlerine yol açabilir. Kırmızı et tüketiminde önemli bir nokta demirdir. Etin bileşiminde bulunan yüksek miktardaki demirden iyi bir şekilde yararlanabilmek ve demir emilimini artırmak için yanında C vitamininden zengin sebze, meyve ve salata tüketilmelidir.

Bol Bol Su İçin!

Aynı zamanda gebelik döneminde sıvı alımı hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı için oldukça önemlidir. Bol sıvı alımı; idrar yolu enfeksiyonu, erken doğum, solunum yolu enfeksiyonları, kabızlık, ishal gibi pek çok durumdan koruyucudur. Kurban Bayramı ziyaretlerinde gerek ikramlar öncesi gerekse ikramlar sırasında bol bol su tüketilmesinde fayda vardır. Bu sayede midede şişkinlik oluşturularak yemeklerin tüketim miktarı azaltılabilir.

Şerbetli Tatlılar Yerine Sütlü Tatlılar Tercih Edebilirsiniz!

Gebelik döneminde fazla kilo alımından kaçınılmalı, ideal vücut ağırlığının korunmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle şekerli, unlu ve yağlı gıdalardan uzak durulması gerekmektedir. Bayramlarda her misafirlikte ikram edilen baklava, çikolata ve pastaların aşırı tüketimi gebelerde; gaz, hazımsızlık, mide bulantısı gibi şikayetlere sebep olabilir. Bu nedenle bayram sürecinde yapılan ziyaretlerde ikram edilen şerbetli tatlılar, çikolata ve şekerler yerine mümkünse mideyi fazla yormayan sütlü tatlılar tercih edilmelidir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Genital Bölge Estetikleri!

Teknolojiye paralel olarak gelişen genital estetik kavramı, genital bölgede kullanılabilecek yeni lazer başlıkların geliştirilmesi ile hızlı bir ivme kazandı. Yaz aylarına girdiğimiz bugünlerde de işlemlerine de talep arttı. İşte bu ameliyatlar hakkında oldukça merak edilenler…

Genital bölge; oluşur. Genital bölgede doğuştan genetik faktörlerle veya sonradan meydana gelen doğum, daha önceden geçirilmiş ameliyatlar, kronik kabızlık vs. nedenlerle görsel ve işlevsel bozukluklar olabilmektedir.

Genital Bölgedeki Bozukluklar Canınızı Sıkmasın!

Genital bölgedeki görsel veya fonksiyonel bozuklukların büyük bir kısmı düzeltilebilmektedir. Genelde hasta veya partneri şekil bozuklukları; çok şişkin kıyafetlerden bile belli olacak kabarık bir vulva, doğum ve dikiş izleri gibi kırışıklıklardan rahatsız olabilmektedir. Bazen de ilişkide zevk alamama, orgazm olamama, ağrılı cinsel birleşme, ilişkide gaz çıkarma gibi seslerden rahatsız olabilmektedir.

Sarkmalara Son!

Sıklıkla rastlanan genital estetik problemlerinden biri de dış ve iç dudakların büyüklüğü ve sarkmalardır.

İç dudaklar, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına kadar uzanan kıvrımlı yapıları oluşturur. Bazı kadınlarda iç dudakların dış dudaklardan biraz taşması doğal olarak kabul edilir. Ancak dış dudaklardan sarkacak şekilde uzun olması tıbben önemli bir sorun yaratmasa da estetik görüntüyü bozarak kadını çözüm arayışına iter. Bazen dış dudaklar, yapısal olarak normalden uzun, büyük veya asimetrik olabilir.

Vajinal Daraltma Operasyonu

Vajina girişinden başlayarak uzunlamasına 3-4 cm kadar alanın daraltılması ile vajina daraltma ameliyatı gerçekleşmektedir. Bu operasyonlar, yaklaşık olarak 30-40 dakika sürmektedir. Atılan dikişlerin çoğu altta olduğu için dışarıda sadece 5 ya da 6 dikiş gözükmektedir. Dikişler, 15-20 gün sonra kendiliğinden dökülmektedir.

Vajina sıkılaştırma operasyonunun büyük kısmı lokal anestezi eşliğinde yapılmaktadır. İşlem vajina dokusunun lokal anestezik ilaçlarla uyuşturulmasından sonra yapılmaktadır. Tabii ameliyat olacak olan hasta isteğine göre anestezi uzmanı eşliğinde hafif yüzeysel uyutma ile de operasyon gerçekleştirilebilmektedir. Vajina daraltma operasyonu yaklaşık arasında tamamlanmaktadır.

Vajina Estetiğinden Sonraki Süreç

Vajina estetiği ve vajina daraltma operasyonlarında hastalar sosyal hayatlarına 2-3 gün içinde geri dönebilmektedirler. Tabii ki ameliyat sonrasında dikkat edilecek önemli hususlar vardır. Kişisel hijyene dikkat edilmeli, dikişlerin pansumanı düzenli olarak yapılmalı ve doktorunuz tarafından verilen ilaçlar yine düzenli bir şekilde kullanılmalıdır. Operasyonun ardından hastalar ciddi bir ağrı yaşamamaktadırlar fakat bazı durumlarda hafif bir ağrı, lekelenme ve şişlik görülebilmektedir.

Vajina daraltma operasyonunun kendiliğinden düşmektedir. Bir ay sonrasında ise hasta kendini hiç ameliyat olmamış gibi hissedecektir. ameliyatlarından 2 ay sonra cinsel ilişkiye girilebilir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Tüp Bebekte 'Altın Yumurta'

zorlu hasta grubuna giren ve çocuk sahibi olma şansıçok daha az olan ileri yaş anne adaylarına ve kendisi genç ama yumurtalık yaşı ileri olan anne adaylarına özel olarak uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem, yaştan kaynaklanan dezavantajı ortadan kaldırarak gebelik şansını artırır.

Altın Yumurta ile Annelik Hayaliniz Gerçek Olabilir!

Çifte Uyarım Yöntemiyle anne adayından, bir iki defa yumurta toplanır. Reglin başında 10 günlük bir tedavi ile toplanan yumurtalar vitrifikasyon yöntemiyle de dondurulur. Yumurta toplama işleminden 3-4 gün sonra bir kez daha aynı yöntemle ilaç tedavisi uygulanarak ikinci kez yumurta toplanır. Bu şekilde elde edilen 4-5 yumurta tabi tutulur. Çünkü 40 yaş üzeri kadınlarda, transfer edilen her iki yumurtadan birinin genetik olarak kusurlu olma ihtimali oldukça yüksektir. Böylece gebe kalma şansı azalır veya gebelik düşük ile sonuçlanabilir. Anne adayından bu uygulama ile daha fazla yumurta toplanarak, aralarından sağlıklı ve en kaliteli yumurta seçilmesi ile gebelik şansı artmış olur.

Altın Yumurta Yöntemi İçin Kimler Doğru Adaydır?

İleri yaş anne adayları,
Yumurtalık rezervi ve kalitesinde sorun olan (genç) anne adayları,
Sık sık gebelik kaybı yaşayan anne adayları,
Altın yumurta yöntemi için uygun adaylardır.

Yumurtanın kaliteli olması, döllenme ve kaliteli embriyo geliştirme olasılığını artırır. azalmış hastalarda elde edilen yumurtalar yapısal ve genetik olarak problem gösterir ve yumurta kalitesini kötü etkiler. En önemli faktör yaştır. Genç bir hasta ile daha yaşlı birinin yumurta kaliteleri arasında ciddi farklar vardır.

Yumurtalık Rezervi Nedir?

Her kadın doğduğu andan itibaren kendisine ait belli ve değiştirilemeyen bir yumurta sayısına (yumurta rezervi) sahiptir. İlk doğduğunda 1-2 milyon yumurtaya sahip olan kadınların yaşı ilerledikçe bu sayı azalır. Özellikle 40 yaşından sonra bu olay hızlı bir şekilde gerçekleşir. Ortalama 45-50 yaş civarında yumurtalar iyice tükenir ve menopoz dönemi başlar, yumurtalıklar fonksiyonlarını sürdüremez. Adet kanamaları kesilince gebelik şansı da ortadan kalkar.

Bir kadının yaşı kaç ise, yumurtası da kadının olduğu yaşa denk gelir. yumurtası da kendisi ile birlikte yaşlanır ve böylece çocuk sahibi olma ihtimali azalır. Bu nedenle her yumurta altın değerindedir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Yaz Hamilelerine Öneriler!

Hamilelikte meydana gelen fizyolojik değişiklikler, anne adaylarını çevre koşullarına karşı daha da duyarlı bir hale getirebilmektedir. Bu süreçte vücut ısısı artış gösterir, hamileliğin ilk aylarında olan anne adaylarında halsizlik şikayeti görülebilir.

Hamilelik genel olarak anne adaylarını zorlayan bir süreçtir. Fakat bu süreç, yaz aylarında biraz daha kendini yoğun hissettirir. Eğer siz de yaz ayında bir hamilelik dönemi geçirecekseniz veya geçiriyorsanız, bu önerilere kulak verin! İşte bazı öneriler!

İnce ve Pamuklu Giyseler Tercih Etmede Yarar Var!

Giysi olarak mutlaka sentetik olmayan kumaşlardan yapılan ve ısıyı yansıtan açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Gebelikte vücut ısısının yükselmesi ve efor kapasitesinin azalması terlemeyi artırır. Pamuklu, cilde nefes aldıran kıyafet seçimi, anne adaylarını cilt mantarları ve genital mantardan koruyacaktır. Terlemeye bağlı ciltte oluşabilecek sorunları sık duş alma ve doktor önerisiyle kullanılan kremlerle gidermek mümkündür. Siz siz olun bu dönemde sizi sıkacak kalın giysiler tercih etmeyin.

Günde 8- 10 Bardak Su Tüketmeye Özen Gösterin!

Sıcak havaların ve güneş ışınlarının su kaybına neden olacağı unutulmamalı, günde 8 – 10 bardak su tüketilmelidir. Bu dönemde idrar rengi su rengine yakın olmalıdır.

D Vitaminini Doğal Yöntemlerle Almaya Çalışın!

Yaz ayları D vitaminini doğal yollardan almak için en uygun zamandır. D vitamini eksikliği özellikle hamile kadınlarda gebelik şekeri, tansiyon hastalığı ve bakteriye bağlı vajinal enfeksiyon riskini artırmaktadır. 15-30 dakika arasında güneşe maruz kalmak gebelik sırasında sık görülen D vitamini eksikliği açısından oldukça önemlidir. Fakat güneşe çıkarken UV ışınlarının yaratacağı zararlı etkenlerden korunmak son derece önemlidir.

Hafif Yiyecekler ile Yazı Rahat Bitirin!

Günü mutlaka 6 öğüne bölerek az ve sık yemek yemek gerekmektedir. Yaz gebeleri özellikle yağ ve karbonhidrat içeren gıdalardan uzak durmalıdır. Bu tarz ağır yiyecekler sıcak ile bir araya geldiğinde yaz aylarının çok daha zorlu geçmesine yol açmaktadır. Yağlı ve karbonhidrat ağırlıklı yiyecekler yerine protein oranı yüksek gıdalar tüketilmelidir. Örneğin ızgara balık, ızgara et ya da köfte ve tavuklu salata gibi... Yazın nimetlerinden faydalanarak özellikle mevsimin taze sebze ve meyveleriyle beslenmek çok daha sağlıklı bir gebelik geçirmenizi sağlayacaktır.

Güneşin Dik Geldiği Saatlere DİKKAT!

Sıcak intoleransı yani sıcağa hassasiyet, gebelerde daha fazla görülmektedir. Günün sıcak saatlerinde kapalı ve serin ortamlarda bulunmak, güneşin dik geldiği saat dilimlerinde dışarı çıkmamak önemlidir.

Yaz Aylarında En Faydalı Spor: YÜZME

Yaz döneminde yapılabilecek en güzel spor yüzmedir. Yüzme gebelikte hem bel ağrılarına iyi gelmesi hem kilo kontrolü hem de vajinal doğumu kolaylaştırması açısından çok faydalıdır. Yüzmek için mümkün ise denize girilmeli, deniz imkânı yoksa hijyen kurallarına uygun havuzlar tercih edilmelidir. Yüzme vücudun ısı dengesini sağlar ve tüm vücut kaslarını çalıştırması açısından tercih edilebilir. Egzersiz yaparken sıvı tüketiminin arttığını göz ardı etmeden sıvı alımı ihmal edilmemelidir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Ramazan’da Tüp Bebek Tedavisi

Tüp bebek yöntemi, kimi sağlık sorunları nedeniyle çocuğu olmayan çiftlerin en büyük çözüm yollarının başında geliyor. Binlerce çift, tüp bebek tedavisi yoluyla evlat sahibi olmaya çalışıyor ve bu sayı her yıl artış gösteriyor. Ramazan ayının gelişiyle birlikte en çok merak edilen sorulardan biri de hassas bir süreç olan tüp bebek tedavisinin bu dönem sürdürülüp sürdürülemeyeceği oluyor.

Tedavi Oruca Engel Değil!

Embriyo transferi sürecinde hasta, iğne ve ilaç kullandığı; ultrasona girdiği için oruç tutamayacağını düşünür ve Ramazan ayında tüp bebek tedavisini erteler. Bu sürede hasta hem tüp bebek tedavisi yaptırıp hem de oruç tutuyorsa iğneleri, ilaçları ve ultrason takiplerini iftardan sonra yapması önerilir. Ramazan ayında oruç tutmak yumurta ve sperm kalitesini düşürmez. Bu nedenle, Ramazan'da tüp bebek tedavisi yapılabilir, oruç tutmak engel değildir.

İğneler İftar Sonrası da Yapılabilir

Eğer hasta oruç tutarken bir yandan da tedavisini devam ettiriyor ise; iğnelerini, ilaçlarını ve takiplerini iftardan sonra da yaptırabilir.

Fakat hastaya yumurtalarının toplanacağı gün, anestezi alacağı için oruç tutamayacağı doktoru tarafından önceden mutlaka söylenmelidir.

Baba Adayları da Ramazan’da Beslenmelerine Dikkat Etmeli!

Eşleri tüp bebek tedavisi gören baba adaylarının da enerjilerini koruyacak protein, mineral ve vitaminleri aldıktan sonra oruç tutmalarında sakınca görülmez.

Vücudun Besin İhtiyacı Karşılanmalı

Tüp bebek tedavisinde en önemli noktalardan biri de dengeli beslenip hem anne hem babanın ihtiyacı olan mineralleri almalarıdır.Anne adayları dikkatli beslenebiliyor, yeteri kadar protein ve karbonhidrat alabiliyor ise, tüp bebek tedavisine devam ederken oruç tutabilir.

Ramazan ayında beslenme şeklinin değişmesi, öğün sayısının ikiye düşmesi, ara öğün yapılamaması ve gün içinde tüketilen sıvı miktarının önemli ölçüde azalmasına bağlı olarak enerji kaybı yaşanabilir. Kan şekerindeki düşmeye bağlı olarak halsizlik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklar da görülebilir.

Ramazanda iki öğün yemek yenildiğinden, mutlaka dengeli beslenilmeli, vücudun kalori, protein ve vitamin ihtiyacı yeterince karşılanmalıdır. Ramazan ayında oruç tutmak yumurta ve sperm kalitesini düşürmez. Bu nedenle, Ramazan’da tüp bebek tedavisi yapılabilir, oruç tutmak tüp bebek tedavisine engel değildir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Hamileler Oruç Tutabilir mi?

Ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde, hamilelerin aklına takılan en önemli sorulardan biri de ‘hamileler oruç tutabilir mi?’ oluyor. Çok fazla merak edilen bu soruyu sizler için yanıtladım. Hamileler Oruç Tutabilir mi? Zararı var mıdır? İşte tüm bu soruların cevabı…

Normalde insanlar açlığa uzun süre dayanabilirken, gebelikte bu süre üçte bir oranında azalır. Gebeler, hem kendileri hem de taşıdıkları bebekleri için daha fazla miktarda kalori, protein, vitamin ve minerale ihtiyaç duyarlar. Hamilelikte oruç tutmak isteyen anne adaylarının özellikle buna dikkat etmesi, oruçluyken alınan gıdaların hem kendi hem de bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ayarlanması gerekir.

Gebelikte oruç tutmayla ilgili bir diğer önemli konu ise anne adayının farklı hastalıklarının olup olmadığıdır. Anne adayının hamilelikle birlikte şeker hastalığı, hipertansiyon, aşırı kansızlık ve erken doğum riski gibi eşlik eden durumlar mevcutsa oruç tutmak ciddi sorunlar yaratabilir. Bu durumda doktor, anne adayının oruç tutmasına izin vermeyebilir.

Oruç Tutmanın Bebeğe Zararı Var mıdır?

Gebeliğin ilk 3 ayında genellikle bulantı ve kusma olması nedeniyle anne adayı yeterince beslenemez. Ayrıca bu dönemde oruç tutmasıyla birlikte özellikle sıvı yetersizliği, hipoglisemi ve ona bağlı bayılma veya halsizlik çok daha belirginleşir. 3. ve 5. aylar arası hamileliğin daha rahat yaşanması nedeniyle bu aylar oruç tutmak için en uygun dönemdir.

Son aylar bebeğin hızlı büyüdüğü ve kilo aldığı dönemlerdir. Bu aylarda uzun süreli açlık, bebeğin daha az kilo almasına, şeker düşmesine, aşırı sıvı kaybına bağlı olarak bebekte sıkıntı oluşmasına yol açabilir.

Doktorunuza Danışmayı İhmal Etmeyin!

Oruç tutmak isteyen anne adaylarının, doktorlarına bu durumu mutlaka danışması gerekir. Aynı zamanda kadın doğum muayenesinin yanında genel sağlık durumunuzla ilgili bir kontrolden geçmeden oruç konusunda kesin bir karar verilmemelidir.

Anne adayı doktor onayı alıp dengeli ve düzenli beslendiği takdirde uygun aylarda oruç tutabilir. Bunda bir sakınca yoktur. Bu dönemde tüketilmesi gereken besinler anne adayı ile bebeğin besinsel gereksinimlerini karşılayacak şekilde düzenlenmelidir. Sağlıklı bir anne adayının diyetinde; meyve, sebze, tahıl grubu, et ve süt ürünleri ve su başta olacak şekilde bol sıvı bulunmalıdır.

Oruç Tutan Anne Adayları Nasıl Beslenmelidir?

Oruç tutulacak her gün baş dönmesi, halsizlik vb sorunları en aza indirmek için sahura mutlaka kalkılmalıdır. Sahur yemeğinde doyurucu, hafif ve bol proteinli besinlerin tüketilmesi gerekmektedir.

Gebeler için demir ve kalsiyum çok önemlidir ve sahurda özellikle alınması gerekir. Süt, pekmez, az yağlı peynir, haşlanmış yumurta, kepek ekmeği, meyvelerin tüketilmesi sahur için iyi olacaktır. Uzun zaman tok kalabilmek ve kabızlığı önlemek için en az 4–5 dilim kepek ekmeği ve yanında sıvı alımına dikkat edilmelidir. İftar tek öğünde değil iki üç öğünde yapılmalıdır. Oruç hurma, zeytin veya su ile açılabilir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Tüp Bebek ve Doğal Hamilelik

Tüp bebek tedavisi, anne ve baba adaylarından alınan üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında birleştirilmesi ve döllenmeden sonra meydana gelen embriyonun anne adayının rahmine transfer edilme işlemidir. Kısırlık problemi olan ve doğal yollardan çocuk sahibi olma olanağı düşük olan kişiler tarafından tercih edilen tüp bebek tedavisi, yardımcı bir üreme yöntemidir. Tedavi sonrası yaşanılan gebelik ile normal gebelik sürecinin tek farkı döllenme işleminin doğal yollar dışında olması ve yumurtaların anne rahmine bir uzman tarafından yerleştirilmesidir.

Normal gebelikte, herhangi bir müdahalede bulunulmadan kendiliğinden döllenen yumurtayla embriyo oluşurken, tüp bebek tedavisinde bu sürece tıbbi olarak yardımcı olunmaktadır. Böylelikle bir embriyo oluşturulmakta ve gebelik sağlanmaktadır. Bu süreçten itibaren gebeliğin seyri ve doğumun gerçekleşmesinde herhangi bir farklılık olmayacaktır.

Gebeliğin ilk dönemlerinde, tüp bebek tedavisi ile hamile kalmış kadınların kullanması gereken ilaçlar, normal yolla gebe kalan kadınlara göre farklılık gösterir. Aynı zamanda tüp bebek tedavilerinde düşük riski normal gebeliklere oranla daha fazla olmaktadır.

Tüp Bebek Tedavisinin Yapılmasına Yol Açan Faktörler

Çiftlerin normal yollarla çocuk sahibi olması için birçok faktörün tam olması gerekmektedir. Tüp bebek tedavisinin uygulanmasına yol açan nedenler;

Tüp bebek tedavisi yöntemiyle doğacak bebekler de, normal gebelik sonucu doğan bebekler gibi benzer süreçlerden geçerler. Böylelikle dünyaya gelen bebekler arasında herhangi bir açıdan farklılık gözlenmez.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

Facebook: @drsevaltasdemir

Instagram: @drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Normal Doğumun Belirtileri

Anne adaylarının merakla beklediği ve tedirgin olduğu konuların en başında, doğumun yaklaştığını nasıl anlayacağı gelmektedir. Bu belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterse de genel olarak doğumun başladığını belli eden işaretler aynıdır. Peki nedir bu doğum belirtileri? Doğumun başladığını nasıl anlarız? İşte doğum için alarm veren o belirtiler!

İdrara Çıkmanın Azalması

Gebelikte anne adayları sık sık idrara çıkmaya başlar. Bunun nedeni ise, bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesidir. Bebeğin başının doğum kanalına yerleşmesinden dolayı rahim idrar torbasına baskı yapar. Doğum yaklaştığında da rahim aşağı doğru iner. Böylece idrar torbasına baskı olmaz. Bunun sonucu anne adayı sık sık idrara çıkmaz.

Şiddetli Ağrılar

Gebeliğin son aylarında ağrılar şiddetlenir. Bu ağrılar, genellikle kasık ve karın bölgesinin altında meydana gelir. Yalancı sancı olarak tanımlanan bu ağrılar düzensizdir. Doğumun yaklaşmasıyla birlikte sırtta ve karında hissedilen ağrılar çok daha şiddetli olur.

Yalancı ağrılar dinlenerek geçse de gerçek ağrılarda bu durum söz konusu değildir. Ağrılar, beş dakikada bir hissediliyorsa mutlaka doktora gidilmelidir.

Rahim Ağzının Genişlemesi

Rahim ağzında oluşan genişlemeleri (bağ dokusundaki yumuşama, incelme vs.) genellikle doktor muayenesinde anlamak mümkündür.

Nişan Kanaması

Gebelik süresince rahim ağzı, hem anneyi hem de bebeği enfeksiyonlardan koruyan pelteye benzer bir madde ile kapalıdır. Fakat doğum kasılmalarının artması ve rahim ağzının genişlemesi ile o madde dışarı atılır. Nişan kanamaları, kanlı/kahverengi veya pembe bir akıntı şeklinde kendini gösterir.

Suyun Gelmesi

Suyun gelmesi, sıklıkla görülen doğum belirtileri arasındadır. Bebeğin içinde yer aldığı amniyon sıvısı ile dolu kesenin sancı ve kasılmalar sonucu yırtılması olarak ortaya çıkar. Bu kese, küçük bir şekilde yırtılmış ise anne adayı bunu idrar kaçırıyormuş gibi hissedebilir, fakat yırtılma büyük olduğunda akan sıvı daha fazla ve şiddetli olur. Her iki durumda da anne adayının hastaneye gitmesi gerekir.

Yalancı Doğum Sancısı Nedir?

Yalancı doğum sancıları, hamileliğin 5. ayından başlayıp, doğum eyleminin başlayacağı 40. haftaya kadar çeşitli şiddetlerde devam eder. Bazı gebeler ise bu yalancı doğum sancılarının gelmesiyle doğumun başladığını düşünebilir.

Peki Doğum Ne Zaman Başlar?

Bir bebeğin doğumunu beklemek oldukça heyecanlı ve endişeli bir dönemdir. Genellikle doğum gebeliğin 38 ile 42. haftaları arasında gerçekleşir. Fakat yine de kesin bir tarih söylemek mümkün değildir.

Rahim, belirli aralıklarla gerginleşir, sertleşir ve bir süre bu halde kaldıktan sonra gevşemeye başlar. İlk etapta bu kasılmalar ağrı şeklinde ve düzensiz aralıklardayken, kısa bir süre sonra şiddetini artırır. Bu durumda doktorunuzla iletişime geçmek, doğum süreci için oldukça önemlidir.

Bazı durumlarda zaman aşımı da denilen 41-42 hafta arasına ulaşmış ama hiçbir doğum eylemi başlangıcı göstermemiş gebeler de olabilir. Bu durumda ise, normal doğumun başlatılması için suni sancıya başvurulabilir.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.