MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Embriyo Transferi Sonrasında Yapılması Gerekenler

Embriyo transferinin gerçekleşmesi ile beraber tüp bebek tedavisi de sona ermektedir. Transfer işleminin tamamlanması aynı zamanda zorlu bir sürecin bitişi anlamına gelmektedir. Bundan sonraki süreçte ise tedavinin başarılı olup olmayacağı beklenmektedir. Ancak bu süreçte de annelerin yapmaları gereken bazı şeyler bulunmaktadır.

Transferden gebelik testine kadar olan süreç son derece önemlidir. Bu süreçte embriyo rahim içerisinde tutunmaya ve daha sonra da gelişmeye çalışır. Bunun için doğru ortamların oluşturulması gerekmektedir. Transfer işleminden sonraki ilk 12 gün oldukça önemlidir.

Tedavi başarılı olduğunda, 12. günden itibaren HCG düzeyleri gebeliği algılamak için yeterli seviyeye gelmektedir. Bu günde yapılacak kanda gebelik testi ile birlikte tedavinin başarılı olup olmadığı anlaşılabilmektedir.

Transfer Sonrası Yaşam

Yaygın kanının aksine transfer işleminde sonra 1 saatlik ya da 24 saatlik yatak istirahatlerinin başarıya arttırdığına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle transfer işleminden sonra anne adayları hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilmektedir. Transfer işleminden sonraki süreçte en çok merak edilen konulardan bir tanesi de cinsel ilişkidir.

Orgazmın rahim de yoğun kasılmalara neden olması bu konuda birçok soru işaretini beraberinde getirmektedir. Her ne kadar kasılmaların embriyonun tutunmasına olumsuz bir etkisi olmasa da transfer işleminden sonra cinsel ilişkide bazı riskler bulunmaktadır. Bunlardan ilki aşırı uyarılma nedeniyle büyümüş olan yumurtalıkların yırtılma riskidir. Diğeri ise daha nadir görülen tüp bebek hamileliği ile birlikte doğal hamileliktir.

Yapılmaması Gerekenler

Embriyo transferinden sonra kadınların yoğun tempolu sporlardan kaçınması gerekmektedir. Spor esnasında vücutta meydana gelen mekanik titreşimler embriyonun tutunamamasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca yoğun tempolu sporlar vücut ısısını da arttırdığı için embriyonun ölme riski bulunmaktadır.

Transfer gerçekleştikten sonraki süreçte göğüslerde dolgunluk hissi, kasık ağrısı, lekeli akıntılar son derece normaldir ve herhangi bir şekilde endişe etmeye gerek yoktur.

Anne adaylarının transferden sonra ve başarılı olunan durumlarda hamilelik sürecinde sigara ve alkol tüketmemesi, aşırı yağlı ve baharatlı gıdalardan uzak durması gerekmektedir. Bu tarz gıdaların hem tedavi sürecine hem de hamilelikte bebeğe olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Asherman Sendromu Nedir?

Asherman sendromu halk arasında rahim içi yapışıklıklar olarak bilinmektedir. Bu yapışıklıklar rahim boşluğunun bir kısmında ya da tamamında görülebilmektedir. Yapışıklıklar sonucu rahim boşluğu tıkanmaktadır. Bu yapışıklıklar genel olarak rahim içerisine uygulanan cerrahi müdahalelerden sonra ortaya çıkabilmektedir.

Asherman sendromuna neden olan cerrahi müdahalelerin başında ise kürtaj gelmektedir. Kürtaj sonrası enfeksiyon yaşanması ya da rahimde küçük bir parça kalması yapışıklık riskini bir hayli arttırmaktadır. Özensiz bir şekilde yapılan kürtaj işlemlerin büyük bir çoğunluğu Asherman Sendromu ile sonuçlanmaktadır. Kürtajın dışında myomektomi ve sezaryen operasyonlarında da yapışıklık görülme riski bulunmaktadır.

Ancak Asherman Sendromu herhangi bir operasyon geçirmemiş kişilerde de meydana gelebilmektedir. Özellikle şiddetli pelvik iltihabı geçiren hastaların büyük bir kısmında Asherman Sendromuna rastlanabilmektedir.

Hastalığın Belirtileri

Asherman Sendromu genellikle kürtaj sonrasında farklı şekillerde kendini göstermektedir. Daha önce böyle bir şikayeti olmayan kadınların kürtaj ya da diğer rahim içi cerrahi operasyon sonucunda bu belirtileri göstermesi durumunda vakit kaybetmeden uzman bir doktordan tedavi olmaları gerekmektedir.

Asherman Sendromu’nun en yaygın belirtisi adet kanamalarının bir anda kesilmesidir. Asherman Sendromu’nda adet kanamaları tamamen kesilmese bile önemli miktarda azalmaya neden olabilmektedir. Ayrıca gebe kalamama ve tekrarlayan düşükler sendromun belirtileri arasında yer almaktadır. Bu rahatsızlıklar herhangi bir diğer rahatsızlık ile kolay bir şekilde karıştırılabilmektedir. Bu nedenle fark edilmesi uzun zaman alabilir. Rahim filmi (Histerosalpingografi) ve histeroskopi ile tanı konulur.

Sendrom Nasıl Tedavi Edilir?

Asherman Sendromu’nun tedavisi yapışıklığın miktarına ve büyüklüğüne göre değişiklik göstermektedir. Hafif dereceli yapışıklıklarda rahmin içerisine spiral yerleştirilmesi ve bu süreçte rahim iç yapısının yenilenmesine yardımcı olmak için hormon tedavisi yeterli olmaktadır. Ancak daha ilerlemiş yapışıklıklarda ise cerrahi müdahale kaçınılmaz olmaktadır.

Günümüzde bu yapışıklıkların giderilmesinde en çok tercih edilen ve en güvenli operasyon yöntemi histeroskopidir. Rahim ağzından bölgeye yerleştirilen ince bir teleskop ile rahim boşluğu görüntülenebilir yapışıklıklar giderilebilir. Histeroskopi sonrasında da belirli bir süre östrojen tedavisi gerekmektedir. Operasyondan sonra rahim içi boşluğunda tekrar yapışıklıkların meydana gelmemesi için rahim içi araç yerleştirilmektedir. Bu araç iki ay boyunca rahim içerisinde kalmaktadır. Ya da rahim boşluğuna uygulanan hyaluronik asit yapılı jeller ile tekrar yapışıklıklar önlenebilir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Vazektomi Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Son yıllarda oldukça tercih edilen doğum kontrol yöntemlerinden birisi de vazektomidir. Bu yöntem erkeğin sperm hücrelerinin testise geçmesini engeller ve bu sayede %100 koruma sağlar. Kalıcı bir doğum kontrol yöntemi olarak bilinen vazektomi özellikle Avrupa ve Amerika’da sık tercih edilmektedir. Vazektomi ile ilgili pek çok şehir efsanesi olduğu için ülkemizde çok hızla yaygınlaşmayan bu doğum kontrol yöntemi ile ilgili mitler ortadan kalktıkça kişilerin bu yönteme ilgisi de artmaktadır.

Vazektomi Nasıl Yapılır?

Vazektomi lokal anestezi ile ayakta yapılabilen kolay bir işlemdir. İşlem sonrasında hastanede kalmaya gerek yoktur. Kişi günlük hayatına kısa sürede döner. Operasyon öncesinde testislerin üzerindeki deri uyuşturulur ve buradan kesi atılır. Atılan küçük kesiden içeri girilerek sperm kanalları bağlanır. Kanallar bağlandıktan sonra operasyon tamamlanmış olur. Vazektomi operasyonundan sonra yaklaşık olarak 3 ay boyunca sperm kanallarında sperm bulunabilir. Bu nedenle operasyondan hemen sonra korunma başlamaz. 3 ay sonunda kişinin sperm testi yaptırması gerekir. Eğer test sonucunda meni içerisinde sperm hücresi görülmezse doğum kontrol yöntemi işlevini yerine getirmiş demektir. Bu testten sonra kişi korunmasız cinsel ilişkiye girebilir. Vazektomi sadece bir doğum kontrol yöntemidir. Sizi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korumaz. Bu hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif kullanmak gerekir.

Vazektomi Sonrası Geri Dönüş Olur mu?

Vazektomi kararından önce kişinin çocuk istemediğinden emin olması önemlidir. Çünkü bu operasyondan sonra kişi fikrini değiştirirse çocuk sahibi olabilmesi için yeniden operasyon geçirmesi gerekir. Geri dönüş ameliyatına ne kadar erken karar verilirse başarı ihtimali de o kadar yüksek olur. İlk beş yıl içerisinde geri dönüş şansının yüksek olduğu operasyondan eğer çok daha sonra vazgeçerseniz tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olabilirsiniz.

Vazektomi Cinsel Hayatı Etkiler mi?

Vazektomi sonrasında kişinin hayatındaki tek ve en büyük değişiklik artık meni içerisinde sperm hücresinin olmamasıdır. Bu durum dışında fiziksel olarak hiçbir değişiklik olmaz. Sertleşme sorunu, erken boşalma ya da cinsel isteksizlik gibi durumların vazektomi ile kesinlikle alakası yoktur.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Aşılama Denemeleri ve Tüp Bebek Süreci

Aşılama ve tüp bebek tedavisi, erkeklerde sperm sayısı ve hareketliliğinin az olduğu durumlarda ya da açıklanamayan infertilite durumlarında tercih edilmektedir. Kadında herhangi bir sorun olmadığı durumlarda erkeğin hareketli sperm sayısı 5 milyonun üzerindeyse aşılama yöntemine başvurulmaktadır. Aşılama da hormon iğneleri aracılığıyla yumurtalıklar uyarılmakta ve bu uyarımdan sonra gözlem altına alınmaktadır.

Hormon iğnelerinden yaklaşık 10 gün sonra ise, yumurtanın çatlaması için ayrı bir iğne gerçekleştirilmektedir. Bu iğneden 36 saat sonra ise, spermler ince kanüller yardımı ile rahmin içerisine yerleştirilmektedir. Bu şekilde spermlerin en doğru zamanda yumurtaya ulaşması hedeflenmektedir. Bu aşamadan sonra spermlerin yumurtaya ulaşması konusunda herhangi bir müdahalede bulunulmamaktadır.

Aşılamadan Tüp Bebeğe Geçiş

İki defa aşılama işlemi gerçekleştirildikten sonra herhangi bir şekilde sonuç alınamadığında aşılama uygulamalarına devam etmek zaman kaybı olarak kabul ediliyor. Başarısızlık yaşandığı durumda bebek sahibi olmak isteyen çiftler aynı zamanda psikolojik olarak da hassas bir dönemden geçiyor. Bu nedenle iki denemeden sonra başarısız olan çiftlerin aşılama uygulaması yerine tüp bebek tedavisine geçmesi tavsiye ediliyor.

Erkekte bulunan sperm probleminin ileri seviyelerde olduğu durumlarda aşılama uygulaması başarısız oluyor. Ayrıca anne adayının tüplerinde meydana gelen tıkanıklık ya da düşük yumurtalık rezervi gibi durumlarda da diğer tedavilerin uygulanması yerine zaman kaybedilmeden tüp bebek tedavisine geçiş yapılması öneriliyor.

Tüp Bebek Tedavisi

Bebek sahibi olmak isteyen 30 yaşının altındaki çiftlere, doğal yollardan gebelik için 1 yıl boyunca denemeleri ve beklemeleri tavsiye ediliyor. 30 - 35 yaş arasındaki çiftlerde ise bu süre 1 yıl yerine 6 ay olarak kabul ediliyor. Bu süre içerisinde doğal gebeliğin oluşmadığı dönemde ise aşılama ya da tüp bebek gibi tedaviler devreye giriyor. Tüp bebek tedavisinde baba adayından alınan sperm ile anne adayından alınan yumurta hücresi laboratuvar ortamında bir araya getirilmektedir. Döllenme gerçekleştirildikten sonraki 2 ile 5 gün içerisinde döllenmiş embriyo anne adayının rahmine yerleştirilmektedir. Tüm bu işlemlerin olması yaklaşık olarak 2 hafta sürmektedir. Tüp bebek tedavisinde başarı oranı aşılamaya göre daha yüksektir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Yediklerinize Dikkat Ederek Sperm Kalitenizi Arttırın

Erkeklerin beslenme alışkanlığı üreme sistemini yakından ilgilendirmekle beraber aynı zamanda gebelikte bebeğin kilosunu ve genlerini de derinden etkiliyor.

Yüksek yağ içeren yiyeceklerin tüketilmesi sonucunda bebeklerde diyabet belirtileri olan glikoz intoleransı ve insülin direnci görülüyor. Bu da bebeğin sağlığı için annenin olduğu kadar babanın da dikkat etmesi gerektiğini gösteriyor.

Diğer taraftan düşük sperm sayısı ya da sperm hareketliliği gebelik şansını da bir hayli düşürüyor. Sperm sayısını ve hareketliliğini, yaşam tarzı, stres ve kötü beslenme alışkanlığı son derece olumsuz etkiliyor.

Gebelik için 1 mililitre meni içerisinde ortalama 15 milyon, toplamda da yaklaşık 40 milyon civarında sperm olması gerekiyor. Bu sayılardan daha azında doğal yollardan gebelik mümkün olmamaktadır.

Sperm Kalitesini Arttıran Gıdalar

Sperm kalitesini ve hareketliliğini arttırmanın yolu sadece beslenme alışkanlığını değiştirmek değil başlı başına yaşam tarzını değiştirmekten geçmektedir. Günlük hayatta yapılacak olan küçük değişikliklerin sperm kalitesi üzerinde önemli olumlu etkileri bulunmaktadır.

Sperm sağlığını yükselten gıdaları arka arkaya tüketmenin bir faydası yoktur. Bunun yerine düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulamak gerekmektedir.

İstiridye bilinen en güçlü afrodizyak doğal gıda olarak bilinmektedir. Ayrıca somon balığı ve kırmızı et de sperm kalitesini etkileyen et türleri arasında yer almaktadır. Kırmızı sebzeler ve meyveler, muz, keçiboynuzu, kabak ve ay çekirdeği gibi kuru yemişler, D vitamini açısından zengin mantar da sperm kalitesi için tüketilmesi önerilen gıdalar arasında yer almaktadır.

Yaşam Tarzı Nasıl Olmalı?

Düzenli beslenmenin dışında günlük hayatta da dikkat edilmesi gereken bazı önemli unsurlar bulunmaktadır.

Beslenmenin yanı sıra düzenli olarak spor yapmak da son derece önemlidir.

Ayrıca dar kıyafetlerden uzak durmak gerekmektedir.

Alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı spermlerin DNA yapısını bozmaktadır. Bu nedenle sperm kalitesini önemli derecede düşürmektedir.

Aşırı derecede radyasyona maruz kalmak, obezite, D vitamini, çinko ve selenyum eksikliği, enfeksiyonlar ve kanser tedavisi, sperm kalitesini düşüren unsurlar arasında yer almaktadır.

Bu nedenle düzenli beslenmenin yanı sıra günlük hayatta da değişiklik yapmak da son derece önemlidir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Tüp Bebekte Başarı Şansını Arttırabilirsiniz!

Lazer ile tomurcuklanma yöntemi tek başına bir tüp bebek tedavisi değildir. Bu yöntem sadece uygulanan tedavilerin başarılı olma şansını arttıran özel bir yöntemdir. Bu nedenle de diğer tüp bebek uygulamaları ile birlikte kullanılır. Uygulama embriyonun rahme tutunma ihtimalini arttırmak, içerisindeki toksik maddeleri temizlemek için kullanılabilmektedir. Özellikle yaş sebebiyle zona pellusida adı verilen bölgenin kalınlaşması embriyonun tutunma şansını azaltmaktadır. Lazer ile tomurcuklanma yöntemi sayesinde zona tabakası inceltilerek gebelik şansı arttırabilir.

Lazer ile Tomurcuklanma Kimler İçin Uygundur?

Bu yöntem uzun yıllardır ileri yaş gruplarında bulunan ve çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda uygulanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda yöntemin gebelik ihtimalini arttırdığı hatta çok sayıda deneme yapan çiftlerin bu teknikle verilen destek sayesinde başarılı sonuç aldığı görülmüştür. 38 yaş üzeri kadınlarda başarı oranını oldukça arttıran uygulama özellikle yaş sebebiyle çocuk sahibi olamayacağını düşünen kadınlar için oldukça etkili bir çözüm sunmaktadır. Zona tabakası kalın olan kadınlarda da embriyonun tutunma şansı azaldığı için kişinin gebe kalmasına engel başka bir sorunu yoksa lazer ile tomurcuklanma destek tedavisi olarak tercih edilebilir. İmplantasyon başarısızlığı sebebiyle tüp bebek tedavisinde düşük yapan kadınlar için de bu teknik uygulanabilir.

Lazer ile Tomurcuklanmanın Riskleri Nelerdir?

Lazer ile tomurcuklanma doğrudan bir tedavi yöntemi olmamakla birlikte gebelik oranını yükselttiği için tercih edilmektedir. Tekniğin bilinen herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Mekanik olarak bu tekniğin uygulanması mümkün olsa da lazer ile uygulama hem çok daha kısa sürmekte hem de embriyoya zarar vermeden gerçekleştirilmektedir. Zona pellusida kalınlaşmasına bağlı ortaya çıkan gebe kalamama durumunda kullanılan tekniği tercih etmek kişinin daha kısa sürede gebe kalmasına yardımcı olabilir. Lazer ile tomurcuklanma yönteminin ikiz bebek sahibi olma şansını arttırdığı da düşünülmektedir. Çoğul gebeliklere tüp bebek yönteminde çok sık rastlanmaktadır. Ek olarak bu yöntemin de çoğul gebelik şansını arttırdığı bilinmektedir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

Embriyo Dondurma İşlemi Nedir ve Nasıl Gerçekleştirilir?

Embriyo dondurma işlemi ülkemizde yaklaşık olarak 1990’lı yılların başlarından beri gerçekleştirilmektedir. Özellikle son yıllarda gelişen teknoloji ile beraber ortaya çıkan yeni teknikler embriyo dondurma işlemini daha başarılı kılmaktadır. Embriyo dondurma işlemi sayesinde ilk denemede başarı sağlanmadığı durumlarda tekrar tüp bebek tedavisini deneme şansı doğmaktadır. Tüp bebek tedavisinde elde edilen embriyolar yaklaşık olarak 10-15 sene boyunca saklanabilmektedir. Ancak Sağlık Bakanlığı belirlediği yönetmelik ile bu süreyi 5 yıl ile kısıtlamıştır. 5 yıl sonunda çözülen embriyolar tıpkı ilk günkü gibi sağlıklı olmaktadır.

Hangi Durumlarda Embriyo Dondurma Tercih Edilir?

Sağlıklı embriyonun anne rahmine yerleştirilmesinden sonra elde kalan kaliteli embriyolar imha edilmek yerine daha sonra yeniden kullanılmak için dondurulabilmektedir. Ayrıca tüp bebek tedavisinde uyarıcı ilaçların kullanılması sonucu aşırı uyarılma sendromu riski bulunan kadınlarda elde edilen tüm embriyolar sendrom ortadan kaldırılıncaya kadar dondurulmaktadır. Rahim içerisinde yer alan endometrium dokusunun istenildiği kadar gelişmediği zamanlarda, rahim içi operasyon gerektiren durumlarda yine embriyoların dondurulması tercih edilmektedir. Ayrıca vücuda olumsuz etkileri bulunan kemoterapi ya da radyoterapi gibi kanser tedavisi görecek olan kişilerde tedavi öncesi embriyoların dondurulması tavsiye edilmektedir. Dondurulan embriyolar sayesinde anne adaylarının tekrar tekrar hormon iğneleri kullanmasının önüne geçilmektedir. Ayrıca embriyo dondurma sayesinde yumurta toplama işlemi de tek seferde gerçekleştirilmiş olmaktadır.

Embriyo Dondurma İşlemi Nasıl Gerçekleştirilir?

Tüp bebek tedavisi sonucunda elde edilen embriyolar birinci günden, altıncı güne kadar herhangi bir gelişim evresinde alınarak dondurulabilmektedir. Elde edilen embriyolar koruyucu göreve sahip bir sıvı içerisine yerleştirilir ve plastik ya da cam tüpler içerisinde sıvı nitrojen dolu tanklar içerisine alınır. Bu tanklarda sıcaklık -196 derecededir. Dondurma işleminin başarısı çözülmeden sonra elde edilen canlı embriyo sayısı ile ölçülmektedir. Çözme işleminden sonra saklanan embriyoların %90’ından fazlası canlı olmaktadır. Çözme işleminde ise sıvı nitrojen içerisinde yer alan embriyolar çıkarılır ve oda sıcaklığında çözünmesi beklenir. Çözünen embriyolar koruyucu sıvılardan ayrılarak inkübatörlere yerleştirilir. Sağlıklı görünen embriyolar aynı gün içerisinde anneye transfer edilebilmektedir.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

AMH Testi Nedir?

Anti-Müllerian Hormon adı verilen AMH hem erkeklerde hem de kadınlarda bulunan bir glikoprotein çeşididir. Cinsiyet farklılaşmasını sağlayan bu hormonun adı da buradan gelmektedir. Kadınlarda yumurtalıklarda yer alan, 6 mm ve daha küçük boyutlardaki foliküllerden salgılanmaktadır. Anne karnında salgılanmaya başlayan bu hormon menopozun sonuna kadar salgılanmaya devam etmektedir. Her ne kadar menopoz sonrasında da vücutta bulunsa da bu ölçülemeyecek kadar düşük bir seviyededir.

AMH hormonun en büyük özelliklerinden birisi de kadınlardaki yumurtalık rezervi konusunda bilgilendirici özelliğe sahip olmasıdır. Daha önce yumurta takibi FSH testi ile takip edilirken son yıllarda AMH testinin önemi artmıştır ve bilim çevresi tarafından kabul görmüştür.

AMH Testi Ne İçin Kullanılır?

AMH testinin başlıca kullanım amacı kadınlarda doğurganlığın değerlendirilmesidir.. Bunun dışında polikistik over sendromuna sahip olan kişilere AMH testi yapılması ise yumurtalıkların fonksiyonu hakkında bilgi vermektedir. Erkekler için bebek ve çocuklarda testis ve üreme fonksiyonlarının ölçülmesinde kullanılmaktadır. AMH testi tek başına bir çiftin doğal yollar ile çocuk sahibi olup olmayacağını değerlendirmeye yetmemektedir. Daha sağlıklı sonuçların elde edilmesi için FSH ve E2 testleri ile birlikte yapılmaktadır. Bu şekilde çiftin bebek sahibi olma şansı daha yüksek bir kesinlikle belirlenmektedir.

AMH Seviyesi Düşük Çıkarsa Ne Olur?

AMH testi sonucunda hormonun düşük çıkması kadınlarda yumurta sayısının ve kalitesinin düşük olduğunu göstermektedir. Bu da kadında doğurganlığın azaldığı anlamına gelmektedir. AMH sonucu düşük çıkan kadınların karamsar olmasına gerek yoktur ancak önlerindeki zamanı iyi kullanmaları gerekmektedir. 38 yaşından genç kadınlarda AMH değeri 2.0 ile 6.8 ng/ml olmalıdır. AMH seviyesi 0.5’ten düşükse çok düşük, 1.5’tan düşükse düşük, 2.0 ile 6.8 arasında ise normal ve 6.8’den yüksekse yüksek olarak kabul edilmektedir. AMH seviyesi özellikle polikistik yumurtalığı olan kişilerde yumurta hücreleri fazla olduğu için yüksek seviyelerde çıkmaktadır.

Op. Dr. Seval Taşdemir

Kadın Hastalıkları, Doğum

ve Tüp Bebek Uzmanı

https://www.facebook.com/drsevaltasdemir

https://www.instagram.com/drsevaltasdemir

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.