MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Polikistik Over Sendromu

Nedir?

Polikistik over sendromu (PKOS) bir kadının

· menstruasyon düzenini

· hamilelik şansını

· hormonlarını

· kalbini

· kan damarlarını

· dış görünümünü etkileyen bir hastalıktır.

Bu hastalığın başlangıcı genellikle ergenlik çağındadır. Giderek artan aşırı kilolu çocuklar nedeniyle polikistik over sendromu da günümüzde giderek artmaktadır. Yeterli önlem alınmazsa yakın bir tarihte bir halk sağlığı sorunu olacak kadar sıklaşacaktır. Orijinal sıklığı %10 iken son yıllarda %25 e dek çıktığını bildiren çalışmalar vardır.

Nedeni

Polikistik over sendromunun nedeni bilinmiyor. Ancak genetik olabileceği konusunda birçok bulgu var; aynı ailedeki diğer kadınlarda (anne, kız kardeş) daha sık görülmektedir.

Polikistik over sendromunda ana problem yumurtalıklarda gereğinden fazla yapılan androjendir (erkeklik hormonu). Bu durum sağlıklı yumurta gelişimini ve yumurtlamayı bozar. Insulin ve polikistik over sendromu arasında bir bağ olabileceği de düşünülmektedir. Polikistik over sendromlu hastaların kanında normalden fazla insülin bulunmakta ancak vücut hücreleri insüline yeterli yanıt vermemektedir. Artmış insülin androjen fazlalığına neden olmaktadır. Fazla androjen ise akne, tüylenme, kilo artışı ve yumurtlama problemlerine neden olur.

Kimler risk altında?

Ergenlik çağından başlayarak tüm kadınlar risk altındadır. Menopoza girildiğinde adet düzensizlikleri sahneden çekilir ama sağlık sorunları ve riskleri devam eder, hatta kadının yaşlanması ile birlikte daha da artar. Nedeni tam da bilinmeyen bu hastalığın daha ergenlik çağındaki kız çocuklarında önlenmesi gerekir. Bu amaçla beslenme düzeni, fast food alışkanlığına kesinlikle izin verilmemesi, TV başında oturmasına izin verilmemesi, hareketli oyunlar oynaması, hazır paketli gıdalardan kaçınılması çok önemlidir. Bu şekilde kilo kontrolü yapılamıyorsa oral antidiabetik tedaviye başlanabilir.

Belirtileri nelerdir?

Polikistik over sendromunun belirtileri kadından kadına değişmekle birlikte şunlar olabilir:

· Anovulasyona (yumurtlama olmaması) bağlı infertilite

· Seyrek ve düzensiz adet kanamaları

· Hirşutizm (yüz, göğüs, karın, sırt, parmaklarda tüylenme)

· Yumurtalık kistleri

· Akne, yağlı cilt, saçta kepeklenme

· Özellikle karın bölgesinde yağlanma, ve obezite

· Saçta erkek tarzı kelleşme ve saç tellerinde incelme

· Boyun, kol, göğüs veya uylukta koyu renkli, kalınlaşmış deri bölgeleri

· Pelvik ağrı

· Anksiyete ve depresyon

· Uyku apnesi

Nelere sebep olabilir?

Yukarıda saydığım jinekolojik problemlere ek olarak polikistik over sendromu bir genel sağlık sorunu da oluşturur:

· Polikistik over sendromlu kadınların %50 den fazlasında 40 yaştan önce diabet ya da şeker metabolizması bozukluğu ortaya çıkar.

· Kalp krizi riski polikistik over sendromlu kadınlarda yaşıtı diğer kadınlardan 4-7 kat daha fazla bulunmuştur.

· Hipertansiyon riski daha fazladır.

· Polikistik over sendromlu kadınlarda LDL kolesterol (kötü kolesterol) daha yüksek, HDL kolesterol (iyi kolesterol) daha düşüktür.

· Polikistik over sendromlu kadınlarda uyku apnesi daha sıktır.

· Ayrıca polikistik over sendromlu kadınlarda enksiyete ve depresyon daha sıktır.

· Polikistik over sendromlu kadınlarda endometrial hiperplazi ve kanser (Rahim kanseri) riski daha fazladır.

Erken tedavinin önemi nedir?

Tedaviye geç kalındığı durumlarda ses kalınlaşması, sakal bıyık çıkması, klitoris büyümesi gibi maskülinizasyon (erkekleşme) tablosu ortaya çıkar. Ayrıca hipertansiyon, diabet ve kalp krizi gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkma şansı artar. Tedavi edilmemiş olgularda endomerium kanseri sıklığı da artacaktır.

Erken girişimlerden en önemlisi kilo durumunu izlemek ve aşırı kilo olmaya başladığında önlem almaktır.

Hastanın boy ve kilosu alınarak vücut kitle indeksi (Body Mass Index) hesaplanır. Sonuçlar şöyle değerlendirilir:

18.5 ve altı : Zayıf

18.5-24.9 : Normal kilolu

25-29.9 : Hafif Şişman

30-39.9 : Obez

40 ve üstü : Ölümcül obez

Bel ve kalça çevresi ölçülerek bel/kalça oranı hesaplanır, 0.67 ile 0.80 arasında olmalıdır. Bu değer 1’e yaklaştıkça ve hatta 1’i geçtikçe karın bölgesinde yağ artışı var (erkek tipi), hormonal değerler daha bozuk ve sağlık rikleri daha fazla demektir

Tedavisi nasıldır?

PKOS tedavi edilemez sadece ihtiyaca gönelik tedavi yapılır. Tedavinin amacı hastanın yaşına, şikayetlerine, çocuk isteyip istemediğine göre değişir; tedavinin en önemli amaçlarından biri de uzun vadeli koruma sağlayarak şeker ve kalp hastalıklarının oluşumunu engellemektir. PKOS tedavisinde birden fazla yöntem kullanmak sık sık gerekli olmaktadır. Tedavi seçenekleri:

Yaşam şeklinin değiştirilmesi: Diyet ve eksersiz ile kilo kontrolu yapılmalıdır. Her ikisi de profesyonel birinin yardımını gerektirse de ana prensip olarak beslenmede işlenmiş gıdalar ve şekerler azaltılırken tüm tahıllar, meyveler, sebzeler ve yağsız et tüketilmelidir. Kilonun %10 eksilmesi bile adet düzensizliklerini çözebilir.

Doğum kontrol hapları: Gebelik istemeyen kadınlarda adet düzenleyici, erkeklik hormonlarını azaltıcı, sivilce azaltıcı etkileriyle yararlı olurlar. Hapların içindeki dengeli hormonların etkisi ile rahim kanseri olasılığı da azalır.

Şeker hastalığı ilaçları:Metformin ve benzeri ilaçlar şeker hastalığı tedavisinde kullanılırlar ancak PKOS de de tedaviye katkıda bulunurlar. Şekeri düzenler ve erkeklik hormonunu da azaltırlar. Bunun sonucunda tüylenme de azalır.

Yumurtlamayı artırıcı ilaçlar: Kısırlık için gerekli diğer araştırmalar da yapıldıktan sonra tek sebep yumurtlama bozukluğu ise bu tür ilaçlar yararlı olacaktır. Ancak çoğul gebelik riski unutulmamalıdır. Bu ilaçlar arasında klomifen, metformin, gonadotropinler ve son basamak olarak tüp bebek uygulaması vardır.

Cerrahi tedavi:"Ovarian drilling" laparoskopi ile yumurtalık yüzeylerinde delikler açmak demektir. Yumurtlama şansını artırır. Tıbbi tedaviye cevap vermeyen kadınlarda iyi bir seçenektir. Ancak çok dikkatli yapılmalıdır, yapışıklıklara neden olarak başka bir kısırlık sebebinin eklenmesine neden olabilir.

Tüylenme için tedaviler: Anti-androjen denen ilaçlar tüylenme ve sivilce sorununu çözebilir. Spironolakton aslında yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bir ilaçtır ama erkeklik hormonunu da azalttığından tüylenme tedavisinde kullanılabilir. Finasterid, erkeklerin saç dökülmesini azaltmak için kullandığı bir ilaçtır, erkeklik hormonu karşıtı etkisini kıl köklerinde yapar; bu nedenle kadınların tüylenme şikayetinde de kullanılır. Tüylerden kurtulmak için laser epilasyon gibi diğer tedaviler de eklenebilir.

Obezitesi çok ciddi olan kadınlarda obezite cerrahisi de önerilebilir. Kalp hastalığı ve şeker hastalığı durumlarında ilgili kliniklerle ortak bir tedavi planı yapılır.

Kısırlık söz konusu ise tedavi seçenekleri yumurtlama artırıcı ilaçlar, aşılama ve nihayet tüp bebek yapılmasıdır.

www.tansukucuk.com

Yazının devamı...

Gebelik ve Tüp Bebek Öncesi Detoks!

Hem yaşamak ve hem de üremek için enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji, tüm hücrelerimizde olduğu gibi üreme hücrelerinde de (yumurta) mitokondri denen bir hücre parçasının içinde üretilir. Aerobik metabolizma denen üretim şeklinde üretilen enerji ATP (adenozin trifosfat) halindedir ve toplam 36 ATP üretilir.

Dişi yumurta hücresi ve içinde yer alan yapılardan biri mitokondri denen enerji üretim organlarıdır. Üretilen enerji ATP (adenozin trifosfat) şeklindeki biyolojik yakıttır. ATP şeklindeki enerjinin üretimi sırasında, aynı çalışan bir fabrikanın atıkları gibi, bazı atıklar oluşur. Oksijen kullanımı sırasında ortaya çıkan bu atıklara reaktif oksijen parçaları (ROS) ya da pro-oksidanlar denir. ROSlar birkaç çeşittir:

Bu maddeler düşük dozlarda zararlı olmayıp hatta yararlı olurken, yeterince temizlenmemesi ve ortamda artması durumunda ve sonrasında hücre, doku ve organ hasarı oluşur, organın içinde bulunduğu sistem çalışmamaya başlar. Bu sistem üreme s,istemi olunca infertilite (kısırlık) ortaya çıkar. ROS sadece enerji üretimi sırasında değil dışarıdan gelen zararlı etkilerle de oluşur: enfeksiyonlar, alkol, tütün, çevresel kirlilik, bazı ilaçlar ve uzun süre güneşe maruz kalmak, aşırı fiziksel aktivite, aşırı stres, beslenme dengesizliği gibi…

Antioksidanlar

Hücreler içinde iç ve dış etkilerle oluşan bu pro-oksidan maddeler “antioksidanlar” tarafından yok edilir ve oluşan hasarlar da tamir edilir. Antioksidanlar da birkaç çeşittir:

Tüm bu maddelerin antioksidan etkilerinin gücü Total Antioksidan Kapasite (TAK) olarak ölçülür.

Kadın üreme sağlığında ROS ve antioksidan dengesinin bozulması çeşitli hastalıklara yol açar. Bunlar arasında kısırlık, polikistik over sendromu, endometriozis ve çikolata kistleri, düşükler, gebelikte hipertansiyon vardır. Sürekli sağlıklı beslenerek ya bu dengenin bozulmamasını sağlamak gerekir. Denge bozuldu ise sigara ve alkol gibi dış etkenlerden hemen kurtulup bir yandan da antioksidan tedaviye başlamak uygun olacaktır.

C vitamini kaynakları:Narenciye, çilek, brokoli, domates, tatlı biber, mango, üzüm, kivi, kuşkonmaz, bezelye, maydanoz, su teresi, ıspanak

E vitamini kaynakları:Soğuk baskı zeytinyağı, buğday, sakatat, yumurta, patates, yapraklı sebzeler, fındık, tahıllar

Selenyum kaynakları:Ton balığı, bira mayası, tüm tahıllar ve susam.

Çinko:Yağsız et, balık ve diğer deniz ürünleri, tavuk, yumurta, kabak ve ay çekirdeği, zencefil, maydanoz, mantar.

Karotenler:Havuç, domates

Esansiyel yağ asitleri (Omega 3 ve 6):Ketentohumu yağı, yağlı balıklar, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler

GÜNLÜK İHTİYAÇLAR

Her vitamin için sağlıklı bir kadının günlük ihtiyacı en az şöyledir:

Vitamin B1 (Tiamin) : 0,8 mg

Vitamin B2 (Riboflavin) : 1,1 mg

Vitamin B5 (Pantotenik asit) : 5 mg

Vitamin B6 (Pridoksin) : 1,2 mg

Vitamin B12 : 1,5 mikrog

Folik asit : 200 mikrog

Vitamin C : 500 mg

Vitamin E : 400 IU

Demir : 20 mg

Magnezyum : 400 mg

Selenyum : 200 mikrog

Manganez : 1,4 mg

Çinko : 7 mg

Omega 3-6 : 700 mg

Koenzim-Q10 : Kişisel doz

GEBELİĞE HAZIRLIK DETOKS PROGRAMI

Sigara ve aşırı alkol bırakılmalı

Zararlı kimyasallardan uzak durulmalı

Kilo ayarlaması yapılmalı (vücut kitle indeksinizi hesaplayın ve 18,5-25 arasında olmaya çalışın)

Her gün 2 litre su içilmeli (kan akışkanlığı artar)

Stresinizi azaltın (masaj, köpük banyosu, meditasyon vs)

Yukarıdaki antioksidan beslenme öğeleri alınmalı, antioksidan ilaçlar alınmalı

Her gün 30 dk yürüme ya da yüzme gibi bir spor yapılmalı

Multivitamin almaya başlayın

Arısütü alın

Koenzim Q-10 ve L-arginin tabletleri alın

Cinsel aktivite olabildiğince sık olmalıdır. Bu hem gebelik şansını artırır ve hem de genital bölge kanlanmasını artırarak detoksa yardımcı olur.

DETOKS SONRASI GEBELİK

Yumurtalıkta istirahat halinde olan bir kadın yumurtasının büyümeye bağlayıp yumurtlanması için geçen süre 90 gündür. Bu nedenle detoks programından sonra beklenen etki de 90 gün sonra ortaya çıkmalıdır. Döllenme şansının en yüksek olduğu zamanlar ilk 4-5 aydır. Bu sırada bir gebelik oluşmazsa 35 yaştan küçük kadınlar 6 ay daha beklenebilir, 35 yaş ve üstündeki kadınlar ise jinekologa başvurulmalıdır.

Yapılacak her türlü tedavinin etkisini artırmak amacıyla detoks programına da devam edilmelidir.

Yazının devamı...

Ağrılı Cinsel İlişki (Disparoni)


Kadınların yaklaşık %10’unda görülen bir durumdur. Burada kastedilen ağrı devam eden, ilişkide hep var olan ağrıdır; bir kez ağrı duyulması ağrılı cinsel ilişki demek değildir. Sürekli olduğu durumlarda gecikmeden yardım alınmalıdır, sosyal ilişkinin de bozulmasına fırsat verilmemelidir.

Ruhsal durum önemli bir faktördür. Mutsuz, isteksiz durumlarda cinsel ilişki ağrılı olabilir. İsteksizlik aynı zamanda vajinal salgılara da etki ederek kurulu ve ilişkide ağrı ve yanmaya neden olabilir. Cinsel ilişki iki tarafın da hazır olduğu zamanlarda olmalıdır.

Vajinismus: Vajinal kasların kasılması ile ağrılı ilişki ya da hiç ilişkide bulunamama şeklinde olabilir. Hem yüzeysel hem de derin ağrı yapar. Cinsel ilişkide bulunamayan hastalar vajinal tampon kullanamaz, vajinal muayene olamaz ve smear alınamaz. Bu nedenle hastanın kendi sağlığı için de tedavi önemlidir.
Nedenleri arasında en sık rastlanan iki neden yetiştirilme şeklinin çok yasakçı olması, cinsel ilişkinin ayıp, pis bir şey olarak görülmesi ve çocukluk çağında cinsel tacize uğramış olmaktır.

Ağrılı cinsel ilişkinin tipleri nelerdir ?
Cinsel ilişki sırasında iki tip ağrı olabilir: yüzeysel ağrı ve derin ağrı. Bazen her ikisi de olabilir.


· Rahim ağzı ile ilgili nedenler: Penisin değmesi sırasında oluşan “çarpışma ağrısı”dır. Genellikle enfeksiyon nedeniyle olur.
· Rahim ile ilgili nedenler: Myomlar ve adenomyozis en sık rastlanan nedenlerdir.
· Endometriozis: Çikolata kisti olarak bilinen endometriozis her zaman kist oluşturmayabilir, karın zarında ve karın içindeki tüm organlarda yaygın küçük odaklar şeklinde bulunabilir. Ağrılı cinsel ilişkinin en sık rastlanan nedenidir. Hastanın adet ağrıları da genellikle çok şiddetli olur, bazen tuvalet sırasında da ağrı duyulabilir. Şikayetler genellikle adete yakın zamanlarda daha şiddetli olur.
· Yumurtalık kistleri: Kisti olan bir yumurtalık yer değiştirip penisin çarpabileceği bir pozisyona gelebilir. Bu durumda ilişki sırasında derin ağrı duyulur. Çikolata kistleri en sık rastlanan durumdur.
· Leğen kemiği içinde yaygın enfeksiyon: Başta klamidya enfeksiyonları olmak üzere çeşitli etkenler oluşabilir. Spiral kullanan kadınlarda biraz daha sık görülebilir.


· Vajinal kuruluk: Menopoz ya da isteksizlik nedeniyle olabilir.
· Vajina ve vulva enfeksiyonları: Mantar ya da trikomonas sık rastlanan nedenlerdir. Siğiller de ağrı yapabilir.
· Doğum kesilerinin (epizyotomi) ağrıları: Kayganlaştırıcılardan fayda görülemezse cerrahi düzeltme gerekir.
· İdrar deliğinin çevresindeki doku (karunkül): Ağrıya neden olduğunda küçük bir işlemle alınması gerekebilir.
· Vulvodini: Dış cinsel organ ağrısıdır. Dokunmakla bile hastayı sıçratacak kadar ağrı olabilir. Nedeni kesin olarak bilinememekle birlikte tedavisi mümkündür.
· Kanser: 40 yaştan sonra başlayan cinsel ilişki ağrısında akla gelmesi ve aranması gereken bir nedendir.

Laparoskopi ile ağrı tedavisi – LUNA
Derin ağrı durumlarında tedaviye yanıt alınamazsa laparoskopi çok yararlı bir girişimdir. Pelvisteki her problem hem görülebilir ve hem de aynı anda tedavi edilebilir. Görülen endometriozis odakları yok edilir, çikolata kistleri çıkarılır, abse içeriği temizlenir, yapışıklıklar giderilir, myomlar alınır. Ağrı duyusunu omuriliğe taşıyan sinirler kısmen kesilerek ağrı belirgin derecede azaltılabilir.

Prof. Dr. Tansu Küçük
Acıbadem Maslak Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği

Yazının devamı...

Düşük (abortus)

Hamileliğin ilk yarısı (20 hafta) içinde sonlanan ve 500 gramdan hafif bebeklerin kaybedildiği gebeliklere “düşük” denir. İlk 12 haftada olanlar erken düşüktür ve olguların %80’i bu zamandadır. Bir defa düşük yapmış kadınlarda 2nci gebeliğinde düşük olma riski %20, 2 defa düşük yapmış kadınlarda 3ncü gebeliğin düşük olma riski %30, 3 defa düşük yapmış kadınlarda 4ncü gebeliğin düşük olma riski %40, 4 ten fazla düşük yapan kadınlarda yeni gebelikte düşük olma riski %50’ye yükselir. İki veya daha fazla düşük olmasına habitüel abortus denir. Düşüklerin bir çoğu sadece bir defa olur ve sonraki gebelikler sorunsuz ilerler.


Düşüğün nedeni bulunabilir ve düzeltilirse düşük engellenebilir.
Kromozomal sorun olduğunda bu çifte tüp bebek yapılarak sağlıklı bebek seçilir. Yumurtalar toplanıp, sperm ile döllendirildikten 3 gün sonra embriyo morula aşamasındadır. Bu aşamada iken embriyoyu çevreleyen zar laserle delinerek bir hücre (blastomer) çıkarılır ve genetik analize gönderilir. 2 gün içinde genetik laboratuvarı hangi embriyoların sağlam olduğunu bildirir ve o embriyolar transfer edilir (preimplantasyon genetik tanı).
Rahim şekil bozukluğu varsa genellikle histeroskopi denen bir ameliyat ile normal hale getirilir.
Rahim boynunda gevşeklik saptanırsa serklaj dikişi denen özel bir dikiş konarak rahim boynu kese ağzı gibi büzülür. Dikiş, doğuma kadar orada kalır.
Bağışıklıkla ve kan pıhtılaşması ile ilgili düşüklerde çok net başarılı olmasa da aspirin, heparin ve bazen kortizon verilir. Hormonal sorunlarda hedefe yönelik olarak tiroid, diabet ya da diğer tedaviler yapılarak düşükler engellenir. Enfeksiyon sorunları uygun antibiyotik tedavisi ile çözülürler.
Belki de en zor tedavi yaşam tarzı değişiklikleri dediğimiz konularda olmaktadır. Özellikle sigaranın bırakılması büyük bir sorun olabilmektedir. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı için ilgili dallardan yardım alınmalıdır. Çevresel zehirli faktörler için iş değişikliği gerekebilir. Hem sıfır beden tutkusu hem de aşırı obezite gebelik için uygun olmayan durumlardır, tedbir alınmalıdır. Diyetisyen yardımı gereklidir.


1. Düşük yaptıktan sonra bir sonraki hamilelik için beklemek gerekmez. Özel bir durum olmadıkça bir ara vermeye gerek yoktur. Ancak birden fazla düşük olmuş ve teşhis konmak için çalışmalara başlanmışsa bu süre içinde hamile kalınmamalıdır.
2. Maydanoz düşük sebebi değildir. Maydanozun içindeki bazı maddelerin adeti başlatabileceği, düşüğe sebep olabileceği iddia edilmiş olsa da kanıtlayan bilimsel bir çalışma yoktur. Salatada yiyeceğiniz bir tutam maydanoz düşük sebebi olamaz.
3. Vajinal muayene ve ultrason düşük sebebi değildir. Gerekli hallerde hem vajinal muayene hem de ultrasonografi yapılabilir. Bu işlemleri izleyen düşükler tamamen tesadüftür.
4. Çalışmak düşük sebebi değildir, istirahat düşük yapmayı engellenez. Çok ağır yük taşınmayan ve normal sürelerde çalışılan bir iş gebelikte düşük sebebi değildir, çalışmaya devam edilebilir. Ancak düşük tehdidi başladığında istirahat etmek hem rahime giden kan akımını artırmak hem de hastanın kendine zaman ayırıp iyi hissetmesini sağlamak amacıyla istirahat önerilir.
5. Çay kahve düşük sebebi değildir. Günde 5 bardaktan daha fazla kahve erken düşük sebebi olabilir. Daha az miktarlarda özellikle dekafeinize olanlar zararlı değildir.
6. Cep telefonları, manyetik kapılar (alışveriş merkezlerindeki veya hava alanlarındaki) düşük riskine neden olmazlar.


Prof. Dr. Tansu Küçük
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
İnfertilite ve Yardımcı Üreme Teknikleri
Acıbadem Üniversitesi

Maslak Hastanesi

Yazının devamı...

44 yaşındayım, hamileyim ! Ne olacak şimdi ?

40 yaştan sonra her ay başına kendiliğinden gebelik şansı %5 tir. Ama yine de mümkündür. Bu yaşlardaki adet gecikmelerini yaklaşan menopoza yorarken, kendinizi hamile bulabilirsiniz.

İleri yaşlarda gebeliğin fiziksel dezavantajları: 35 yaştan sonra birinci gebelik, 40 yaştan sonraki her gebelik “yüksek riskli gebelik” olarak kabul edilir. Gebeliğe bağlı hipertansiyon ve diabet daha sık görülür. Ayrıca bu yaşlarda myomlar ve çikolata kisti gibi jinekolojik problemler daha sıktır ve gebeliği komplikasyonlu hale getirebilir. Menopozda kapıdadır, geç yaşta doğumu izleyen yıllarda perimenopozal yakınmalar başlayabilir. Sıcak basması halsizlik, uykusuzluk, vücut ağrıları vb yakınmalar hem annenin kendisine, hem de bebeğe verdiği bakımı zorlaştırabilir.

Psiko-sosyal dezavantajlar: İlerleyen yaşlarda iş hayatında yükselme, gelir artışına parallel olan bir rahatlama ve özgürleşme olur. Tam da bu sırada olacak bir gebelik ve bebek hayatta yapmayı planladığı şeyleri geri bırakmasına sebep olur. Bu ileri yaştaki anne adayını mutsuz edebilir. Sokakta bebekle görenlerin “torununuz mu ?” diye sorması bile anneyi üzebilir. Anneye bebek bakımında yardım etmesi beklenen aile büyükleri ya kaybedilmiş ya da yardım edemeyecek kadar yaşlıdırlar. Bir bebek yapılabilse bile ikinciyi yapacak zaman kalmayacak, tek çocuklu bir aile olma olasılığı çok yüksek olacaktır.

İleri yaş gebeliğinin tıbbi avantajları: Kadınların hayat beklentisi yaklaşık 80 yıldır. “New England Centenarian” çalışmasına göre 40 yaş civarında doğum yapan kadınların 100 yaşını görme olasılığı daha fazladır. Bunun 2 nedeni olabilir: 1. 40 yaşında hamile kalacak kadar sağlıklı ise 100 yaşına kadar da yaşayabilir. Bu kadınların DNA’sında “longevity-uzun yaşam” geni olduğu düşünülmektedir 2. Hamilelik sırasında bebekten anneye gençleştirici, tamir edici kök hücreler geçer. Gerçekten de karaciğer biopsisinde erkek hücreler bulunan kadınlar vardır. Bu hücrelerin kaynağı yıllar önde doğurdukları erkek bebeklerdir. Bebek, kendisine bakacak olan anneyi yenilemekte, yani ona yatırım yapmaktadır.

Psiko-sosyal avantajlar: İstedikleri eğitimi tamamlayacak fırsat olur, mesleki olarak ilerlemiş olurlar, kişilik oturmuş ve kadın kendini keşfetmiş olur, kendine güvenir. Finansal olarak daha iyi durumda olacağından aile büyükleri olmasa bile kendine destek olacak bir yardımcı personel kiralayabilir. Bebeğin doğacağı evdeki ilişki ve evlilik daha sağlam ve stabildir.

Geç yaşta anne olmayı düşünenler için öneriler:

İleriyi görebilen ve 37 yaştan sonra anne olacağını hesaplayan kadınlar için en iyi önerim fertilite koruyucu yaklaşımlardır. Yani: bekar hanımlar için yumurta dondurma, evli olanlar için embriyo dondurmadır. Hatta kanser tedavisi alacak daha genç kızlar için yumurtalık dokusu dondurma bile mümkün. Kemoterapi ya da radyoterapi yumurtalıkları tahrip etmeden önce laparoskopi ile bir yumurtalık çıkarılır ve dondurulur. Yeni bir yöntem olsa da oldukça başarılıdır ve bu şekilde yapılarak doğmuş 50 ye yakın bebek vardır.

Aklınızın köşesinde bulunsun:

Yazının devamı...

Eyvah! Meme kanseriyim ve henüz bir çocuğum yok...

Merhaba!

Sizlerle ilk buluşmamız bir Ekim ayına rastladı. Ekim, meme kanseri farkındalık ayıdır. Ben de ilk yazıyı bu anlamlı konuya odaklamak istedim…

Tüm dünyada ve ülkemizde kanser vakaları artıyor. Öte yandan erken teşhis mümkün oldukça kanser için uygulanan tedavilerden başarılı sonuçlar alınıyor. Yani kanser vakaları artarken, hastalığı atlatıp sağ kalan ve ömrünün geri kalanını sağlıklı bir birey olarak geçiren kişilerin sayısı da hızla artıyor. Ama, etkin bir kanser tedavisi yapmak amacıyla verilen yüksek doz kemoterapi ya da radyoterapi tedavileri üreme hücrelerine zarar verebilir. Kanser ve diğer bazı hastalıklara karşı uygulanan tedavilerin, üreme fonksiyonlarına verdiği zarar düşünüldüğünde, özellikle genç ve aile planlamasını henüz tamamlamamış kişilerde doğurganlığın korunmasının büyük önem taşıdığı görülüyor.

Meme ya da diğer kanserlere yakalanan hastalarda doğurganlığın korunması için değişik yaş gruplarında değişik yaklaşımlar vardır:

Henüz yumurta üretemeyen, ergenliğe girmemiş kız çocuklar için tek seçenektir. Ergenlik sonrası olsa da, yumurtalık rezervi çok yüksek genç kadınlarda da kullanılabilir; burada önemli olan yaş değil yumurtalıklardaki yumurta rezervidir. Bu yöntemde, laparoskopi ile yumurtalıkların bir tanesi çıkarılıyor. Laboratuvar ortamında bu dokudan istenmeyen kısımları ayıklanıyor ve istenen kısımlar ince şeritler halinde bölünüyor, bu şeritler rulo haline getiriliyor, ve sonra donduruluyor. Kişi, yıllar sonra çocuk sahibi olmayı arzu ettiği zaman, eğer adetleri kendiliğinden başlamamışsa ve normal şekilde hamile kalması mümkün değilse (bazı hastalar, tedavi görmelerine rağmen herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan doğal şekilde hamile kalabiliyor) dondurulan dokulara başvuruluyor. Yumurtalık dokusu ya orijinal yere naklediliyor (ortotopik transplantasyon) ve burada yumurta üretmesi bekleniyor. Ya da ikinci bir yol olarak yumurtalık dokusu ön kol içine naklediliyor (heterotopik transplantasyon) ve burada kanlanması bekleniyor. Ardından da buradan alınan yumurta hücreleriyle tüp bebek yapılıyor. Yeni bir yöntem olsa da bu yöntem ile doğan bebek sayısı giderek artmaktadır.

Yumurta dondurma işlemi için öncelikle hastanın yumurtaları tüp bebek yapılacakmış gibi ilaçlar verilerek sayıca artırılıyor. Yaklaşık 10 günlük bir tedaviden sonra yumurtalar olgunlaşıyor. Yumurtalar kısa bir uyku sırasında ultrasonografi rehberliğinde toplanıyor. Sonra, hasta istediği zaman kullanılmak üzere donduruluyor. Vitrifikasyon denen hızlı dondurma yöntemi ile dondurulan yumurtalar zamanı geldiğinde çözündüğünde %90 oranında sağlam kalıyorlar. Böylece başarılı tüp bebek tedavileri ile canlı ve sağlam bebeklere dönüşüyorlar.

Kanser tedavisine başlanmadan önce kaybedecek hiç zamanı olmayan hastalarda veya yumurta büyütmek için verilen hormonların zararlı olabileceği durumlarda, henüz tam olgunlaşmamış yumurtalar alınıp laboratuvarda olgunlaştırılıyor; bu amaçla bulundukları sıvılara çeşitli hormonlar ve maddeler ekleniyor. Yumurtaların elde edilmesi tüp bebekte olduğu gibi iğne ile ya da laparoskopi ile doku dondurulmak üzere çıkarılan yarım yumurtalıkların yüzey bölümünden de olabiliyor. Yumurtalardan olgunlaşanlar, hasta evliyse eşinin spermi ile döllenerek embriyo şeklinde, evli değilse sadece yumurta olarak donduruluyor.

Özellikle kemoterapinin 10 gün kadar geciktirilebilir ve hormonal etkilerin zararlı olmadığı hastalarda tüp bebek uygulaması en uygun seçenektir. Bunun için, normal tüp bebek uygulamasında olduğu gibi, öncelikle yumurtalar çeşitli ilaçlar verilerek sayıca artırılıyor, kısa bir anestezi altında ultrasonografi rehberliğinde toplanıyor. Yumurtalar laboratuar ortamında, hastanın eşinden alınan sperm hücreleriyle dölleniyor. Ve oluşturulan embriyonlar dondurularak uzun yıllar saklanabiliyor. Hasta dileğinde, rahim içine nakledilerek gebelik oluşması sağlanabiliyor.

Aklınızın köşesinde kalsın:

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.