MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

İlişkilerde Bağlanma

İnsan olarak doğduğumuzda beslenmak, korunmak, avunmak ve duygularımızı düzenlemek için başkalarına ihtiyacımız vardır. İhtiyaçlarımızı karşılayan kişi/ler ile aramızda oluşan ilk bağlar, dünyayla ve diğer insanlarla kurduğumuz bağların öncülü, kendiliğimizin yapıtaşlarıdır. ''Başkaları'' tarafından sahiplenilmek, korunmak, sevilmek, önemsenmek bir taraftan zihnimizde ''kendi doğru modelimizi'' oluştururken, diğer taraftan da insanların güvenilir, ilgi ve sevgi sunmaya hazır bireyler olduğuna dair olumlu bir ''başkaları modeli'' oluşturur (Bowlby 1988).

Bebekliğimizde ihtiyaç ve beklentilerimiz yeterince karşılanmamışsa, bağlanmaktan kaçınma ve kaygı tepkileri geliştiririz. Stres altında olduğumuzda, hastalandığımızda ya da ihtiyacımız olduğunda bize bakım verenlerin tutarsız, yetersiz veya dengesiz karşılık vermeleri, sinirli ve kaygılı olmaları, orantısız bir şekilde mücadeleci olmaları bağlanma kaygısının artmasına ve strese karşı aşırı duyarlılık oluşturan ''yüksek aktivasyon'' stratejilerini geliştirmemize yol açar. Bu da yakın ilişkilerde eşimizin davranışlarına ve ulaşılabilirliğine aşırı dikkat harcama ve bu yöndeki seçici algımızda keskinleşme, ilişkilere ve eşe ''yapışma'', sürekli yakınlık ve onay aramanıza neden olur.

Çocuklukta temeli atılan bağlanma stilimiz, yakınlık kurma kapasitenizin, güven duygunuzun ve özgüveninizin temeli olduğu için, yetişkinlikteki romantik ilişkilerinizide şekillendirir.Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, karşılıklı doyum sağlama ve duygusal açıdan güvenli bir ilişki oluşturmada, evliliğin gelişimsel görevlerini yerine getirmede başarılı olurken, güvensiz bağlananlar stresli bir evliliğe zemin oluşturmaktadır.

Aile kendisini düzenleyen ve kendi içinde evrim geçiren bir sistemdir. Her bir üyenin bağlanma stili, evlilik iişkisini yakından etkiler. Çiftlerin birbirlerinin durumlarını karşılıklı düzenlemeleri biyolojik ödül mekanizmaları aracılığıyla, kendini güvende hissetmeyi sağlamaktadır. Böylece güvensiz bağlanma stili ile ilişkisine başlayan bir eş, ilişkide yeterli destek bulduğunda daha güvenli, daha az kaygılı hale gelir.

İlişkilerde sorun yaşayan çiftler uyumsuzluk yüzünden uzun süreli tekrarlanan çatışmalar sonrası ya da eşlerden birisinin tükenmişliği nedeniyle aile ve çift danışmanlarına yönelebilirler. Bu süreçte her iki eşin bağlanma stillerinin ele alınması, çiftlere bu konuda farkındalık sağlanması olduça önem taşır.

Şeyma ABAY

Aile Danışmanı

Yazının devamı...

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Kadına yönelik şiddet, ulusal ve uluslararası tüm gelişmelere rağmen, coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve öğretim düzeyine bakılmaksızın tüm dünyada ve kültürlerde yaygın olarak görülen evrensel bir sorundur.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün geçmişten günümüze uzanan kanlı bir tarihi var:

25 Kasım 1960'ta Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kız kardeş Patria, Minerva, Maria Mirabel'in cesetleri bir uçurumun dibinde bulundu. Mirabel kardeşlerin, tecavüz edilerek vahşice öldürüldüğü ortaya çıktı ve onlar diktatörlüğe karşı mücadelenin sembolü oldu.

Mirabel kardeşlerin öldürülmesinden sonra ertesi sabah gazetelerde bu ölümlerin bir kaza sonucu meydana geldiğini anlatan bir haber çıktı. Ama gerçek göründüğü gibi değildi. Mirabel kardeşler, ülkelerinde siyasal özgürlük için kararlılıkla mücadele ederek Latin Amerika'daki diktatör Rafael Leonidas Trujillo'ya meydan okudu. Bu yüzden diktatörlük tarafından zulme uğrayarak pek çok kez hapsedildiler ve en son olarak da 25 Kasım 1960 yılında arabalarından zorla indirilerek tecavüz ve işkenceyle vahşice katledildiler. Sonrasında, bu katliam kayıtlara "araba kazası" olarak geçti. 1981'de Dominik Cumhuriyeti’nde toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edildi. Bütün dünyada yankı bulan bu gelişmeler karşısında Birleşmiş Milletler, 17 Aralık 1999'da, 25 Kasım'ın "Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü" olarak benimsenmesine karar verdi.

Uluslararası ve ülkemizinde olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi (İstanbul Sözleşmesi) kadına yönelik şiddeti; “Kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” olarak tanımlamaktadır.

Ülkemizde 2014 yılında gerçekleştirilen “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması” sonuçlarına göre: Kadınların %36’sı yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya birlikte olduğu erkeklerin fiziksel şiddetine, %12’si cinsel şiddete, %44’ü psikolojik şiddete, %30’u ekonomik şiddete maruz kalmaktadır.

Dünyada her üç kadından biri, eşi veya birlikte olduğu erkek tarafından fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaktadır.

Kadınları, çocukları, aileyi ve toplumu olumsuz olarak etkileyen kadına yönelik şiddet farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır.

Fiziksel şiddet: Tokat atmak, bir şey fırlatmak, tartaklamak, vurmak, tekmelemek, sürüklemek, bıçak, silah gibi aletlerle zarar vermek…

Cinsel şiddet: İstemediği halde cinsel içerikli ifadeler kullanmak, cinsel ilişkiye zorlamak, hamile kalmaya, doğurmaya veya doğurmamaya zorlamak…

Psikolojik şiddet: Hakaret etmek, küfür etmek, aşağılamak, korkutmak, kendisini veya yakınlarını tehdit etmek…

Ekonomik şiddet: Çalışmaya engel olmak, zorla çalıştırmak, kadının gelirini elinden almak, ev harcamaları için para vermemek…

Israrlı Takip: Kişinin kendi güvenliğinden korku duymasına neden olacak şekilde sürekli telefon ile aramak, kısa mesaj veya e-posta göndermek, sosyal medya yolu ile takip etmek, istemediği zaman ve mekânda karşısına çıkmak, istemediği halde hediye göndermek…

ŞİDDET DÖNGÜSÜ
Şiddet, genelde bir döngü halinde gerçekleşmektedir.
Bu durum, kadının şiddete uğradıktan sonra gerekli önlemleri almak için harekete geçmesinde de bir engel oluşturmaktadır.
Şiddetin tekrarlanabileceğini bilmek, erken önlem almak açısından önemlidir.

ŞİDDET DÖNGÜSÜNÜN AŞAMALARI
Şiddet uygulayan kişi çeşitli sorunları bahane ederek gerginlik yaratır. Şiddet uyguladığı kişinin davranışlarını kontrol etmeye çalışır. Yapması ve yapmaması gerekenleri söyler. Mağdur kendini endişeli hisseder, gergin atmosferi hafifletmeye, sözleri ve davranışları konusunda dikkatli olmaya çalışır.

KRİZ DÖNEMİ
Şiddet uygulayan, sözlü, psikolojik, fiziksel, cinsel veya ekonomik olarak karşısındaki kişiye saldırır. Mağdur kendini aşağılanmış, üzgün hisseder ve haksızlığa uğrar.

PİŞMANLIK DÖNEMİ
Şiddet uygulayan, pişman olup veya pişman olduğunu söyleyip mağdurun gönlünü almaya çalışır ve olumlu bir tutum sergiler. Mağdur, şiddet uygulayanın çabalarını olumlu karşılar.

BAHANE DÖNEMİ
Şiddet uygulayan, davranışları için bahaneler üretir. Mağdur, şiddet uygulayanın bahanelerini (gerekçelerini) anlamaya çalışır, değişmesi için yardım eder, kendi algılarından şüphe eder ve durum için kendini sorumlu hisseder.

Bu döngü sessiz kalındığında, dönemler tekrarlanarak devam eder.

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele

Kadına yönelik şiddetle mücadele; çok yönlü, bütüncül bir yaklaşımı ve toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı mücadelesini gerektirir. Dolayısıyla, disiplinlerarası bir yaklaşımla çalışmaların yürütülmesi ve ilgili tüm tarafların önleme, koruma, cezalandırma ve politika boyutuyla sürecin içinde yer alması son derece önemlidir.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü ile başlayıp 10 Aralık İnsan Hakları Günü sona eren Uluslararası 16 Günlük Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetle Mücadele Kampanyaları halen yürütülüyor.

Şiddete Uğrayan Kadın Nasıl Mücadele Etmeli?

Şiddete uğrayan kadınların nereden yardım alabileceklerini bilmelerinin bu durumla mücadele etmeleri açısından çok önemlidir.

Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı Alo 183 , ALO 155 Polis İmdat, ALO 156 Jandarma İmdat,112 ACİL, 0212 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattını arayabilirler. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde veya Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürlüğünde, Aile Danışma Merkezleri ve Toplum Merkezlerinde ücretsiz olarak danışmanlık, rehberlik,yönlendirme hizmetleri alabilirler. ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanlara yönelik verilen tedbirlerin etkin olması için izleme yapan birimlerdir. Bu merkezlerde hukuki, psikolojik, mesleki ve danışma gibi farklı alanlarda hizmetler sunulmaktadır. Ayrıca sığınma evleri ya da diğer adıyla konukevleri, şiddete uğrayan veya risk altındaki kadınların varsa beraberlerindeki çocuklarıyla birlikte, geçici süre ile barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulmuştur. Bu hizmeti başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, kaymakamlıklar ve valilikler yürütmektedir.

ŞİDDET MAĞDURU NASIL KORUNUR?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun şiddeti derhal önlemeye ve gerekli desteği sağlamaya yöneliktir. Bu kanun gereğince şiddete maruz kalan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan herkes, ilgili makam ve kurumlara başvurabilir. Bu kurum ve makamlar şiddete uğrayan ve şiddete uğrama tehlikesi içinde bulunan kişilerin bizzat başvurması zorunlu değildir. Şiddeti öğrenen veya tanıklık eden kişiler de başvurabilir.

Şiddete Karşı Sessiz Kalma!

Yazının devamı...

Okula Dönüş Rutininizi Planladınız mı?

Çok sevdiğimiz tatili geride bırakıyoruz. Kısa süre sonra okullar açılıyor. Tatil rahatlığına ve düzensizliğe alışmış çocuklarımızın, okul rutinini planladınız mı? Yazdığım fikirlerin yardımıyla yeni okul rutininizi kişiselleştirip, planlayabilirsiniz.

Okul rutininizi kurmak için fazla beklemeyin.Çocuklarınızı belirli bir saatte yatma alışkanlığına sokmak için ne kadar beklerseniz, sabahları erken kalıp okula gitmek çocuğunuz için daha zor olacak.

İyi Bir Gün İyi Bir Uyku ile Başlar

Sabah hangi saatlerde kalkmak zorunda kaldıklarını bilirseniz, çocuklarınızın ne zaman yatağa gitmesi gerektiğine karar vermek çok daha kolay olacaktır. Çoğu uzman, çocukların en iyi durumda olmaları için her gece 9 ila 10 saatlik bir uykuya ihtiyaç duydukları konusunda hemfikirdirler, 8 saat ise minimum uyku olmalıdır. Örneğin, çocuğunuzun saat 7: 30'a kadar okula hazırlanmak için saat 6'da uyanması gerektiğini biliyorsanız, çocuklarınızın saat 19: 30'a kadar yatmaya hazırlanmaları gerekir.

Okulun ilk gününden birkaç hafta önce, daha erken yatma zamanlarına başlamalısınız. Çocuklarınızı her gece (yarım saatlik artışlarla) biraz daha erken yatırın. Bu süreci ne kadar çabuk başlatırsanız, yeniden erken yatmaya alışması daha kolay olacaktır.

Çocuklarınıza iyi bir gece uykusunu almasının önemini açıklayın. Uyku sırasında vücudun kendini iyileştirdiğini söyleyin. Yeterli uyku almak, onlara okul günü boyunca uyanık kalmaları için ihtiyaç duydukları enerjiyi verecektir.

Akşam Rutinleri

Çocuklarınıza bir gece önceden ertesi gün okulda ne giyeceklerini seçmelerini, banyo yapıp pijamalarını giymelerini ve yatmalarına alıştırın.

Böyle bir rutine sahip olmak ve bir aile olarak kullandığınız herhangi bir programa sahip olmak, onlara güçlü bir tutarlılık duygusu kazandıracaktır. Bu süreç, çocuklarınızdan yatmadan önce şikayetinizi azaltabilir.

Daha büyük çocuklara genellikle daha küçük çocuklardan daha geç kalmasına izin verilir, ancak bu onların çok geç kalmasına izin verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Onlarda aynı rutini takip etmeli - kıyafetlerini seçmeli, kişisel ihtiyaçlarına dikkat etmeli ve her zamankinden daha erken yatmalı - böylece iyi bir gece uykusu çekmeye hazır olacaklardır.

Bir okul gününden önceki gece kıyafetlerini seçmek için zaman ayırdıklarında, “Anne, mavi tişörtümü gördün mü?” Veya “Anne, ayakkabılarım nerede?” Gibi sorularla karşılaşmayacaksınız. Geceden hazırlıklar, ertesi sabah akışı çok daha sorunsuz hale getirir.

Yatağa girdiklerinde yaşlarına uygun olarak, bir uyku vakti hikayesini okuyun ya da o gün olan bir şey hakkında veya konuşmak istedikleri bir şey hakkında sohbet edin.

Ertesi günü onlarla konuşun. Hangi aktiviteleri planlanlıyorsunuz? Doktor randevusu var mı? Çocuğunuzu alışılmadık bir zamanda okuldan alacak mısınız? Okuldan eve döndükten sonra neler yapacaksınız? Onları bir sonraki güne hazırlamak için yapabileceğiniz her şey, tüm aile için işlerini kolaylaştırır.

Sabah Rutinleri

Küçük çocuklar için, her sabah yapmaları gereken şeyler tablosu oluşturmak iyi bir fikirdir. Aşağıdaki öğelerle birlikte "yapılacaklar" listesi oluşturmak için resimleri kullanmak isteyebilirsiniz:

Yazının devamı...

Karne Hediyesi Alınmalı mı?

Ebeveynler olarak çocuklarımızın okulda ve gelecekteki yaşamları boyunca başarılı ve iyi olmalarını istiyoruz. Bu hedef için her şeyi yapmaya istekliyiz .Çocuğumuz bir yıl daha okula gitti çalıştı, çabaladı ve sonunda eve iyi veya kötü notlar olan bir karne getirdi. Notlar çabaları için kısa süreli bir motive edicidir, çocuklarımıza öğrenme sorumluluğu kazandırmaz. Eğitim ve öğrenme bir zamanlar biz ebeveynlerinde tecrübe ettiği üzere sadece bir okul çalışması değildir, yaşam boyu gerçekleşir. Bu yüzden burada sorumluluğunuz büyük.

İç motivasyon mu ödül mü?
Çoğumuz çocuklarımızın içsel olarak motive olmasını istiyoruz - başka bir deyişle, çocuklarımızın iyi dereceler kazanmalarını somut ödüller olmaksızın çalışmak istemelerini istiyoruz. Okula başladıkları zaman, birçok çocuk içsel olarak motive olur ve bizim işimiz onların bu kaliteyi sürdürmelerine yardımcı olmaktır. Çocuk içsel olarak motive edilirse ve iyi dereceler için somut ödüller teklif edilirse, bu çocuk muhtemelen ödülleri kullanmaya başlayacaktır ve gelecekte bir ödül varsa ancak iyi notlar alabilecektir. Dış motivasyon (hediye), iç motivasyonu (öğrenmek) azaltır.

Pozitif ebeveynlik sürecinin bir parçası olan cesaretlendirme önemlidir. Güzel yaptığı bir ödev karşısında ''iyi iş , aferin '' demeniz çocuğunuza özgüvenini hatırlatmanızı sağlar. Başarılarından doyum elde etmesini sağlar, gerçek değerini öğrenir. Teklif edilen hediyeler için değil öğrenmek için çalışmasını sağlar. Uzun vadede bir çocuğun en iyi ödülü övgü ve teşviktir.

Karne hediyesi, çocuğu gerçek amaçtan (öğrenmek) uzaklaştırır, sadece notlara odaklanmasını sağlar. Başka bir nokta ise karne hediyesi çocuğunuza kötü not alma hakkı verebilir. Çocuk, “İyi not alırsam hediye alacağınızı söylediniz. Ben hediye istemiyorum. Öyleyse kötü not alabilirim” diyebilir.

Ne yapmalıyız?
Çocuklarımızın iç motivasyonunu hediye ve rüşvette aramamalyız. Çocukların çabalarını övün ve överken yaptığı eylemi vurgulayın notu değil. Karne sonrası aile toplantısı veya aile yemeği ya da birlikte yapılacak ve birlikte karar verilecek bir etkinlik, kutlanma en güzelidir.


Şeyma ABAY
Aile Danışmanı


https://www.instagram.com/uzmailedanismani/

Yazının devamı...

Eyvah Ebeveyn Oldum! Kendinize Güvenmenin 10 Yolu

Yeni doğmuş bir bebek kullanım klavuzu ile Dünya'ya gelmez. Bunun yerine ebeveynlik deneme ve yanılma ile öğrenilir. Bu her şeyi yanlış yaptığınızı hissetmenize neden olabilir. Medyadan ve "sosyal" medyadan olumsuz etkilenme de üzerine eklenince kendinizi "Dünya'nın en kötü ebeveyni" hissedebilirsiniz.

Kendinize ve seçimlerinize inanmaya nasıl başlayabilirsiniz? İşte yolları;

1. Helikopteri durdur. Ebeveynler rehber olmalı, gardiyan ya da izleyici değil. Bunu anlayanlar genel olarak daha mutlu, daha sağlıklı ve daha büyük yaşam ve evlilik memnuniyeti ve çocuklarıyla daha güçlü ilişkiler kuruyorlar.

2. Unutma, ebeveynlik bir bilim değildir. Bütün bebekler bireydir, yani bir arkadaş ya da akrabasının bebeği için işe yarayan şey sizin için çalışmayabilir. O zaman sizin ve bebeğiniz için en iyisini yapın ve başkalarının söylediklerine endişelenmeyin. Bebeğiniz sağlıklı ve iyi olduğu sürece gerisi önemli değil.

3. Yanınızda bulunanlardan tavsiye alın. Güvendiğiniz büyükanne/büyükbabalarla görüşme için zaman harcayın. Hangi dersleri öğrendiler? Neyi farklı yaptılar? Bizden daha yaşlı insanlarda zengin kaynaklara ulaşmayı sık sık unutuyoruz. Bunu yaparak, onların bilgelik yıllarından faydalanıp, bu tecrübelerle kendimize daha güvenebiliriz.

4. Okuyun. Ebeveynlik konusunda daha fazla kitap okuyun, ne kadar bilgili olursanız, ebeveynlik becerilerinizde daha iyi hissedeceğinizden emin olun.

5. Kendinizi karşılaştırmayın. Bir bebek sahibi olmak sizi bir rekabetin içinde olduğunuzu hissettirebilir.Diğer ebeveynlere ayak uydurmak yorucudur. Bunu yaparak kendinizi üzmeyin.

6. Yardım almak. Pek çok yeni anne, kendilerini uykusuzluktan ve doğum yaraları bile henüz iyileşmeden, her şeyi kendileri yapmaya çalıştıklarından ( ev işleri ve bebek bakımı gibi) boğulmuş hissederler . Bu görevleri herhangi bir bütçeye devretmenin yolları vardır. Akrabalar, arkadaşlar ve komşular evcil hayvan bakımı, ayak işleri, çamaşır yıkama ve yemek hazırlığı konusunda yardımcı olabilir. Ya da gerektiğinde yardım etmek için birini tutabilirsiniz.

7. İnsanları ve sizi strese sokan ve ebeveynliğinizi zayıflatan şeyleri sınırlandırın veya ortadan kaldırın. Yeni bir ebeveyn olarak daha hassas ve daha kolay bunalmış hissedebilirsiniz. Kendinizi olumlu insanlarla çevirin.

8. Kendinize güvenin. Bir şey doğru hissettirmiyorsa, yapmayın. Düşündüğünüzden daha fazlasını biliyorsunuz.

9. Hatalara izin verin. Biz insanız ve çoğu zaman yaptığımız hatalardan öğreniyoruz. Bu yüzden yeni doğanlar dayanıklıdır. Hata yapmaktan korkmayın.

10. Destekleyici bir oyun grubu arayın. Bunları mahallenizde, Facebook'ta, doktorunuzdan veya ebenizden öğrenebilirsiniz. Verilecek tavsiyeler her zaman doğru olmayabilir, aynı zorlukları yaşayan bir grup anneye sahip olmak, yeni annenin her gün ihtiyaç duyduğu desteği ve güvenceyi sunacaktır.

Kısacası artık ebeveyn oldunuz.Kendinize güvenin, kendinize güvenmenize sizin kadar artık bebeğinizinde ihtiyacı var...

Şeyma ABAY

Aile Danışmanı

https://www.instagram.com/uzmailedanismani/?hl=en

Kaynak: https://www.fitpregnancy.com/parenting/real-mom-stories/tips-to-build-your-new-parent-confidence

Yazının devamı...

Doğum Sıranız Kişiliğinizi Nasıl Şekillendiriyor?

En büyük, orta, en küçük veya tek çocuk mu?
Kişilik, bir çocuğun ilk ya da yedinci sırada doğduğu biyolojik gerçeğe dayanmaz fakat çocuklar aile içindeki pozisyon rollerine göre farklılık gösterir.Ebeveynler bunu fark edip etmese de, bu rolleri pekiştirme eğilimindedir.

İlk bebekler anne babaların liderliğini takip ettikleri için, sorumluluk almaktan ve güven duymaktan hoşlanıyorlar.Ayakkabılarını bağlamayı veya bisiklete binmeyi öğrendiklerinde onlarla eğlenmek için büyük kardeşleri yoktur.Yetişkinler onları ciddiye alır ve bu da onların güvenini arttırır.İlk bebeğinz her şeyi doğru yapmak ister.Bu nedenle kendi sütünü dökmemeye veya düzgün boyama yapmaya çalışır.İlk bebekler mükemmelliyetçi olma eğilimindedirler.

Ünlü ilk doğanlar: Hillary Rodham Clinton, Oprah Winfrey, Penelope Cruz, Josh Hartnett ve Kate Middleton.

Orta Çocukluk


Bundan dolayı orta çocuklar, ailede bir sonraki eski kardeşleri nasıl algıladıklarına tepki olarak ortaya çıkar.Ebeveyn büyük kardeşten memnunsa, orta çocuk dikkat çekmek için isyan edebilir.

Orta çocuğun gözünde, en büyük kardeşler tüm ayrıcalıkları toplarlar ve bebekler her şeyden kaçarlar, bu yüzden orta kardeşler istediklerini elde etmek için pazarlık yapmayı öğrenirler.

Genellikle orta kardeşler hoşgörülü, diplomatik ve hayal kırıklığını iyi idare ederler.Gerçekçidirler ve ailede en bağımsız olma eğilimindedirler.Sık sık aile dışındaki arkadaşlarına yönelme eğilimleri vardır.

Ünlü ortancalar: Donald Trump, Elijah Wood, Bill Gates, Prenses Diana ve Martin Luther King, Jr.

Ortanca çocuğa sahip ebeveynler için öneriler; akranlarına olan ihtiyaçlarına saygı duyun, parkta ya da oyunlarda yeni arkadaşlar edinmeleri için fırsatlar yaratın.

Ebeveynler, son çocuk gelince bir şeylerin kaymasına izin veriyorlar - artık gergin değiller. Son bebekler genellikle kardeşlerinden daha fazlasıyla kaçarlar.Daha az sorumluluk taşırlar, bu yüzden daha kaygısız, kolay, eğlenceli, sevecen ve sosyal olabilirler ve insanları güldürmekten hoşlanırlar.

Ünlü son çocuklar: Rosie O'Donnell, Eddie Murphy, Halle Berry, Cameron Diaz, Paula Abdul ve Lucy Liu

Son Doğan Çocuğunuza Ebeveynlik
Son bebekler çoğu zaman ciddiye alınmadığını hissederler. Ailenin bazı kararlarını vermesine izin verin - akşam yemeği için nereye çıkacağınız veya hangi videoyu birlikte izleyeceğiniz gibi.
"İlkleri" ni kabul et. Ayakkabılarını bağlamayı öğrendiğinde, ilk doğanla yaptığınız gibi akrabaları arayın. Sanat eserlerinin büyük bir kısmını, büyük kardeşleri için yaptığınız gibi, çizimlerini buzdolabında gösterdiğinizden emin olun.
En küçük çocuğa bazı sorumluluklar verin, hatta masaya peçeteler koymak gibi basit bir şey.

İlk Bebekler
İlk bebekler genellikle kendinden eminlerdir, iyi konuşurlar, detaylara büyük önem verirler ve okulda iyi davranırlar. Artı, yetişkinler etrafında çok fazla zaman harcadıkları için çoğu zaman "küçük yetişkinler" gibi davranır. Sadece çocuklar ebeveynlerinin dikkatini çekmek için yarışmak zorunda kalmamış ya da kardeşleriyle oyuncaklarını paylaşmamışlardır, bu yüzden kendinden merkezli bir çizgi geliştirme riski vardır.

Tek çocuk ebeveyni olanlar için; Evde başka çocuklarla paylaşılmaya alışkın olmadıklarından sadece çocuklar özellikle oyun gruplarından yararlanabilirler.
Tek çocuklar mükemmeliyetçiliğe yönelir, bu yüzden kendi hatalarınızı kabul edin. Onun yaşlarında mükemmel bir daire kesemeyeceğini hatırlatın.


Aile Danışmanı
Şeyma ABAY

https://www.instagram.com/uzmailedanismani/



Yazının devamı...

Çocuklar ve Boşanma

Boşanmada bazıları geleneksel ailenin yok olmasından yakınır; bazıları ise aile biçimleri ve rollerin çeşitliliğine kucak açar.Boşanmış ebeveynlerin çocukları ya kırılgan ya da incitilemez olarak resmedilir.

Tüm boşanmalar için geçerli olabilecek belirleyici bir özellik varsa, o da değişimdir.Bazı değişimler ayrılıktan çok önce başlar; bazıları yasal boşanmadan sonra uzun süre devam eder.Değişiklilkler aile ortamını daha iyi ya da daha kötü kılabilir, ama bi gerçek vardır ki çocukların uyum sağlaması gerekir.Dolayısıyla çocukların üzerindeki psikolojik etkisi iki seviyede değerlendirilmelidir.ilki, adapte olma sürecidir.Bu süreç, hemen her zaman zor olsa da, daha az kesintiye uğrayan ve istikrarın daha çabuk sağlandığı boşanmalarda daha az stresli geçer.İkinci seviye, çocukların uzun vadedeki psikolojik uyumuyla ilgilidir.

Çocukların boşanmayla nasıl baş ettiğini değerlendirirken, geçiş sürecindeki zorlukları küçümsememeli ve anormal sonuçlar riskini abartmamalıyız.

Çocuklar ve boşanma hakkındaki görüşlerimiz, bizi ailemize ve çocuk yetiştirmeye yönelik inançlarımızı incelemeye zorlar.Öyle ki, boşanma hakkında herhangi bir tartışma kaçınılmaz biçimde bizi “normal” aileler ve “sağlıklı” çocuk yetiştirmeye dair görüşlerle yüzleştirir.

Boşanma, aynı zamanda yaygın olarak çocukların ebeveynlerden biriyle tipik olarak babayla iletişimin önemli ölçüde azalmasına neden olur.Bunun sonucunda ortaya çıkan ayrılık sıkıntısı yeniden bir araya gelinmesi umudu canlı tutuldukça ve ayrılık denemelerine teşebbüs edildikçe; ya da çocuklarla birlikte yaşamayan ebeveyn onlarla istikrarlı ve öngörülebilir iletişim koşulları sağlayamadığında uzayabilir.

Yeni iş ve sosyal hayat ihtiyacı da birlikte yaşayan ebeveyni çocuklar için daha az erişilebilir kılabilir.Tek ebeveyn olmanın getirdiği yük ise onları psikolojik olarak daha az erişilebilir hale getirebilir.

İhtiyaçtan dolayı bazı ebeveynler boşanmayı takiben çocuklarından beklentileri yükselir.Rol gerilimi ya da kendi duygusal durumlarıyla meşguliyet diğer bazı ebeveynlerin daha az fiziksel ve duygusal destek sağlamalarına ve daha sert disiplin uygulamalarına neden olabilir.Bu olumsuz etkilere suçluluk, kendinden şüphe duyma ya da çocuklarla kısıtlı iletişim sebep olabilir.

Üvey ebeveyn, çocuklar için yeni bir destek kaynağı olabilir ya da işgalci veya rakip olarak algılanabilir.Bunlar, en az psikolojik konular kadar dikkat gerektiren olaylardır.

Boşanmaya dair bazı kilit aile değişimleri ve bu değişime çocukların uyumunu etkileyen faktörler;

-Geçen zaman ve çocukların şimdiki yaşını da kapsayacak şekilde zaman ve gelişim boyunca değişiklikler, boşanma öncesi işlevsellik, çocukların ayrılık sırasındaki yaşı;

-Çocukların boşanma öncesinde, sırasında ve sonrasında ebeveynler arasındaki çatışmalara dahil edilmesi;

-Bir bağlanma figüründen ayrılık süreci;

-Alterrnatif birincil velayet düzenlemeleri ve çocukla birlikte yaşayan ebeveynin çocuk yetiştirme kalitesi;

-İletişim sıklığı ve çocuk yetiştirme kalitesini de kapsamak üzere çocukla birlikte yaşamayan ebeveyn;

-Ekonomik faktörler

-Yeniden evlenme

-Ebeveynlerin ruh sağlığı, kardeş ilişkileri ve etnik kökendir.

Ebeveyn-çocuk-ebeveyn üçlüsü disiplini destekleyebilir veya baltalayabilir.İstikrarsız disiplin her ikisi de ebeveynlerin müzakere edip çözmesi gereken sorunları olan ebeveyn otoritesindeki net olmayan sınırlardan veya ebeveynler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanabilir.Çocuklara diğer ebeveynin sözünü dinlemesinin gerekmediği söylenebilir ya da çocuklar eski eşle iletişim kurmak ya da onu cezalandırmak için bir araç olarak kullanılabilir.Bu tür durumlar çocukların kesinlikle zararınadır.Böyle durumlarda ebeveyn ve çocuklarla rehberlik edecek bir uzmana gidilebilir.

Şeyma ABAY

Aile Danışmanı

https://www.instagram.com/uzmailedanismani/

Yazının devamı...

Helikopter Ebeveyn Misiniz?

Helikopter ebeveyn terimi ilk olarak Dr. Haim Ginott'un 1969 tarihli "Ebeveynler ve Gençler" kitabında , ebeveynlerinin bir helikopter gibi üzerlerinde gezindiğini söyleyen gençler tarafından kullanılmıştır; Terim 2011 yılında bir sözlük girişi olmak için yeterince popüler oldu. Helikopter ebeveynler, bir çocuğun hayatında, sorumlu ebeveynlikten fazla aşırı kontrolcü, aşırı korumacı olan ebeveynlerdir.

Helikopter ebeveynlik bir dizi nedenden dolayı gelişebilir; sonuçlardan korkma, endişe, diğer ebeveynlerden gelen akran baskısı...

İhmal edilmiş veya görmezden gelinmiş olan yetişkinler kendi çocukları ile aşırı uyum sağlayabilirler. Aşırı dikkat ve izleme, ebeveynlerin kendi yetişmelerinde hissettikleri bir eksikliğin giderilmesine yönelik girişimlerdir.

Helikopter ebeveynliğin çocuklar açısından sonuçları nelerdir?

- Azaltılmış güven ve benlik saygısı.''Benim ebeveynim bunu kendi başıma yapmam için bana güvenmiyor.''

- Problem çözme becerisi kazanamazlar. Her yaştan çocuğun problem çözme becerisine ihtiyacı vardır. 5 yaşındaki bir kelimeyi öğrenmeniz gereken bir kelime ya da iş bulamayan 25 yaşındaki bir çocuğunuz olsun, çocukların kendi problemlerini nasıl çözeceklerini bilmeleri gerekiyor. Ebeveynler tüm çocuklarının sorunlarını çözdüklerinde, çocuklar bu değerli problem çözme becerilerini öğrenemezler.

- Helikopter ebeveynlere bağımlı hale gelir; Helikopter ebeveynleri çocuklarına, çocuklarını onlara bağımlı hale getirebilecek kadar çok şey yaparlar. Eğer bir anne, 19 yaşındaki çocuğunu her sabah uyandırırsa, kendisi için bunu nasıl yapacağını öğrenmeyecektir. Ebeveynler, çocukların onlar olmadan nasıl hayatta kalacağını öğrenmelerine yardım etmelidir.

-Artan kaygı.

-Gelişmemiş yaşam becerileri.

Helikopter bir ebeveyn olmaktan nasıl kurtulabilirsin?

Çocuklarınızın yaşam becerisi kazanmasına yardımcı olun, onları kontrollü olarak özgür bırakın.Anne-babalar olarak, çok zor bir işimiz var. Çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel olarak yapabilecekleri işleri yapmalarına izin verin...

Şeyma ABAY

Aile Danışmanı

https://www.instagram.com/uzmailedanismani/

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.