MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Hayır Diyememek

Birçoğumuz çoğu zaman yapmak istemediğimiz şeylere evet demek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Bunun nedeni; karşımızdakini kırmaktan korkmak, sert tepkiler almaktan çekinmek, dışlanacağını ve sevilmeyeceğini düşünmek, kaybetmekten korkmak olabilir. Hayır diyemediğimiz şeyler bizi mutlu etmediği gibi özgüvenimizi ve özsaygımızı zedeliyor.

Peki nasıl HAYIR diyebiliriz?
Eğer sizden istenilen şeyi yapmak için vaktiniz yoksa, bu aralar üzerinde çalıştığınız başka konular olduğunu ve bundan dolayı sizden istenilen şeyi yapamayacağınızı söyleyin. Gerekirse çalıştığınız konu ile ilgili detay verin.

Bir şeye hayır demek illede birini kırmak manasına gelmez. Kibarca, bunu yapmak isterdim ama maalesef bunun için yeterli zamanım yok diyebilirsiniz.

Evet ya da Hayır demeden önce bunu düşünmek için karşınızdakinden biraz zaman isteyebilir, daha sonra kararınızı ona bildirebilirsiniz.

Bu konuda sana yardım edecek doğru kişinin ben olduğumu sanmıyorum. X kişisi bu konuda benden daha bilgili eminim sana benden daha çok fayda sağlayacaktır diyebilirsiniz.


Cesur olun. Hayır demek her zaman korkunç tepkiler almak demek değildir. Doğru kelimelerle kendimizi ifade ettiğimizde, aldığımız tepkinin beklediğimiz tepkinin yarısı kadar bile olmadığını gördüğümüzde hayır diyebilme becerimiz artacaktır.

Sevgilerimle
Uzm.Klinik Psikolog Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin

Yazının devamı...
Yazının devamı...

Sizin Bağlanma Stiliniz Ne?

Bağlanma teorisi, genlerimize işlenmiş yakınlık kurma ihtiyacını ele alır. Evrimsel olarak hayatımızdaki bazı bireyleri seçip ayırmaya ve değerli kılmaya programlıyız. Bir eşe bağlı olacak şekilde yetiştirildik. Bu ihtiyaç rahimde başlar ve ölünce sona erer.

3 farklı bağlanma stili vardır.

1. Güvenli Bağlanma: Bu bağlanma stiline sahip biriyseniz, güvenilir, tutarlı ve güven telkin eden birisiniz demektir. Yakınlıktan kaçınmaz ve şüpheci davranışlar sergilemezsiniz. Bu bağlanma stiline sahip ilişkilerde her şey çok yolundadır, ilişki doyumu oldukça yüksektir. Eğer partnerlerden biri kaygılı ve güvensizse korkmayın, güvenli bağlanma stiline sahip birey onu da doyumu yüksek olan bir ilişkinin içine çekiyor ve sizi güvensizliklerinizden arındırıyor.
Bu kişiler kendilerine ve partnerlerine güveniyor, ilişki içerisinde daima açık iletişimden yana oluyor, kendini ifade etmekten ve sorunları çözmekten kaçınmıyor, ilişki içindeki kararları daima ortak almak istiyor.

2. Kaygılı Bağlanma: Eğer bu bağlanma stiline sahipseniz partnerinize yakınlık kurmayı çok seviyorsunuz ama onun size sizin ona yakın olduğunuz kadar yakın olmayacağından korkuyorsunuz demektir. İlişkiniz duygusal enerjinizin çoğunu tüketiyor ve partnerinizin davranışlarındaki ufak tefek dalgalanmaları fazla kişiselleştiriyorsanız, ilişki içerisinde fazlaca olumsuz duygu hissediyor ve moraliniz hemen bozuluyorsa siz muhtemelen kaygılı bağlanma stiline sahip birisiniz. İlişki içerisinde sıklıkla trip atıyor sonrasında söylediklerinizden ve yaptıklarınızdan pişman oluyorsunuz ama partneriniz size fazlasıyla güven verdiğinde kaygılarınızdan arınıyor ve memnun hissediyorsunuz.

3. Kaçıngan Bağlanma: Bağımsızlığına düşkün olan bu kişiler partneriyle yakın olmak istemesine rağmen fazla yakınlıktan rahatsızlık duyar ve partnerini hep belli bir mesafede tutmak ister. Bu kişiler ilişkilerine çok fazla kafa yormazlar ve reddedilmeyi çok kafaya takmazlar. İlişkideki sınırın aşılmasından çok hoşlanmayan bu kişiler duygusal açıdan da partnerlerine uzaktır.

Sevgilerimle
Uzm.Klinik Psikolog Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin

Yazının devamı...

İlişkinin Gereksinimleri

İnsan canlısının evlilikten beklentisinin ayarsızlığını, evlenmiş olan herkes bilir. Sevilmek, hem de beğenilmek, onaylanmak, cinsel yönden çekici bulunmak, sözü dinlenmek-önemsenmek, ailelerin sevilmesi yahut sevilmiyorsa fark ettirilmemesi, parasal ortaklık.. Ve asıl bomba bunların hepimiz tarafından koşulsuz ve her zaman istenmesi demiş sevgili Dr. Gülcan Özer kitabında.

İlişkiyi sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmenin elbette ki birçok unsuru var. Aslında birçoğumuzun bildiği fakat uygulama noktasında hayata geçiremediği. Peki bunlar neler?

Saygı: Size saygı duymayan birine olan sevginiz zaman içerisinde azalarak biter dolayısıyla ilişkinin başlamasında ve devamlılığında saygı istisnasız ön koşul.

Sevgi: Sevgi bir ilişkinin yakıtıdır. Hataları tolere edebilmenin, fedakarlık yapabilmenin, iletişebilmenin, sırf onu seviyorsunuz diye sevmediğiniz, istemediğiniz birşeyi o istiyor diye yapabilmenizin olmazsa olmazıdır.

Romantizm: Uzun soluklu bir ilişki hayal ediyorsanız sıradanlıktan uzak kalmak zorundasınız. Romantizm ille de mum ışığında yemek yemek, hergün ellerinde çiçeklerle gelmek demek değildir. Olağanın dışında yaptığınız, ilişkinizi sıradanlıktan kurtaracağınız herhangi bir şey romantizm sayılabilir. Hergün aşkım dediğiniz birine birgün de hayatım demek, hergün mutfakta yemek yemek yerine birgün de salonda yemek yemek gibi.

Doğru cinsellik: Doğru rollerde sevişiyor musunuz? Sosyal kimlikleriniz yatak odanızın dışında kalıyor mu? Kadın da erkek te kendi rolünde sevişmeli. Partnerinize kendinizi anne gibi ya da baba gibi hissettirecek davranımlarda bulunmayın. Partnerinizin bireysel ihtiyaçlarını karşılamayın, bunlar kadını kadın rolünden çıkarıp anne rolüne geçirir bu da sizin kadınsı imajınızı zedeler.

Değer görme: Kendimi değersiz hissediyorum. Bunu eminim ilişkinizin bir evresinde hepiniz söylemişsinizdir. Ama değerli hissetmeniz için partnerinize neler yapması gerektiğini birçoğunuz söylememişsindir. İletişime açık olun, beklentilerinizi dile getirmekten kaçınmayın.

Sadakat: Sadakatsizlik.. Partnerinizin bilgisi dahilinde olmayan, onu üzecek ilişkinize zarar verecek herhangi bir davranış. İlişki içinde mutsuzluğa ve derin problemlere yol açar.

Doğru iletişim: Bütün problemlerin asıl nedeni. İLETİŞİMSİZLİK.. Konuşmak, anlamak, anlatmak, dinlemek, uygulamaya çalışmak, anlamadığında tekrar tekrar sormak. İletişimin önündeki engelleri keşfetmek, ortadan kaldırmaya çalışmak gerekirse bir uzmandan destek almak önemli.

Kaliteli zaman: Aynı anda aynı şeyi yapabilme becerisi. Tabi aynı anda televizyon izlemek telefonla vakit geçirmek buna dahil değil. Ama karşılıklı susmak kaliteli zamana dahil. Bunu yaşam biçimi haline getirebilmelisiniz. Zamanını ve aktivitesini ortak olarak ayarlayabilmelisiniz.

Uygun ideal ortam: Eğer ailenizle aynı apartmanda ya da yakınlarında oturuyorsanız bunun sınırını çok iyi korumalısınız. Aileler ya da üçüncü kişiler ilişkiye müdahil olmamalı. Sorunlar daima iki kişi arasında çözülmeli.

Sevgilerimle
Uzm. Klinik Psikolog Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin

Yazının devamı...

Vajinismus Nedenleri

Alt periner kasların kişinin iradesinden bağımsız olarak cinsel birleşme öncesinde istemsiz bir şekilde kasılarak penis-vajina birlikteliğinin yani koitusun tamamen imkansız hale gelmesi durumuna ''Vajinismus'' diyoruz.

Bu kişilerin 3 tip korkusu vardır

1. Oraya hiçbir şekilde hiçbir şey giremez.
2. Oraya başkasına ait olan birşey giremez.
3. Oraya penis giremez korkusu.

Her 10 kadından 1i ağrılı cinsel işlev bozukluğu yaşıyor.

NEDENLERİ

Ana neden cinsel bilgi eksikliği.
Abartılmış ilk gece deneyimleri. (Kadının kan kaybından öleceğinden korkması)
Kızlık zarı ile ilgili abartılı inanışlar. (Kızlık zarının korunması gerektiği)
Cinselliğin konuşulmadığı ayıp, yasak günah diye nitelendirildiği ortamlarda yetişmek.
Ödipal çatışma. (Yani kişinin partnerinin kişiye abisiymiş, babasıymış gibi gelmesi.)
Hamile kalma korkusu.
Cinsel travmalar. (Taciz, tecavüz)
Cinselliğin pis ve kötü olduğuna dair inanışlar.
Eşler arası ilişkisel problemler. (Statü farkı)
Eşe duyulan öfke, nefret ya da kişinin zorla evlendirilmiş olması.
Takıntılı ve obsesif bir kişilik.

TEDAVİSİ

Kişinin sorununun organik mi psikolojik mi olduğunu anlamak için öncelikle bir jinekolog muayenesi olması gerekir. (sorun genellikle psikolojiktir). Daha sonra alanında uzman bir cinsel terapistten eşi ile birlikte giderek cinsel terapi alması gerekir. Bu terapiler çoğunlukla yapılandırılmıştır ve %99 kişi tedavi sonunda sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşur.

Sevgilerimle
Uzman Klinik Psikolog/İlişki ve Cinsel Terapisti

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail:bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin


Yazının devamı...

Aldatmanın Nedenleri

Kişinin yakın ilişki kurduğu partneri dışında 2. bir şahsa karşı duygusal ve cinsel anlamdaki ilgi ve yakınlığına aldatma diyoruz. Aldatma 4 çeşittir.

Duygusal Aldatma: Yakın ilişki kurduğu partneri dışında ötekine karşı duyduğu salt duygu ve ilgi. Fiziksel bir birlikteliği içermez. Kişi seviyordur, bazen karşılıklı bazense platoniktir.

Cinsel İçerikli Aldatma: Partneri dışında kişinin ötekine karşı duyduğu cinsel anlamdaki ilgi ve yakınlık. Mastürbasyon yaparken başka birini düşünmek bile aldatmadır. Kadınların %40ı Erkeklerin %80 i aldatıyor.

Pasif Aldatma: Eyleme geçmemiş duygusal ve cinsel aldatma biçimine denir. Birinin ilgisinden hoşlanma, birini takip etmekten hoşlanma gibi.

Aktif Aldatma: Partneri dışındaki kişiye duymuş olduğu fiziksel duygusal ve mekânsal anlamdaki ilgi duyma biçimi.

Peki ya kişiler neden aldatıyor?
Aile baskısıyla yapılan gönülsüz evliliklerde kişilerden biri aldatıyor.
Pasif, bağımsız ve sorumluluk almayan partnerler aldatıyor.
Fiziksel şiddete maruz kalan partnerler aldatıyor.
Eşlerden birinin alkol ya da başka bir bağımlılık yapıcı madde kullanımı varsa zaman içinde aldatmalara sebep oluyor. (Kumar, porno, oyun)
Aşırı kıskanç ve pornografik bağımlılığı olan partnerler aldatıyor.
Erkeğin ya da kadının başka adamlara ya da kadınlara ilgi gösterip eşine göstermemesi aldatmaya sebep oluyor.
Aile çatışmalarında ne olursa olsun annesini tutan eşini savunmayan kişiler aldatıyor.
Eşin uzun süre evden ayrılmasını gerektirecek işler yapması aldatmaya sebep oluyor.
Eşleriyle kaliteli zaman geçiremeyen eşler aldatıyor.
Uzun süre baskı altında kalan partnerin statü anlamında yükselmesi durumunda aldatma görülüyor.
Eşinden başka hiç flörtü olmamış kişiler aldatıyor.
Doğum sonrası rollerle ilgili sıkıntılar ve cinsel anlamdaki uzaklaşmalar.
Cinsel açıdan tatminsizlik ve doyumsuzluk.
Etrafında eşini aldatan kişinin çok olması aldatmalara sebep oluyor.
Sosyo ekonomik problemler ilişkinin bozulmasına ve aldatmaya sebep oluyor.

Sevgilerimle
Uzm. Klinik Psikolog/İlişki ve Cinsel Terapisti
Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr

Yazının devamı...

Duygusal Açlık Nedir?

Duygusal yeme nedir?

Sürekli birşeyler yemek istiyorum.

Tok olduğumu farketsem de yemek yemeye devam ediyorum diyorsanız duygusal yeme bozukluğu olabilirsiniz.

Bu bozukluğa sahip kişiler, çevrelerinden görmedikleri ilgi ve sevgiyi kendilerine verebilmek için yemek yemenin vermiş olduğu o zevkten faydalanırlar.

Eğer siz de diyetisyene gidiyorsanız, diyetisyenden fayda görmenize rağmen diyete devam edemiyorsanız. Kilolu olmaktan hoşlanmıyor ama buna rağmen yemek yemeye devam ediyorsanız, yazımı okumaya devam edin.

Duygusal yemenin nedenleri

Yalnızlık, ilgi ve sevgi ihtiyacı, negatif duygulardan kurtulmak.
Pozitif duygulardan kaynaklanan aşırı yeme. (kutlamalar)

Kendimizi kötü hissettiğimizde negatif duygulardan kurtulmak için kendimizi yemek yemeye veririz. Daha sonra her negatif duygumuzda o duygudan kurtulmak için yemek yemeye başvururuz ve böylece bir kısır döngünün içine düşmüş oluruz.
Kutlamalar gibi ödül amaçlı yenilen yemeklerden sonra gelen pozitif duygu hissi kişiyi bir süre sonra tekrar o duyguyu yaşaması için yemek yemeye sevk eder.

Duygusal yemenin tedavisi

Yemek yemenize sebep olacak duyguları keşfedin ve bu duyguların temeline inin. Sizi tetikleyen duygu yalnızlık mı? Sosyalleşmeye çalışın. Sevgisizlik mi?

Kendinizle barışın ve sevilmeye değer yönlerinizi farkedin. Bütün bunları tek başınıza yapamazsanız bir psikologdan destek almayı deneyin.

Sevgilerimle

Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr

Instagram: psk.gulcinkeskin

Yazının devamı...

Çocuklarda Şiddet Davranışı

Birçok ebeveyn çocuklarının kendilerine ya da akranlarına şiddet uyguluyor olmasından şikayetçi. Bu soruna sebep olan birçok etken var. Çocuğun ebeveyni tarafından şiddet görmesi, ebeveynler arası şiddet, çocukla kurulan sağlıksız iletişim, boşanmalar, sevgisizlik ve ilgisizlik gibi. Bu yazımda size şiddet davranışına yol açan iletişim engellerinden bahsedeceğim.

Emir vermek ve yönlendirmek: Çocuklar bu tutum karşısında duygularının önemsenmediğini ve söylenileni yapmak zorundaymış gibi hisseder.

Ahlak dersi vermek: Bu tür bir iletişim çocuğa yapmamalısın etmemelisin mesajı verir, bu da çocuğu ebeveyne karşı koymaya zorlar.

Göz dağı vermek, uyarmak: Çocuk isteklerine saygı duyulmadığını düşünür ve bu durum karşısında çocukta öfke ve düşmanlık oluşur.

Öğüt vermek: Çocuğun problemlerini kendi kendine çözemeyeceğine inanıldığını gösterir.

Yargılamak: Çocuğun kendini yetersiz ve değersiz görmesine sebep olur.

Ad takmak, alay etmek: Çocuğun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar.

Aşırı övgü: Aşırı övgü çocukta sürekli beklentiye sebep olur. Benliğiyle bağdaşmayan övgü ise çocukta kızgınlığa sebep olur.

Sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında öfkelenir ve bu durum onda güvensizlik ve kuşkuculuk oluşturur.

Söz verip tutmamak, oyalamak: Böyle durumlarda çocuklar anne babalarının onları umursamadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirirken daima ciddidir. Onları geçiştirmek, alay etmek çocukta itilmişlik duygusuna sebep olur.

Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail:
Instagram: psk.gulcinkeskin

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.