MODA
GÜZELLİK
AİLE
SAĞLIK

Özgüven Eksikliği

Özgüven kişinin kendi hakkında sahip olduğu görüş ve bir şeyi başarabilmesine olan inançtır. Sağlıklı bir özgüvenimiz olduğunda, kendimizive genel olarak yaşamı olumlu hissetme eğiliminde oluruz. Yaşamın iniş ve çıkışlarıyla daha iyi başa çıkabiliriz.

Nedenleri
Araştırmalar, genetik yapımızın beynimizin erişebileceği özgüven artırıcı kimyasalların miktarını etkilediğini göstermiştir.
Mizaç. Doğuştan tereddütlü veya dikkatli olmanız, özellikle bilmediğiniz durumlarda, davranışsal engelleme diye tanımlanan eğiliminizden kaynaklı olabilir.
Ebeveynlik stilinden kaynaklanabilir. Ebeveynler tarafından ihmal edilmek ve duygusal ihtiyaçların karşılanmaması
Travmaya sahip olmak özgüvenimizin düşmesine sebep olabilir.
Negatif arkadaşlık ilişkileri de özgüven düşüklüğüne neden olabilir.

Belirtileri
Kendi fikrine güvenememek
Her zaman aşırı düşünme
Zorluklara girmekten korkmak
Kendine sert ama başkalarına karşı yumuşak davranmak
Sık sık kaygı ve duygusal kargaşa
Sosyal geri çekilme
Sosyal beceri eksikliği
Depresyon ve / veya üzüntü nöbeti
Daha az sosyal uygunluk
Yeme bozuklukları
Övgü kabul edememe
Kendinizi 'tamamen' görememe - kendinize karşı dürüst olamamak
Negatifi vurgulamak
Diğer insanların ne düşündüğünü fazla düşündüğü için abartılı bir endişe duymak
Kendini ihmal
Başkalarına kötü muamele edip etmediğiniz konusunda endişelenmek
Zorluklara katlanmaktaki isteksizlik
Kendini ilke veya bir yere koymaktaki isteksizlik
Kendi için hayattan az şey beklemek

Çözüm Yolları
Kendinizle olumlu konuşun. En yakın arkadaşınız gibi olun. Bir hata yaptığınızda kendiniz için zor olmayın.
Kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın. Herkesin farklı olduğunu ve her insan hayatının önemli olduğunu kabul edin.
Başarılarınıza sahip çıkın. Şans olarak değerlendirmeyin.
Övgüleri kabul edip teşekkür edin.
Endişelenmeyi bırakın. Geleceği göremeyeceğinizi veya değiştiremeyeceğinizi kabul edin ve düşüncelerinizi burada ve şimdi tutmaya çalışın.
Eğlenin. Her haftaya eğlenceli etkinlikler ve aktiviteler planlayın.
Egzersiz yapın.Hormonarın özgüvenin gelişiminde pozitif etkisinin olduğunu unutmayın.
İhtiyaçlarınızı, isteklerinizi, duygularınızı, inançlarınızı ve düşüncelerinizi doğrudan ve dürüst bir şekilde başkalarına iletin.
Yukarıdaki önerileri her gün uygulayın. Yararsız düşünce ve davranışların daha sağlıklı versiyonlarıyla değiştirilmesi çaba ve dikkat gerektirir. Yeni alışkanlıklar geliştirmek için kendinize zaman verin. İlerlemenizi göstermesi için bir günlük tutun.


Bu çözüm önerileriyle de hala özgüven sorunu yaşıyorsanız lütfen destek alın

Özgüvenli günlere...

Uzm. Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK
www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog


''Nigar Çiçek Eğitim & Psikolojik Danışmanlık''
Nef22 Ataköy B Blok no:231 Bakırköy / İST.
0533 792 8778


Yazının devamı...

Yalnızlık

Yalnızlık bazen normal olmayan bir durumken, bazen isteğimiz doğrultuda gayet normal ve yararlı da bir durumdur. Mesela yalnız başımıza bir kahve içmek ne kadar da güzel bir durumdur. Hayatımızı planlamak ara ara değerlendirmeler yapabilmek için yalnızlık kendiliğimize yaptığımız önemli bir katkıdır aslında...

Bir de yalnızlığı zorunda bırakılınca yaşarız. Ya da hep yalnız olmayı seçmek isteriz. Hep yanımızda biri olsun isteriz. Yalnız bir şey yapamayız. Ya da kimse olsun istemeyiz.

İnsan sosyal bir varlıktır ve çevresiyle etkileşime hem muhtaçtır hem de ondan fayda sağlar.

Peki normal olmayan yalnızlık nedir?

İnsanın dünyadan ve etrafındaki insanlardan uzak kalması/kopması hissi olarak tanımlanabilir
Bir zihinsel durumdur.
Kendini boş ve istenmeyen hissettirir.
Kişi kalabalık bir ortamda da yalnız hissedebilir.
Yalnızlığın ölüm oranları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir, obeziteden daha zarar verici olabilmektedir.
En az sigara içmek kadar kötü bir sağlık tehdidi olarak görülmektedir.

Nedenleri

Genetik
Fiziksel izolasyon, yeni bir yere taşınma, boşanma vb.
Yakın birinin ölümü
Depresyon belirtisi
Düşük özgüven. Kendine güven duymayan insanlar çoğu zaman, diğer insanların ilgisini alacak kadar değerli olmadıklarına inanırlar. Bu kronik yalnızlığa yol açabilir.

Yalnızlıkla İlişkili Sağlık Riskleri

Depresyon ve intihar
Kardiyovasküler hastalık ve inme
Stres seviyesinde artış
Azalan hafıza ve öğrenme
Antisosyal davranış
Karar vermede güçlük
Alkol ve uyuşturucu kullanımı
Alzheimer hastalığının ilerlemesi
Beyin fonksiyonlarında değişiklikler
Yetersiz diyet ve egzersiz
Yetersiz uyku alımı
Bağışıklık sisteminin zayıflaması

Çözüm Yolları

Yalnızlığın bir şeyin değişmesi gerektiğinin bir işareti olduğunu kabul edilmesi
Yalnızlığın hem fiziksel hem de zihinsel olarak yaşamınız üzerindeki etkilerini anlaşılması
Yalnızlığın bir his olduğunu ve geçebileceğini fark etmek
Sosyal sorumluluk projelerine katılmak veya hoşlanılan başka bir etkinlik yapılması. Bu durumlar insanlarla tanışmak ve yeni arkadaşlıklar ve sosyal etkileşimler geliştirmek için harika fırsatlar sunar.
Benzer tutum, ilgi ve değerleri paylaşan insanlarla kaliteli ilişkiler geliştirilmesi
En iyisini beklemek. Yalnız insanlar genellikle reddedilmeyi bekler, bu nedenle sosyal ilişkilerinizdeki olumlu düşüncelere ve tutumlara odaklanılması iyi bir çözüm yolu olacaktır.

Yalnızlığın normal sınırlarda yaşanması ve sizi beslemesi dileğiyle ...

Uzm. Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK


www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog


''Nigar Çiçek Eğitim & Psikolojik Danışmanlık''
Nef22 Ataköy B Blok no:231 Bakırköy / İST.
0533 792 8778

Yazının devamı...

Tükenmişlik Sendromu

Tükenmek bu aralar herkesin dilinde ...Acaba gerçekten tükenmişlik sendromu yaşıyor muyuz? Yoksa anlamını bile bilmeden tükendiğimizi mi düşünüyoruz?

Gündelik hayatta hepimiz ara ara yaşarız bu tükenmişlik sendromunu... Peki nedir tükenmişlik ve tükenmişlik sendromu ?

Tükenmişlik, aşırı ve uzun süreli stresin neden olduğu duygusal, fiziksel ve zihinsel yorgunluk halidir.

Nedenleri
İşin üzerinde çok az kontrolün olması ya da hiç kontrol yokmuş gibi hissedilmesi
İyi yapılan iş için ödül eksikliği
Belirsiz veya aşırı zorlu iş beklentileri
Monoton veya zor olmayan işler yapmak
Sosyalleşmek veya dinlenmek için yeterli zaman olmadan çok fazla çalışmak
Yakın, destekleyici ilişkiler eksikliği
Başkalarından yeterince yardım almadan çok fazla sorumluluk almak
Mükemmeliyetçi eğilimler; hiçbir şeyin yeterince iyi olmaması
Kendine ve dünyaya karamsar bakış
Kontrolde olma ihtiyacı
Yeterince uyku alamamak
Yüksek başarıyı hedefleme, A Tipi kişilik

Belirtileri
Çoğu zaman yorgun hissetmek tükenmişlik sendromunun en sık görülen belirtileri arasındadır.
Bağışıklık sisteminin zayıflaması, sık hastalanmak
Sık baş ağrısı veya kas ağrısı
İştahta veya uyku alışkanlıklarında değişiklik
Çaresiz, kapana kısılmış ve mağlup hissetmek
Dünyada yalnız hissetmek
Motivasyon kaybı
Başarısızlık duygusu ve kendinden şüphe
Giderek alaycı ve olumsuz bakış açısı
Azalan memnuniyet ve başarı duygusu
Sorumluluklardan kaçınma
Ertelemek, işleri halletmenin daha uzun sürmesi
Baş etmek için yemek yemek ya da ilaç, alkol kullanmak
İş atlamak ya da geç gelmek ve erken ayrılmak
Kendini başkalarından izole etmek

Çözüm Yolları
Eş, aile ve arkadaşlar gibi en yakın olanlarla durumun paylaşılması
İş arkadaşlarıyla daha fazla sosyalleşmek
Olumsuz insanlarla iletişimin sınırlandırılması
Yeni arkadaşlar edinmek
İşinde bir değer bulmaya çalışmak
Kendine zaman ayırmak: işe mola verip, tatile çıkmak
Sınırları belirlemek: gerektiğinde hayır diyebilmek
Teknolojiye günlük bir mola vermek
Yeterli sürede uyumak
Egzersiz yapmak
Dengeli beslenmek

Fiziksel ve zihinsel olarak tükenmediğiniz (tükenmişlik sendromu) nice güzel günler yaşamanız dileğiyle...

Uzm.Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK

nigarcicek@gmail.com
www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog
Nigar Çiçek Eğitim & Psikolojik Danışmanlık Nef22 b blok no:231 Bakırköy / İST.

Yazının devamı...

Hayvan Şiddeti

Nedir?

Hayvan zulmü (şiddeti) genellikle aktif ve pasif olarak iki ana kategoriye ayrılır. Aktif zulüm bir kişinin kasten bir hayvana zarar verdiği kötü niyetli davranışları ifade eder. Kasıtlı zulüm eylemleri genellikle en rahatsız edici davranışlardan bazılarıdır ve ciddi psikolojik sorunların belirtileri olarak düşünülmelidir. Bu tür davranışlar genellikle sosyopatik davranışlarla ilişkilidir ve çok ciddiye alınmalıdır. Pasif zulüm, suçun eylemin kendisinden ziyade bir eylem eksikliği olduğu ihmal durumlarıyla belirlenir. Ancak hayvan ihmali bir hayvanın şiddetli bir şekilde acı çekmesine neden olabilir. İhmal örnekleri açlık, dehidrasyon, parazit istilası, tasmanın bir hayvanın derisinde yetişmesine izin verme, kötü hava koşullarında elverişli barınma sağlayamamak ve bir hayvanın tıbbi yardıma ihtiyacı olduğunda veterinerlik hizmeti almasını sağlamamak olabilir.

Sebepleri

Kellert ve Felthous (1985) ve Merz-Perez, Heide ve Silverman'ın (2001) belirttiği gibi, hayvan zulmünü gerçekleştirme nedenleri çeşitli ve karmaşıktır. 1987’ben beri Amerikan Psikoloji A. Hayvanlara yapılan fiziksel saldırının gençlerde ve yetişkinlerde antisosyal davranış bozukluğunun bir belirtisi olarak görmüştür.

Ayrıca Agnew (1998), hayvan istismarı sebeplerinin sosyal psikolojik bir modelini ortaya koymuştur; bunlar toplumsal konum” (cinsiyet, yaş, ırk, eğitim), empati, öz kontrol ve zarar verici davranışın sonuçları hakkındaki cehalet gibi bireysel özellikler.

1985 yılında Kellert ve Felthous bir araştırmaları sonucu dokuz hayvan zulmü motivasyonunu rapor etmiştir: bir hayvanı kontrol etmek, bir hayvana karşı misilleme yapmak, bir tür veya ırka karşı önyargıyı tatmin etmek, bir hayvana karşı saldırganlığını ifade etmek, kendi saldırganlığını geliştirmek, insanları eğlence amaçlı şok ettirmek, başka bir kişiye karşı misilleme yapmak, düşmanlığı bir kişiden bir hayvana vermek ve spesifik olmayan sadizmi harekete geçirmektir.

Çözüm Yolları

Hayvan istismarını önlemek için Amerikan Hayvan İstismarını Önleme Derneği (ASPCA) şu çözüm yollarını sunmuştur:

Çevrenizdeki hayvan istismarının farkında olun.

Hayvan istismarını tanımayı öğrenin.

İşkence amaçlı şok ettirmek, başka bir kişiye karşı misilleme yapmak, düşmanlığı bir kişiden bir hayvana vermek ve spesifik olmayan sadizmi harekete geçirmektir.

Hayvan istismarını bildirirken mümkün olduğunca fazla bilgi sağlayın.

Diğer insanlar için iyi bir örnek oluşturun. Evcil hayvanınız varsa, onlara her zaman sevgi ve iyi bakım göstermelerini sağlayın.

Çocuklarınıza hayvanlara karşı sevgi ve saygı göstererek davranmaları hakkında konuşun.

Yazının devamı...

Anksiyete Bozukluğu

Hayatımızın devamı için kaygı önemlidir ve gereklidir ancak yoğunluğu ve sıklığı günlük rutin hayatımızda yapacaklarımızı yapamayacak noktaya getiriyorsa ortada anksiyete bozukluğu var demektir. Kaygı yaşamımızın erken dönemlerinde öğrenilir ve eğer baş etme yolları öğrenilmezse ve geliştirilemezse aynı durumla karşılaşınca yine aynı tepkileri vermesi olasıdır. Dolayısıyla anksiyete bozukluğu yaşıyorsunuz demektir.

‘’ Kaygı : genetik faktörler + çevresel faktörler + öğrenilemeyen baş etme yöntemleri ‘’

Sadece tek bir sebebi olmamakla birlikte anksiyete bozukluğu bunların hepsini içine alabilir. Önemli olan sizi nasıl ve ne derece etkilediğidir. .

Belirtileri?

-Yaşanan durumun en kötü ihtimalini düşünme döngüsü

-Huzursuzluk, mutsuzluk, gergin, endişeli olmak

-Yaşanan bir kaygı durumunda ve benzeri durumlarda aynı olumsuz durumun yaşanması hali.

-Yaşanan uyku sorunları

-Avuç içlerinde terleme

-Kalp çarpıntısı, çok hızlı atması

-Baş ağrısı, baş dönmesi

-Yaşanan mide sorunları

-Bağırsak problemleri

-En kötüyü öngörme

-Dişlerini sıkma, ağız kuruluğu

-Mide bulantısı

-Yeme düzenindeki dengesizlikler

-Sosyal hayattan uzaklaşma ve özgüven eksikliği

-Uyku düzeninde bozulmalar

-Ana odaklanamama, konsantrasyon güçlüğü

Çözüm Yolları?

-Anksiyete bozukluğu durumunu bilmesi ve buna uygun davranması için psikoterapi desteği alınması gereklidir.

-Sorunun niteliğine ve sıklığına göre tedavi planlaması ve çözüm yolu değişmektedir. Ama terapi bazında bilişsel davranışçı terapi yöntemi başarılı olmaktadır. Başarılı olunan yöntem de; psikofarmakolojik destek + bilişsel davranışçı terapi ile anksiyete bozukluğu normal bir noktaya gelmektedir ve bozukluk olarak karşımıza çıkmamaktadır.

-Omuzları ve vücudu dik tutup ayağa kaldırararak vücudumuza herşeyin yolunda gittiği mesajının verilmesi

-Kaygılı düşünceler sizin tüm düşünce sisteminizi sarmadan fiziksel olarak mevcut konumunuzu değiştirin ve anlık iyi gelecek destekleyici yöntemleri yapın.Sonrasında kalıcı çözüm için psikoterapistten destek alın.

-Destekleyici yöntemler olarak gevşeme, nefes tekniği ve spor da var olan mevcut durumu iyiye getirmek için iyileştirici çözümler olmaktadır. Ama tek başına yeterli değildir.

Uzm.Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK

nigarcicek@gmail.com
www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog


Nigar Çiçek Eğitim & Psikolojik Danışmanlık
Nef22 Ataköy B Blok no:231 Bakırköy / İST.

0533 792 8778

Yazının devamı...

Alışveriş Bağımlılığı

Bağımlılık denilince akla ilk alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı veya sigara bağımlılığı gibi konular gelmektedir. Ama gelişen zaman ve teknolojiyle beraber alışveriş bağımlılığı oldukça artmıştır. Alışveriş bağımlılığını artıran bir durum ise gelişen teknolojiyle beraber her an elimizin altında olan telefonlardan, bilgisayarlardan istediğimiz gibi online olarak mağazaya gitmeye bile gerek kalmadan istediğimiz ürünür ahatça alabilmemizdir. Peki alışveriş bağımlılığı nedir?

Alışveriş bağımlılığı bir dürtü kontrol bozukluğudur. Kişi artan miktarlarda ve sıklıkta, çoğunlukla da planladığından daha fazla alışveriş yapar ve kendini durduramaz. Alışverişkolik diye de tanımladığımız alışveriş bağımlıları htiyacından ve gereğinden fazla kontrol dışı para harcayan kişilerdir.Bu kişiler para harcamaktan kaçamaz. Bu kişilerin stresle başa çıkamadığı durumlarda göstermiş olduğu ve sonucunda anlık rahatlamanın olduğu tepkiye alışveriş bağımlılığı denir.

Neden olur?

-Dürtü kontrolünde zorlanma ve kişik yapısı türü
-Kontrolcülük
-Heyacan arayışı
-Duygusal ve zihinsel boşluğu doldurma ihtiyacı
-Duygularla başa çıkamama
-Kredi kartının bilinçsizce kullanımı ve reklamlar
-İnternette ve telefonla pazarlama imkanlarının artması.

Belirtileri nelerdir?

-Belirtileri kişinin önceye göre dikkat çekecek, fark edilecek şekilde fazla alışveriş yapması ve bunun bilincinde olmamasıdır. Araştırmalara göre erkekler elektronik eşyaya yönelirken, kadınlar ise; kozmetik ve giyime yönelmektedir.

Çözüm yolları?

-Öncelikle kişinin bunun alkol, sigara bağımlılığı gibi bir problem olduğunun ve uzmanlar tarafından tedavi edilmesi gerektiğinin bilincinde olması ve uzman desteği alması gerektiğini kabul etmesi gerekir.

-Uzman desteğiyle terapi sürecinde alışveriş bağımlılığına kişiyi sürükleyen sebepler analiz edilerek tedavi edilebilir.

-Alışverişe çıkarken yanında kontrol eden bir yakının olması, alışverişe çıkmadan önce ihtiyaç listesi yapılması çözüm süreci için pratik öneriler olabilir.


Uzm.Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK


www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog


Nigar Çiçek Eğitim & Psikolojik Danışmanlık
Nef22 Ataköy B Blok no:231 Bakırköy / İST.

Yazının devamı...

Okul Korkusunun Nedenleri ve Önerileri

Her 100 çocuktan 5'i okul korkusu yaşamaktadır.Araştırmalar okul korkusu yaşayan öğrencilerin bu korkuyu yaşama nedenlerini bulmuştur:

-Fiziksel nedenler (şişmanlık,zayıflık,bedensel özür vb.)
-Kendinden büyük veya küçük çocuklardan korkuyor olması.
-Anne-baba kavga edince annenin evi terkedeceğinden korkuyor olmasıyla çocuğun okula bırakılırken ki durumunun da aynı olacağını düşünmesi.
-Annenin çocuğuna normal olmayan bir şekilde bağlı olması ve bunu çocuğuna hissettirmesi.
-Çocuğun sinirli,ters sürekli ceza veren öğretmen imajını öğrenmesi ve her öğretmeni öyle sanması.
-Annesiyle evde kalan kardeşini kıskandığı için çocuk okulda olduğu zaman ona verilen ilginin azalıp kardeşine verileceği endişesini duyması.
- Özellikle eğitimin desteklenmediği,akademik başarının önem verilmediği bir ailede doğup büyümüşse çocuk okula gitmek istemeyebilir.Hemen olmasa da zamanla okul fobisi gelişebilir.

Çocukta Gözlemlenen Belirtiler:

-Kilo kaybı ya da kilo artışı
-Uyku durumundaki bozukluklar
-Ağlama nöbetleri
-İştahsızlık, keyifsizlik, bulantı-kusma
-Çocuğun herhangi bir yerinde oluşan ağrı ya da acı hissi vb.

Bu belirtiler bedensel gibi gözüksede asıl sebebi psikolojiktir.Tıp doktoruna gidilse de test,tahlil yapılsa da bir sorun görünmez.Şimdilik masum görünen fakat sonrasında akademik başarısını ve ilişkilerini etkileyebilcek duruma gelene kadar büyük etkiler hayatını olumsuz yönde etkileyen durumlar görülebilir. Yapılması gereken psikolojik destek alınmasıdır. Çünkü ancak bu sayede sorun ortadan kalkacaktır.Sorun ortadan kalktıktan sonra çocukta gözlemlediğimiz değişiklerle birlikte hayatında gördüğümüz iyileşmeyi farkedeceğiz ve daha mutlu çocukların yetişmesini sağlayacağız.

Öneriler:

-Çocuğu okul öncesi kreş ya da anaokuluna gönderirseniz ilkokula geçişi daha sancısız olacaktır.
-Çocuğu akranlarıyla aynı ortama sokarak sosyal iletişim becerilerini kullanabilmeyi ve onları güçlendirmeyi sağlamalıyız.
-Çocuğun yanında okul öğretmeni ve okul hakkında kesinlike olumsuz şeyler konuşmamak gerekir.
-Çocuğa okulu sevmesi için nedenler bulmayı sağlamalısınız. Örneğin; oyun grupları, klüp etklinleri vb.

Tüm bunlardan da görüldüğü gibi çocuğun okuldan korkması ve akademik başarısı düşmesi gibi nedenlerin büyük nedeni ailedir.Aileden ilk aldığı eğitimle çocuk okula hazır hale gelmelidir. Unutmamalıdır ki okuldan önce eğitim ailede başlar. Çocuğunuza güzel, mutlu ve başarılı yarınlar verebilmeniz dileğiyle..


Uzm.Klinik Psikolog Nigar ÇİÇEK

nigarcicek@gmail.com

www.nigarcicek.com

instagram:bayanpsikolog


Yazının devamı...

Evliliği Bitiren 10 Neden

Evlilik, iki kişinin ömür boyu devam etmesini istediği mutluluğa giden bir yoldur.Ancak bu durum bazen söz verdiğimiz şekilde devam etmiyor.Yaşanan sorun, sıkıntı ve gerilimler sonucu mutsuzluk şeklini alabiliyor.Bu mutsuzluk çiftler arasında çözülemediği hatta daha da kötüye gittiği durumlarda evliliği bitirme noktasına getirebiliyor. ''İncir çekirdeğini doldurmayan '' diye tarif edilen sorun bile sayamadığımız kimi durumlar bir de bakıyorsunuz sorunlar dizisi halini almış...

1.)Başkaları!
Sen ve eşin dışındaki herkes başkasıdır. Evlilik kurumunda sen ve eşinin yaşam alanına sürekli birilerini sokmak, sürekli gündem konusu olarak onları ana gündem maddesi yapmak evliliği yorar, bozar ve bitirir. Bunu yapmayın.

2.)Sorumsuzluk!
Eşin ve sen birlikte bir çatı altına girdiyseniz eğer buradaki yaşam alanı içindeki işleri üstlenmek bir görev ve sorumluluktan ziyade size keyif veren bir durum olmalıdır. Eğer bu durum böyle değilse sorumluluklarını paylaş ve ona göre yaşa.Çünkü tek kadının ya da tek adamın omuzuna binen sorumluluk sadece evliliğinizi bitirmekle kalmaz sizi de bitirir...

3.)Maddiyat!
Parayı ana gündem maddesi yapmak yerine ikinizin mutluluğuna giden, sizi amaca götüren bir araç olması gerektiğini unutmayın. Sadece para için evlenen kadın ya da adam varsa etraftakileri ona göre de önleminizi alın. Sizi üzmesin. !

4.)Anlayışlı Olmak!
Bazen hem kadın hem erkek sinirli ve tahammülsüz olabilir. Aynı anda tahammülsüzlük birbirinize zarar vermekten başka hiç birşey yapmaz. Eşiniz gergin olunca siz alttan alın; siz gergin olunca o alttan alması lazım. Burada unutulmaması gereken bir konu var! Devamlı bir tarafın alttan alması kişilere ve evliliğe çok normal bir durum ve boyut kazandırmaz.

5.)Saygılı Olmak!
40 yıllık eşinizde olsa saygı kavramını belki de herşeyin önüne koymalısınız.Çünkü yaşanan zorluklar, sıkıntılar, stres durumları bazen bizi gergin yapabilir.İşte bu durumda bile eşimize olan saygımızı, hem kendimize hem eşimize hem de evliliğimize giden yolda bize artı paranın getiriği bir hesap gibi düşünerekten hiç eksiye düşmemeyi sağlamak...

6.)Konuşun!

Eşlerde en sık gördüğüm hatadır.Bir taraf diğerine kırılıyor ama diğer taraf niye kırıldı? Neye kırıldı? hiçbir anlam veremiyor.Daha anlayamadan bir çatışmanın içinde buluyor kendini ve anlamlandıramadığı şekilde ilişkilerini zedeliyorlar.Bunu yapmayın.

7.)Rahat Bırakın!
Sürekli yan yana diz dize olmak evliliklerde tükenmişliği beraberinde getirir.Ama eğer eşimizin yaşam alanlarına saygı duyarsak bizimle geçirdiğimiz zaman da dışarıda olduğu zaman da...Kısacası hayattan zevk alma durumu daha da artar ve sürdürülebilir mutluluk kaçınılmaz hale gelir.

8.)Destek Olun!
Hayatın ara ara kargaşasından uzak durmak gerekir.Eşinize bu durumda ve her daim köstek değil destek olun.Destek olunan her evlilik her geçen gün sizi birbirinize daha da bağlar.

9.)Ödüllendirin!
Gerek tatlı sözle gerek bir tavrınızla gerek bir davranışınızla hangi yaşta olursa olsun onu ödüllendirip sevip saydığımızda ilişkimizin kan akışı hızlanır.

10.)Yanında Olun!
İlk sözü ettiğiniz gibi hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde hep yanında olduğunuzu hissettirin ve söyleyin.






Uzm.Klinik Psikolog Nigar Çiçek

www.nigarcicek.com
instagram:bayanpsikolog


Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.